1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    31.467
    Beğenilen Mesajlar:
    2.303
    Ödül Puanları:
    113

    Osmanlı kaftanları

    Konu, 'Osmanlı Tarihi' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    osmanli kaftanlari osmanlı kaftanları sultan kaftanları sultan ve şehzade kaftanı padişah giysileri < Konu Resmi..>

    İnsanoğlu< Konu Resmi..>
    çeşitli gereksinmelerini gidermek için var oluşundan bugüne değin dünya nimetlerinden yararlanma yollarını aramış< Konu Resmi..>
    insan zekâsı giderek gelişmiş< Konu Resmi..>
    akla hayale sığmayan sayısız ve sınırsız buluşları gerçekleştirmiştir. İnsanlık tarihinin en eski sanatlarından biri hiç kuşkusuz
    dokuma sanatıdır. Doğanın değişik iklim koşullarına karşı kendini koruma zorunluluğunu duyan insanoğlu sonunda dokumacılık sanatını yaratmıştır. Zamanla çeşitli koşulların zorlamasıyla dokumacılık gelişmiş ve her milletin refah düzeyine< Konu Resmi..>
    sanat ve teknik yeteneğine göre ilerlemiştir. Türk kumaşlarının gerek dokunuş< Konu Resmi..>
    gerek malzeme ve gerekse desen zenginliği bakımından dünya kumaşçılığı içinde çok önemli bir yeri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türk kültür ve zevkinin bütün inceliklerini üzerinde toplayan
    Türk dokuma ve kumaşları yapıldıkları yerlere göre dört gruba ayrılır.
    Yazımızda bu gruplar içinden sadece saraya ait kumaşları ve padişah giysilerini inceleyeceğiz.
    Eskiden halkın giyim biçiminden< Konu Resmi..>
    yaşayışından tamamen farklı durumda olan
    padişah< Konu Resmi..>
    hanedan ile Saray mensuplarının elbiseleri için özel olarak dokutturulan kumaşlara «Saray Kumaşları» denir. Bu gruba şüphesiz Osmanlı Saraylarının tefrişi için dokutturulan kumaşları da katmak gerekir. Yalnız sarayın gereksinmesini karşılamak için bu tezgâhlar çalışır ve başka iş görmezlerdi. Buna benzer kumaşlara halk için çalışan diğer atelye imalâtında rastlansa bile< Konu Resmi..>
    saraya ait kumaşlar gerek süsleri gerekse kullanılan malzemenin zenginliği ile diğerlerinden üstün olurdu. Padişah ile Saraylı tüm giysilerinin belli kurallara bağlı kalması nedeniyle< Konu Resmi..>
    özellikle Padişahın günlük kıyafetlerinde< Konu Resmi..>
    tören elbiselerinde kumaş cinsine ve desenlerine büyük titizlik gösterilmesi< Konu Resmi..>
    saray tezgâhlarının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
    İmparatorluk büyüdükçe imalât çeşitlenmiş ve zenginleşmiştir. Buna karşılık önce tamamen amatörce yapılan
    dokumacılık halkın şehirleşmesi sonucunda tüm gereksinmeleri karşılayan profesyonel< Konu Resmi..>
    güçlü bir sanat kolu haline gelmiştir.
    Bu yüzyılda ülkemizde en çok faaliyet gösteren
    Bursa tezgâhları olmuştur. Kaynaklara göre çatma< Konu Resmi..>
    kadife< Konu Resmi..>
    atlas< Konu Resmi..>
    çuha< Konu Resmi..>
    kemha gibi cinslerin en güzel örnekleri burada verilmiştir. Bu kumaşların ünü o yıllarda Macaristan< Konu Resmi..>
    Lehistan< Konu Resmi..>
    Fransa ve İtalya'ya kadar yayılmıştır. Tamamıyla Türk desenlerini içeren Bursa kumaşlarının yanında İstanbul atelyelerinde büyük bir hızla ilerlemiştir. Hatta tezgâh sayısı öylesine bir hızla artmıştır ki< Konu Resmi..>
    sonunda bunları sınırlayıcı hükümler çıkarma zorunluluğu doğmuştur. İstanbul'da kurulan atelyelerin ipekleri Bursa'dan alınır< Konu Resmi..>
    atkı ve çözgü ipeklerinin hazırlanması Bursa'ya bırakılmıştı. Çünkü dokumacılık için
    en iyi ipek ipliği Bursa'da hazırlanıyordu.
    Osmanlı İmparatorluğu'nun en değer verilen kumaşı
    seraser idi. En iyi cinsinin İstanbul'da saraya bağlı tezgâhlarda< Konu Resmi..>
    seraserci başının nezaretinde dokunduğu ve adına da (İstanbul Seraseri) denildiği bilinmektedir. 16. Yüzyılda Bursa'da Türk dokumacılığının çok geliştiğini belgeler tanımlamaktadır. Yalnız Bursa atelyelerinde seraser ismine rastlanmaz.
    Osmanlı padişahlarının özel hazinesini teşkil eden Enderun Hazinesi'nden bugün
    Topkapı Sarayı Müzesi'nin çeşitli seksiyonlarını oluşturan objeler gibi elimizde bulunan kumaşlar hediye< Konu Resmi..>
    harp ganimeti sipariş ve satın alma yoluyla bir araya getirilmişlerdir. Bu yılların birikimi zengin ve güzel koleksiyon< Konu Resmi..>
    büyük bir titizlikle saklanmış ve korunmuştur. Bunların içinde özellikle padişahların iç ve dış giysileri için uygulanan bir gelenek imparatorluğun sonuna kadar büyük bir özenle sürdürülmüştür. Bu geleneğe göre< Konu Resmi..>
    ölen veya halledilen padişahın tüm giyim eşyaları bohçalanıp< Konu Resmi..>
    aidiyeti bir etiketle belirtilerek mühürlenir ve
    Silahtar Hazinesi'nde saklanırdı. Bu nedenle padişahlara mahsus giyim eşyaları bezemeleri bakımından ayrı bir kıymet; adetçe de büyük önem taşırlar. İşte bugün Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan padişah elbiseleri dünyanın en zengin koleksiyonlarından biridir.

