gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    Aşık Hüseyin Gürsoy

    Konu, 'gönül verenler' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    Ne Haldeyim Ela Gözün Süzenler N'olur Suna Boylum Gör Beni Beni Eşinden Ayrılıp Yaslı Gezenler
    Her Sabah Her Akşam Der Beni Beni
    Yar Beni Beni Uy Beni Beni Vay Beni Beni

    Der Hüseyin`im Üstadımı Bulayım
    Değmen Bana, Yana Yana Öleyim
    Sevdiğim Kapında Kölen Olayım
    Müşterim Bulursan Ver Beni Beni
    Yar Beni Beni Uy Beni Beni Vay Beni Beni

    Sivas’ın önde gelen âşıklarındandır. 1902’de Şarkışla’nın Sarıkaya köyünde doğmuştur. İsmail ve Bassey’in oğludur. Küçükken babasını kaybetmiştir. Çocukluğunda Ali Efendi ve Abdullah Hoca’dan ders almıştır. Şehriban hanımla evlenmiş bu evlilikten bir kızı olmuştur. Gençliği savaşın ülkede bıraktığı yokluk ve sıkıntı dönemine rastladığından binlerce aile gibi çileli geçmiştir. Rençperlik ve kuzu çobanlığı yapmış, Çukurova’da bahçe bağ işlerinde çalışır. Bir seferinde Çukurova’ya giderken o sırada Kayseri’de bulunan Atatürk’ü görür, hatta zorla da olsa kürsüye çıkıp irticalen Atatürk’e bir şiir okur. Atatürk bunun üzerine onu Ankara’ya getirtip, sular idaresinde iş vermiştir. Hüseyin Ankara’da Ali İzzet, Veysel, Hacı Fedaî ile birlikte Ankara’da konserler vermiş. Bu konserlerden birinde dinleyicilerden Ayşe adındaki kız Hüseyin’e âşık olmuş, ısrarla kendisini almasını istemiş. O da bu ısrarlara dayanamayıp Ayşe’yi almış köyüne getirmiş. Ancak köyündekiler bunu hoş karşılamamış, tekrar babası evine göndermesi için bir yıl boyunca baskı yapmışlar. Baskılara dayanamayan Hüseyin Ayşe’yi trene bindirmiş Ankara’ya göndermiş. Ancak bu ona çok dokunmuş, bu acıya dayanamamış verem olmuş, bir zaman sonra da vefat etmiştir (22 Temmuz 1942).

    Hüseyin badeli âşıktır. Bade içmesi şöyle olmuştur: “… Biraz büyüyüp 15-16 yaşlarına geldiğinde komşu köyleri Alakilise’ye kuzu çobanı verirler. Köy yakınında kırlarda kuzu güderken, bir sabahın erken saatlerinde güneş henüz doğmak üzereyken yakınında bir güzel kız, babasıyla kağnıya ekin yüklemektedir. Hüseyin kıza aniden vurulur, âşık olur. Aradan aylar geçer, Hüseyin kızı istetir, vermezler. Hüseyin buna çok üzülür. Kuzuyu da Alakilise’yi de bırakır kendi köyü Sarıkaya’ya döner. Köyün yakınındaki Evlik denen mağaraya girer, yatar uykuya dalar. Uykusunda yanına bir deve kervanı gelir. Kervancılardan üç delikanlı ellerinde tasla şarap içerler. Üçü de Hüseyin’e birer tas şarap verir. Hüseyin içer. Akrabaları neden sonra Hüseyin’i ararlar bu mağarada bulurlar. Hüseyin sersem gibidir, kimseyle konuşmaz. Sorarlar: ‘sana ne oldu?’ Hüseyin: ‘Ben dolu içtim.’ Der. Hüseyin’i eve götürürler. Hüseyin yine uyur kalır. Kendisine dolu sunan üç kervancı yine yanına gelir rüyasında. ‘Sen dolu içtiğini açıkladın, herkese yaydın.’ Derler ve verdikleri doluyu geri alırlar. Gençlerden üçüncüsü dolunun tastaki bulaşığını bırakır Hüseyin’e. Hüseyin zaman zaman ‘Bana bulaşığını bıraktılar. Eğer içtiğim o dolular bende kalsaydı, ben bir derya olurdum.’ dermiş.”

