gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    latifeler ve zikir

    Konu, 'Tasavvuf' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    cezbe çeşitleri dini latifeler cezbe görüntüleri işte olay yaratan zikir görüntüleri video ruh latifesi Latifelerin Açıklanması ve Zikri
    Bilindiği gibi insan gerçek yapısı on latifeden oluşmuştur. Bunu beşi emirler ( melekut) aleminden, diğer beş tanesi de madde ( mülk) alemindendir.
    Emir alemi arşın üstündedir; görüntü ve madde olmaksızın Allahu Teala?nın ( c.c) emriyle yaratılmıştır.
    Alem-i mülk, alem-i halk denen madde alemi ise arşın altında hava küresine kadar olup beş duyu ile anlaşılabilir.
    Emirler aleminden olan beş latifeden biri insani kalb?dir. Madde aleminde yer, insanın sol memesinin dört parmak altındadır. İkincisi insani ruh olup sağ memenin dört parmak altındadır. Üçüncü sır?dır ve sol memenin iki parmak üstündedir. Dördüncüsü hafa ismini alır, sağ memenin iki parmak üstündedir. Beşincisi boyun çukurunun iki parmak altında bulunan ahfa?dır. Bu latifeler İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretlerinin buyurduğu gibi nurdan yaratılmıştır. Bunların varlığını keşif sahipleri de söylemektedir. Çünkü bu latifeler esas yerlerine döndükten sonra yerleri boş olarak görülmektedir.
    Gerçekten Allah-u Teala (c.c) bu latifelere kendi Rabbani kemalatından kemaliyet ( olgunluk) ve yetenek vermiştir. Bunlar emir aleminden madde alemine taşındıktan sonra, insan bedenine konulurken, nefis onların nurlarını karartmış, kemalat ve yeteneğini de eksiltmiştir. Allah-u Teala?nın ( c.c) latiflere verdiği kemalat şu şekildedir.
    Kalb için zati tecelli ve huzuru yaratmıştır.
    Ruh için zati sevgi ve cezbeyi yaratmıştır.
    Sır için zati vahdeti ( Cenab-ı Hakk?ı (c.c) bir bilmek) yaratmıştır.
    Hafa için istiğrak?ı ahfa için izmihlal?i yaratmıştır.
    İstiğrak : Duygularla ve düşünceyle anlaşabilen tüm varlıkları, dağılmaksızın Allah-u Teala?nın ( c.c) Zati tecellisine batmış olarak; O?nun yüce zatını ise bütün yaratılanı kuşatmış olarak görmek ve anlamaktır. Suya dalmış kişinin su, suyunda o kişi olmadığı gibi, suya dalan kişi dalışının derinliğinde görülmez. İstiğrak halinde kul kuldur, Rabb de Rabb?dır. Yani istiğrak halinde Allah-u Teala ( c.c) ger.ekten değil de, belirme ve ululuk yönünden tüm varlıkları kuşatmış olarak algılanır.
    İzmihlal ( Kaybolma, dağılma) : Tüm eşyayı Allah-u Teala?nın ( c.c) ilahi varlığında dağılmış ve yok olmuş olarak görmektir. Bu suyun sütün içinde kaybolduğu gibidir. Fakat bu da gerçek birleşme değildir. Zira yaratılanla yüce yaratıcısının birleşmesine inanmak açıkça küfürdür. Allah-u Teala?nın (c.c) varlığı kuvvetlidir, hükümrandır, mutlaktır ve yaratılanların varlığı esastır.
    Yaratılanlar ise O yüce varlığın gölgesidir, zayıf ve sonradan olmadır. Biz özellikle kalbin O?na ileri derecede bağlı olması nedeniyle bu tanımlamayı kullanıyoruz, yoksa birleşme söz konusu değildir.
    Latifeler insan bedeniyle birleşince, nefs emirler aleminden olan beş latifeyi karartmış nurlarını söndürmüş ve feyz alma kapısını kapatmıştır.
    Bu kötü olay şunlara neden olmuştur :
    Kalbin zati sevgisi ve huzuru dünya sevgisine, huzuruna ve olaylara bağlı kalmaya dönüştü.
    Ruhun zati sevgisi dünya sevgisi ve nefsin hırslarına dönüştü.
    Sırrın vahdeti ( birlik duygusu) nefsin kendini tek varlık olarak görmesine dönüştü.
    Hafa?nın istiğrakı dünyanın hazlarına dalmaya dönüştü.
