gebe
  1. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL

    Artvin Şehir Tanıtımı

    Konu, 'Karadeniz Bölgesi' kısmında aSqimSin tarafından paylaşıldı.

    artvin halkının kökeni artvin ardanuç
    Artvin Genel Bilgi


    [​IMG]

    Doğu Karadeniz Bölgesi'nde, Rusya sınırında yer alan Artvin'in güneydoğusunda Kars, güneyinde Erzurum, batısında Rize bulunmaktadır. Kuzeydoğusu Rusya, kuzeybatısı da Karadeniz ile sınırlanmıştır. Artvin, büyük ölçüde engebeli ve dağlık bir arazide olup, Çoruh Irmağı vadisi geçit vermeyen bu dağları ikiye ayırır. Bu vadinin kuzey ve kuzeydoğusunda yüksekliği 3000 m.yi aşan Doğu Karadeniz sıradağları yer alıp, denize doğru dik sırtlar halinde uzanır. Bölgedeki belli başlı dağlar Yalnızçam Dağları, Karçal Dağı'dır. Kıyıdan iç bölgelere doğru gidildiğinde arazinin birden yükseldiği görülür. Artvin 'de, ova olarak nitelendirilebilecek alanlar, Arhavi ve Hopa kıyı şeridindeki aluvyal düzlükler dışında başka bir düzlüğe rastlanmaz. İl sınırları içinde 30'a yakın akarsu vardır. Oltu Çayı, Tortum Çayı, Murgul deresi, İçkale Suyu, Deviskel Deresi, Berta Deresi ve Ardanuç Suyu bunların başında gelmektedir. Bu akarsulardan Karadeniz’e dökülenler dışında kalanlar Çoruh Nehri’nin kollarıdır. Ayrıca İlin çeşitli yerlerinde çok sayıda doğal göl vardır. Bunlardan; Şavşat ve Borçka İlçelerinde bulunanları doğal güzellik ve turizm açısından en önemlileridir. Artvin'in bol yağış alan yüksek dağları orman örtüsü ile kaplıdır. İğne yapraklı ağaç türlerinin ağırlık kazandığı bu ormanların orman altı florası ile de dikkat çeker. Burada yaşayan çeşitli av hayvanları bölgeyi bir av merkezi haline getirmiştir. Ormanların zengin bir bitki örtüsü arıcılık için de elverişli bir ortamı oluşturmuştur. İlin yüzölçümü 7.436 kilometrekaredir.

    [​IMG]

    İlin ekonomisi tatrım ve hayvancılığa dayalıdır. Arazinin engebeli yapısı tarım alanlarını sınırlı bir hale getirmiştir. Yörede çay, fındık, mısır, portakal, mandalina ve elma gibi ürünler yetiştirilir. Hayvancılık daha çok yüksek kesimlerde ve yaylalarda yoğunlaşmıştır. En çok sığır ve koyun beslenirse de en önemli ihracat ürünü baldır.
    Artvin'in eski bir yerleşim yeri olduğu bilinmekle beraber, yörede yeterli araştırma yapılmadığından tarih öncesine ait bilgiler yetersizdir. Ancak, çevrede yapılan kazılar ve yol yapımı sırasında ortaya çıkan buluntulardan MÖ.3000'lere kadar inen Tunç Çağına ait bazı yerleşme izleri ile karşılaşılmıştır. İlk yerleşenlerin kimliği konusunda da yeterli bir bilgimiz bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Artvin yöresine ilk yerleşenlerin MÖ.2000'lerde Orta Asya'dan gelen Hurriler olduğu bilinmektedir.
    Prof Dr. İbrahim Kökten’in Kars civarında ve Çıldır Gölünün karşısına yaptığı kazılarda dolmen ve menhir kalıntıları bulunmuştur. Prof. Kökten,1965’te Kars’ın güneyinde ve Aras nehrinin kuzey kesimindeki Ala Dağın doğu eteğinde Camışlı Köyünün sınırındaki kayalıklarda geyik avcılığı ile ilgili duvar resimleri bulunmuştur. 1933 ve 1955 yıllarında Yusufeli ve Şavşat yörelerinde halkın bulduğu bakır baltaların MÖ 3000-4000 yıllarına ait olduğu sanılmaktadır. Aynı yörede bulunan tunç baltaların 3000-2000 yıllarına ait oldukları bilinmektedir. Artvin ve çevresi tarih öncesi devirleri cilalı taş devrinden başlayarak bakır-tunç demir devri olarak sırası ile yaşamıştır. MÖ.10.000-8.000 yıllarından kalma cilalı taş çağına ait insan izleri Artvin’de de bu çağlarda insanların yaşamış olduğu izlenimini vermektedir. Bulunan madeni eşyalar ise tarih öncesi devirlerin sırası ile yaşandığını belgelemektedir.


    [​IMG]

    Hitit kralı II. Murşit MÖ.1360 yıllarında Artvin’i ele geçirmiştir. Hurrilerin soyundan gelen Urartular, başkenti Van olan, geliri tarım-hayvancılık-ticarete dayalı Doğu Anadolu merkezli bir devlet kurmuşlardır. Kuzey sınırlarını Artvin’e kadar genişlettiler. Ancak doğudan büyük göçlerle gelen İskitlerin baskısı sonucu yıkılmıştır. Artvin bundan sonra Kafkasya'dan gelen İskitlerin egemenliği altında kalmıştır. İskitler, Artvin’i ele geçirerek, askeri üs olarak kullanmaya başlamışlardır.
    İskitlerden sonra, Arsaklar adı verilen bir sülale Artvin’e egemen olmuştur. Şaman dinine bağlı olan bu sülale MS. 350’li yıllarda Bizans etkisinde kalarak Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. Böylece Bizans yöreye dini anlamda da hakim olmuştur. MS.575 yılında Pers Kralı I. Darius Bizans’a saldırmış, bundan yararlanan Hazar Türküleri Çoruh boylarına egemen olmuşlardır. Hz.Osman döneminde İslam orduları kumandana Mesleme Oğlu Habib, Bizans’ı yenerek Şavşat-Ardanuç-Artvin’i ele geçirmiştir. Emeviler döneminde Hazarlar ile birleşen Artvin halkı Arap ordularına karşı direnmişse de 786’da Abbasi Halifesi Harun Reşit Çoruh bölgesini başkent Bağdat’a bağlamıştır. 853-1023 Artvin'de Bagratlar ve Sac isimli Abbasilere bağlı iki beylik kurulmuştur. Bunlardan Sac emirliği yıkılınca Artvin yeniden Bizans’ın eline geçmiştir. 1040 Dandanakan Savaşında Gaznelileri yenen Selçuklular, 1048 Pasinler savaşı ile Artvin sınırına kadar gelmişlerdir. Alparslan 1064’te Gürcistan seferine çıkarak Çoruh boylarını ele geçirmiş, .Alparslan’ın ölümünden sonra Bizans’tan yardım alan Gürcü Kralı Gorgi Artvin’i tekrar ele geçirmişse de 1081’de Melikşah’a yenilince, Melikşah’ın desteği ile Çoruh’uda içine alan Erzurum-Bayburt –Kars merkezli Saltukoğlu Beyliği kurulmuştur. Bundan böyle Asya'dan gelen Türkler Artvin’de yaygınlaşmıştır. Büyük Selçuklu Devletinin yıkılışından sonra Artvin bir süre Atabeyliğine bağlanmış, 1263’te Kubilay Artvin’i ele geçirerek bu yöreyi İlhanlı topraklarına katmıştır. 1458-1463-1466 yılları arasında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Çoruh boylarına üç sefer düzenlemişse de Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmed’e Oltukbeli Savaşında yenilince, yöre 1502’de Safavilerin eline geçmiştir.


    [​IMG]Artvin İlinin Osmanlı yönetimine geçtiği evrelere ait belgeler yeterli değildir. Bununla beraber, Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon Rum Devletini yıkarak Karadeniz bölgesinin sahil kıyısını Artvin İlinin kıyı kesiminden itibaren ele geçirdiği bilinmektedir. Bu esnada Artvin-Yusufeli-Ardanuç-Borçka Çıldır Atabeyliğinin elinde bulunuyordu. Yavuz Sultan Selim Trabzon valisiyken Gürcistan’a yaptığı seferde Batum’un güneybatısında bulunan Güney Kalesini ele geçirmiştir. 13 Haziran 1551'de Ardanuç Kalesini de fetheden Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa bu bölgeyi de Osmanlı ülkesine katmıştır.

    [​IMG]

    Artvin ve çevresi Çıldır eyaleti ile birlikte yaklaşık 250 yıl Osmanlı Devletinin egemenliğinde kalmıştır. 1828 Osmanlı Rus savaşı ve savaş sonucu imzalanan Edirne Anlaşması ile Ahıska Osmanlı elinden çıkınca, Osmanlılar Çıldır eyaletinin bir kısmını kaybetmişler, yalnızca Artvin-Borçka-Ardanuç-Şavşat-Yusufeli Osmanlıların elinde kalmıştır.
    1877-78 (93 Harbi) Osmanlı-Rus savaşı'nda Ruslar Kars-Ardahan-Batum’u işgal ettikten sonra Türk topraklarına doğru ilerlemeye başlamışlardır. 3 Mart 1878’de Osmanlı ile Rusya arasında 29 maddeden oluşan Ayestefanos barışı imzalandı.Bu antlaşmanın 19. maddesinde yer alan 245.207.301 altın tazminatını ödemeyen Osmanlı, Kars-Ardahan-Batum topraklarını Rusya’ya tazminat karşılığı vermek zorunda kalmıştır. Bunun ardından 23 Aralık 1978’de Berlin Barışı imzalanmış, buna göre; Kars-Ardahan-Batum Rusya'nın eline geçmiştir.
    1917 Rus devriminden sonra Ruslar I.Dünya Savaşı'ndan çekilmişler, ardından da 18 Aralık 1917’de Artvin ve Şavşat'ı da terketmişlerdir. Yeni kurulan Sovyet Rusya 3 Mart 1918’de I. Dünya savaşına katılan devletlerle imzalandığı Bresk-Litovsk Anlaşması hükmünce Kars-Ardahan-Batum’u Osmanlılara bırakmışlardır. 18 Haziran 1918’de Osmanlı Hükümeti Gürcistan Milli hükümeti ile anlaşarak Kars-Ardahan-Batum illerinde onların hak iddia etmelerini engellemiştir.

    [​IMG]

    Cumhuriyetin ilk Anayasası olan 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye’de 24 Nisan 1924’te yapılan değişikler ile Osmanlıların kurmuş olduğu Liva-Sancak teşkilatı kaldırılınca, Artvin vilayet olmuştur.
    Artvin'den günümüze gelen kaleler: Artvin (Livana) Kalesi (MÖ.937), Şavşat (Satlel) Kalesi (IX.yüzyıl). Artvin'de günümüze gelen camiler: Çarşı Camisi (1860-1861), Zeytinlik Camisi (1857), İskender Paşa Camisi (VII.Yüzyıl-1553), Muratlı Camisi (1846), Kemal Paşa Kilise Camisi (1900), Salih Bey Camisi (1793). Kiliseler: Bağcılar Manastırı (449-499), Pırhallı Manastırı , Hamamlı Manastırı (945-958),Kaçkal Manastırı (VIII.yüzyıl), Cevizli Manastırı (899-914), Dağyolu Manastırı (VII.yüzyıl- IX.yüzyıl), Altıparmak Manastırı (958-994), Tekkale Manastırı (IX.yüzyıl sonu), Tekkale Dağ Manastırı, İbrikli Kilisesi.
    Ayrıca bölgede Hatila Vadisi Milli Parkı, Sahara-Karagöl Milli Parkı, Gorgit-Efeler Tabiatı Koruma Alanı, Sahara Yaylası, Bilbilan Yaylası, Çoruh Vadisi, Borçka Karagöl, Cehennem Deresi Kanyonu, Karçal ve Arsiyan yaylaları, Kafkasör, Maçahel (Camili), doğal kültür varlıkları bulunmaktadır.

     
  2. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin GENEL KONUM
    GENEL KONUM

    [​IMG]

    İl merkezinden görünüm
    Fotoğraf: Mehmet Yazıcıoğlu


    Artvin ili, ülkenin kuzeydoğu kesiminde, Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz bölümünde yer alır. İl toprakları 40 derece 35' ve 41 derece 32' kuzey enlemleri ile, 41 derece 07' ve 42 derece 26' doğu boylamları arasında yer alır. Yüzölçümü 7.436 km2 (Türkiye'nin %0,95'i) olan Artvin'in kuzeydoğusu Gürcistan ile devlet sınırını oluşturur. Doğusunda Ardahan, güney ve güneybatısında Erzurum, batısında Rize illeri bulunur. Kuzeybatısında Karadeniz'e 34 km'lik kıyısı vardır.
    İldeki karayolları pek gelişmiş değildir. En önemli yol, kıyı kesiminde Arhavi ve Hopa ilçelerini birbirine bağlar. Karayolu ulaşımının yetersizliği nedeniyle Artvin'de deniz ulaşımı önem kazanmıştır. İlin deniz ulaşımı Hopa Limanı ile sağlanır.


    YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

    [​IMG] [​IMG]
    Artvin ve Çevresinin uydu görüntüsü. Çoruh Nehri, Çoruh'un kolları ve nehrin Batum'da Karadeniz'e döküldüğü yer bütün halinde görülüyor.


    İl toprakları büyük ölçüde engebeli ve dağlıktır; il topraklarının büyük bir bölümünü sarp ve geçit vermeyen dağlar kaplamıştır (tüm il alanının yaklaşık % 79,8'i). Ancak, kimi yerde daralıp kimi yerde de genişleyerek uzanan derin Çoruh Nehri Vadisi, sarp ve genellikle geçit vermeyen Doğu Karadeniz Sıradağlarını ortadan yararak ikiye ayırmıştır. Çoruh-Kelkit Vadi Oluğu adıyla da anılan bu vadinin batı ve kuzeybatı bölümünde yükselen sırtlar kıyı dağları olarak tanımlanır. Vadinin güneydoğu, doğu ve kuzeydoğusundaki dağlar da iç sıralar olarak bilinir. Yüksekliği yer yer 3.000 m.yi aşan bu sıralar hem denize hem de birbirine paralel olarak uzanır. Bunlardan en önemlisi Artvin-Rize-Erzurum il sınırlarının kesiştiği alanda bulunan, bölgenin ve ilin en yüksek noktasını oluşturan Kaçkar Dağı'dır (3932 m). Kıyı dağları il sınırları içindeki Salval Tepe'de 3371 m'ye ve Marsis Kayalığı'nda 3334 m'ye yükselir. Çoruh Nehri vadisinin doğusunda uzanan sıradağlara Çoruh-Kelkit Dağları adı verilir. Bu sıranın en doğusunda yer alan Yalnızçam Dağları güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda ilin doğu ve güneydoğu sınırı boyunca uzanır. Borçka ilçesinin doğusundaki Karçhal Dağı (3428 m) Kaçkar Dağı'ndan sonra ilin ikinci önemli yükseltisidir. Dağlar, çoğu yerde, geniş vadi oluşumlarına olanak vermeyecek biçimde yükselirler. Bu da ildeki vadilerin son derece derin ve dik olmaları sonucunu doğurmuştur. Söz konusu özellik, tarıma elverişli toprakların geniş alanlara yayılımını da engellemiştir. İlde ovalık alanlar hemen hemen yok denecek azdır (% 0,2). Ova olarak nitelendirilebilecek alanlar, Arhavi ve Hopa kıyı şeridindeki aluvyal düzlüklerdir. Yüksek kesimlerde yer yer küçük platolar yer almaktadır. Ayrıca akarsu vadilerinin tabanlarında pek geniş olmayan ovalar bulunur.
    [​IMG] [​IMG]
    Karadeniz ve ormanlarla kaplı Doğu Karadeniz Dağları'nın birleştiği yerde kurulu olan Arhavi Hopa ilçeleri. Uydu görüntüsü.


    İlin Arhavi ve Hopa İlçeleri, Karadeniz ile denize paralel uzanan Doğu Karadeniz Dağları arasında kalan dar bir düzlük alan üzerine kuruludur.
    İl sınırları içinde 30'a yakın akarsu vardır. Bunlardan Karadeniz’e dökülenler hariç diğerleri Çoruh Nehri’nin kollarıdır. İlin çeşitli yerlerinde çok sayıda doğal göl vardır. Bunlardan; Şavşat ve Borçka İlçelerinde bulunanları doğal güzellik ve turizm açısından en önemlileridir.

    DAĞLAR
    İl topraklarının büyük bir bölümünü Doğu Karadeniz Sıradağlarının doğu uzantısı kaplar. Karadeniz kıyısına paralel olarak uzanan Doğu Karadeniz Sıradağlarının il sınırları içindeki uzantıları; Kaçkar, Altıparmak, Kükürtlü, İskaristi Dağları adıyla sınıra kadar uzanmaktadır. Bu dağ sırasının üzerinde çok sayıda dağ ve yüksek tepeler yer alır.
    Dağlar iki grupta incelenir: İlk grup, Çoruh Vadisinin kuzeyinde kalan dağlar; ikinci grup ise Çoruh Vadisinin güney ve güneydoğusunda kalan dağlardır. Çoruh Vadisinin kuzey ve kuzeybatısındaki dağlar, deniz kıyısına paralel olarak olarak uzanırlar. Doğu Karadeniz Dağlarının uzantısı biçimindeki bu dağların yükseklikleri 3000 m'yi aşmaktadır.
    Karadeniz kıyısını takip ederek batıdan doğuya doğru iki sıra halinde uzanan 3937 m yüksekliğindeki Kaçkar Dağı, Karadeniz Dağlarının en yüksek noktasını oluşturur. Şavşat ve Borçka ilçeleri arasında yer alan, Çoruh ve Berta vadileri ile Gürcistan sınırına kadar uzanan Karçhal Dağı, 3428 m yüksekliği ile ilin diğer önemli bir dağıdır.
    KAÇKAR DAĞI: Artvin, Rize ve Erzurum illeri sınırlarının birleştiği noktada bulunan Kaçkar Dağının su bölüm çizgileri, bu illerin il sınırlarını belirler. En yüksek tepesi 3.932 m'dir. Bu tepe, aynı zamanda Artvin'in en yüksek doruğudur. Doğu yamaçları Çoruh Vadisine dik olarak uzanır. En yüksek kesiminde, kuzeye doğru dil biçiminde uzanan üç kısa vadi buzulundan en uzununun boyu 1.500 m'yi biraz aşar ve toplam alanı 1.5 km2'nin biraz üzerindedir. Karadeniz kıyı dağları üzerindeki en büyük buzuldur.
    KÜKÜRT DAĞI: Artvin-Rize il sınırları üzerindedir. Doğu Karadeniz dağlarının uzantısıdır. En yüksek noktası Marsis Tepesi'dir (3334 m).
    GÜL DAĞI: Kükürt Dağının kuzeyindedir. En yüksek noktası Boğatepe'dir (3131 m).
    Bölgede bu dağlardan başka Alacadağ (2894 m) ve Balıklı Dağı (1897 m) bulunur.
    Çoruh Vadisinin güney ve güneydoğusunda kalan dağlar genellikle kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanırlar.
    KARÇHAL DAĞI: Borçka'nın doğusundadır. En yüksek tepesi 3428 m'dir. İlin en yüksek ikinci dağıdır.
    Bölgenin öteki dağları arasında Çadır Dağı (3050 m) ve Yalnızçam Dağları sayılabilir.
    Artvin'in Diğer önemli Dağları ve Yükseltileri Şöyledir:
    Mihrap dağı: 2950 m, Sahara Dağı: 2799 m, Karyan Dağı: 2790 m., Arsiyan Dağı: 3164 m, Karadağ: 2300 m, Çadır Dağı: 3050 m, Büyükyurt Dağı: 2250 m, Kürdevan Dağı: 3050 m, Genya Dağı: 1850 m, Kartal Dağı: 3000 m.

    OVALAR
    İl sınırı içerisinde ova özelliği gösteren yerler hemen hemen yoktur. İl topraklarının ancak %0.2 alanını kaplayan düzlüklere rastlanır. Kıyıda akarsu birikintilerinin meydana getirdiği alüvyal ovalara rastlanmaz. Çünkü dağların denize bakan yamaçlarında kaynaklarını alan Hopa ve Arhavi Deresi’nin suları az ve uzunlukları kısa olduğundan birikinti ovalarının büyüklüğünü sınırlamıştır.
    Arhavi ilçesinin yakınındaki Armoni (500 m) adlı kabarığın batısında bir taşkın ovası vardır. Kabisre Deresinin getirdiği birikintilerin denizi doldurmasıyla oluşmuş üçgen bir çıkındı biçimindedir. Yaklaşık 3.5 km2'lik bir alanı kaplar. Zeytin Burnu adındaki bu çıkıntının 210 m dolayındadır. Tarıma elverişli değildir.
    Hopa'da da kıyı bölgelerinin alçak kesimlerinde birçok derenin oluşturduğu küçük düzlükler bulunur. Bunların en önemli örneği, Hopa'nın batısında Sundura Deresinin döküldüğü yerde görülmektedir. Bu düzlükler de derelerin getirdiği alüvyon ve moloz parçalarının denizi doldurmasıyla oluşmuştur. Bu oluşumun sonucu kıyı bölümlerinin denize doğru ilerlemesi yüzünden yalıyarlar ölü bir duruma gelmiştir.

    YAYLALAR
    Yaylalar, il topraklarının yaklaşık % 1,6’sını kaplar. İldeki yaylalar üç grupta incelenebilir:
    İlk grup yaylalar, Yusufeli, Zeytinlik ve Berta (Ortaköy) derelerinin oluşturduğu çizginin güneydoğusundaki bölgede yayılmıştr. Bu bölgede Meşeli, Kurudere, Düzenli, Kireçli, Yığılı, Kapik, Irmaklar, Bilbilan, Çamlıca, Hanlı, Ballı ve Yoncalı yaylaları yer almaktadır.
    İkinci grupta ise, Muratlı, Borçka, Artvin-Ortaköy Deresi ile Gürcistan sınırı arasında kalan bölgedeki yaylalar bulunur. Bunlar: Manatba, Taşköprü, Meydancık, Zata, İmneza, Mısırlı, Goman, Lekoban, Merete, Oba, Karsnal, Devtoban, Kıkkırım yaylalarıdır.
    Üçüncü grubu oluşturan yaylalar, Muratlı, Borçka, Artvin merkez ilçe, Zeytinlik, Yusufeli çizgisinin kuzey ve kuzeybatısında kalan bölgede yayılmıştır. Bunlar arasında Keşoğlu, Çamlık, Sevahil Mağara, İnekli, Durça, Kovahit, Kocakarılı, Dikme ve Taşlık yaylaları sayılabilir.

