Sanatçılar Karışık Biyografi

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

Gökhan Kırdar

1970’te Aydın’da doğdu. Orta öğrenim sonrası İzmir’de, 1988’de Yıldız Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü kazandıktan sonra İstanbul’da yaşamaya başladı. 1994’te ilk albümü “Serseri Mayın” -başta “Yerine Sevemem” adlı şarkı olmak üzere büyük ilgi topladı.

Sanatçı 1995' te "Tutunamadım" albümünü yayımladı. 1993’deki ilk film müziği çalışması olan “Gece, Melek ve Bizim Çocuklar”, Kırdar’ın ikinci albümü "Tutunamadım" da yer aldı.

Kırdar, 1995 yılında 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji Bölümü'nü kazandı. 1997 yılında , kendi müzik şirketi Loopus'u kurdu. Türkiye’nin ilk elektronik müzik albümü ünvanını alan “Trip” albümünü, 1997'de Loopus Entertainment etiketiyle yayımladı.

1999’daki Marmara depreminden sonra, depremzede çocuklar yararına Hasbro Intertoy’la ortaklaşa hazırlanan “Furby 3Doo” projesi, Loopus Entertainment etiketiyle aynı yıl yayımlandı. Bu çalışma, konuşabilen robot bir oyuncakla eşzamanlı üretilen ilk albüm olması açısından etkileyici bir fikir olarak ilgi gördü. 1999 Ankara Film Festivali’nde En İyi Kısa Film ödülü alan “Namaste” adlı filmin müzikleri de, Kırdar’ın bu dönemde yaptığı çalışmalar arasında yer aldı.

2000 yılı içerisinde sanatçı, ilk kütüphane çalışması olan “Ethnotronix” albümünü hazırladı. Müzikotek bu albümü 14 ülkede tanıttı. Aynı çalışma 2003 yılı başında albüm olarak da yayımlandı. Müziklerini yaptığı “Tekfur Sarayı ve İstanbul” belgeseli, 2002 İstanbul Belgesel Film Festivali'nde İzleyici Özel Ödülü’nü aldı. Aynı yıl “Aliya” belgeselinin müziklerini besteledi. Çalışma, Belgesel Yazarlar Birliği Yılın Belgeseli ödülünü kazandı. 2002 yılı içerisinde, “Fırsat/Crude” filminin müziklerini besteledi. Film başta Los Angeles Film Festivali En İyi Film ödülü olmak üzere, birçok festivalde ödül kazandı. Besteci, filmin müziklerini 2004’de “Keyf/Pleasure” albümünde bir araya getirdi. Albüm 2004 Eylül’ünde Yunanistan, Polonya ve Lübnan’da yayımlandı. Albümle aynı adı taşıyan “KeyfPleasure” şarkısı, EMI tarafından tüm dünyada piyasaya sürülen karma albümde de yer aldı.

2002’den bu yana “Kurtlar Vadisi” TV dizisinin müziklerini hazırlayan Kırdar, 2004’de “Kurtlar Vadisi” Vol.1 ve Vol.2 dizi soundtrack albümlerini yayımladı. 2004’de, Müzikotek aracılığıyla İngiliz Warner-Chappel müzik şirketiyle, yeni bir “library works” için anlaşma imzaladı. 2002’den itibaren film müziği ve televizyon projeleriyle büyük ilgi gören Kırdar, 2005 Ocak ayında, "Haziran Gecesi" dizisinin müziklerinin de yer aldığı “Yağmur” albümünü yayımladı. Sanatçı, Mart 2005’ te vizyona girecek sinema filmi “Anlat İstanbul” un müziklerini Kasım 2004' de tamamladı. Sanatçı halen "Kurtlar Vadisi", "Haziran Gecesi", "Yabancı Damat" isimli dizilerin müziklerini hazırlıyor.Kırdar, 2 Haziran 2005’ te “Yabancı Damat” dizisinin müziklerinin yer aldığı “Üstüme Basıp Geçme” albümünü yayınladı. Albüm, Türkiye ve Yunanistan başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde de yayınlanıyor. 2004’te Lüksemburg’da düzenlenen ve birçok Türk tasarımcının işlerinin sergilendiği "Self Project" te, “Tüür” başlıklı müzik projesiyle katılımcı olarak yer aldı.Aynı proje “Tüür_Yağmur Duası” adıyla 18 Temmuz 2005’ te MC-CD-DVD albüm ve video film olarak Türkiye ve tüm Avrupa ülkelerinde yayınlandı. “Tüür” projesi M.Ö. 15000’ e kadar dayanan Asya Türk Müziği çalgılarının elektronik müzikle sentezlendiği ilk çalışma olarak görülüyor.
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

GÖKHAN ÖZEN'İN KENDİ KALEMİNDEN BİYOGRAFİSİ

1979'un 29 Kasım sabahı dünyaya gözlerimi açtığım anda müzik için yazılmıştı kaderim belki de....Kim bilebilirdi Ankara'nın hasret kokan sokaklarından çıkıp gelecektim İstanbul'a, müzik uğruna.... Ardımda bıraktıklarım mıydı içimde sızlayan o ilk otobüs yolculuğunda, yoksa yollarına düştüğüm bu koskoca kentin içinde 'belki de yalnız kalacağım' düşüncesi mi...Anılarımın bir intikamı mıydı sessizce gözlerimden düşen damlalar, yoksa geleceğime dair ektiğim başarı tohumlarını mı suluyordum her damlayla...