    Hüseyin enstrüman olarak keman çalmıştır. Şiir tekniği ve irticali kuvvetlidir. Dili oldukça sade ve yapmacıktan uzaktır. Onlarca şiiri yazılmadığı için kaybolmuştur. Hatta çok şiiri de başka âşıklar tarafından sahiplenilmiştir. Âşık Yüzbaşıoğlu’nun saz ustasıdır. Alevî inancını dile getiren şiirlerinin yanı sıra aşk, tabiat ve sosyal konularında da şiirleri vardır. Bazı şiirleri TRT Repertuarında türkü olarak söylenmektedir.

    Kaynakça : Fazıl Oyat, 20 Halk Şairi, İstanbul, 1948, s. 40-46. / Ali İhsan Tuncalı, Emlek Alevi Âşıkları, II. Baskı, Ankara, 2000, s. 128-156. / İbrahim Aslanoğlu, “Mihmanî”, Sivas Folkloru, S. 1, Nisan 1979, s. 18. / Hüseyin Gürsoy, “Âşık Hüseyin Gürsoy Hayatı-Kişiliği ve Eserleri”, I. Emlek Yöresi ve Çevresi Halk Ozanları Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1999, s. 216-223.

    Yrd. Doç. Dr. Doğan Kaya
    Eserlerinden bazıları:
    Ne Haldeyim Ela Gözün Süzenler

    Ne Haldeyim Ela Gözün Süzenler
    N'olur Suna Boylum Gör Beni Beni
    Eşinden Ayrılıp Yaslı Gezenler
    Her Sabah Her Akşam Der Beni Beni
    Yar Beni Beni, Uy Beni Beni, Vay Beni Beni

    Konuşursan Sohbet Olam Dil Olam
    Değmen Bana, Yana Yana Kül Olam
    Sen Bir Bahçıvan Ol Ben De Gül Olam
    Uzat Ağ Ellerin Der Beni Beni
    Yar Beni Beni, Uy Beni Beni, Vay Beni Beni

    İnsan Kısım Kısım, Yer Damar Damar
    Kaşlar Lam Elif Yüz Şims-i Kamer
    Güzelim Beline Olayım Kemer
    Yakışır Sevdiğim, Sar Beni Beni
    Yar Beni Beni, Uy Beni Beni, Vay Beni Beni

    Gözüm Görmez Oldu Kanlı Yaşlardan
    Hayal Meyal Yatamıyom Düşlerden
    Sevdiğim, Üstüne Uçan Kuşlardan
    Her Seher Vaktinde Sor Beni Beni
    Yar Beni Beni, Uy Beni Beni, Vay Beni Beni

    Der Hüseyin`im Üstadımı Bulayım
    Değmen Bana, Yana Yana Öleyim
    Sevdiğim Kapında Kölen Olayım
    Müşterim Bulursan Ver Beni Beni
    Yar Beni Beni, Uy Beni Beni, Vay Beni Beni


    Başka
    Nesini öğeyim size yaylanın
    Ötüşür kuşları dilleri başka
    Hem duası vardır orda Mevlâ’nın
    Giyinmiş yeşili alları başka

    Kevene karışık biter gülleri
    Gayet sarp yerlere iner yolları
    Yağmur yağar coşkun akar selleri
    Hu çeker dereler selleri başka

    Gayet sahralıdır yüksektir yeri
    Temmuz sıcağında kalıyor karı
    Ardıç koytağında* eğlenir arı
    Durmaz dalak** yapar balları başka

    Hüseyin yaylanın güzeldir huyu
    Laleden uzundur sümbülün boyu
    Ab-ı hayat gibi soğuktur suyu
    İçeni mest eder gölleri başka


