gebe
  1. kaprisli

    kaprisli Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    4.648
    Beğenilen Mesajlar:
    19
    Ödül Puanları:
    0

    ellerimiz ellerinizdedir efendim

    Konu, 'İlahiler' kısmında kaprisli tarafından paylaşıldı.

    Bildik ki siz insanların en lütufkârısınız… Bir köleyi bir çocuğu dahi geri çevirmezdiniz. Birnin elini tuttuğunuzda
    elinizi tutan kimse bırakmadıkça elini bırakmazdınız.

    Çölün aziz misafiri.
    Suskunların kutlu sözcüsü.
    Hüzünlerin sabırlı bekçisi.
    Teselli yağmuru.
    Huzur pınarı.
    Efendimiz..
    Kokunuz duyuldu önce.
    Saçları rüzgârın yakasına tutuşmuş çocuklardan biri ellerini kumlardan çekip koştu.
    Gözlerini yukarı çevirdi.
    Yukarıların habercisinin yücelerin gezginin yüzüne bıraktı kalbini.
    Kanatlarını sessizliğin avucuna yayıveren kelebekler asılı kaldı havada.
    Rüzgâr nefesini tuttu.
    Kum tanecikleri gül yüzünüzün kıvrımlarına koşuştu.

    Billur elleri uzandı nur ellerinize.
    Eline avucuna yığdı çocuk sevinçlerinin hepsini.
    Bakışlarını akıttı yüzünüze.
    Gözlerinize ta gözlerinizin bebeğine baktı Efendim.
    Varlığınızın çölü gül(l)e çevirdiğini ölümü sonsuza bitiştirdiğini bilerek b/aktı gözlerinizin içine.
    Kendisinden önce kardeşlerini yutan çölün tozları/nı temizle/n/di ellerinizle yüzünden.
    Nefes aldı gözlerinizle buluşunca gözleri.
    Belki de delice seğirtti ardınızdan.
    Siz de onu beklediniz belki; hepimizi her şeyimizi bütün kızlarımızı kucaklayan yitirdiklerimizi bize yeniden vaad eden tebessümünüzle beklediniz.
    Kız çocuğunun dudağında sonsuza goncalanan tebessüm gülleri açıldı.
    Sizin karanlıkları dağıtan hüzünleri silen korkuları boğan tebessümünüze dokundu bakışları.
    “Kal” dedi gözleri “biraz kal gitme…”
    Avucunuza bıraktı avuçlarının huzurunu…
    Belki birkaç adımı birlikte attınız Efendim.
    Yavaşladınız.
    Ki hiç acelenizin olmadığını bilirdik.

    Boyu hizasında eğiliverdiniz.
    Bize döndüğünüz gibi yükseklerin en yükseği miractan iner gibi.
    Bizim hatırımıza indiğiniz gibi el üstünde tutulduğunuz semâdan arzın çölüne.
    Gözümüzün yaşını silmek için alkışlandığınız göklerin cezbesinden sıyrılıp bulandığınız gibi dünyanın hüznüne.
    Sırf bizi sevindirmek için Yakınlık makamından uzak kalmaya razı olduğunuz gibi..
    Eğildiniz Efendim eğiliverdiniz.
    Yanımıza döndünüz.
    Yüzümüze baktınız.
    Hatırımızı saydınız.
    Nazladınız.
    Kız çocuklarımıza ebedî teselliler getirdiniz deste deste .

    Kucakladınız sımsıcak.
    Medine’li kız çocuğunun elinden tuttunuz.
    Adı kâh Hacer kâh Maria kâh Samaneh belki Rojda ya da Lena oluverdi.
    Fıtratı İslam idi kız çocuğunun…
    Onun sevincini öncelediniz; sonraya bıraktınız başkalarını.
    Onu sevindirmeyi önemsediniz bekleyenleri ötelediniz.
    An dondu.
    Mekan doğruldu.
    Çöl dirildi.
    Zaman yeniden kanatlandı bakışlarınızın göğünde.
    Tebessüm ettiniz.
    Küçük kız çocuklarının hatırını her şeyin önüne aldınız.
    Onlar için çektiğiniz sancıları sakladınız onun gözlerinden.
    Onlar için kanayan ayaklarınızı unuttunuz onun sevincinde.
    Dualarınızın göğünde bir güneş gibi yükselttiniz kız çocuğu mutluluklarını. .