Her neyse, fazla duygusal oldu galiba. Sonuçta bu bir özgeçmiş, en azından öyle olması gerekiyordu, ama kalemi elime aldığımda yine tutamadım kendimi. Sıradan, özelliği olmayan birşey olsun istemedim. Nasıl ki şarkılarımda yazdığım sözlerde döktüysem yüreğimi sonuna kadar, özgeçmişim de öyle, özel olmalıydı...

Gelelim doğduğum günden bugüne kadar neler yaptığıma:
1985-1996 : İlk-Orta-Lise TED. Ankara Koleji yıllarım
1986-1988 : Ankara Devlet Opera ve Balesi Çok Sesli Çocuk Korosundaki müzik eğitimim

1988-1993 : T.R.T Ankara, T.S.M. Çocuk Korosu: Çok değerli radyo sanatçısı hocalarımın yönetiminde altı sene devam eden bu koro eğitimim, benim için müzik konusunda gerçek bir okul niteliğindedir. Değerli hocalarım Sayın Özgen GÜRBÜZ, Sayın Kemal CANER, Sayın Cemile UNCU'ya çok teşekkür ediyorum.

1988-1997 : Şu anda çalmakta olduğum klasik gitar ve tuşlu çalgıların eğitimiyle geçirdiğim yıllarım...(1990'lı yılların başlarında da tuşlu çalgılara olan eğilimimin artmasıyla, aranjman, düzenleme çalışmalarına başladım.)

1996 : İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümünü kazanarak, İstanbul'a gelişim...(Üniversite tercih formundaki bütün tercihlerimin İstanbul olması ve benim İstanbuldaki bir üniversiteyi kazanmam tabii ki tesadüf değil; Ne de olsa UNKAPANI İstanbuldaydı..)

1997 : Radyo Tatlıses'teki programım.
1998 : Akademi İstanbul Gitar Eğitimi.
1999 : Best FM-Best TV'deki canlı müzik programım:'GÖKHAN ÖZEN'LE CANLI CANLI'
2000 : Birinci Albümüm "ÖZELSİN"
2001 : İkinci Albümüm "DUMAN GÖZLÜM"

2003 : Üçüncü albümüm "CİVCİV"
2003 : Y.T.Ü. İktisadi ve Tic. Bilimler Fakültesi öğrencisi iken 2003 yılında tekrar Ö.S.Y.M. sınavına girerek İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen-Ed. Fak. Psikoloji bölümüne girişim.
2003 : BOŞVER REMİX
2004 : 14 Şubat 2004 Sevgililer Gününe Özel "HERŞEYDE BİRAZ SEN VARSIN" Hatıra Cd.
2004 : Dördüncü albümüm "ASLINDA"
2005 : Ve işte, "Kalbim Seninle" (Maxi Single)
Hayatımın bundan sonrasını, zamanla, sevenlerimle birlikte yazmamız dileğiyle...
GÖKHAN ÖZEN
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