    Kader Torbası
    Kader torbasına elim uzattım
    Tecelli kâğıdım karalı çıktı
    Ömür defterine bir ol göz attım
    Dertlerim içinden sıralı çıktı
    Aman dağlar oy canım dağlar oy
    Neden benim iki gözüm durmaz ağlar oy

    Uğradığım pınar baştan kuruyor
    Kader lamba yakmış beni arıyor
    Kime iylik etsem bir taş vuruyor
    Dostum düşman oldu ileri çıktı
    Bağlantı

    Kader beni kaptan kaba aktardı
    Koysa idi bu dert bana yeterdi
    Evvel yaylamızda bülb ül öterdi
    Şimdi başkuş kondu haralı çıktı
    Bağlantı

    Hüseyin’im kader böyle ne yapsın
    Böyle gelmiş gider böyle ne yapsın
    Hasta can veriyor tabip ne yapsın
    Ciğer parça parça yaralı çıktı
    Bağlantı


    Yetiş
    Adı güzel şevketli yâr hastayım
    Ecel memurları gelmeden yetiş
    Can veriyom ölüm döşeğindeyim
    Azrail canımı almadan yetiş

    Has(i)ret gözlerim yola bakmadan
    Kefenim biçilip suyum akmadan
    Ecel döşeğinde canım çıkmadan
    Ömrümün çiçeği solmadan yetiş

    Helâl et hakkını gel yanım’otur
    Çenem bağlamaya bir yağlık* getir
    Salacamdan sen tut mezara götür
    Canlar cenazemi kılmadan yetiş

    Komşularım yok ki kabrimi kaza
    Yavrularım yok ki tabutum düze
    Karanlık kabire on arşın beze
    Sarmadan koymadan ölmeden yetiş

    Âşıkların cenaze namazını
    Güzel kılar güzel yumar gözünü
    Ayrılık türküsün ölüm sazını
    Günahkâr Hüseyin çalmadan yetiş
    Öldü
    Baştan başa hükmederdi bir zaman
    Davut oğlu Sultan Süleyman d’öldü
    Omuz verip Kaf Dağı’nı kaldıran
    Haz(i)ret-i Hamza pehlivan d’öldü

    Firavn köşküne atlı giderdi
    Doğudan Batı’ya hüküm ederdi
    Bin deveyi bir akçaya güderdi
    Veysel Karan gibi çoban da öldü

    Kalsa dünya Muhammed’e kalırdı
    Can satın alınsa Nemrut alırdı
    Çıkmayan canlara derman olurdu
    Hekimler hekimi Lokman da öldü

    Hani n’oldu “Dünya benem” diyenler
    Geldi geçti milyon altın sayanlar
    Görünmüyor adam eti yiyenler
    Koca devler ile Şahmeran d’öldü

    Felek bir değirmen kurmuş öğütür
    Şahları aldatır bizi aldatır
    Güzellerin efendisi beyidir
    Mısırlı Yusuf-ı Kenan da öldü

    Türk ulusuna Latin harfi okutan
    Düşmanları uzaklardan bakıtan
    Saltanat köşkünü yıkıp dağıtan
    Atatürk gibi kahraman da öldü

    Şu görünen dünya canlarda birgün
    Hep ölüp giderler onlar da birgün
    Ya bu gün ya yarın günlerden birgün
    Derler ki Hüseyin Görsoy da öldü


    Yürüdü
    Ben de şu âlemi seyran ederken
    Baktım ki bir güzel çıktı yürüdü
    Gönül defterini devran ederken
    Sineme hançeri çaktı yürüdü

    Kendi pek güzeldir yoktur menendi
    Dedim feriştah mı gökten mi indi
    Bir bakışta sinem odlara yandı
    Ab-ı zülal gibi aktı yürüdü

    Al yeşil giyinmiş kınalar yakmış
    Ağ gerdana sarı liralar takmış
    Sanırsın bu güzel Cennet’ten çıkmış
    Gül ü reyhan gibi kuktu yürüdü

