gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    ÖlÜmÜm Sirasinda

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    Ölümüm sırasında AZRAİL'le konuştuklarım Sabah kalktım. Güzelce kahvaltımı da yaptım ve işe gittim.
    Klasik bir gün... Diğerleri gibi, sıradan bir başlangıç...
    Nöbetçi arkadaştan öğrendiğime göre, gece problem çıkmamış cihazlarda. Bu iyi haber işte! Zaten dünden devam eden 2 tane sistem arızası vardı.
    Cihaz odasındaki klimalar da problemli. Hem de ta kurulduğu günden beri!
    Bugünde firmanın birinden eleman gelecek, onlarla ilgilenmem lazım. İş çok bugün! Akşamı nasıl ederim bilmem. Bu hafta çok yoğun geçecek. Sezonda başladı malum. Beklentilerimiz epey yüksek.
    Neyse, odama gittim ve kapıyı kapadım. Bilgisayarımı da açtım ve maillerimi kontrol ediyordum ki, kapı çaldı. “Girin” bile diyemeden kapı açıldı ve içeriye bir “şey” girdi, kapıyı da kapadı hemen!
    Aman Allah’ım! O da ne!? Tanımlayamadım bir türlü. Kadın desen değil, erkek desen değil, turist belki! Bir çirkinlik abidesi! Kesin 10 gün rüyalarımın baş rol oyuncusu olur.
    Ona “Kimsiniz?” diye sormama bile fırsat kalmadan:
    - Hadi kalk gidiyoruz! dedi...

