gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.164
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113

    Özürlülere Yönelik Ayrımcılık

    Konu, 'Engelliler dünyası' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    engelli insanlara karşı sorumluluklarımız engellilere karşı sorumluluklarımız Yrd. Doç. Dr. Kasım Karataş
    Hacettepe Ünv. S.H.Y.O. Öğretim Görevlisi

    (...)

    Günümüzde insanlık “herkesi içine alan, herkese uygun bir toplum modelinden” yoksundur. İşte bu nedenle insanlık çoğu kez sorunlar karşısında kendisini çaresiz hissetmektedir. (...)Bir toplumun gereksinimlerini karşılayacak hizmetler/çözümler üretirken öncelikle “normal insanlar için” harekete geçiliyor, “ötekiler” için “sonra yaparız” deniliyor. (...) Yaratılan bu eksik modelle toplumun bir bölümü dışlanıyor, sonra da bu dışlamanın yarattığı olumsuzluklarla da pekişen sorunların içinden çıkılamıyor. Dışlanan bu kesimleri toplumla bütünleştirecek (entegre edecek) yollar aranıyor. Ne yazık ki, bir yandan dışlama süreci sürerken, bütünleşme çabaları da başarısız kalıyor. (...) [bu çözümsüzlüğün] nedeni yaklaşımdaki bu yetersizliktir.

    Bir toplum, kendisini oluşturan bileşenleri iyi tanıyor, onlar hakkında gerçekçi, geçerli bilgiler topluyor ve yaşamı, tüm bileşenleri eşit oranda dikkate alan bir anlayışla planlayıp/şekillendiriyorsa özlenen toplum model,ine doğru yol alıyor demektir. İşte “herkesi içine alan toplum anlayışının temel” budur.

    Farklılıklar özünde yadırganacak durumlar değildir. Çünkü farklılık, biz insanların doğasında vardır. Bu fark yalnızca özürlü olmakla değil; pek çok açıdan birbirimizden farklıyız. Hepimizin farklı özellikleri, farklı gereksinimleri var. Güçlerimiz de zayıflıklarımız da farklı. Bu yüzden hepimizin içinde yaşadığı toplum, birkaç kişinin ya da belirli bir kesimin özellikleri temel alınarak şekillendirilemez. Özürlü insanların ihtiyaçları en az özürlü olmayan insanların ihtiyaçları kadar, toplumun düzenlenmesini etkilemeli[dir]. Bu da onların özel bakım isteğinden değil, onlar da herkes gibi toplumun bir parçası olduğundan yapılmalıdır. (...) Herkes, ‘yaptığı hizmetlerden’ özürlülerin de yararlanmasını sağlamaktan sorumludur. Bu sorumluluk herkesindir. Bu sorumluluk doğal ve sürekli bir sorumluluk olarak algılanmadıkça, yerine getirilemez.

    (...)

    Özürlünün karşılaştığı ‘engelin’ temelinde, sahip olunan ‘özür’ değil; özrün yarattığı farklılığı bahane eden toplumun, özürlüye karşı geliştirdiği ‘engelleyici tutumlar’ yatmaktadır.

    Ayrıca özürlülerin kendileri de, sahip oldukları farklılığı, farklı davranmanın ve kendilerine farklı davranılmasının haklı bir gerekçesi sayarak (zaman zaman bunu bir kazanç sayarak) ayrımcı uygulamaları pekiştirecek tutum ve davranışlar içerisinde olabilmektedir. (...) Bu anlamda özürlüyü kendisinden gelecek ayrımcılığa karşı da korumak gerekmektedir.

    (...)

    Özürlüler gündelik yaşamlarında (...) sayısız ayrımcılık örnekleri yaşamaktadır.

    (...)

    Özürlülere yönelik ayrımcılığın önlenmesinde en etkili unsur, onları iş yaşamına sokmak, üretken kılmaktır.

    (...)

