1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113

    Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri)

    Konu, 'Osmanlı Tarihi' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    osmanlı devletinin kuruluş yükseliş duraklama gerileme ve yıkılış dönemi Anadolu(Türkiye) Selçuklularının 1308 yılında ortadan kalkmasıyla beraber< Konu Resmi..>
    özellikle Batı Anadolu'daki beylikler arasında< Konu Resmi..>
    Türk birliğini yeniden tesis etmeyi amaçlayan mücadeleler kızışmış idi. İşte bu mücadelelerin neticesinde Anadolu'da Osmanoğullarının yıldızı parlayacak ve altı yüz yılı aşan muhteşem bir Türk devletine tarih tanıklık edecektir. Osmanoğullarının Menşe'i: Tarihi kaynaklara göre Osmanlı devletini kuranlar< Konu Resmi..>
    Oğuzların 24 boyundan biri olan Kayı boyuna mensuptur. Oğuz an'anesine göre Kayılar< Konu Resmi..>
    sağ kolda yer alan Boz-okların Günhan kolunun en büyük boyudur. Dolayısıyla Oğuz teşkilât yapısında Kayılar< Konu Resmi..>
    hakim unsurdur. Bundan dolayı Dede Korkut'ta "hâkimiyet bir gün Kayı'ya değe; bu dediğim Osman neslidir" denilerek Osmanoğullarının hâkimiyeti meşrulaştırılır.

    Kayılar< Konu Resmi..>
    Malazgirt Savaşı'nın hemen akabinde Anadolu'ya gelen Oğuz boylarındandır. Dolayısıyla onların Anadolu coğrafyası içerisinde yurt tutmaya yönelik göç hareketleri hem Anadolu'nun Türkleşmesi hem de Türkiye tarihinin şekillenmesi bakımından oldukça önemlidir. Tarihî kaynaklara göre elli bin kadar Tatar ve Türkmen gaza ve cihat maksadıyla önce Erzurum ve Erzincan'a< Konu Resmi..>
    ardından da Artuklu sahasında yer alan Güneydoğu Anadolu'ya yönelmişlerdi. Kayı boyunun beyi Süleyman Şah< Konu Resmi..>
    Halep'e giderken Fırat'ta boğulmuş ve "Türk Mezarı" da denilen Caber Kalesi'nde defnedilmiştir. Beylerini kaybeden "göçer evli"lerin bir kısmı< Konu Resmi..>
    bugünkü Urfa-Viranşehir ve Mardin-Derik kazaları arasında bulunan Beriyye'ye gitmiş bir kısmı ise Anadolu'ya dağılmıştır. Bu sahalar< Konu Resmi..>
    Kayı boyuna mensup Karakeçililer'in günümüzde de yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdir.

    Babasının ölümü üzerine dört yüz kadar göçer evli ile bölgeyi terk eden Ertuğrul Gazi önce Pasin Ovası'na< Konu Resmi..>
    Sürmeliçukuru'na varıp bir müddet burada kalmış< Konu Resmi..>
    sonra Selçuklu Hükümdarı Sultan Alaaddin'in çağrısı üzerine Adıyaman ve ardından Ankara civarına gelmiştir. Yaklaşan Moğol tehlikesi ve uçları basan Bizans'a karşı yardımını gördüğü Ertuğrul Gazi liderliğindeki Kayıları Ankara civarındaki Karacadağ'a konduran Sultan Alaaddin< Konu Resmi..>
    Rumlara karşı Sultanönü (Eskişehir)'nde kazanılan zaferde< Konu Resmi..>
    ordusunun akıncılığını üstlenen Ertuğrul Gazi'ye Söğüt< Konu Resmi..>
    Domaniç ve Ermeni Beli'ni yaylak ve kışlak olarak tahsis etmiştir. Ertuğrul Gazi'nin vefatı üzerine (1281 veya 1288)< Konu Resmi..>
    küçük oğlu Osman Bey< Konu Resmi..>
    Kayıların başına geçmiştir.

    Kuruluş Devri


    Osmanlı Beyliği'nin Kuruluşu;
    Osman Bey< Konu Resmi..>


    Oğuz aşiretlerinin ittifakıyla başa geçtikten sonra< Konu Resmi..>
    siyasî ve dinî bakımdan Anadolu'nun en itibarlı ve nüfuzlu tarikatlerinden Ahilerin mühim bir şahsiyeti olan Şeyh Edebali'nin kızı ile evlenerek< Konu Resmi..>
    gücünü artırmış idi. Bundan sonra Osman Gazi< Konu Resmi..>
    Bizans'a karşı genişleme politikasını uygulayarak< Konu Resmi..>
    İnegöl< Konu Resmi..>
    Karacahisar ve Yarhisar'ı ele geçirdi ve bölgenin mühim merkezlerinden olan Bilecik'i alarak< Konu Resmi..>
    burayı beyliğin merkezi yaptı (1299). Bu tarih devletin kuruluş tarihi olarak kabul edilir. Selçuklu Sultanı III. Alaaddin Keykubad'ın İlhanlı Hükümdarı Gazan Han'ın kuvvetleri tarafından tutulup< Konu Resmi..>
    İran'a götürülmesi üzerine Selçuklu ümerasından bazıları ve bölgedeki Türkmen beyleri Osman Bey'e teveccüh göstermiş; Oğuz an'anesine göre onun hâkimiyetini tanımayı kabul etmişlerdir. Nitekim Oğuz beyleri Oğuz Han töresine göre tertip edilen bir törende Osman Bey'in önünde diz çökerek< Konu Resmi..>
    onun verdiği kımızı içmek suretiyle tâbiyetlerini sunmuşlardır. Ancak henüz küçük bir beylik durumundaki Osmanoğullarının< Konu Resmi..>
    şeklen de olsa bu dönemde< Konu Resmi..>
    İlhanlı hâkimiyetini tanıdıkları bilinmektedir. Osman Gazi< Konu Resmi..>
    beyliğini ilân ettikten sonra idaresi altındaki bölgeleri beş kısma ayırarak buraları güvendiği ve savaşlarda yararlık gösteren kimselere tevcih etti. Oğlu Orhan'a Sultanönü< Konu Resmi..>
    büyük kardeşi Gündüz Bey'e Eskişehir'i< Konu Resmi..>
    Aykut Alp'e İn-önü'yü< Konu Resmi..>
    Hasan Alp'e Yarhisar'ı ve Turgut Alp'e de İnegöl'ü verdi. Diğer oğlu Alaaddin'e ise şeyh Edebali'nin emin ve nazırlığında< Konu Resmi..>
    ailenin geçimi için< Konu Resmi..>
    Bilecik ve havalisinin gelirleri tahsis edildi.1302'de Bursa tekfurunun liderliğinde birleşen Rum tekfurlarının Koyunhisar (Bafeon) savaşında ağır bir mağlûbiyet tatmaları< Konu Resmi..>
    Osman Bey'in Bursa ve Kocaeli taraflarına akınlar yapmasını oldukça kolaylaştırmıştı. Bir taraftan Bursa öte taraftan İznik Türk kuşatması altında tutuluyordu. Ancak yaşlılık sebebiyle Osman Bey< Konu Resmi..>
    fetihler için oğlu Orhan'ı görevlendirmişti. Nitekim 1324 yılında Osman Bey vefat etti ve oğlu Orhan Bey Osmanlı tahtına çıktı.



     
  2. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri
    Orhan Bey< Konu Resmi..>


    1326 yılında Bursa'yı< Konu Resmi..>
    uzun süren kuşatmanın ardından< Konu Resmi..>
    ele geçirince babasının vasiyetini yerine getirerek< Konu Resmi..>
    Osman Gazi'nin naaşını Bursa'ya nakletti ve burayı devletin yeni merkezi yaptı. Orhan Bey'in komutanlarından Akçakoca ve Karamürsel ise İstanbul kıyılarına kadar akınlarda bulunuyorlardı. Bu fetih ve akınlardan telâşlanan Bizans İmparatoru Andranikos büyük bir ordunun başında Osmanlılara karşı harekete geçtiyse de Maltepe (Palekanon) Savaşı'nda ağır bir yenilgi aldı (1329). Bu zafer< Konu Resmi..>
    İznik ve İzmit'in ele geçirilmesini kolaylaştırmıştır. Rumeliye Geçiş; Karasi Beyliğinde başlayan taht mücadelelerinden istifade eden Orhan Bey< Konu Resmi..>
    Balıkesir ve civarını topraklarına katarak< Konu Resmi..>
    ileride gerçekleşecek olan Rumeli fetihleri için mühim bir mevkiye sahip olmuştur. Nitekim Karasi Beyliğinin deniz gücü ve Hacı İl Bey< Konu Resmi..>
    Evrenos Bey gibi değerli komutanlar artık Osmanlıların emrine girmişlerdir. Bizans içindeki taht kavgaları ve Bulgar-Sırp saldırıları karşısında< Konu Resmi..>
    gittikçe güçlenen Osmaoğullarından yardım isteyen Kantakuzen'in talebi üzerine Orhan Bey'in oğlu Süleyman< Konu Resmi..>
    bir orduyla Rumeli'ye geçti (1345). Edirne'yi kuşatan Bulgar-Sırp kuvvetlerini bozan Süleyman Paşa bu zaferin karşılığında Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni Bizans'tan aldı. Böylece Osmanlılar ilk kez Rumeli yakasında bir üs elde etmiş oluyordu (1356). Süleyman paşa Gelibolu'nun ardından Tekirdağ'a kadar olan bölgeleri de ele geçirerek buralara Anadolu'dan getirilen Türkmenleri yerleştirdi. Böylece Rumeli'de de Türkleşme hareketi başlamıştır. Süleyman Paşa'nın ölümünden sonra Rumeli'deki fetihler için kardeşi Murat Bey görevlendirildi (1359). Ancak 1362'de babası Orhan Bey'in de ölümü üzerine Murat Bey< Konu Resmi..>
    Bursa'ya döndü ve Osmanlıların 3. hükümdarı olarak tahta çıktı (1362).

    Rumeli ve Balkanlarda Fetihler;

    I.Murat (Hüdavendigar) önce tahtta hak iddia eden kardeşlerini bertaraf etmekle işe başladı ve bu arada elden çıkan Ankara'yı yeniden aldı. Anadolu'da birliğin sağlanmasının ardından Murat Hüdavendigar< Konu Resmi..>
    inkitaya uğrayan Rumeli ve Balkanların fethine yöneldi. Bu sırada Balkanlar karşıklık içindeydi. Bir taraftan Sırp Hükümdarı Düşan'ın ölümü ile Sırplar arasında iç mücadeleler şiddetlenmiş< Konu Resmi..>
    öte yandan Macar Kralı Layoş< Konu Resmi..>
    Balkanlarda Ortadokslara olan baskıları artırmıştı. Evrenos ve Hacı İl Bey komutasındaki kuvvetler bu durumdan da yararlanarak Keşan'dan Dimetoka'ya kadar olan yerleri fazla bir mukavemet görmeden ele geçirmişlerdi. Sazlıdere Zaferi ile Edirne ve Filibe< Konu Resmi..>
    Lala Şahin Paşa tarafından fethedildi (1363/4). Bu savaşlarda Bulgarların yanında yer alan Bizans barış yapmak zorunda kaldı. Türk ilerleyişini durdurmak isteyen Macar< Konu Resmi..>
    Bulgar< Konu Resmi..>
    Sırp ve Ulahlardan müteşekkil bir Haçlı ordusu Macar Kralı Layoş'un liderliğinde Edirne üzerine yürüdü. Ancak Meriç sahilindeki Sırp Sındığı denilen mevkiide< Konu Resmi..>
    kalabalık Haçlı ordusunu hazırlıksız yakalayan 10 bin kişilik kuvvetiyle Hacı İl Bey< Konu Resmi..>
    büyük bir bozguna uğrattı (1364). Sırp Sındığı zaferiyle Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Balkanlardaki fetihlerine hız verdiler ve bunu kolaylaştıracağı için Osmanlı başkenti Bursa'dan Edirne'ye nakledildi. Fetihler karşısında çaresiz kalan Bulgarlar Türk himayesini kabul etmek zorunda kaldılar (1369). Çirmen Zaferi ile (1372) Batı Trakya ve Makedonya'nın bir kısmı Osmanlı hâkimiyetine girdi ve Selanik ile Köstendil'in de ele geçirilmesinin ardından Sırp Kralı Lazar< Konu Resmi..>
    vergi verip< Konu Resmi..>
    gerektiğinde asker göndermek şartıyla Osmanlılarla barış anlaşması imzaladı(1374). Yaklaşık on yıl süren mücadelede< Konu Resmi..>
    Rumeli ve Balkanlarda fethedilen bölgelere Anadolu'dan mütemadiyen Türk nüfus kaydırılarak bölgede demografik dengeler Osmanlılar lehine değiştirilmeye başlanmıştı. Bu tarihten sonra bir müddet Balkanlardaki fetihlere ara verilmiş ve Anadolu'da Türk birliğini sağlamlaştırmaya yönelik düzenlemelere geçilmiştir. Bu maksatla I. Murat< Konu Resmi..>
    oğlu Bâyezid'i Germiyan beyinin kızı ile evlendirmiş; Tavşanlı< Konu Resmi..>
    Emet ve Simav gelinin çeyizi olarak Osmanlılara verilmiştir. Aynı şekilde Akşehir< Konu Resmi..>
    Yalvaç< Konu Resmi..>
    Beyşehri gibi bazı şehir ve kasabalar Hamidoğulları'ndan para karşılığı satın alınmış< Konu Resmi..>
    Candaroğullar da Osmanlı hâkimiyetine girmişti. Artık Osmanlıların karşısında tek bir güç kalmıştı; Karamanoğulları.

    Alaaddin Ali Bey< Konu Resmi..>
    Osmanlıların yeniden Balkanlara yönelmesini de fırsat bilerek< Konu Resmi..>
    harekete geçmiş ancak I. Murat Konya önlerinde Karamanoğullarını yendiğinde Karaman beyi af dilemek zorunda kalmıştır(1387)

    Murat Hüdavendigar'ın yeniden Rumeli'ye yönelmesiyle birlikte Niş ve Sofya da dahil olmak üzere bütün Bulgaristan fethedildi.(1385/88). Timurtaş Paşa'nın Sırp kuvvetleri tarafından baskına uğratılıp< Konu Resmi..>
    yenilmesi üzerine cesaretlenen Bulgar< Konu Resmi..>
    Leh< Konu Resmi..>
    Çek ve Macar kralları da Sırpların yanında yer aldılar. Fakat Çandarlı Ali Paşa< Konu Resmi..>
    Bulgar Kralı Şişman'ı esir alarak Bulgarları bu ittifakın dışına attı. Buna rağmen Haçlı ordusu ilerleyişini sürdürünce< Konu Resmi..>
    I. Murat ordusunun başına geçerek düşmanı Kosova'da karşıladı. I.Murat'ın oğulları Bâyezid ve Yakup'un da yer aldığı Osmanlı birlikleri büyük bir zafer kazandı. Sırp Kralı Lazar ve oğlu esir edilmiş< Konu Resmi..>
    düşman kuvvetlerinin büyük bir kısmı imha olmuştu. (20 haziran 1389). Fakat I.Murat savaş meydanını gezerken bir Sırp tarafından hançerlenerek şehit düştü. Bunun üzerine Sırp kralı da Osmanlı askerleri tarafından öldürüldü. Osmanlılar için Balkanlarda tutunabilmek yolunda ölüm kalım savaşı olarak görülen I.Kosova Zaferi Sırplar tarafından asla unutulmamıştır. Günümüzde dahi masum Müslüman halka yönelik vahşetin arkasında bu mağlûbiyetin ezikliği ve intikam hissi yatmaktadır.

    Anadolu'da Türk Birliği'nin Sağlanması;

    I. Murat'ın şehit edilmesinin ardından oğlu Bâyezid< Konu Resmi..>
    devlet adamlarının ittifakıyla hükümdar ilân edildi. Babasının ölümünü fırsat bilen Anadolu'daki beyliklerin Osmanlılar'a bıraktığı toprakları yeniden ele geçirmek maksadıyla harekete geçtiklerini haber alan Bâyezid< Konu Resmi..>
    süratle Anadolu'ya döndü. 1390 yılında Germiyan< Konu Resmi..>
    Aydın< Konu Resmi..>
    Menteşe ve Saruhan beylikleri ortadan kaldırıldı. Ertesi yıl Hamidoğulları Beyliği toprakları ele geçirildi ve bu beyliklerin yer aldığı topraklarda Anadolu beylerbeyliği adıyla idarî bir ünite oluşturuldu. Ardından Osmanlıların en önemli rakip olarak gördüğü Karaman Beyliğine yönelen Yıldırım Bâyezid< Konu Resmi..>
    Konya'yı kuşattı. Alaaddin Ali Bey'in barış talebi< Konu Resmi..>
    Beyşehir ve çevresinin Osmanlılara bırakılmasıyla kabul edildi.(1391). Fakat Yıldırım Bâyezid'in Mora ile ilgilenmesini fırsat bilerek Ankara Sancak Beyi Sarı Timurtaş Paşa'yı esir alması üzerine< Konu Resmi..>
    Yıldırım Bâyezid< Konu Resmi..>
    Alaaddin Bey'e kesin bir darbe vurmaya karar verdi. Anadolu'ya geçen Yıldırım< Konu Resmi..>
    üç gün süren savaşın ardından ele geçirilen Alaaddin Bey'i ortadan kaldırdı ve toprakları Osmanlılara ülkesine dahil edildi(1397). Karamanoğlu tehlikesinin bertaraf edilmesiyle< Konu Resmi..>
    Anadolu'da Osmanlılara direnebilecek en güçlü devlet olarak Kadı Burhaneddin devleti kalmış idi. Daha 1392 yılında< Konu Resmi..>
    Kadı Burhaneddin'in müttefiki durumundaki Candaroğlu Süleyman anî bir baskınla öldürülüp beyliğin Kastamonu şubesi ortadan kaldırılmıştı (1392). Ardından< Konu Resmi..>
    ertesi yıl Amasya ve Merzifon civarı Osmanlı hâkimiyetine alınmıştı. Kadı Burhaneddin'in 1398'de Kara Yülük tarafından öldürülmesi üzerine< Konu Resmi..>
    ona bağlı Sivas< Konu Resmi..>
    Tokat< Konu Resmi..>
    Kayseri< Konu Resmi..>
    Malatya gibi şehirler birer birer ele geçirildi. Böylece Fırat'ın batısında kalan Anadolu toprakları Osmanlı sancağı altında birleştirilmiş oluyordu.