Hakan PEKER

1963 yilinda Istanbul'da dogdu...
Dans onun için, çocuklugunun ilk yillarindan beri bir tutkuydu.
Gene Kelly, Fred Astaire, John Travolta ve Michael Jackson'un danslari onu çok etkiliyordu. Sürekli onlarin danslarini taklit eden çalismalar yapiyordu.
Ilk gençligi, discolarda geçti. Bu arada profesyonel çalismalar dönemi de basladi. Seyyal Taner, Deniz Erkanat'in dansçisi olarak çalisti.
1981'de Türkiye Dans Yarismasi'nda aldigi birincilik ona, söhret kapilarinin açýimasini sagladi.
Bu tarihten sonra, TRT'nin eglence programlarinda ve çesitli yurtiçi ve yurtdisi konser organizasyonlarinda "Hakan Peker Dans Grubu" kendini göstermeye basladi...
Hakan Peker için dans önemliydi, ama asil ilgi alani müzikti. Özellikle Türk Sanat Müzigine tutkundu. Halk müzigini de çok seviyordu.
En büyük hayali, ismini sarkici olarak da duyurmakti. Ama sarkiciligini, dansciligiyla da bütünlestirmek istiyordu. Bunun için de sevdigi müzik türleri uygun degillerdi. O da pop müzik söylemeye karar verdi.
Hayallerinde, o gün de, bugün oldugu gibi, Michael Jackson'un "Thriller'i, John Travolta'nin "Grease"i gibi projelerin bas kahramani olmak vardi.
Önceleri dans ederek, Ingilizce sarkilar söylemeye basladi. Özellikle genç kizlar ona bayildilar.
O da bu begeniden güç alarak ilk albümünü yapmaya karar verdi.
1989 yilinda ilk albümü piyasaya çikti. "Bir Efsane" ismini tasiyan albüm çok begenildi. Üzerinden 10 yili askin bir süre geçmesine ragmen, özellikle albüme ismini veren parça "Bir Efsane" best of çalismasinin da destegiyle hala ilgi görmeye devam ediyor.
1990 yilinda çikan "Camdan Cama"da, sanatçiya istedigi basariyi ve parayi getirdi.
Albümlerinin elde ettigi basarunin ardindan, Hakan Peker kendi prodüksiyon sirketini kurarak hem kendi albümlerini bu sirketten çikarmaya basladi, hem de yeni sanatçilarin müzige kazandirilmasini sagladi.
Hakan Peker'in müzik dünyasina kazandirdigi sanatçilari sayacak olursak, su isimlere rastliyoruz; Burak Kut, Zafer Peker, Özlem Tekin, Ali Güven, hatta ve hatta Ayna Grubu'nun meshur Erhan Güleryüz'ü de ilk albümünü Hakan Peker'in destegiyle çikarmisti.
"Hey Corc", "Amma ve Lakin" albümleri kendi sirketinden çikardigi ve kariyerini saglamlastirdigi albümler oldu.
1995 yilinda çikardigi "Atesini Yolla" albümü, onun farkli bir döneme girmesine de yol açti. Bu albümde sarkilarin klip yönetmenliklerini de üstlendi...
Bir röportajda, "Basaridan sikildim. Biraz basarisizligi deneyimlemek istiyorum," demisti. Ama görünen o ki Hakan Peker'in basarisizligi; basarisizligi deneyimleyememek.
Çünkü, son albümü "Illaki Hakan Peker"deki sarkilar yine çok söyleniyor ve albüm yine en çok satan albümler arasinda yer aliyor.
Yine bir röportajda, basariya giden yollari anlatirken sunlari söylemisti; " Herseyi, daha dansçiligim dönemimde, ince ince planladim. Her tasi uygun yere yerlestirdim ve uygulamaya basladim. Asla taviz vermedim. Her zaman duygularimin önüne mantigimi koydum ve sonunda basariyi yakaladim."
Hakan Peker basariya giden yolda, dostluklarin çok önemli oldugunun da bilincinde, sanat dünyasindan en siki dostlari ise, Eda- Metin Özülkü, Ercan Saatçi, Izel, Aykut Gürel, Ferda Anil Yarkin.
"Illaki Hakan Peker" albümünde, Hakan Peker'i en çok etkileyen sarki "Karam" olmus. Özellikle Özkan Ugur'un bu parçada yaptigi vokal onu derinden etkiliyormus.
Hakan Peker için evlilik su siralar uzak bir ihtimal. Evlenmeyi düsünmedigini ama bu konuda büyük konusmanin, "kesinlikle" demenin yanlis oldugunun da bilincinde. Herseyi akisina birakmis. Sanatçi evliliklerinin uzun olmayacagi konusuna ise pek katilmiyor, "Sanatçi için evliligin sürmesi zor ama, imkansiz degil" diyor.
Hakan Peker, medyatik asklari sevmiyor.
Onun da hayalinde idealize ettigi bir kadin var. Ama bu kadin, fiziksel özellikleriyle degil, kisiligiyle onun hayallerinde yer aliyor. Hakan Peker'in ideallerindeki kadinin, özverili, dogal, uyumlu olmasi gerekiyor. Ayrica onun yaninda gölge gibi kalmamasi ve kisiligini ortaya koymasi da çok önemli.
Hakan Peker için dogallik çok önemli. Birlikte oldugu kadinlarda bu özelligi arayan sanatçi, kendisi konusunda da ayni özelligi uyguluyor. Konusmalarinda olabildigince dogal ve dobra. Fiziksel bakim konusunda da dogalliktan yana, "Benim için temizlik çok önemlidir. Ama bakim konusunda öyle özel ürünler kullanmam," diyor.
Su siralar ilk gençligini yasayan ogluyla da arasi çok iyi. 16 yasindaki bu genç adamla, babasi, birlikte çok iyi vakit geçiriyorlarmis. Balik tutuyor, futbol oynuyor, bol bol sohbet ediyorlarmis. Bu arada oglu, onun en siki hayranlarindan biriymis. Küçük Peker'in en büyük tutkularindan birisi ise basketbolmus.
Hakan Peker özellikle aileler tarafindan çok begenilen bir sanatçi. O ise, bu konuda söyle diyor; "Ben elektrigimi insanlara olumlu yansitmayi basarabiliyorum. Insanlarin yüreklerinde pozitif duygular uyandirabiliyorum. Aileler tarafindan çok sevildigimi hissedebiliyorum. Beni benimsiyorlar, göz önünde olmadigim zaman özlüyorlar. Ama su da bir gerçek ki hersey karsiliklidir. Ben de beni seven herkese söyle seslenmek istiyorum "Hepinizi çok seviyorum."
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

