Karikatürist Biyografileri

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Karikatürist Biyografileri

Semih Balcıoğlu </B>
Semih Balcıoğlu 1928 İstanbul doğumlu. Işık Lisesi ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü'nü (1952) bitirdi. İlk karikatürü, mizah dergisi Akbaba'nın "Genç Fırçalar" sayfasında çıktı (1943). Taş ve İlhan Selçuk'la birlikte Taş-Karikatür dergilerini yayımladı; Çarşaf ve Çivi dergilerini yönetti. Akşam, Vatan, Hürriyet, Dünya, Tercüman, Politika, Yeni Yüzyıl gazeteleri ile Akbaba, Taş, Karikatür, Taş-Karikatür, Özgür İnsan, Yankı, Çarşaf, Çivi gibi dergilerde çizdi. 1969'da iki arkadaşıyla birlikte Karikatürcüler Derneği'ni kurdu ve üç kez bu derneğin başkanlığını yürüttü (1970-72, 1975-76, 1978-79); 1996'da derneğin onursal başkanı oldu. 1973-79 yıllarında Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın genel başkanlığını yürüttü.

Türkiye'de üç boyutlu karikatürü gerçekleştiren ilk sanatçıdır. Bugüne kadar yedisi yurtdışında olmak üzere (Skopje 1972, Paris 1975, New Castle 1978, Frankfurt 1981, Melbourne, Sidney, Canberra 1994) toplam 67 kişisel sergi açtı. Yapıtları Tolentino, Gabrovo, Basel ve Varşova'daki karikatür müzelerinde yer almış, Almanya'da Wilhelm-Busch Karikatür Müzesi'nde sergilenmiştir.

Meslek yaşamında yurtiçi ve yurtdışında 41 ödül kazandı. Gümüş Güvercin (Skopje), Altın Madalya (Pescara), Altın Palmiye, Gümüş Hurma (Bordighera), Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Abdi İpekçi Barış ve Kardeşlik Ödülü, Tüyap Şükran Ödülü, Karikatür Vakfı Onur Ödülü bunlardan birkaçıdır. Gabrovo Mizah Evi'nin yaptığı oylama sonucu dünyanın 106 çizerinden biri olarak kabul edilen Balcıoğlu'nun Güle Güle İstanbul adlı kitabı, İtalya'nın Pescara kentinde yapılan uluslararası karikatür kitapları yarışmasında birinci oldu.

1952'den itibaren yayımladığı karikatür kitaplarının sayısı 19'dur. Başlıca kitapları şunlardır: Yazısız Çizgiler (1972), 50 Yılın Türk Mizah ve Karikatürü (1973; Ferit Öngören'le), I. MC (1978), Güle Güle İstanbul (1979), Cumhuriyet Dönemi Türk Karikatürü (1983), Gözüm Görmesin (1985), Karikaturgut (1990), Galeri Çiller (1993), Hacı-Bacı (1996).

Evli olan Semih Balcıoğlu'nun bir kız çocuğu vardır.

Balcıoğlu, 1999 yılında “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü”nü aldı. 15 Ocak 2002 tarihinde Mimar Sinan Üniversitesince “Onursal Doktor” unvanı verilen Balcıoğlu, Basın Şeref Kartı sahibiydi. 27 Ekim 2006 Cuma günü vefat etti.

HAKKINDA YAZILANLAR

Karikatürist Semih Balcıoğlu’nu kaybettik
27 Ekim 2006

Gazetecilik mesleğinin ustalarından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Onur Kurulu Başkanı ve Sabah gazetesi çizeri Semih Balcıoğlu yaşamını kaybetti.
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Karikatürist Biyografileri

Suat Yalaz </B>
Doğum Tarihi - 1932 / Kırşehir, Çiçekdağ

Suat YALAZ, 1932 yılında Çiçekdağ'da doğdu. Memur çocuğu olduğundan, çocukluk ve ilk gençlik yılları Denizli, Adana, Kayseri illerinde geçti. ilk karikatürleri Kayseri'de, günlük Erciyes Postası'nda yayınlanıp iki buçuk liraları aldığı zaman henüz 16 yaşında bir ortaokul öğrencisiydi. Yüksek tahsilini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nü bitirerek tamamladı. Öğrencilik yıllarında günlük gazete ve haftalık mizah dergilerinde yeni akımın genç karikatüristlerinden biri olarak dikkat çekti.