    VADİLER
    Artvin topraklarındaki akarsular, geçtikleri yerlerde dar ve derin vadiler oluşturmuşlardır. Bunların çokluğu, yüzeyin çok bozuk olmasına yol açmıştır. Vadilerin bir bölümü, tektonik çizgilere uyarak oluşmuş dağ sıralarını birbirinden ayıran paralel diziler durumundadır. Kimileri tipik V biçimli, oldukça dik ve derindir. İlde bulunan vadileri iki ana bölüme ayırarak incelemek mümkündür:
    1. Asıl Çoruh Vadisi
    2. Çoruh Nehri kollarının meydana getirdiği vadiler.
    ÇORUH VADİSİ: Çoruh Nehri'nin, il sınırına girdiği yerden başlayıp Muratlı Bucağında il sınırını terk ettiği yere kadar uzanan yaklaşık 150 km uzunluğunda bir vadidir. Genellikle V ve U biçimli çok dar ve derin boğazlar halinde ilerler. Yusufeli-Zeytinlik arası (100 km) ve Zeytinlik-Muratlı arası (50 km) olmak üzere iki bölümden meydana gelir. Vadi, kretase, kristalin şistler, granit, eosen flişleri ve volkanik maddelerden oluşmuştur. Ancak nehir, yumuşak yapı nedeniyle enine aşındırmalarla bazı yerlerde vadisini genişletmiştir. İl sınırları içerisindeki uzunluğu yaklaşık 150 km'yi bulan Çoruh Vadisi'nin ilk bölümü, Yusufeli ilçesi ile merkeze bağlı Zeytinlik köyü arasında kalır. İki yerleşim bölgesi arasındaki uzunluğu ise 100 km kadardır. Zeytinlik'ten Yusufeli'ye doğru yer yer genişleyen vadi tabanının Yusufeli ilçe merkezinde en geniş durumuna ulaştığı görülür.
    İkinci bölüm, Zeytinlik'ten başlayıp kuzeye doğru 50 km uzanarak Borçka'dan geçer ve Gürcistan sınırında son bulur. Bu bölüm daha dar ve derindir. Ancak, Muratlı yakınında genişlemeye başlayarak Gürcistan topraklarına uzanır.
    BERTA-ARDANUÇ SULARININ OLUŞTURDUĞU VADİLER: Bunlar dar ve derindir. Ardanuç Suyu Vadisi'nin tabanı, ilçe merkezinde geniştir. Ancak, 7 km kadar kuzeybatısındaki kalker alanda Cehennem Deresi denen kuru ve derin bir boğaz (kanyon) vadi yer alır. Bu vadinin uzunluğu 500 m, derinliği yaklaşık 70 m'dir. Genişliği 6 m kadar olan vadinin tabanı, üst bölümünden daha geniştir. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanır. Ardanuç Suyu'nun oluşturduğu vadiye açılır. Arka kesimi kapalıdır. Karstlaşmanın olgunluk evresi özelliğini gösteren vadinin taban bölümünde kimi zaman su birikintileri oluşur. Burası, hayvan barınağı olarak da kullanılmaktadır.
    BERTA (ORTAKÖY) VADİSİ: Şavşat ilçesinin sularını boşaltan irili ufaklı çayların meydana getirmiş olduğu bu vadi zengin bitki örtüsüyle kaplıdır.
    MURGUL VADİSİ: İlin en geniş vadilerindendir. İçindeki aşağı morenler, kimi yerde 1.800 m'ye kadar inmektedir. Buralarda vadiyi ayıran yüksek sırtlar, daha kütleşmiş durumdadır. Çünkü bölgede aşınmaya dayanıklı olmayan kretase flişleriyle, aynı dönemin volkanik kütleleri egemendir.
    BARHAL (ALTIPARMAK) VADİSİ: Kaynaklarını Kaçkar Dağları'ndan alan ve Yusufeli ilçe merkezi önünde Çoruh Nehri'ne karışan Barhal (Altıparmak) Çayı'nın oluşturduğu bu vadi, oldukça dar ve derindir. En geniş yeri Altıparmak köyü Dalaver mahallesi-Balcılı köy merkezi arasındadır.

    AKARSULAR
    İlin en büyük akarsuyu Çoruh Nehri'dir. İl sınırları içerisinde bulunan, Çoruh Nehri dışındaki diğer akarsular iki bölümde incelenir: Birinci grupta, Çoruh Nehri’nin kollarını oluşturan dereler ve çaylar yer alır. İkinci gruptakiler ise Karadeniz’e bakan dağlardan aşağı akarak Karadeniz'e dökülen küçük nehir ve derelerdir.
    ÇORUH NEHRİ: İlin en büyük akarsuyu olan Çoruh Nehri, Mescit Dağları’ndan kaynağını alarak, Bayburt’u geçtikten sonra Yusufeli ilçesinin Yokuşlu köyü mevkiinde il sınırlarına girer. Yusufeli ilçe merkezi önünde Barhal (Altıparmak) Çayı'nı alır; Sukavuşumu denen yerde de Oltu Çayı'nı alarak il merkezine doğru kuzey yönünde ilerler. Artvin yakınlarında Ortaköy Suyunu, Borçka’da Murgul, İçkale ve Kaynarca sularını alarak Muratlı'dan geçer ve Batum’un güneybatısında Karadeniz’e dökülür. Nehrin uzunluğu 376 km olup 150 km’si il sınırları içerisinde seyreder.
    OLTU ÇAYI : Kaynağını Kargapazarı Dağları’ndan alır. Erzurum sınırından Yusufeli yakınlarında il sınırlarına girer. Burada Tortum Çayı ile birleşir ve Sukavuşumu mevkiinde Günalp Kayası önünde Çoruh Nehri'ne katılır.
    TORTUM ÇAYI : Kargapazarı Dağları’ndan kaynağını alır. Tortum Gölü’ne girip çıktıktan sonra Yusufeli yakınlarında Oltu Çayı ile birleşir.
    BARHAL ÇAYI: Barhal Çayı'nın tamamı Yusufeli sınırları içerisinde yer alır. Kaynaklarını Altıparmak Dağları ve Kaçkar Dağı'ndan (3937 m) toplar. İki kolu Yaylalar (Heveg-i Kiskim) köyünün aşağısında birleşir ve buradan kuzeydoğuya doğru akmaya devam eder. Altıparmak köyü içerisinde, kaynağını Kaçkar Dağı'ndan alan ve aynı zamanda Barhal Çayı'nın en büyük kolu olan Kocaçay’ı alır. Balcılı köyü yakınlarında Kobak Suyu'nu aldıktan sonra kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda seyrederek, Dereiçi köyü yakınlarında, Arcivan Deresi'ni de alır. Yusufeli ilçe merkezinin tam ortasından geçerek, ilçe merkezinin önünde Çoruh Nehri'ne karışır.
    ŞAVŞAT SUYU : Şavşat, irili ufaklı 13 deresi bulunması ile su bakımından zengin bir ilçedir. Şavşat Deresi, Berta Deresi'nin kaynağı olup Ardanuç Deresi ile birleşerek Çoruh Nehri’ne kavuşur.
    MURGUL DERESİ: Çoruh Nehri'nin batı yanından aldığı bir sudur. Murgul yakınındaki İbkep Dağları'ndan doğar. Uzunluğu 30 km'dir.
    İÇKALE SUYU: Cankurtaran Dağları'ndan doğar. Güneydoğu doğrultusunda akarak, Borçka'da Çoruh Nehri'ne karışır. Uzunluğu 15 km'dir.
    DEVİSKEL DERESİ: Karçhal Dağı'ndan doğan Karçhal Suyu, Balcı köyü sınırları bitimine değin akışını sürdürür. Cuhumere yöresinde Deviskel Deresiyle birleşir. Burada Deviskel Deresini adını alarak Borçka'da Çoruh Nehri'ne karışır.Uzunluğu yaklaşık 20 km'dir.
     
  3. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin'in İlçeLeri

    Ardanuç, Artvin

    Ardanuç , Artvin ilinin bir ilçesi ve bu ilçenin merekiz kasabadır. İlçe toprakları 962 km²'lik bir alanı kaplar. İlçe üfusu 14.477 (2002) ve kasaba nüfusu 5.278 (2002).

    Tarihi

    Ardanuç ve çevresinde yerleşim, M.Ö. 2000 Yıllarına kadar Hurriler ve Mitannilerin Çoruh boylarına yerleşmelerine kadar dayanmaktadır. Ardanuç yöresinin kayıtlara geçmesi ilk defa Urartular döneminde olmuştur. Van kalesindeki Urartu devleti yıllığından anlaşıldığına göre; Kral ll. Şaduri M.Ö. 753'te Çoruh boylarındaki Kulkh krallığını yenerek itaat altına almıştır. Bugüne kadar Ardanuç ilçesinde Urartu dönemine ait yazılı bir belgeye rastlanmamıştır. Ancak Ardanuç adının Urartu Güneş Tanrısı Ardini adına yaptırılan tapınaklarla ilgili olabileceği düşünülmektedir.
    M.Ö. VII. yuzyılda Ardanuç ve çevresinde İskit (Saka) Türkleri boyundan Taokların yerleştiği bilinmektedir. Sakaların yöreye yerleşmesinden beş asır sonra Tarihte Eski Oğuzlar diye bilinen Arsaklı hanedanı hukmetmiştir. Bu hanedanlık, hakimiyeti altındaki bu bölgeyi sancaklara bölerek yönetmiştir. Tavusker olarak adlandırılan Ardanuç kesiminin bu son sancakidaresinin merkezi olduğuna şüphe yoktur.
    575 Yılında Bizans İmparatoru Jüstinyen eski Oğuzlar diye anılan Bagratlı soyundan Guaram'ı Ardanuç ve çevresine İlbeyi olarak tayin etti. Ardanuç Gevhernik kalesi Bagratlılar hanedanı döneminde inşa edilmiştit. Emevi Halifesi II. Mervan döneminde itaat altına alınmış ve 744 yılında Ardanuç Kalesinin burçları yıktırılmıştır. Ardanuç Bagratlı Kralı Aşut Bey (786-826) müttefikleri Bizanslılardan aldığı yardım ile Klarcet ve Şavşat’ta bozulup yıkılan kaleleri yeniden onarttırdı. Bu arada Emevi halifesi II. Mervan 744'teki yıkımından beri yüzüstü kalan Ardanuç kalesini imar ile tahkim edip, başkent yaptı. Ardanuç Bagratlıları bazen Bizans hakimiyetine geçip Selçuklulara baş kaldırmışlar, bazen de Bizans’ın kışkırtmalarına aldırmadan Selçukluların yüksek hakimiyetini tanımak zorunda kalmışlardır. Alparslan’ın ölümünden sonra Bizans’tan himaye görüp Selçuklulara başkaldıran II. Gorgi (1072-1088) Kafkasların kuzeyinden inen Şaman ve Hristiyan Kıpçak Türklerinin yardımıyla Ardanuç ve çevresinde ki hakimiyet alanını genişletti.
    Sultan Melikşah’ın 1080 yılında gönderdiği Emir Ahmet, Posof üzerinden Bagratlıları yenerek Çoruh boylarını fethetti.
    Erzurum’da kurulan Saltuklu beyliği ile Bagratlılar arasında sürekli mmücadeleler olmuş,Ardanuç alınamamıştır.Anadolu’nun Moğollar tarafından istilası üzerine Ardanuç ve çevresi Moğol hakimiyetine geçmiştir.
    Kanuni Sultan Süleyman döneminde Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa Kıpçak sülalesinin Ardanuç kalesinde oturan ve İran’a tabi olan XIV.Atabeki II. Keyhüsrev’den 33 günlük bir kuşatmadan sonra Ardanuç kalesini Osmanlı Ülkesine katmıştır.(13 Mayıs 1551)
    1877-1878 Osmanlı-Rus savaşına kadar Osmanlı egemenliğinde kalan Ardanuç,bu savaştan sonra imzalanan Berlin Antlaşması’nın 58. maddesi gereği Rusya’ya savaş tazminatı olarak verilen Evliye-i Selase (Üç Sancak) içinde yer aldı. Bolşevik ihtilalinin ardından Sovyet Hükümeti ile yapılan Brest-litovsk antlaşması ile yapılan halk oylaması ile tekrar Osmanlı devletine bağlandı. Mondros Mütarekesinden sonra 1920 yılı sonlarında İngilizlerin bölgeden çekilmesiyle Gürcü kuvvetlerin işgaline uğradı. Doğu cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa’nın Ermenileri yenmesi ve Gümrü antlaşmasından sonra Batum ve Ardahan’ın dışında bütün doğu cephesindeki yerlerimiz tekrar ele geçirildi.
    TBMM Hükümetinin Gürcistan hükümetine verdiği nota ile Gürcüler 23 Şubat 1921 günü işgal altında tuttukları toprakları terk ettiler ve Ardanuç 7 Mart 1921 günü Türkiye'ye katılmıştır.
    1945 Yılına kadar Artvin iline bağlı bir nahiye olan Ardanuç, 1 Ağustos 1945 tarih ve 4769 sayılı Kanun ile İlçe olmuştur.
    Kaynakça: Ardanuc.gov.tr (Tarih).

    Nüfus

    İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 14 477 'dir. Bunun 5 278 'si ilçe merkezinde, 9 199 'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
    İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? belde, ? köy ve ? mahalleden oluşmaktadır.







    Arhavi, Artvin

    Arhavi
    (Artvin) Tanınır: "Arkabi" İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Artvin Özellikleri Alanı Toplam 314 km2 km² Kara 260 km2 km² Su 54 km2 km² Rakımı 10 m Nüfus ()
    Yoğunluk 10/km² Merkez 24.500 Web sitesi: www.arhavim.net--------LaZuRiS-------- Alan kodu: 466 Posta kodu: 08200 Plaka kodu: 08 Arhavi, Artvin iline bağlı bir ilçe ve bu ilçenin merkezi kasabadır. Doğu Karadeniz Bölümü'nde ve deniz kıyısında yer alır. İlçe nüfusunun büyük çoğunluğu kasabada yaşar.
    İlçe toprakları 41 derece 06' ve 41 derece 22 ' kuzey enlemleri ile 41 derece 14' ve 41 derece 30' doğu boylamları arasında yer almaktadır. Doğu Karadeniz Dağları’nın kuzeyine yerleşmiş olan ilçe kuzeyden Karadeniz, batıdan Rize iline bağlı Fındıklı ilçesi, doğudan Hopa ilçesi, güneyden kısmen Borçka ve Yusufeli ilçeleri ile çevrilidir. Yüzölçümü 314 Km.2 olan Arhavi, Kamilet ve Derecik olmak üzere iki vadi üzerinde 30 köy ve 7 mahalleden oluşur. Arazi yapısı olarak engebeli ve dağlıktır. İlce merkezi ile merkeze bağlı mahalleler köylerin aksine gerek iskana gerekse tarıma elverişli konumdadır.Doğu karadeniz bölgesinin tipik dağlık yapısının hakim olduğu ilçede 3000 metreye yakalaşan zirvelere sahip olan dağlar(Çatalkaya dağı 2985m.,Koyunyayla 2292m.,Mete 2142m.,Dikme 2068m.) bulunmaktadır.Arhaviyi gidip görün ordan gitmek istemeyeceksiniz.Arhavililerin hepsi laz'dır.Genellikle Rus ve Gürcü turistler gelir,orda pazar açar.Arhavi lazca(arkhabi)demektir.Arhavi'nin toplam nüfusu 32.500'dır.Arhavi 2 vadi üzerine kurulmuştur.Tarımsal faaliyetlerden yaş çay üretimi 21.500 ton,kuru çay üretimi 3.870 ton,tahmini fındık üretimi 800 tondur.İlçede 1999-2002 yıllarda yıllık ortalama 50 ton kivi üretilmektedir.

    Nüfus

    İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 19 347 'dir. Bunun 14 079 'si ilçe merkezinde, 5 268 'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
    İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? 1belde ortacalar, 30 köy ve 7 mahalleden oluşmaktadır.






    Borçka, Artvin

    Borçka
    (Artvin) İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Artvin Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus (2000) 27.654 Çevre 18.646 Merkez 9.008 Borçka, Artvin ilinin bir ilçesidir. Bu ilçenin merkezi olan Borçka da aynı adı taşır.
    Cumhuriyeti toprakları ile sınır oluşturan ilçenin denizden uzaklığı 36 kilometre ve rakımı 125 m.dir. İlçeye bağlı 1 Belediye, 4 Mahalle ve 36 köy vardır. 2000 Yılı Borçka ilçesi, batısı Hopa, güneyi Artvin ve Murgul, doğusu Şavşat, kuzeyi ise GürcistanGenel Nüfus Sayımı verilerine göre toplan nüfusu 27.654’dür. İlçe merkezinin nüfusu 9.008, köy nüfusu ise 18.646 kişidir.

    Nüfus

    İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 27 654 'dir. Bunun 9 008 'si ilçe merkezinde, 18 646 'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
    İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? belde, ? köy ve ? mahalleden oluşmaktadır.



    Borçka belde ve köyleri
    İl: Artvin • İlçe Merkezi: Borçka
    Beldeler: YOK
    Köyler:
    • • Adagül • Akpınar • Alaca • Ambarlı • Aralık • Arkaköy • Atanoğlu • Avcılar • Balcı • CamiliCivan • Çavuşlu • Çaylı • Çifteköprü • Demirciler • Düzenli • Düzköy • Efeler • Fındıklı • Güneşli • Güreşen • Güzelyurt • İbrikli • Kale • Karşıköy • Kayadibi • Kayalar • KaynarcaMaralköy • Muratlı • Örücüler • Sülüklü • Şerefiye • Taraklı • Uğurköy • Yeşilköy • Zorlu







    Hopa,Artvin
    Hopa, Artvin Bağlı olduğu il: Artvin Yüzölçümü: 289 km2 Nüfus: 32.584 Nüfus yoğunluğu: kişi/km2 Enlem:
    Boylam:
    Rakım: 10 m İlçe Kaymakamı
    Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu
    Hopa, Artvin iline bağlı, Gürcistan sınırına yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bir sahil ilçesidir. Kuzeydoğuda Acara, doğuda Borçka, güneybatıda Arhavi ve kuzeybatıda Karadeniz ile çevrilidir. İlçedeki Sarp Sınır Kapısı, Türkiye’nin Gürcistan'a açılan kapısıdır.
    Deniz seviyesinden 10 m. yükseklikte olup, en yüksek noktası 1513 m. ile Yavuz Sultan Selim Tepesi'dir. İlçenin toplam yüzölçümü 289 kilometredir. Hemen deniz kıyısından başlayan Sultan Selim Dağları, Borçka’dan sonra Kaçkar Dağları'na dönüşür.
    Ilık ve yağışlı iklim hüküm sürer. Yılda m²'ye 2,5 kg yağmur düşmekte olup, yaz ayları Temmuz, Ağustos ayları ile sınırlıdır. Yılda 4 mevsim bütünüyle yaşanmaktadır. Kar yağışı ise genellikle şubat aylarına rastlar. Yörede “galaş” adı verilen bir rüzgâr eser ki nemi götürür ilçenin havasını değiştirir. Rüzgârların hakim yönü Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusundadır.
    Artvin il merkezine 67 km, Rize il merkezine 98 km, Arhavi ilçesine 9 km, Borçka ilçesine 35 km uzaklıkta bulunan Hopa’nın yüzölçümü 289 km² dir. İlçede hava yolu yoktur. Limana yolcu taşıması yapılmamaktadır. İlçe, Rize -Trabzon - Artvin - Ardahan -Kars - Erzurum ve Gürcistan Cumhuriyetini birbirine bağlayan uluslararası karayolunun üzerinde bir kavşak noktası durumundadır.
    Bitki örtüsü; kışın yapraklanan döken, kızılağaç, kestane, gürgen, kayın, meşe'dir. Ayrıca bu ağaçların altında sarmaşık fidan ve bodur ağaçlardan oluşan sık bir orman altı bitki topluluğu yer alır. Doğal su kaynakları yönünden zengindir. En büyük dere Sundura Deresidir.
    İlçe tarıma dayalı ekonomik yapı değişmeye başlamış limanın hizmete girmesi özellikle de Sarp Sınır Kapısı'nın açılması ile ihracat ve ithalatta, turizmde, uluslararası nakliyecilikte çok önemli gelişmeler olmuştur. İlçede bir anda nüfus yükselmiş konaklama yerleri çoğalmıştır. Sınır Kapısından sınır ticareti kapsamında motorin ithalinin 1998 yılında başlaması ile dış ticaret çok büyük bir canlılık içine girmiş olup ithalat ve ihracatta önemli artışlar görülmüştür. Dış Ticaretten elde edilen gelirlerdeki artışlar neticesinde sermaye birikimi oluşmaya başlamış ve 1999 yılından itibaren de yatırma dönüşme eğilimine girmiştir. İlçe nüfusunun % 80'i çay tarımı ile ilgilense de, son yıllarda çay ekonomik olarak eski değerini yitirmiştir. Bunun yanında çok az narenciye ve fındık da üretilmektedir. Son yıllarda yaygınlaşan kivi üretimi, çay ve fındığa alternatif olma yolundadır. Bunların yanı sıra ilçede mandalina, elma, armut, erik gibi meyveler ile mısır üretimi de önemli yer tutar.
    İlçede bir çay fabrikası, Karadeniz Bakır İşletmeleri, bir termik santral ve liman işletmesi bulunur.
    Hayvancılık, aile ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde, aile işletmeciliği biçiminde yapılır. Yüksek kesimlerde ayrıca arıcılık da köylülerin önemli geçim kaynaklarındandır.
    İlçe Türkiye tarihinde herhangi bir sosyalist partinin belediye başkanlığını kazandığı tek ilçe olma hüviyetindedir. 2004 yerel seçimlerinde ÖDP adayı olarak seçimi kazanan Yılmaz Topaloğlu halen başkanlığı sürdürmektedir.

    Nüfus

    İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 32.584'tür. Bunun 15.445'i ilçe merkezinde, 17.139'u ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Nüfusunun büyük çoğunluğu Lazlardan ve Hemşinlilerden oluşur. Az sayıda olan Poşalardan (çingene) da söz etmek mümkündür.








    Murgul, Artvin

    Murgul
    (Artvin) Tanınır: "zavot" İdari Yapı: ilçe Bağlı: il Artvin Belde Damar Özellikleri Alanı Toplam km² Nüfus ()
    Murgul: Artvin ilinin bir ilçesidir.

    Tarihçesi

    1935-1950 yılları arasında bu ilçenin merkezi Damar iken sonradan Murgul olmuştur. 1966 yılında Göktaş olarak ismi değiştirilmiştir. 1987 yılına kadar Borçka ilçesine bağlı olan Göktaş, 1987 yılında ilçe olmuş ve adı tekrar Murgul yapılmıştır. Murgul”da 9 köy ve 10 muhtarlık bulunmaktadır.

    Coğrafi konumu

    Murgul'un dogusunda Artvin, batıda Arhavi ilçesi (Acıgöl Tepesi), kuzeyde Borçka ilçesi (Balıklı Tepe), güneyde Yusufeli ilçesi ile çevrilidir. İlçe 41 derece 11 kuzey enlemi, 41 derece 43 doğu boylamı üzerinde yer almaktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği minimum 360, maksimum 1100 metredir (Damar Beldesi). Yüzölçümü 406 km olup, %50si orman, %45i çayır, mera, kayalık ve taşlık,%5i de tarım alanından oluşmaktadır.
    K.B.İ.A.Ş. İşletme Müdürlüğüne bağlı olarak Damar Beldemizde; Nitro-MAK (patlayıcı madde üreten fabrika), Mapa, Demir-Export (cevher yataklarından ham maddeyi fabrikaya getirir), Dardanel (maden araştırması) firmaları bulunmaktadır. Birde Murgullu girişimcilerin ortaklaşa kurdukları, Valiliğin de ortak olduğu MUTOM Tuğla Fabrikası ve MURSAN A.Ş. bulunmaktadır. ayrıca murgul kabaca koyu sakinleri yıllardır arıcılık ve petekçilikle ugraşmaktadırlar kabaca koyune has saf ve ilaçlık bal üretimi yıllardır köyün dışına cıkmamıştı ama artık tüm dunya bilmeli ki kabaca köyünde ozel bitkilerden toplanan şifalı ilaçlık ballar üretilmektedir

    Nüfus

    İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 8 543 'dir. Bunun 3 801'si ilçe merkezinde, 4 742'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
    İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? belde, ? köy ve ? mahalleden oluşmaktadır.








    Şavşat, Artvin

    Koordinatlar: 41°14′31″K, 42°21′52″D

    [​IMG]




    Türkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 7.325[1] (2000) İlçe nüfusu 18.299[2] (2000) Yüzölçümü 1.317 km² Rakım 1100 metre Koordinatlar 41°14′31″K, 42°21′52″D Posta kodu 08700 Alan kodu 0466 İl plaka kodu 08 Yönetim Ülke Türkiye Coğrafi BölgeKaradeniz Bölgesi İl Artvin Kaymakam Hasan Yaman Belediye başkanı Adil Aydın Yerel yönetim site [3] Şavşat (Gürcüce: შავშეთი Şavşeti), Artvin'in bir ilçesi ve bu ilçenin merkezi kasabadır. Türkiyenin en doğusundaki ilçelerinden biridir. İlçe çoğunlukla KıpçakMeydancık taraflarında az sayıda Gürcü köyü de vardır.

