gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Duygulanmamak Ne MÜmkÜn??

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    İlkokulu bitirip kursa gelmişti. Ailesi kendi isteğiyle geldiğini söylemişti. Kayıt yapmak için adını sorduğumda:
    -Fatma , dedi. Hiç de çekinmeyen bir tavırla... Ve ekledi:
    -Eğer hafız yaptırmazsanız kayıt yaptırmak istemiyorum . Böyle tehdit
    edercesine konuşması onu yaşından daha olgun gösteriyordu. Tebessümle:

    -Korkmayın küçük hanım siz isteyin hafız da yaparız, hoca da... O küçük
    gözlerinin içi parıldadı birden. Annesi:

    -Hoca hanım kusuruna bakma hele sen, ille de hafız olacam der de başka bir
    şey demez. Bizim köyün hocasından duymuş. Peygamberimiz hafız olanlara
    cennette taç giydirilecek demiş herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz ya köylü
    kafası, biz de bu kadar duyduk anladık. Bu da çocuk işte .

    -Tabi teyze ne demek, keşke herkes sizin gibi duyduklarından etkilense de
    teslim olsa... Siz hiç merak etmeyin kızınız önce Allah'a sonra bize
    emanet.

    Kadıncağız elime yapıştı, öpecekken geri çektim, utandım. Tuttum, ben onun
    elini öptüm. Gözleri yaşardı.

    -Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı asıl sizinkiler öpülmeye layık .

    -Estağfirullah teyze , dedim. O ahirette belli olur.

    Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığım Fatıma'nın Erzurumlu olduğunu
    öğrendim. Bir an düşündüm. "Küçük nasıl kalacak bu kadar zaman
    buralarda"...
    Zaman ilerledikçe Fatıma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi beni.
    Azimliydi. Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken görüyordum çoğu
    kez... Böyle devam ederken arada bir bana gelip sorular soruyordu. Bir gün:

    -Hocam hafız olmak için Kur'an ı bitirmek mi lâzım diye sordu. Ben de:

    -Tabiiki hepsini ezberleyeceksin ki hafız adını alacaksın . Bu cevabıma çok
    üzülmüş gibiydi. Birşeyler demek istiyordu sanki... Teşekkür etti ve döndü
    arkasını gitti. Derslerim arasında onlara sürekli Kur'an ezberlemekle işin
    bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini hatırlatıyordum.

    Talebelerden biri:
    -Hocam , dedi. Fatma'nın annesi ona abdestli olmayanın hafızlara
    okunamayacağını söylemiş doğru mu diye sordu.Çok ilginçti doğrusu. Maşallah
    dedim. Osmanlı zamanında atalarımız Kur'an'a ve hafıza kıymet
    verdiklerinden öyle yaparmış dedim. Çok hoşlarına gitmişti bu iş. Hepsi
    adeta kendilerini
    ulaşılması zor, kasa içindeki altın gibi görüyorlardı. Görsünler dedim
    içimden, bu yaşta buralara gelmişler. Allah'ın kelamını ezberliyorlar,
    onlara fazla görmem bunu.

    Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu. Zaman
    geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu. Bir gün
    dersini 2 kez
    aksatınca sordum.

    -Ne oldu yoksa anneni mi özledin

    -Hayır , dedi.

    -Neden moralin bozuk Sık sıkta hasta oluyorsun dedim.
    -Yanlış anlamayın, inan ki annemi özleyipte gitmek istediğim yok. Burayı
    çok seviyorum. Allah'ım'dan çok korkuyorum. Buraları terk edersem bana
    ahirette hesabını sormaz mı

    Bir şey diyemedim. Suçlu bile hissettim kendimi. O küçük kalpte bu ne
    imandı Ya Rabbi! Onu hayranlıkla izliyordum.
    Bir gün çok rahatsızlandı. Doktora götürmek zorunda kaldık. Bir çok
    tahlillerden sonra arkadaşım olan doktor hanım:

    -Hoca hanım derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder dedi. şaşkınlıkla:

    -Neden diye sordum. Bana:

    -Belki üzülecek hatta inanmayacaksın ama bu talebe "Kanser".