    Hüseyin’im mail oldum bir cana
    Dili baldır dişi benzer mercana
    Tükettim ömrümü ben yana yana
    Dünyayı başıma yıktı yürüdü


    Yalan Söyler
    Şu dünyaya geldim diyen
    “Geldim” diyen yalan söyler
    Baştan başa güldüm diyen
    “Güldüm” diyen yalan söyler

    Âşıklardan alır sözü
    Ciğerimi yakar közü
    Gökyüzündeki yıldızı
    “Saydım” diyen yalan söyler

    Hazayı gönül hazayı
    Herkes de ister tazeyi
    Ölmedik bir cenazeyi
    “Yudum” diyen yalan söyler

    Kalbi fesat umur olan
    Cesedinde ağır olan
    Anasından sağır olan
    “Duydum” diyen yalan söyler

    Aradım buldum ortayı
    Yükü her yana bir tayı
    Pişmedik çiy yumurtayı
    “Soydum” diyen yalan söyler

    Hüseyin’im boynun eğen
    Ah edip bağrın döven
    Allah gibi güzel seven
    “Doydum” diyen yalan söyler


    Geldi
    Hak Muhammed Ali zuhur edende
    On sekiz bin âlem nuruna geldi
    Melekler Âdem’e secde edende
    Secde kör şeytanın zoruna geldi

    Evveli Muhammed ahiri Ali
    Hasan ile Hüseyn bir dalın gülü
    Adem Ata halk olmadan evveli
    Fadime firdevsin şarına geldi

    Hüseyin’im der ki bu böyle oldu
    Müminin davası Mehdi’ye kaldı
    Onlar şehit oldu murada erdi
    Münkir cehennem’in nârına geldi


     
Aşık Hüseyin Gürsoy konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Aşık Hasan Hüseyin Orhan

    Aşık Hasan Hüseyin Orhan

    aşık hüseyin çırakmanın hayatı Aşk sevdası geldi, kaynadım coştum Yüksekten uçarken engine düşdüm Eşimden ayrıldım, ben burda şaşdım Yabancılar vurmuş telli durnamı Aşık Hasan Hüseyin Orhan resmi...
  2. Aşık Hüseyin Çırakman

    Aşık Hüseyin Çırakman

    hüseyin çırakmanın eserleri aşık hüseyin çırakman aşık çırakman şiirleri hüseyinin eserleri Arzu Ederdiniz Bir Yol Görmeye Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler Muhabbet Bağından Güller Dermeye Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler...
  3. Aşık

    Aşık

    Bu kemiği görmek kadına, Bu kemikle oynamak batıl söz söylemeye, bu oyunda birini yenmek o kimseye galip gelmeye, Birtakım aşıkların yanında olduğunu görmek bakire kızlarla evlenmeye delalet eder.Rüyasında aşık olduğunu gören bir kimse bekar ise bir süre sonra gerçekten aşık olacak demektir. Evliyse, kişiyi hayata bağlayacak önemli bir neden ortaya çıkacak demektir.Asik görmek, bir is...
  4. Yener gürsoy resimleri

    Yener gürsoy resimleri

    yener gürsoy yener gursoy Düriyemin Güğümlerinin hızlı delikanlısı ( hızlı diyorum çünkü iki dakikada ipek tuzcuğlu gibi bir hatunu kapıverdi) Yener Gürsoy ve resimleri..
  5. Fatmagül'ün Suçu Ne-Vural (Buğra Gürsoy) Resimleri

    Fatmagül'ün Suçu Ne-Vural (Buğra Gürsoy) Resimleri

    buğra gülsoy resimleri vural fatmagül fatmagül vural buğra gülsoy fotoğrafları Fatmagül'ün Suçu Ne dizisinde Vural karekterini canlandıran genç kızların yeni gözdesi yakışıklı oyuncu Buğra Gürsoy resimlerini sizlerle paylaşıyorum:tik:

Sayfayı Paylaş