    Tarihi

    Şavşat, M.Ö.900-650 yılları arasında Urartu ve Kimmerler, daha sonraları sırasıyla Saka Türkleri, Romalılar ve Sasaniler’in egemenliği altına girmiştir.
    Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında Rize ilinin Osmanlı topraklarına katılması sonrasında, Artvin, Ardanuç, Şavşat ve Borçka çevreleri de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’dan ayrılması üzerine Şavşat, Ardanuç, Oltu, Tortum ve Artvin yeniden Osmanlı Devletinden ayrılmışlardır.
    1829 yılında Ardanuç Sancağı’na bağlanan, 1877 - 1878 Osmanlı Rus savaşı sonrasında da 13 MART 1878 de imzalanan Berlin Antlaşması ile Batum, Kars ve Ardahan ile birlikte Çarlık Rusya’ya bırakılan ilçe, 1879 tarihinde resmen kesinleşen Osmanlı - Rus sınırı ile de Artvin, Ardanuç ve Borçka ile birlikte Anavatandan koparılmıştır. Daha sonra 1921 yılında imzalanan Gümrü Anlaşması ile Doğu sınırlarımız çizilmiş oldu.
    Şavşat ilçesi 27 Şubat 1921 tarihinde Ardahan Sancağına bağlı olmak üzere ilçe haline getirilmiş, 7 Temmuz 1921 tarihinde ise Artvin İline bağlanmıştır.

    Tarihte Şavşatlıların Kurduğu Köyler


      • Posof İlçesindeki Köyler
    • Kurşunçavuş(Sece)
    • Süngülü(Arile)
    • Taşkıran(Gergüsüben)

      • Tokat İli Niksar İlçesi
    • Mercimekdüzü, Niksar

    Coğrafi yapısı

    Şavşat, doğuda Ardahan il merkezi ile Hanak İlçesi, kuzeydoğuda Posof İlçesi, güney ve güney batıda Ardanuç, batıda Artvin Merkez ve Borçka İlçesi, kuzeyden de Gürcistan
    1.317 kilometrekarelik dağlık ve engebeli bir arazi üzerine yayılmış bulunan Şavşat İlçesinin dört yanı yüksek dağlarla çevrilidir. 3.537 metreye yükselen Karçkal Dağları, ilçenin batı ve kuzeybatı yönünü sınırlandırır. Kuzeyde 2.250 metre yükseklikteki Sivritepe (Arsiyan) dağları ile 3.000 metreyi aşan Cin dağları bulunmaktadır. Doğuda Ardahan-Artvin sınırlarını teşkil eden Yanlızçam dağ sinsilesinden 2.650 metre yükseklikteki Sahara Dağları, Güneyde ise 3.050 Metreyi bulan Karagöl dağları vardır.
    İlçenin rakımı minimum 950 metre, maksimum ise 1800 metredir. İlçe Merkezin rakımı 1100 metredir. Türkiyenin en güzel ilçelerinden biridir.
    Şavşat ilçesi Akarsu bakımından zengindir. İlçede çok sayıda buzul gölü bulunmaktadır. Bu göller nispeten küçük göllerdir. Göllerin en büyüğü Karagöl dağlarında bulunan ve bu dağa kendi adını veren Karagöl’ dür. Bol miktarda alabalık bulunan gölden sulama amaçlı olarak yaralanılmaktadır. Meşeli Köyü orman içi mevkiinde Milli parklar kapsamı içerisinde bulunan ikinci bir karagöl mevcut olup piknik, mesire yeri özelliğine sahiptir. Pınarlı köyü yakınlarında Balık Gölü, Arsiyan yaylasında ise Kız Gölü, Boğa Gölü ve Koyun Gölü isminde göller bulunmaktadır.
    İlçe dahilinde şifalı maden suları mevcuttur. Bunlardan Çermik-Çoraklı Köyü sınırları içerisinde bulunan sıcak su kaplıcası romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.
    İlçede Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Yüksek rakımlı
    İlçe bitki örtüsü bakımından zengindir. Zengin iğne yapraklı ormanlar mevcut olduğu gibi alçak rakımlı yerlerde yapraklı ağaçlara da rastlamak mümkündür.

    İdari yapı

    Devleti ile çevrilidir. olan yerlerde kışlar çok uzun sürer. Bu bölgelerde kasım ayında başlayan kar yağışları nisan ayı ortalarına kadar sürer.

    • İlçenin Merkez Belediyesi ile Meydancık Belde Belediyesi ve 61 köyü bulunmaktadır. Köylerde binalar genellikle iki katlı olarak ve ahşaptan yapılmıştır.

    Şavşat'ın köyleri

    Akdamla köyü • Arpalı • Aşağı koyunlu • Atalar köyü • Cevizli • Ciritdüzü • Çağlapınar • Çağlıyan • Çamlıca • Çavdarlı • Çayağzı • Çermik • Çiftlik • Çoraklı (Gargilop)
    [​IMG]
    Yamaçlı köyünden bir görünüm


    Çukur • Dalkırmaz • Demirci • Demirkapı • Dereiçi • Dutlu • Düzenli • Elmalı • Erikli • Eskikale • Hanli • Ilıca • Karaağaç • Karaköy • Kayabaşı • Kayadibi • Kirazlı • Kireçli • Kocabey • Köprülü • Köprüyaka • Kurudere • Küplüce • Maden • Meşeli • Meydancık • Obaköy • Otluca • Pınarlı • Savaş köy • Saylıca • Sebzeli • Susuz • Şalcı • Şenköy • Şenocak •Tepeköy. Tepebaşı • Üzümlü • Veliköy • Yağlı Köyü Yamaçlı köyü • Yaşarköy • Yeşilce • Yoncalı • Yukarı koyunlu • Yavuz köyü • Ziyaret köyü

    Nüfus

    Yüzölçümü 1.317 kilometrekare olan İlçenin genel nüfusu 25.624 olup, İlçe Merkez Nüfusu 7.325 Köylerin Toplam Nüfusu 18.299 dur. İlçede nüfus artış hızı %o (-) 23.09, nüfus yoğunluğu 19 kişidir.
    İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 1 belde, 62 köy ve 22 mahalleden oluşmaktadır.

    Ekonomik yapı

    Şavşat, Artvin’in diğer ilçelerinde olduğu gibi engebeli araziye sahip bir ilçedir. İlçede, tarımsal arazilerin sınırlı olması, sanayi tesislerinin bulunmaması, başlıca diğer sektörlerin de gelişmemiş olmasının sonucu olarak istihdam olanakları yetersiz kalmaktadır. Gelişime uygun potansiyeli bulunan turizm sektörünün ilçe ve il ekonomisine katkısının artırılması amaçlı çalışmalar sürdürülmektedir.
    İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarımsal üretime dayalıdır. Tarımsal üretim, ağırlıklı olarak, geleneksel aile tipi işletme yapısı şeklinde görülür. İlçe ekonomisinde önemli yeri bulunan hayvancılık, giderek azalan bir trend izlemektedir. 61 köyü bulunan ilçede, 16.037 adet büyükbaş ve 12.535 adet de küçükbaş hayvan bulunmaktadır.
    Hayvancılık açısından son derece elverişli imkanlara sahip ilçede, hayvancılığın teşvik edilmesi amaçlı çalışmalar sürdürülmekte olup, bu kapsamda yönlendirme ve kamusal destekler sağlanmaktadır.
    Şavşat büyük ve küçükbaş hayvancılık yanında arıcılık açısından da son derece uygun koşullara sahiptir. Arıcılık alanında da üreticilere, kamusal imkanlar dahilinde teşvik ve yönlendirme desteği sağlanmaktadır.
    Başlangıcında, Çoruh havzasında uygulanan seracılık-örtü altı yetiştiriciliğinin iklim koşullarının uygunluğu ve çiftçilerden gelen talepler üzerine il genelinde yaygınlaşması ile Şavşat’ta da seracılık faaliyetlerine başlanılmıştır. 1997 yılında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı parasal desteği ile başlatılan seracılık faaliyetleri yaygınlaşmaktadır. Bu kapsamda amaçlanan yeni istihdam alanlarının yaratılması, tarımsal üretimde çeşitlilik ve verimin sağlanması hedefine ulaşılmıştır.
    1.317 kilometrekare yüzölçümü bulunan ilçenin tarım arazisi varlığı 175.696 dekar, sulu arazisi 54.840 dekar, kuru tarım alanı 120.856 dekar, mera alanı 364.166 dekar, orman alanı 552.565 dekar ve kültür dışı arazi de 224.573 dekardır. İlçenin tarım arazileri genellikle çayır olarak değerlendirilmektedir.
    İlçede yetiştirilen başlıca ürünler patates, armut, elma, ayva, erik, kiraz, kızılcık ve cevizdir. Ancak bu ürünler az miktarda geleneksel yöntemlerle yetiştirilmektedir.
    İlçede Tarım kesimi ile Esnaf kesimine kredi sağlayan Ziraat Bankası bulunmaktadır.

    Spor

    Şavşat ileçesinde Şavşatspor Kulübü bulunmaktadır. GSİM tarafından semt spor sahası yapılmaktadır. Şavşatspor Kulübü Faaliyetleri: Futbol, basketbol, voleybol, tenis, yüzme, hentbol, briç, atletizm'dir.








    Yusufeli, Artvin

    Yusufeli, Artvin Bağlı olduğu il: Artvin Yüzölçümü: 2.327 km2 Nüfus:
    Nüfus yoğunluğu: kişi/km2 Enlem: 40°33′38″ Boylam: 41°08′33″ Rakım: 560 m İlçe Kaymakamı
    Belediye Başkanı


    [​IMG]
    Yusufeli'nden bir görünüm


    Yusufeli, Artvin iline bağlı bir ilçedir. Kasaba, Artvin il merkezinin güneybatısında yer alır. Artvin kentine olan uzaklığı yaklaşık 100 km olup ulaşım Erzurum-Artvin karayolu ile sağlanır.
    İlçe merkezi, Çoruh Nehri ile Barhal Çayı’nın birleştiği bir vadide kurulmuş olup doğusunda Erzurum’un Olur ve Oltu ilçeleri, güneyinde Erzurum’un Tortum, Uzundere ve İspir ilçeleri, batısında Rize’nin Çamlıhemşin ve Ardeşen ilçeleri, kuzeyinde ise Artvin merkez, ArhaviMurgul ilçeleri yer alır.
    Denizden yüksekliği 560 m olup yüzölçümü 2327 km²'dir. İlçenin yüzey şekillerini genellikle doğu–batı doğrultusunda uzanan dağlarla, bu dağları birbirinden ayıran vadiler meydana getirir. Yusufeli coğrafi konum itibarı ile çok engebeli, dağlık bir alana sahiptir. Düzlükler yok denecek kadar azdır. Halk geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamakla birlikte "gurbetçilik" en önemli geçim kaynaklarındandır. Coğrafyanın dağlık ve işlenebilir toprağın çok kıt oluşu, halkı gurbetçiliğe zorlamıştır. İlçede sanayi tesisi ve istihdam yaratacak sektör yoktur.
    Halk müzikleri; Karadeniz horonları üzerine kurulmuştur. Başlıca müzik aletleri zurna, asma davul ve tulum'dur.

    Nüfus

    İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 29.133'tür. Bunun 6.105'i ilçe merkezinde, 23 028'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
    Yıllara göre ilçe nüfus verileri Yıllar Merkez Köyler Toplam 2007


    2000 6 105 23 028 29 133 1997


    1990 3 954 33 106 37 060 1985



    Dağlar

    Kaçkar Dağı (3937 m): İlçenin kuzeybatısında yer alır. Rize ile il sınırını oluşturur. 3937 m yüksekliği ile Kuzeydoğu Anadolu Dağlarının en yüksek dağıdır. Kaçkar Dağı'nda çok sayıda endemik bitki ve çiçek türünün varlığı saptanmıştır. Kaçkar’ın etekleri yaz mevsiminde rengârenk çiçeklerle bezenir ve bu durumda dağ, trekkingciler için doyumsuz manzaralar sunar. Dağcılık sporuna da oldukça uygun bir dağ olup Türkiye’nin en önemli ve en tanınmış dağlarının başında gelmektedir.
    Altıparmak Dağları (3562 m): İlçenin kuzeybatısında yer alıp kuzey-batı doğrultusunda uzanarak Rize ile il sınırını oluşturur. Altıparmak Dağları sıradağlar biçiminde uzanmakta olup birçok dağ bu silsileye mensuptur. Çok sayıda buzul gölünün yer aldığı Altıparmak Dağları, Barhal Çayı'nın da kaynaklarını oluşturur. Trekking ve dağcılık sporlarına elverişlidir.

    Akarsular

    Çoruh Nehri: İlçenin en büyük akarsuyu Çoruh Nehridir. Yusufeli sınırlarındaki bütün çay ve dereler Çoruh’un kollarını oluştururlar. Çoruh Nehri, kaynağını Mescid Dağının (3255 m) batı yüzünden alır. Önce batı doğrultusunda akıp Bayburt’tan geçtikten sonra bir yay çizerek doğuya yönelir. Yokuşlu köyü önünde Yusufeli sınırlarına girer. Yusufeli, Artvin ve Borçka’nın içerisinden geçtikten sonra Borçka’nın Muratlı kasabasından da geçerek burada il ve ülke sınırlarını terk eder ve Batum’da Karadeniz’e dökülür. Toplam uzunluğu 376 km olan Çoruh Nehrinin il sınırları içerisindeki uzunluğu 150 km. olup 100 km.si Yusufeli sınırları içerisinde seyreder. Çoruh’un debisi Mayıs ayında (569/529 m³/sn.) zirveye çıkar. Yıl boyunca en düşük debisi ise 53.09 m³/sn.’dir. Eğim %5’tir.
    Çoruh Nehrinde başta sazan ve kefal olmak üzere birkaç balık türü bulunur.
    Çoruh Nehrinin Yusufeli sınırları içerisinde seyreden 100 km'ik kısmı raftig ve kano gibi su sporları için en uygun ve en zorlu parkurları meydana getirmiştir.
    Barhal (Altıparmak) Çayı: Barhal Çayının tamamı Yusufeli sınırları içerisinde yer alır. Kaynaklarını Altıparmak Dağları ve Kaçkar Dağından (3937 m) toplar. İki kolu Yaylalar
    Oltu Çayı: İlçenin Pamukçular (Ohur) köyü yakınlarında Yusufeli sınırlarına girer. Yusufeli-Oltu-Erzurum yol ayrımı mevkiinde Tortum Çayı ile birleşir ve her iki çay, Oltu Çayı adıyla Günalp Kayası (Su kavuşumu) denilen mevkide Çoruh Nehrine karışır.
    Tortum Çayı: Kargapazarı Dağları’nın kuzey yamaçlarından kaynaklarını alan Tortum Çayı, Erzurum–Artvin il sınırında bulunan Kınalıçam (Aşpişen) köyünde Yusufeli sınırlarına girer ve Kınalıçam köyü içerisinden geçerek Yusufeli-Oltu-Erzurum yol ayrımı mevkiinde Oltu Çayı ile birleşir. Su kavuşumu mevkiinde Çoruha karışır.
    Çoruh Nehri: İlçenin en büyük akarsuyu Çoruh Nehridir. Yusufeli sınırlarındaki bütün çay ve dereler Çoruh’un kollarını oluştururlar. Çoruh Nehri, kaynağını Mescid Dağının (3255 m) batı yüzünden alır. Önce batı doğrultusunda akıp Bayburt’tan geçtikten sonra bir yay çizerek doğuya yönelir. Yokuşlu köyü önünde Yusufeli sınırlarına girer. Yusufeli, Artvin ve Borçka’nın içerisinden geçtikten sonra Borçka’nın Muratlı kasabasından da geçerek burada il ve ülke sınırlarını terk eder ve Batum’da Karadeniz’e dökülür. Toplam uzunluğu 376 km olan Çoruh Nehrinin il sınırları içerisindeki uzunluğu 150 km. olup 100 km.si Yusufeli sınırları içerisinde seyreder. Çoruh’un debisi Mayıs ayında (569/529 m³/sn.) zirveye çıkar. Yıl boyunca en düşük debisi ise 53.09 m³/sn.’dir. Eğim %5’tir.
    Çoruh Nehrinde başta sazan ve kefal olmak üzere birkaç balık türü bulunur.
    Çoruh Nehrinin Yusufeli sınırları içerisinde seyreden 100 km'ik kısmı raftig ve kano gibi su sporları için en uygun ve en zorlu parkurları meydana getirmiştir.
    Barhal (Altıparmak) Çayı: Barhal Çayının tamamı Yusufeli sınırları içerisinde yer alır. Kaynaklarını Altıparmak Dağları ve Kaçkar Dağından (3937 m) toplar. İki kolu Yaylalar (Hevek) köyünün aşağısında birleşir ve buradan kuzeydoğuya doğru akmaya devam eder. Yaylalar köyü içerisinden geçtiği için, kaynağından Altıparmak köyüne kadar olan bölümüne Hevek Suyu adı da verilir. Altıparmak köyü içerisinde, kaynağını Kaçkar Dağından alan ve aynı zamanda Barhal Çayının en büyük kolu olan Kocaçay'ı alır. Balcılı köyü yakınlarında Yüksekoba (Kobak) Suyunu aldıktan sonra kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda seyrederek, Dereiçi köyü yakınlarında, Balalan (Arcivan) Deresini de alır. Yusufeli ilçe merkezinin tam ortasından geçerek, ilçe merkezinin önünde, Kâzım Karabekir (Kazahora) mahallesi ile Üzümbağı (Hamzet) mahallesinin karşısında Çoruh Nehrine karışır. Oldukça berrak ve temiz bir su olup alabalık yönünden de çok zengindir. İlçe merkezinin içme suyunun kaynağını teşkil eder. Bu çayın üzerinde, Sarıgöl mevkiinde şahısa ait alabalık çiftliği kurulmuştur. Yatağı boyunca sulama suyu olarak da kullanılmaktadır. Bunlardan başka ayrıca su sporlarına elverişli olup bu suda rafting ve kano gibi su sporları yapılır.
    Oltu Çayı: İlçenin Pamukçular (Ohur) köyü yakınlarında Yusufeli sınırlarına girer. Yusufeli-Oltu-Erzurum yol ayrımı mevkiinde Tortum Çayı ile birleşir ve her iki çay, Oltu Çayı adıyla Günalp Kayası (Su kavuşumu) denilen mevkide Çoruh Nehrine karışır.
    Tortum Çayı: Kargapazarı Dağları’nın kuzey yamaçlarından kaynaklarını alan Tortum Çayı, Erzurum–Artvin il sınırında bulunan Kınalıçam (Aşpişen) köyünde Yusufeli sınırlarına girer ve Kınalıçam köyü içerisinden geçerek Yusufeli-Oltu-Erzurum yol ayrımı mevkiinde Oltu Çayı ile birleşir. Su kavuşumu mevkiinde Çoruha karışır.

    İklim

    İlçe genelinde Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş iklimi tipi hakim olmakla birlikte ilçe merkezi ve yakın çevresi ile Çoruh Nehrine yakın yerlerde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer; Akdeniz iklimini andırır. Buralarda Akdeniz ikliminin tipik bitki türleri olan zeytin, incir, üzüm gibi meyveler bolca yetişir. Vadinin yüksek kesimlerinde karasal iklim hüküm sürer. Yazlar serin, kışlar soğuk ve yağışlıdır. Yağışlar genelde ilkbahar sonu ve yaz başlarında görülür.
    İlçenin yıllık hakim rüzgâr yönü batı–doğu doğrultusundadır. Rüzgârlar yılın ilk yedi ayında batıdan; ağustos, eylül, ekim aylarında güneybatıdan; kasım ayında güneyden ve aralık ayında ise kuzeyden eser. Yaz aylarında ise meltem rüzgârları eser. Rüzgârlar, gündüzleri vadiden dağa doğru, geceleri ise dağdan vadiye doğru eser.

    Bitki Örtüsü

    İlçe alanının 28.620 hektarlık bölümü ormanlarla kaplıdır. Ormanlar genellikle yüksek kesimlerdedir. Ağaç türü olarak çam, sarıçam, ladin, köknar, karaağaç, meşe (pelit), ardıç, kayın, dişbudak, kızılağaç ve yabani kavak bulunur. İğne yapraklılar çoğunluktadır. Ormanlar, 700–2500 m arası rakımlarda yer alır. ve (Hevek) köyünün aşağısında birleşir ve buradan kuzeydoğuya doğru akmaya devam eder. Yaylalar köyü içerisinden geçtiği için, kaynağından Altıparmak köyüne kadar olan bölümüne Hevek Suyu adı da verilir. Altıparmak köyü içerisinde, kaynağını Kaçkar Dağından alan ve aynı zamanda Barhal Çayının en büyük kolu olan Kocaçay'ı alır. Balcılı köyü yakınlarında Yüksekoba (Kobak) Suyunu aldıktan sonra kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda seyrederek, Dereiçi köyü yakınlarında, Balalan (Arcivan) Deresini de alır. Yusufeli ilçe merkezinin tam ortasından geçerek, ilçe merkezinin önünde, Kâzım Karabekir (Kazahora) mahallesi ile Üzümbağı (Hamzet) mahallesinin karşısında Çoruh Nehrine karışır. Oldukça berrak ve temiz bir su olup alabalık yönünden de çok zengindir. İlçe merkezinin içme suyunun kaynağını teşkil eder. Bu çayın üzerinde, Sarıgöl mevkiinde şahısa ait alabalık çiftliği kurulmuştur. Yatağı boyunca sulama suyu olarak da kullanılmaktadır. Bunlardan başka ayrıca su sporlarına elverişli olup bu suda rafting ve kano gibi su sporları yapılır.













     
  4. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    İsminin Kökeni ve Tarihi


    ARTVİN İsminin kökeni:

    Artvin’in ismi üç bin senelik tarihi boyunca çeşitli defalar değişmiştir. Artvin ismi, bu şehri kuran Türk İskit Beyinin adından gelmektedir. Osmanlı Devleti zamanında Liva olan şehir, 1923’te Rize’ye bağlı ilçe,

    1936'da Çoruh ismiyle il ve 1956’da ilin adı Artvin olmuştur.


    ARTVİN'İN TARİHİ

    Artvin Doğu Karadeniz dağlarını derin bir şekilde yaran Çoruh vadisinin sol yamacında 230-110 rakımı arasında,meyilli bir arazide kurulmuştur. M.Ö.2000 yıllarından kalan kalıntılara rastlanmaktadır.M.Ö.IX.yüzyılda Urartu hakimiyetine girmiş,I.yüzyılda Pontus Krallığına katılmış,V.yüzyılda Bizans egemenliğine geçmiş,646 yıllarında Halife Hz.Osman döneminde İslam topraklarına katılmış,Bizanslılarla İslam orduları arasında birkaç defa el değiştirmiş,bu değiştirmelerde Artvin nüvezi teşkil edilmiştir.

