Peygamber efendimize karşı görevimiz

  • Konbuyu başlatan İslami Yazar
  • Başlangıç tarihi
Peygamber efendimize karşı görevimiz
Bütün peygamberlere iman etmek şart olduğu gibi, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed'e de (sav) inanmak şarttır. Müslüman Ona inanmadan ne kurtuluşa erebilir, ne de imanı kabul olunur.Her peygamber gibi Hz. Muhammed (sas) de Allah tarafından gönderilmiştir, dolayısıyla, mükelleflere Allaha, peygambere ve peygamberin getirdiğine iman etmelidir. Allah Resûlü'ne inanmadan ne gerçek imana sahip olmak mümkündür, ne de İslam'ı kabul etmek. Kim Allah'a ve Resûlüne iman etmezse, (bilsin ki) biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırladık âyeti de buna işaret ediyor.



Peygamber efendimize karşı görevimiz.jpg


Biz Müslümanlar için peygamberlik ne ifade eder?


Müslümanlar için Allah Resûlü, sadece bir elçi ve vahyi ileten değil, aksine, hem İslam dini ve hayat tarzının canlı timsali, hem de her dönemde tereddütsüz sadakat ve itaat gerekli hakim ve rehberdir. Resulullah'ın bir öğretmen ve rehber gibi görevi Allah'ın kelamı, emirleri, talimatı ve ilkelerini kullara anlatmak, ulaştırmak ve açıklamak olmuştur. Hz. Muhammed (sas) her söz ve hareketi ile İslamiyet'in canlı timsalidir. Ona bakan herkes Kur'ân'a ait söz, davranış ve yaşamın canlı örneğini görür. Kuran'ın birçok ayetinde Allah'a itaatle birlikte peygambere itaat de emredilmiş ve her iki iman ayrılmaz bütün olarak sunulmuştur. Bu ayetlerde Resulullah'a itaat Allah'ı sevmenin şartı gibi gösterilmiş ve ondan yüz çevirmek küfür alâmeti sayılmıştır.

Peygambere itaat O'nun söz ve hareketlerini yerine getirmek demektir. Müslümanlar için Allah ve Resulüne itaat bir mükellefiyettir. Hiçbir Müslüman Allah ve Resulünün karar verdiği konuda kendi fikrini ileri sürmez, istediği gibi hareket etmeye hakkı yoktur. Her mü'min kadın ve erkeğe Ona tabi olmak emredilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de namaz ve zekât emirlerinin arkasından Allah Resûlü'ne itaat emri gelir, bu da Resulullah'a itaatin namaz ve zekat gibi şart ve farz olduğunu gösterir. O, dini tebliğde masumdur, sünneti de vahiyle yoğrulmuştur. Onun tüm hareket ve sözleri Allah'tandır, Rabbin beyanlarından süzülür: Allah için hüküm verir, çünkü O, sadık ve masumdur.

Sünneti seniyyeye sımsıkı sarılmak!

Allah Resûlü'ne Onun sünnetine sarılmak ve getirdiklerini kabul etmekle itaat edilir. Kur'an Resulullah'ın, özellikle de, inananlara Allah'ın büyük bir lütfu olduğunu gösterir, Ona imanın O'na itaatten başladığını bildirir, hem de insanlar için en güzel örnek olarak gösterir, Ona insanlara tebliğ edip öğretmesi için Kur'an ile birlikte çoğu zaman sünnet anlamına gelen hikmetin de verildiğini tespit ediyor, vahyin sadece Kur'an'la sınırlı beyan ediyor, bir çok yerde Resulullah'a itaati Allah'a itaatle birlikte verdiği gibi, birey olarak Ona itaatin önemini de vurgulamaktadır. Allah'a sevgiden sonra, Resulünü de sevmek farzdır. Çünkü O, insanların sapıklıktan aydınlığa, yani her şeye galip çıkmasında büyük vesile olmuştur. Aynı zamanda O, ahlakın ve dinin yaşanmasında müminlere en güzel örnektir. Bu anlamda müminlerin Resulullah'ı sevmesinden doğal ne var ki? Resulullah'ı (sav) gönülden sevmek mümine imanın manevi zevkini tattırır. Mümin bu sevgi olmadan yemek yiyip tadını bilmeyen insanlar gibi iman ve İslam zevkinden mahrum kalıyor. Müminin ahirette birlikte olmak istediği insanların başında Hz. Muhammed (sav) geliyor ve tabii ki, dünyada da (Allah'tan sonra) en çok O'nu (sas) sevmelidir. Bu yüzden Allah’ın elçisi sevgili peygamberimize bol salat ve selam getirelim. Allah’ın rahmeti, Hz Muhammed’in şefaati üzerimize olsun. Selam ve dua ile
 
Üst