Yıl 1954. Dönemin önemli gazetesi Vatan'ın genç çizerler için buluşma noktası olan odanın kapısına genç bir delikanlı gelir. Odada Bedri Koraman, Altan Erbulak ve Çetin Özkırım gibi usta çizerler oturur. Delikanlının elinde 'İkizler Çiftliği' adını verdiği bir çizgi roman çalışması vardır. Üstatlar çizimlere bakar. Kareler kopyaya benzemektedir. Çünkü çok net çizgiler, bembeyaz kağıdın üzerinde durmaktadır. Güzel ama nereden kopya ettin diye sorarlar. Genç kendinden emin; ‘‘kopya değil, ben çizdim’’ der. İyi ama kurşun kalem izi bile yok, der Erbulak. Yanıt ustaları şaşkınlığa düşürür: ‘‘Ne kurşun kalemi’’. Genç Suat Yalaz'dır. Dönemin usta kalemlerini şaşırtan çizgilere ulaşmasında hiçbir yönlendirme ve eğitim yoktur, çünkü Suat Yalaz'da doğal bir yetenek vardır. Yıllar sonra Erbulak, o gün, Onu denemek için bir at çizmesini istediklerini Yalaz'ın atı çizmeye ön ayaktan başladığını sık sık arkadaş toplantılarında anlatmıştır.

Aslında bu olay Yalaz'ı ilk defa başına gelmiyordur. Adana'da henüz 14 yaşındayken bir büyüğü resim yeteneğini görüp onu yerel bir gazete olan 'Türk Sesi'ne götürür. Çalışmalarını gören yetkili bir çizimlere bir de Yalaz'a bakar ve ‘‘Nereden kopyaladın' diye sorar. Yalaz yanıt vermeden karikatürlerini aldığı gibi gazeten çıkar. Babasının tayini Kayseri'ye çıkar. İki yıl sonra karikatürleri Erciyes Postası'nda yayınlanmaya başlar.

Çeşitli gazetelerin köşelerinde Suat YALAZ imzalı çizgi roman kahramanları görülmeye başlandı. Bunlardan biri de Karaoğlan'dı. Karaoğlan 1960 yılında yayına başladı. Ancak Yalaz'ın 'Karaoğlan'ın öncülü olan 'Kaan' adlı kahramanı 1959'da doğdu. 1959 yılında Akşam gazetesi Aptullah Ziya Kozanoğlu yazdığı yeni öykü ‘‘Kızıl Tuğ’’ için bir çizer aranır ve Yalaz bulunur. Kızıl Tuğ birkaç ay sürer ve Yalaz'ın yeri sağlamlaşır. Kızıl Tuğ'un sonunda Kaan'ın doğumu müjdelenir. Ancak Yalaz ile Kozanoğlu Kaan konusunda çok anlaşamaz. Yalaz, Kozanoğlu ustanın metinlerini değiştirmeye başlar. Tartışma uzar, en sonunda Kozanoğlu sinopsis vermeye başlar, Yalaz'ı serbest bırakır. Kaan beş serüven devam eder. Kozanoğlunun 1960'da Akşam'dan ayrılmasıyla sona erer. Ancak Kaan, Yalaz sinopsis üzerinden çalışmaya başladığı dönemden sonra 'Karaoğlanlaşmaya' başlamıştır.

1960'ta AKŞAM Gazetesinde yazıp çizmeye başladığı KARAOĞLAN çizgi romanının büyük ilgi görmesi ona, hem basında yayıncılık (KARAOĞLAN, SALINCAK, KORKU Dergileri) hem de en büyük tutkusu olan sinema alanında yapımcılık ve yönetmenlik kapılarını açtı.

Karaoğlan 1965 yılında filme alındı ve yönettiği Karaoğlan filmiyle Suat YALAZ da sinemaya adım attı. Gerçekten de Suat Yalaz'ın unutulmaz kahramanı Karaoğlan Türk çizgi romanının sinemada atağa geçişinin miladını oluşturur. Yalaz çizgileri ve öyküleriyle, bu miladın gerçek kahramanıdır. Karaoğlan 60'ların ilk yarısında çizgi roman kitapları piyasasını kasıp kavuran Esse Gesse'nin Teksas (Il Grande Blek) ve Tommiks (Capitan Miki) çizgi romanlarıyla yarışacak düzeyde ilgi gördü. Karaoğlan piyasadaki İtalya egemenliğini bir anlamda sarsıp, yerli üretim çizgi romanların müstakil dergilerle başarılı olabileceğini göstermişti.

