gebe
  1. ARWEN

    ARWEN Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    10 Ocak 2008
    Mesajlar:
    332
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Deniz Ülkesi

    Aşılar; Otizme Yol Açıyor mu?

    Konu, 'Bebek & Çocuk Hastalıkları' kısmında ARWEN tarafından paylaşıldı.

    Aşıların otizme yol açtığı iddiası, somut bir neden arayışı içinde olan otizm dünyasında kulağa hoş gelen, ama şu anda kanıtsız kalmış bir tezdir. Tedavi ve koruma kararlarını verirken, bu teze dayanmak yanlış olur. Basında yer alan kafa karıştırıcı haberler. Vatan gazetesinde, (17.8.05te yayımladıkları haberin konusu olan), aşılarla otizm arasındaki ilişkinin "keşfi" hakkında yapılan spekülatif haber hakkında bir bilgi notu hazırlamıştım. Aynı haber, yaklaşık 10 gün sonra, bu sefer bir başka formda Sabah’ta yer aldı.

    İlk yayındaki görüşlerden pek farklı olmayan, kanıtsız teoriye dayalı tedavileri bilimsel denemeden geçirmeksizin uygulama yanlısı doktor görüşleri ile desteklenmeye çalışılan ikinci yayın, birinci gazetedekinden farklı olmadığından cevap notumu yenilemeye gerek kalmadı.

    Her iki haberde söz edilen aşıların yapılmaması ile doğacak zararların sorumluluğunu kim üstleniyor, o da başka bir husus. Radikal’de bu konuda sorumlu bir haber yapıldı, ama onu da kaç kişi okuyabildi, bilemem.

    Aşılardan şüphe nereden doğdu?İletişimi ve etkileşimi çok küçük yaşlardan başlayarak bozan, gelişimsel, nöropsikiyatrik bir bozukluk olan otizmin sebepleri arasında genler ilk sırayı alıyorlar. Ancak, uzunca bir zamandır, otizm giderek artan sayılarda teşhis ediliyor. Sadece genetik etkenlere bağlı olsaydı, bu sayının büyük oynamalar göstermemesi beklenirdi. Böyle olunca akla şu soru geliyor: Çevresel etkenlerin bu sayıyı arttırıcı etkileri olabilir mi? Hangi çevresel etkenler? Büyüklerin çocuklara yaklaşım biçimleri, çocukların gündelik hayat tarzları, beslenme biçimleri, besinlerdeki katkı maddeleri, kullandıkları ilaçlar ve aşılar.... Bu etkenlerin gerçekten bir etkisi var mı otizmin gelişmesine?

    Civa/aşı tezi çok kısaca şöyle: Aşılar ve aşılardaki civa, bağışıklık sistemini bozacak tipte hastalıklara yol açar. Bağışıklık sisteminin bozulması ile birlikte otizm tetiklenir.

    Aşıların bir rolü olmadığı gösterildi. 2001 yılında ortaya atılan aşıların ve aşılarda koruyucu madde olarak bulundurulan tiyomersal'in otizme yol açtığı tezini değerlendiren sayısız çalışmayı inceleyen (Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'ne bağlı) Tıp Enstitüsü (Institute of Medicine), 2004 yılında yayımladığı kapsamlı raporda bu tezin geçersiz olduğu sonucuna vardı: Aşılama, otizm için ek bir risk doğurmuyor.

    Geçtiğimiz hafta JAMA'da yayımlanan, yaklaşık 800,000 kişilik bir Danimarka çalışması, (aşı/civa tezinde öne sürülenin aksine) aşıların bağışıklık sistemini bozucu başka hastalıklara yol açmadıklarını kesin biçimde ortaya koydu. Yine de, tartışmaların bitmesi beklenmiyor.

    İnanç başka, bilimsel kanıt başka. Bu tartışma sürebilir. Diğer yandan, civa tezi savunucuları, bilimsel çalışmaları yapanların ilaç firmaları ile ya da hükümet yetkilileri ile yakın çıkar ilişkisi içinde oldukları için gerçekleri gizledikleri, kendi tezlerinin de bu sebeple bilimsel dergilerde yayımlanmadığı ve kabul görmediği düşüncesini sürdürmekteler. Üstelik, bu tez savunucularının bilimsel medyada, henüz kanıtlanmadıkları için, yer bulmayan görüşleri, gündelik medyada ve internette, milyonlarca anne-babanın doğru karar vermesini engelleyecek şekilde yayımlanıyor.

    Bu yayınlardan etkilenerek otizm riskini savuşturmak maksadıyla çocuğunu aşılatmayan anne-babalar otizmden kurtulalım derken, bilmeden, çok daha büyük riskler ile öldürücü ya da sakat bırakıcı, en az otizm kadar ciddi hastalıklara davetiye çıkartıyorlar.

    Oysa, kanıtlanmış bazı gerçekler var: civa içeren bir çok besin maddesi (örneğin, maalesef midyelerimiz, veya, Kuzey denizinde avlanmış ithal ton balığı) aşıdakinden daha yüksek miktarda civa içerebilir. Bunlara ne kadar dikkat ediyoruz?