    Müslüman ordularının akınlarını gözetlemek için 939 yılında Artvin Livane Kalesi yapılmıştır.Artvin’de 1068 yılından itibaren Selçuklu hakimiyeti başlamış,daha sonraları Gürcülerin eline geçmiş,tekrar Selçuklu hakimiyetinde Artvin yöresi Azerbaycan Atabegleri idaresinde kalmış,XIII.yüzyılda da Moğol ve İlhanlı istilalarına uğramış,XV.yüzyılda Akkoyunlu Osman Bey Çoruh boyların inmiş,Uzun Hasan ise bu toprakları Akkoyunlu hakimiyetine almıştır.Bölge daha sonra Gürcü istilasına uğrayınca Artvin Beyleri Trabzon Valisi Yavuz Sultan Selim’den yardım isteyerek Gürcüleri kovmuşlardır.
    Kanuni döneminde Erzurum Beylerbeyi Dulkadirli Mehmet Han Yusufeli ve Artvin’i alarak Livane Sancağı kurup(1536-1537) Erzurum Beylerbeyliğine bağlanmıştır.1578’de Osmanlı-İran mücadelesi sırasında Osmanlı hakimiyeti sağlanmış,Çıldır eyaleti kurulunca da Artvin buraya bağlanmış,Livane Sancağı da merkez olmuştur. XIX.yüzyıla kadar Türk’lerin elinde kalan Artvin iki defa Rus işgaline uğramıştır.Haziran 1828 ‘de imzalanan Edirne Muahedesi ile Ahıska Ruslara terk edilince,Çıldır eyaletinin bozulması üzerine Artvin Trabzon eyaletinin Batum sancağına bağlı Livane kazası merkezi olmuştur.
    1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonuna kadar sürmüş,5 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayestefanos antlaşması ile Batum,Kars Ardahan,Eleşkirt,Beyazıt ve Artvin Ruslara savaş tazminatı olarak bırakılmıştır.Bölge halkını yıldıramayacağını anlayan Ruslar,3 Mart 1918 tarihinde yapılan Brest Litavsk barışı ile halk oylaması sonucu %99’dan fazlası Türk hakimiyetini istemeleri neticesi Artvin savaşsız olarak Türklere bırakılmıştır.I.Dünya savaşı sonuna kadar işgalde bulunan Artvin halkı 1914 Kasımında direnişe geçerek Yüzbaşı İsmail Bey komutasında Melo sınır taburu şehir ve çevresini Ruslardan bir süre de olsa temizlemiştir.
    2 Kasım 1914’de 18 Aralık 1917 ‘de imzalanan Erzincan ateşkes anlaşmasıyla Ruslar 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı öncesi sınırlarına çekilmiştir.Artvin Osmanluların elinde kalmış,imzalanan Mondros mütarekesi ile Artvin Osmanlıların elinde kalmış,imzalanan Mondros mütarekesi ile Artvin tekrar boşaltılmış,17 Aralık 1918’de İngilizler tarafından işgal edilmiş,İngilizler çekilirken de şehir Gürcistan’a bırakılmıştır.
    Bu badirelerden sonra Artvin,T.B.M.M.Hükümetinin yoğun çabalarıyla 7 Mart 1921 sabahı Gürcülerin çekilmesiyle Türk topraklarına dahil edilmiştir. Artvin 4,5 ay süreyle Ardahan Sancağına bağlı kalmış,7 Temmuz 1921’de Artvin Sancağı kurulmuş,1924’de Türkiye İdari Teşkilatı değişikliğiyle vilayet olmuştur.1 Haziran 1933 tarihinde Artvin vilayeti kaldırılarak ,merkezi Rize olan Çoruh vilayetine kaza olarak bağlı kalmıştır.
    4 Ocak 1936’da Çoruh vilayeti merkezi Artvin olmuş,20 yıl süreyle kullanılan “Çoruh” adı 1956 yılında “ARTVİN” olarak değiştirilmiştir.



    ARTVİN'İN TARİHİ


    Geçmişte Çoroksi, Çorok, Kollehis ve Klarceti, Osmanlı döneminde ise Livane olarak bilinen Artvin''in bu ismi nereden aldığı ve hangi tarihten itibaren kullanıldığı tam olarak bilinmemektedir. İlk adların ise Çoruh Irmağı ile ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

    Artvin''in tarihsel geçmişi Şavşat''ın Meşeli ve Yusufeli''nin Demirköy yakınlarında tesadüfen bulunan bakır baltalara dayandırılarak M.Ö. 3000''li yıllara, yani "Tunç Çağına" indirgenmektedir.

    M.Ö 4. yüzyıllarda bölgeden geçen Ksenophan''agöre Artvin ve çevresinde Kolklar, Makaronlar ve Taoklar gibi bir takım kavimlerin yaşadığı doğrulanmaktadır. M.Ö 1'' inci yüzyıllarda yaşayan Coğrafyacı Strabon Roma''nın Anadolu''daki hakimiyeti sırasında, Artvin ve yöresinin yerel krallıkların hakimiyetinde olduğu belirlenmektedir. Bunun sonrasında Arsaklı ve Sasan yönetiminde kalan Artvin, ortaçağ dönemi ile birlikte Bizans''ın himayesinde Bagratlı Kırallığı''nın yönetiminde kalmıştır. 1015 tarihi itibariyle başlıyan Selçuklu seferleri 12''nci yüzyılda Saltuklu''larla pekiştirilmeye çalışılmıştır. Moğol istilasının ardından İlhanlı''ların kontrolünde Çıldır Atabeklerinin yönetiminde kalmak üzere Timur, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevi gibi Türk devletlerinin himayesinde bulunmuştur.

    Yavuz Sultan Selim zamanında başlayan Osmanlı Egemenliği Kanuni Sultan Süleyman dönemi Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa''nın Atabeklerin başkenti durumundaki Ardanuç kalesini fethetmesiyle tamamlanmıştır. Osmanlı döneminde Hopa ve Borçka Trabzon''a Artvin, Ardanuç, Şavşat ve Yusufeli merkezi Ahiska olan Çıldır Eyaleti''ne bağlı olarak yönetilmiştir. 1828 de Osmanlıların
    Ruslara yenilmesi sonucu Çıldır kaybedilince buraya bağlı birimler Erzurum Eyaleti''ne dahil edilmiştir. 1877 - 1878 Savaşı sonucunda 3 Mart 1878 de imzalanan Ayastafanos Anlaşması gereği o zaman Batum Liva''sına bağlı Artvin, Ardanuç, Borçka, Şavşat ve Hopa''nın Kemalpaşa bucağı savaş tazminatı olarak Ruslara terkedilmiştir. 3 Mart 1918 de imzalanan Brestlitovsk antlaşması gereğince Ruslar Artvin topraklarından çekilmişlerdir. Peşine İngiliz''lerin ve Gürcü''lerin geçici işgalleri olmuşsa da TBMMM nin girişimleri sonucu 23 Şubat 1921 de Artvin Anavatana kavuşmuştur. 16 Mart 1921 de imzalanan Moskova Antlaşması ile durum kesinlik kazanmıştır
    .
     
  5. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin'in İlçeleriyle İlgili Diğer Bilgiler
    ŞAVŞAT



    [​IMG]
    Şavşat, M.Ö.900-650 yılları arasında Urartu ve Kimmerler, daha sonraları sırasıyla Saka Türkleri, Romalılar ve Sasaniler’in egemenliği altına girmiştir.
    Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında Rize ilinin Osmanlı topraklarına katılması sonrasında, Artvin, Ardanuç, Şavşat ve Borçka çevreleri de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’dan ayrılması üzerine Şavşat, Ardanuç , Oltu, Tortum ve Artvin yeniden Osmanlı Devletinden ayrılmışlardır.

    1829 yılında Ardanuç Sancağı’na bağlanan, 1877 - 1878 Osmanlı Rus savaşı sonrasında da 13 MART 1878 de imzalanan Berlin Antlaşması ile Batum, Kars ve Ardahan ile birlikte Çarlık Rusya’ya bırakılan ilçe, 1879 tarihinde resmen kesinleşen Osmanlı - Rus sınırı ile de Artvin, Ardanuç ve Borçka ile birlikte Anavatandan koparılmıştır. Daha sonra 1921 yılında imzalanan Gümrü Anlaşması ile Doğu sınırlarımız çizilmiş oldu.
    Şavşat ilçesi 27 Şubat 1921 tarihinde Ardahan Sancağına bağlı olmak üzere ilçe haline getirilmiş, 7 Temmuz 1921 tarihinde ise Artvin İline bağlanmıştır.
    Şavşat, doğuda Ardahan il merkezi ile Hanak İlçesi, kuzeydoğuda Posof İlçesi, güney ve güney batıda Ardanuç, batıda Artvin Merkez ve Borçka İlçesi, kuzeyden de Gürcistan Devleti ile çevrilidir.

    1.317 kilometrekarelik dağlık ve engebeli bir arazi üzerine yayılmış bulunan Şavşat İlçesinin dört yanı yüksek dağlarla çevrilidir. 3.537 metreye yükselen Karçkal Dağları, ilçenin batı ve kuzeybatı yönünü sınırlandırır. Kuzeyde 2.250 metre yükseklikteki Sivritepe (Arsiyan) dağları ile 3.000 metreyi aşan Cin dağları bulunmaktadır. Doğuda Ardahan-Artvin sınırlarını teşkil eden Yanlızçam sinsilesinden 2.650 metre yükseklikteki Sahara Dağları, Güneyde ise 3.050 Metreyi bulan Karagöl dağları vardır.
    İlçenin rakımı minimum 950 metre, maksimum ise 1800 metredir. İlçe Merkezin rakımı 1100 metredir.
    Şavşat ilçesi Akarsu bakımından zengindir. İlçede çok sayıda buzul gölü bulunmaktadır. Göllerin en büyüğü Karagöl dağlarında bulunan ve bu dağa kendi adını veren Karagöl’ dür. Bol miktarda alabalık bulunan gölden sulama amaçlı olarak yaralanılmaktadır. Meşeli Köyü orman içi mevkiinde Milli parklar kapsamı içerisinde bulunan ikinci bir karagöl mevcut olup piknik, mesire yeri özelliğine sahiptir. Pınarlı köyü yakınlarında Balık Gölü, Arsiyan yaylasında ise Kız Gölü, Boğa Gölü ve Koyun Gölü isminde göller bulunmaktadır.

    İlçe dahilinde şifalı maden suları mevcuttur. Bunlardan Çermik-Çoraklı Köyü sınırları içerisinde bulunan sıcak su kaplıcası romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.

    İlçede Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Yüksek rakımlı olan yerlerde kışlar çok uzun sürer. Bu bölgelerde kasım ayında başlayan kar yağışları nisan ayı ortalarına kadar sürer.


    İlçe bitki örtüsü bakımından zengindir. Zengin orman alanları mevcut olduğu gibi alçak rakımlı yerlerde her türlü geniş yapraklı ağaçlara da rastlanır.

    Yüzölçümü 1.317 kilometrekare olan İlçenin genel nüfusu 25.624 olup, İlçe Merkez Nüfusu 7.325 Köylerin Toplam Nüfusu 18.299 dur. İlçede nüfus artış hızı %o (-) 23.09, nüfus yoğunluğu 19 kişidir.
    İlçenin Merkez Belediyesi ile Meydancık Belde Belediyesi ve 61 köyü bulunmaktadır. Köylerde binalar genellikle iki katlı olarak ve ahşaptan yapılmıştır.

    Ekonomİk Yapı
    Şavşat, Artvin’in diğer ilçelerinde olduğu gibi engebeli araziye sahip bir ilçedir. İlçede, tarımsal arazilerin sınırlı olması, sanayi tesislerinin bulunmaması, başlıca diğer sektörlerin de gelişmemiş olmasının sonucu olarak istihdam olanakları yetersiz kalmaktadır. Gelişime uygun potansiyeli bulunan turizm sektörünün ilçe ve il ekonomisine katkısının artırılması amaçlı çalışmalar sürdürülmektedir.

    İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarımsal üretime dayalıdır. Tarımsal üretim, ağırlıklı olarak, geleneksel aile tipi işletme yapısı şeklinde görülür. İlçe ekonomisinde önemli yeri bulunan hayvancılık, giderek azalan bir trend izlemektedir. 61 köyü bulunan ilçede, 16.037 adet büyükbaş ve 12.535 adet de küçükbaş hayvan bulunmaktadır.

    Hayvancılık açısından son derece elverişli imkanlara sahip ilçede, hayvancılığın teşvik edilmesi amaçlı çalışmalar sürdürülmekte olup, bu kapsamda yönlendirme ve kamusal destekler sağlanmaktadır.

    Şavşat büyük ve küçükbaş hayvancılık yanında arıcılık açısından da son derece uygun koşullara sahiptir. Arıcılık alanında da üreticilere, kamusal imkanlar dahilinde teşvik ve yönlendirme desteği sağlanmaktadır.

    Başlangıcında, Çoruh havzasında uygulanan seracılık-örtü altı yetiştiriciliğinin iklim koşullarının uygunluğu ve çiftçilerden gelen talepler üzerine il genelinde yaygınlaşması ile Şavşat’ta da seracılık faaliyetlerine başlanılmıştır. 1997 yılında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Dayanışma Vakfı parasal desteği ile başlatılan seracılık faaliyetleri yaygınlaşmaktadır. Bu kapsamda amaçlanan yeni istihdam alanlarının yaratılması, tarımsal üretimde çeşitlilik ve verimin sağlanması hedefine ulaşılmıştır.

    1317 kilometrekare yüzölçümü bulunan ilçenin tarım arazisi varlığı 175.696 dekar, sulu arazisi 54.840 dekar, kuru tarım alanı 120.856 dekar, mera alanı 364.166 dekar, orman alanı 552.565 dekar ve kültür dışı arazi de 224.573 dekardır. İlçenin tarım arazileri genellikle çayır olarak değerlendirilmektedir.
    İlçede yetiştirilen başlıca ürünler patates, armut, elma, ayva, erik, kiraz, kızılcık ve cevizdir. İlçede Tarım kesimi ile Esnaf kesimine kredi sağlayan Ziraat Bankası bulunmaktadır.




    ARHAVİ


    [​IMG]

    Tarİh, Coğrafİ Yapısı,İdarİ Yapı

    1877 yılından sonra Batum ve Gönye havalisinin Rusların eline geçmesinden sonra Arhavi, Trabzon iline bağlı olan Rize Mutasarrıflığına bağlanmıştır. Bu tarihlerde Hopa ve Fındıklı ilçeleri bucak olarak Arhavi'ye bağlı iken, 1900 yıllıda Hopa ilçe olmuş, Arhavi de bucak olarak Hopa'ya bağlanmıştır.

    1936 yılında Hopa ilçesi Artvin'e bağlanınca Arhavi bucağı da Artvin'e ait olmuştur. Arhavi, 1 Haziran 1954 yılında tekrar ilçe statüsüne kavuşmuştur.

    Doğu Karadeniz Dağları’nın kuzeyine yerleşmiş olan ilçe, kuzeyden Karadeniz, batıdan Rize iline bağlı Fındıklı ilçesi, doğudan Hopa ilçesi, güneyden kısmen Murgul ve Yusufeli ilçeleri ile çevrilidir.

    Yüzölçümü 314 kilometrekare olan ilçe, Kamilet ve Derecik olmak üzere 2 vadi üzerinde kuruludur. Arhavi, 1 belediye (ilçe), 30 köy ve 7 mahalleden oluşmaktadır. İlçenin genel olarak arazi yapısı engebeli ve dağlıktır. İlçe merkezi, köylerin aksine gerek iskana gerekse tarıma elverişli düz bir araziye sahiptir.

    Doğu Karadeniz Bölgesinin tipik dağlık yapısının hakim olduğu ilçede, 3000 metreye yaklaşan zirvelere sahip olan dağlar (Çatalkaya-2985 m., Koyunyayla-2292 m., Mete-2142 m., Dikme-2068 m.) bulunmaktadır.

    Deniz kıyısından 3000 M.ye çıkan dağlık yapıdan beslenen debisi ve akışı düzensiz bir çok derecikten beslenen ve yaklaşık 35 kilometre uzunluğundaki Arhavi (Kapisre) deresi ilçede mevcut tek akarsudur.

    İlçede, yaylalar üzerinde irili ufaklı çok sayıda buzul gölü bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; Nogadid, Sarıgöl, Alacagöl, Büyük Agara, Küçük Agara ve karagöllerdir.

    İlçede tipik doğu karadeniz iklimi hakimdir. Yazları ılık, kışları serin geçmektedir. Her mevsimde yağış görülen ilçede nem oranı yüksektir. İklim şartları çay, fındık, mısır ve turunçgil yetiştiriciliğine elverişlidir.

    Arhavi, diğer ilçelere göre nüfusu artan, dışa az göç veren yerleşim birimlerindendir. 1990 yılı sayım sonuçlarına göre nüfusu 18.351 olan ilçenin 2000 yılı sayım sonuçlarına göre köy nüfusu 5.278, merkez nüfusu 14.069 olmak üzere toplam 19.347‘dır. İlçenin nüfus artış hızı (1990-2000sayım yıllarına göre) %o 5.29 kişi, nüfus yoğunluğu ise 65 kişidir.

    Ekonomİk Yapı
    İlçe ekonomisi genellikle çay tarımına ve kısmen de fındık üretimine dayalıdır. İlçe genelindeki işlenebilir tarım arazisi yaklaşık olarak toplam 48.000 dekardır. Bu alanın 30.000 dekarı çaylık, 90.00 dekarı fındıklık, 7.000 dekarı da mısır ve diğer kalan kısmı ise sebze ve meyve alanıdır. Bu tarımsal faaliyetlerden yaş çay üretimi 21.500 ton, kuru çay üretimi 3.870 ton tahmini fındık üretimi de 800 tondur.

    Arhavi’de, alternatif ürün alanında kivi üretiminde önemli bir gelişim sağlanmıştır. 1990-2002 yılları arasında çiftçilere yaklaşık 20 bin adet kivi omcası dağıtılmış ve 400 dekarlık bir alanda üretim gerçekleştirilmiştir. İlçede, 1999-2002 yıllarında yıllık ortalama 50 ton kivi üretimi gerçekleştirilmiştir.

    İlçede ticari anlamda hayvancılık gelişmemiştir. Aile ihtiyacının karşılanması ve kısmen de pazara sunma amaçlı küçük ve büyükbaş hayvancılık mevcuttur.

    Arıcılık ilçede oldukça gelişmiştir. Büyük çoğunluğu gezgin olan 200 civarında belgeli arıcı mevcuttur. İlçe, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca kafkas ırkı arı yetiştiriciliği açısından “izole bölge” kapsamına alınmıştır.

    İlçe yüzölçümünün yarısından fazlası ormanlıktır. Orman İşletme Müdürlüğü kayıtlarına göre 30.882 hektar genel sahanın 17.450 hektarı ormanlık alandır. Köylerin 20 adedi orman içi veya orman kenarı köyü özelliğini taşımaktadır. Yaygın ağaç türleri ise kayın, kızılağaç ve kestanedir.

    İlçede ikisi çay fabrikası biri çimentolu yonga levha (BEYOPAN ), biri de ARSAN Silah fabrikası olmak üzere 4 adet sanayi tesisi mevcuttur Bu tesislerde, yıllara göre değişmekle birlikte ortalama 850-900 civarında daimi veya geçici personel istihdamı sağlamaktadır.

    İlçede, kooperatifçilik oldukça gelişmiştir. Mevcut kooperatiflerin 5 adedi tarımsal amaçlı, 6 adedi ticari amaçlıdır.

    Arhavi Ticaret ve Sanayi odasına kayıtlı 13 anonim şirket, 117 limited şirket, 6 kollektif şirket ile 22 kooperatif ve 180 adet de şahıs üye mevcuttur. Esnaf ve Sanatkarlar Odası üye sayısı 656, Çay Ekiciler Kooperatifi üye sayısı ise 3814’ dür.

    İlçede 3 adet banka şubesi bulunmaktadır.

    Yapımı sürdürülen 100 işyeri kapasiteli Arhavi küçük Sanayi Sitesinin İlçe ekonomisine kazandırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.
    [​IMG]

    [​IMG]







    YUSUFELİ



    [​IMG]

    İlçenin ilk kuruluşu Erzurum sancağına bağlı 1879 yılında “Kiskim” (Alanbaşı Köyü) adı ile gerçekleştirilmiş, İlçe merkezi bir süre sonra Öğdem’e nakledilmiş, 1894 yılında da Ersis’e (bugünkü Kılıçkaya Beldesi) alınmıştır. İlçe merkezi 26 Haziran 1926 tarih ve 877 sayılı Kanunla tekrar Öğdem’e nakledilerek Artvin’e bağlanmıştır.1933 yılında Artvin’in ilçe olmasıyla Yusufeli İlçesi tekrar Erzurum’a bağlanmıştır.1936 yılında Merkezi Artvin olmak üzere kurulan o günkü adı ile Çoruh Vilayetine bağlanmış daha sonra 16 Şubat 1950 tarih ve 3531 sayılı Kanunla bugünkü yerine nakledilerek Yusufeli İlçe Merkezi haline getirilmiştir. İlçe, bugünkü adını 1912 yılında Dahiliye Vekaletinin emri gereğince “Kiskim ve Keskin” isimleri karıştırıldığından Veliaht Yusuf İzzettin Efendinin ismine izafeten almıştır.

    İlçe, coğrafi konum itibariyle çok engebeli, dağlık-kayalık bir alana sahiptir. Yerleşim merkezleri genelde Çoruh Nehri ve Barhal Çayının kıyısı boyunca uzanmıştır. İklimi tarım ve hayvancılık için elverişlidir.

    İlçe, Çoruh Nehri ile Barhal Çayı’nın birleştiği bir vadide kurulmuş olup, doğusunda Erzurum İli Olur ve Oltu İlçeleri, güneyinde yine aynı İlin Uzundere ve İspir İlçeleri, batısında, Rize İlinin Ardeşen İlçesi, kuzeyinde ise Artvin İli Arhavi, Borçka, Murgul ve Rize İli Fındıklı İlçesi yer alır.

    İlçenin İl Merkezine uzaklığı 104 Km.dir. Denizden yüksekliği 560 metre, yüzölçümü 2327 kilometrekaredir.

    İlçede kara iklimi hüküm sürer. İlçenin en büyük akarsuyu Çoruh Nehri’dir. Bunu Barhal ve Tortum Çayları takip eder. Çoruh Vadisinin uzunluğu Yusufeli sınırlarında 100 km.’dir. Bölge arazisi Altıparmak sıradağlarından, kuzeyden batıya uzanmış şekliyle belirginleşir. Ayrıca Gâvur Dağları’nın silsilesi, Aradağ’ı ve Karadağ’ı meydana getirmektedir. Yüksekliği 3428 metre olan Mersis kayalığı, 3515 metre yüksekliğindeki Demirdağ ile 3537 metre yüksekliğindeki Güngörmez dağı ilçenin başlıca yüksek rakımlı dağlarıdır.

    İlçe alanında verimli ve verimsiz olmak üzere toplam 224.771 hektarlık bölüm ormanlarla kaplıdır. Ağaç türü olarak Çam, Ladin, Köknar, Karaağaç, Meşe ve Yabanı Kavak cinsleri mevcuttur.

    Yusufeli, Artvin genelinde, dışa en çok göç veren ilçe konumundadır.İlçe nüfusu 1990 yılında 37.060 iken bu rakam 2000 yılında 29.133’e gerilemiştir. İlçenin yıllık nüfus artış hızı %o (-) 24.07, nüfus yoğunluğu 13 kişidir.

    59 Köy ve 1 Beldeden oluşan İlçenin Merkez Nüfusu 6105, köy nüfusu ise 23.028’dir. İlçeye bağlı belde belediyesi olan Kılıçkaya’nın nüfusu ise 2.659’dur.

    Yusufeli İlçesinde Merkez Mahallesi, Evren, Hasanağa, Kazım Karabekir, Erdemler Mahallesi ile, 1 Belde ,59 köy, 500’e yakın Mezra vb. yerleşim yeri mevcuttur.

    İlçede konut sıkıntısı çekilmemekle birlikte, İlçenin Baraj Gölü içerisinde kalacak olması dolayısıyla konut sektöründe önemli oranda bir gerileme görülmüştür.

