Merhametle Aşk Arası

Merhametle Aşk Arası
Merhametle Aşk Arasında

Merhametle aşk arasındasın... Diz çökmüş bekleyen halinle seni affetmek en akıllıca olanı.

Sabırdan örülmüş bütün sevdaların diz kapaklarındaki kireçlenmeler kadar hasar ve acı bırakması bir yana, senin seçimlerinin bana yüklediği bütün kederleri sana geri yollamak aklımın ucundan bile geçmez. Sevme; işte böyle bir şeydir!

Ezberlediğim ilk mısra Ahmet Arifindi, diyordu ki;

“Terk etmedi sevdan beni,

Aç kaldım susuz kaldım...

Hayın karanlıktı gece,

Can garip, can suskun,

Can param parça...

Ve ellerim kelepçede,

Tütünsüz uykusuz kaldım,

Terk etmedi sevdan beni!



Diyordu ki hayat;

Ezberlediklerinle sev beni,

Ezberlediklerin eskittiklerin olmasın...

Çal düdüğünü kara trenler gibi hayata

Makinistte sensin, yolcuda, yolda...







Bir bezle bütün dünyanın tozunu almak için çıktıysan yola, karşına çıkacaklara hazırlan yoldaş... En kestirme sokaklar bile, seni umduğun kadar çabuk çıkarmayabilir düşündüğün yere. Güneşte kızarmak, rüzgârda yanmak, susuzluktan kavrulmakta olabilir bugün ki ödülün. Düğümlerini çözdükçe anılarının, ruhların titreştiği, masallara taş çıkartan binlerce an olur gözlerine düşen. Gözlerin gördüklerini yok saymak için çırpına dursun, belleğinde kalmış bir şeyler buluverirsin. Sevdaların en şaşkın halinden, aşkların en tutkulu yanına kadar her şey sana yaşananları anlatır. Kulaklarını tıkamaktata özgürsün, yoluna devam edip etmemekte de… Görünenle asıl arasındaki ayrımı yapabilecek kadar büyüttüyse hayat seni, kaldığını düşünmek isterim.

Kal ki; geride kalanların neden sana yetişmekte zorlandığını anlayasın.

Kal ki; en pahalı şeylerin bile, gün olup seni mutlu etmediğini farkedesin.

Kal ki; bacakların seni taşıdığını için şükretmek gelsin aklına, dilin döndükçe, elin tutukça, karnın doydukça yaşamak ne büyük bir mucizedir diyebilesin.

Kal ki; doğacak bebeklerde sana gülümsesin!
 
Üst