Suat Yalaz'ın resme doğal yeteneği bir yana, onun asıl merakı çocukluğundan beri sinemadır. Yalaz çizgi romandan kazandığı parayı sinemaya yatırmaya karar verir ve sinema macerası başlar. İlk film ‘‘Altay'dan Gelen Yiğit' 1965 yılında tamamlanır. Yalaz dönemin tüm jönlerinin peşinde olduğu Karaoğlan rolünü tanımamış bir isme Kartal Tibet'e verir. Kendi firması adına 8 film yaptıktan ve Yeşilçam'da 10 yıldan fazla süren bir tarihi macera filmleri dönemini başlattıktan sonra Kartal TİBET ile yolları ayrılır.

Yalaz'ın Kartal Tibet ile yollarını ayırıp sinemayı bırakması genelde yanlış bilinir. Tibet'in Yalaz'ın ona önerip reddettiği film yedinci Karaoğlan filmi değil, ‘‘Yüzbaşı Kartal’’ adlı Almanya, Fransa ve Türkiye ortak yapımı bir casusluk filmidir. Tibet bu filme hayır der, ama Yalaz yapımcılar ve dağıtımcılar ile anlaşma yapmış, parasını bu filme yatırmıştır. Tasını tarağını toplar ve 1970'de Fransa'ya gider.

Paris'te KARAOĞLAN çizgi romanlarını 7 yıl süreyle Fransızca olarak yayınlatır. Ve, Paris'i “mekan tutar”. Türkiye'yle bağlantısını hiç kesmez. Hem Avrupa'nın ünlü yayınevleriyle, hem de ülkemizin en büyük gazeteleriyle çalışmalarını sürdürür...

Yarım yüzyıldan sonra “YOKUŞ”a emek veren Suat YALAZ 2001 yılında Basın’la ilgili çalışmalarına son verdi. 2002 yılı Yılın Karikatürcüsü Ödülünü aldı. Artık ektiklerini biçmek, bütün eserlerini toparlamak ve yeniden düzenli olarak yayınlamak istiyor. Kendi yayınevinde Karaoğlan sonrası günlük gazetelere yaptığı Son Osmanlı, İslam Tarihi gibi çalışmaları daha yeni yayımlamaya hazırlanıyor. Çok sevdiği sinemayla ilgili olarak da KARAOĞLAN ve YANDIM ALİ’ye TV için dizi film senaryoları yazıyor. Bunun yanında KARAOĞLAN’a bir yabancı firma ortaklığında sinema filmi yapılması için girişimleri var. YALAZ, kendisi gibi Akademi'li olan bir hanımla evli, Olcayto ve Kaan adlı iki oğul babasıdır.
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Karikatürist Biyografileri

Şahap Ayhan </B>
Gerçek adı Ali Şahabettin Ayhan olan sanatçı, yazıp çizdiği çizgiromanlarında kullandığı imzasıyla "Şahap Ayhan" olarak tanındı.

1926 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. İlkokulu Üsküdar Ravza-i Terakki Mektebi’nde okudu. Öğrenimini Üsküdar Paşakapısı Ortaokulu ve Haydarpaşa Lisesi'nde devam ettirdi. Yüksek öğrenimini İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde 2 yıl Tarih bölümü, Felsefe, Coğrafya, Sanat Tarihi bölümlerinde birer yıllık öğrenciliğin ardından tamamladı.

İlk çizgiromanı Mahmut Şevket Beşinci’nin yazdığı "Pire Nuri Cumhuriyet Bayramında", 1944'de Mehmet Faruk Gürtunca’nın yayınladığı Afacan Çocuk Sesi dergisinde yayınlandı. Ardından aynı dergiye "Pire Nuri Karaborsacılar Peşinde" ve "Pire Nuri'nin Yaramazlıkları" adlı çizgiroman serilerini çizdi. 1946 yılında "Yarın" gazetesinde ressam olarak çalışmaya başladı .

1947 yılında Çocuk Sesi dergisine "Kralın Hilesi", Çocuk Haftası dergisine Ayhan Erer'le birlikte "Atilla Geliyor", ardından "Atilla'nın Ölümü", "Arslan Yüreği" gibi eserler hazırladı.