    Ekonomİk Yapı
    Nüfusun % 70’i gurbetçilikle, % 30’ u da tarımla uğraşarak geçimini temin eder. İpek halıcılığı, halıcılık ve kilimcilik yeni aile işletmeciliği şeklinde evlere girmeye başlamıştır. Ayrıca Arıcılık, balıkçılık ve tavukçuluk gibi küçük aile işletmeleri ile aile ekonomisine katkı sağlanmaktadır. Sanayi tesisi bulunmayan ilçede istihdam sorunu yaşanmaktadır.

    İlçede ortalama yıllık bal üretimi 86.400 kg, süt üretimi 14.500. kg, meyve üretimi 9.790.4 ton, pirinç üretimi 435 ton’dur.

    İlçemizin yerleşim alanı oldukça engebelidir. Tarım ticari amaçtan ziyade genel olarak aile ihtiyacına yönelik yapılmaktadır. Son yıllarda seracılık alanında önemli bir aşama kaydedilmiş olup, 1993 yılında İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığı ile 800 M2’ lik alanda başlatılan seracılık çalışmaları, 2003 yılında 136 adet serada ve 40.247 metrekarelik alana ulaşmıştır.

    İlçenin tarımsal alanlarının dağılımı; seracılık 40.247 metrekare, tarla ürünleri 3.658 hektar, bağ-bahçe ürünleri 1.450 hektar, sebze ürünleri 505 hektar, pirinç ekim alanı 120 hektar, zeytin dikim alanı 200 hektar, nadas 50 hektar şeklindedir.

    Ekime elverişli topraklarda çeltik, meyvecilik ve sebzecilik yapılmaktadır. İlçe Merkezi ile Kılıçkaya ve Narlık’ ta kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri tarımcılık yapan çiftçilere gübre, zirai alet vb. yardımlarda bulunmaktadır.

    Hayvancılıktan genel olarak et, süt, yumurta, peynir ve bal elde edilmektedir. Hayvan ırkları genelde yerli ırktır. Hayvancılık 3-5 büyükbaş hayvan şeklinde ve bazı ailelerin 10-20 adet küçükbaş 5-10 kanatlı hayvancılık şeklinde aile işletmeleri yapısı ile sürdürülmektedir. Yörede 14.240 büyükbaş hayvan, 11.259 küçükbaş hayvan ile, 12.400 civarında kanatlı hayvan, 1.720 tek tırnaklı hayvan mevcuttur. İlçede 10.800 fenni, 300 adet ilkel arı kovanı bulunmaktadır. Yıllık bal üretimi ortalama 86.400 kg. dır. Yörede az sayıda kümes hayvancılığı ve balıkçılık da yapılmaktadır.

    Yusufeli’nde yılık süt üretimi 14.500 tona ulaşmaktadır. Süt ürünleri üretimi daha çok aile tüketiminin karşılanmasına yöneliktir.

    Nehir turizmi, dağ turizmi, yayla turizmi, av turizmi ve inanç turizmi açısından büyük bir potansiyele sahip ilçe yerli ve yabancı çok sayıda turistin ilgisini çekmektedir.









    ARDANUÇ

    [​IMG]

    İlçede, M.Ö.VIII. yüzyılda sırasıyla Urartular, Sakalar ve İskit Türkleri, M.S. 75’ten sonra ise eski Oğuz kollarından olan Hazarlar, Barseller ve Bağratlılar yerleşmişlerdir. İlçe, 810 yıllarında Gürcü egemenliğine girmiştir. Anadolu Selçuklularının akınları sırasında yöreye Türklerin yerleştikleri görülür. Uzun yıllar Selçuklular’ın yönetiminde kalan Ardanuç, Moğol istilası sonrasında Moğollular’ın hakimiyetine girmiştir. İlçe, daha sonra sırası ile Timur, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve İran Safavi devletlerinin hakimiyetinde kalmıştır.

    Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa 1551‘de Ardanuç’u fethederek Osmanlılara katmış ve Osmanlıların ilk Ardanuç sancağını kurmuştur. 93 Harbi olarak anılan Osmanlı-Rus savaşı sonunda yapılan antlaşma ile Rusya’ ya bırakılan İlçe, Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan halk oylaması sonucu tekrar Osmanlı İmparatorluğu’na katılmıştır.

    Mondros Mütarekesi’nden sonra Ardanuç, önce İngilizlerin sonra Gürcülerin istilasına uğramış, Gümrü Antlaşması ile 7 MART 1921’de de Türkiye’ ye katılmış ve bugünkü Misak-ı Milli sınırları içinde yerini almıştır. 1945 yılına kadar Artvin’ e bağlı bir bucak olan Ardanuç aynı yıl İlçe olmuştur.

    Yüzölçümü 969 kilometrekare olan İlçe; kuzeyde Şavşat, güneyde Yusufeli ve Erzurum’un Olur İlçeleri, doğu Ardahan, batıda ise Artvin Merkez İlçe ile komşudur. Coğrafi bakımdan kırık bir arazi yapısına sahip olan Ardanuç‘un rakımı 500 Metre olup, tipik karasal iklime sahiptir. İlçe merkezi, Kürdevan Yanlızçam ve Horosan dağları ile çevrilidir. İlçe merkezinden, Bulanık, Horhot ve Ekşinar çaylarının beslediği Ardanuç Deresi geçmektedir.

    İlçenin yüzölçümünün 468 kilometrekaresi tarım arazisi, 311 kilometrekaresi Orman alanı, 149 kilometrekaresi ise dağlık ve kayalık araziden oluşmaktadır.

    Ardanuç, il genelinde mevcut dışa göç sorununu yaşayan bir ilçelerden biridir. Toplam nüfusu 14.477 olan Ardanuç’un merkez nüfusu 5.278, köy nüfusu ise 9.199‘dur. Nüfus yoğunluğu 15 kişi olan ilçenin (1990-2000 yıllarına göre) yıllık nüfus artış hızı %o (-) 20.56’dır.

    Ardanuç’un İl merkezine uzaklığı 39 km.dir. İlçe merkezinden geçen ancak karayolları standartlarında olmayan Ardanuç-Ardahan yolunun yapım çalışmaları devam etmektedir.

    İlçenin 49 adet köy ve 1 merkez belediyesi bulunmaktadır. Köyler dağınık yerleşime sahiptir.

    Ekonomİk Durum
    İlçe ekonomisi büyük oranda tarıma dayalıdır. İlçe halkının başlıca gelir kaynakları tarımsal üretim, hayvancılık ve mevsimlik iş olan orman işçiliğidir. İlçede sanayi tesisi olarak Orman Genel Müdürlüğü’ne ait (ORÜS) ve özelleştirme kapsamında olan 1 adet kereste fabrikası bulunmaktadır. Büyük sanayi tesisi bulunmayan ilçede, marangoz, demirci ve oto tamircileri gibi küçük çaplı işyerleri bulunmaktadır.

    İlçenin en önemli gelir kaynağı hayvancılıktır. Artvin’de hayvancılığın en gelişmiş olduğu ilçe Ardanuç’tur. Büyük ve küçükbaş hayvancılığın yaygın olduğu ilçenin en önemli yaylası olan Bilbilan Yaylasında yaz aylarında devamlı, cumartesi günleri ise büyük çapta olmak üzere hayvan pazarı kurulmaktadır.

    İlçede yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, buğday, arpa, patates, fasulye, mısır, domates, zeytin, elma, kızılcık, ceviz, üzüm ve armuttur. Kamusal imkanlarla da desteklenen arıcılık, yaylacılık kültürünün yaygın olduğu ilçede önemli gelir kaynaklarındandır. İlçede, son yıllarda örtü altı yetiştiriciliği-seracılık da yaygınlaşmaktadır.

    İlçede; Bulanık köyündeki Rabat Kilisesi, Adakale köyündeki Gevhernik Kalesi, Ferhatlı köyündeki Ferhatlı Kalesi ile Artvin-Ardanuç yolu üzerinde bulunan Cehennem Deresi Kanyonu yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken ve turistik değeri olan yerlerdir.





    BORÇKA



    [​IMG]

    Artvin ve Borçka’nın da içinde bulunduğu bölgeye ilk yerlerşenlerin Orta Asyadan gelen “HURRİLER” olduğu yazılı kaynakların incelenmesinden anlaşılmaktadır. M.Ö 2000 yılından başlayarak Hurilerin yöreyi de içine alan geniş bir bölgede devlet kurdukları bilinmektedir. Daha sonra Urartuların Hitit İmparatorluğunun yıkılması ile Borçka yöresine kadar yayıldıkları, M.Ö 720-714 yılları arasında Kimmerler, M.Ö 655‘de Sakalar daha sonra da Arsaklıların egemenlik kurdukları çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.

    M.S 576 Yılından itibaren bölgeye Bizanslılar hakim oldular. Halife Osman döneminde İslam Ordusu, 645 yılında Bizans ordusunu yenerek bu bölgeye hakim olmuştur. Sonraları Emeviler, Hazar Türkleri ve Bagratlılar bölgeye hakim olmuştur.

    Büyük Selçuklu Devletinin kurulmasından sonra Artvin, Borçka, Şavşat, Yusufeli ve Ardanuç Selçuklu topraklarına katıldı(l063).Sonraları bölge Moğolların egemenligine girdi.

    Borçka ve çevresi Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği döneminde Osmanlı egemenliğine girdi. 1877-78 Osmanlı – Rus Harbinden sonra Kars, Ardahan, Artvin ve Batum ile birlikte Borçka da Anadolu’dan koparılarak Rus yönetimine bırakıldı. Bu tarihten sonra Borçka ve çevresi sık sık savaşlara sahne olmuştur.

    30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Antlaşması’ndan hemen sonra Batum, Artvin, Borçka ve çevresi İngilizlerce işgal edilmiş, İngilizlerin ayrılmasından sonra da bölgeye Gürcüler girmiştir. Gürcülerin hakimiyeti 9 Şubat l921 yılına kadar sürdü. T.B.M.M. ultimatonu ile Gürcüler bölgeyi terketmiş, 7 Mart 1921 yılında Borçka, Artvin ve çevresi kesin olarak Anayurda kavuşmuş oldu.

    Borçka İlçesi 7 Temmuz l921 tarihinde ilçe olmuş, 26 Haziran l926 tarih ve 877 sayılı kanunla da Bucak haline getirilmiş, 28 Mayıs l928 tarih ve 1288 sayılı kanunla da yeniden İlçe statüsüne kavuşturulmuştur.

    İlçe, Karadeniz bölgesinin doğu ucunda, Artvin–Hopa Yolu üzerinde Çoruh Nehrinin kıyısında şirin bir yerleşim yeridir. Yalçın ve geçit vermeyen karlı dağların, gür ormanların, yatakları derin ve hırçın akarsuların yarattığı eşsiz güzelliğe sahip olan Borçka’nın İl Merkezine uzaklığı 32 Km. dir.

    Batısı Hopa, güneyi Artvin ve Murgul, doğusu Şavşat, kuzeyi ise Gürcistan Cumhuriyeti toprakları ile sınır oluşturan ilçenin denizden uzaklığı 36 kilometre ve rakımı 125 m.dir.

    İlçe topraklarının büyük bir bölümünü sarp ve geçit vermeyen dağlar kaplamıştır. Çoruh vadisi bu dağlık bölgeyi ikiye ayırmıştır. Dağlar, çoğu yerde geniş vadi oluşumların olanak vermeyecek şekilde yüksektir. Söz konusu özellik tarıma elverişli toprakların geniş alanlara yayılmasını da engellemiştir. İlçede ovalık alan bulunmamaktadır.

    İlçe topraklarının büyük bir bölümünü Doğu Karadeniz sıra dağlarının doğu uzantısı kaplar. İlçenin doğusunda Çoruh vadisinin kuzeyinde yer alan en önemli kabartı “Karçal Dağı”dır (3414 m). Çoruh vadisinin güneyde yer alan “Balıklı Dağı Cankurtaran Geçidi “ ile geçit verir. Bu dağların uzantısı olarak yer alan irili ufaklı tepeler İlçe topraklarının engebeli görünümünü sağlar.

    Dağ ve tepeleri ayıran derin vadiler, debi ve rejimi yüksek olan akarsu yataklarını oluşturur. İlçenin büyük vadisinde akan Çoruh Nehri, Artvin topraklarına Erzurum sınırlarından girer, Borçka’da Murgul, İçkale, Deviskel derelerini ve nihayet Aralık, Karşıköy ve Güreşen derelerini alarak Muratlı Köyüne geçer ve Gürcistan Cumhuriyeti sınırlarına girerek yurdu terk eder.

    İlçenin önemli gölü Aralık Köyü yakınlarında bulunan “Karagöl”dür. Çevresi ormanlık olup, eşsiz doğal güzelliğe sahiptir. Alanı 50.000 m2’dir. Karçal dağları eteklerinde bulunan “Yıldız Gölü“ ilçenin ikinci gölünü oluşturur.

    Borçka İlçesinde Karadeniz iklimi hakimdir. Yaz ve kış mevsimlerinde bol yağış ve ılık hava egemendir.

    Bitki örtüsünü ağaçlar ve meralar teşkil eder. Meralar daha çok vadi tabanlarındadır. Dağların vadiye bakan yamaçları Ladin, köknar, çam ağaçlarının oluşturduğu “orman denizi” ile süslenmiştir. Yüksek kesimlerde ise bu ağaçlara meşe, kestane, kızılağaç gibi yapraklılar karışır. Orman gülleri, orman altı bitkileri ve eğreltiler ormanlık alanlarda dikkati çeker. Tarıma elverişli arazinin az olması, ormanların tahribine neden olmuştur. Yöre ormanlarının çevre ve yurt ekonomisine katkısı büyüktür.

    İlçenin 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı verilerine göre toplan nüfusu 27.654’dür. İlçe merkezinin nüfusu 9.008, köy nüfusu ise 18.646 kişidir.

    Köylerin doğal yapısı, yaşam şartlarını zorlaştırdığından kırsal alanlardan şehir merkezlerine ve genellikle il dışına sürekli göç olgusu görülür.

    İlçeye bağlı 1 Belediye, 4 Mahalle ve 36 köy vardır. İlçe merkezinde toplu yerleşim olmasına karşın, köylerde arazi yapısının dağlık olması nedeniyle dağınık yerleşim hakimdir.

    Tarımsal nüfusun çoğunluğu çay, fındık, tütün ve orman ürünleriyle iştigal etmektedir.

    İlçede kamuya ait 1 ve özel sektöre ait 2 çay fabrikası bulunmaktadır.

    Ekonomİk Durum
    İlçede yaygın olan çay ve fındık üretimi yöre insanın en önemli gelir kaynaklarını oluşturmaktadır. 1984 yılında hizmete açılan Muratlı Çay Fabrikası, çevre köylerde üretilen çay ürününü işlemektedir. 2002 yılı içerisinde 18.379 dekar alanda 4008 yaş çay üreticisinden 13.507 ton yaş çay alımı yapılarak 2.015 ton kuru çay üretimi gerçekleştirilmiştir. İşletmede 620 kişilik istihdam olanağı sağlanmaktadır. Zengin orman varlığının bulunduğu ilçede 17 marangoz atölyesi bulunmakta olup, bu atölyelerde genellkle 3 kişi çalışmaktadır. Tarımsal Kalkındırma kooperatiflerine ait 4 adet orman ürünlerini işleyen ve özel sektöre ait tesis bulunmaktadır. Yöre insanının önemli gelir kaynakları arasında orman ürünleri istihsali de bulunmaktadır.





    Hopa


    1490-1512 yıllarında Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında Osmanlı Devletine katılmıştır.1509 yılında bugünkü sınırlar dışında Gönye kalesinin fethi ve Sancak haline getirilmesi ile Hopa bu Sancağa bağlanmıştır.Lala Mustafa Paşa tarafından 1578 yılında fetih sonucu Merkezi Ahıska olmak üzere Çıldır Eyaletinin kurulması ile bu eyalete bağlanan ilçe, 1829 yılında Çarlık Rusya’sı ile imzalanan Edirne Antlaşması sonucu Ahıska’nın bu ülkeye verilmesi sonrasında Trabzon eyaletinin bir sancağı olan Batum’a bağlanmıştır.

    1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonucunda Kars ve Ardahan’la birlikte Hopa, Kemalpaşa bucağına kadar, Batum dahil olmak üzere Ruslar’a bırakılınca, İlçe Rize Sancağına bağlanmıştır. İlçe, 1915 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiştir. 31 Mart 1917 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması ile Hopa Milli Sınırlarımıza dahil olmuştur.

    Hopa 1936 yılına kadar Rize İline bağlı iken bu tarihten sonra Artvin iline bağlanmıştır.

    Hopa, Doğu Karadeniz Bölgesinin doğu bölümünde yer alır. İlçenin doğusunda Gürcistan Cumhuriyeti, batısında Arhavi, güneyinde Borçka ve kuzeyinde Karadeniz bulunmaktadır.

    İlçenin Gürcistan Cumhuriyeti’ne geçişin sağlandığı Sarp Sınır Kapısı’na uzaklığı 18 km., İl Merkezine uzaklığı ise 65 km.dir. Hopa, Trabzon-Rize-Artvin-Ardahan-Kars-Erzurum ve Gürcistan Cumhuriyeti’ni birbirine bağlayan uluslararası karayolu üzerinde bir kavşak konumundadır.

    Hopa, il genelinde nüfus artış hızı (1990-2000’e göre) %o 5.43 ile en yüksek olan ilçe konumundadır. İlçenin toplam nüfusu 32.584’dür. İlçe merkezi nüfusu 15.445, köy nüfusu ise 17.139’dur. Belde belediyesi olan Kemalpaşa’nın nüfusu 4.238’dir. İlçenin yüzölçümü 289 kilometrekare, nüfus yoğunluğu ise 154 kişidir.

    İlçenin merkez ve Kemalpaşa Belde Belediyesi ile 29 köyü bulunmaktadır. Hopa, özellikle kırsal alan Karadeniz Bölgesinin tipik yerleşim özelliği olan dağınık yerleşim özelliklerini taşımaktadır.

    Ekonomİk Yapı

    İlçenin işlenebilir tarım arazilerinde, iklim yapısına uygun olan çay, fındık,turunçgiller, kivi, kara üzüm yetiştiriciliği yapılmaktadır.İlçenin arazi yapısı makineli tarımın yapılması açısından son derece sınırlı imkan tanımaktadır. İlçe genelinde üretilen başlıca ürünleri; çay, fındık, mısır, kivi, sebze, turunçgillerdir.

    İlçe genelinde ticari anlamda hayvancılık gelişmiş değildir. Büyük ve küçükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, arıcılık genellikle aile tüketimine yönelik olarak yapılmaktadır. Balıkçılık ilçe ekonomisinde önemli yere sahiptir.

    İlçede sanayi tesisi olarak 3 adet çay fabrikası, 1 adet un fabrikası, TEİAŞ’a ait 1 adet termik santral, K.B.İ.A.Ş.’ye ait Tesis ve POAŞ depo İşletmesi bulunmaktadır. İlçe ekonomisinde son derece önemli yeri olan ve her türlü liman hizmetinin verilebileceği altyapıya sahip özel sektör tarafından işletilen Hopa Limanı bulunmaktadır.

    Hopa Limanı; Doğu Karadeniz’in doğu sınırında Gürcistan Cumhuriyeti’ne geçişin sağlandığı Sarp Sınır Kapısı’na 15 kilometre uzaklıkta ve yaklaşık 100.000 metrekarelik alan üzerine kuruludur.

    31.08.1988 tarihinde Sarp Sınır Kapısının açılmasından sonra, sınır ili olarak Artvin’in, başta Gürcistan olmak üzere yakın bağımsız devletler topluluğu ülkeleriyle sosyal ve ekonomik ilişkileri önemli bir gelişim seyri izlemiştir.

    Hopa Gümrükleri Başmüdürlüğü ve bağlantı gümrük müdürlüklerinden gelen-giden yolcu, otomobil, otobüs, tır ve gemi sayılarının son 5 yıla ait bilgileri aşağıdaki tablolarda görüldüğü gibidir.



    İlçede hayvancılığın ekonomik yaşantıdaki payı azdır. 2002 yılı itibari ile 10.760 büyükbaş ve 3.453 küçükbaş hayvan bulunmaktadır.. Hayvancılık tamamen iç tüketime yöneliktir. Orman köylerinde arıcılık yaygındır. İlçede 10.711 adet fenni kovan 2080 adet karakovan mevcut olup, yıllık ortalama 255 ton bal üretimi sağlanmaktadır. İlçede 2 alabalık üretim tesisi bulunmaktadır.

    Borçka turizm değeri olan doğal ve tarihi zenginliklere sahip olmasına karşın, ilçede turizm sektörü yeterince gelişmemiştir.

    İlçe Karçal Dağlarının eteklerini kaplayan geniş yaylalar (Karçal Yaylaları, Küçük Yayla), irili ufaklı tepeler (Vergetil Sırtı), soğuk suları (soğuk su, beyaz su), dere ve gölleri (Karagöl,Yıldız Gölü) ile doyumsuz manzaralar arz eder.

    Aralık Köyü sınırları içerisinde bulunan Karagöl, “orman denizi” içerisinde kapkara deniz görünümlü, alabalığı, buz gibi soğuk suyu ve eşsiz manzarası ile önemli bir kamp yeridir. İlçe, balıkçılık (Alabalık) ve av turizmi (Ayı,Domuz , Çakal, Tilki, Kurt, Dağ Keçisi, Vaşak vb. ) açısından zengin bir potansiyele sahiptir.

    İlçenin doğusunda bulunan Karçal dağları dağ turizmine oldukça musaittir. Dağcılar için bir cennet sayılabilecek Karçal dağları (3400 m), eşşiz güzellikteki manzaraları, buzulları, buzul devrinden kalma irili ufaklı gölleri, buzulların erimesinden doğan dereleri, tarihi kemer köprüleri ve yaylaları ile zengin bir turizm potansiyeline sahiptir.

    İlçede 22’si Tarımsal Kalkınma, 1’i Motorlu Taşıyıcılar, 1’i Minibüsçüler, 1’i Esnaf ve Kefalet, 1’i Konut ve 1 Damperli Kamyoncular Kooperatifi olmak üzere 27 kooperatif bulunmaktadır.

     
  6. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin Kaplıca ve İçmeleri

    Artvin Kaplıca ve İçmeleri


    Otingo Kaplıcası (Borçka)
    Borçka ilçesinin 8 km doğusunda Balcı köyündedir. Küçük bir otel ve lokanta bulunan kaplıcaya orman yolundan gidilmektedir.

    Zeytinlik Kaplıcası (Merkez)
    İl merkezinin 5 km güneyinde Zeytinlik köyündedir. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir.

    Ilıca köyü Kaplıcası (Şavşat)
    Şavşat ilçesinin 12 km batısındaki Ilıca köyündedir. Küçük bir otel ve lokantası bulunmaktadır. Romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.

    Ciskara Maden Suyu (Merkez)
    İl merkezine 20 km uzaklıktadır. Romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.

    Güngörmez Suyu (Yusufeli)
    Yusufeli ilçesi Güngörmez Dağları’nda bulunmaktadır. Akşam karanlığında suyunun akmaya başlaması ve gün açıldığında suyunun kesilmesi ilginç bir doğa olayıdır.
     
  7. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin Yayla ve Vadileri
    Artvin Yayla ve Vadileri


    Sahara Yaylası (Şavşat)

    [​IMG]

    Şavşat ilçesine 15 km. uzaklıkta olup, Şavşat-Ardahan karayolu üzerindedir. Sahara Karagöl Milli Parkı sınırları içinde bulunmaktadır.Bu yayladaki Kocabey Kışla Evlerinin kendine özgü ahşap mimari özellikleri bulunmaktadır. Bu yörede her yıl Temmuz ayının 4’ncü haftasında Sahara Pancarcı Festivali düzenlenmektedir. Sahara’da Karavan Turizmine uygun alanlar bulunmaktadır.


