gebe
  1. Onurlu_Deniz

    Onurlu_Deniz Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2008
    Mesajlar:
    550
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Ödül Puanları:
    0

    Arada bir çok bunaldığınızda

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında Onurlu_Deniz tarafından paylaşıldı.

    Arada bir çok bunaldığınızda (YAZAN CAN DÜNDAR)
    Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı..
    Hayatin ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metot vardı içinde..
    Deniyordu ki; "arada bir, çok bunaldığınızda, hayatin sizin için çekilmez
    hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün"...
    Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım...
    Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum...
    Ama " kendi ölümümüzü ve cenazemizi " düşünmemiz tavsiye ediliyordu...
    Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an...
    Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim...
    Diyordu ki; " bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi, dünyayı terk ettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız...

    özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini, onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalısın...
    O andan geriye dönme şansınız olmadığını , hayat denen kredinizin bittiğini ve onlara yanıt verme şansınız olmadığını düşünün
    Tekrar sarılma, bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin...
    Dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, kavgaların yanında bu acının ve geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın...
    Bırakın caniniz yansın bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz...
    Orada, o musalla taşında düşünün kendinizi...Seyredin su an çevrenizde olanların yüz ifadelerini...
    Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin...


    Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye başladım...

    Esimi, oğlumu, annemi, babamı,kardeslerimi ve diğer tüm çevremi oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki yerlerine...

    birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini...hayatımda çok nadir bu kadar canim yanmıştı.. görüyordum iste "babaaaa..." diye ağlayan biricik oğlumu...
    Esim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya çalışıyordu perperişan...

    Koca çınar babacığım, belli belirsiz dualar okuyordu, o gözümden hala gitmeyen vakur durusuyla...

    Annem, ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine hem dışında akıtıyordu gözyaşlarını..
    Kardeşlerim, akrabalarım "çok erken gitti, doyamadı oğluna.."diyordu acıyan ses tonlarıyla...

    Ve dostlarım... Onlar da sakindi.. Bazısı "daha dün birlikteydik, nasıl olur.." diyordu...

    Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim, buradayım.." demek istedim hayal olduğunu unutup...

    Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını okumadan kitabın...

    Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide...

    Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir farkındalığı göstermek istemişti yazar...
    Kitabi okumaya ne gücüm kalmıştı , ne de isteğim...
    Almam gereken dersi ve mesajı almıştım...

    Simdi ne kitabin adini ne de yazarı hatırlamıyorum...

    Su an bunları yazarken bile çok kötü oldum...
    Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik...

    Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline...

    Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı...
    Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında...

    Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları ve yaşanamayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde...
    İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait olarak...Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler okuyacaktım...
    Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, ölüm acısının etkisiyle girilen duygusal mod değildi, deşifre etmem gereken metin...
    Canim oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu...

    Özleyecekti, yokluğumu hissedecekti.. ağlayacaktı aklına geldikçe...
    Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yasa gelinceye kadar sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti duyguları...
    Ama hayal bu ya, 18-20 yaşına getirdim 2 saniyede oğlumu...

    "hayâl - meyal hatırlıyorum be baba seni...

    Keşke simdi yaşıyor olsaydın da erkek erkeğe sohbet etseydik seninle...

    Bak mezuniyet törenimde de babasızdım...

    Askere giderken kimin elini öpeceğim senin yerine..." diyecek canı yanarak bir kösede...

    Sevgili esim...

    Benim muhteşem hatunum... Nasıl dayanır bensizliğe?...
    O ki, benim için her şeyini feda edip koşmuştu bana...

    Hayatinin tek adamı simdi toprak olacaktı...

    Bir daha " Seni seviyorum "diyemeyecekti... Bir daha hevesle açamayacaktı çalan kapıyı...

    Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne...

    Her sabah da bensiz başlayacaktı koca gün...
    Tek cümlesi takıldı o an içime; " Oyunbozanlık yaptın be böceğim, hani beraber ölecektik ?..."
    Babam-annem, o bugüne kadar evlat olarak mutlu edecek hiçbir şey yapamamanın
    acısıyla kahrolduğum güzel insanlar...
    Helaldi şüphesiz hakları...Bilerek hiç kırmamıştım onları...

    Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü iste önlerinde ve dualarına muhtaçtım....

    Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki evladının cenazesinde bulunmak...

    Herhalde insanin uzun yasadığına üzüldüğü nadir anlardan olsa gerek...

    Diğerlerine geçmiyorum... Bu yazıyı su an yazıp sizlerle paylaştığıma göre "diğerlerine" artık sizler de dahilsiniz...
    Düşünün, bir gün bir mail ulaşıyor mail-box ınıza "ölmüş" diye...
    Sizler kim bilir neler düşünür ve yazardınız...Eşim su an yanımda ağlıyor, sanki gerçekmiş gibi...
    Oysa ki yazarın amacı " Yaşamanın ve hala nefes alıyor almanın kıymetini " göstermekti...Benim de öyle...Lafı çok uzattım farkındayım...