    Büyük
    Atatürk'ün emriyle Topkapı Sarayı< Konu Resmi..>
    Müze olarak halka açıldığı zaman bu giysiler Silâhtar Hazinesi'nde hepsi etiketli olarak bohçalar içerisinde bulunmuştur ki; dünya da hiç bir müzeye sahip olmayan bir anlam taşımaktadır.
    Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki
    padişah elbiseleri< Konu Resmi..>
    kumaş ve kadifelerin çeşitliliği ve zenginliği hakkında bir bilgi verebilmek için aşağıdaki özeti sunuyoruz: Fatih Sultan Mehmet: 21 adet Kaftan< Konu Resmi..>
    Kanunî Sultan Süleyman: 77 adet Kaftan< Konu Resmi..>
    I. Ahmet: 13 adet Kaftan< Konu Resmi..>
    II. Osman: 30 adet Kaftan< Konu Resmi..>
    27 adet Kaftan.

    Adet itibariyle 2500 parçaya yaklaşan eşyanın çoğunu saray için hususî surette dokutturulan en ağır ve en güzel kumaşlarla kadifelerden yapılmış
    hilat< Konu Resmi..>
    kaftan ve şalvarlar teşkil ederler. Sayıca az olmakla beraber< Konu Resmi..>
    çocuk elbiseleri (Şehzade ve sultanlar) bu koleksiyonun ayrı bir özelliğidir. Kadınların giyim eşyasının ise Hazine'ye alınması ve saklanması usul olmadığından< Konu Resmi..>
    bunlara ait bir şey yoktur.
    Fatih Sultan Mehmet'ten evvelki altı Osmanlı hükümdarına ismen mal edilecek kaftan yoktur. Yalnız< Konu Resmi..>
    < Konu Resmi..>
    gerekse süslemeleri göz önüne alınınca mevcudun en eskisi görülmektedir.
    Arşiv kayıtları ve eski hazine defterleri üzerinde şimdiye kadar yapılan çalışmalardan henüz inandırıcı sonuç alınamamıştır.
    Sultan giysilerinin dokunuş ve kullanılan malzeme çeşidi yönünden aldığı isimler:
    eski Osmanlı elbiselerinden (Salâtini - Naziye-i âl-i Osman Mazeratının kisveleri) etiketi yazılı bohçalar içerisinde bulunanlar gerek dokumalarıAtlas< Konu Resmi..>
    canfes< Konu Resmi..>
    çatma< Konu Resmi..>
    seraser< Konu Resmi..>
    serenk< Konu Resmi..>
    selimiye< Konu Resmi..>
    kemha ve gezidir.
    İlk zamanlar sade olan
    padişah giysileri sonraları daha da mükemmelleşmiştir. Kaftanlara kürkler ilâve edilmiş; bu kürkler; samur< Konu Resmi..>
    kakûm< Konu Resmi..>
    foyum< Konu Resmi..>
    (
    Hermin) denilen cinslerden oluşmuştur. Kapaniçe adını alan bu kaftanların içi kürklü< Konu Resmi..>
    dışı seraser< Konu Resmi..>
    atlas ve gezi gibi en nefis kumaşlarla kaplı uzun kollu (yen)< Konu Resmi..>
    önden açık< Konu Resmi..>
    kıymetli taşlarla süslü düğmeli ve yanları yırtmaçlı bir giysidir. Hükümdarların şahsına mahsus kapaniçenin fevkalâde iltifat olmak üzere
    Kırım Hanlarına ve Bendegâna hediye edildiği bilinmektedir. Topkapı Sarayı Müzesi'nde bu çeşit kapaniçelerden örnekler mevcuttur.
    Kaftanlar içe ve dışa giyilmek üzere iki tür dokunmuştur< Konu Resmi..>
    dışa giyilenler
    merasim Kaftanları dır. Bunlar altın telli çatma veya seraserden yapılmıştır. Bunlar da diğer kaftan biçimlerinden olup; sadece kol üzerinden omuzdan aşağıya kaftan boyu kadar yen denilen ikinci bir kol bulunmaktadır.