    Bilbilan Yaylası (Ardanuç)

    [​IMG]

    Karanlık meşe ve Yalnızçam dağları ile kaplı ve Ardahan ile sınır olan Bilbilan yaylası, yöre insanının yaylacılık geleneğini sürdürdüğü yaylalardandır. Ardanuç ilçesinden doğuya 51 km. stabilize yolla veya Şavşat-Ardahan üzerinden ulaşmak mümkündür. Yaylada her Cumartesi günleri Pazar kurulmaktadır. Kurulan bu pazarda, gıda ve ihtiyaç maddeleri alım-satımı yapılmakta ve canlı hayvan borsası kurulmaktadır.




    Karçal ve Arsiyan Yaylaları

    Türkiye ile Gürcistan arasında yer alan dağlarda yer alan bu yaylalar, geçit kuşlarının göç yolları üzerinde bulunması, endemik bitki çeşitliliği ve uygun trekking parkurları ile Artvin’deki görülebilecek yerlerdendir.


    Kafkasör (Merkez)

    Artvin şehir merkezinin güneybatısındaki yaylaya 10 km. asfalt yolla ulaşılmaktadır. 1250 m. yüksekliğindeki yayla görülmeye değer güzelliktedir. Altyapı hizmeti götürülmüş olan yaylada Artvin Belediyesi tarafından yaptırılan 80 yatak kapasiteli bungalovlar bulunmaktadır. Her yıl Haziran ayının son haftasında düzenlenen ve 3 gün süren Boğa Güreşleri Etkinlikleri, yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ilgi görmekte, festival havasında geçmektedir.


    Çoruh Vadisi
    [​IMG]

    Zeytin, fıstık çamı ve diğer Akdeniz ikliminde yetişen bitki örtüsünü içinde barındıran Çoruh Vadisi, ilginç jeolojik ve jeomorfolojik yapısı ile görülmeye değer yerlerdendir.





    Cehennem Deresi Vadisi (Ardanuç)

    [​IMG]

    Vadi tabanı Ardanuç ilçesinde nispeten geniştir. İlçe merkezinin 7 km. kuzeybatısında bulunan Cehennem Deresi tipik bir kanyon vadidir. 500 m. uzunluğunda 70 m. genişliğinde ve 6 m. derinliğindedir. Ardanuç suyuna açılır. Dünyada sayılı kanyon vadileri arasında yer alır.




    Ortaköy Vadisi (Şavşat)
    Şavşat ilçesinin sularını boşaltan irili ufaklı çayların meydana getirmiş olduğu bu vadi zengin bitki örtüsüyle kaplıdır.


    Altıparmak Vadisi (Yusufeli)
    Barhal Dere’sini takip eder. En geniş yeri 3 m’dir.


    Murgul Vadisi (Murgul)
    Murgul Deresinin meydana getirdiği bu vadinin tabanı diğer vadi tabanlarına göre daha geniştir.

    Maçahel (Camili) (Borçka)

    [​IMG]

    Borçka ilçesinden yöreye ulaşım 30 km.si asfalt, 20 km.si stabilize olmak üzere 50 km.lik karayolu ile sağlanmaktadır. Ormanları, sadece Türkiye’nin değil neredeyse Avrupa’nın tek insan eli değmemiş ve her biri anıt özelliğine sahip ağaçlardan oluşmuş orman ekosistemidir. Camili Havzası yırtıcı kuşların göç yolları üzerinde bulunması sebebiyle uygun kuş gözetleme alanlarına sahiptir.

    Yöre, derelerindeki kırmızı pullu alabalığı ve saf Kafkas arılarıyla üretilen Maçahel Balı ile ilgi çekmektedir. Camili Havzasının bir bölümü "Gorgit ve Efeler Tabiatı Koruma Alanı" olarak koruma altına alınmıştır.

     
  8. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Arhavi Kültür ve Sanat Festivali

    Arhavi Kültür ve Sanat Festivali, ilk kez 1973 yılında dönemin Arhavi Kaymakamı Erol Ertuğrul tarafından gündeme getirildi. Belediye başkanı Kazım Kurtoğlu’nun katkıları ile İlçe Turizm yasası gereği kurulan komite ile 1-3 Temmuz 1973 tarihleri arasında, ağırlığı müzik, folklor, spor ve sanatsal etkinliklerin düzenlendiği organizasyon oldu.
    Kaymakamlık, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanları, Ticaret ve Sanayi Odası ile Arhavili gençlerin katılımı ile oluşan komitenin düzenlediği festival, Doğu Karadeniz yöresinin ilk organize şenliğidir. Önceki yıllarda Kabotaj Bayramını da içine alan festival, sonraki yıllarda yörenin en etkin geleneksel sporu olan atmacacılığı da bünyesine katmak isteyen komitenin aldığı karar gereği atmaca mevsiminin başlangıcı olan eylül ayına alındı ve adı da "Altın Atmaca Kültür ve Sanat Festivali" olarak değiştirildi. Sonraları Türkiye’nin Doğal Yaban Hayvanları Koruma Kararı gereği Bern Sözleşmesini imzalaması ile atmacacılık yasaklandı. Bu yasak festivali etkiledi ve Altın Atmaca adının kaldırılarak ilk adı olan "Arhavi Kültür ve Sanat Festivali"'ne dönüştü.
    12 Eylül 1980 sonrası 3 yıl kesintiye uğrayan festival, 1985 yılında yeniden düzenlenmeye başladı. İlk günkü heyecan ve şevkle düzenlenen festival, 1991 yılında dönemin Belediye Başkanı Mehmet Çorbacı tarafından davet edilen 17 yabancı ülkenin sanat elçileri ile birlikte organize edildi ve dünyaya barış ve kardeşlik mesajı verildi.
    Arhavi Kültür ve Sanat Festivali, festival boyunca yöreye canlılık kazandırarak yörenin ticari ve turizm potansiyelini artırdığı gibi yapılan sportif etkinliklerle birçok sporcuyu Türkiye’ye tanıttı. Boks ve atletizmde birçok birincilikler alan bu sporcular, bu etkinlikler ile adını duyurdu. Müzik yarışmaları da yine çok sayıda sanatçının Türkiye çapında tanınmasında önemli rol oynadı. Ünlü ses sanatçılarından Cengiz Kurtoğlu ve Zihni Cihan bunlardandır. Arhavi Kültür ve Sanat Festivali, diğer ilçelere de örnek oldu ve çeşitli özellikleri ile ilkleri gerçekleştirdi.
     
  9. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin'in Uydudan Görünüşü

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  10. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin'de nerede kalınır?

    Artvin'de nerede kalınır? Artvindeki konaklama yerleri


    Yaylada Konaklama
    Özellikle turistler için dizayn edilmiş, müstakil konaklama


    Belediye evleri +90 466 212 10 34 Kafkasör - Artvin
    Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü +90 466 212 11 44 Kafkasör - Artvin
    Beyazsu Pansiyonu +90 466 415 20 98 Beyazsu - Borçka - Artvin
    Papart Pansiyon +90 466 597 62 89 Papart - Şavşat - Artvin
    Altunay Pansiyon +90 466 832 20 01 Olgunlar - Yusufeli - Artvin
    Denizgölü Pansiyon +90 466 832 21 03 Olgunlar - Yusufeli - Artvin
    Olgunlar Pansiyon +90 466 832 20 44 Olgunlar - Yusufeli - Artvin
    Kaçkar Pansiyon +90 466 832 20 47 Olgunlar - Yusufeli - Artvin




    Doğaiçi Konaklama
    Özellikle turisler için dizayn edilmiş, yerel doku ile çevrili tabiat içerisinde konaklama
    Karagöl Pansiyon +90 466 531 21 37 Karagöl - Şavşat
    Karagöl Pansiyon +90 466 475 21 70 Karagöl - Borçka
    Tema Vakfı Pansiyonu +90 466 485 24 04 Camili - Borçka
    Muhtar Pansiyonu +90 466 485 20 13 Camili - Borçka
    Maçahel Pansiyonu +90 466 485 20 14 Camili - Borçka



    Pansiyonda Konaklama
    Geleneksel olarak dizayn edilmiş yayla evlerinde pansiyon tipi konaklama



    Marsis Pansiyon +90 466 826 20 31 - Barhal Köyü - Yusufeli / Artvin
    Karahan Pansiyon +90 466 826 20 71 Barhal Köyü - Yusufeli / Artvin
    Raziya Pansiyon + 90 466 826 20 73 Altıparmak Köyü - Yusufeli / Artvin
    Gökçe Pansiyon +90 466 517 37 38 Şavşat - Artvin
    Barhal Pansiyon +90 466 826 20 31 Barhal Köyü - Yusufeli - Artvin
    ihtiyaroğlu Pansiyon +90 466 824 40 86 Sarıgöl - Yusufeli - Artvin
    Cemil's Pansiyon +90 466 811 29 08 Tekkale - Yusufeli - Artvin



    Otellerde Konaklama
    Turizm belgeli ve Belediye ruhsatlı otellerde konaklama
    Otel Peronti *** +90 466 351 76 63 Hopa / Artvin
    Otel Terzioğlu ** +90 466 351 51 11 Hopa / Artvin
    Otel Flash * +90 466 351 51 58 Hopa / Artvin
    Otel Ustabaş ** +90 466 351 52 20 Hopa / Artvin

    Otel Cihan *
    +90 466 351 48 97 Hopa / Artvin
    Otel Demirkol ** +90 466 415 36 60 Borçka / Artvin
    Otel Ağasın ** +90 466 212 33 33 Artvin
    Otel Koru +90 466 212 65 65 Artvin
    Otel Karahan +90 466 212 18 00 Artvin
    Otel Kaçkar +90 466 212 90 09 Artvin

    Tüm yaylalarda çadır kurma imkanı bulunmaktadır.
     
  11. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin'e nasıl gidilir?

    Artvin'e nasıl gidilir? Artvin Ulaşım

    Tercihinize bağlı olarak Artvin’e kara, deniz ve hava yollarından biri ile gidilebilir.

    • KARAYOLU İLE ULAŞIM

    Artvin'e karayolu ile Türkiye'nin her yerinden ulaşılabilir.Özellikle, Samsun’dan itibaren sahil yolu ile gidildiğinde Karadeniz’i solunuza ve dağları da sağ yanınıza alarak, sahil boyunca balıkçı barınakları, sahil lokantaları ve kıyıya yakın Karadeniz köy ve yaylalarına uğrayarak eşsiz güzellikte bir seyahat yapılabilir.

    Artvin il ve İlçelerinde bulunan Otobüs İşletmelerinin telefon numaraları;

    Artvin Otogar Tel : 0(466) 5114949
    Firma Artvin Merkez Yusufeli Şavşat Hopa
    Metro Turizm 0(466) 212 79 36 811 22 81 517 25 95 351 38 21
    Lüks Artvin Seyahat 0(466) 212 21 70 811 24 00 517 13 36 351 30 50
    Öz Artvin Ekspres 0(466) 212 13 76 811 21 24 517 34 35 351 25 26
    Lüks Karadeniz -- -- -- 351 44 83
    Metro -- -- -- 351 42 43
    Ulusoy -- -- -- 351 43 03
    Doğu Karadeniz -- -- -- 351 46 35

    • DENİZ YOLU İLE ULAŞIM

    Yolcular, Artvin’e doğrudan deniz yolu ile ulaşamamakla birlikte yaz aylarında İstanbul’dan Trabzon’a Limanı’na dek arabalı vapur ile gitmeyi ve oradan da kara yolu ile seyahat edebilirler.

    Artvin’in Hopa ilçesinde Liman bulunmakta olup bu limanda şu anda sadece yük taşımacılığı yapılmaktadır.

    Hopa Liman Tel : 0(466) 351 40 67

    • HAVA YOLU İLE ULAŞIM

    Yolcular, Artvin’e doğrudan hava yolu ile ulaşamamakla birlikte Erzurum veya Trabzon havaalanlarına uçak ile ve oradan da Artvin’ kara yolu ile seyahat edebilirler.
    Firma

    Telefon
    Fly Havayolları

    444 4 359 (Türkiye’nin her yerinden) Şehir içinde kod çevrilmeden şehirler arası kod ilave edilerek çevrilecektir.

    Artvin merkezine en yakın havaalanı Erzurum (203 km.) ve Trabzon (234 km.) illerinde bulunmaktadır.

    • DEMİR YOLU İLE ULAŞIM

    Yolcular, Artvin’e doğrudan demir yolu ile ulaşamamakla birlikte Erzurum’a tren ile ve oradan da Artvin’ kara yolu ile seyahat edebilirler.

    Artvin-Erzurum arası kara yolu ile 203 km.’dir

    • ARTVİN VE İLÇELERİ ARASINDA ULAŞIM

    Artvin ve ilçeleri arasında ulaşım karayolu ile sağlanmaktadır.Rize yönünden sahilden gelirken sırası Karadeniz sahilindeki iki ilçe olan Arhavi ve Hopa’ya; ardından Borçka ilçesine; Borçka’dan Murgul ilçesine ulaşılır.Borçka’dan devam edildiğinde Artvin merkezine, Artvin’den Çoruh boyu takip edilerek sırası ile Ardanuç,Şavşat ve Yusufeli ilçelerine ulaşılır.
     
  12. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin'in yöresel yemekleri

    ARTVİN'İN YÖRESEL YEMEKLERİ

    [​IMG]

    A) HAMUR İŞLERİ

    1. Hinkal

    Mayalı hamur mantı kıvamında yarım avuç içi büyüklüğünde puf böreğine benzer şekilde açılır ve içine az yağlı kavurma konur, mantı gibi pişirilir.Yoğurtsuz ve üzerine yağ dökülmeden yenir.

    2. Su Böreği

    Ülkemizin diğer yörelerinde de yapılan su böreği Artvin'de de yapılır. tere yağı ve içine konan Çiçil (uzayan) peynirle yapılması yöreye özgüdür.

    3. Garşo (Ekmek aşı)

    Bayat ekmek üzerine tercihe göre tere yağlı sos dökülür.Sos, sadece tere yağlı olabileceği gibi, mevsimine ve tercihe göre domates ve soğanlı ay da yoğurtlu da olabilir.

    4. Gaviçi (Gaşil,Papa)

    Mısır veya buğday unu sıcak papa şeklinde pişirilir, ortası açılarak eritilmiş tere yağ veya ayran konur. Kaşıkla alınan papa tere yağ veya yarana bandırırlarak yenir.

    5. Çimur

    Yeni pişmiş mısır ekmeği tere yağ ile karıştırılır ve bulamaç şekline gelene dek kaşık veya elle yoğrulduktan sonra ayran veya çay ile afiyetle yenir.

    6. Kete

    Fırın , kuzine sobası veya tandırda arasına ceviz ve un karışımı katılarak pişirilen ekmek.

    7. Kada

    Az yoğurtla açılan hamur için tercihe göre kavrulmuş un, öğütülmüş fındık ya da ceviz konarak burma şeklinde tepsiye halkalar halinde dizilir.Üzerine yoğurt sürülerek fırında pişirilir.

    8. Fırın ekmeği

    Özellikle esmer buğday unu ile tuğla örülü fırınlarda odun ateşinde pişirilen son zamanlarda yaygın Trabzon ekmeği büyüklüğünde lezzetli ekmektir.Bayatlamaya dayanıklı olması açısından tercih edilir.

    9. Tandır Ekmeği

    Ağırlıklı sahil ilçeleri dışındaki yerlerde, esmer buğday unu ile tuğla örülü yer altı tandır fırınlarda çalı ateşi ile pişirilen lezzetli bir ekmek türüdür.Kısa sürede bayatlaması nedeni ile anlık ihityaçlarda kullanılır.

    10. Mısır Ekmeği (Çadi)

    Mısır unu ile pileki veya kuzine sobada pişirilir.Hemen her öğünde sofraların baştacıdır.

    11. Pileki Ekmeği

    Kilden yapılmış tepsi büyüklüğünde iki plaka içinde buğday veya genellikle mısır unundan yapılan bir ekmek türüdür. Pileki ekmeği, halen bulunmakla birlikte gelişen teknoloji ile birlikte maalesef kaybolamaya yüz tutmaktadır.

    12. Lavaş Ekmeği

    Fırın, pileki veya tandırda ekmek pişirmeden önce ince hamurdan yapılmış pide karın kısa sürede pişirilir ve taze tere yağı ile yenir.

    13. Hamsili Ekmek

    Ağırlıklı sahil ilçelerinde, içine pırasa, salça, vb sebze konarak fırında pişirilir.

    14. Artvin Pidesi

    Özellikle yuvarlak veya kayık şeklinde,üzeri açık veya kapalı içine tercihe göre peynir, kavırma, kıyma, yumurta konularak veya sade (yağlı) taş fırında tere yağla pişirilir.

    15. Katmer

    İçine kavrulmuş un, kırılmış ceviz veya fındık konarak taze yufka ile yapılan bir börek türüdür.

    16. Erişte

    İnce ince kıyılmış yufka fırında kavrularak kurutulur ve yıl boyunca saklanır.Üzerine kaynar su gezdirildikten sonra tere yağda döndürülerek servis yapılır.Tercihe göre üzerine toz şeker dökülerek de yenir.

    17. Silor

    İnce boru şeklinde kıvrılarak bir 4-5 cm eninde kesilen yufkalar fırında kavrularak kurutulur ve yıl boyunca saklanır.Üzerine kaynar su gezdirildikten sonra bir kat yoğurt sürülür ve tere yağ ile servis yapılır.Tercihe göre, bir süre fırında pişirilir.

    18. Kaymaklı Börek

    İçine kaymak konarak taze yufka ile yapılan bir börek türüdür.

    19. Lokum

    Mayalı hamur ekmek kıvamında çorba hacminde top eklinde özellikle halis zeytinyağında kızartılır; bal, pekmez veya yoğurda banarak afiyetle yenir.

    20. Bişi

    Mayalı hamur ekmek kıvamında iki avuç içi büyüklüğünde ince yuvarlak pide şeklinde özellikle halis zeytinyağında kızartılır; bal, pekmez veya yoğurda banarak afiyetle yenir.

    21. Ev Makarnası (Mantı)

    Mayalı hamur muska veya eksem şeklinde içine kıyma konmadan makarna gibi pişirilir. Üzerine yoğurtsuz ve tere yağ dökülerek afiyetle yenir.

    22. Cevizli/Fındıklı Börek

    İçine öğütülmüş ceviz veya fındık konarak taze yufka ile yapılan bir börek türüdür.

    B) ÇORBALAR.

    1. (Nişoşlu) Yoğurt Çorbası

    Nane benzeri ve dağlarda yetişen "nişoş" aromalı bitkinin kullanılarak yapılan tere yağlı yoğurt çorbasıdır ve özellikle Artvin'in iç kesimlerinde yayla, mezra ve dağ köylerinde yaygındır.

    2. (Beyaz) Lahana Çorbası

    Beyaz lahana ince ince doğranarak yoğurt ve çok az un ile yapılan bulamaça su katılarak nane benzeri ve dağlarda yetişen "nişoş" aromalı bitkinin kullanılarak yapılan tere yağlı yoğurt çorbasıdır. Özellikle Artvin'in iç kesimlerinde ; yayla, mezra ve dağ köylerinde yaygındır.

    3. (Gemdimalı) Süt Çorbası

    Gendima (haşlanıp güneşte kurutulmuş buğday tanesi) ile su yerine süt katılarak yapılır.Bir tür, bol sütlü şekersiz (tercihe göre tuz katılabilir) sıcak sütlaç tadını andırır. Özellikle reyhan ve nane katılan bu çorba, Artvin'in iç kesimlerinde yaygındır.

    4. Kesme (Mantılı Süt Yemeği)

    Kesme (parça halinde içi boş mantı) su yerine süt katılarak yapılan bir tür çorbadır.

    5. (Siyah) Mercimek Çorbası

    İçine erişte biçiminde kesilmiş ev mantısı katılarak siyah mercimek ile yapılır.Üzerine tercihe göre sirke dökülerek servis yapılan bu çorba, Artvin'in iç kesimlerinde yaygındır.

    6. Çinçar (ısırgan otu) Çorbası

    Çinçar (ısırgan otu) ile yapıla daha çok sahil ve sahile yakın yerlerde yaygındır.

    7. Şalgam çorbası

    Şalgam (pancar) otu, un, yoğurt ve/veya taze kaymak bulamaçı ile yapılan bu çorba türü daha çok dağ köylerinde yaygındır.

    C) YEMEKLER

    1. Motrella

    İpsiz taze fasulye çok az su ile (yağsız) pişirilir.İçine kuru veya taze soğan,öğütülmüş ceviz veya fındık konarak iyice karıştırılırak servis yapılır.Özellikle mısır ekmeği doğranarak sıcak veya taze yenir.Daha çok sahil ve sahile yakın kısımlarda yenir.

    2. Lapurçen

    Bahar aylarında toplanan taze asma (üzüm) yaprağı güneşte kurutulur.İçine salça konulmadan özellikle zeytinyağı ile parça et veya kemikli etle birlikte doğranmış soğan ile pişirilir.

    3. Puçuko

    İpsiz taze fasulye güneşte kurutur.Özellikle kış aylarında, içine çok az bulgur ve salça konarak pişirilir.Tercihe göre üzerine sirke dökülerek yenir.





    4. Kara lahana

    Yıl boyunca tüm ilçelerde vazgeçilmez geleneksel bir yemektir.Kara lahana, ıspanak büyüklüğünde kesilerek suda iyice pişirilir.Suyu süzüldükten sonra içine mısır kırığı (ğırğıl), tercihe göre taze ekşi erik (veya marmeladı), taze mısır taneleri, acı sivri biber ve domates konularak iyice pişirilir.Üzerine eritilmiş tere yağ konarak servis yapılır.İçine taze pişmiş mısır ekmeği doğranarak afiyetle yenir.

    5. Çinçar (ısırgan otu) yemeği

    Özellikle bahar aylarında taze ısırgan otu ıspanak gibi pişirilir.


    6. Kabaklı Taze Fasulye

    Taze fasulye bol bal kabağı katılarak çok az tuz ve şeker ile pişirilir.

    7. (Bulgurlu) Taze Fasulye

    Taze fasulye, içine çok az bulgur pişirilir.

    8. (Kinzili) Taze Fasulye

    Taze fasulye, yörede salata vb yemeklerde kullanılan ve sevilen bir otsu bitki olan (maydonaza benzer) kinzi katılarak pişirilir.

    9. Kara Lahana Sarması

    Yıl boyunca tüm ilçelerde vazgeçilmez geleneksel bir yemektir. Kara lahana yaprakları suda iyice pişirilir.Suyu süzüldükten sonra özellikle kıymalı içle sarılır.Taze pişmiş mısır ekmeği ile afiyetle yenir.

    10. Çarğala (pazı) yemeği

    Yörede bilinen adı ile pazı, ıspanak gibi sulu veya yumurtalı özellikler zeytinyağda pişirilir.

    11. Taze fasulye kızartması

    Taze fasulye özellikle biber, soğan ve patates ile az zeytinyağında buğulanarak kızartılır.

    12. Kabaklı Pilav

    Pilavlık pirinç ve ince doğranmış bal kabağı birer sıra tencereye konur ve karıştırılmadan az ateşte pişirilir.Tercihen tere yağı kullanılır.

    13. Şalgam (Pancar) Yemeği

    Şalgam (pancar) patates yemeği gibi çok az pirinç ve salça ile pişirilir.

    14. Turşu Kavurma

    Özellikle fasulye turşusu ince ince doğranarak soğan (ve pırasa) ile çok az yağ ile buğulanarak kavrulur.Taze pişmiş mısır ekmeği ile afiyetle yenir.

    15. Hamsili Pilav

    Pirinç ve önceden ayıklanmış salamura veya taze hamsi ile birer sıra tepsiye dizilerek fırında pişirilir.

    16. Turşulu Pilav

    Pilavlık pirinç ve ince doğranmış özellikle fasulye turşusu az ateşte pişirilir.Tercihen tere yağı kullanılır.