Haluk Levent Hayatı Yaşamı Biyografisi

26 Kasım 1968 yılında Adana'da doğdu. İlk ve ortaokulu Sabancı İlk Öğretim Okulu'nda okudu. Ortaokul sıralarındaki taklit yeteneği onu tiyatro çalışmalarına yöneltti. Liseyi Adana Atatürk Lisesi'nde okudu. Haluk Levent'in tiyatro faaliyetleri lise yıllarında da devam etti. Liseden sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği'ni kazandı, bir yıl okudu fakat devam etmedi. Sonra Ankara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı'nı kazandı ancak yine bir yıl devam etti. İkinci yılında Orta Doğu Üniversitesi Fizik Bölümü'nü kazandı yine devam etmedi. Bu kez Ankara Üniversitesi Muhasebe Bölümü'nü kazandı ancak ısrarla yine devam etmedi ve son olarak Bilkent Üniversitesi Dil Öğretim'e kaydını yaptırdı.

Bu arada ticaretle de uğraşan Haluk Levent işlerinin iyi gitmemesi üzerine İstanbul'a geldi. Özellikle Ortaköy'de barlarda çalışarak geçimini sağlamaya çalışan Haluk Levent 1992 yılının sonlarına doğru ilk albümü "Yollarda Bulurum Seni" yi Nokta Müzik''e yaptı ve o albüm 600,000 adet sattı. Bu albümle birlikte tanınan Haluk Levent sayısız hayır konserine çıktı. Buradan elde edilen gelirlerle yüzlerce insana dializ ve solunum makinesi aldı.1989 yılında çekte tahrifat suçu işlediği gerekçesiyle 9 ay 15 gün cezaevinde yattı. Cezaevi günlerinde kendisini sevenlerin yalnız bırakmadığını söyleyen Haluk Levent cezaevi çıkışından sonra konserlerine devam etti. Albümleri satış rekorları kıran Haluk Levent son olarak askere giderken "Yine Ayrılık" adlı albümünü çıkardı. Bu arada çevreci özellikleri ile de bilinen genç sanatçı destek amacıyla 11 saat sahnede şarkı söyleyerek kırılması güç bir rekor denemesinde de bulundu.
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

Ibrahim TATLISES
türkiye'nin en ünlü şarkıcısı ibrahim Tatlıses, 1 Ocak 1952 yılında Urfa'da dünyaya geldi. Kalabalık ve yoksul bir ailenin çocuğuydu. küçük yaşlarda çalışmaya başladı. inşaatlarda soğuk demir ustalığı yaptı. Adanalı bir sinemacının, inşaatta türkü söylerken onu fark etmesiyle Tatlıses'in büyük yolculuğu başlamış oldu. önce Adana'da ardından Ankara'da çeşitli gazinolarda sahneye çıktı. Sesinin güzelliği ve güçlülüğü şöhretini kulaktan kulağa yaydı. Yetmişli yılların ortalarına doğru artık istanbul'a gelmişti.



1977 yılında çıkardığı "Ayağında Kundura" adlı kırkbeşlik plakla tüm türkiye'ye sesini duyurdu. Ardından "Sabuha", "Dom Dom Kurşunu", "Bir Mumdur" gibi türküleriyle kendine geniş bir hayran kitlesi yarattı. Seksenli yıllarda tüm Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri de ibrahim Tatlıses ile tanıştı. Bu yıllarda çıkardığı "Allah Allah", "Kara Zindan", "insanlar" ve "Fosforlu Cevriyem" gibi albümlerinin satışı milyonları aştı.

ibrahim Tatlıses, 90'lara da hızlı girdi. önce "Ah Keşkem" adlı albümüyle çıktı hayranlarının karşısına. Ardından da 1993 yılında birçok bestecinin katkıda bulunduğu "Mega Aşk" albümünü çıkardı.