    Ellerinizin nuruyla ışıdı kızın yüzü.
    Ve kızın ışıyan yüzünden yansıyan ışığın aksi sevinç sevinç pencere önlerimize kadar taştı.
    Ve kızın gözlerine nakşolan gül yanağınızın kokusu döndü dolaştı kızlarımızın yanağına bulaştı.
    Şimdi o kızın yanağından miras bir ışıltıyı ve kokuyu taşıyor kızlarımızın yanakları

    Onların lüle saçlarında ceylan titrekliğindeki iri gözlerinde beyaz gülüşlerinde yarım kalmış acemi ve masum dualarında sizin tesellinizi içiyoruz her gün.
    Küçük kızlarımızı seviyoruz Efendim sayenizde.
    Onlar için umutlanıyorsak sizin müjdenizle
    Onları sevindirebiliyorsak sizin hatırınıza Efendim…
    Ne varsa sevgiden yana elimizde avucumuzda mayasını sizin tebessümünüzden devşirdik Efendim.

    Efendimiz
    Neden hâlâ elini tutmaktan uzak düştüğümüz kızlarımız var bizim.
    Elimize tutunan yetimleri öksüzleri ötelere öylece düşüncesizce itiverdik biz.
    Kızlarımızın sımsıcak tebessümlerini soluğumuzdan buz tutmuş dipsiz kuyulara savuran buzdan heykelleriz biz.
    O masum dudakların “Baba!” deyişlerini huzursuz ve telaşlı saatlerin yüzünde par(ç)alayan babalarız biz…
    Şimdi kapı arkalarında baba yolu bekleyen nazenin kız çocuklarını babasız bırakanlarla aynı şehirleri paylaşıyoruz biz.

    Bir gün olsun âh bir an olsun kızımız tutunca elimizden hiç bırakmamaya ahdederken biz o bırakmadıkça onun elini bırakmamaya niyetlenirken biz hatıranı ete kemiğe bürüyüp giyinebilir miyiz?
    Nasıl olur da o billur elleri salıveririz ellerimizden nâr görüp çözülüvermiş buz gibi biz?
    Niçin gözlerinizin içine büyüdüğümüz zaman da o ışıltıyla bakamayız o kız gibi biz?
    Acaba biz kimlerdeniz?
    Sizin tuttuğunuz eli tutamayıp itenlerden miyiz?
    Ellerinizden kızlarımızın gül kokladığı Efendimiz…
    Özür dileriz..
    Menbaı siz olan kızlarımızın yüzünden bize yansıyacak bir sadakalık ışıltı dileniriz…
    Affımızı isteriz…

     
ellerimiz ellerinizdedir efendim konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. ellerimiz ellerinizdedir efendim...

    ellerimiz ellerinizdedir efendim...

    Bildik ki, siz insanların en lütufkârısınız… Bir köleyi, bir çocuğu dahi geri çevirmezdiniz. Birnin elini tuttuğunuzda,, elinizi tutan kimse bırakmadıkça elini bırakmazdınız. Çölün aziz misafiri. Suskunların kutlu sözcüsü. Hüzünlerin sabırlı bekçisi. Teselli yağmuru. Huzur pınarı. Efendimiz.. Kokunuz duyuldu önce. Saçları rüzgârın yakasına tutuşmuş çocuklardan biri ellerini kumlardan çekip...
  2. El...

    El...

    Kardeş, ortak, evlad, hizmetçi, fayda, memuriyet, velayet (Allah dostu olma), mal, servet, delil, iş, amel, sanat ve beceri ile tabir edilir Uzun el cömertliğe, güç ve kuvvete; kısa el cimrilik ve acizliğe, Elin kesilip vücuttan ayrılması dost ve yakınlaardan birinin vefatına; akraba ile münaesebeti kesmeye yahut işlerin bozulmasına, Elin kesilmesi takva ehli için hata sonucu yapılan yalancı...
  3. Eller

    Eller

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  4. Türkçe için el ele!

    Türkçe için el ele!

    Türkçe için el ele Türkçe için el ele! Mehmet Akşit 1988 yılında New York’tan Minneapolis’e uçuyorum. Yanımdaki koltuğa boynuna bir portatif teyp, başına da kulaklıklar takmış genç bir adam oturdu. Teybin sesi oldukça açık. Dım tıs, dım tıs, dım tıs, kulaklıklardan dışarı taşıyor. Genç de aynı zamanda kendini müziğe kaptırmış, elleri ile bacaklarına vurarak tempo tutuyor: “tik...
  5. eller

    eller

    El...vereni var; alanı var.Kimisi karıştırır; kimisi düzeltir. Duaya duranı var; bedduaya duranı... Yumruk olanı var; baş okşayanı... Her işe koşanı var; her işten kaçanı... Hep bana! diyeni var; al sana diyeni... Elleriniz hangi ellerden? Hayırlı bir kişinin eli olmaktır her elin istediği; ama... sahibi "el" olup gidince... eller ne yapsın!

Sayfayı Paylaş