    Ahfa?nın izmihlali ise dünya hırsına dalmaya ve dünya uğruna kendini yok etme durumuna dönüştü.
    Bunların sonucunda nefis kendi isteklerinden başka tüm kemalatları unutulmuş ve umursamaz olmuş; sadece kendini görür hale gelmiştir.
    Madde aleminde olan beş latifenin temel özelliği eksiklik; karanlık ve kusurdur. Dört unsur (elaman) toprak, su, ateş ve hava ile nefsi emareden oluşan bu beş latifenin özellikleri şunlardır
    : Toprak elemanlarının eksik yanı ibadetlere ilgisizlik, emirlere uymamak, yasakları yapmaktır.
    Su elemanının eksik yanı nifak ( iki yüzlülük) tır. Bu suyun bulunduğu kabın rengi ve şeklini alması gibidir. İyi kişiler yanında iyi, kötü kişiler yanında kötü olur.
    Ateş elemanın eksik yanı nefsi sevmek ve onun uğruna kızmaktır. Bundan da çekememezlik, hırs ve şehvet ateşi doğar.
    Hava elemanının eksikliği kibirdir. Bu da tüm yaratıklardan kendini üstün görerek Hakk?a sırtını dönmektir.
    Nefsi emmarenin eksiği ise Allah (c.c) korusun- ilahlık iddiasıdır. ( Nefsin Tanrı olduğunu ileri sürmesidir.)
    İşte kalbin tüm hastalıklarının nedeni bu eksikliklerdir.
    Cenab-ı Hakk ( c.c) bir kulunu doğru yola getirmeye dilerse kerem ve iyiliğinden cezbe verir ya da razı olduğu işler yaptırır; bundan da yine cezbe doğar. Cezbeden başka, kulunu nefis kemalata ermiş ve başkalarını kemale erdirebilen bir mürşidi kamille karşılaştırır; bu zatta onu olgunlaştırarak gerçeğe erdirir. Bu mürşidi kamil latifelerin üzerindeki kötü etkisi kaybolur. Latifeler asıl makamlarına dönmeyi isterler ve sonuçta ilk kemallerine kavuşurlar. Bu kavuşma yüce bir yolculukla olur: Yeryüzünden kalbin makamı olan arş?ın dış yüzüne kadar dokuz bin yıldır. Kalbin makamından emir alemindeki ruhun makamına kadar dokuz bin yıllık uzaklık vardır. Böylece her makam arası dokuz bin yıl olduğuna göre yeryüzü ile ahfa latifesinin makamı arası kırk beş bin yıllık uzaklıktadır.
    Ahfa latifesini makamı emir ( melekut) aleminin sonudur. Daha sonra latifeler emirler aleminden Allah ( c.c) sıfatlarına doğru yükselme başlar. Çünkü sıfatlar alemi emirler aleminin aslının aslıdır. Sonra sıfatlar aleminde isimler alemine sonra şuun ( olaylar) alemine, oradan da ilahi zat?a yükselirler. Ancak sıfata kadar makamla ondan sonrasına da hal ile yükselme gerçekleşir. Makamla yükselme süreklidir ve kişiliğe mal olmuştur; sabit ve değişmeyerek devam eder. Hal ise bunun tersinedir, gelip geçici bir durumdur, kişilik yapısına mal olmuştur.
    Latifeler makam ve kemallerine (asıl yerlerine ) vardıkları zaman kalbin kemali olan tam huzur; ruhun kemali olan tam cezbe; sırrın kemali olan tam birlik ( vahdet); hafa?nın kemali olan tam yokluk ( benlikten arınma) ve ahfa?nın kemali olan tam izmihlal ( ilahi varlıkta kaybolma) kendiliğinden gerçekleşir. Bazen bu latifeler asıl yerlerine vardıkları halde mürit bunu bilmez ve yorgunluğunu anlamaz. Fakat bu varışın belirtileri vardır ve bunlar Nakşibendi kitaplarında etraflıca açıklanmıştır.
    Bazen latifelerin bir kısmı ilerler, diğer kısmı ilerlemez.Yalnızca tam cezbe veya cezbe olmaksızın tam huzur olabilir. Buna seyr-i fillah ( Allah?ta (c.c) ilerleme), seyr-i ulvi ( yüce ilerleme ), seyr-i cezbe ( cezbe de ilerleme) ve seyr-i afaki ( ufuklarda ilerleme) denilir. Bu durumda birçok kez mürid sahiv ( ayıklık) için mahiv ( yok olma) olur. Hatta kendisine görülenlerin ve hallerinin artışından dolayı kalbini ileri derecede gayesine bağlayan mürit dünya ve ahiretle ilgili işlerini unutur. Bu durumda nefy ve isbat zikrinin zamanı gelmiş demektir