1994 tarihini taşıyan "Haydi Söyle" albümü Burhan Bayar, Arif Sağ, özkan Turgay ve Zafer Dalgıç'tan oluşan usta bir ekip eşliğinde yapıldı. "Haydi Söyle", "Nankör Kedi", "Saza Niye Gelmedin", "Tombul Tombul" gibi parçalar herkesin diline dolandı.

ibrahim Tatlıses, eski kırkbeşliklerde kalan ünlü parçalarını, biraz da temizleyerek 1995 yılında "Klasikleri" adını taşıyan albümde bir araya getirdi. 1996 tarihli "Ben De isterem" adını taşıyan albüm geleneği bozmayarak yine satış rekoru kırdı. özellikle albümdeki "fırat" türküsü uzun süre akıllarda kaldı. Hatta bu isimle bir dizi bile çekildi.

Tatlıses ertesi yıl Kayahan'ın "Odalarda Işıksızım", Sezen Aksu'nun "Erkekler" gibi şarkılarını yorumladığı "At Gitsin" albümünü piyasaya sürdü.

ibrahim Tatlıses, seksenli ve doksanlı yıllar boyunca çevirdiği sinema filmleriyle de gündeme geldi. Aslında sinemanın baştan sona her alanında bir şeyler yaptı. Talk show programları hazırladı, çeşitli sanatçılara video klip yönetmenliği yaptı.

ilerleyen süreçte önemli bir ekonomik güç haline gelen Tatlıses, albümler yayınlamaya da devam etti. Ama öne çıkan yanı artık eskisi gibi sadece müziği ve sesi değil, müzik dışında yaptığı her şeydi.
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

IŞIN KARACA
7 Mart 1973 tarihinde Londra'da doğan Işın Karaca, ilk günden olmasa bile çocukluğundan bu yana şarkı söylüyor. Öğrencilik yıllarında başladığı müzikal çalışmalarına, Londra IV King Edward Okulu İngiliz Dili ve Edebiyatı, Tiyatro bölümünde okurken de devam etti.

Müzik onun hayatında hep vardı, ama hayatının seyrini tek bir gecede değiştirebileceğini kendisi bile tahmin etmemişti. Kıbrıs'ta restoran işleten annesinin yanına tatil amacıyla gittiğinde, şarkı söylemeyi çok sevdiğini bilen annesi onu sahneye davet etti. Işın, her zamanki gibi, eşsiz sesiyle harika şarkılar söyledi ve olanlar oldu. O gece başlayan tesadüfler, Işın'ın kısa bir süre içinde sahnelere çıkmasına kadar devam etti. Önceleri hobi olarak başlayan bu iş, bir anda onun yaşam tarzı haline geldi ve Işın, Kıbrıs'tan İstanbul'a yatay geçiş yapmaya karar verdi.



Bugüne kadar çeşitli müzisyenlerle ve gruplarla çalışan Işın, pek çok albümde vokal yaptı, onlarca dublaj ve jingle çalışmasında yer aldı. 1999 yılında kurulan Panic Attack grubunda vokalistlik yapması, 1999 ve 2000 Eurovizyon Türkiye Finallerine katılması, 1999 Altın Güvercin Yarışması bütün dallarda birincilik kazanması, Işın'ın başarılı müzik kariyerinin ilk basamaklarını oluşturdu. Ancak, Işın için belki de en önemlisi, gerçek bir ustaya, Sezen Aksu'ya 1997 yılından bu yana vokalistlik yapıyor olması...



Sezen Aksu'nun ve birçok değerli müzisyenin imzasını taşıyan Işın Karaca'nın ilk albümü "Anadilim Aşk" Power Records etiketi ile piyasaya çıktı. Albümün dağıtımı Universal Müzik tarafından yapılmaktadır. Albümdeki 12 şarkıdan 10'unun söz ve müzikleri Sezen Aksu'ya; diğer 2 şarkının sözleri Ali İlyas'a, müzikleri ise yine Sezen Aksu'ya ait. Işın'ın ilk klip tercihi ise, albümün de açılış parçası olan "Tutunamadım".

"Değişmek; "Her gün yeni bir gündür"e inanarak uyanmak, anlamak, anlamaya çalışmak. Olabilirsem, böyle bir şarkıcı olmak istiyorum" diyen Işın Karaca'nın böyle bir şarkıcı olacağı ve kendine has bir dinleyici kitlesi edineceği kesin.
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

Mustafa Sandal

Mustafa Sandal'ın müzik kariyeri : Onno Tunç, Selçuk Başar, Uğur Başar, Garo Mafyan, gibi Türkiye'nin önemli müzik adamlarına asistanlık yaptığı dönemlerde başladı. Kendi müzik ruhunu öğrendikleriyle birleştirerek belki de asıl müzikal kimliği olan bestecilik ve söz yazarlığı yönünü ortaya çıkardı. Zerrin Özer, Hakan Peker, Yonca Evcimik, Ayşegül Aldinç gibi pop müzik yıldızlarına verdiği şarkılar Mustafa Sandal'ı aranan ve gerçek anlamda peşinden koşulan bir besteci ve söz yazarı konumuna getirdi. Düşünülecek olursa yüzü tanınmayan ve pek ortalarda görünmeyen bir şarkı yazarının bu derece popüler olabilmesi için Türkiye yeni ve alışılmamış bir durumdu. Yaptığı şarkıları müzik piyasasına verirken kendi adına bir albüm çıkartmak için daha fazla öğrenmeyi, daha iyi bilmeyi, daha çok biriktirmeyi bekledi. Bu süre zarfında müziği akademik yönüyle incelemeyi ve müzik teknolojisini yakından takip etmeyi ihmal etmedi.