    Unutulmamalıdır ki özürlülerin istihdamı önündeki en büyük engel, önyargıdır; önyargıyı aşmanın en etkili yolu da çalışma yaşamında gösterilecek başarıdır.

    (...)

    Farklı olmak “farklı muameleye tabi tutulmanın” haklı gerekçesi olamaz. Engelliler de herkes gibi, başka hiç bir sebeple değil; salt insan oldukları için onurlu bir yaşamı hak etmektedirler. Bunun için toplumsal yaşama tam katılımın önündeki her türlü engel kaldırılmalı ve eşitlik ilkesi gereğince yaşamın tüm alanlarında desteklenmelidirler.

    Oysa engelliler genelde görmezden gelinen, acınan, evde, sokakta, işyerinde, vb. koruma altında bulundurulması gereken kişiler olarak algılanmaktadırlar. Engellilere yaklaşımda dinsel-geleneksel kökenli ‘vicdani yaklaşım’ bireysel, korumacı ve bastırıcı bir tutumdur. Bu yaklaşıma göre iyi bir toplumda, iyi bir insan ‘muhtaç’ kişileri de düşünür. (...) böyle yaptığında engelliler için toplumsal görev yerine getirilmiş olmaktadır. Çağdaş yaklaşım ise insanların bu türden duygu ve düşüncelerini reddetmez; ancak insanların sorunları ve gereksinimleri karşısında sorumluluğu ağırlıklı olarak kamuya (sosyal devlete) yükler. (...) Bu sorumluluk ise tek tek bireylerin, grupların, toplulukların... farklı nedenlerden kaynaklı ve tümüyle kendi inisiyatifler, içerisinde gerçekleşen ‘iyilik yapma’ dürtülerine bırakılamaz. Bunları bir hak olarak tanımlıyorsak [ki böyledir] hakkın yerine getirilmesinde bir de ‘muhatap’ bulunmalıdır; o da devletten başkası değildir.

    Bu anlayışla bakıldığında, devleti sosyal sorumluluklarında uzaklaştırma ve yerine ‘sivil toplumu’ ikame etme yönünde son yıllarda giderek artan çabaların özünde çağdaşlık karşıtı çabalar olduğu hemen fark edilecektir.

    (...)

    “Kimsenin yarın engelli olmayacağının garanti edilemeyeceği” gerçeğinin sık sık anımsatılması üzerine bina edilen, korkuya dayalı davranışlar yerine; başkalarına karşı da sorumlu olduğumuz bilinci konulmalı ve bu bilincin gereği olan kamusal sorumluluklar yerine getirilmelidir.

    Ayrımcılıkla Savaşım

    (...)

    Öncelikle sorunların çözümü için gerekli iradenin varolması gerekir. Odağına insanı alan bir yaklaşımla, çözüm üretme ve uygulama sürecinde, sorunun etkilediği tüm tarafların etkin katılımına başvurulmalıdır.

    (...)

    Ayrımcılıkla savaşımda, öncelikle böyle bir olgunun varlığının kamuoyunca bilinmesi büyük önem taşımaktadır. (...) Günümüzde, burada sözü edilen toplumsal farkındalık olgusunda ‘medyanın’ rolü büyüktür. Ancak özürlülere yönelik ayrımcılık konusunda medyanın soruna daha çok acıma duyguları içinde yaklaştığı, sağlıklı bir ele alış üretmediği bilinmektedir. Bu anlamda öncelikle medyanın yaklaşımı düzeltilmelidir.

    (...)

    Ayrımcılığın önüne geçilebilmesi için eğitime büyük önem verilmelidir. (...) Ayrımcılıkla savaşımda en önemli konu, bakış açımızın genişletilmesidir. Bu amaçla, ayrımcılık karşıtı bir eğitim sistemi kurmak ve özellikle de çocuk yaşta eğitime önem vererek, toplumsal yaşamın her alanında ayrımcı uygulamalara izin vermemek gerekir.

    (...)