    17. Hamsi Buğulama

    Kuru soğan ve limon halkalar halinde tepsiye bir sıra dizilir, üzerine ayıklanmış hamsi sıralanır.Üzerine tercihe göre sulandırlımış salça ve bir miktar sıvı yağ eklenir; az ateşte fırında pişmeye yakın üzerine maydanoz serpilir.

    18. Salamura Hamsi

    Özellikle sahil kesiminde hamsi sezon dışı kullanılmak üzere salamura olarak saklanır.İhtiyaç duyuldukça kullanılır.

    19. (Yatık) Döner (Çağ Döneri)

    Özellikle iç kesimlerde az yağlı koyun veya dana eti dilimler halinde şişe takılarak köz üzerinde yatık bir şekilde yavaşça pişirilir.Pişen kısımlar çağ adı verilen küçük şişlere geçirilerek yenir.Tercihen, et parçaları arasına soğan, domates veya taze biber konur.Karabiber ve tuz etin terbiyesinde vazgeçilmezdir.

    D) TAVA YEMEKLERİ

    1. Kuymak

    Eriyen ve uzayan (çiçil) peynir tercihe göre beyaz un veya mısır unu, çok az su ve tere yağ/sıvıyağ ile beğendi kıvamına gelene dek tavada karıştırılarak pişiriliir. Pişmenin en iyi işaretei kuymağım "kusması" yani yağını salıvermesidir.Tüm öğünlerde baştacıdır.Pratik ve kolay bulunurluğu bakımından her zaman tercih edilir.

    2. Kaymağın Kuymağı

    Taze kaymak tercihe göre beyaz un veya mısır unu ile beğendi kıvamına gelene dek tavada karıştırılarak pişiriliir. Pişmenin en iyi işaretei kuymağım "kusması" yani yağını salıvermesidir.Daha çok kaymağın bol olduğu yayla ve mezralarda yaygındır.

    3. Mıhlama

    Uzayan(civil) peynir eritilmiş tere yağda bir müddet pişirildikten sonra üzerine çırpılmış yumurta ilave edilerek ekmek banabilecek kıvama geldiğinde özellikler mısır ekmeği ile afiyetle yenir.

    4. Peynir tavalama

    Uzayan(civil) peynir ve tervihe göre süzme yoğurt veya lor eritilmiş tere yağda bir müddet pişirilir.

    5. Dügmeç

    Bayat ekmek terağda kavrularak (tercihe göre çok az peynir konabilir) genelde kahvaltıda yenir.

    6. Çılbır (Sarmısaklı)

    İçine çok az su konan bir tavaya kişi başına bir adet olmak üzere pişirilen yumurta üzerine (tercihe göre sarmısaklı) eritilmiş tere yağ dökülerek afiyetle yenir.

    7. Çılbır (Sütlü)

    İçine çok az süt konan bir tavaya kişi başına bir adet olmak üzere pişirilen yumurta üzerine eritilmiş tere yağ dökülerek afiyetle yenir.

    8. Kavurmalı Yumurta

    Kışlık olarak hazırlanan kavurma üzerine çırpılmış yumurta konarak tavada pişirirlir.

    9. Sahanda Yumurta

    Bakır sahan (tabak) içine konan tere yağ içine köy yumurtası konup üzeri bir başka sahan ile örtülerek kendi halinde pişmeye bırakılır.

    10. Kaygana

    Yumurta tercihe göre sade veya sebzeli omlet şeklinde tavada pişirilir.

    E) DİĞER

    1. Sığen

    Yeni doğum yapmış ineğin sütünden yapılan ve kendine özgü bir tadı olan yoğurt.

    2. Nağiço

    Koyun kuyruğu kavurması soğuk olarak kahvaltıda katık olarak yenir.

    3. Kavrulmuş Zeytin

    Yörede Çoruh şeriidnde yetişen zeytinlerin en kalitelisii özellikle az ısıda fıırnda çok az kavrulur. Kendine özgü lezzeti ve kısa sürede tüketilmesi zorunluluğu ile az üretildiği için yöred çok makbuldur.

    4. (Ceviz/Fındıklı) Cacık

    Rendelenmiş salatalık ve öğütülmüş ceviz/fındık içine su katılmamış yoğurt ile karıştırılır.Üzerine tercihe göre nane veya yörede yetişen reyhan konarak servis yapılır.

    5. Boran (pazı veya ıspanaklı yoğurt)

    Suda haşlanmış ıspanak veya pazı yaprağı cacık şeklinde yenir.

    6. Lorlu Pekmez

    Taze tuzsuz lor üzerine yöre pekmezi dökülerek tahinli pekmez kıvamında kahvaltılık olarak yenir.

    7. Haşlanmış Mısır

    Karlı kış günlerinde yazdan haşlanarak kurutulmuş mısır taneleri suda pişirilerek kaşıkla eğlencelik olarak sıcak yenir.

    8. Çaşur

    Kayalık ve yüksek alanlarda yetişen otsu bir bitki olan "çaşur" turşu şeklinde salamura olarak kahvaltıda veya diğer öğünlerde yenir.Yumurtalı ıspanak gibi de pişirilebilir.

    9. Küme

    Diğer illerde "sucuk" olarak da bilinen üzüm veya dut şırası, fındık veya ceviz içi ile yörede yapılan "kümenin" kendine has bir lezzeti vardır.

    10. Pestil

    Küme maltının bez üzerine yayılarak (özellikle ceviz ve fındık konmaksıızn)kağıt kalındığında kurutulmuş şeklidir.

    11. Kesme

    İçine ceviz veya fındık konmamış sade pestilin kalınca kesilip kurutulmuşudur.

    12. Papa

    Pekmez veya koyu marmelat mısır unu veya beyaz un ile malt kıvamında ateşte pişirilir; tercihe göre sıcak veya soğutularak (üzerine fındık veya ceviz konarak) yenir.

    13. Kağ (meyve kurusu)

    Doğranarak güneşte kurutulmuş meyve özellikle uzun kış günlerinde çerez gibi yenir.

    14. Çam sakızı

    Yöre ormanlarında yetişen köknar ağacı reçinesi sakız olarak çiğnenir..

    F) TATLILAR

    1. Hasuta

    Pekmez veya şeker nişasta az su ile tere yağda malt kıvamında pişirilir, sıcak servis yapılır.Özellikle, bebek,çocuk ve hasta yemeği olarak bilinir.


    2. Laz Böreği

    Köy yumurtası, tere yağ, süt ve şekerle yapılan karışım birkaç kat yufka arasına konarak fırında pişirilir. Pişmeye yakın üzerine karabiber taneleri serpilerek sıcak veya soğuk olarak afiyetle yenir.

    3. Şoti Baklava

    Saçda kavularak kurutulmuş yufka aralarına öğütülmüş ceviz veya fındık konarak yapılır; pişirildikten sonra üzerine baklava ağdası dökülür.Ağda baklavanın içine sinmesinden sonra servis yapılır.

    4. Kağ (kuru meyve) hoşafı

    Doğranarak güneşte kurutulmuş meyve ile yapılır.

    5. Erişte tatlısı

    İnce ince kıyılmış yufka fırında kavrularak kurutulur ve yıl boyunca saklanır.Üzerine kaynar su gezdirildikten sonra içine şeker katılarak tere yağda döndürülerek servis yapılır.

    6. Silor tatlısı

    İnce boru şeklinde sarılmış yufka birkaç santim genişliğinde kesilerek kurutulur ve yıl boyunca saklanır.Üzerine kaynar su ve tere yağ gezdirildikten içine şeker katılarak fırında pişirilir.

    7. Kayısefe

    Doğranarak güneşte kurutulmuş meyve (özellikle kayısı ve erik kurusu) içine öğütülmüş ceviz veya fındık katılarak çok az su ve tere yağ ile tavada karıştırmadan pişirilir.Tatlı veya yemek şeklinde yenir.

    8. Fırında Elma/Ayva

    Bütün elma veya ayva özellikle kış aylarında fırında pişirilir.

    9. Zurbiyet

    Kızdırılmış tere yağına bal, pekmez veya şeker ağdası ilave edilerek sıcak yenen tatlıdır.

    10. Elma Yemeği

    Dilimlenmiş elma çok az su şeker ve su ile pişirilir, üzerine öğütülmüş fındık veya ceviz dökülerek servis yapılır..
     
  13. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin el sanatları

    HALICILIK

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  14. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin FOLKLOR

    FOLKLORİK DEĞERLER

    [​IMG]

    Cumhuriyet dönemine kadar yöredeki en dikkat çeken erkek giysisi, yerli yünden köy tezgahlarında dokunan ve şal adı verilen kaba kumaştan dikilmiş şalvar ve çuha idi. Genç kızlar ise fistan ve üstüne sıkma yelek giyerlerdi. Bellerine kuşak sararlar, başlarına tepesi düz fes, bunun üstüne renkli yazma, en üstüne de beyaz uzun ve bir örtü (leçek) örterlerdi. Fesin altına Mahmudiye olarak adlandırılan para takarlardı. Yazma üzerine alından tüm şerit halinde dolayan poşu takılırdı. Ayaklarına yünden örülmüş çorap giyilirdi. Ayağa çapula ve yemeni adı verilen ayakkabılar giyilirdi.

    Geleneksel kıyafetlerde kullanılan kumaşlar:
    Canfes: Has ipekten kumaştır. Bu kumaştan kaftan, koçik, çeketa, boylama, palto gibi kıyafetler dikilirdi. Gösterişli bir kumaş olduğu için özel günlerde giyilirdi. Zenginlere ağalara beylere mahsus bir kumaştır. Bu isim kız çocuklarına ad olarak verildiğine göre halk arasında saygın bir yeri olmalıdır.
    Kutnu: Kadınların düğünlerde, özel günlerde giydikleri bir kumaştır. Koçik, etkelik, çeketa gibi giysiler yapılır, pul boncuk gibi aksesuarla süslenirdi.
    Pamuklu Kumaş: İpek ve pamuk karışımıdır. Kofta ve eteklik dikilirdi.
    Şal: Kuzu yününden yapılan ipin el tezgahlarında dokunan kumaştır. Peştamal dokunurdu.

    ARTVİN'İN KADIN GİYSİLERİ

    [​IMG]

    Üçetek:
    Şavşat, Artvin' in merkez köyleri, Yusufeli, Ardanuç ve Borçka'nın iç kısımlarıyla Arhavi ve Hopa' nın merkeze yakın köylerinde giyilmekte olup bu gün bile bazı köylerde üçeteğe rastlanmaktadır. Üçetek genel olarak düğünlerde ve bayramlarda giyilir. Yalnız kışın soğuktan korunmak için devamlı giyildiği tespit edilmiştir. Ön tarafı tamamen açık, belden az aşağıdan itibaren iki yırtmacı bulunmaktadır. Genellikle kalın ve parlak kumaştan olur.
    Fistan:
    rahat hareket edebilmek için alt tarafı oldukça geniştir. Beli bol ve ayak topuğuna kadar uzunluğu vardır. Etek kısmına süs şeritleri konur. Ön tarafı boğazdan göğüs altına kadar açıktır. V şeklindeki yakanın kenarları da şeritlerle süslenir. Şeritler üstüne düğmeler dikilir. Bu düğmeler daha çok gelinlik genç kızlarda görülür. Kolları uzundur ve ucu şeritlidir. Bazen üç etek giyilmeden sadece fitan giyilir.
    ŞALVAR:
    Boldur ve topuğa kadar iner. Topukta düğme ile bağlanır. Ağ kısmı geniş olur. Şalvarın genişliği Anadolu kanının bilhassa gurbetçi bölgeler de çokça işi yüklenmesi ve çok çalışması nedeni ile genişliğe gerek duyulduğundandır. Şalvarlar öteki giysilere nazaran daha kalın kumaşlardan yapılır. Alt kısmına yani topuktan 20-25 cm yukarı kadar daha kalın şal kumaş dikilir. Bunlara mahallinde tozluk denir.

    ARTVİN'İN ERKEK GİYSİLERİ

    [​IMG]

    Dağlık bir bölge olan Artvin de giysiler ekonomik ve sosyal şartlara uyum göstermiştir. Aslında bütün bölgelerde bu kural geçerlidir. Eskiden Şal- Çuha denen ve tezgahlarda dokunan kalın kumaşlar giyilirdi. Bu kumaşlar genellikle keçi kılından dokunurdu. Kıllar iğle iğrilerek ip haline getirilir kuyu denen tezgahlarda dokunurdu.
    Altta şalvar, arkası geniş ve yarım poturlu ağı ise biraz düşükçe alta doğru daralan bir şekildedir. Şalvarın en alt kısmına önceleri ayak tabanına geçecek şekilde ip bağlanırdır. Daha sonraları topuktan bir karış yukarı doğru yandan düğmeler dikilmeye başlanmıştır. Bu oturup kalkarken yukarı sıvanmayı önler. Bilahare bu ikip yerini geniş lastik alır. Yine yörenin çok dağlık olması tarım ve hayvancılıkla uğraşma gereği şalvarın şeklini etkilemiştir.
    Daha sonraları bu şalvarın yerini İngiliz külotu denen pantolonlar almıştır. Bunun özelliği alt taraf yine dar arkada potur yok diz ile bel arası kavisli bir şekilde olup dizden aşağı yandan düğmelidir. Ayakta ise bilindiği gibi çarık. Çarık daha çok iç kesimde giyilmektedir. Yağmurlu iklim bunu gerektirmiştir. Yine ayakta yün ve diz boyu çoraplar giyilir. Bu gün giyilen çizme daha çok Hopa ve Arhavi gibi kıyı kesimlerinde gelişmiştir. Yağmurun fazla oluşu, sahil halkının balıkçılıkla uğraşması buna sebeptir. Kakbul çarıklar öküz derisindendir. Vücudun üst kısmında içte gömlek vardır.
    Ön tarafı açık ve düğmelidir. Boğaz kenarında siyah şeritler bulunur. Bunlar süs olmayıp kiri göstermemek için uygulanmıştır. Boğaz yarım dik yaka şeklindedir. Cepken denilen üst giysisi şalvar gibi Şal - Çuha denen ve tezgâhlar da dokunan kumaşlardan olurdu. Ön tarafı elips şeklinde açıktır. Bağlandığı zaman belden sol taraf sağın üstüne gelir ve boğaz ile göğüs arası V şeklinde olur. Kenarları sarı veya beyaz şerit başta kabalak denilen başlık bulunur. Mısırın çok yaygın oluşu kabalağa bir de püskül takılmasını sonuçlanmıştır. Hem süs hem de sembol 'dür.
    Kabalağın yanları uzun olur. Bazen yanlar başa sarılırken bazen yüzü ve boğazı korumak için kullanılır. Kıyı kesimlerinde kuşağın yerini kemer alır.

    ARTVİN'İN ÇALGILARI

    [​IMG]

    Artvin de zurna olarak orta kaba Zurna kullanılır. Davul orta boy davuldur.
    Tulum: Bu yörede çalınan tulum Doğu Karadeniz in kıyı kesiminde çalınan tulumun sesini tutmaz. Onlar genellikle ince sesli hemen hemen kemençe ayarında tulum çalarlar. Artvin ve iç bölgelerdeki daha kaba seslidir. Sesi bir hayli gürdür. Karadeniz tulumunda, bilhassa Hemşin 'liler çaldıkları tulumda tonu veren Daden denilen kısımlar beşer deliklidir.

    Artvin içinde ve çevrede Öküz bonuzu ses tonunu gür ve toplu vermesi için havın ucuna takılır. Üflenen kısma sübap takılmadığı için tamamen nefes gücüne dayanır. Yusufeli ilçesi ve köyleri bu çalgıyı devamlı kullanmaktadır. TULUM KESİNLİKLE YANINDA BAŞKA BİR MÜZİK ALETİ KABUL ETMEZ BAŞLI BAŞINA BİR ÇALGIDIR.
    Akordeon: Yörenin ana çalgılarından olması mümkün değildir. Ruslardan etkilenerek kullanılmıştır. Bütün bunlardan başka son zamanlarda ney, klarnet, de çalınmaya başlanmıştır.


    [​IMG]
     
  15. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Artvin Geleneksel Türküleri

    ATABARI

    1936-1937 yıllarında Artvin oyun ekibi, Büyük Ata’nın isteği ile Balkan Festivaline çağrılır. Murat Coşkun ve Ahmet Çevik’in anlattıklarına göre ekip, Halvaşi Servet Başkanlığında Hüseyin, Murat, Ahmet, Ziver, Tahsin ve Ali Beylerden kuruludur.

    Çağrı üzerine yola çıkan ekip 20 günde Tophane’ye ulaşır. Görevlilerce karşılanan ekip, konuk ekiplerle tanıştırılır. Büyük Ata, kırk gün, kırk gece süren eğlenceleri özellikle izlemektedir. Dolmabahçe sarayında gösterilerin yapıldığı salon hınça hınç doludur.

    Ata Savarona ile gece saat 11.00-11.30’da, bandonun vals çalışı ile gelirler. Artvin oyun ekibi, o gece programın sunucusudur.

    Murat Coşkun, bu geceyi şöyle anlatmaktadır:”Oyunlarımız; Düz horon, Deli Horon,Sasa Artvin barı ile oynayacağımız bugünkü Atabarı idi. Oyunlar beşer dakika ile sınırlıydı. Çağrıldık; diğer oyunlar bitip sıra Artvin barına gelince, salon çınladı. Öteden beri Ata’yı gözle izliyordum.

    Yerinden kalktı, piste doğru ilerledi. Ziver’le Hüseyin Gürel’in arasında oyuna girdi. Ata’yı gören diğer büyüklerde kalktılar. Oyuncular yirmibeş otuz kişi oldu. Benden pınar gibi ter akmaya başladı. Ata’nın oyununa çalgı çalmak zordu.

    Gecenin en coşkun bölümü olan buan, yirmi dakika sürdü, Ata ve yanındakiler ayrıldıktan sonra bizler Maradit Deli Horonu adı ile “ Şimdiki hemşin horonu” oynadık ve gösteri bitti.

    Park Otel’de ekiplere verilen yemekte Ata özel beğeni ile Artvin ekibine birer kadeh rakı sundular. Bizler teşekkür ile karşılık verince, üçer tane badem verdiler. Yemedik, sakladık. Artvin’e dönüşte Valimiz, gezi izlenimlerimizi dinlemek üzere bizleri topladı. Bizde söz arasında Ata’nın bizimle oyun oynadığını anlattık. Bademlerini kendilerine sunduk.

    İşte bu izlenimlerin verdiği duygu ve düşünce ile barın adının Ata’mızın adı ile ölmezleştirilmesi ve Vali Beyin bizlere önder olmasını istedik. Uygun buldular. Anımsadığıma göre, Ata’ya çekilen tel, şu anlamda idi: Balkan festivalinde ekibimizle lütfederek oynadığınız Artvin barını “ATABARI” olarak adınızla ölümsüzleştirmek istiyoruz, izninizi dileriz. Gelen yanıt (cevapta) ise uygun bulunduğu “Muvafıktır” şeklinde belirtmekte idi.”

    İşte Atabarı, o günleri yaşayanların anlatımı ile Atatürk’e atfen “ATABARI” ismini almıştır. Oyunda sayı sınırı olmayıp, kız-erkek-karma veya yalnız kız, yalnız erkek olarakta oynanır. Oyun, sağ yay üzerinde yarım daire, başlangıç ve bitişte düz çizgi halinde oynamaktadır. Oyun, günümüze kadar geleneksel forumları içerisinde sergilenmiştir. (Kaynak: Sarı Çiçek Aylık Halkbilimi Gazetesi-Artvin), 19 Temmuz 1973 (Mustafa AZİZAĞAOĞLU)



    ATABARI

    Bu babamın evidir
    Tahtaları kavidir
    Çalın vurun oynayın
    Burası düğün yeridir.

    Uzun uzun kamışlar
    Ucunu budamışlar
    Benim elâ gözlümü
    Gurbete yollamışlar


    Ben bir uzun kamışım
    Yoluna dikilmişim
    İster al ister alma
    Alnına yazılmışım.

    Bahçesi var bağı var
    Ayvası var narı var
    Atamızdan yadigâr
    Bizde Ata Barı Var.



    AHÇİK BARI-AKÇİK BARI



    Ahçik barı, atabarı oyununu andırır. Farklı olarak figürlerin sağa ve sola yapılarak vuruşları vardır. Tek sıra bağımlı, sağ yönden çizilen yay üzerinde oynanır.

    Ahçik barı, bir çok oyunda olduğu gibi yine düğün,bayram ve eğlencelerde yalnız kadınlar tarafından oynanan bir oyundur. Oyunun geleneksel tavrı yarım daire biçiminde sağ yay üzerinde oynanan düzenlemeler, oyunun geleneksel tavrı içerisinde yapılmıştır. içerisinde yapılmış olup değişiklikler söz konusu değildir.



    ARHAVİ CANLISI



    Bu oyunda yeni ve ortaya pek çıkmamış oyunlarımızdandır. Hem müzik hem de oyun bakımından çok hareketlidir. Arhavi' nin Murgul' a yakın kısımlarında oynanır. Erkekler ve kızlar ayrı ayrı oynarlar . İsmini yine Arhaviden almıştır. Canlılığı ve hareketli oluşu özelliğidir. Müzik olarak davul, zurna veya kemençe kullanılır.

    Bu oyunun biraz daha değişik olan bir türü Barhal ve Rize ye yakın köylerde oynanmaktadır. Yaylanmaları ile titremelerle ileri geri gelme ve sekmelerle Karadeniz ekibinin oynadığı horonların özelliğini gösterir. Denizin dalgasından ekin tarlasının rüzgar etkisi ile yatıp kalkmasından balığın titremesi gibi tüm esintiler oyunda mevcuttur.


    CİLVELOY



    Cilveloy, genellikle halka yapısı biçimde oynanan bir kadın oyunudur. Oyun oynanırken, atma türküler söylenerek karşılıklı soru ve cevaplarla oynanan oldukça estetik bir yapıya sahip, sağa sola yürüme ve üçleme figürlerinden oluşur.

    Cilveloy, düğün ve eğlencelerde daha çok türkü olarak söylenip kadınlar tarafından oynanır. Oyun, ismini türkü sözlerinden almıştır. Oyunda anlatılmak istenilen tema beğenme, beğenilme ve kur yapma gibi genelde düğün ve özel eğlencelerde oynanır. Halka yapısı biçiminde oynanmaktadır.



    COŞKUN ÇORUH



    Yöremizde, bahar aylarında kar sularının erimesi, yağmurun yağması ile çeşitli dere ve ırmakların Çoruh nehrine dökülmesi sonucu azgın bir hale gelen nehir, bölge halkımıza çoğu zaman mal ve can kaybına neden olmaktadır. Bu nedenle oyun, Çoruh’u konu alarak, yaz ayları durgunluğu ile bahar aylarındaki azgın anlarını sergilemektedir.

    Oyun kapalı halka içerisinde ağır olarak başlar; hareketler anında hızlanarak devam ettirilir. Oldukça sert oynanan bir oyundur. Ağır bölümleri ezgi ile oynanır. Hızlı bölümleri ise sadece ritim eşliğinde oynanır. Oyun, yalnız erkekler tarafında oynanır. Oyun anonim olup ilk kuran kişi hakkında kesin bulgu yoktur. Oyunun başlangıç ve bitişi, düz çizgi olup, halka yapısı içinde oynanır. Belli sayı sınırı yok; ancak, çok kalabalık sayılarla,oyun, hızlı olması yüzünden oynanmaz. Oyun, herhangi bir düzenlemeyle şekillendirilmemiş, geleneksel formu içerisinde oynanır.



    DELİ HORON



    Deli horon, halka yapısı içinde oynanan, Artvin’in temel oyunlarından biridir. Horona “Deli” ön adının takılması, oyunun “deli dolu” diye tabir edilen biçimde oynanmasından kaynaklanmaktadır. Figürlerin birçok bölümü gerginlik, sertlik ve gerilim içerisinde canlı olarak yapılması, oyuna bu niteliği kazandırmaktadır.

