Etiketler:
  1. @şK_MeLeĞ!.

    @şK_MeLeĞ!. Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.035
    Beğenilen Mesajlar:
    18
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    İşte öyle bir aşk hikayesi

    Konu, 'Aşk Hikayeleri' kısmında @şK_MeLeĞ!. tarafından paylaşıldı.

    < Konu Resmi..>
    < Konu Resmi..>
    Üniversiteli delikanlı, < Konu Resmi..>
    kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz, minik bir salon. Seyircilerle oyuncular arasında sahanın çizgisi vardı sadece... < Konu Resmi..>
    O kadar yakındılar. Delikanlı bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda. Ondan hoşlandığını hissetti. Az sonra birşeyi daha hissetti. uzun zamandan beri maçı değil o < Konu Resmi..>
    güzel kızı izlediğini. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Gözgöze geldiler, kız da delikanlıya gülümsedi. Delikanlı çok popülerdi o yıllarda. Kız onu tanımış olmalıydı. Kimbilir belki kızda < Konu Resmi..>
    ondan hoşlanmıştı. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için, ona öyle gelmişti. Set değişip < Konu Resmi..>
    takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi. Üçüncü sette tekrar yerine döndü. Kız da bu gidip gelişleri farketmişti. Bir defa daha gülümsedi. Manidar... "Anladım" der < Konu Resmi..>
    gibi bir gülümseyişti bu. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar güzeli kızı düşündü. Pazar günü sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı... ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için... < Konu Resmi..>

    < Konu Resmi..>
    < Konu Resmi..>

    Delikanlı < Konu Resmi..>
    artık genç kızın hiç bir maçını kaçırmıyordu. Dahası Ankara Kolejinin her dağılış saatinde okul civarında oluyordu, onu birkez daha görmek için. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı. < Konu Resmi..>
    Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlaşmış, sonra arka sokaklara dalıp yıldırım gibi koşarak,< Konu Resmi..>
    bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. Kız bu defa, iyice gülmüştü. Karşısında sözümona ağır ağır yürüyen ama nefes nefese kalmış delıkanlıyı görünce anlamıştı herşeyi. Delikanlı, < Konu Resmi..>
    voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı ve ona kıza olan hislerinden sözetti. < Konu Resmi..>
    O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları < Konu Resmi..>
    gerekiyordu. "Tabi" dedi kaptan. "Bu hafta sonu güzel bir konser var, biz kızlarla o konsere gitmeye karar vermiştik zaten, < Konu Resmi..>
    sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz hem de tanışırsınız."
    < Konu Resmi..>
    < Konu Resmi..>

    Delikanlı konser< Konu Resmi..>
    gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı. Konsere gidecekleri gün geldiğinde, o ne heyecandı öyle!... Konser salonunun kapısında tanıştılar. El sıkıştılar, o güzel < Konu Resmi..>
    ele dokunduğu anı hiç unutamadı delikanlı. Takımın kaptanı, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı, < Konu Resmi..>
    onunla nihayet yanyana oturuyordu. O nun sıcaklığını hissetiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylece duruyordu. < Konu Resmi..>
    Delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki. Ama yapamadı. Herşey böyle iyi giderken, yanlış bir < Konu Resmi..>
    hareketle onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki... Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu. Kızın omuzuna değil, kotuğun üzerine. Sonra kız bir ara arkaya yaslandı. < Konu Resmi..>
    Birkaç saç teli, delikanlının elinin üzerine değdi. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu genç adamın. Konserden çıkarken kız, "Sizi her maçımızda görmeye alaştık. Yarın Adana'da maçımız var, gözlerimiz sizi arayacak" Hayır aramayacaktı. < Konu Resmi..>
    Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü. Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana Kebap yiyecek kadar para vardı. < Konu Resmi..>