    Aaa! Hem de Türkçe konuştu! Şaşırdım ama bozuntuya vermedim.
    - Sizi ilk kez görüyorum. Kimsiniz?
    - Ruhunu bedeninden söküp almak için görevlendirilen meleğim ben! Nam-ı diğer Azrail! Cehennem habercisi!
    - Dalganın sırası değil şimdi. Lütfen odamı terk edin. Yoksa güvenliği çağırırım!
    - Çağırsan ne olur? Beni sadece sen görüyorsun!
    - Dalga geçme. İşim gücüm var benim. Seninle uğraşamam...
    Bir yandan Azrail değildir diyorum ama böyle bir kişinin bana haber verilmeden buraya kadar gelmesi imkansız ki! Eyvaaah! Ya gerçekse! Bittim ben, bittim!
    Savsakladığım namazlarım, ahirette buruşturulup yüzüme çarpılacak olan oruçlarım geldi aklıma...
    Ufacık dünya menfaatleri için teptiğim Allah’ın emirleri geçti gözümün önünden hızla...
    Eti için kesilen bülbül, tahtası için yakılan saz gibi...
    Gayri ihtiyari:
    - Mesai saatleri içinde olmaz! deyiverdim. Sanki benden bitecek bir işi varmış gibi...
    -Neden? dedi.
    -Şu an hazır değilim!
    -Neye hazır değilsin?
    -Kabirde ve öbür alemde başıma geleceklere!
    -Ama senin son kullanma tarihin bugün son. 08:57. Sen ayvayı yedi... Hem sana yeterince vakit verilmedi mi?
    -İnan ki, bu yaşta öleceğim hiç aklıma gelmemişti.
    -Neden?
    -Gencim daha, ciddi bir sağlık problemim de yok. Turp gibiyim evelallah!
    -Senin yolun mezarlığa hiç düşmüyor herhalde! Ya da hastanelerin acil servislerine, morglara! Oradakilerin hepsinin teni buruşuk mu?
    -Değil de yani!... Bana 1-2 ay kadar daha süre tanısan?
    -Bu kadar kısa bir sürede ne yapabilirsin ki, onlarca yılını heba etmiş biri olarak?
    -İbadet borçlarımı öderdim... Kaza üstüne kaza ederdim namazlarımı deliler gibi... Kalplerini kırdıklarımdan, üzerimde hakkı olanlardan helallik dilerdim. Dünyanın öbür ucunda olsalar, taşların altına saklansalar gene de bulur, her şeyimi verir, haklarını helal ettirirdim. Üzerimde kul hakkı kalmasın diye... Daha vasiyetimi bile yazmadım hem!
    -Yeterince vaktin vardı! Yapsaydın! Neden düşünmedin? Engel mi oldular sana?
    -Hiç ölmeyeceğimi sanmıştım. Hep başkaları ölüyordu, başkalarının selaları okunuyordu minarelerden. Ben muaftım sanki ölümden. Meğer bu iş parayla değil, sıraylaymış.
    -Bir sene önceden haberin olsaydı geleceğimden, neler yapardın?
    -Kalan zamanımı çok iyi değerlendirirdim!
    -Hadi be sen de! Kimi kandırıyorsun! İlk 2 gün iyi giderdin. Namaz-niyaz full, sonra dönerdin gene eski haline. Bulurdun bir de bahane kendine. Her şey yine eski hamam eski tas olurdu. Bir rüyaydı o derdin sana verdiğim habere, kendini avutmak için...
    Haklıydı! Kaç kere hastalık geçirmiş, kaza atlatmıştım... Bunların hepsi birer haberdi aslında ama üzerimdeki etkisi çoğu zaman 2 gün bile sürmemişti...
    Ama şimdi kafamı taşlara vurmaya bile vaktim yoktu artık!...
    Bu arada telefonum çaldı. Başmüdür arıyordu. Önemli bir arıza varmış, trafiği durduran. Acil gitmemi istedi. Her şey önemini kaybetmişti ki benim için: para, pul, mevki, kadın, nefs... Her şey sıfırla çarpılmıştı. Can derdindeydim ben. Bir de baş da olsa arka da olsa müdürle veya başka bir şeyle falan uğraşacak durumda değildim. “Bırak bu fani işleri” deyip kapadım telefon suratına müdürün...
    Baktım sırıtıyordu Azrail. Demek alışkındı benim gibi jetonu iş işten geçtikten sonra düşenlerin panik hallerine. Ben de güldüm gayri ihtiyari... Neye güldüysem! Ağlamayı bile beğenmemem lazımken!... En iyi savunma saldırıdır taktiğine geçtim hemen!
    -Hem sen, Azrail de olsan, can almakla da görevli olsan nihayetinde bir melek değil misin? Ne bu surat? Korku filmindeki yaratıklar gibi! Allah seni nurdan yaratmamış mıydı?
    -Nurdan yaratılmasına nurdan yaratıldım. Bu arada laf aramızda, güzelliğim dillere destandır.
    -Hiç de öyle görünmüyorsun ama! Notr Damın Kamburu bile sana on beş çeker.
    -Orası öyle! Ben de surat çok! Ama sor bakalım senin yanına neden bu suratımla geldim? Utanma sor, sor!
    -Neden bu suratla geldin yanıma?
    -İnsanın ameli güzelse ona güzel görünürüm ben. Hayatını Allah’ın rızasına göre dizayn etmeyenlere de çirkin görünürüm. Şimdi sana göründüğüm gibi! Ben senin aynanım şu anda. Kalp gözü açık olanlar, yüzüne baksalardı seni böyle görürlerdi!
    -Desene EYVAH!
    -Eyvah ki ne eyvah!
    -Birazdan kabirde başına neler gelecek biliyor musun? Karşılama mahiyetinde? Ön sıcaklardan!
    -Pek hayra alamet değil şu anki verilerim.
    -Okusaydın Allah’ın kitabından, Resulünün sünnetinden!... İşin ciddiyetini kavrasaydın, uykuyu haram ederdin gözlerine!... Neden okumadın?... Bir arkadaşından yıllar önce gelip de hiç okumadığın bir mektubun var mı? Ya da açmadığın bir mail? Madem Allah’ın kitabının kapağını açmadın, bük boynunu ve sus!
    - Dünya meşgalesi...Geçim derdi... Para, mevki, nefs, kadın... Çepeçevre kuşattılar beni, kıramadım sarmalı!
    -Halbuki dünyada kalma süren ne kadar azdı oran olarak! Bunu da biliyordun üstelik! Birazdan gideceğin hayat ise ebedi! Nasıl olur da senin gibi akıllı geçinen bir adam okyanusu unutur da bardakta boğulur? (Haşa) Allah’ın yerine kendini koy! Senin gibi bir kula müstehak değil mi azap! Bunca akıl vermiş ilim vermiş, dininden seni haberdar etmiş...
    -Haklısın! Ama dünya gözle görülüyor ama öbür dünya gayb, göz önünde değil!
    -Merak etme, biraz sonra ölünce, gaybın önündeki perdeler kalkacak!... Kuran’da ve hadislerde anlatılıyor bunlar. Sen de okudun hem! Üstelik başkalarını uyaran yazılar da yazdın. Muhtelif yerlerde anlattın bile! Neden o zaman bu gafletteki ısrarın?
    -Başkalarına nasihat verirken kendimi unutmuşum...
    -Allah da din günü seni unutur o zaman! Bir yandan ele öğüt verirken diğer yandan da kırmadık söğüt bırakmadın ortalıkta!
    -Maalesef, biliyorum, kendim düştüm ve ağlamaya hakkım yok.
    -Kendin ettin kendin buldun! Hadi artık gidiyoruz, fazla oyalama beni. Senden sonra iki gafil daha var sırada!
    -Bırak çekiştirmeyi ya! Nereye gidiyoruz?
    -Allah’ın sana hazırladığı azabı tatmaya.
    -Doğru adrese geldiğinden emin misin? Benim adımda çok insan var da, hani o bakımdan!
    -Adın gibi eminim. Zaten nokta tarifler var elimde. Iskalamam mümkün değil!
    -Son bir şey soracağım: Allah’ın rızasına uygun olsaydı yaşamım, nasıl olacaktı ölümüm? Nasıl bir diyalog geçecekti aramızda?
    - Ben senin canını almaya gelince yüzümdeki güzelliği görünce hayrete düşecek ve: “Aman Allah’ım! Bu ne güzellik! Rüyada mıyım ben!” diyecektin. Çünkü o zaman cennet müjdecisi olacaktım sana, şimdiki gibi cehennem habercisi değil! Seni Rabbine götürmeye geldiğimi söyleyecektim. Sen korkuyla karışık: “Rabbim benden razı değilse?” diyecektin. Ben de yüzümdeki güzelliği hatırlatıp korkmana gerek olmadığını söyleyecektim. İçini bir huzur kaplayacaktı.
    -Keşke hayatımı yeniden yaşayabilme imkanım olsaydı...
    -Geçmiş olsun!... Neyse! Ailen ve sevdiklerin aklına gelecekti bir bir... Ama onların da zamanı gelince dünyadaki rollerinin son bulup yanına geleceklerini hatırlayınca rahatlayacaktın... Tereyağından kıl çeker gibi ayrılacaktı ruhun bedeninden... Bulutların üstünde gibi, yumuşacık.... Haberin bile olmayacaktı. Gül bahçesine girer gibi... Tüm hücrelerinde hissedecektin mutluluğu...
    -Ama şimdi
    -Çığlık atmayı bile beğenmeyeceksin çekeceğin acıdan!... Saat de tam 08:57 oldu. Bak konuşmaktan kelime-i şehadet bile getirmeyi unuttun...
    ...
    Gözümün önündeki perdeler açılmaya başladı...
    Gayb meğer ne yakınmış...
    Keşke iş işten geçmiş olmasaydı...
    Neler yapmazdım ki!
    Artık hiçbir değeri yok “keşke”lerimin...
    ÇARP SIFIRLA!

