gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.169
    Beğenilen Mesajlar:
    2.223
    Ödül Puanları:
    113

    Aİle - Evlİlİk Terapİsİ

    Konu, 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    Son yıllarda evlilik terapisine başvuran çiftlerin sayısı sürekli artmaktadır. Terapiye başvurular; ilişkinin kopma noktasına geldiği çiftler veya ilişkinin artık anlam ifade etmediği hatta zorladığı kadınlar tarafından yapılmaktadır. ''Evliliğimizde sorun var'', ''İlişkimizde problem var''diye başvuranların yanında, asıl sorunu örterek; depresyon, psikosomatik şikayetler, ve fobik reaksiyonlarla terapiste başvuranlara da sıklıkla rastlanmaktadır. Bazı çiftlerin terapiste başvurma amaçları; ilişkilerini, evliliklerini kurtarmaktır. Hem terapi ortamı, hem de terapist evliliğin bitmesine ya da devam etmesine karar veremez. Terapi ortamı; İletişimi açık ve net hale sokan, üçüncü bir kişinin (terapist) yardımıyla karşılıklı anlaşılabilir konuşmayı öğreten, kişinin olaylara tek yön olan bakış açısını zenginleştiren, kendinin farkındalığını sağlayan bir ortamdır. Bu ortamdan yeteri derecede faydalanabilmek yinede çiftlerin kendilerine bağlıdır.
    Terapinin amacı iletişimi sağlıklı hale getirmektir. Bir ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesi, çiftlerin uzlaşmazlıklarını çözebilme yeteneğine ve isteğine bağlıdır. Çiftler arasında ilişkinin sorun haline geldiği durumlarda şu cümleler sıklıkla kullanılmaya başlamıştır artık.

    "Beni sen hiç anlamıyorsun. "
    "Ben kendimi sana anlatamıyorum. "
    "Sen önceden böyle değildin, çok değiştin. "
    "Sen hep böylesin. "
    "Hiç değişmeyeceksin"
    "Artık senin bu kadar duyarsız olmana dayanamıyorum"
    Çiftlerde ortaya çıkan sorunlar, aslında problem diye görülmeye başladığı zamandan daha önce den de vardır. Fakat yaşam döngüsünün çeşitli devrelerinde(evlilik, çocukların doğumu, çocukların okulu, eşlerin iş-meslek rolleri, geleceği yapılandırma)çiftler belirli amaçlar üzerine odaklaşırlar.
    Böylece ilişkinin yürümesini engelleyen "şeyleri" göremez ya da görse de farketmemeye, farketse de bir süre sonra bunun değişeceğine kendini inandurmaya çalışır. Fakat bu yaşam döngüsü içinde ani ve büyük değişimler, zorlanmalar, kayıplar ve bu döngünün oturtulmasıyla, kişiler o ana kadar belki de hiç yapmadıkları, yada bazen düşündüğü hatta bazen deneyime geçirdiği "kendinin farkındalığı" üzerine yoğunlaşmaya başlar. Ben neyim? ne oluyor? ne istiyorum gibi kendine yönelik sorular sormaya başlar. Farkına varmaktan kaçındığı "şeyler" üzerine gidip onları araştırmaya, çözümlemeye çalışır. İlişkinin bileşenleri olan üçlü; kominikasyon-güç-duygu o anda gerçek sorunlar olarak görülmeye başlanır. İlişkide o ana kadar çıkıp da başedilen sorunlar bir anda üstesinden gelinemez bir hal almaya başlar.
    Çatışmalar, aşağılamalar, tehditler. ve "sen" çatışması ortaya çıkar.
    İlişkinin tanımını yapacak olursak;özel belirli bir bağlamda kişiler arasında oluşan duygu ve düşünce, davranışlarda şekillenen bir mesaj iletimi, daha da ötesi arzu, istek ve ihtiyaçların cevap bulmasına yönelik bir alışveriştir. İlişkinin olması için iki kişinin olması ne kadar olmazsa olmaz bir kuralsa, ilişkide hangi kontekstin geçerli olduğu konusunda o kadar önemlidir. İlişkinin şekillendirilmesi; belirli bir durum, ortam dahilinde olmalıdır. Eşlerden birinin sevgisini ifade etme şekli diğerinde sevgi değil de öfke, kızgınlık şeklinde algılanabilir. İlişkide önemli olan bir noktada "burada ve şimdi" dir.
    Kişiler arası ilişkilerde, kişilerin çevrelerindeki üçüncü ve dördüncü kişiler (anne, kayınvalide, baba, arkadaş) tarafından ilişkiye yandan müdahale yapılacağı gibi, bir profesyonel (terapist) tarafından da terapötik müdahaleler yapılabilir. Gerçek yaşamda ilişkilerde belirlemeler, tanımlamalar ve yorumlar olduğu müddetçe, müdahaleler her zaman bir şekilde vardır. Fakat bir problem yaşandığında:kişilerin "eylem kapıları yapılanmış" olması veya "sonu gelmeyen oyunlar"söz konusu olduğunda, sistemin dışından bir kişinin müdahalesine gereksinim vardır. Çünkü sistemin devam etmesi için, sistemin kurallarının değişmesi gerekmektedir. Sistemi değiştirmek, o sistem içindeyken olası değildir. Ancak dışardan birisi(terapist)sisteme ihtiyacı olanı verebilir "Kuralların değişmesi"
    "Yeniden çerçeveleme" çift-aile terapisinde en temel müdahale tekniklerinden biridir.
    Böylece danışanın olaylara ait olan şemasını değiştirerek(farklı bakış açısı sunarak)daha fazla seçenek sahibi olmasını ve duygularının daha az ayağına dolaşmasını sağlamaktır.