    Gece yarısı kalkan< Konu Resmi..>
    otobüse bindi. Sabah erkenden Adana'daydı. Maç saatine kadar başıboş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu. < Konu Resmi..>
    Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci kendisiydi. İlk sette kız onu farketmedi. İkinci sette öbür tarafa gittiler. Döndüklerinde, üçüncü sette kız farketti delikanlıyı. Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, < Konu Resmi..>
    biraz da gurur vardı sanki. Ankara'nın hele kolejin en popüler delikanlılarından biri onun için taa oralara kadar gelmişti. Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garaja gtti. < Konu Resmi..>
    Tek kelime konuşmadan. Konuşmaya gelmemiştiki zaten. Kız "Keşke orada olsan" demişti o da olmuştu işte. Hepsi bu. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında. Birgün Üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. < Konu Resmi..>
    Daha doğrusu bir şiirden alınmış dörtlüğe.< Konu Resmi..>
    Söylemek istediği herşey bu dört satırda vardı sanki. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı. Öğleden sonrayı iple çekti. Kolejin önüne gitti. Kızın karşısına geçti. "Bu sana" diyerek kartı eline tutuşturdu ve kayboldu. Kız, elindeki karta< Konu Resmi..>
    yazılı olan Necip Fazıl'ın dörtlüğünü okumaya başladığında delikanlı çoktan uzaklaşmıştı.
    < Konu Resmi..>
    < Konu Resmi..>


    < Konu Resmi..>
    "NE HASTA BEKLER SABAHI NE TAZE ÖLÜYÜ MEZAR,
    NE DE ŞEYTAN BİR GÜNAHI,
    BENİM SENİ BEKLEDİĞİM KADAR..."< Konu Resmi..>


    Delikanlı ertesi gün öğleden sonra, tarif edilmez bir heyecanla < Konu Resmi..>
    kolejin önündeydi . Kız karşıdan geliyordu. Bu defa yanında arkadaşları yoktu, yalnızdı. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya. Gözlerine inanamadı genç adam. Onu yanına mı < Konu Resmi..>
    çağrıyordu yoksa?! Evet, çağırıyordu işte. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken. "Sana birşeyler söylemek istiyorum" dedi genç kız. O da heyecanlıydı, titriyordu, delikanlı bunu farkettiğinde biraz rahatladı. "Bak iyi dinle. Dünkü satırlar için çok < Konu Resmi..>
    teşekkürler. Herhalde hissetin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım biri daha var. < Konu Resmi..>
    Ondan da hoşlanıyorum ve henüz, hanginizden daha çok hoşlandığıma karar veremedim. Ve şu an onu terketmem için bir sebep yok." Delikanlı "O zaman karar verdiğinde < Konu Resmi..>
    ve de eğer tercih ettiğin ben olursam< Konu Resmi..>
    , hayatında başka kimse olmazsa, ara beni" dedi ve kızın yanından hızla uzaklaştı.
    < Konu Resmi..>
    < Konu Resmi..>

    Bir < Konu Resmi..>
    daha voleybol maçlarına gitmedi, bir daha okul yolunda önüne çıkmadı, bir daha onu hiç görmedi. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi. Tıpkı kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi. < Konu Resmi..>
    Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, mutusuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi. Ama hep bekledi. Başka hiç< Konu Resmi..>
    kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi... Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu. İki dörtlüktü şiir. İlki kıza verdiği, ikincisi ise yeni bulduğu idi. O dörtlüğü de bir kağıda özenle yazdı, cebine koydu. Bekleyiş sürüyor,< Konu Resmi..>
    sürüyordu. Okullar kapandı, açıldı, aylar, aylar geçti... Birgün delikanlı, kızı aniden karşısında buldu. "Günlerdir seni arıyorum" dedi kız."İşte sana cevabım, işte sana haber... Artık hayatımda hiç kimse yok!..." "Yaa!" dedi delikanlı. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken,< Konu Resmi..>
    aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağazından sadece bu ses çıkabilmişti. Elini cebine attı, şiirin ikinci dörtlüğünü yazdığı, eskimiş kağıdı kıza uzattı. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya birgün, bu da sonu, son dörtlüğü" dedi < Konu Resmi..>
    ve yürüdü gitti delikanlı.< Konu Resmi..>
    Arkasına bile bakmadan yürüdü. Kız ikinci dörtlüğü tuhaf bir hüzünle okumaya başladı.