Bir Şahap Ayhan karesiKırklı yılların sonunda üniversiteyi bitirip yedek subay olarak askere giden Şahap Ayhan, 1950 yılında askerlik görevini tamamlayıp Babıali'ye çizer olarak döndü. Memleket, 101 Roman, Vatan, Yeni Sabah, Ceylan, Hür Anadolu, Sabah, Tercüman, Son Havadis, Tercüman Çocuk, Türkiye, Türkiye Çocuk, Çocuk Haftası gibi dergi ve gazetelere çizgiromanlar, yazı resimlemeleri, tarihi tablolar hazırladı.

1950 yılında Mustafa Kızıltan'ın "101 Roman" adlı haflalık çocuk dergisine "ZIU'nun Maceralari", ve "Kara Kamçının Serüvenleri" adlı ilk Türk bilimkurgu çizgiromanlarını yazıp çizdi.

1953 yılında ilk tek kahramanlı Türk çizgiroman dergisi Köroğlu'nu Galip Bülkat’la birlikte çizdi, Köroğlu'nun yayını 40 sayı sürdü.

1952 yılından başlayarak Yeni Sabah Gazetesi'nin çizgiroman ilavesine "Resimle İstiklal Savaşı", "Baltacı ve Katerina", "Safiye Sultan", "Kleopatra", "Çiçi", gibi çok sayıda çalışmalar yaptı.

1955 yılında Ceylan dergisinde "Karabulut Kargalar Ülkesi", "Karabulut Gökleri Yenen Adam" gibi çizgiromanları derginin arka sayfasında renkli olarak basıldı.

Çok üretken bir çizerimiz olan Şahap Ayhan, Kazanova, Don Juan, Denizaltı Korsanları, Arzın Merkezine Seyahat, Dede Korkut, Alpaslan, Şeyh Şamil, Rasputin, Kara Orkun, Kara Pelerin, Akbulut, Tengiz, Hacı Bektaş-ı Veli, Gazavatlı Hayreddin Paşa gibi çeşitli konularda çizgiromanlar yaptı. Bilimkurgu tarzı çizgiromanlar hazırlamasında, ünlü çizer Alex Raymond'un Türkiye'de "Baytekin" adıyla yayınlanan Flash Gordon’un okunup sevilmesinde büyük rolü oldu. Çizgiromanlarda ışık ve gölgeyi en iyi kullanan çizerimizdir.

Kaynak: Bu yazı Hakan Alpin'in Genel Yönetmenliğinde yayınlanan Darkwood Sakinleri Çizgiroman Kültürü Dergisinin Ağustos 1996 tarihli 5. sayısındaki Yener Çakmak'ın makalesinden alınmıştır.
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Karikatürist Biyografileri

an Oral ( 1937) </B>
1937 yılında Merzifon'da doğdu. Öğrenimini kent kent dolaşarak tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisi'ni Mimar olarak bitirdi. Aynı okulda üç yıl Yapı ve Meslek kürsüsü asistanı olarak çalıştı. Daha sonra mimarlık ve eğitimi ile ilişkisini keserek tümü ile karikatür, film, çizgi film uğraşlarına yöneldi. Kısa film dalında "Cumartesi Pazar" adlı çalışma ile 1969'da ve "Sansür" adlı film ile de 1970'de çizgi film dalında Büyük Ödül kazandı. 1978 ve 1984'de Üsküp'te, 1983'te Tokyo'da ödül aldı. 1980-85 yılları arasında Çağdaş Gazeticiler Derneği tarafından beş kez "Yılın Gazetecisi" seçildi. Türkiye Sanatçılar Birliği'nde ve yedi yıl da Karikatürcüler Derneği'nde yazman ve başkan olarak yöneticilik görevinde bulundu. Mimar Sinan Üniversitesi UESYO'da 1980-84 yılları arasında çizgi film dersleri verdi.Yurt içinde açtığı çok sayıdaki karikatür sergisinin yanısıra, Almanya Darmstad ile Münih'te, Yunanistan'da Rodos ile Atina'da ve Kıbrıs'ta eserlerini sergiledi. Karikatürleri çeşitli dergilerde ve günlük olarak da Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmaktadır.

ESERLERİ
"Böyük Türkiye", "Sansür", "İki Minik Kentli", "Gözağrısı", "Sus ve Dinle" adlı kitapları vardır
 
Üst