    Adeta başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Sanki her tarafıma Rabbimin
    Rahmet sıfatı tecelli etmiş, şefkat sarmıştı. Hastahaneden ayrılırken
    Fatma'ya hiç bir şey diyemedim. Oysa anlamış gibi bana sorular sorup
    dikkatimi dağıtmaya çalışıyordu. Kulağıma eğilerek "-Hocam" dedi. Azrâil
    insanların canını
    alırken nasıldır

    Ağlamamak için zor tuttum kendimi:
    -Güzel bir surettedir, mü'min kullara , dedim. Sevindi, sanki mırıldandı:

    -Belki hafız olamam ama Elhamdülillah mü'minim diye. şimdi anlamıştım bana
    önceden sormuş olduğu soruyu. Demekki hastalığını biliyordu. Hafız olmak
    için
    Kur'an ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden üzüldüğünü şimdi
    anlamıştım. Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık. Çünkü
    dayanılmaz acılar içinde olduğunu görüyorduk. Evine gitmesi gerekiyordu.
    Ailesi geldi. Fatma yanıma gelerek:
    Bana kızmadınız değil mi Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız .

    -Ne demek nasıl kızarım sana dedim. Hem sonra sakın üzülme hafızlığımı
    bitiremedim diye. Bu yola girdin ya. Rabbim seni hafızlar zümresinden
    yazmıştır
    ınşaallah , dedim. Öyle sevindi ki sarıldı boynuma;

    -Gerçekten ben şimdi hafız sayılır mıyım Anne bak duydun değil mi

    Ya Rabbi bu ne aşktı. Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma
    ne güzel bir kul olurdu. Böylece Fatma'yı Erzurum'a uğurladık. Çok geçmedi.
    Bir iki
    hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi. Bu bir iki hafta içinde
    ondan iki mektup almıştım. Bana hep hafızlık tacını merak ettiğini,
    rüyalarına bile
    girdiğini yazıyordu. Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı. Fatmanın
    annesiydi karşımdaki ses.

    Ağlamaklı bir sesle:
    "-Hoca hanım Fatma'yı uğurladık. Rica etsem bir hatim okurmusunuz" deyince
    bende dayanamadım ağlamaya başladım. Annesi beni teselli edercesine
    telefonu kapatmadan:

    -Size ölmeden önce şunu söylememi istedi , dedi.
    Hıçkırarak:

    -Anneciğim hocama söyle Azrâil söylediğinden de güzelmiş .

    "Ey Rabbim senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp kelamına
    sımsıkı sarılan kulunu sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç....


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.425
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Duygulanmamak Ne MÜmkÜn??
    emeğine sağlık
     
Duygulanmamak Ne MÜmkÜn?? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Nasıl Mümkün?

    Nasıl Mümkün?

    Esra kardeşi Metine "Ali benim yeğenimdir "der. Metin ise Ali benim yeğenim değildir der. bu olay mümkün müdür? Nasıl?
  2. Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür?

    Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür?

    Tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde % 60, çocuk kanserlerinde ise % 77 oranında iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan etkiler.
  3. mümkün mü??

    mümkün mü??

    Bir insanı sevmek ve asla dönmeyeceğini bile bile boş bir ümitle onu beklemek ne kadar acıymış. aslında sende farkında oluyorsun boş bir umut olduğunun ama yine de bekliyorsun. lanet olası sevda böyle bir şey. neden, ne zaman, niye bu gibi soruları soramıyorsun ki kendine. çünkü bir anda onda buluyorsun kendini. hiçbir şey gelmiyor aklına onunlayken. onunlayken dediğimde uzaktan gülüşünü...
  4. Parkinson hastalığından korunmak mümkün müdür?

    Parkinson hastalığından korunmak mümkün müdür?

    Parkinson hastalığı Alzheimer Hastalığından sonra en sık izlenen, beyindeki hücre dejenerasyonu (işlev kaybı ile hücre ölümü) ile giden bir nörolojik hastalıktır. Bu hastalıkta beyinde dopamin isimli bir molekülü üreten nöronların kaybı izlenmektedir. Dopamin salgılayan hücreler özellikle beyin sapında substantia nigra isimli bir bölgede bulunmaktadır ve bazal ganglia isimli, beyinde motor...

Sayfayı Paylaş