Uzun çalışmalar sonucu artık kendi yaptığı şarkıları kendi söyleme kararı aldı ve 1994 yılında ilk albümü "Suç Bende"yi çıkardı. Bu albüm 1,5 Milyon MC ve 200 Bin CD tirajıyla, pop müzik albümlerinin ulaşabildiği satışların çok ötesine geçti ve Mustafa Sandal'ı tartışmasız bir star yaptı. Suç Bende isimli albüm piyasaya verildikten üç ay sonra Mustafa Sandal Türkiye turnesine başladı. Bir seneden çok daha kısa bir süre içinde Türkiye'de 140, Avrupa'da 30 konser vererek kırılması güç bir rekora imza attı. İlk albümün başarısından sonra Sandal bestecilik ve söz yazarlığıyla yetinmek istemedi. İlgi duyduğu başka bir alan olan ve asistanlık yaptığı dönemlerde öğrenmeye başladığı şarkı aranjörlüğü yönünü geliştirmeye karar verdi. Bu yüzden evine bir HomeStudio kurarak oldukça uzun bir zaman bu dalda çalışmalar yaptı.

Klavye, gitar, bilgisayar, müzik programcılığı konularında bu işin ustalarıyla çalıştı. 1995 yılında diğer sanatçı arkadaşlarına verdiği şarkıların yanı sıra ilk kez bir albümün aranjörlüğünü ve müzik direktörlüğünü üstlendi. Sibel Alaş'ın Adam adlı albümüne aranjör ve müzik direktörü olarak imza attı. 1996'da Londra'ya yerleşti ve müzik çalışmalarını orada sürdürmeye karar verdi. Yaklaşık iki yıl aradan sonra ikinci albümü "Gölgede Aynı" adlı albümünü hazırladı. Satışları ise rekor düzeye ulaştı. 2 Milyon MC ve 600 bin CD ile zirveye oturdu. Bu albümde de tam 140 konser vererek rekor üstüne rekor kırdı. Bu albümün ilk albümünden farkı tam anlamıyla bir Mustafa Sandal Prodüksiyonu olmasıydı. ilk albümdeki bestecilik ve söz yazarlığı perfonmasına albümün aranjörlüğü ve süpervizörlüğünü de ekledi. Gölgede Aynı yüzlerce yurtiçi ve yurtdışı konserleriyle örneğine az rastlanır bir Mustafa Sandal fanatizimini de beraberinde getirdi.

Bir zamanlar hayal edilmesi bile güç olan stadyum konserlerinin serisini her konserde en az 20 bin kişiye seslenerek başarıyla tamamladı. Mustafa Sandal albümleri ve konserlerindeki başarıyla yetinmeyerek müziğin görsel yanı diyeceğimiz müzik videolarında daha önce denenmemiş temalar kullandı. Bir Anda'ya action tarzında çektiği klip gösterime girdiği ilk gün büyük dikkat çekti. Ve en istek alıp yayınlana klip olarak listelerin üst sıralarında kendine yer buldu. Bütün bunlar olup biterken Mustafa Sandal başkaları içinde çalışmayı ihmal etmedi. Son çalışmalarına Türkiye'nin önemli kadın vokallerinden İzel ve Reyhan Karaca örnek gösterilebilir. Halen konser ve beste çalışmalarına devam eden Mustafa Sandal'ın merakla beklenen üçüncü albümü piyasaya çıktı
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

SERDAR ORTAÇIN HAYATI


Serdar Ortaç, 16 Şubat 1970 tarihinde İstanbul'da doğdu. İlk öğrenimini Kocamustafapasa'da ve ortaokul eğitimini Suadiye Lisesi'nde tamamladı. Haydarpaşa Meslek Lisesinde torna-tesviye bölümünde okudu.

Liseyi bitirdikten sonra Bilkent Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazandı. Bilkent Üniversitesi'ndeki tahsilini tamamlamadan üniversiteden ayrıldı.

Bir sene kadar İstanbul'da özel radyolardan birinde program yapımcısı ve sunucu olarak çalıştı. Radyo programlarını dinleyen bir plak yapımcısı tarafından dönemin en büyük plak şirketlerinden biri olan RAKS ile anlaşma yapması teklif edildi. Böylelikle o güne kadar yazdığı şarkılarını, kendi sesi ile seslendirme şansını yakaladı ve ilk albümünü yaptı.