    Yıldırım Bâyezid'in İstanbul Kuşatması ve Balkanlardaki Fetihleri.

    Yıldırım Bâyezid'in Karaman seferine anlaşma gereği katılan Bizans İmparatoru V.Yuannis'in oğlu Manuel'in< Konu Resmi..>
    babasının ölümü üzerine anlaşmayı çiğneyerek İstanbul'a kaçması sebebiyle Yıldırım< Konu Resmi..>
    İstanbul'u kuşatmaya karar verdi. 1391'de başlayan ilk muhasara 1396 yılına kadar sürdürüldü. Bu maksatla İstanbul Boğazı'nda Anadolu Hisarı inşa edildi. Şehre dış yardımların gelmesini önlemeyi ve iaşe zorluğu altında savunmayı kırmayı hedefleyen bu muhasara Timur'un Anadolu'ya ulaşmasına kadar fasılalarla devam ettirilmiştir. Bu kuşatma sürerken bir yandan da Yıldırım< Konu Resmi..>
    Bulgaristan< Konu Resmi..>
    Arnavutluk ve Bosna taraflarında fetih hareketlerine devam etmekteydi. Kuşatma altındaki Bizans'ın da talebi ile Türklere karşı yeni bir Haçlı ittifakı oluşturan Macar Kralı Sigismund< Konu Resmi..>
    İngiltere dahil bütün Avrupa devletlerinden topladığı 120 bin kişilik bir orduyla harekete geçti. Yıldırım Bâyezid düşmanı şaşırtan bir hızla Niğbolu Ovası'nda düşmanı karşıladı. 50-60 bin kişilik Osmanlı ordusu< Konu Resmi..>
    sayıca çok üstün olan Haçlı ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Savaş meydanından kurtulabilenler< Konu Resmi..>
    kaçarken Tuna'da boğuldular.(1396) Haçlılardan geriye sadece muazzam bir ganimet kalmıştı. Bu ganimetle< Konu Resmi..>
    Edirne ve Bursa'da pek çok cami< Konu Resmi..>
    medrese ve imaret inşa edilmiştir. Zaferin ardından< Konu Resmi..>
    Eflâk< Konu Resmi..>
    Bosna< Konu Resmi..>
    Macaristan ve Mora üzerine seferler düzenlendi. İtibarı bu zaferle bir kat daha artan Yıldırım< Konu Resmi..>
    Niğbolu dönüşünde Anadolu birliğini kurmaya yönelik nihaî adımları atmaya başlayacaktır.

    Ankara Savaşı ve Fetret Devri: Yıldırım Bâyezid< Konu Resmi..>
    Fırat boylarına kadar topraklarını genişlettiği sırada< Konu Resmi..>
    Timur da İran< Konu Resmi..>
    Azerbaycan ve Irak'ı ele geçirmişti. Bazı Anadolu beyleri Timur'a sığınırken< Konu Resmi..>
    ülkeleri istilâ edilen Celayirli Ahmet ve Karakoyunlu Kara Yusuf da Yıldırım Bâyezid'in yanına kaçmıştı. Böylece her iki devlet biribirine sınır komşusu olmuş< Konu Resmi..>
    ancak bu durum iki hükümdarın da Türk dünyasının liderliğine oynamaları sebebiyle olumsuz neticeler doğurmuştur. Timur< Konu Resmi..>
    Osmanlılara sığınan Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf'un iade edilmemesini bahane edip Sivas'ı kuşatmış ve kendisine teslim edilmesine rağmen şehiri tahrip etmişti(1400). Bu olaydan sonra da her iki hükümdar arasında mektuplaşmalar devam etti. Fakat Timur'un< Konu Resmi..>
    Anadolu beyliklerine topraklarının geri verilmesi ve bazı şehirlerin kendine bırakılması gibi talepleri Yıldırım tarafından reddedildi. Dolayısıyla iki fatih için savaş artık kaçınılmaz hâle gelmişti. 160 binlik Timur'un ordusunu< Konu Resmi..>
    70 bin kişiyle Çubuk Ovası'nda karşılayan Yıldırım Bâyezid< Konu Resmi..>
    savaşın başlarında üstünlüğü ele geçirdi. Ancak Timur'un safında eski beylerini gören bazı askerlerin saf değiştirmesi ve Kara Tatarların Osmanlı ordusunun arkasını çevirmesi savaşın talihini değiştirdi. Bir avuç askerle direnmeye çalışan Yıldırım Bâyezid sonunda esir edildi (26 Temmuz 1402). Ankara Savaşı'nı kazanan Timur< Konu Resmi..>
    Anadolu beyliklerini tekrar ihya etti ve böylece Anadolu Türk birliği parçalandı. Balkanlardaki Türk ilerleyişi durduğu gibi bir kısım topraklar da elden çıktı. Yıldırım'ın oğulları arasındaki taht mücadeleleri Osmanlı devletinin "Fetret Devri" boyunca 12 yıl müddetle devam etti. Şayet bu savaş gerçekleşmemiş olsaydı< Konu Resmi..>
    hiçbir direnme gücü kalmayan İstanbul büyük bir ihtimalle Yıldırım Bâyezid zamanında Türklerin eline geçecekti. Dolayısıyla Ankara Savaşı Osmanlıları en az 50 yıl geriye götürmüştür.Esir düşen Yıldırım Bâyezid< Konu Resmi..>
    yedi ay boyunca Timur'un yanında şehir şehir dolaştırıldıktan sonra üzüntüsünden ecele yenik düştü. Osmanlı şehzadeleri tahtın sahibi olabilmek için kıyasıya birbirleriyle mücadele etmeye başladılar. Bu mücadele Çelebi Mehmet'in tek başına devlet idaresine hâkim oluşuna kadar devam etti (1413). Çelebi Mehmet kardeşleri Süleyman< Konu Resmi..>
    İsa ve Musa Çelebi'yi bertaraf ettikten sonra Anadolu Türk birliğini yeniden tesis etmek için çaba sarf etti. Güçlenen Karamaoğullarının nüfuzunu kırdı< Konu Resmi..>
    Karamanoğlu Mehmet Bey'in eline geçen Osmanlı topraklarını geri aldı. Candaroğulları beyliğinden Çankırı'yı ve ardından Canik (Samsun) bölgesini yeniden Osmanlı ülkesine kattı. Fakat Şehzade Mustafa ve Simavna Kadısı oğlu Şeyh Bedreddin'in isyanları ülkeyi karıştırmaktaydı.(1419) Şehzade Murat Rumeli ve Manisa'da ortaya çıkan bu isyanı bastırdı< Konu Resmi..>
    Şeyh Bedreddin ve adamları yakalanarak idam edildi. Timur'un beraberinde götürdüğü Mustafa Çelebi de Anadolu'ya döndüğünde tahtta hak iddia etmişti. Şehzade Mustafa'nın Selânik'te başlattığı isyan bastırıldı. Asi şehzade Bizans'a sığınmak zorunda kaldı. Çelebi Mehmet öldüğü zaman Osmanlı ülkesinde sükûnet büyük oranda tesis edilmeye başlanmıştı (1421).

     
  3. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri
    Babasının en büyük yardımcısı olan şehzade Murat tahta çıktığı zaman Bizans tarafından karşısına çıkarılan amcası Mustafa Çelebi'nin isyanını bir kez daha bastırdı ve Bizans'ı cezalandırmak için İstanbul'u kuşattı(1422). Bu defa küçük kardeşi Şehzade Mustafa'nın isyan haberini alan II.Murat< Konu Resmi..>
    kuşatmayı kaldırarak kardeşini cezalandırmak zorunda kaldı. İsyancıların yanında yer alan Anadolu beyliklerine karşı harekete geçen II.Murat< Konu Resmi..>
    Candaroğlu İsfendiyar Bey'i itaat altına aldı. İzmir Beyi Cüneyd'i ortadan kaldırıp< Konu Resmi..>
    İzmir< Konu Resmi..>
    Aydın ve Menteşe civarını ele geçirdi. Germiyanoğlu Yakub Bey'in çocuğu olmadığından< Konu Resmi..>
    topraklarını Osmanlılara bırakmayı vasiyet etmişti. Onun ölümüyle Germiyan ili de Osmanlılara katılmış oldu(1428). Balkanlarda da durum Osmanlılar lehine düzelmeye başladı. Nitekim Fetret devri sırasında elden çıkan topraklar geri alındığı gibi< Konu Resmi..>
    1440'a kadar Belgrat hariç bütün Sırp toprakları Osmanlı hâkimiyetine girmişti. Fakat Erdel ve Eflâk'ta üst üste gelen bazı küçük bozgunlar Avrupa'da büyük bir sevinçle karşılanarak< Konu Resmi..>
    Osmanlılara karşı yeni bir Haçlı seferinin tertip edilmesine cesaret vermişti. II. Murat< Konu Resmi..>
    Balkanlardaki Osmanlı varlığını tehlikeye atmamak için Macarlarla Segedin Antlaşmasını imzaladı (1444) ve bu anlaşmadan sonra tahttan feragat etti. Küçük yaştaki oğlu II. Mehmet'in hükümdar olmasını fırsat bilen Macarlar anlaşmayı bozdu ve yeni bir Haçlı ittifakı oluşturuldu. II. Murat yeniden ordunun başına geçerek düşmanı Varna Savaşı'nda karşıladı. Macar kralı öldürüldü. Haçlıların lideri durumundaki Jan Hünyad güçlükle kaçabildi(1444). Çandarlı Halil Paşa'nın ısrarıyla ikinci kez tahta çıkan II. Murat< Konu Resmi..>
    Mora ve Arnavutluk'a sefer düzenledi. Varna'nın intikamını almak isteyen Jan Hünyad yeniden harekete geçti. Fakat II. Kosova Muharebesi'nde bir kez daha Sırplar büyük bir yenilgiye uğratıldı (1448). Varna ve Kosova savaşlarıyla Osmanlılar Balkanlardaki durumunu iyice güçlendirmiş< Konu Resmi..>
    Bizans'ın batıdan yardım alma umutları ise tamamen ortadan kaldırılmıştır. II. Murat 48 yaşında ölünce II. Mehmet yeniden Osmanlı tahtının sahibi olmuş (1451) ve Osmanlı Devleti artık bu dönemde tam bir cihan devleti hâline gelmiştir.

     
  4. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri

    İstanbul'un Fethi: II. Mehmet< Konu Resmi..>
    babasının ölümü üzerine ikinci kez Osmanlı tahtına oturduğunda< Konu Resmi..>
    devletin ortasında bir şer adacığı hâlinde kalmış köhne Bizans'ı ortadan kaldırmayı öncelikle hedef olarak belirlemişti. Böylelikle Osmanlı devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. Hedefini gerçekleştirmek için ilkin Sırbistan ve Eflâk ile anlaşma imzalayan Fatih< Konu Resmi..>
    Karamanoğlu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. Bizans'a ulaşabilecek muhtemel yardımı önlemek için Boğaz'ın Avrupa yakasına Rumeli Hisar'ını yaptırarak kuşatma hazırlıklarını tamamladı. Nihayet kuşatılan İstanbul'a karşı 6 Nisan 1453'te kara ve denizden saldırı başlatıldı. II. Mehmet< Konu Resmi..>
    Edirne'de döktürdüğü çağının en güçlü toplarıyla İstanbul surlarını karadan sarsarken 18 Nisan'da donanma bütün İstanbul adalarını ele geçiriyordu. Fakat< Konu Resmi..>
    Haliç'in zincirle kapatılması sebebiyle kara ve deniz birlikleri müşterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kuşatmanın başarısına gölge düşürüyordu. Nihayet 22 Nisan'da Osmanlı donanmasının karadan Haliç'e indirilmesi gibi müthiş bir plânın gerçekleştirilmesi< Konu Resmi..>
    kuşatmanın seyrini değiştirmeye başlamıştı. Seksen parçalık donanmayı bir anda karşılarında gören Bizans'ın direnme gücü artık kırılmıştı. 29 Mayıs 1453'teki nihaî harekâtla İstanbul fethedildiğinde< Konu Resmi..>
    II. Mehmet< Konu Resmi..>
    Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve "feth-i mübin" ile "Fatih"lik şerefini elde ediyordu.Bizans'ın ortadan kaldırılması hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu fetihle Osmanlı Devleti< Konu Resmi..>
    artık tam bir cihan devleti hâline gelmiş< Konu Resmi..>
    İslâm dünyası ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmıştır. Avrupa için bu fetih çağ açıp< Konu Resmi..>
    çağ kapayan bir fetihtir. Katolik Avrupa'nın< Konu Resmi..>
    Ortadoks dünyasıyla bütünleşme çabaları< Konu Resmi..>
    İstanbul'un fethiyle önlenmiş< Konu Resmi..>
    aksine Balkanları da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih< Konu Resmi..>
    kısa zamanda Ortadoksları himayesi altına almıştır. Nitekim Papa V.Nikola'nın Türklere karşı harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamış< Konu Resmi..>
    aksine< Konu Resmi..>
    Ege adalarındaki halk< Konu Resmi..>
    Balkanlardaki bazı despotluklar ve prensler Fatih'i İstanbul'un fethinden dolayı kutlayan mektuplar yazmışlardır. Papa'nın isteğine sadece Almanya< Konu Resmi..>
    Napoli ve Venedik olumlu cevap vermiş fakat onlar da kendilerinden ziyade Sırp< Konu Resmi..>
    Macar ve Arnavutları kışkırtarak sonuç almaya çalışmışlardır.

    Fatih'in Batı Politikaları:

    Sırbistan Seferleri;

    İstanbul'un fethinden sonra Osmanlılara bağlılığını bildiren ve ele geçirdiği bazı kaleleri geri veren Sırplar Macarlar ile iş birliği yaparak yeniden düşmanlıklarını göstermeye başlamışlardı. Bunun üzerine 1454-1457 arasında üç kez peşpeşe Sırbistan'a sefer düzenlendi. Belgrat dışındaki bütün Sırp toprakları ele geçirildi. Sırp Kralı Bronkoviç'in ölümüyle başlayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Sırpları vergiye bağladılar. Taht kavgalarının yeniden alevlenmesi üzerine< Konu Resmi..>
    Mora seferinde bulunan Fatih< Konu Resmi..>
    Sırp meselesine son verilmesini emretti. Mahmut Paşa< Konu Resmi..>
    1459'da başkentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyliğini oluşturdu. Böylece Sırbistan'da 350 yıl sürecek Osmanlı hâkimiyeti başlamış oluyordu.

    Arnavutluk Seferleri;

    Papalık ve Napoli krallığının desteği ve kışkırtmasıyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi İskender Bey< Konu Resmi..>
    vurkaç taktiği ile Osmanlı kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih< Konu Resmi..>
    bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen I.seferde< Konu Resmi..>
    İlbasan Kalesi'ni yaptırıp< Konu Resmi..>
    içine asker yerleştiren Fatih< Konu Resmi..>
    Balaban Paşa'yı bölge için görevlendirerek< Konu Resmi..>
    geri döndü. Ancak< Konu Resmi..>
    Papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey< Konu Resmi..>
    Balaban Paşa'yı şehit etti ve İlbasan kalesi'ni kuşattı. Bunun üzerine Fatih II. Arnavutluk Seferi'ne çıktı (1467). Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar oluşturuldu. Bu sırada İskender Bey ölmüş ve yerine oğlu Jean geçmişti. Arnavutlukta başlayan kargaşa sebebiyle Fatih 3. kez Arnavutluk seferini başlattı. Arnavutların elinde kalmış olan Kroya ve İşkodra kuşatıldı. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti haline gelmiş oluyordu.

    Mora Seferleri;

    İstanbul'un fethinden sonra Bizans İmparatoru XII. Konstantin'in oğulları< Konu Resmi..>
    rakipleri Kantakuzen ailesine karşı Mora'da< Konu Resmi..>
    Osmanlıların yardımını istemişlerdi. Turahanoğlu Ömer Bey< Konu Resmi..>
    akıncıları ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Fakat bu sefer iki kardeş arasında mücadele başlamıştı. Bölge ülkelerinin Mora'yı istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. Korent'i ele geçiren Fatih< Konu Resmi..>
    Mora'nın bir kısmını merkeze bağlayarak< Konu Resmi..>
    burada bir sancak oluşturdu. Atina ve diğer bölgeler ise Osmanlı yönetimini kabul etti. Kardeşi Dimitrios'a karşı Arnavutların desteğini alan Tomas'ın Osmanlılarla yapılan anlaşmayı bozması üzerine 2.kez Mora'ya sefer düzenlendi. Tomas< Konu Resmi..>
    Papa'nın yanına kaçmak zorunda kaldı. Bölgeye çok sayıda Türk yerleştirildi. Venedikliler bölge halkını Osmanlılara karşı ayaklandırmaya çalışıyorlardı. Ancak bunda başarı kazanamayan Venedik< Konu Resmi..>
    Osmanlı kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı (1465).

    Eflâk ve Boğdan Seferleri;

    Yıldırım zamanında vergiye bağlanan Eflâk Prensliği'nin başına Fatih tarafından Vlad (Kazıklı Voyvoda) getirilmişti(1456). Osmanlılara bağlı görünen Vlad aslında gizliden gizliye düşmanlık ediyordu Vlad'ın Fatih'in elçilerini kazığa oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yılında Fatih< Konu Resmi..>
    Eflâk'a bir sefer düzenledi. Boğdan'dan da yardım alan Osmanlı kuvvetleri voyvodayı uzun süre takip etti. Neticede< Konu Resmi..>
    sığındığı Macarların< Konu Resmi..>
    Osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vlad'ı esir etmeleri ile mesele çözüldü. Fatih voyvodalığa Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanlı eyaleti hâline geldi. 1455'ten itibaren Osmanlı Hâkimiyetini tanıyan Boğdan Prensliği'nin Kefe'nin fethinden sonra izlediği düşmanca siyaset üzerine Osmanlı kuvvetleri 1476'da Boğdan'a girdi. Fatih'in bizzat başında olduğu Osmanlı kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Böylece Boğdan da yeniden Osmanlı hâkimiyetini tanımış oluyordu.
     