    ALINTIDIR

     
  2. mislinay

    mislinay Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.130
    Beğenilen Mesajlar:
    39
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: ÖlÜmÜm Sirasinda
    canım ya çok güzeldi insan etkileniyo tabi ahhhh ahhh diyorsun içinden biz ne yapacağız bilmiyorum Allah yardımcımız olsun bizleri nefsimizden ve şeytandan uzak tutsun inşallah emeğine sağlık canım
     
  3. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113
    Ce: ÖlÜmÜm Sirasinda

    amin canım bende çok etkilendim
     
  4. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: ÖlÜmÜm Sirasinda

    emeğine sağlık
     
ÖlÜmÜm Sirasinda konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Sira Tepkİlerİ

    Sira Tepkİlerİ

    Sıra Tepkileri Kişinin kurduğu iletişimlerde, onun kişiliğinin ve iletişim bilgisinin etkisi kadar, hangi rolü oynadığının, hangi değerleri benimsediğinin de önemi vardır. Diyelim ki Ahmet Bey kuyrukta bekliyor ve kuyruğun ön tarafına birisi kaynak yapıyor. Ahmet Bey bu münasebetsizi nasıl uyarır? Şüphesiz ki Ahmet Bey ait olduğu ekol ve dünya görüşüne uygun bir dil kullanacaktır....
  2. Simdide sira Barbie Bebeklerde...

    Simdide sira Barbie Bebeklerde...

    barbie bebek resimleri hamile barbie bebek
  3. Siradaki bir unutmakti

    Siradaki bir unutmakti

    Resimi orjinal boyutlarda görüntülemek için buraya tıklayınız..( Orjinal Boyut: 750x503 ve 331KB ) Bir ayrılıktaydı, Senin aldıkların, Benim kaybettiklerim. Bana bir unutmak bıraktın... Bir aşk, Bir ayrılık, Sıradaki bir unutmaktı. Ben şimdi; Bir unutmanın, unutamamasındayım. Sen neredesin?.. alinti
  4. Namazdaki Okunan Surelerin Siralari

    Namazdaki Okunan Surelerin Siralari

    Ben namaz basladigimda asa yukari 14-15 yasindaydim o zamanlar daha pek cok sure bilmiyordum 8 tane biliyordum. Enistem sagolsun bana siralamasini yazdi onlarin ve öyle okuyordum hep. Ama artik daha fazla sure ögrendim ve onlarida namazda okumak istiyorum. Bana bilen birisi Surelerin namazda okunus siralarini yaza bilirimi? Yada nereden baka bilirim bu siralamaya? Yardimci olursaniz kizlar cok...
  5. Doğum Sirasinda Vakum Uygulamasi

    Doğum Sirasinda Vakum Uygulamasi

    bebeğin vakkumla alınması,vakkumlu doğum nasıl olur,vakkumlu doğum nasıl yapılır,vakkumlu doğum zararlımıdır,vakkumlu doğum hakkında bilgiler Vakum inegatif basınç yaratabilen bir alete bağlı bir boru ve bu borunun ucunda bebeğin başına uygulanacak çeşitli çaplarda çan adı verilen metal veya plastik aletlerden oluşan bir mekanizmadır. Çan bebeğin başının saçlı derisine dikkatlice...

Sayfayı Paylaş