    Ama hayat dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar girintili çıkıntılı...
    Ben o gün kurduğum o hayâlle, canımın tüm yanmasına rağmen YENİDEN DOĞDUM...
    Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma"...Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için şükrettim...
    Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş, oyun perde demişti...

    Peki ya hayal değil de,gerçek olsaydı ve perde bir daha açılmamak üzere kapansaydı...
    İste bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı...

    Belki gerildiniz, kötü oldunuz ama devamını getirirseniz buna değer bence...

    Ben bu aksam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim...
    Hani sanatçı ve sairiz ya ondandır belki...Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın...
    LÜTFEN ARADA BİR, BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN, DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN...
    Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah'tan başka bilen yok...

    İste bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken yapabileceklerinizi yapın, ertelemeyin...
    Bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin...

    Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın...
    Biraz Hıncal abi tarzı olacak ama,sevginizi ve verdiğiniz değeri haykırın onlara iş işten geçmeden...
    Ve en önemlisi; VERDİĞİ -VERMEDİĞİ, ALDIĞI - ALMADIĞI HERŞEY İÇİN,TEKRAR TEKRAR ŞÜKREDİN YÜCELER YÜCESİ YARATAN'A...


     
  2. ışılsu

    ışılsu Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    26 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.134
    Beğenilen Mesajlar:
    26
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    *** HAYALLER ŞEHRİNDE***
    canım çok güzel bir paylaşımdı teşekkürler okurken kendimi yerine koyarak okudum gerçekten çok doğru yatıp kalkıp bu günümüze şükredelim...:)
     
    Son düzenleme: 23 Şubat 2010
  3. ilkimsu

    ilkimsu Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    26 Ekim 2009
    Mesajlar:
    5.184
    Beğenilen Mesajlar:
    120
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    San Juan
    gercekten cok güzeldi.... okurken cok düsündm
     
  4. AyYuzlu

    AyYuzlu Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    27 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.993
    Beğenilen Mesajlar:
    27
    Ödül Puanları:
    48
    cok guzel bi paylasım emegıne saglık cnm
     
  5. AuSSie-AnGeL

    AuSSie-AnGeL Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    6.965
    Beğenilen Mesajlar:
    780
    Ödül Puanları:
    113
    Şehir:
    aNKaRa
  6. Emmek-Ici

    Emmek-Ici Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    6 Şubat 2010
    Mesajlar:
    31
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    almanya
    gercekten sahane olmus canim.. bunu anlatacak kelimeler bulamiyorum..cok güzell dokunakli
     
Arada bir çok bunaldığınızda konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Renklerİ Bİr Araya Getİrmek

    Renklerİ Bİr Araya Getİrmek

    renkleri bir araya getirme oyunu aynı renkleri bir araya getirme oyunu Hindistan'da eski çağlarda bile, duvar boyayan kişiler ayrı bir sınıf oluşturmaktaydı. Bu, ev duvarlarını ve kumaşları boyamakta kullanılan çeşitli güzel renkteki boyaları doğadan çıkarılmasının, ne derece önemli olduğunu göstermektedir. Gerçekten renk, herhangibir ortam yaratmada, yanlızca estetik açıdan değil, içinde...
  2. Candan Erçetin - Arada Bir

    Candan Erçetin - Arada Bir

    arada bir bir yanim kacsam diyor uzaga katsam diyor onume canimi yorganimi arada bir bir yanim dussem diyor tuzaga gecsem dunyanin derdini varsam cennetime diyor ama o obur yanim var ya obur yanim amman obur yanim korkak diger yarim kurtulmak kolay mi kendinden siyrilmak kolay mi derdinden arada bir bir yanim yiksam diyor su dagi gorsem diyor ardini yarimi yarinimi...
  3. Yeniden bir araya gelecekler

    Yeniden bir araya gelecekler

    geçtiğimiz yıllarda aldatma yüzünden ayrılan Arzu Balkan Tamer Karadağ çifti evlilik hazurlıkları içinde inşallah bir dahada ayrılmazlar ortada bir çocuk söz konusu........ EVLİLİK YOLUNDA İLERLİYORLAR GEÇEN HAFTA BAŞ BAŞA SİNEMAYA GİDEN TAMER KARADAĞLI-ARZU BALKAN ÇİFTİ ÖNCEKİ GÜN DE EV BAKTI.... KENDİLERİNE UYGUN DAİRE BAKTILAR Önceki hafta liseli aşıklar gibi başbaşa sinemaya giden...

Sayfayı Paylaş