  5. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri
    Bosna-Hersek Seferleri;

    Osmanlılara vergi yoluyla bağlı olan Bosna Kralının< Konu Resmi..>
    anlaşmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih< Konu Resmi..>
    Sadrazam Mahmut Paşa ve Turahanoğlu Ömer Bey'e Bosna'nın tamamen fethedilmesi emrini vermişti. 1463 yılındaki seferle Bosna Kralı Osmanlı hâkimiyetini yeniden tanıdı. Ancak şeyhülislamın da fetvasıyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyliği oluşturuldu. Fakat ordunun İstanbul'a dönmesi üzerine aynı yıl< Konu Resmi..>
    Macar kralı Bosna'ya girdi. İkinci kez düzenlenen seferle Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Yayçe dışındaki bütün kale ve şehirleri yeniden ele geçirdiler. Bosna seferleri esnasında Hersek Kralı Stefan da ülkesinin bir kısım toprağının Osmanlılara doğrudan bağlanması şartıyla tahtında bırakılmıştı. Ancak 1483 yılında Hersek tamamen Osmanlı toprağı hâline gelecektir.Fatih< Konu Resmi..>
    Bosna'yı Osmanlı topraklarına kattığı zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalılara çok iyi davranmıştı. Hem Katolik hem de Ortadoksların kendi kiliselerine almak için baskı yaptıkları Bogomiller bu sebeple Osmanlı yönetimine sıcak bakmışlar ve kendilerine sağlanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuşlardı. İşte bu Müslüman Bosnalılara "Boşnak" denilmektedir.

    Fatih devrinde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi Macarlar< Konu Resmi..>
    denizde ise Venedik idi. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılarla baş edemeyeceklerini bildiğinden< Konu Resmi..>
    doğrudan bir savaşı göze alamamış< Konu Resmi..>
    Fatih de tabiî sınır olan Tuna'yı geçmeyi düşünmemiştir. Ancak akıncılar vasıtasıyla< Konu Resmi..>
    Macaristan'a güvenliğin sağlanmasına yönelik yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlılarla doğrudan karşılaşmaktansa Balkanlardaki diğer devletleri kışkırtmayı yeğ tutmuştur. Güçlü donmasıyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik< Konu Resmi..>
    Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış< Konu Resmi..>
    aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir.

    Ege Adalarının Fethi;

    İstanbul'u ele geçiren Fatih< Konu Resmi..>
    Bizans'a ait bütün toprakları hâkimiyeti altında birleştirmek istiyordu. Böylece Bizans'ın yeniden dirilmesini önleyeceği gibi< Konu Resmi..>
    iktisadî ve siyasî açıdan da nüfuz alanını genişletebilecekti. Öncelikle Anadolu kıyısına yakın adaları hedef alan Fatih< Konu Resmi..>
    Bizans< Konu Resmi..>
    Venedik ve Cenevizlilerin elindeki bu adalardan Anadolu'ya yapılan korsan akınlarının önünü kesmiş olacaktı. İkinci olarak Orta ve Doğu Akdenizdeki adalar hedef alınmıştı ki< Konu Resmi..>
    bu adalar Fatih'in İtalya'ya yani eski Roma'ya geçişini kolaylaştıracaktı.( Nitekim Gedik Ahmet Paşa komutasındaki bir Osmanlı donanması Napoli Krallığının elindeki Otranto'yu fethetmiş ve buradan Güney İtalya'ya akınlar düzenlenmiştir.(1480) Fakat Fatih'in ölümünden sonra başa geçen II. Bâyezid< Konu Resmi..>
    Gedik Ahmet Paşa'yı geri çağırınca< Konu Resmi..>
    şehir savunmasız kalmış ve İtalyanlar kaleyi tekrar ele geçirmişlerdir).1456 yılında öncelikle Çanakkale Boğazı'na hâkim olan adalardan Gökçeada (İmroz)< Konu Resmi..>
    Taşoz Enez ve Semendirek adaları ele geçirildi. Aynı tarihlerde Limni ve Midilli halkı Türk yönetimine girmek için Osmanlılara başvurmuştu. Önce Limni< Konu Resmi..>
    ardından< Konu Resmi..>
    uzun süren kuşatmayı müteakip Midilli (1467) ele geçirildi. Venedikliler 264 yıldır ellerinde tuttukları Ağrıboz Adası'ndan Mora ve Ege adalarındaki Türk birliklerine karşı saldırılarını yoğunlaştırmaktaydılar. Bunu önlemek maksadıyla Ağrıboz'un fethine karar veren Osmanlılar neticede 17 gün süren kuşatmadan sonra amaçlarına ulaştılar. Epir despotunun elindeki Zanta< Konu Resmi..>
    Kefalonya ve Ayamavra gibi adalar da Fatih'in saltanatının son zamanlarında Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir. Ancak St. Jean şovalyelerinin elindeki Rodos'a karşı girişilen birkaç muhasara neticesiz kalmıştır.

    Fatih'in Doğu Politikası:

    Karadeniz Politikası; Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Anadolu'nun büyük bir kısmını hâkimiyetleri altına almalarına rağmen kuzeyde< Konu Resmi..>
    Karadeniz kıyısındaki bazı yerler Trabzon Rumları< Konu Resmi..>
    Cenevizliler ve Candaroğullarının elinde bulunuyordu. Anadolu Türk birliğinin sağlanması ve ticaret güvenliği açısından bu bölgelerin ele geçirilmesi şarttı. İşte bu sebeplerle< Konu Resmi..>
    Fatih karadan ve denizden kuvvetlerini harekete geçirdi. 1461 yılında Cenevizlilerin elindeki önemli bir üs olan Amasra teslim olmak zorunda kaldı. Seferin kendisine karşı yapıldığını sanan Candaroğlu İsmail Bey< Konu Resmi..>
    Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi. Bursa'ya dönerek birliklerini takviye eden Fatih< Konu Resmi..>
    Trabzon seferine çıkarken< Konu Resmi..>
    Sinop da dahil Candaroğullarının topraklarını savaşmaksızın ele geçirdi. Fatih'in asıl amacı 1204 yılında Lâtinlerin İstanbul'u işgal etmesi üzerine Bizans hanedanına mensup Komnenlerin ayrı bir devlet oluşturdukları Trabzon idi. Osmanlılara vergi vermeyi kabul eden Trabzon Rumları bir taraftan Fatih'in rakibi olan Uzun Hasan ile ittifak içine girmişti. Nihayet Fatih< Konu Resmi..>
    karadan birliklerini Trabzon'a gönderirken< Konu Resmi..>
    bir donanma da Sinop'tan kalkarak bölgeye yöneldi. Bu sırada Uzun Hasan'ın Osmanlı ordusunu arkadan çevirebileceği ihtimaline karşı Fatih< Konu Resmi..>
    ordusunu Sivas'ın güneyinden Yassıçemen'e çevirdi. Uzun Hasan'ın annesi Sara Hatun'un ricası üzerine Akkoyunlularla bir anlaşma yapıldı. Anlaşmaya göre Akkoyunlular< Konu Resmi..>
    Trabzon Rumlarına yardım etmemeyi vaat etmişlerdir. Anlaşmanın akabinde kara ve denizden Trabzon yeniden kuşatıldı. Çaresiz kalan Trabzon Hâkimi David Komnen şehri teslim etmeyi kabul etti (26 Ekim 1461). Böylece 258 yıl devam eden Trabzon Rum İmparatorluğu da tarihe karışmış oldu.

    Karadeniz'in Anadolu kıyılarını tamamen hâkimiyetine alan Fatih'in bundan sonraki hedefi< Konu Resmi..>
    önemli ticaret limanları olan Ceneviz kolonilerini ortadan kaldırarak< Konu Resmi..>
    Karadeniz'i tam bir Türk gölü yapmak idi.

    Gedik Ahmet Paşa komutasındaki donanma 1475 yılında Kefe< Konu Resmi..>
    Azak ve Menkup iskele ve kalelerini ele geçirdi. Böylece Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Altınorda Hanlığı'nın zayıflamasıyla ortaya çıkan Kırım Hanlığı ile komşu oldu. Azak Kalesi'nin düşürülmesi sonucunda bazı Cenevizliler ile birlikte Kırım hanlarından Mengli Giray Han da esir edilmişti. Mengli Giray Han'ın İstanbul'a getirilmesiyle Kırım Hanlığı Osmanlı hâkimiyetine girmiş oldu. (1478). Kırım hanları 350 yıl boyunca Osmanlıların batıya karşı en güçlü müttefikleri olarak hizmet vermişlerdir.Anadolu'da Türk Birliğinin Gerçekleşmesi; Osmanlıların kuruluş devrinden beri en ciddî rakipleri durumundaki Karamanoğulları< Konu Resmi..>
    Fatih'in politikalarına karşı< Konu Resmi..>
    Akkoyunlu ve Memlûklu devletlerinin desteğini sağladığı gibi< Konu Resmi..>
    Venediklilerle de bir ittifak kurmakta sakınca görmemişlerdi. Bu düşmanca tavır üzerine Fatih 1466 yılında Karamanoğulları üzerine yürümeye karar verdi. Beylik topraklarının büyük kısmı Osmanlıların eline geçmesine rağmen Fatih< Konu Resmi..>
    Larende ve Silifke yörelerine çekilen Karamanoğullarına karşı mücadeleyi< Konu Resmi..>
    Otlukbeli Savaşı'nın sonrasında da sürdürmüştür. Fakat Karaman Beyi Kasım'ın ölümünden sonra (1483) beylik tamamen oradan kalkmış olacaktır. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan< Konu Resmi..>
    1467 yılında Karakoyunlu topraklarına sahip olunca Osmanlılar aleyhine hâkimiyetini genişletmeye başlamıştı. Anadolu birliği yönündeki bu tehlike üzerine Fatih< Konu Resmi..>
    1473'te harekete geçti. Otlukbeli mevkiinde yapılan savaşta Osmanlılar büyük bir zafer kazandılar. Artık Akkoyunlular Osmanlılar için bir tehlike olmaktan çıkmıştı.

     
  6. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri

    Henüz Trabzon'da vali iken Doğu'da Safavilerin nasıl güçlendiğini gören ve onlarla başarılı bir mücadeleye giren Selim< Konu Resmi..>
    tahta çıktıktan sonra< Konu Resmi..>
    Anadolu'daki mezhep mücadelesine bir son vermek için Safavilerle doğrudan savaşa girmeyi kaçınılmaz görmekteydi. Nihayet ordusunun başında Doğu seferine çıkan Yavuz Selim< Konu Resmi..>
    Çaldıran Ovası'nda Şah İsmail'in ordusuyla büyük bir meydan muharebesi yaptı. İki Türk hükümdarının mücadelesinden Selim üstün çıktı (23 Ağustos 1514). Doğu Anadolu toprakları Osmanlıların eline geçti. Yavuz< Konu Resmi..>
    Tebriz'e kadar Şah İsmail'i takip etti. Dulkadiroğulları beyliği Osmanlı yönetimine alındı ve sonra ilhak edildi (1515)Babası döneminde Memlûklara karşı yapılan seferlerin çoğu kez başarısızlıkla neticelenmesi< Konu Resmi..>
    Osmanlıların doğu'da ve İslâm dünyasında üstünlük kurmaları önündeki en büyük engel idi. Bu sebeple< Konu Resmi..>
    Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra Yavuz< Konu Resmi..>
    Memlûklara karşı büyük bir ordu hazırladı. Mısır Memlûk Sultanı Kansu Gavri< Konu Resmi..>
    Osmanlı ordusunu Halep'in kuzeyinde karşıladı. Ancak Mercidabık Savaşı Osmanlıların zaferiyle son buldu (24 Ağustos 1516). Kansu Gavri savaş sırasında öldü. Malatya'dan Sina yarımadasına kadar olan topraklar Osmanlıların eline geçti. Kışı Şam'da geçiren Yavuz< Konu Resmi..>
    tekrar Mısır'a yöneldi. Yeni Memlûk Sultanı Tomanbay ile Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye mevkiinde yapılan savaşı da Osmanlılar kazandı. (22 Ocak 1517). Bu savaş Memlûk Devleti'nin sonu oldu. Suriye< Konu Resmi..>
    Filistin< Konu Resmi..>
    Mısır ve Hicaz Osmanlı hâkimiyetine girdi. Hülagû'nun Bağdat'ı işgal etmesiyle Memlûk himayesine giren halifelik müessesesi de böylece Osmanlılara geçmiş oluyordu. Nitekim Mekke şerifi şehrin anahtarını Yavuz Sultan Selim'e sunarak itaatini bildirmişti. Yavuz dönemi Osmanlıların doğu'da ve İslâm dünyası'nda en büyük güç haline geldiği bir dönemdir.

    Yükseliş Döneminin Zirvesi:
    Kanuni Sultan Süleyman

    Yavuz Sultan Selim'in sekiz yıl süren hâkimiyet devrinden sonra Osmanlı tahtına oğlu I.Süleyman geçti (1520). I.Süleyman'ın 46 yıllık saltanatında Osmanlı Devleti siyasî< Konu Resmi..>
    askerî ve iktisadî açılardan zirveye ulaşmıştır. Bu sebeple dost düşman ona Kanuni< Konu Resmi..>
    Muhteşem< Konu Resmi..>
    Büyük Türk gibi lâkaplarla hitap etmiş ve tarihe de böyle geçmiştir.

    Avrupa'daki Gelişmeler;

    Kanuni döneminde özellikle Avrupa'da önemli dinî ve siyasî değişiklikler söz konusudur. Güçlü Macar krallığının Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra< Konu Resmi..>
    Kutsal Roma-Cermen İmparatoru Şarlken en ciddî rakip hâline gelmiş< Konu Resmi..>
    onun oluşturduğu imparatorluğun uzantısı durumundaki Avusturya Arşidükalığı Osmanlılara sınırdaş olmuştur. Bu devlet ile Avrupa'nın en güçlü hanedanı olacak olan Habsburglar Avrupa'yı âdeta parselleyeceklerdir. Bu dönemde güçlenmeye başlayan Protestanlık< Konu Resmi..>
    Avrupa'da mezhep çatışmalarının şiddetlenmesine sebep olmuştu. Doğu Avrupa'da da Lehistan ve Ortadoks Rusya güçlenmeye başlamıştı. Kanuni< Konu Resmi..>
    Avrupa'daki siyasî ve dinî çekişmelerden faydalanarak< Konu Resmi..>
    onların birleşmemesine özen göstermiş ve bunu bir devlet politikası hâline getirmiştir. Yine bu dönemde Akdeniz'de ve Okyanuslarda güçlü bir ticarî ve iktisadî filo oluşturan İspanyol ve Portekiz donanmaları Venedik'in yerini almış görünüyordu.

    Belgrat'ın Fethi ve Macaristan Seferi;

    Fatih'in Sırbistan seferinde ele geçirilemeyen Belgrat< Konu Resmi..>
    Avrupa içlerine yapılacak akınlar için bir sıçrama noktası idi. Bu sebeple Kanuni< Konu Resmi..>
    Macaristan seferine çıktığında ilkin Belgrat'ı kuşattı ve ele geçirdi(1521). Burayı bir üs olarak kullanan Osmanlılar artık rahatlıkla Avrupa içlerine sefer yapabilecekti. Nitekim Şarlken'e tutsak olan Fransa Kralı Fransuva'yı< Konu Resmi..>
    kendisinden yardım talep etmesi üzerine< Konu Resmi..>
    kurtarmayı amaçlayan Kanuni< Konu Resmi..>
    1526 yılında karşısındaki ittifakı parçalamak amacıyla yeniden Macaristan üzerine bir sefer düzenledi. 29 Ağustos 1526'da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar ordularını imha eden Kanuni< Konu Resmi..>
    Budin'i (Budapeşte) ele geçirdi. Macaristan'ın bir bölümü ilhak edildi ve kalan kısmı Erdel Krallığı oluşturularak Osmanlı hâkimiyetine alındı.

    Avusturya Seferleri;

    Macaristan'ın ele geçirilmesi üzerine< Konu Resmi..>
    ölen Macar kralı ile akrabalığını öne süren Avusturya Arşidükü Ferdinand< Konu Resmi..>
    Macar topraklarında hak iddia etmiş ve Budin'i işgal etmişti. Bunun üzerine Kanuni< Konu Resmi..>
    yeniden Macaristan'a sefer düzenledi. Budin kurtarıldı. Ancak Kanuni'nin asıl maksadı Viyana idi. Osmanlı ordusu şehri kuşattı ise de ele geçirmeye muvaffak olamadı(1529). I.Viyana Kuşatması'nın sonuçsuz kalmasından cesaretlenen Ferdinand< Konu Resmi..>
    Budin'i tekrar işgal etti. Kanuni ünlü "Alman Seferi" ile mukabele ederek işgal edilen yerleri geri aldı. Ferdinand ile İstanbul'da bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre Ferdinand< Konu Resmi..>
    Macaristan üzerinde hak talep etmeyecek ve Osmanlı hâkimiyetini tanıyacak ve elinde bulundurduğu Macaristan'a ait topraklar için de Osmanlılara vergi verecekti.(1533).