    Toksik etkenler çeşitli. Çevre deyince, toksik olan sadece bir takım ağır ller filan değil en başta ilgisizlik geliyor. Çocukları uzun sürelerle TV ya da karşısındaki ile insani ilişkiye girmeyen her türlü ekran karşısında, ilişkisiz bırakmak, toksik bir etki yapıyor. Ama, aşılardan nefret etmek, TV'daki beyin yıkayıcı programlardan vazgeçmekten daha kolay galiba... (Ekleme: Bu satırda yazdıklarım, otizmin anne-baba tutumları sebebiyle oluştuğu yanlış anlamasına, en azından birkaç anne-babada, yol açmış. O sebeple bu toksikliğin, otizme yol açma anlamına değil, çocuğun gelişimine genel anlamda yararsızlık olarak okunmasını vurgulamak istedim)

    Bilimsel tartışmalarda tezlerin çürümesi ya da kanıtlanması, aileleri bir noktaya kadar ilgilendiriyor. Çünkü, tezleri çürütmek, ne yazık ki, otizmi açıklamaya yetmiyor. Milyonlarca ailenin beklentisi ise, bir an evvel bir çözüm bulunması... Yoksa, bilimin bıraktığı boşluğu doldurabilecek bir çok yaklaşım kapıda bekliyor...

    Doktorlar adına birkaç ders. Otizm gibi ciddi bir sorunun, çözümsüz ve açıklamasız kalması hepimizi, aileleri, eğitimcileri, doktorlar çaresizlik hissinin kucağına atıyor. Bu çaresizlikten çıkış gayretleri içerisinde, can havliyle, ilk bakışta mantıklı gelebilecek açıklamalara sarılıyoruz. Bu açıklamaların kabul görmesi ve sahici yararlar doğurabilmesi için bilimin mantık süzgecinden geçmesini beklemek, en azından biz doktorların yapması gereken...

    Yoksa, ortaya attığımız fikir ve tezler, hastalarımızın çıkarlarından daha önemli ve değerli olduğunda, zarar verici bir pozisyona düşebiliyoruz. Bugün, civa tezinin doğal sonucu olarak, civadan arındırıcı tedaviler uyguladığımızda, ya da neye dayandığı belirsiz beslenme düzenleri önerdiğimizde, bundan pek de bir sonuç elde edilmeyeceğini bilerek yaptığımızda, hastamıza pek de temeli olmayan, bir ümit vermiş oluyoruz.

    Kendiliğinden zaten olabilecek olumlu değişiklikleri de tedaviye atfettiğimizde ise, dürüst bir hekimlik uygulaması yapmamış oluyoruz. Üstelik, araştırma projeleri çerçevesinde ve bilimsel bir denetim altında yapılabilecek deneysel nitelikteki bir uygulamayı (örneğin, civa temizleme tedavisi) özel sağlık hizmeti olarak vermekle, kanımca, mesleki bir kusur da işlemiş oluyoruz. Bu sebeple, bilimsel görünen tezleri pratik uygulamaya dökerken, kendimizin doğruluğuna inanmasının yeterli bir bilimsel kanıt olmadığını hatırlamamız gerekiyor.

    Bilimsel gelişmelerin yetersizliğinden doğan boşluktan yararlanacak doktorların, umut taciri damgasını yemesi işten bile olmayabilir...

    Prof.Dr.Yankı Yazgan


     
Aşılar; Otizme Yol Açıyor mu? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Doğum, depresyona yol açıyor!

    Doğum, depresyona yol açıyor!

    Araştırmalar yeni doğum yapmış annelerin yaklaşık % 80’inin bitkinlik, anksiyete ve gerginlik hissettiğini, çok yorgun ve bitkin olmalarına rağmen uyuma ve dinlenme zorluğu çektiklerini gösteriyor. Doğum sonrası depresyonun şiddetinin hafif ve kısa süreliden çok ağır ve uzun süreliye kadar değişiklik gösterdiğini belirten Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, Doğum Sonrası Depresyon PND (...
  2. Lösemiye Virüs Yol Açıyor

    Lösemiye Virüs Yol Açıyor

    Göğüs kanserinden sonra çocuklarda görülen löseminin de virüs yoluyla bulaştığı saptandı. Oxford Üniversitesi'nde kanser üzerine çalışmaları ile tanınan Profesör Leo Kinlen'in araştırmasına göre, kan kanseri ya da diğer adıyla lösemi, enfeksiyon sonucu meydana geliyor. Kinlen enfeksiyona bir virüsün yol açtığını saptadı. Ancak bu virüsün özellikleri ve hangi şartlarda ortaya çıktığı...
  3. Damacanalar Ölüme Yol Açıyor

    Damacanalar Ölüme Yol Açıyor

    Damacanalar Ölüme Yol Açıyor Damacanada su satın alırken gelen plastik damacananın altına dikkatlice bakın. Eğer damacananın altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamını görüyorsanız bu damacanalar sağlığınız açısından tehlike yaratıyor anlamına geliyor. Bu geri dönüşüm işareti, damacananın yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. Özellikle de vücuda...
  4. Kürdan diş kaybına yol açıyor

    Kürdan diş kaybına yol açıyor

    Bilinçsiz kullanılan kürdanın diş hastalıklarına sebep olduğu bildirildi. Diş hekimi Mahir Şişman, kürdanın bilinçli kullanılması gerektiğini belirterek, “Kürdanın şekli ve yapısı çok önemli. Kürdan, mutlaka üçgen şeklinde ve inceden kalına doğru olmalı. Portakal ağacından olmalı. Çünkü portakal ağacının özelliği var. Dişler arasına girdiği ıslandığı zaman liflerin ve lifli şekilde bakteri...
  5. Sigara depresyona yol açıyor !

    Sigara depresyona yol açıyor !

    Sigara içenler dikkat tehlikedesiniz... Uzmanların uzun süre yaptığı bir araştırmada şok bulguya ulaşıldı. Sigara içenlerin depresyona yakalanma riskinin iki kat daha fazla olduğunu gerçeği ortaya çıktı. Araştırmayı yürüten Profesör Dr. Robert West, sigara içenlerin yüzde 18’inin depresyonda olduğunu sigarayı bırakanların yaşamlarını daha mutlu sürdürdüklerini söyledi. Sanıldığının aksine...

Sayfayı Paylaş