    < Konu Resmi..>
    "GEÇTİ ARTIK İSTEMEM GELMENİ
    YOKLUĞUNDA BULDUM SENİ
    BIRAK VEHMİMDE GÖLGENİ
    GELMEN ARTIK NEYE YARAR!..."< Konu Resmi..>


    Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala düşünüyor. O uzun, < Konu Resmi..>
    o çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazmıydı?. < Konu Resmi..>
    O sevgilinin kendisi bile yetmezmi olmuştu kendisine... Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti hayatından?! Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hala bilmiyor? Bilmediğini de en iyi ben< Konu Resmi..>
    biliyorum. Yani, YAŞAYAN BİLİYOR!.


    < Konu Resmi..>
    Hıncal Uluç. < Konu Resmi..>



     
  2. fırtına

    fırtına Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.735
    Beğenilen Mesajlar:
    28
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    Cevap: İşte öyle bir aşk hikayesi
    canım ya hikaye başında iyiydi sonuna doğru saçma olmuş ama yine paylaşımın için sağoll :)
     
  3. Parthenope

    Parthenope Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    3 Haziran 2008
    Mesajlar:
    91
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Aydın
    Cevap: İşte öyle bir aşk hikayesi
    Çok beğendim bende çok güzelmiş.
     
  4. @şK_MeLeĞ!.

    @şK_MeLeĞ!. Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.035
    Beğenilen Mesajlar:
    18
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    Cevap: İşte öyle bir aşk hikayesi

    teşekkurler canım benım
     
İşte öyle bir aşk hikayesi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. bir aşk hikayesi...

    bir aşk hikayesi...

    bir aşk hikayesi... Dondurucu soğukta bir an önce evime varabilmek için hızla yürürken, ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm.. Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım.. İçinde üç dolar ve sararıp kat yerleri yıpranmış eski bir zarftan başka birşey yoktu... Sol üst köşede yalnızca gönderenin adresi, alıcı adresi yerinde bir posta kutusu numarası vardı. Bir ipucu...
  2. İlahi Aşk işte öyle bir şeydir ...

    İlahi Aşk işte öyle bir şeydir ...

    ilahi aşk hikayeleri ilahi aşk '' Aşk nedir? dediler Mansur'a. Sabredip bekleyin dedi. Üç güne varmaz görürsünüz. Önce kollarını ayaklarını kestiler Her uzvu Aşk dedi. Astılar, bedenini o yine Aşk dedi. Yakıp küllerini nehre saçtılar Her bir zerresi Aşk ile Enel-Hak dedi.'' ''AŞK'TA ABDESTİ, SAHİBİNİN KANIYLA ALİNACAK İKİ REKAT NAMAZ VARDIR '' Aşk, insan duygusal alanı içinde en karşı...
  3. üzücü bir aşk hikayesi

    üzücü bir aşk hikayesi

    üzücü hikayeler Adam genç eşini çok seviyor,bir o kadarda kıskanıyordu öyleki iş yerinde yemek verildiği halde,her öğlen o uzun yola rağmen evine gidiyor,eşiyle birlikte yemek yiyordu.Kadın, eşinin sadece yemek yemek için geldiğini düşünüyordu.Bilmediği bir şey vardı eşi kendisini kontrol ediyordu.Bu bilinmeyenle uzun süre birlikte yediler yemeklerini taa ki adam gelipte eşini evde bulamayana...
  4. öyLe Bİr aşk işte...

    öyLe Bİr aşk işte...

    öyle bir aşk işte bazen öyle biri gelir ki hayatınıza tam da yıkılmışlığın ortasına olsa da uzak diyarlar da gözyaşlarınıza dokunacak kadar yakındır aslında dondurduğunuz hislerinize tercüman olup dokunuverir yüreğinize onunlayken konuşmalara sınır koymak zorunda değilsinizdir yanlızlığı kucaklamanın bir anlamı yoktur gelip sarıverir sevgisi tüm hücrelerinize ben diye birşey...
  5. Mükemmel bir aşk hikayesi…

    Mükemmel bir aşk hikayesi…

    mükemmel aşk hikayeleri Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez…. Biri tipta okuyordu, öbürü mimarlikta. O ilk karsilasmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karsilasabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konusacak cesareti bulmalari biraz zaman aldi ama sonunda basrdilar. Ikisi de her sabah otobüse bindikleri...

Sayfayı Paylaş