    Ferdinand'ın Macar kralının ölümünü fırsat bilerek anlaşmayı bozması üzerine Kanuni yeniden sefere çıktı. 1562'deki bu sefer sonucunda Macaristan'da Erdel Beylerbeyliği oluşturuldu. Avusturyalılar fırsat buldukça Macar topraklarına tecavüz etmişler ve her seferinde de Osmanlılardan gerekli cevabı almışlardır. Nitekim Kanuni'nin son seferi de Avusturya'ya karşı olmuş ve Zigetvar Kalesi kuşatılmıştır (1566)

    Fransa ile Münasebetler ve İlk Kapitülâsyon;

    Avrupa birliğini sağlamak isteyen Roma-Cermen İmparatoru Şarlken< Konu Resmi..>
    bu maksatla Fransız Kralı Fransuva'yı esir etmişti. Kendisinden yardım isteyen kral ile iyi ilişkiler kuran Kanuni böylece Şarlken'e karşı bir müttefik kazanmış oluyordu. 1535 yılında iki ülke arasında ticaret ve dostluk anlaşması imzalandı. Anlaşma ile her iki ülke serbest ticaret hakkı elde edecek ve bu haklar iki hükümdarın yaşadığı sürece geçerli olacaktı. Lâkin kapitülasyon adıyla tarihe geçecek olan bu ticarî imtiyazlar sürekli hâle getirilmiş< Konu Resmi..>
    sonraki devlet adamlarının basiretsizliği sebebiyle tek taraflı işlemeye başlamış ve başka devletlere de imtiyazların tanınmasıyla Osmanlı ekonomisi giderek dışa bağımlı hâle gelmiştir.

    İranla Münasebetler;

    Şah İsmail'in yerine geçen oğlu I.Şah Tahmasp< Konu Resmi..>
    babası gibi< Konu Resmi..>
    Osmanlıların düşmanı olan Venedik ve Avusturya ile ittifak kurmakta bir beis görmüyordu.

    Osmanlı ordusu< Konu Resmi..>
    Avrupa'ya sefere çıktığında Safaviler< Konu Resmi..>
    Doğu Anadolu topraklarına karşı saldırıya geçiyordu. Bu sebeple< Konu Resmi..>
    Kanuni< Konu Resmi..>
    Irakeyn (iki Irak; Irak-ı Acem ve Irak-ı Arap) seferi diye bilinen bir sefere çıktı (1534-35). Tebriz ve Bağdat Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlının Avrupa ile ilgilenmesinden yararlanan Safaviler fırsat buldukça yeniden harekete geçtiklerinde< Konu Resmi..>
    bölgeye 1555 yılına kadar Nahcivan ve Tebriz üzerine birkaç kez sefer düzenlenmiştir. Osmanlılar karşısında fazla bir varlık gösteremeyen Şah Tahmasp nihayet barış anlaşması imzalamayı kabul etmek zorunda kalmış ve Amasya Antlaşması (1555) ile Osmanlı üstünlüğünü kabul ederek Bağdat< Konu Resmi..>
    Tebriz ve Doğu Anadolu'nun Osmanlı hâkimiyetinde olduğunu tasdik etmiştir.

    Deniz Seferleri ve Fetihler;

    Kanuni devri karada olduğu gibi denizlerde de büyük bir üstünlüğün sağlandığı bir devirdir. Fatih'in alamadığı< Konu Resmi..>
    St.Jean şövalyelerinin elindeki Rodos ve çevresindeki adacıklar< Konu Resmi..>
    başarılı bir kuşatma sonunda ele geçirilmiş(1522)< Konu Resmi..>
    II. Bâyezid zamanından beri Akdeniz'de serbestçe faaliyet gösteren Barbaros kardeşlerin devlet hizmetine alınmasıyla deniz ve kıyılarda pek çok yer Osmanlı hâkimiyetine dahil olmuştur. Cezayir'i ellerinde bulunduran ve Osmanlılar adına< Konu Resmi..>
    1492 yılında İspanya'da soy kırıma uğrayan Musevîleri İstanbul'a gemilerle nakleden Barbaros kardeşler haklı bir üne sahip olmuşlardı. 1533 yılında Cezayir'i Osmanlılara bırakarak kaptan-ı deryalık görevini kabul eden Barbaros Hayrettin Paşa (Hızır Reis)< Konu Resmi..>
    1538 yılında Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasını Preveze'de büyük bir bozguna uğratarak< Konu Resmi..>
    Osmanlılardın Akdeniz'in tek hâkimi olduğunu bütün dünyaya kabul ettirdi.

    Barbaros'un ölümünden sonra yerine geçen Turgut Reis de fetihlere devam etti.Nitekim St. Jean şövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp onun tarafından fethedilmiş (1551)< Konu Resmi..>
    Preveze'den sonraki en büyük deniz zaferi sayılan Cerbe Savaşı sonunda Haçlı donanması bir kez daha hezimeti tatmıştır. Sadece Akdeniz'de değil Kızıl Deniz ve Hint Okyanusunda da Osmanlı donanması faaliyette bulunmuştur. Uzak denizlerde istenilen sonuçlar elde edilememişse de bu dönemde Yemen ve Arabistan'ın güney kıyıları ile Habeşistan ele geçirilmiştir.

    Kanuni'nin Ölümü ve Sonrası;

    Zigetvar Muhasarası esnasında hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yaşında öldü (1566). Siyasî< Konu Resmi..>
    askerî ve iktisadî bakımlardan Osmanlıyı zirveye çıkaran bu büyük hükümdarın yerine geçen ne II. Selim (1566-1574) ne de III. Murat (1574-1595) aynı evsafta kişiler değillerdi. Ancak Kanuni devrinde başlayan fetih rüzgârları o derece şiddetliydi ki< Konu Resmi..>
    bu hükümdarlar devrinde de hızını devam ettirebildi. Şüphesiz bu başarılarda sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür. Anadolu'nun Akdeniz'e bakan kıyılarında bir çıban başı gibi duran Venedik'in elindeki Kıbrıs bu fetih rüzgârıyla kuşatıldı. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı donanması adayı ele geçirir geçirmez (1571)< Konu Resmi..>
    buraya Anadolu'nun çeşitli sancaklarından Türkler yerleştirildi. Artık Kıbrıs da Türk olmuştu. Bu durumu hazmedemeyen Venedik< Konu Resmi..>
    İspanyol< Konu Resmi..>
    Malta donanmaları papa ve diğer bazı Avrupa devletlerinin de desteği ile harekete geçerek büyük bir savaş filosu oluşturdular. Korent Körfezi yakınlarında< Konu Resmi..>
    İnebahtı önlerinde yapılan deniz savaşını Osmanlılar kaybetti (1571).

    Ancak kendileri de oldukça fazla zaiyat verdiğinden< Konu Resmi..>
    Haçlı donanması Osmanlı kadırgalarını takip edecek durumda değildi. Sokullu kısa zamanda donanmayı yenileyerek yeniden Akdeniz'e indirdi. Venedik bu durum karşısında yeni bir savaşı göze alamadı ve Osmanlılara vergi vermeyi kabul etti. Kılıç Ali Paşa komutasındaki donanma Tunus'u yeniden Osmanlı topraklarına kattı (1574). Bu esnada II.Selim ölmüş ve yerine III. Murat geçmişti. Bu padişah devrinde< Konu Resmi..>
    Şah Tahmasp'ın ölümüyle çalkanan İran'a savaş açıldı (1576) Gürcistan ve Azerbaycan'ın büyük bir kısmının ele geçirilmesiyle neticelenen ilk seferden sonra savaş 15 yıl sürdü. Bu uzun savaş ile daha fazla yıpranmak istemeyen Osmanlı Devleti ile İran arasında 1590'da bir barış anlaşması yapıldı. Yine bu dönemde başlayan Türk-Macar Savaşı I.Ahmet devrine kadar devam etti. Don ve Volga nehirlerini birleştirmeyi amaçlayan kanal projesi ile Süveyş kanalı teşebbüsünün mimarı olan Sokullu'nun 1579'daki ölümü ile Osmanlı Devleti büyük bir yara almıştır. Özellikle III.Murat'ın oğlu III.Mehmet'in (1595-1604)< Konu Resmi..>
    hükümet işlerini annesine bırakıp< Konu Resmi..>
    bir köşeye çekilmesi Osmanlı'yı XVII. yüzyılda daha kötü yılların bekleyeceğinin âdeta habercisi idi.
     
  7. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri

    Duraklama Dönemi ve Son Başarılar

    III. Mehmet zamanında Avusturya'ya karşı devam ettirilen savaşlarda Eğri< Konu Resmi..>
    Kanije ve Haçova zaferleri elde edilmişse de I. Ahmet (1604-1617)< Konu Resmi..>
    Zitvatorok Antlaşmasını imzalayarak (1606)< Konu Resmi..>
    Osmanlının< Konu Resmi..>
    Avrupa'daki üstünlüğünün sona erdiğini bir anlamda kabul ediyordu. Her ne kadar ele geçen topraklar bu anlaşmayla Osmanlıda kalıyorsa da< Konu Resmi..>
    artık iki devletin "eşit" sayıldığı hükme bağlanmıştı. XVI.yüzyıl başlarından itibaren Avusturya ve İran'la girilen uzun savaşlar< Konu Resmi..>
    ehliyetsiz idareciler< Konu Resmi..>
    liyakatin yerini iltimas ve rüşvetin alması< Konu Resmi..>
    buna bağlı olarak devletin askerî ve iktisadî düzeninin temelini oluşturan timar sisteminin bozulmaya başlaması< Konu Resmi..>
    devletin güç ve otoritesini< Konu Resmi..>
    halkın huzur ve asayişini güvenliğini sarsmıştır. XVII. yüzyıla girilirken bu olumsuz şartlar< Konu Resmi..>
    anarşinin artmasına sebep olmuştur. Merkez ve taşra teşkilâtında görülen bozulmalar< Konu Resmi..>
    pek çok isyanın çıkmasını ve dolayısıyla devlet nizamının sarsılmasını beraberinde getirmiştir. Bu isyanları üç grupta toplamak mümkündür; Taşrada çıkan Celalî İsyanları< Konu Resmi..>
    Eyalet isyanları ve İstanbul merkezli kapıkulu isyanları. Celalî isyanlarının en önemli sebepleri< Konu Resmi..>
    yukarıda da belirttiğimiz gibi< Konu Resmi..>
    devletin uzayan savaşlara bağlı olarak azalan gelirlerini karşılayabilmek için vergileri artırması< Konu Resmi..>
    timar sistemindeki bozulmalar ve köylünün artan vergilere karşı huzursuzlukları idi. Halkın devlete olan güveninin sarsılması< Konu Resmi..>
    isyancıların gücünü daha da artırıyordu. Kalenderoğlu< Konu Resmi..>
    Karayazıcı< Konu Resmi..>
    Deli Hasan gibi Celâlîlerin isyanlarına< Konu Resmi..>
    medrese öğrencisi suhteler ve başıboş leventlerin isyanları da eklenince< Konu Resmi..>
    devlet isyanları bastırmada oldukça zorlandı. Bu isyanlar yüzünden özellikle Anadolu'da dirlik ve düzenlik kalmadığı gibi< Konu Resmi..>
    iktisadî durum da oldukça bozulmuştur. Yine bu otorite boşluğu nedeniyle Erzurum ve Sivas gibi yerlerin valileri ile Yemen< Konu Resmi..>
    Bağdat< Konu Resmi..>
    Eflâk< Konu Resmi..>
    Boğdan gibi bağlı eyaletlerin yerli yöneticileri de isyan etmişlerdi.

    İstanbul'daki yeniçerilerin ulûfelerini zamanında alamamalarını bahane ederek çıkardıkları isyanlar doğrudan sarayı hedef almıştır. Fesat yuvası hâline gelen Yeniçeri Ocağı'nı düzenlemek isteyen II. Osman (1618-1622) yeniçerilerin hışmına uğramış< Konu Resmi..>
    isyancılar sarayı basmıştır. Yeniçeriler< Konu Resmi..>
    Genç Osman'ı tahttan indirerek yerine< Konu Resmi..>
    III. Mehmet'in kardeşi I.Mustafa'yı getirmişler ve bununla da kalmayarak< Konu Resmi..>
    Genç Osman'ı Yedikule Zindanlarında katletmişlerdir. Bu olay yeniçerilerin bir padişahı tahttan düşürüp< Konu Resmi..>
    katletmelerinin ilk örneği olması açısından dikkat çekicidir.

    Yeniçerilerin başa geçirdiği I.Mustafa'nın bir yıl sonra ölmesiyle< Konu Resmi..>
    Osmanlı tahtına IV. Murat geçer (1623-1640)< Konu Resmi..>
    genç padişah< Konu Resmi..>
    hâkimiyetinin ilk on yılında devlet idaresindeki inisiyatifi valide Kösem Sultan'a bırakmış ve güçlenene kadar fesat çıkaranlara karşı tedbirli davranmıştır. Ancak saraydaki huzursuzluk ve Anadolu'da yeniden patlak veren isyanların tehlikeli boyutlara ulaşması üzerine 1632'de duruma müdahale eden IV. Murat< Konu Resmi..>
    kısa zamanda otoriteyi tesis etmiştir. Sert tedbirlerle nifak çıkaranları< Konu Resmi..>
    şeyhülislâm ve kardeşleri de dahil< Konu Resmi..>
    öldürtmekten çekinmemiş< Konu Resmi..>
    boşalan devlet hazinesini yeniden çeki düzene koymuştur. Toparlanan Osmanlı Devleti< Konu Resmi..>
    Bağdat'ı ele geçiren İran'a savaş açtı. IV. Murat< Konu Resmi..>
    ünlü seferiyle Bağdat'ı geri aldı (1638). İran ile yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla (1639)< Konu Resmi..>
    bugünkü sınırlara yakın olan Türk-İran sınırı yeniden çizildi.

    1640'ta< Konu Resmi..>
    IV. Murat'ın ölmesi üzerine yerine kardeşi I. İbrahim geçti(1640-1648). Fakat onun sekiz yıllık saltanatında devlet her açıdan kötülemeye başlamıştı. Sonunda 1648 yılında o da öldürüldü ve çocuk yaştaki IV. Mehmet Osmanlı tahtına çıkarıldı (1648-1687). Harem ve Yeniçeri Ocağı devlet işlerine istedikleri gibi müdahale eder olmuşlardı. Bu kötü gidiş 1656'da Köprülü Mehmed Paşa'nın sadrazamlık vazifesine getirilmesine kadar devam etti.Köprülü Mehmet Paşa ve onun ailesinden olan diğer sadrazamlar XVIII. yüzyıl başlarına kadar Osmanlı Devleti'nin idaresinde belirleyici bir rol oynamışlardır. Köprülüler Devri olarak bilinen bu dönemde geçici de olsa bir istikrar sağlanmış ve Osmanlılar son fetihlerini bu devirde gerçekleştirebilmişlerdir. Köprülü Mehmet Paşa< Konu Resmi..>
    içerde sükûneti sağladığı gibi< Konu Resmi..>
    Venediklilerin eline geçmiş olan Bozcaada ve Limni'yi geri alıp< Konu Resmi..>
    Çanakkale Boğazı'nı ablukadan kurtardı. Köprülü Mehmet Paşa öldüğünde< Konu Resmi..>
    padişah yine geniş yetkilerle oğlu Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'yı sadarete getirdi(1661). Erdel işlerine karışan Avusturya'ya karşı başlatılan savaşta Fazıl Ahmet Paşa< Konu Resmi..>
    Uyvar'ı fethetti. Avusturya yapılan anlaşmayla< Konu Resmi..>
    Erdel ile Uyvar ve Neograt kalelerinin Osmanlı hâkimiyetinde olduğunu kabul etti. Uzun süredir kuşatılan< Konu Resmi..>
    Venedik'in elindeki Girit< Konu Resmi..>
    Kandiye Kalesi'nin düşmesiyle Osmanlı hâkimiyetine girdi(1669). Lehistan'a yapılan sefer sonucunda Podolya da Osmanlı topraklarına katıldı (1676).

    Büyük başarılara imza atan Fazıl Ahmet Paşa'nın genç yaşta ölmesi üzerine< Konu Resmi..>
    IV. Mehmet< Konu Resmi..>
    Köprülü'nün damadı Kara Mustafa Paşa'yı sadrazamlığa getirdi(1676).

    Kara Mustafa Paşa< Konu Resmi..>
    Çehrin'i ele geçirdi (1678). Bu zaferden sonra< Konu Resmi..>
    Ruslar< Konu Resmi..>
    Dinyeper nehrinin sağında kalan toprakları Osmanlılara bırakmak zorunda kaldıkları ilk anlaşmayı Türklerle yapmıştır (1681). Zaferlerin devamı getirerek Osmanlı'yı yeniden Avrupa'daki en geniş sınırlara ulaştırmak isteyen Kara Mustafa Paşa< Konu Resmi..>
    Orta Macaristan'da< Konu Resmi..>
    Katolik Avusturya'ya karşı isyan eden Protestan Macarları himayesine aldı. İmre Tököli Osmanlılar tarafından Orta Macaristan kralı olarak tanındı. Mustafa Paşa< Konu Resmi..>
    büyük bir orduyla Viyana'ya sefer düzenledi. Kanuni'nin ele geçiremediği Avusturya'nın merkezi Viyana'ya karşı başlatılan bu ikinci sefer boyunca Osmanlılar hiçbir direnmeyle karşılaşmadılar. 1683'te kuşatma başladığında< Konu Resmi..>
    Avusturya imparatoru çoktan şehri terketmişti. Ancak kuşatmanın uzun sürmesi< Konu Resmi..>
    Lehistan ve Alman askerlerinin< Konu Resmi..>
    şehrin imdadına yetişmesiyle neticelendi. İki ateş arasında sıkışan Kara Mustafa Paşa< Konu Resmi..>
    büyük bir bozguna uğradı. (12 Eylül 1683). Osmanlılar Belgrat'a kadar geri çekilmek zorunda kaldı. Viyana bozgunu< Konu Resmi..>
    sadrazamın Belgrat'ta hayatına mal olmuştu. Osmanlı devletine karşı Avusturya< Konu Resmi..>
    Lehistan< Konu Resmi..>
    Malta< Konu Resmi..>
    Venedik ve son olarak Rusların katıldığı(1696) büyük bir ittifak oluşturuldu. Osmanlılar dört cephede bu ittifaka karşı mücadele verdiği sırada< Konu Resmi..>
    içte de huzursuzluk artmaktaydı. IV. Mehmet tahttan indirilmesiyle yerine II. Süleyman (1687-1691) < Konu Resmi..>
    II.Ahmet (1691-1695) devirlerinde huzursuzluk devam etti. Bu dönemde yine bir Köprülüzade olan Fazıl Mustafa Paşa< Konu Resmi..>
    ordu ve maliyeyi düzene koymaya yönelik başarılı icraatlerde bulunmuş ise de aynı aileden Hüseyin ve Nu'man Paşalar< Konu Resmi..>
    sadaret makamında başarı sağlayamamışlardı.