1994 yılında ilk albümü "Aşk İçin" müzik dünyasına merhaba dedi. 'Kara Biberim' şarkısına çekilen video klip televizyonlarda en fazla gösterilen klipler arasındaydı.

1996'da ikinci albümü olan "Yaz Yağmuru"nu yaptı. Albümün açılış parçası olan "Ben Adam Olmam"ın İspanyolca versiyonu "Loco Para Amar" Meksika radyolarında da çalındı. 3. Albümü olan "Gecelerin Adamı", 1998 senesinde çıktı.

1999 yılında 4. albümü "Bilsem ki" yayınlandı. Albümde yer alan Asrın Hatası adlı şarkı o sene tüm gece klüplerinde, barlarda ve radyolarda en fazla çalınan şarkılardan biriydi. Şarkıyı seslendirmeyen hemen hemen hiç şarkıcı kalmadığı söylenebilir.

2001 yılında daha önce başka sanatçıların albümleri için gerçekleştirdiği çalışmalarını 'Sahibinin Sesi' albümde topladı ve 5. albümü için yeniden stüdyoya girdi. Daha önce Sibel Can'ın seslendirdiği "Padişah" koca bir sene boyunca yılın en sevilen şarkısı oldu. Bu bestesi ile MİLLİYET yılın şarkısı ödüllerini aldı.

6. Albümü "Okyanus" 2002 senesinde çıktı. Geceleri Yakıp, Je t'aime, Kabahat gibi şarkıları yine en gözde mekanların favori şarkı listelerinde yer aldı.

7. albümü olan "Çakra"yı 2004 yılında sevenleriyle buluşturan Serdar Ortaç, bu albümle 807 bin üzerinde satış rakamı yakalayarak, 2005 MÜYAP Müzik Ödülleri töreninde En Çok Albüm Satan Sanatçı ödülüne layık görüldü.

2005'in ilk haftasında 'Bu Şarkılar Kimin İçin' adlı Mavi Ağaç Yayıncılık'tan yayımlanan ilk kitabıyla hayranlarının karşısına çıkan Serdar Ortaç, yine aynı yıl Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde hem 'En Çok Albüm Satan Sanatçı' hem de 'En İyi Pop Erkek Sanatçı' kategorilerinde iki ödüle birden layık görüldü.

Serdar Ortaç, 'Beste Fabrikası' olarak anılmakta, yazdığı ve bestelediği şarkılar her zaman en sevilen şarkılar arasında yer almaktadır...

alıntı
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

Shakira

Latin müziğinin en genç isimlerinden olan Shakira yaptığı başarılı albüm ve klip çalışmalarının yanısıra müziğinin farklılığı ile de dikkat çekiyor. Genç yaşına rağmen kısa zamanda şöhrete ulaşmış olan sanatçı, basit bir şarkıcının gerçekten çok ötesinde.


Shakira Mebarak Ripoll, Kolombiya'nın kıyı şehirlerinden Barranquilla'da dünyaya geldi. Müzik dünyasına ilk adı olan Shakira ile girmeye karar verdi. Bunun nedeni Arapça'da "çok zarif bayan" anlamına gelen 'Shakira'nın karizması ve insanlarda uyandırdığı hayranlıktı. Aslına bakılırsa gerçekten karizmatik olan bu isim onun tek seçeneğiydi. Diğer ismi olan Mebarak, genç ve güzel bir bayan için biraz kabaydı.

Mücevher satıcısı ve aynı zamanda yazar olan babası, onun şarkılarındaki arap esintisinin en büyük nedenlerinden biridir. Arap kültürü ile ilgili çok zenginbilgilere sahip olan babası, onu bu yönde gerçekten çok etkilemişti. Shakira, henüz 10 yaşındayken kendi yaş kategorisindeki müzik yarışmalarına katılıp başarılar kazandı.


13 yaşındayken ilk kayıt anlaşmasını imzaladı. Bu gencecik yaşa rağmen anlaşmayı imzaladığı firma dünyaca ünlü Sony firmasıydı. Bu kayıt anlaşması ona ilk albümü olan "Magia" (Sihir) 'yı getirdi. Bu albümün çok genç yaşta çıkarılmasının yanında daha da ilginç bir yanı vardı. Bu albüm, onun 8-13 yaşları arasında yazdığı parçalardan oluşuyordu.

Bu mucizevi başarının ardından İspanya'da düzenlenen OTI Festivalinde Kolombiya'yı temsil etmesi gündeme geldi. Ancak 16 yaşından küçük olduğu için katılım talebi olumsuz yanıt aldı. Bu projenin yerine Shakira, ikinci albümü olan "Peligro" (Tehlike) 'nun çalışmalarına başladı ve birbirinden güzel ve özgün parçalar içeren bu albümü bitirip 16 yaşında gelmeden ikinci albümünü çıkararak ilginç bir başarıya imza atmış oldu.