    Yenin görünüşü görkemli yapmak ve Osmanlı İmparatorluğu merasim usulüne göre bayramlarda ve cüluslarda öpülmek gibi tarihî bir görevi vardı. Tanzimat'tan sonra bu usûl kalkmış ve taht saçağı öpülmeye başlanmıştır. Nitekim son devirde kullanılan taht saçağı bugün Hazine'de altın tahtla birlikte teşhir edilmektedir.
    Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan kaftanların< Konu Resmi..>
    asırlar değiştikçe kumaş cinsleri de değişmektedir. Fakat
    kaftan formları hemen hemen aynı kalmaktadır. Çoğunlukla kaftanlar önden açık< Konu Resmi..>
    yakasız veya küçük dik yakalıdır< Konu Resmi..>
    uzun veya kısa kollu cepli ve yanları yırtmaçlıdır. Önleri şerit veya brit düğmelidir. Bir kısmının içi pamuklu dıştan kapitone şeklinde boyuna dikişlidir. Bazı içe giyilen kaftanlar kısa kollu olup ayrıca takma kolları da mevcuttur. Söz konusu giysiler bugün
    Topkapı Sarayı Müzesi Padişah Elbiseleri kumaş deposu ve seksiyonunda bulunmaktadır. Bu giysiler< Konu Resmi..>
    üç katlı olan ve eski Fatih devri mutfaklar müştemilâtından
    kiler ve yağhane denilen binada ısı ve rutubet derecesi ayarlanmış çok modern bir depoda korunmaktadır.
    Fatih Sultan Mehmet'ten< Konu Resmi..>
    Sultan Reşat'a kadar bütün padişahların giyim eşyaları< Konu Resmi..>
    < Konu Resmi..>
    açık vaziyette tek tek profilden yapılmış ranzalara yerleştirilmiştir. Ayrıca üstleri de örtülerek dış etkenlerden korunmaktadır.
    Bütün bunları rutubetten korumak için Dhumudite pretemna type 10 cihazı kullanılmaktadır. Bu âletle binanın rutubeti alınıp kumaşlar için gerekli olan rutubet derecesi 57'ye ayarlanmıştır.
    İlkbahar ve sonbaharda ilaçlama (güve ihtimaline karşı) ve genel temizlik yapılmaktadır. Güveleri imha edici ve kumaşlara hiç bir zararı olmayan kimyevî maddelerle dezenfekte edilmektedir.
    kaftan ağırlıkları göz önünde tutularak

    < Konu Resmi..>



     
Osmanlı kaftanları konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Osmanlı

    Osmanlı

    Osmanlı Eskiden Osmanlı İmparatorluğu´nda viskon ve koton karışık üretilen kumaşta çoğu zaman çizgili desen kullanılıyor. Kumaş; ipek, yün ve koton karışımından oluşuyor. Duvar kaplaması, perde ve koltuklarda kullanılıyor.
  2. plaj kaftanları

    plaj kaftanları

    plaj kaftanları plaj kaftanı sahilde salınırken bikininize uygun renkte giyip ayrı bir hava katabileceginiz kaftanlar buyrun............
  3. Osmanlı Nezaketi

    Osmanlı Nezaketi

    Evlatları olmakla gurur duyduğumuz, Osmanlılar'ın edeb, nezâket ve terbiye husûsunda kaydettikleri seviye, hiçbir milletle kâbil-i kıyâs değildir. Onların muâşeret âdâbı, misli görülmemiş bir mükemmellik ve incelik arzeder. Akıllara sığmayan bir zarafetle bezeli tezhipler, büyük sabrın ürünü hatlar, edep ve itaatin şahitleri haşmetli camiiler, merhametin alemi vakıflar, bize kadar tevarüs eden...
  4. Osmanlı yüzükleri

    Osmanlı yüzükleri

    osmanlı yüzük osmanli yuzuk osmanlı yüzüğü yüzükleri osmanli yuzukleri Tarihi seven melekler için osmanlı yüzükleri umarım beğenirsiniz...:)
  5. osmanlı

    osmanlı

    osmanlı zamanında neden ladevri vardı gül devri yoktu

Sayfayı Paylaş