    II. Mustafa (1695-1703)< Konu Resmi..>
    Viyana bozgunu ve ardından gelen toprak kayıplarını önlemek amacıyla üç kez Avusturya'ya sefer düzenledi< Konu Resmi..>
    ilk iki seferde kısmen başarı sağlandıysa da son seferde Osmanlı ordusu Zenta denilen yerde bozguna uğradı. Bunun üzerine İngiltere'nin araya girmesiyle Osmanlılar< Konu Resmi..>
    ittifak güçleriyle Karlofça Antlaşması'nı imzalamak zorunda kaldı (26 Ocak 1699). 25 yıl için geçerli olacak bu anlaşma sonunda< Konu Resmi..>
    Avusturya'ya Macaristan'ın büyük bir bölümü ve Erdel< Konu Resmi..>
    Venediklilere Dalmaçya kıyıları ve Mora< Konu Resmi..>
    Lehistan'a ise Podolya ve Ukrayna bırakılıyordu. Rusya ile yapılan üç yıllık ayrı bir anlaşma ile de Azak Kalesi Ruslara terk ediliyor ve onların İstanbul'da daimî bir elçi bulundurmaları kabul ediliyordu. Karlofça Antlaşması< Konu Resmi..>
    Osmanlıların toprak kaybıyla neticelen şimdiye kadar imzaladıkları en ağır anlaşma idi.

    I.Edirne Vakası adı verilen bir ayaklanma ile Osmanlı tahtına III. Ahmet geçirildi (1703-1730). Rusya bu dönemde hem Doğu Avrupa hem de Karadeniz istikametinde topraklarını genişletme gayesini gütmekteydi. Poltova yenilgisinden sonra Osmanlılara sığınan İsveç Kralı XII. Şarl< Konu Resmi..>
    iki ülke arasında yeniden bir savaşın başlaması için bir vesile oldu. Bu savaş ile Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Karlofça'da kaybettikleri toprakları tekrar kazanma fırsatını bulacaktı. Nitekim Prut'ta sıkıştırılan Ruslar (1711)< Konu Resmi..>
    anlaşma yaparak< Konu Resmi..>
    Azak'ı terk etmek zorunda kaldılar. Karadağ'da isyan çıkartan Venedik'e karşı açılan savaşlarda ise işgal altındaki Mora kurtarıldı. (1715). Bu başarılar üzerine< Konu Resmi..>
    sıranın kendisine geldiğini düşünerek harekete geçen Avusturya< Konu Resmi..>
    Osmanlıları yenilgiye uğrattılar.

    Temeşvar ve Belgrat düştü. Osmanlılar Pasarofça Antlaşmasını imzalayarak (1718)< Konu Resmi..>
    Temeşvar ve Belgrad ile birlikte Küçük Eflâk ve Kuzey Sırbistan'ı Avusturya'ya bıraktı. Dalmaçya kıyılarındaki bazı kalelerin Venedik'e terki mukabilinde Mora muhafaza edildi. Osmanlılardın Balkanlar ve Orta Avrupa seferleri için staratejik bir mevkiide olan Belgrat'ın düşmesi< Konu Resmi..>
    ağır sonuçlar doğurmuştur. Avusturya< Konu Resmi..>
    Belgrat'tan Balkan içlerine sarkmakta daha başarılı olacaktır.

    Lâle Devri:

    Pasarofça Antlaşması neticesinde ortaya çıkan barışı iyi kullanmak isteyen Osmanlılar< Konu Resmi..>
    artık Avrupa karşısında savunma durumunda kalacağını anladığından< Konu Resmi..>
    Balkanlardaki sınır kalelerini tahkim etme< Konu Resmi..>
    bölge halkını yanında tutmak için vergileri azaltma siyaseti uygulamaya ağırlık vermekteydi. Damat İbrahim Paşa< Konu Resmi..>
    Osmanlılara üstünlük kurmuş olan Avrupa'yı her yönüyle tanımak için Avrupa başkentlerine elçiler göndertti. 1718-1730 yılları arasındaki bu dönem< Konu Resmi..>
    sanatta lâle motifinin işlenmesi sebebiyle "Lâle Devri" adıyla anılmaktadır. Bu dönemde matbaa açılması< Konu Resmi..>
    çini ve kumaş fabrikası kurulması gibi bazı müspet yenilikler yapılmışsa da< Konu Resmi..>
    III. Ahmet ve saray çevresinin şaşalı eğlenceleri ve harcamaları huzursuzluğu artırmaktaydı. Damat İbrahim Paşa'nın< Konu Resmi..>
    İran'a karşı başlatılan savaşta (1722) kesin netice alamaması ve uzayan savaş esnasında Tebriz'in sadrazamın gizli emriyle İran'a terk edildiği haberi< Konu Resmi..>
    muhalefetin harekete geçmesine yetti.

    Patrona Halil Ayaklanması'nın patlak vermesiyle bu dönem sona eriyordu. Damat İbrahim Paşa ve yakınlarıyla Sultan III. Ahmet asiler tarafından katledildiler (1730)Bu olayın ardından III. Ahmet'in yeğeni I.Mustafa hükümdarlığa getirildi. (1730-1754). Kafkaslardaki sınır olaylarını bahane eden Rusya< Konu Resmi..>
    Kırım Tatarlarına karşı büyük bir saldırı başlattı. Azak ve Bahçesaray Rusların eline geçti (1739). Fransa'nın da teşvikiyle Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Rusya'ya karşı savaş ilân etti. Rusya'nın yanında savaşa katılan Avusturya da< Konu Resmi..>
    Eflâk ve Boğdan'a girmişti. Osmanlılar iki cephede de büyük başarılar kazandılar. Prusya< Konu Resmi..>
    Fransa ve İsveç'in Osmanlılara yakınlaşması< Konu Resmi..>
    Osmanlılar karşısında ummadıkları bir yenilgi tadan Rusya ve Avusturya'yı barış yapmaya zorladı. Bu savaş sırasında tekrar Osmanlıların eline geçen Belgrat'ta bir anlaşma imzalandı (18 Eylül 1739). Belgrat Anlaşmasıyla< Konu Resmi..>
    Avusturya< Konu Resmi..>
    Pasarofça barışıyla elde ettikleri tüm topraklardan geri çekildiler. Ruslar da Azak'ı terkederek bölgedeki kıyı ve deniz ticaretinin Osmanlı gemileriyle yapılmasını kabul etti. Bu anlaşma geçici de olsa Osmanlıların toparlanmasını sağlamıştır. Savaşta Türklerin tarafını tutan Fransa'yla< Konu Resmi..>
    Kanuni döneminde tanınan imtiyazları genişleten ve süre tahdidi koymayan yeni bir kapitülâsyon antlaşması imzalanmıştır (1740). Damat İbrahim Paşa zamanında başlayan İran savaşları Lâle Devri'nden sonra da devam etmekteydi. Ruslar< Konu Resmi..>
    çöküş dönemine giren Safavilerin elindeki Azerbaycan ve Dağıstan'ı işgal etmişlerdi.

    Şirvan halkının talebi üzerine Osmanlılar duruma müdahale etmiş< Konu Resmi..>
    iki ülke arasında çıkabilecek savaş Fransa'nın araya girmesiyle önlenmişti. Rusya'nın kuzeydeki işgaline karşın Osmanlılar da Güney Azerbaycan'ı topraklarına kattılar. Şah Tahmasp 1732'de Osmanlılar ile barış yaptı. Bu durumu kabullenemeyen Afşar Nadir Bey< Konu Resmi..>
    Şah Tahmasp'ı devirerek kendi hâkimiyetini ilan etti (1736). Osmanlılar bazı toprakları Nadir Han'a bırakmaya razı oldu. Her iki taraf için de yıpratıcı olan bu uzun savaşlar< Konu Resmi..>
    Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla çizilen sınırların aynen kabul edildiği 1746 anlaşmasıyla son bulmuştur.

    I.Mahmut döneminde< Konu Resmi..>
    başarılı savaşların yanı sıra< Konu Resmi..>
    ordu içinde de yeni düzenlemelere gidilmiştir. Aslen Fransız olup Osmanlı hizmetine girerek beylerbeyi olan Ahmet Paşa< Konu Resmi..>
    Humbaracı Ocağı'nı kurarak (1734)< Konu Resmi..>
    batı savaş tekniklerini burada hayata geçirmiş idi. I.Mahmut'un üvey kardeşi III.Osman'ın (1754-1757) yerine geçen< Konu Resmi..>
    amcaoğlu III. Mustafa (1757-1773) zamanında da ordu içerisinde bazı ıslahatlar devam ettirilmiştir. Nitekim onun döneminde Tophane ıslah edilerek yeni ve güçlü toplar dökülmüş< Konu Resmi..>
    donanma yenilenmiştir. Ancak< Konu Resmi..>
    Rusya ile başlayan harpler bu yeniliklerin yeterli olmadığını gösterecektir.
     
  8. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri

    1764 yılında Rusya< Konu Resmi..>
    Osmanlıların toprak bütünlüğünü garanti ettiği Lehistan'ı işgal etmiş ve kaçan mülteciler Osmanlı sınırını geçen Ruslar tarafından katledilmiştir. Bu olay üzerine Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilân etmiştir(1768). Ruslar< Konu Resmi..>
    Baserabya ve Kırım'ı işgal ettikleri gibi< Konu Resmi..>
    İngilizlerin de yardımıyla< Konu Resmi..>
    Baltık filosonu Akdeniz'e göndererek< Konu Resmi..>
    Mora Rumlarını isyana teşvik etmişler ve Çeşme'de demirli Osmanlı donanmasını gafil avlayarak< Konu Resmi..>
    gemileri yakmışlardır. Bu arada Mısır'da da bir isyan hareketi başlamıştır. Ruscuk ve Silistre önlerinde Osmanlı kuvvetlerinin mevzii başarılar kazanmasının ardından II. Katerina< Konu Resmi..>
    Lehistan işini halletmeyi plânladığından Osmanlılarla anlaşma yapmayı kabul etmiştir. I.Abdulhamit'in (1773-1789) başa geçmesinden sonra imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile (21 Temmuz 1774) Kırım Hanlığı Osmanlıdan kopartılarak sözde bağımsız bir devlet olmuş< Konu Resmi..>
    Baserabya< Konu Resmi..>
    Eflâk< Konu Resmi..>
    Boğdan Osmanlılarda kalmış< Konu Resmi..>
    ancak Azak ve Kabartay bölgesi Rus hâkimiyetine geçmiştir. Ruslar bu anlaşmayla İngiltere ve Fransa'ya tanınan kapitülâsyonları da kazanmış ve her yerde konsolosluk açma hakkını elde ederek< Konu Resmi..>
    Osmanlının iç işlerine karışabileceği bir ortamı kendine hazırlamıştır. Nitekim 1783'te Kırım'ı işgal ve ilhak eden Rusya< Konu Resmi..>
    Karadeniz'e hâkim olarak< Konu Resmi..>
    sıcak denizlere inme politikasını gerçekleştirme yönünde büyük bir adım atmış< Konu Resmi..>
    Ortadoksları himaye bahanesiyle de Balkanlardaki nüfuzunu kuvvetlendirmiştir.

    Rusya'nın nihaî amacı< Konu Resmi..>
    İstanbul'u ele geçirerek Bizans'ı yeniden diriltmek idi. İşte bu maksatla< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'ni taksim etmek üzere Avusturya ile gizli bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmayı haber alan Osmanlı Devleti< Konu Resmi..>
    Prusya ve İngiltere'nin de tahrikiyle Rusya'ya karşı savaş açtı. Halkın infialine neden olan Kırım'ı geri almak Osmanlının en büyük arzusuydu. Ancak bu savaşa Rusya'nın müttefiki olan Avusturya'nın da katılmasıyla< Konu Resmi..>
    Osmanlılar iki cephede birden mücadele etmek zorunda kaldılar(1788). Avusturya'ya karşı iki kez savaş kazanıldı. Belgrat ve Banat ele geçirildi. Ancak Rusya'ya karşı doğu cephesinde başarı sağlanamadı. Bu tarihlerde Osmanlı tahtına III. Selim çıkmıştı (1789-1807). III. Selim İsveç ile bir anlaşma yaparak Rusya'ya karşı bir müttefik kazanmıştı. Ancak Rusya Bükreş ile Küçük Eflâk'ı almış< Konu Resmi..>
    ardından da Belgrat ve Bender düşmüştü. 1790'da Avusturya İmparatoru II.Joseph ölünce iç ayaklanmalar baş göstermiş ve Fransız ihtilalinin etkileri bu ülkede de hissedilmeye başlanmıştı. Bunun üzerine yeni İmparator II.Leopold< Konu Resmi..>
    Ziştovi anlaşmasını imzalayarak Osmanlılarla olan savaşı sona erdirdi (1791). Bu anlaşma mevcut statükoyu muhafaza eden maddelerden ibaretti. Rusya ile de< Konu Resmi..>
    İspanya'nın aracılığıyla Yaş Barış Antlaşması imzalandı (1792). Rusya'nın savaş sırasında işgal ettiği yerlerden sadece Özi< Konu Resmi..>
    anlaşmayla verilmiş oluyordu. Hem Avusturya hem de Rusya bu anlaşmalarla< Konu Resmi..>
    Fransa ve Lehistan'daki gelişmelere dikkatlerini verirken< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti de gerekli ıslahatları yapmak için bir soluklanma zamanı bulabilecekti.

    19. y.y. Osmanlı Devleti'nde Islahat Çabaları

    Nizam-ı Cedit

    İyi bir eğitim görmüş olan III. Selim bu barış döneminden faydalanarak< Konu Resmi..>
    devlet içinde< Konu Resmi..>
    özellikle askerî alanda< Konu Resmi..>
    ıslahatlar yapmak istiyordu. Bu maksatla< Konu Resmi..>
    Nizâm-ı Cedit adı verilen ilk ıslahat hareketiyle< Konu Resmi..>
    yeni bir ordu kurdu(1793). Yeniçeri Ocağı'nı kaldıramayacağını bildiğinden< Konu Resmi..>
    öncelikle Nizâm-ı Cedid denilen bu orduyu batılı tarzda düzenleyip< Konu Resmi..>
    başarısını kanıtlamak gerekliydi. Ancak bundan sonra Yeniçeri Ocağı lağvedilebilirdi. Fakat kendileri aleyhine ortaya çıkan gelişmelerden endişe duyan Yeniçeriler< Konu Resmi..>
    bazı devlet adamlarını da yanlarına çekerek yeniliklere karşı çıktılar ve isyan ettiler. Üstelik bu arada Napolyon Bonapart< Konu Resmi..>
    bir orduyla Mısır'ı işgale başlamıştı (1798). Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Rusya< Konu Resmi..>
    İngiltere ve Sicilya'nın da menfaatlerine dokunan Fransız işgaline karşı harekete geçti. Ehramlar savaşıyla< Konu Resmi..>
    Mısır'ı ele geçirip< Konu Resmi..>
    kuzeye yönelen Bonapart< Konu Resmi..>
    Akka'da Osmanlı savunmasını geçemedi (1799). Kuşatmayı kaldıran Napolyon geri dönerken< Konu Resmi..>
    yerine bıraktığı ordu komutanları da mağlûp edildiler. Neticede Fransızlar Mısır'ı terk etmek zorunda kaldı(1801). Fransa'yı barışa zorlayan önemli bir sebeplerden birisi de< Konu Resmi..>
    Akdeniz'de Rus ve Türk donanmalarının iş birliği yapmaları< Konu Resmi..>
    İngiltere'nin Fransız savaş ve ticaret gemilerini taciz etmesiydi. Fransa'nın Akdeniz ve Orta Doğu'daki ticarî menfaatlerinin zedelenmesi onları barışa zorlamaktaydı.

    1802'de imzalanan anlaşmayla Fransa bölgede yine ticaret yapma güvencesi almış ve kapitülâsyon hakkını elde etmiştir. Bu olayı bahane ederek Akdeniz'e inen Rus donanması< Konu Resmi..>
    Osmanlı donanmasıyla birlikte Fransa'nın elindeki bazı adaları ele geçirmiş idi. Fakat halk< Konu Resmi..>
    ebedî düşman olarak gördüğü Rusya ile iş birliği yapılmasına büyük tepki göstermiş ve bunun sonunda III. Selim'e ve ıslahatlarına karşı cephe genişlemişti. Üstelik Napolyon'un< Konu Resmi..>
    Orta Doğu'da Araplara yönelik propagandasının da etkisiyle bölgede bazı isyanlar çıkmıştı. Böylece Bulgaristan ve Sırbistan'da çıkan isyanlara bir de Suriye'de ve Hicaz'da çıkan isyanlar eklenmiş oluyordu. Vehhabiler ayaklanarak< Konu Resmi..>
    1803-1804'te Mekke ve Medine'yi ele geçirmişlerdi. Osmanlıların tekrar Fransa ile yakınlaşmaları< Konu Resmi..>
    İngiliz ve Rusları harekete geçirmiş ve sonunda Rusya Eflak ve Boğdan'ı işgal etmişti. Bu savaş sürerken Nizâm-ı Cedit'in Rumeli''ye de kaydırılmasından memnun olmayan isyancılar Şehzade Mustafa'nın tahrik ve teşvikiyle birleşerek İkinci Edirne Vak'ası denilen büyük bir ayaklanma başlatmışlardı (1806). Neticede İstanbul'da patlak veren Kabakçı Mustafa İsyanı III. Selim'in sonunu hazırladı. Saraya giren isyancılar III. Selim'i tahttan indirerek yerine IV. Mustafa'yı tahta geçirdiler (29 Mayıs 1807). Nizâm-ı Cedid lağvedildi. Fakat III.Selim'e bağlı olan Ruscuk bayraktarı Mustafa< Konu Resmi..>
    yenilik taraftarlarıyla birleşerek< Konu Resmi..>
    karşı darbede bulundu. Amacı III. Selim'i yeniden tahta çıkarmaktı. IV. Mustafa'nın< Konu Resmi..>
    sabık padişahı öldürttüğünün öğrenilmesi üzerine< Konu Resmi..>
    kardeşi II.Mahmut başa geçirildi (28 Temmuz 1808).