Ardından Shakira, okulu nedeniylemüziğe bir süre ara vermek durumunda kaldı. Tüm hayatı mucizelerle ve sürprizlerle dolu olan sanatçı, 15 yaşında yüksek okuldan mezun oldu ve müzik dünyasına geri döndü.

Dönüşü gerçekten muhteşemdi. "Pies Descalzos" adlı çalışması dünya çapında tam 4 milyon sattı. 2 sene boyunca çeşitli ülkelerde konserler verdi. Artık bütün dünya onu çok iyi tanıyordu. "Pies Descalzos" ile yalnızca Brezilya'da 900 bin hayranına ulaşan Shakira, Brezilyalı dinleyenleri için parçalarını onların dilinde söyleyerek yeni bir albüm çıkardı.

Shakira'nın bu büyük başarılarına birbirinden olumlu tepkiler gelmeye başladı. Emilio Estefan, Shakira'nın özgün müzik yaptığını, kendine özgü bir tarzı olduğunu "Onun müziğinin adı Shakira." sözleriyle ifade etti.


Shakira, 1998'in Mayıs ayında Fransa'da yapılan World Music Awards (Dünya Müzik Ödülleri) yarışmasında "Yılın Latin Bayan Sanatçısı" ödülünü aldı.

Shakira henüz 21 yaşında. Buna karşın bugüne kadar kazandığı ödüller veolağanüstü başarılarıyla sürekli gündemde. O, özgün müziği ve güzel sesiyle yeni neslin sesi. Shakira'nın bundan sonra da büyük başarılara imza atacağına, birbirinden güzel albümler ile karşımıza çıkacağına hiç şüphe yok. Bakalım ileride Shakira'dan 'bir klasik' olarak söz edebilecek miyiz?

alıntı
 

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Sanatçılar Karışık Biyografi

Sibel CAN

Sibel Can, 1 Ağustos 1970'de İstanbul'da doğdu. Sibel Can, ilk ve orta öğreniminin ardından müzisyen olan babasının da etkisiyle sahnede olmayı düşlemeye başladı. Can'ın babası çeşitli sanatçılara keman çalardı. Sibel Can 14 yaşındayken dansa merak sardı. İlk olarak babasının, diğer şarkıcılarla çıktığı yurtdışı programlarına oryantal dansçı olarak katıldı. Dans konusunda oldukça yetenekliydi. Kulaktan kulağa yayılan ünü sayesinde Fahrettin Aslan tarafindan keşfedildi. Böylece Maksim Gazinosu'nun oryantal dansçısı oldu.

Sibel Can üç yıl kadar dans etti. Türkiye'nin en iyi dansözlerinden biri olarak gösterildi. Fakat Can'ın asıl niyeti şarkı söylemekti. Bu konuda ilk elinden tutan da yine babası oldu. Bu arada babasının çevresindeki birçok ustadan eğitim aldı. Ve 1988 yılından itibaren Maksim Gazinoları'nda bu kez solist olarak sahne almaya başladı. Sibel Can'in ilk albümünün yapımcılığını Orhan Gencebay üstlendi. Can, genişçe bir dinleyici kitlesi edinen ilk dört albümünde daha çok arabesk ağırlıklı şarkılar yorumladı.

1995 yılında yayınlanan "Şarkılarda Senden Yana" albümünde tarzını biraz değiştirdi. Albümdeki "Deli Yüreğim", "Dedikodu" gibi parçalar Can'ın eski albümlerine nazaran daha çok ses getirdi. 1997 yılında ise, Serdar Ortaç'ın bestelediği "Padişah"lı albüm yayınlandı. "Padişah"la birlikte Sibel Can, Türkiye'nin en çok konuştuğu isim haline geldi. Ana haber bültenleri bile Sibel Can'sız bir akşam geçirmiyorlardı. Sibel Can bu arada albümün etkisiyle ödüller aldı, televizyon programları, televizyon dizileri yaptı ve belirtilmek gerekir ki "Berivan" dizisiyle adından cok bahsettirdi. Sibel Can'ın bundan sonra çıkarıdığı albümler büyük etkiler yarattı. "Daha Yolun Başındayım", "Sibel Can Şarkıları", "Canım Benim", "Sen Benimsin".

Sibel Can'nın ayrıca özel hayatında da birçok değişiklik oldu. Can, uzun süre evli kaldığı Hakan Ural'dan boşandı ve bir süre sonra da Sulhi Aksüt ile evlendi.

Şu an yeni imajıyla ve yepyeni devleri bulusturan albümüyle kasırgalar estiriyor müzik dünyasında
 
Üst