    Oyunda coşkuyu sağlamak için, atılan uzun nağaralar (Kıcına) esastır. Komut, veren tarafından her figürü belirleyen yöresel tabirlerle (Yöresel sözlerle) anında verilir.Örneğin : Başla, başla-işle, işle kollar üste, Kollar siya-kındır oyna, Dura dura-Kollar çabuk-Gel oguna diza-Vuur orta topuk gibi belli komutlarla oyun yönetilir.

    Oyunu oynayanlar, belli bir sayı ile sınırlanamaz; genellikle açık hava ve harman gibi yerlerde oynanır. Oyunun kaynakçası hakkında ve hazırlanışı, oynanışı, hareketliliği yörede birlik, beraberlik ve dayanışma sembolü olduğuna, kararlılık ve güçlük ifadesini belirttiği yolunda ortak düşünceye varılmıştır.

    Halk arasında bu oyuna ilişkin olarak, deli horon oynanan yerde “Kırk yıl ot bitmez” sözü yaygındır. Oyun, ayrıca bazı kesimlerde (Kuçen deli horonu, Kocabey deli horonu) gibi isimlerde oynanır. Oyun kuran kişi bilinmeyip Artvin ve beldelerinin en güzide oyunudur. Yalnız erkekler tarafından oynanır.



    DÖNE



    Döne oyunu, bir genç kızın elinde aynası ile yüzüne bakarak kaşlını, gözünü, saçlarını düzeltmesi ile ve oyun içerisinde de görüldüğü gibi her yöne dönüşü ile, genç kızın kendi kendini süslemesi ile, haz duyarak kuruntu içerisinde oynanan bir oyundur.

    Oyun, tek sıra bağımlı sağ yöne çizilen yay üzerinde oynanır. Oyunun içerisinde yer alan döne “Dönüş” figürlerinde döne ismini alır. Öne çift sol,çift sağ ayak çıkararak sola ve sağa çift sağ ayak çekerek yine öne ve yana el çırparak, dört yönlü dönerek, öne çöküş yaparak belli sırayla oynanır. Oyun komutları “hop” diye verilir.

    Oyun, beğenme,beğenilme temalarını işleyip sadece kadınlar , genç kızlar tarafından oynanır. Belli bir sayı sınırı olmayıp oyunu ilk kuran kişi kesin belli olmayıp anonimleşmiş bir oyundur.



    DÜZ HORON (VARAGELA)



    Yukarıda üç isim altında toplanan bu oyun, yörede değişik isimlerle oynanmasına rağmen, aynı karakteri taşıyan bir oyundur.

    Düz horon, genellikle düğünlerde kız ve erkek tarafından birleşerek, dostluklarının sembolü olarak, çoğunlukla yüz açımı törenlerinde oynanan bir tür oyundur.

    Düz horon, halka yapısı biçiminde oynanan temel oyunlardan olup, hareketli, estetik, oldukça canlı bir oyundur. Oyuna düz horon denmesinin (Bazı yerlerde adi horonda) iki neden olabileceği kanısındayız. Birincisi, genellikle düz horon , düz bir alanda (Harman) da oynanmasından benzetilmiştir. İkincisi ise, Çoruh nehrinin durgun anlarını sembolize etmiş olması, oyuna, zaman zamanda durgun Çoruh’ta söylenir.

    Oyunun başlangıcından bitişine kadar, belli bir tempo ve coşku ile oynanması, uzun nağraları ile oldukça estetik bir yapıya sahiptir. Oyun, belli bir sayı ile sınırlanamaz. Yörede en çok oynanan bir oyundur ve en kalabalık kitlenin katılımıyla, büyük bir coşkuyla oynanır. Oyun, çeşitli isimler altında tek karakterde oynanan oyundur.



    HEMŞİN OYUNU



    Hemşin horonu, yörede yaşayan “hemşinliler” tarafından oynanan bir oyundur. Daha çok sahil kesmi , Hopa civarında, halka yapısı içerisinde, genellikle tulum eşliğinde oynanır. Oyun 7/8 ritimle (7/8’lik) oynanır.

    Artvin civarlarında, bir düğünde gençlerden kurulu bir oyun ekibinin, gösterisinde oyunun oynandığı yerin tahtadan; yani ağaçtan yapılan bir zemin üzerine sertçe vurmaları, sıçrayıp düşmeleri sonucunda sahnenin çökmesi, bir benzetme ile oyuna “Atom” denmesine neden olmuştur.

    Hemşin oyunu, yine kendi komutlarıyla yönlendirilir. Örneğin: Siya, siya-Savuş, savuş-Geldum, geç-Geçte,dura-Geldi Hemşin gibi tabirlerle söylenip belli bir sayı ile oyuncular sınırlanamaz. Oyunun oldukça sert ve akıcı olması, yöre oyunlarının tipik örneğidir. Oyun, yalnız erkekler tarafından oynanır.



    KARABAĞ



    Yöremizin coğrafi konumu , arazi ve iş gücünün çok zorlu şartlar içerisinde yapılması nedeni ile hayırlı işler, kız köçürme, oğlan evlenmelerde düğün ve nişan gibi törenler genelde iş gücünün az olduğu güz aylarına bırakılır. Ancak, “gönül ferman dinlemez” deyiminden yola çıkan bir genç oğlan, bir kıza deli gibi vurulur. Kara sevdaya düşer. İş, güç, yaz, kış, bahar, dinlemez; yaz aylarında aile büyüklerini kız evine elçiliğe gönderir. Fakat, yukarıda bahsettiğimiz gibi tabiatı ile kız evi büyükleri, “yaylalar insin, bağlar bozulsun hele bir bakalım” gibi sebeplerle geri çevrilir. Yaylaların bozulması, bağlardaki hasatın toplanması, kız hazırlığının tamamlanması, karşı dağlara kar yağması ile belli olurmuş. Aşık genç, hergün kalkıp dağlara bakarmış; kar ne zaman yağacak diye Nihayet bir sabah kalkar ki, karşı dağlara kar yağmış; gencin aşırı haz duyması ve sevinci ile dağa doğru “kara bak! Karabağ” diyerek, hem oynayıp hemde bağırarak dağa doğru koşmasıyla sevincinden kaynaklanan bir aşık oyunudur. Karadağ, tema olarak Azeri kökenli olup, aynı sevinci paylaşan kızın da öyküsünü konu olarak, karşılıklı oynanan bir oyundur. Oyunu ilk kuran kişi bilinmemekte, oyun bir kız-bir erkek tarafından solo gösteri nitelikli, beğenme, beğenilme sevgi ve aşkı konu alır. Düğün ve özel eğlencelerde çok oynanır. Belli sayı sınırlamadan, isteyen kızlı-erkekli kalkıp oynarlar.



    KOBAK



    Kobak bölgemizde bir köy adıdır. Oyun halka yapısı biçiminde genellikle tulum eşliğinde erkekler tarafından oynanır. Bu oyun Yusufeli ilçemizin yakınında Kobak köyünden adını almıştır. Oyun içerisinde, belli bir yerde, ezgi değişir ve bu bölümde türkü söylenir. Sonra tekrar oyun müziğine geçilerek, oyuna devam edilir. Oyunun kaynaklanması Çoruh nehri ile de ilgilidir. Oyun içerisinde bazı figürler, Çoruh nehri üzerinde kürek çekme hareketlerini gösterir.

    Kobak oyunu, belli başlı komutlarla, Topal, topa-İşle, işle-üç vur sağa, üçte sola çek kürek çekha vurdu kobak gibi terimlerle kendine özgü bir oyundur. Oyun, halk arasında sıkça olarak genelde erkekler tarafından oynanır; kız-erkek karmada oynanabilir. Daha çok düğünlerde harmanda oynanır. Belli bir sayı sınırı yoktur. Oyun, halka yapısı biçiminde oynanır. Oyun, ismini bir köy adıyla almıştır. Oyunu ilk kuran kişinin o köyden olması gibi, kesin bir bulgu yoktur.



    KOÇERİ-KOÇÇARİ



    Koçeri, adını bir erkek isminden almıştır. Bu kişi , çok gezen, çok dolanan, yerinde durmayan bir kişidir.

    Hâlende günümüzde çok gezenlere derler ki tabiri caize “Koçeri misin, ne gezip duruyorsun?” Bölgede, genç kızların bir kahramana olan duygu ve çağrısını dile getirir bir oyundur. Genç kızların bir koçeriye vurulmasıyla onun gördükleri zaman beğenilmek maksadıyla oynadıkları bir oyundur. Oyun oynanırken bu kahramanı da şöyle davet ederler. “Oy ninni koçeri, sallanda gel içeri” diye oynanıp söylenerek, mısralarla kahramanı davet ederler.

    Oyun, halay yürüyüşü gibi başlar; hızlanma çapraz ve çöküş

    figürlerinden oluşur. Oyun, halka yapısı biçiminde oynanıp belli bir

    sayı sınırı yoktur. Oyunu kuran kişi (Koççari) isimli bir erkek

    olduğu araştırılmış olup, genç kızların bu koççariye karşı

    duygularını dile getirmeye çalıştıkları bir oyundur.



    MENDO BARI



    Araştırmalara göre “Mendo”, bir erkek ismidir. Aynı kişinin, oyunu, kendisinin uyarladığı bilinmektedir. Kişinin, haz duyarak oynadığı söylenmektedir. Oyun ağır hareketlerle başlar; birden hızlanan bir tempo ile devam eder. Oyun içerisinde çok yönlü dönüşler olup, tek sıra bağımlı ve sağ yöne çizilen yay üzerinde oynanır. Oyunun içindeki üçleme figürleri, diğer oyunların bir çoğunda görülen tipik figürlerinden biridir. Yürüyerek ayak çekme, üçleme, çöküş gibi figürlerin belli bir sırayı takip ederek, yavaş ve hızlı bir şekilde oynanmasından oluşur. Oyun, kişinin adını konu alan bir oyundur. Oyun, kızlı-erkekli veya yalnız erkekler tarafından da oynanır. Oyun kişinin kendini gösterme amacı ile daha çok düğünlerde oynanır.



    SARI ÇİÇEK (SARI KIZ)



    Sarı çiçek, yörede çok yaygın bir oyundur. Yörede, sarı kızın,etkin olması konusunda birçok rivayetler vardır. Ancak bunlardan biri, en sağlıklısıdır. Yaptığımız araştırmalara göre 1124 senesinde Çoruh boylarında yerleşen Hıristiyan Kipçak Türklerini, müslüman yapmak maksadıyla Mısır’dan, adı “Şehsan” olan Şeyh, kuvvetleri ile Çoruh vadisine gelirler. Orada bulunan Benek hakimin,sarışın,gökyüzü kadar güzel,sarı saçlı kızını görünce aşık olur. Şehsan ile kızın arasında büyük bir aşk başlar. Kız, müslümanlığı kabul eder; ancak, babası buna asla razı olmaz. Kızın babası Şehsan’ın kuvvetleri ile çarpışmaya başlar. Benek hakimi üstün kuvvetleri ile çarpışma sonucunda Şehsan’ın ordusunu bozguna uğratır. Şehsan sevgilisini yanına alarak, tüm ordusu kılıçtan geçirilir.

    Şehsan ve sevgilisi sarı kız, kurtulma ümidi ile dağın yamaçlarına doğru kaçmak isterler. Benek hakimi askerleri tarafından görülür ve peşlerine düşülerek şehit edilirler.

    Oyunun bu olaydan kaynaklandığı, Şehsan’ın sevgilisi Sarı kızın

    nazı ve sonra aşklarının birleşmesi arasındaki öyküyü temsil ettiği

    kabul edilir. Oyun, düğün ve daha çok eğlencelerde oynanır. Bir

    kız, bir erkek tarafından sevgiyi, aşkı ve naz yapmayı konu

    almıştır.



    SOL AYAK



    Bu oyun kendisini pek göstermemiş yani tanınmamıştır. Tulumla

    oynanır. Sol ayakdenmesinin sebebi Erenköy de sol ayağı topal bir

    kadının bu oyuna olan düşkünlüğü ve çok iyi oynayışı nedeni iledir.

    Yaygın değildir. Erenköy, Moğun, Uçer, Kivi gibi köylerde oynanır.

    Oyunun komutları sol ayakta verilir. Tek sıra veya yarım daire

    şeklinde oynanır. Kulağa hoş gelen bir müziği vardır. Çalgı

    kesinlikle tulumdur. Komutlar koppa , sağlı sollu ile, dura gibi

    verilir.




    ŞAHLAN (ŞEYHA)



    Şahlan, yörede daha çok yükselmeyi, büyümeyi, onuru,gururu, kahramanlığı simgeleyen bir sözcük olarak kullanılır.

    Taşımacılık,ulaşım ve çete savaşlarında At’ ın önemi büyük olan bu bölgemizde de hayvanın şahlanıp iki ayak üstüne kalkması, yükseliş ve sevinci tanımlamasıyla, oyundaki yükseliş anındaki bağırmalar, buradaki kahramanlık duygusunun sembolüdür.

    Başlangıç ve bitiş hariç, kapalı halka halinde oynanır. Oyun içerisindeki yaylanma, halay karakterine sekmeli koşma (Sağ yana doğru), çöküşleri ve topuk üçlemelerinden oluşur. Ardından anlaşıldığı gibi oyun, (Şahlanmayı,yükselmeyi) sevinci simgeler. Oyun oynanırken bu şahlanış açıkça görülür. Erkeklik ve kadınlık varlığının sağlanması, kahramanlık duygularının vurgulanmasıdır.

    Oyun, “Hop, hopde...” komutları ile oynanır. Oyun, anonim olup, kuran kişinin kesin bulgusu yoktur. Diğer oyunlar gibi çok fazla oynanan bir oyun değildir. Kız-erkek karma oynandığı gibi yalnız erkek olarakta oynanır.



    ŞAVŞAT BARI (Çift Jandarma)



    Şavşat Barı, genellikle türküsü söylenerek oynanan diğer bar türlerinden, üç ayak,ağır bar gibi isimler altında toplanıp oynanan bir oyundur.

    Oyunun bulgusu ise, çok eski tarihlere dayalı bir aşk öyküsüdür. İki genç arasında büyük bir aşk başlar. Bu karasevdayı bilmeyen kalmaz. Birçok insan, bu gençler için nağmeler yapıp türküler söylerler. Artık kızı istemenin zamanı gelmiştir. Genç oğlan, kızı istetir; ancak, kız babasının kesin razılığı olmaz. Herşeye rağmen geri çevirir. Kızını bir başkasına (Beşik kertmesi) sözlemiştir. Bahar ayları gelince köylerden, yaylalardan göç başlar. Bu göçler halk arasında büyük eğlencelerle tertiplenir.; bunlarda yer yer isimlendirilir. Bu mevkideki ismi ise (Vargoda) yayık yaylamak, yayla zamanı eğlenceleri olarak bilinir. İşte bu tarihlerde, genç oğlan,sevdiği kızın verileceği genci vurur ve köyden kaçar. Köy halkının yaylaya çıkmasını bekler ve o gün gelir. Köy halkı, binbir eğlence masallarıyla göçe koyulur. Uzunca bir yol aldıktan sonra, ilk konaklayacakları mevkiye gelirler. O düzlüğün, yani mevkinin ismi (Vaket)’tir. Vaket’e gelirler. Genç oğlan, sevdiği kızında orada olacağını bildiğinden, bunu takip eder. Köy halkı burada eğlenmeye başlar. Davul,zurnalar çalınır;türküler söylenir.; oynanır; koçlar kesilir; kebaplar vurulur; yiyilip içilir. Genç oğlan, halkın arasına gelir; uzaktan sevdiği kızı gözler,kızda sevdiğini görür ama, bir türlü yaklaşamazlar. Bakışıp hasret giderirler. O arada genç kız, birde ne görsün, karşıdan iki jandarma geliyor; sevdiğini götürecekleri genç kızın içine doğuyor. Genç kız, acılar ve üzüntüler içerisinde ağlayarak jandarmanın görünmesiyle ağıt yakarak bu türküyü söylüyor ve ağlıyor.

    Oyunun türkü sözlerinde ise, Çift jandarma geliyor kaymakam konağından, Fiske vursam kan damlar, kırmızı yanağından,böyle esinlendiği gibi birde, Cebi dolu paketi, giyme yeşil caketi, Yar Allah’ın seversen, gel dolanak Vaketi’nde ise sevdiği genç, yeşil bir ceketle oraya gelir; bu, tanınırsın anlamında. Gel dolanak vaketi ise, kaçmak anlamında sevdiği gence çağrı yaparak söylenen bir türküdür.

    Daha sonra bu öyküyü yaşayanlar, gençlere atfen ve hatırlamak, yaşatmak maksadıyla halk arasında türküsü söylenip oyuna dökmüşlerdir. Oyun, halk arasında sıkça oynanan bir oyundur. Belli bir sayı sınırı yoktur; kız-erkek genelde karma olarak oynanır. Oyun, çizgi ile başlayıp yarım daire sağ yay üzerinde oynanır.

    TEŞİ



    Artvin ve civarında, genelde iç kesimlerde, toplu iş gücüne dayalı birlikte yapılan çalışmalara “Meci-İmece” adıyla toplanırlar. Yöre halkı kış gecelerinin boş geçmesi, gece eğlenceleri yapılması amacıyla, yün eğirme, mısır ayıklama, tütün doğrama gibi bazı işlerini kış gecelerinde, komşuları davet ederek hem çalışır; hem de gece eğlenceleri düzenlerler. Bunlar maniler, bilmeceler,karşılıklı atma türküler ve orta oyunları gibi eğlencelerden oluşur.

    Teşi ise yün eğirmeye yarayan aracın ismidir. Teşi, ağarşak ve iğden oluşan, ağaç bir araçtır. Bu araçla, yünden iplik yapılmasını canlandıran yün eğirmeyi temsil eden bir oyundur. Oyun oynanırken ayak, el figürleri ile adeta yün eğiriyormuş gibi gerçek figürlerle gösterilir.Oyun figürleri, estetik yönden ağırlık taşır.; ayak üzerinde esneyerek yürünür ve elde teşi ile yün eğrilir. Teşi oyunu, kadınlar tarafından oynanır. Belli bir sayı sınırlaması olmayı genellikle bağımsız ferdi olarak oynanır. Teşhi havası olarak ta anılan oyuna ait ilk nota derlemesi 1945 yılında Muzaffer SARISÖZEN tarafından yapılmış ve TRT Repertuarına kazandırılmıştır.



    UZUN DERE



    Uzun dere, yörede, gelinin (Puhaça) yoğururken genç kız ve kadınlar tarafından oynanan bir oyundur. Uzun dere “İnce dere” , yörede bir yer ismidir. Oyun. İçerisinde anlatımı bu yörede daha çok yapıldığı için, ismini bu bölgeden almıştır. Uzun dere oyununu oynayan oyuncuların ellerinde buğday, arpa daneleri, oyunla birlikte gelinin başına serpiştirilir. İnanışa göre gelinin rızıklı, bereketli olması inancı ile temsil edilir.

    Gelin, hamur yoğururken teknenin içine lira veya bozuk para atılır. Bu da aynı anlam içerisinde, gelinin, bolluk bereketlilik getirme inancını simgeler. Hamur pişirildikten sonra etrafındakilerce yenmesi için parça parça kırılıp dağıtılır. Ekmeğin içindeki para kime çıkarsa, uğurlu sayıldığından saklanır. Ekmeğin içinde para çıkan kişi genç kız veya erkekse, bu parayı gece yastığının altına koyup yattığı zaman, kendi kısmetini görürmüş diye inanılır. Oyun, düğünlerde yüz açımı töreninden sonra damat evinde, puğaça yoğrulup, gelinin bereketli olması dileğiyle oynanan , belli sayı sınırı olmayıp genç kız ve kadınlar tarafından oynanır. Oyun ferdi hareketlerle oynanır. Oyunu kuran kişi çok eski bulgulara dayalı olup gerçek kaynağı bilinmektedir.



    ÜÇ AYAK – AĞIR BAR

    Yurdumuzun bir çok yöresinde adımlardan ismini alan, bölgemizde de aynı isim altında bar türünde oynanan bir oyundur. Oyunun ağırlama, hoplatma, hızlanma bölümleri vardır. Oyunun üç ayak adında oynanması, üç adım kuralına bağlı olmasındandır. Oyun, tek sıra bağımlı, sağ yöne çizilen tek sıra halinde oynanır. Bölgemizde bu tür oyunlar, bir çok isim altında oynansa bile, hepsini toplayıcı özellik olarak üç ayak ismi kullanılır.

    Yöremizde, ağırlama bölümlerinde, bu tür oyunlarda kadınlar ve erkekler tarafından, karşılıklı atma türküleri söyleyerek oynanabilmektedir. Oyun, sağ yay üzerinde yarım daire formunda oynanır. Kız-erkek karma veya yalnız bilinmemektedir. Halk arasında düğünlerde, harmanda sıkça oynanılan bir oyundur.
     
Artvin Şehir Tanıtımı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Samsun Şehir Tanıtımı

    Samsun Şehir Tanıtımı

    samsun şehir merkezi samsunun koordinatları samsun tanıtımı karayolları misafirhanesi samsunu tanıt Samsun Genel Bilgi Karadeniz Bölgesi’nin orta kesiminde yer alan Samsun, doğuda Ordu, güneydoğuda Tokat, güneyde Amasya, güneybatıda Çorum, batıda Sinop illeri, kuzeyde de Karadeniz ile çevrilidir. İl toprakları güney kesimde yer alan orta yükseklikteki dağlık alandan alçak düzlüklerin yer...
  2. Düzce Şehir Tanıtımı

    Düzce Şehir Tanıtımı

    düzcenin köyleri düzce şehir merkezi düzce nin köyleri düzcenin doğal güzellikleri Düzce'nin tarihi 14. yy'dan daha gerisine dayanmamaktadır. Ancak Düzce’nin 8 km kuzeyinde yeralan Konuralp kasabasının tarihi MÖ 3. yy' a kadar dayanmaktadır. Konuralp'in mevcut arkeolojik eserlerden saptandığı kadarıyla zengin bir tarihi vardır. Konuralp M.Ö. 74 yılına kadar Bilecik, Bolu, Kocaeli ve Sakarya...
  3. Bolu Şehir Tanıtımı

    Bolu Şehir Tanıtımı

    Yüzölçümü: 11.051 km² Nüfus: 380.543 (1990) Yeşil ve mavinin kucaklaştığı, birlikte uyuyup uyandığı, rüzgârın başı dumanlı dağlarda efsanelerin en dramatiklerinden birini hâlâ fısıldadığı, binlerce yıldır bir çok uygarlığın filizlenip boy attığı ve meyvelerini bıraktığı şehirdir Bolu. Bolu'nun, tabiat, insan ve tarihin el ele verip yoğurduğu güzelliklerini görmek, dağların söylediği Köroğlu...
  4. Kırıkkale Şehir Tanıtımı

    Kırıkkale Şehir Tanıtımı

    kırıkkale şehri kırıkkale tanıtımı kırıkkalenin tanıtımı doğal güzellikleri tanıtım Yüzölçümü : 4.365 km² Nüfus : 349.396 (1990) İl Trafik No : 71 Kırıkkale Orta Anadolu, Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kavşak noktası konumunda olması itibariyle önemli bir coğrafi konumda bulunmaktadır. Zengin tarihsel ve kültürel bir geçmişi olan yöre bir turizm...
  5. Hatay Şehir Tanıtımı

    Hatay Şehir Tanıtımı

    hatay tanıtımı hatay tanıtım ın tanıtımı hatayın yer fıstığı nasıl kavrulur Dünyanın en eski yerleşim birimlerinden olan Antakya, bütün dinleri, kültürleri bir arada barındıran bir şehirdir. Birçok çağa, savaşa, olaya karşı dimdik ayakta kalarak direnen Antakya, bu kültür mozaiği içinde bugünlere kadar gelerek kendini kanıtlamıştır. Eski çağlarda dünyanın ikinci büyük şehri unvanına sahip...

Sayfayı Paylaş