    Alemdar Mustafa Paşa sadareti üslenerek< Konu Resmi..>
    III. Selim'in başlattığı ıslahatları devam ettirmeye çalıştı. Nizâm-ı Cedit'i< Konu Resmi..>
    Sekbân-ı Cedit adı ile yeniden canlandırdı. Ancak ulemayı ve yeniçerileri memnun edemeyen Alemdar Mustafa Paşa< Konu Resmi..>
    1809'da çıkan bir isyanda öldü.

    II.Mahmut ve Islahat Hareketleri;

    II. Mahmut devri (1808-1839)< Konu Resmi..>
    hem gerçekleştirilen yenilik hareketleri ile hem de etnik ve siyasî isyanlarıyla Osmanlı Devleti'nin yol ayrımına girdiği bir dönemi ifade eder. II.Mahmut< Konu Resmi..>
    öncelikle orduyu baştan aşağı düzenlemek ile işe başladı. Yeniliklere karşı çıkan Yeniçeri Ocağı bir nizamname ile ortadan kaldırıldı. Vak'a-yı Hayriye olarak adlandırılan bu köklü değişiklikle (15-16 Haziran 1826)< Konu Resmi..>
    yeni bir ordu oluşturuldu. Ancak yeniçeriler bu düzenlemeye boyun eğmeyerek isyan ettiler. Sadrazam'ın sarayını basan yeniçeriler sadrazamın ve ıslahatçıların başlarını istediler. Ancak At Meydanı'nda toplanan yeniçeriler dağıtıldı< Konu Resmi..>
    ocakları bombalandı. Böylece Avrupa tarzında yeni bir ordunun kurulması yönündeki en büyük engel ortadan kaldırılmış oluyordu. II. Mahmut hükûmet teşkilâtında da değişikliklere giderek kabine ve nezaret (bakanlık) usulünü benimsedi. 1836 yılında Dahiliye ve Hariciye Nazırlıkları kuruldu. Avrupa devletleri ile A.B.D ile ticarî anlaşmalar yapıldı. İktisadî ve adlî sistemde değişikliklere gidildi. Avrupa tarzında eğitim veren rüştiyeler< Konu Resmi..>
    Harbiye ve Tıbbiye okullarının açılması vb. gibi eğitim alanında da ıslahatlar gerçekleştirildi.

    Fakat< Konu Resmi..>
    kimi şeklî< Konu Resmi..>
    kimi öze yönelik bu yenilikler devletin içinde bulunduğu zorlukları aşmasına yetmediği gibi< Konu Resmi..>
    Osmanlı coğrafyasındaki parçalanma II.Mahmut döneminde daha da hissedilir hale geldi.

    Sırp ve Yunan İsyanları; Fransız İhtilâli'nin getirdiği milliyetçi fikirlerle temellendirilen ancak< Konu Resmi..>
    daha ziyade arkasında Rusya ve diğer Avrupa devletlerinin teşvik ve tahriki olan etnik ve mahallî isyanlar bu dönemde alevlendi. III.Selim zamanında isyan eden Sırplar< Konu Resmi..>
    1812 Bükreş Antlaşması ile bazı imtiyazlar almalarına rağmen< Konu Resmi..>
    yeniden ayaklandılar. Yeniçeri Ocağının kaldırıldığı tarihlerde Sırplarla kısmî bir anlaşmaya varıldı. Ancak 1830'da bir hatt-ı şerif ile Sırbistan'ın Osmanlı hâkimiyetinde bir prenslik olarak varlığı kabul edildi. Rusya'nın XIX. yüzyıla girerken Osmanlıya karşı sürdürdüğü savaşların altında Balkanları ve özellikle Rumları Osmanlı Devleti'nden koparmak yatıyordu. Nitekim Odessa'da yeniden örgütlendirilen Etnik-i Eterya adlı cemiyetin başkanlığına Yunan İsyanı sırasında Çar I.Alexsandre'ın yaveri Prens İpsilanti getirilmişti. Yapılan plana göre Yunanistan< Konu Resmi..>
    Yanya ve Tuna civarında isyanlar çıkarılacaktı. İpsilanti 1821'de Romanya'ya geçerek Ortodoksları ayaklandırmaya çalıştı fakat başarılı olamadı. Çar< Konu Resmi..>
    Türklere yenilerek Macaristan'a kaçacak olan İpsilanti'yi desteklemekten vazgeçti. Bu sırada Mora'da da Patras başpiskoposu isyan etmişti (25 Mart 1821). 1822'de Yunanlılar bağımsız olduklarını ilân ettiler< Konu Resmi..>
    Mora'da ve adalarda çok sayıda Türk'ü katlettiler. Rusya ve Avrupa bu isyanı gayriresmî yollardan desteklemekteydiler.

    Girit ve Mora valiliğinin kendisine verilmesini II.Mahmut'a kabul ettiren Mehmet Ali Paşa bu isyanı bastırmakla görevlendirildi. 1822'de Girit'e< Konu Resmi..>
    1824-25'te Mora'ya girildi. Bu gelişme karşısında Rusya< Konu Resmi..>
    Fransa ve İngiltere aralarında anlaşarak (1827)< Konu Resmi..>
    Yunanistan'ın özerk bir prenslik olarak kabul edilmesi hususunda Osmanlıları sıkıştırmak istediler. Türkler bu olayı iç işlerine müdahale olarak kabul edip< Konu Resmi..>
    teklifi reddetti. Bunun üzerine Osmanlı ve Mısır donanması Navarin'de< Konu Resmi..>
    bir kaza sonucu(!)< Konu Resmi..>
    yok edildi. Üç ülkeyle ilişkiler kesildi ve 1828'de Rusya< Konu Resmi..>
    müttefiklerinin desteğiyle Osmanlı Devleti'ne savaş ilân etti. Rus ordusu doğuda Erzurum'u ele geçirdi. Batıda ise Edirne işgal edildi. Padişah< Konu Resmi..>
    Prusya< Konu Resmi..>
    Fransa ve İngiltere elçilerini araya sokarak< Konu Resmi..>
    Londra Protokolünü kabul edeceğini bildirdi. Böylece Edirne Antlaşması(1829) ve ardından Londra Konferansı (1830) imzalandı. Antlaşma ile Prut iki ülke arasında sınır oluyor< Konu Resmi..>
    Eflâk< Konu Resmi..>
    Boğdan ile Sırbistan'ın özerkliği kabul ediliyordu. Girit'in Osmanlılarda kalması şartıyla Yunanistan'ın bağımsızlığı da tasdik ediliyordu.

    Mehmet Ali Paşa İsyanı ve Mısır Meselesi; Mora'nın elden çıkmasıyla< Konu Resmi..>
    oğlu İbrahim'in Mora valisi olma ümidini kaybeden Mısır Valisi M.Ali Paşa< Konu Resmi..>
    II.Mahmut'tan< Konu Resmi..>
    yardımlarına karşılık< Konu Resmi..>
    Suriye'nin idaresini istedi. Bu isteğin reddedilmesi üzerine M.Ali Paşa harekete geçti ve Filistin ile Suriye'ye girdi (1831). Akka ve Şam< Konu Resmi..>
    oğlu İbrahim tarafından ele geçirildi. İbrahim Paşa< Konu Resmi..>
    kısa zamanda Anadolu'ya kadar ilerledi.

    Konya yakınlarındaki savaşta Osmanlı ordusunu yenilgiye uğrattı. Her birinin ayrı hesabı olduğu büyük devletler< Konu Resmi..>
    telâşlanarak araya girmek istediler. Fransa ve İngiltere'nin anlaşamaması üzerine< Konu Resmi..>
    Rusya durumdan faydalandı. Zor durumdaki II.Mahmut< Konu Resmi..>
    Rus ordusunun ve donanmasının İstanbul yakınlarına gelmesine müsaade etti. Rusya'nın kârlı çıkmasından endişelenen Fransa ve İngiltere< Konu Resmi..>
    II.Mahmut ile anlaşma yapması için M.Ali Paşa'ya baskı yaptılar. Neticede Kütahya Antlaşması imzalandı (1833). Bu anlaşmayla< Konu Resmi..>
    Mehmet Ali Paşa< Konu Resmi..>
    Mısır ve Girit'ten başka Şam ve oğlu İbrahim de< Konu Resmi..>
    Cidde valiliği yanı sıra Adana'yı uhdelerine alacaklardı. Rusya< Konu Resmi..>
    yardımlarına karşılık II.Mahmut ile Hünkar İskelesi Antlaşması diye bilinen bir anlaşma yaparak< Konu Resmi..>
    İstanbul'daki durumunu kuvvetlendirmeyi başardı (1833). Anlaşmaya göre Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün garantisi ve gereğinde Osmanlının yardımına koşulması karşılığında Rusya< Konu Resmi..>
    Boğazların bütün yabancı savaş gemilerine kapatılmasını kabul ettiriyordu. II.Mahmut< Konu Resmi..>
    Kütahya anlaşmasından memnun değildi. Bu sebeple M.Ali Paşa'ya karşı yeniden harekete geçti. Fakat Osmanlı ordusu Nizip'te bir kez daha yenildi (1839). Üstelik Kaptan Paşa< Konu Resmi..>
    Osmanlı donanmasını Mısır'a teslim etmişti. Bu arada II. Mahmut ölmüş ve yerine I.Abdulmecit geçmişti (1839-1861). Mısır Meselesi'nin Çözümü ve Boğazlar Meselesi; Rusya'nın Hünkar İskelesi Antlaşmasına dayanarak duruma tek başına müdahale etmesini uygun bulmayan İngiltere ve Fransa yeniden devreye girdiler. Avusturya ve Prusya'nın da katılmasıyla Londra'da bir konferans toplandı (1840).

    Toplantıda Mehmet Ali Paşa'nın veraset yoluyla Mısır valiliğine sahip olması karşılığında< Konu Resmi..>
    Suriye'den ve elinde tuttuğu Osmanlı donanmasından vazgeçmesi istendi. Konferans kararlarını M.Ali Paşa'nın tanımaması üzerine İngiltere Suriye limanlarını donanması ile topa tuttu. Nihayet M.Ali Paşa durumu kabul etti. I.Abdulmecit de iki ferman yayımlayarak onun valiliğini onayladı. Ardından İngiltere kendileri aleyhine olan Hünkar İskelesi Antlaşması'nın yürürlükten kaldırılmasını öngören uluslararası bir konferansa ev sahipliği yaptı. Londra Antlaşması ile (Temmuz 1841)< Konu Resmi..>
    İstanbul ve Çanakkale boğazları'nın barış zamanında savaş gemilerine kapalı tutulmasının kararlaştırıldığı bir Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Böylece İngiltere< Konu Resmi..>
    Rusya'nın elinden inisiyatifi almış oluyordu.
     
  9. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri

    Daha önceleri gerçekleştirilmeye çalışılan Islahat Hareketleri< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nin kendi iradesiyle uygulamaya çalıştığı< Konu Resmi..>
    içte ve dıştaki başarısızlıklarını önlemeye yönelik yenilikleri ifade etmekteydi. Ancak Avrupa ve Rusya'nın mütemadiyen iç işlerine müdahale etmesi< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'ni< Konu Resmi..>
    kendi inisiyatifi dışında< Konu Resmi..>
    yeni tedbirler almaya zorlamaktaydı. Özellikle gayrimüslim unsurları bahane eden devletlerin müdahalelerine fırsat vermemek için idarî ve hukukî düzenlemelere gidilmesi düşünülmekteydi. Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa'nın hazırladığı düzenlemeler< Konu Resmi..>
    I.Abdülmecit tarafından tasdik edilmişti. 3 Kasım 1839'da I.Abdülmecit "Gülhane Hatt-ı Hümayunu"nu ilan ettirdi.

    Bu fermanda< Konu Resmi..>
    dini ve ırkı ne olursa olsun Osmanlı tebaasından olan herkesin eşit olması< Konu Resmi..>
    herkesin yasalara göre yargılanması< Konu Resmi..>
    varlığı ölçüsünde vergilendirilmesi ve askerlik süresinin 4-5 yılı geçmemesi gibi hükümler yer alıyordu. Ayrıca Osmanlı Devleti bu dönemde Avrupa tarzına öykünen idarî düzenlemelerde de bulundu. Bu şekilde Avrupa devletlerinin en azından bazılarının< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğüne saygısının kazanılması hedeflenmekteydi. Fakat gelişen siyasî olaylar< Konu Resmi..>
    bunun o kadar kolay olmayacağını gösterecektir.

    Şark Meselesi ve Kırım Savaşı;

    Tanzimat döneminde nispeten sağlanan barış ortamı< Konu Resmi..>
    Rusya'nın müdahalesiyle tekrar bozulmaya başladı. Balkanlarda panislavist bir politika izleyen Rusya< Konu Resmi..>
    aynı zamanda "Kutsal yerler sorunu"nu ortaya atarak< Konu Resmi..>
    doğrudan doğruya Osmanlı Devletinin varlığını hedef almaktaydı. Avrupalılar tarafından "Şark Meselesi"< Konu Resmi..>
    önceleri Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün sağlanması şeklinde düşünülürken< Konu Resmi..>
    daha sonra bu toprakların paylaşımı sorunu hâline dönüştürüldü. Çünkü Osmanlı Devleti artık bir "hasta adam" idi. Ancak R.Mantran'ın da ifade ettiği gibi< Konu Resmi..>
    hasta< Konu Resmi..>
    kendisini iyileştirmeyi amaçlamayan doktorların insafına kalmıştı. Onlar< Konu Resmi..>
    Avrupa'nın hasta adamının mirasını paylaşma telâşındaydı.

    Küçük Kaynarca antlaşması'ndan sonra Osmanlı topraklarındaki Ortodokslar'ın haklarını koruma rolünü üstlenen Rusya< Konu Resmi..>
    Kudüs merkezli "kutsal yerler"in korunması ve idaresi hususunu da gündeme getirdi. Fransızlarla imzalanan kapitülâsyonlarda< Konu Resmi..>
    Lâtin din adamlarına Kudüs Kilisesi üzerinde bazı haklar tanınmıştı.

    1808'den itibaren Rusya'nın baskıları neticesinde onların yerini Ortodoks papazlar almaya başladı. Fransa'nın ve Rusya'nın 1850-51'de Bab-ı Ali'ye bu durum hakkında yaptıkları müracaatlar< Konu Resmi..>
    kurulan komisyonlarda değerlendirildi ve bazı kararlar alındıysa da hiçbirini memnun edemedi. Bunun üzerine Çar I.Nikola< Konu Resmi..>
    İngiltere'ye Osmanlı Devleti'ni aralarında paylaşmayı teklif etti ve İngilizlerin sessizliğini koruması üzerine de askerlerini Baserebya ve Lehistan'a çıkarttı. Rus elçisi Mençikof'un aşırı tavizler içeren teklifini reddeden I.Abdülmecit< Konu Resmi..>
    İngilizlere yakın olan Mustafa Reşit Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Ruslar 26 Haziran 1853'te< Konu Resmi..>
    Prut'u geçerek< Konu Resmi..>
    Eflâk ve Boğdan'ı istilâ ettiler. Osmanlı Devleti< Konu Resmi..>
    Fransa ve İngiltere ile ittifak anlaşması imzaladı. Bu ittifaka Avusturya ve İtalyan birliğini kurmaya çalışan Piyemento hükûmeti de katıldı. İttifak donanması Çanakkale'de mevzilenmişti. Durumdan endişelenen Rusya< Konu Resmi..>
    askerlerini geri çekmeye başladı. Müttefikler< Konu Resmi..>
    Rusya'nın Karadeniz'deki gücünü ortadan kaldırmak için< Konu Resmi..>
    Kırım'a yöneldiler. Rusların en büyük üssü olan Sivastopol< Konu Resmi..>
    bir yıl süren bir kuşatmanın ardından ele geçirildi (1855). Bu sırada tahta oturan II.Alexandre< Konu Resmi..>
    barış yapmayı kabul etti. Müttefiklerin yanı sıra Prusya'nın da katıldığı Paris Antlaşması ile (30 Mart 1856)< Konu Resmi..>
    taraflar işgal ettikleri bölgelerden çekilecek< Konu Resmi..>
    Osmanlıların toprak bütünlüğü ve Boğazların statüsü< Konu Resmi..>
    Avrupa'nın "kefilliği" altında korunacaktı. Osmanlıların Avrupa Konseyi'ne dahil edilmesi karşılığında ise< Konu Resmi..>
    sultan yeni bir ıslahat fermanı irat edecekti. Bu madde ve Karadeniz'in tarafsızlığının kabulü< Konu Resmi..>
    savaşın galibi durumundaki Osmanlılardın aleyhine idi. Nitekim< Konu Resmi..>
    Eflâk ve Boğdan'ın birleşmesi ve Sırbistan'a yönelik yeni haklar da Paris Antlaşmasıyla tescil edilmişti.

    Islahat Fermanı

    Henüz Kırım Savaşı sürerken< Konu Resmi..>
    Viyana'da bir araya gelen İngiltere< Konu Resmi..>
    Fransa ve Avusturya< Konu Resmi..>
    Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki farklılıkların her alanda ortadan kaldırılmasını öngören bir fermanı sultanın yayımlamasını< Konu Resmi..>
    barış için ön şart koşmuşlardı. Paris Antlaşması müzakere edilirken< Konu Resmi..>
    müttefiklerin bu istekleri I.Abdülmecit tarafından yerine getirildi ve Islahat Fermanı ilân edildi (18 Şubat 1856). Tanzimat'la kabul edilen hususların esas alındığı bu fermanla< Konu Resmi..>
    Müslümanlarla Hristiyanlar arasında eşitlik sağlandığı Avrupa'ya garanti edilmiş oluyordu. Ayrıca iç hukuk alanında ve ticaret hukukunda da yenilikler getiriliyor< Konu Resmi..>
    Ceza ve medenî hukukun bir bölümü< Konu Resmi..>
    dinî esaslardan arındırılıyordu. Aslında Tanzimat süreciyle başlayan bu değişiklikler< Konu Resmi..>
    idari yapılanmada da kendisini hissettirmiştir. 1868'de Şura-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurularak buralarda hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar görevlendirilmiştir. Islahat Fermanı ile getirilen düzenlemelerin uygulanması daha çok I.Abdülaziz'in tahta çıkması (1861-1876) ile gerçekleşebilmiştir.