    Engellilere yönelik ayrımcılık, toplumun gündemine yerleştirilmeli ve toplumun kendi kendini sorgulaması için bir yol açılmalıdır.

    (...)

    Ayrımcılığı yaratan maddi koşulların olabildiğince ortadan kaldırılması ve doğal kabul edilebilecek farklılıklardan bir ayrımcılık türetilmemesi için ayrımcılık karşıtı bir bilincin geliştirilmesi gerekir. Bu doğrultuda temel kabul, herkesin farklı ve herkesin eşit olduğuna olan inançtırkaynak.frmpaylas

     
Özürlülere Yönelik Ayrımcılık konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Türkiye’de Özürlü Bireylere Yönelik Hizmetlere Kısa Bir Bakış

    Türkiye’de Özürlü Bireylere Yönelik Hizmetlere Kısa Bir Bakış

    İrem Coşansu Yalazan Türkiye Asya ve Avrupa’nın buluştuğu yerde bulunmaktadır. Türkiye’nin yüzölçümü 780.576 kilometrekaredir. Nüfusu, 2000 Nüfus Sayımına göre 67 Milyondur. Başkenti Ankara’dır. 81 İli vardır. Yasama, yargı ve yürütme organları güçler ayrılığı ilkesine göre işleyen parlamenter demokrasi ile yönetilmektedir. Parlamentoda 550 milletvekili bulunmaktadır ve seçimler beş yılda bir...
  2. Yerel yönetimlerin Özürlülere Yönelik Fiziki ve Mimari Düzenleme Kılavuzu

    Yerel yönetimlerin Özürlülere Yönelik Fiziki ve Mimari Düzenleme Kılavuzu

    Özürlü insanların kentsel yaşama katılım alanındaki ihtiyaçları özürlü olmayanlarla farklı olmakla birlikte benzerdir. Özürlü olarak tanımlanan bireyleri, toplumun ayrı bir kesimi olarak niteleme yerine bütünleşmiş bir parçası olarak algılayabilmek ve mekanda da buna olanak sağlayabilmek amacıyla fiziksel çevreye ulaşılabilirliğini sağlamak gerekmektedir. Tüm insanlar gibi, özürlü insanların...
  3. özürlü yüreklere

    özürlü yüreklere

    ÖZÜRLÜ YÜREKLERE Yıl 1961 bir sonbahar akşamı yağmurlu ve soğuk sokakta İşlerinden evine dönen insanların telaşı ve bir genç kız … Pencerede oturmuş onları izliyor Kimbilir kaç kez izledi bu görüntüyü Ama yinede mutlu …. Ve bir güne yine puslu bir Newyork akşamı ilk kez karşısındaki Pencereye gözü takılıyor Bir çift göz onu izliyor o an yüreği sanki yerinden çıkacak gibi oluyor...
  4. Özürlü Kartı

    Özürlü Kartı

    özürlü kimlik kartının faydaları başbakanlık kartının faydaları özürlü kartı avantajları kimlik kartı Özürlü kimlik kartı, Gelir Vergisi indiriminden yararlanabileceğiniz, Devlet Demiryolları ve Havayolları ile seyahatlerinizde belirli oranlarda indirimlerden yararlanabileceğiniz, yerel yönetimlerin kararına göre şehir içi ulaşımlarda ücretsiz ya da indirimli ücret ödeyebileceğiniz bir...
  5. Türkiye'ye etnik ayrımcılık suçlaması

    Türkiye'ye etnik ayrımcılık suçlaması

    Birleşmiş Milletler, Türkiye'ye etnik ayrımcılık suçlamasında bulundu. BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, Cenevre’de gerçekleşen 74. oturumunda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çeşitli ülkeleri inceledi. Bunun ardından yayınlanan rapor ve yapılan basın açıklamasında Türkiye’de ayrımcılık olarak görülen sorunlara ilişkin eleştiriler dile getirildi. Bu çerçevede Kürtler,...

Sayfayı Paylaş