     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: latifeler ve zikir
    emeğine sağlık
     
latifeler ve zikir konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. zikir

    zikir

    Rüyada Allah (C.C) Hazretlerini anarak zikreden kimseleri görmek veya bizzat anmak, içlerinde her zaman ve her hususta basari kazanacagina, dualarinin kabul edilecegine ve herkes tarafindan itibar görecegine delalet eder.
  2. Hz. Muhammet s.a.v - Latifeleri

    Hz. Muhammet s.a.v - Latifeleri

    dini latifeler aşkın peşinde latifa muhammed aşkın peşinde latifa nın düğünü Peygamber Efendimiz Allahın'ın elçisi olması dolayısıyla ciddi ağırbaşlı heybetli bir insandı. Bu hali zaten normaldi. Çünkü taşıdığı görev üstlendiği vazife bunun gereğiydi. Ancak her haliyle o da bir insandı. Hem de çok cana yakın.. vakarlı. Herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur şakalaşır tatlı ve güzel...
  3. düsmanlari ve kötü insanlari ulastirmak icin bu zikir yeterli

    düsmanlari ve kötü insanlari ulastirmak icin bu zikir yeterli

    Meleklerim eyer Ya Vehhab Esmasini günde 14 defa okunursaniz, sizden kötü insanlari ve düsmanlarinizi Allah c.c. sizden uzaklastirir.
  4. Her gün okunması gereken dualar ve zikirler

    Her gün okunması gereken dualar ve zikirler

    her gün hangi tespihler çekilmeli,her gün hangi dualar okunmalı,her gün hangi zikirler yapılmalı hakkında bilgiler Bu fasılda, kulun teşbih, zikir ve gece-gündüz namazları olarak ifa edeceği evradı, cemaat namazının faziletini, duaların kabul edilmesi umulan en uygun vakitleri, Teşbih Namazı ve şiar edinmesi müstehab olan hususları anlatmaya çalışacağız. Kulun her gece ve gündüz çekeceği bir...
  5. Ramazanda Yapılacak haftalık dua ve zikirler

    Ramazanda Yapılacak haftalık dua ve zikirler

    ramazan ayında yapılacak ibadetler,ramazan ayında haftalık yapılacak zikirler,ramazanda çekilecek tesbihler,ramazan ayı zikirleri nelerdir Ramazan ayı müddettince aşağıdaki zikirlerin yapılmasını tavsiye edilir: Cuma günleri: 1000 defa “Allah Allah” dye tesbih çekilir. Cumartesi günleri: 1000 defa “La İlahe İllallah “kelime-i tevhidi çekilir. Pazar Günleri: 1000 defa “Ya hayyü ya...

Sayfayı Paylaş