    Örnek1:Kadın"Eşim benim bu durumuma karşı o kadar duyarsız ki"

    Terapist "Belkide eşiniz bu şekilde kendini acıdan koruyor olabilir.
    "Erkek "Aslında eşimin bu sorunu karşısında kendimi çaresiz hissediyorum, çok üzülüyorum, ne yapacağımı bilemiyorum.
    Örnek2:

    Erkek:"Eşim sürekli zırzır ağlar, onun tartışma anında ağlaması beni daha da kırıyor, bağırıp, çağırıp kapıyı
    vurup gidiyorum.
    Terapist:"Eşiniz dile getiremediği duygularını, acısını ancak ağlayarak ifade etmeye çalışıyor.


    Çelişkinin iyisi-kötüsü yoktur, gerçeği vardır. İlişkide rahatsızlığın olması, rahatsızlık veren olgunun ortadan kalkmasıyla düzelmiyor. Çünkü asıl olan ilişkidir. Yardım isteği ile başvuran çiftlerden biri "ben boşanmak istemiyorum veya ben boşanmak istiyorum" isteğiyle geldiğinde, ilk müdahalemiz ;boşanmak için ilişkinin düzelmesinin gerektiği çünkü burada sorunun, ilişkinin aslı olduğunu söylemektir. Sorunlu ilişkilerde boşanmak;ağızdan kolayca çıkan basit bir çözüm olarak gelsede gerçeğe yakınlaştıkça, uzaklaşılan ve alınması zor bir karar haline gelmektedir. Çiftlerde, terapide kullanılan ilk önerilerden biri;ilişkinin bir süre askıya alınmasıdır(askı modeli). 15 gün süre ile asla yüz yüze görüşme yapılmaması, telefonla konuşulmaması, ayrı yerlerde yaşama ve bu sürede varlıklarından bile haberdar olunmaması önerildiğinde, buna "boşanmak en iyi çözüm "diye yaklaşan çiftlerde dahi ilk tepki red etme olabilmektedir.
    Çift terapisine başvuranların çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ve bir kısım eşlerin terapiye sıcak bakmadıkları göz ardı edilmeyecek bir gerçektir. Terapiye her iki tarafında katılması sonuç almayı kolaylaştırdığı gibi terapi süresinide kısaltır. Fakat çok önemli olan bir gerçekte, ilişkide magdur olan bireyin; (çoğunluğu kadın) tek başına yapacağı terapi yolculuğunda hem ilişki adına hem de kendi adına çok yol katedebileceğidir.

    İLİŞKİ BİR ALIŞVERİŞTİR VE BUNDA ŞİMDİ ÖNEMLİDİR.


    Psikolog Aynur Ünal


     
Aİle - Evlİlİk Terapİsİ konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bağışlama Terapisi

    Bağışlama Terapisi

    Bağışlama Terapisi İnsan küçücük, dünyadan habersiz olarak biçare halde doğar. Ama oysa bütün kainatı içine alabilecek ve zemine halife olabilecek istidatta yaratılmıştır. Dünyaya gözünü açmasından itibaren, o çocuk kendi aklının görmediği ama istidat gözünün çok iyi gördüğü kemaline doğru inkişafa başlar. Hem de ne başlangıç… her kemale karşı duyulan iştiyakin, insana layık olan haliyle...
  2. Morita Terapisi

    Morita Terapisi

    Dr. Shoma Morita, esasını Zen Budizm'den (bkz.) alan ve tedavi ettiği Japon hastalar için özellikle uygun olan bir terapi geliştirmiştir. Hastaya hem içerden, hem de dışardan uygulanan sıkı bir disiplin, yoğun çalışma, hastalığın ve semptomların sürekli olarak yadsınması, hastanın toplumda şikayetsiz yaşamasını sağlamaktadır. Morita terapisi ve Zen budizm. Japonya'da nörotik bozukluklarda ve...
  3. Davranış Terapisi

    Davranış Terapisi

    Bu terimin kapsadığı tedavi yöntemleri arasında duyarlılığın giderilmesi (bkz.), aversiyon (bkz.), zorlama (bkz), model tedavisi (bkz.), biçimleme tedavisi (bkz.), pozitif ve operant şartlama terapileri (bkz.) vardır. Dolayısıyla «davranış terapisi» tek bir yöntem değildir ve «davranış terapileri» yahut «davranış tedavi yöntemleri» olarak söz etmek daha doğru olur. Hayvanlarda yapılan deneysel...
  4. Su terapisi

    Su terapisi

    melek terapisi Suyun hafızası var ‘Benim endişelerimi temizlesin’ düşüncesiyle içilen su, bedende bu komutu yerine getirir. Suyun hafızası var. Su bütün evrenin ve kainatın başlangıç noktasını oluşturuyor. Ve insanı bedenlenmesinde etmen olan en önemli madde. Su olmadan ne yeryüzü, ne gökyüzü, hiç bir canlı olamazdı. Bedenin yüzde 70'i su ama beyinle birleştiğinde bu su anlam kazanıyor. O...
  5. Şefkat Terapisi

    Şefkat Terapisi

    Formülün ilk beş adımı bilinçli zihninize özellikle bir anlayış getirmektir. Bu anlayış için sezgi ve kalp gözünüzü kullanabilirsiniz. Her hangi bir durumda acı varsa yargı ya da kınama söz konusu isehenüz alınmamış ya da öğrenilmemiş ders vardır. Ve dersi engelleyen blokajlar duygusal bedende bulunur ve genelde acı beden olarak da anlatılır. Bu enerji blokları bazen çok eski bazen de yeni...

Sayfayı Paylaş