    Paris Antlaşmasına imza koyan devletler< Konu Resmi..>
    anlaşma maddesinde de yer aldığı için Islahat Fermanı'nı< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'ne müdahale etmede bir koz olarak kullanmışlardır. Nitekim Fransa< Konu Resmi..>
    Dürzilerin Katolik Marunilere saldırmasını bahane ederek Lübnan'a asker çıkarmış ve 1871'e kadar orada kalmıştır. Karadağ'da çıkan bir anlaşmazlık yine büyük devletlerin aracılığı ile halledilmiştir (1862). Güçlü devletler tarafından teşvik ve tahrik edilen Balkanlardaki Hristiyan toplulukları< Konu Resmi..>
    çıkardıkları isyanlar bastırılsa dahi< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nden yeni haklar elde etmeyi başaracaklardır. Örneğin Sırplar ve Bulgarlar yeni haklar elde etmiş< Konu Resmi..>
    Eflâk ve Boğdan'ın Romanya adı altında birleşmeleri kabul edilmiştir. Muhtariyet hakları genişletilen Mısır'da< Konu Resmi..>
    İngiliz-Fransız nüfuz mücadelesi kızışmış< Konu Resmi..>
    III. Napolyon'un teşebbüsü üzerine< Konu Resmi..>
    Abdülaziz istemediği hâlde Süveyş Kanalı projesini kabul etmek zorunda kalmış ve kanal 1869'da büyük bir törenle açılmıştır.

    I.Meşrutiyet Dönemi

    Avrupa devletleri ve özellikle Rusya'nın kışkırttığı topluluklar< Konu Resmi..>
    bağımsızlıklarını ilân etmek için harekete geçmekteydiler. 1866'da Girit İsyanı çıktı. Yunanistan'a bağlanmak amacıyla başlayan isyan bastırılmasına rağmen< Konu Resmi..>
    Avrupa devletleri araya girerek sultanın Girit'e yeni bir statü vermesini sağladılar (1868). Rusya tarafından oluşturulan komitalar vasıtasıyla Bulgarlar ayaklandırıldı. Onlara da geniş haklar verildi (1870). Fakat bununla yetinmeyen Bulgarlar< Konu Resmi..>
    Bosna ve Hersek'teki karışıklıkların ardından yeniden ayaklandılar (1875-76).

    Bulgar isyanı sert biçimde bastırıldı. Fakat bu sırada Genç Osmanlılar< Konu Resmi..>
    Abdülaziz'e başlattıkları muhalefeti< Konu Resmi..>
    mücadeleye dönüştürdüler. Nihayet Mithat Paşa'nın öncülüğündeki yenilikçi idareciler Abdülaziz'i tahttan indirerek yeğeni V.Murat'ı başa geçirdiler(30 Mayıs 1876). Ancak hastalığı sebebiyle üç ay sonra o da tahttan indirilerek< Konu Resmi..>
    Kanun-ı Esasi'yi ilân edeceğini beyan eden kardeşi II.Abdülhamit Osmanlı tahtına çıkarıldı.

    Bu arada Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne baskı kurmasını kendi menfaatine aykırı gören İngiltere< Konu Resmi..>
    Balkanlardaki bunalımı görüşmesi için İstanbul'da uluslar arası bir konferans toplanmasını sağlamıştı. İstanbul Konferans çalışmalarını sürdürürken II.Abdülhamit Meşrutiyet'i ilân etti (23 Aralık 1876). Kurulacak Meclis-i Mebusan'da bütün topluluklar temsil edilebilecekti. Parlâmenter monarşi< Konu Resmi..>
    İstanbul Konferansı'nın toplanış sebebini tamamen ortadan kaldırmasına rağmen< Konu Resmi..>
    konferansa katılan devletler< Konu Resmi..>
    Balkan topluluklarının bağımsızlıklarını istediklerinden bir sonuca varılamadı. Osmanlı Devleti'nin çağrılmadığı Londra'da toplanan bir başka konferansta< Konu Resmi..>
    büyük devletler isteklerini tekrarladılar. Rusya< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'ne alınan kararları kabul ettirmek için savaş ilân etti.(Nisan 1877). Tarihimizde "93 Harbi" diye bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi< Konu Resmi..>
    askerî ve siyasî bakımdan önemli sonuçlar doğurmuştur.

    Kanun-ı Esasi'nin kabulü ile açılan Genel Meclis< Konu Resmi..>
    padişah tarafından seçilen Ayan Meclisi ve halk tarafından seçilen Mebusan Meclisi'nden ibaretti. Londra Konferansı'ndan önce çalışmaya başlayan bu meclis< Konu Resmi..>
    hükûmet tarafından sunulan teklif ve kanun tasarıların karara bağlayarak ilk dönem çalışmalarını tamamlamıştı. Ancak 93 Harbi'nin sürdüğü sıkıntılı zamanlarda meclisteki azınlık mebusları çalışmaları sekteye uğrattığı gibi< Konu Resmi..>
    bunalımın artmasını da sağlıyorlardı. Nitekim Gazi Osman Paşa'nın büyük bir kahramanlık göstererek 5 ay savunduğu Plevne'yi aşan Ruslar< Konu Resmi..>
    Yeşilköy'e kadar ilerlemişlerdi. Doğu'da ise ancak Erzurum önlerinde durdurulmuşlardı. Meclis savaşın gidişatından hükûmeti ve padişahı sorumlu tutarak< Konu Resmi..>
    siyasî tansiyonu yükseltmekteydi. II. Abdülhamit< Konu Resmi..>
    devletin ileri gelenleri ve bazı mebuslarla yaptığı toplantıdan bir sonuç alamayınca< Konu Resmi..>
    Kanun-ı Esasi'nin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak< Konu Resmi..>
    etnik yapısının karışıklığı sebebiyle çalışmaları aksayan meclisi kapattı (14 Şubat 1878). Bu I.Meşrutiyet'in sonu demekti.

    Berlin Kongresi ve Balkanlardaki Gelişmeler; İstanbul önlerine kadar gelmiş olan Rusya ile Yeşilköy (Ayastefanos) Antlaşması imzalandı (3 Mart 1878). Bu anlaşmayla< Konu Resmi..>
    sözde Osmanlı'ya bağlı Dobruca< Konu Resmi..>
    Doğu Makedonya ve Trakya'yı içine alan Büyük Bulgaristan Prensliği kuruluyor; Romanya< Konu Resmi..>
    Sırbistan ve Karadağ bağımsızlıklarına kavuşuyordu. Ancak< Konu Resmi..>
    Rusya'nın genişlemesinden rahatsızlık duyan Avrupa devletlerinin araya girmesiyle bu anlaşma hükümleri yürürlüğe giremedi.

    İngiltere donanmasını harekete geçirdi. Osmanlı Devleti ile yaptığı bir anlaşmayla Kıbrıs'a yerleşti ( 4 Haziran 1878). Araya giren Bismark< Konu Resmi..>
    ülkesinde bir konferansa ev sahipliği yaparak hem muhtemel bir savaşı önlemek hem de Almanya'nın menfaatlerini korumak istiyordu. Nitekim Osmanlı Devleti< Konu Resmi..>
    İngiltere< Konu Resmi..>
    Fransa< Konu Resmi..>
    Avusturya< Konu Resmi..>
    Almanya< Konu Resmi..>
    İtalya ve Rusya'nın da katıldığı Berlin Kongresi 13 Temmuz 1878'de imzalanan bir anlaşmayla son buldu. Bu anlaşma< Konu Resmi..>
    artık Rusya'nın yanı sıra< Konu Resmi..>
    diğer devletlerin de parçalamaya çalıştıkları Osmanlı'dan< Konu Resmi..>
    kendi paylarını alma anlaşmasıydı. Berlin ve Ayestafanos antlaşmalarında öngörüldüğü gibi< Konu Resmi..>
    Sırbistan< Konu Resmi..>
    Karadağ ve Romanya'nın bağımsızlığı onaylandı. Bulgaristan üç bölüme ayrıldı. Bulgaristan Prensliği haricinde müstakil bir Doğu Rumeli eyaleti oluşturuldu. Girit'in statüsüne benzer bir statüyle Makedonya< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nin elinde kaldı. Yunanistan Tesalya ve Epir'in bir bölümünü aldı. Bosna-Hersek< Konu Resmi..>
    Avusturya tarafından işgal edildi. Rusya< Konu Resmi..>
    Kars< Konu Resmi..>
    Ardahan ve Batum'a sahip oldu. Berlin Kongresi< Konu Resmi..>
    büyük devletlerin Osmanlı Devleti'ni paylaşma ve ortadan kaldırma arzularının bir neticesi idi. Balkanlarda büyük devletlerin inisiyatifiyle ortaya çıkan küçük devletçikler< Konu Resmi..>
    bölgede o dönemden günümüze kadar ulaşan siyasî ve etnik çatışmaların piyonları olmaktan öteye gidemediler. Nitekim Avusturya'nın ve Rusya'nın Balkanlarda nüfuzlarını artırmaları< Konu Resmi..>
    Balkan Savaşları ve I.Dünya Savaşı'nın çıkmasına yol açacaktır.

    Berlin Kongresi'nin sonuçları kısa zamanda ortaya çıkmaya başlamıştı.

    Balkanlardan bir pay alamayan Fransa< Konu Resmi..>
    önceden nüfuz sahasına dahil ettiği Cezayir ile Tunus arasındaki sınır problemini bahane ederek< Konu Resmi..>
    Tunus'u işgal etti (1881). Fransa ile İngiltere arasında çekişmeye sahne olan Mısır'da< Konu Resmi..>
    Hidiv İsmail Paşa'ya karşı başlatılan bir askerî ayaklanma ile ortaya çıkan durum İstanbul'da görüşülürken< Konu Resmi..>
    İngilizler İskenderiye'yi topa tuttu. Osmanlıların karşı çıkmalarına rağmen İngilizler Mısır'ı ele geçirdiler(1882). Bulgaristan Prensliği< Konu Resmi..>
    Doğu Rumeli'de çıkan isyanı değerlendirerek (1885)< Konu Resmi..>
    bölgeyi kontrolü altına aldı. Osmanlı Devleti Rusya'nın baskısı sonunda< Konu Resmi..>
    Kırcaali ve Rodop dışındaki Doğu Rumeli Valiliği'nin Bulgar Prensliği'nin idaresine geçmesini kabul etmek zorunda kaldı (1886). İkinci Meşrutiyet'in ilânı sırasında ise Bulgarlar bağımsızlıklarını ilân ettiler (1908). Bulgar< Konu Resmi..>
    Yunan ve Arnavutların hak iddia ettiği Makedonya'da çıkan olaylar Osmanlı kuvvetleri tarafından bastırıldı. Fakat< Konu Resmi..>
    Rusya ve Avusturya devreye girerek Osmanlı hâkimiyetindeki Makedonya'da< Konu Resmi..>
    ülkelerinden iki gözlemcinin görev yapmasını sağladılar (1893). Megalo İdea adını verdiği Bizans'ı diriltme çabasındaki küçük Yunanistan< Konu Resmi..>
    1896'da çıkan isyanı bahane ederek Girit'i ilhaka yeltendi (1896). Osmanlılar Dömeke Meydan Savaşı ile Yunanlıları büyük bir bozguna uğrattılar (1897). Fakat Rusya ve Avrupa devletlerinin müdahalesi ile İstanbul'da toplanan bir konferans ile Girit'te valiliğine Yunan kralının oğlunun getirildiği özerk bir yönetim kurulması< Konu Resmi..>
    adanın fiilen Yunanistan'a bırakılması anlamına geliyordu.

    93 Harbi'nden sonra sun'i bir Ermeni Meselesi ortaya çıkarılmıştı. Osmanlı Devleti'ne bağlılıkları sebebiyle "millet-i sadıka" olarak adlandırılan Ermeniler< Konu Resmi..>
    önceleri Doğu Anadolu'yu ele geçirmek isteyen Rusya ve ardından İngiltere tarafından kullanılmaya başladılar. Hınçak ve Taşnak tedhiş örgütlerini kurarak< Konu Resmi..>
    İstanbul ve taşrada terör yaratan bazı Ermeniler özellikle İngilizler tarafından destekleniyorlardı. Doğu'da hiçbir zaman çoğunluk olamayan Ermenilere kurdurulacak bir devlet ile Rusya Akdeniz ve Orta Doğu'ya sızabilecekti. İngiliz himayesindeki bir Ermeni devleti ise aksine bunu önleyebilirdi. Her iki tarafında kullandığı Ermeniler 1889'dan itibaren tedhişe başladılar. Van< Konu Resmi..>
    Erzurum ve Bitlis'te çıkan olaylar bastırıldı. Ardından başkentte Osmanlı Bankası'na kanlı bir baskın yaparak bankayı işgal ettiler. II.Abdülhamit'e yönelik bir suikast teşebbüsünde bulundular. I.Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi yıllarında da Ermeniler devlet aleyhine faaliyetlerini devam ettirmişlerdir.
     
  10. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri

    II. Meşrutiyet Dönemi

    I.Meşrutiyet'in kaldırılmasından sonra II.Abdülhamit içte ve dışta meydana gelen olumsuz gelişmelerin de etkisiyle< Konu Resmi..>
    katı bir yönetim sergilemeye başlamıştı. Meşrutiyet taraftarları da buna karşılık muhalefetlerinin dozunu artırmışlardı. Osmanlılık fikrinin temsilcisi olan Sadrazam Midhat Paşa 1881'de ölüm cezasına çarptırılmış< Konu Resmi..>
    sonra affedilerek< Konu Resmi..>
    Arabistan'a sürgüne gönderilmiş ve 1883'te öldürülmüştü.

    Ali Suavi< Konu Resmi..>
    Ziya Paşa ve Namık Kemal gibi kişiler de sultan tarafından bertaraf edilmişlerdi. Ancak devletin içinde bulunduğu güç durum onların başlattığı muhalefetin güçlenerek büyümesine zemin hazırlamaktaydı. Balkanlardaki çalkantıların yanı sıra Osmanlı Devleti iktisadî açıdan da çok zor durumda idi. Devlet iç ve dış borçlarını kapatabilmek için batılıların elindeki Osmanlı Bankası ile malî bir anlaşma imzalamak zorunda kalmıştı (1879 ve 1881). Buna göre banka mali yardımları karşılığında< Konu Resmi..>
    devletin bazı gelirlerini devralıyordu. İngiliz ve Fransızların kontrolünde bu maksatla kurulan Düyun-ı Umumîye İdaresi Osmanlı ülkesini âdeta bir sömürge hâline getirecektir.

    Genç Türkler veya Jön Türkler adı verilen ve yurt dışında ve içinde faaliyet gösteren Meşrutiyet taraftarları< Konu Resmi..>
    İstanbul'da İttihad-ı Osmani derneğini kurmuşlar ve bu dernek 1894/95'te İttihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştı. Selanik'te Enver ve Niyazi Paşalar gibi subayların da katılmasıyla güçlenen İttihatçılar< Konu Resmi..>
    Osmanlı devletini ancak Kanun-ı Esasî'nin yeniden kabulünün kurtarabileceğini düşünüyorlardı. Kolağası Niyazi Bey ve ona katılan Enver Bey'in Resne'de isyan ederek dağa çıkmaları ve Rumeli'de halk tarafından büyük bir destek bulmaları üzerine II.Abdülhamit anayasayı yürürlüğe koyarak II.Meşrutiyet'i ilân etti ((23 Temmuz 1908).

    17 Aralık 1908'de meclis yeniden açıldı. Yapılan seçimlerde İttihat ve Terakki Fırkası büyük bir başarı sağlamıştı. Ancak bu gelişmeler esnasında Bulgaristan bağımsızlığını elde etmiş ve Girit meclisi Yunanistan'a ilhak kararı almıştı.

    İşgal altındaki Bosna Hersek ise Avusturya tarafından fiilen ilhak edilmişti (5 Ekim 1908) Millî bir politika izlemeyi amaçlayan İttihatçılar< Konu Resmi..>
    olumsuz gelişmelerin de etkisiyle gittikçe otoriter bir idare oluşturmaya başlamışlardı. Bundan faydalanmak isteyen Meşrutiyet aleyhtarları< Konu Resmi..>
    bazı Avrupa devletlerinin de kışkırtmasıyla isyan ettiler. İstanbul'daki Avcı Taburları'nın 13 Nisan 1909'da başlattıkları isyan sırasında pek çok İttihatçı öldürüldü. II.Abdülhamit olayları önleyemedi. Bunun üzerine Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ordu Selanik'ten yola çıktı. Harekat Ordusu adı verilen bu ordunun kurmay başkanı Mustafa Kemal idi. Harekat Ordusu< Konu Resmi..>
    kısa sürede duruma hâkim olarak isyanı bastırdı. İsyandan sorumlu tutulan II.Abdülhamit< Konu Resmi..>
    şeyhülislâmdan alınan fetva ile meclis tarafından tahttan indirildi (27 Nisan 1909) ve kardeşi V. Mehmet Reşat yerine getirildi. V.Mehmed (1909-1918) devlet idaresinde inisiyatifi İttihatçı hükûmete bırakmıştı. Yeni iktidar zamanında da felâketler birbirini takip etti. Osmanlı Devleti hızla dağılma devrine girmekteydi.

    Trablusgarp Savaşları

    Osmanlıların iç işleri ve Balkanlardaki gelişmelerle uğraşmasını fırsat bilen İtalyanlar< Konu Resmi..>
    Avusturya'nın Bosna-Hersek'i ilhak etmesi (1908)< Konu Resmi..>
    Arnavutların isyanı (1910) gibi olaylardan da cesaretlenerek< Konu Resmi..>
    pastadan pay alabilmek için Trablusgarp'a asker çıkardı. (Eylül 1911). İtalyan donanması denizden< Konu Resmi..>
    İngilizler ise Mısır'ı ellerinde bulundurduğundan karadan< Konu Resmi..>
    Osmanlıların bölgeye asker göndermesini imkânsız hâle getirmişti. Bu sebeple Osmanlı hükûmeti gizlice Türk subaylarını bölgeye göndererek mahallî bir direnişi örgütleme yolunu seçmişti. Derne ve Tobruk'da Mustafa Kemal< Konu Resmi..>
    Bingazi'de ise Enver Paşa İtalyanlara karşı büyük başarılar kazandı. Savaşı kazanamayacağını anlayan İtalya< Konu Resmi..>
    Osmanlıları barışa zorlamak için Oniki Ada'yı işgal etti. Ancak bundan ziyade Balkanlarda başlayan savaş Osmanlıların barışı imzalamaya zorladı. Uşi Antlaşması ile İtalyanlar işgal ettikleri yerleri muhafaza ettiler (1912)

    Balkan Savaşları

    Türk-İtalyan Savaşı'nın başladığı sırada Balkan devletleri aralarındaki anlaşmazlıkları bir tarafa bırakarak< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'ne karşı bir ittifak oluşturdular. Rusya'nın mimarlığında gerçekleşen Bulgar-Sırp ittifakına daha sonra Yunanistan ve Karadağ da katıldı (1912). Karadağ ile başlayan savaşa 18 Ekimde diğer Balkan devletleri de iştirak etti. Bu sırada Osmanlı askerleri< Konu Resmi..>
    subayların bir kısmının politik çekişmelerle meşgul olmasından dolayı dağınık bir hâldeydi. Bunun sonucunda Balkan devletleri< Konu Resmi..>
    Osmanlılar karşısında kendilerinin de beklemediği bir zafer kazandılar. Yunanlılar Ege adalarını ele geçirdiler. Sırplar Kumanova'da üstünlük sağladılar. Sırpların denize çıkmalarını önlemek için Avusturya'nın desteği ile Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti (28 Kasım 1912).

    Bulgarlar ise Edirne'yi ele geçirerek Çatalca'ya kadar ilerlediler. (19 Kasım 1912). 16 Aralıkta Londra'da başlayan görüşmeler bir ara iktidardan düşen İttihatçıların yeniden iş başına gelmesi üzerine kesilmişti. Nihayet Mayıs ayında Londra Antlaşması imzalanarak I.Balkan Savaşı sona erdi. Gelibolu Yarımadası hariç Trakya< Konu Resmi..>
    Bulgaristan'a verildi. Makedonya'nın büyük bir kısmı Yunanistan ve Sırbistan arasında paylaşıldı. Özellikle Makedonya'nın paylaşımı Bulgarları rahatsız etmekteydi. Sırbistan ve Yunanistan< Konu Resmi..>
    Bulgarlara karşı ittifak oluşturdu. Bu ittifaka Romanya da katıldı. Bulgaristan ile bu ittifak savaşa girince< Konu Resmi..>
    durumdan faydalanmak isteyen Osmanlı Devleti de Bulgar işgalindeki toprakları geri almak için harekete geçti. Kırklareli ve Edirne kurtarıldı. II.Balkan Savaşı< Konu Resmi..>
    tarafların imzaladığı Bükreş Antlaşması ile sona erdi (1913). Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması ile< Konu Resmi..>
    Meriç nehri iki ülke arasında sınır oldu. Bulgaristan'daki Türklerin hakları belirlendi (29 Eylül 1913). Yunanistan ile imzalanan Atina Antlaşması ile ise Girit'in Yunanistan'a bırakılması kabul edildi (14 Kasım 1913). Büyük devletler bu anlaşmalardan sonra Çanakkale Boğazı yakınlarındaki Bozcaada ve İmroz'u Osmanlılara geri verdiler. Balkan Savaşları< Konu Resmi..>
    Balkanlardaki Türk varlığının büyük bir kıyıma uğramasına sebep olmuştur. Yüz binlerce Türk savaşlar sırasında ve sonrasında aç ve yokluk içinde buradan göç etmek zorunda kalmıştır.
     
  11. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri

    Sadrazam Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesi ile (21 Haziran 1913)< Konu Resmi..>
    İttihat ve Terakki Fırkası< Konu Resmi..>
    hükûmetin idaresini tamamen ellerine geçirmişti. Enver< Konu Resmi..>
    Talat ve Cemal Paşalar< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nin iç ve dış politikasını belirlemede en etkili nazırlardı. Balkan savaşlarından sonra< Konu Resmi..>
    ordu ve donanmayı güçlendirmek isteyen hükûmet< Konu Resmi..>
    Avrupa devletlerinden mühendisler ve askerî uzmanlar getirtmekteydi. Osmanlı Devleti< Konu Resmi..>
    dış siyasetini de< Konu Resmi..>
    dengeleri gözeterek yeniden belirlemek ihtiyacını hissetmekteydi. Emperyalist devletler< Konu Resmi..>
    nüfuz alanlarını korumak veya genişletmek maksadıyla siyasî< Konu Resmi..>
    askeriî ve iktisadî açıdan ittifaklar oluşturmaktaydı. İngiltere ve Fransa'ya nazaran sömürgeciliğe geç başlayan Almanya< Konu Resmi..>
    Afrika< Konu Resmi..>
    Avrupa ve Orta Doğu'da nüfuz sahasını genişletmek istiyor ve Osmanlı Devleti'ne bu maksatla yakın durmayı yeğliyordu . Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da< Konu Resmi..>
    Balkanlarda Panislâvizmi gerçekleştirmeye çalışan Rusya'ya karşı Almanlarla iş birliği içindeydi. İngiltere ve Fransa tarafından pay edilmiş Kuzey Afrika'da gözü olan İtalya da bu ittifaka yakındı. Dolayısıyla Almanya önderliğindeki Üçlü İttifak'ın (Almanya< Konu Resmi..>
    Avusturya-Macaristan ve İtalya) doğal rakibi< Konu Resmi..>
    İngiltere'nin öncülüğündeki Fransa ve Rusya'dan oluşan Üçlü İtilâf (Anlaşma) devletleri idi. Avusturya-Macaristan Veliahtı Ferdinand'ın< Konu Resmi..>
    Sırbistan ziyareti esnasında bir Sırp tarafından öldürülmesi (28 Haziran 1914)< Konu Resmi..>
    bu iki cepheyi sıcak savaşa sokmaya yetti.

    Daha sonra Romanya< Konu Resmi..>
    Japonya ve ABD İtilaf Devletleri< Konu Resmi..>
    Bulgaristan ve Osmanlı Devleti ise İttifak devletleri safında bu savaşa girdiler.

    Osmanlı Devleti savaştan önce İngiltere ve Fransa'ya yakın bir politika izlemek istedi. Ancak hem hükûmet ve halk içerisindeki tepkiler hem de İtilaf Devletleri'nin buna sıcak bakmaması< Konu Resmi..>
    Osmanlıları Almanya'ya yanaştırmaktaydı. Özellikle Enver ve Talat Paşalar< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nin yeniden silkinmesi ve kaybettikleri toprakları kazanabilmesi için Almanya'nın yanında yer almayı uygun buluyorlardı. Hükûmet başlangıçta tarafsız kalmayı tercih etmişti. Almanların II.Abdülhamit devrinden itibaren Osmanlı Devleti'nin yenileşme çabalarına katkıda bulunması ve bu maksatla gönderdikleri askerî ve sivil uzmanların varlığı< Konu Resmi..>
    İtilaf Devletleri'nin< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nin tarafsız kalamayacağı şüphesini artırıyordu. Bu tutum< Konu Resmi..>
    dolayısıyla Almanya yanlılarının tezini kuvvetlendirmekteydi. Enver ve Talat Paşa'nın öncülük ettiği bu grup< Konu Resmi..>
    Almanların yanında savaşa girmekle< Konu Resmi..>
    Kafkaslar< Konu Resmi..>
    Balkanlar ve Ege'de kaybedilen toprakların geri alınabileceği ve Osmanlı Devleti'ni nefes alamaz hâle getiren kapitülâsyonlar ve düyun-ı umumîden kurtulunabileceğini öne sürmekteydiler. Nitekim Almanya'ya ait Goben ve Breslav zırhlılarının Türk bayrağı çekilerek< Konu Resmi..>
    Rus limanlarını bombalaması< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nin Almanya safında savaşa girmesine vesile olacaktır (1 Kasım 1914).

    Osmanlı Devleti I.Dünya Savaşı'nda tam yedi cephede mücadele etti; Kafkasya< Konu Resmi..>
    Kanal< Konu Resmi..>
    Hicaz ve Yemen< Konu Resmi..>
    Irak< Konu Resmi..>
    Suriye ve Filistin< Konu Resmi..>
    Galiçya ve Çanakkale. Bütün cephelerde Osmanlı askerleri büyük bir kahramanlık örneği gösterdiler. Ancak< Konu Resmi..>
    yedi cephede birden savaşı sürdürmek< Konu Resmi..>
    zor şartlar içerisinde bulunan Osmanlı Devleti için çok güçtü. Enver Paşa'nın kumanda ettiği Kafkas Cephesi'nde Osmanlılar büyük zayiat verdiler. Doğu Anadolu ve Trabzon düştü. Kanal (Süveyş) cephesinde ise Cemal Paşa< Konu Resmi..>
    Fransız ve İngilizlere başarıyla direndi. Hicaz ve Yemen'deki Osmanlı birlikleri< Konu Resmi..>
    destek görmemelerine rağmen< Konu Resmi..>
    kutsal yerleri korumak uğruna< Konu Resmi..>
    harbin sonuna kadar Şerif Hüseyin ve İngilizlere karşı koydular. Basra'ya çıkan İngilizler Kuttü'l-Amare'de büyük bir bozguna uğradılar. Komutanları General Townshend esir edildi (29 Nisan 1916) Ancak< Konu Resmi..>
    1918'de yeni birliklerle saldıran İngilizler< Konu Resmi..>
    ihanet eden Arap kabilelerinin de yardımıyla Basra'da olduğu gibi< Konu Resmi..>
    Suriye'de de saldırılarını artırdılar. M.Kemal< Konu Resmi..>
    Halep'te bir savunma hattı oluşturdu. Galiçya< Konu Resmi..>
    Makedonya ve Romanya'da Osmanlı birlikleri< Konu Resmi..>
    Avusturya ve Bulgaristan'a yardımcı olmak için büyük bir özveriyle savaştılar. Türkler< Konu Resmi..>
    en büyük direnmeyi Çanakkale'de gösterdiler. İtilaf Devletleri 19 Şubat 1915'den itibaren muazzam bir donanma ve yüz binlerce askerle saldırıya geçtiler. 18 Mart'ta İtilaf donanmasına ait pek çok gemi batırıldı. Ardından Gelibolu Yarımadası'ndaki Settü'l-Bahir ve Arıburnu'na asker çıkararak< Konu Resmi..>
    karadan da saldırıya geçtiler. Anzak ve Hint birliklerinin de katıldığı kara savaşları< Konu Resmi..>
    tam bir ölüm kalım savaşı oldu. M.Kemal'in de büyük bir askerî deha olarak ortaya çıktığı bu savunma karşısında İtilaf Devletleri geri çekilmek zorunda kaldı.

    Bütün dünyaya öğretilen "Çanakkale Geçilmez" sözü< Konu Resmi..>
    250 bin Türk evlâdının şehit kanıyla yazılan bir büyük destan oldu. İtilaf Devletlerinin Çanakkale bozgunu< Konu Resmi..>
    Rusya'nın yardım alma ümitlerini suya düşürmüş ve bunun neticesinde gerçekleşen Bolşevik İhtilâli< Konu Resmi..>
    Çarlık Rusyası'nın sonu olmuştur. Rusya'nın savaştan çekilmesi üzerine 7 Aralık 1917'de imzalanan anlaşmayla Doğu cephesinde Türk-Rus Savaşı sona ermiştir.

    Osmanlı Devleti< Konu Resmi..>
    I.Dünya Savaşı'nda yedi düvele karşı muhteşem bir mücadele sergilemiştir. Ancak 29 Eylül 1918'de Bulgaristan'ın teslim olması Osmanlılar ile Almanya arasındaki irtibatın kesilmesine yol açmıştır. Müttefiklerinin savaştan yenik ayrılmasıyla birlikte Osmanlılar da ateşkes anlaşmasını imzalamak durumunda kalmışlardır. İttihat ve Terakki Fırkası'nın hükûmetten çekilmesinin ardından kurulan Ahmet İzzet Paşa başkanlığındaki hükûmet< Konu Resmi..>
    Bahriye Nazırı Rauf Bey başkanlığındaki bir heyeti Limni'nin Mondros limanına göndermiş ve Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalanmasıyla (30 Ekim 1918)< Konu Resmi..>
    Osmanlılar resmen savaştan çekilmişlerdir. Ateşkes anlaşmasıyla İtilaf Devletleri< Konu Resmi..>
    Osmanlı ülkesini işgal etme hakkını elde etmişlerdir. Bu durum< Konu Resmi..>
    Osmanlı Devleti'nin fiilen paylaşılması demekti.

    Nitekim< Konu Resmi..>
    İngiliz< Konu Resmi..>
    Fransız< Konu Resmi..>
    İtalyan birlikleri bu anlaşmaya dayanarak Anadolu'da işgallere başlamışlar< Konu Resmi..>
    Asırlarca Osmanlının hâkimiyetinde yaşayan Yunanlılar da< Konu Resmi..>
    ağabeylerinin müsaadesiyle İzmir'e asker çıkarmışlardır (15 Mayıs 1919). İşgallere karşı Anadolu Türk'ünde büyük bir infial yaratmış ve 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkmasıyla< Konu Resmi..>
    düşmana karşı "Milli Mücadele" başlamıştır. İtilaf Devletlerinin Sevr Anlaşması'nı İstanbul hükûmetine imzalatması (10 Ağustos 1920)< Konu Resmi..>
    Milli Mücadele'nin güçlenmesinden endişe eden düşmanların bir an önce Türk millî varlığını ortadan kaldırmayı amaçlamalarından başka bir şey değildi. Fakat bu anlaşma hükümleri hiçbir zaman uygulanamadı. Ankara'da açılan Milli Meclis'in iradesi< Konu Resmi..>
    Mustafa Kemal ve arkadaşlarının büyük ve onurlu mücadelesi bu oyunları bozdu. İstiklâl Harbi'ni kazanılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş oldu. Yeni Türk devleti "Millî Hâkimiyet" ilkesinin tabi^İ bir neticesi olarak 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı. Dolayısıyla bu tarih 622 yıl devam eden Osmanlı Devleti'nin de resmen sonu oluyordu.
     
Osmanlı(Cihan)İmparatorluğu(kuruluş-yükseliş-duraklama-gerileme ve çöküş devri) konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Osmanlı İmparatorluğunun İLKleri...

    Osmanlı İmparatorluğunun İLKleri...

    osmanlı ilkleri padişahların ilkleri osmanlı tarihi ilkler Osmanlı’da ilk fethedilen ada, 1308 yılında alınan ve şimdi Apo’ya cezaevi olan İmralı Adası’dır. Osmanlı tarihinde ilk savaş, 1284 yılında Bizans tekfurlarıyla yapılan Ermeni Beli savaşıdır. Osmanlı Devleti ilk borcu Kırım Savaşı sırasında İngiltere'den almıştır. Sultan Mecid dönemidir. 28 Haziran 1855 günü Londra da...
  2. Osmanlı İmparatorluğunda Fotoğraf

    Osmanlı İmparatorluğunda Fotoğraf

    osmanlı fotoğrafçıları osmanlı dönemi kimyagerleri kimyagerleri hürrem sultan fotoğrafları Endüstri devrimi, Osmanlı İmparatorluğu'nu politik, kültür ve sanat, askeri ve ticari yönlerde de etkilemeye başladı ve Batı'ya dönük bir politikanın esas alınmasına neden oldu. Toplumun beğenileri değişti. Resim, mimari ve müzikte gelenekselin yanısıra, Osmanlı toplumunda elit zümreyi oluşturan...
  3. 19.yüzyılda osmanlı imparatorluğu

    19.yüzyılda osmanlı imparatorluğu

    19 yüzyılda osmanlı imparatorluğu,19.yüzyılda osmanlı devleti ve yaşanan gelişmeler,19.yüzyılda osmanlı devletinde siyasi alanda yapılan değişiklikler,19.yüzyılda osmanlı imparatorluğu hakkında bilgiler Çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, Fransız İhtilâli’nin getirdiği ulusçuluk akımından en fazla etkilenen devlettir. XVIII. ve XIX. yüzyıllarda Rusya başta olmak...
  4. 18.yüzyılda osmanlı imparatorluğu

    18.yüzyılda osmanlı imparatorluğu

    18.yüzyılda osmanlı devleti,18.yüzyıl osmanlı devleti antlaşmaları,18.yüzyıl osmanlı devleti politikası,18.yüzyıl osmanlı rus ilişkileri,18 yüzyılda osmanlı devleti hakkında bilgiler Prut Savaşı ve Sonuçları Osmanlı Devleti’yle Rusya arasında Prut Savaşı’nın başlamasında Osmanlı Devleti’nin; İstanbul Antlaşması’yla kaybettiği yerleri geri almak istemesi Kırım Hanlığı ve İsveç...
  5. Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Devri

    Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Devri

    osmanlı devletinin kuruluş dönemi,osmanlı devletinin kuruluşu,osmanlı devletinin kuruluşu konu anlatımı,osmanlı imparatorluğunun kuruluş dönemi,osmanlı imparatorluğunun kuruluşu hakkında bilgiler Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu İlhanlıların zayıflamasından faydalanan Osman Bey, bağımsız hareket ederek Osmanlı Devleti’ni kurmuştur (1299). Osman Gazi’nin, Ahi şeyhlerinden Edebali’nin kızıyla...

Sayfayı Paylaş