gebe
  1. fırtına

    fırtına Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.895
    Beğenilen Mesajlar:
    29
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    süperyedili'nin sıkıntısı

    Konu, 'Dert Köşesi' kısmında fırtına tarafından paylaşıldı.

    Arkadaşlar bu yazıyı melek oyunlarından alıp kopyalıyorum ilgimi çekti ve nedense çok hoşuma gitti toplum olarak yaptığımız bişeyi gördüm burada hasta olmasakta hastaymış gibi yapıp ilaç yazdırmak! eminim sıkılmadan merakla okuyacaksınız ve hak vereceksiniz......

    ben de burdayım,üffff,uyuyamıyorum bir türlü,yarın işe gitmek istemiyorum,tatile ihtiyacım var,iznimi ağustosta kullanacam ama izin zamanı da doğru dürüst tatil yapamayacağım,ben bu dünyaya çalışmak için gelmedim,karaları bağladım,hasta yüzü görmek istemiyorum,bulunduğum ilçenin belediye başkanından nefret ettim,ben belediye başkanıyım acelem var,ilaçlarımı yazacaksın demesi onu gözümde bitirdi,hadi o an acemiliğime ve şaşkınlığma denk geldi,ama bir dahakine bu emrivakiliği ve terbiyesizliği affedeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun,terbiyesiz adam.kafayı birine taktım mı takıyorum,ama n'apıyım,adama hakettiği gibi davranmadım ya,içimde kaldı.
    sıcak havalar beni bunalttı,yaşadığım yer de bunalttı,burası cennet olsa gelmem
    kalemi sertçe tutmamdan ötürü orta parmağımda feci bir nasır oluştu.görenler gülüyor,ben de gülüyorum ama bakıyorum benim parmak değil sanki,eğribüğrü bir hal aldı

    kuralı bozdum fazla uzun yazdım,belki bir iki söz istiyordunuz fazlasını değil.ama anlatmak zorundayım,anlattıça rahatlıyor muyum,hayır ama en azından neler yapabileceğime daha iyi akıl erdirebiliyorum.nasırlı parmağa şimdilik bir şey yapmayı düşünmüyorum,belediye başkanına gelince eğer bir dahakine tekrar gelecek olursa sıra almalısınız diyeceğim üstüme gelirse de kovacağım ,bu zevki tatmak istiyorum.bazen kabalık çok iyi geliyor insana,durdur yere yapılan kabalık değil tabi,karşılık olarak yapılanı.saat 3 e çeyrek var ve ben işe gitmek istemiyorum.bir kaç saat sonra çocukları hasta olmadığı halde sırf yaylaya gitmeden önce öksürük şurubu yazdırmak için yalandan yere çocuklarını getirip "çocuğum öksürüyor" diyen yalancı annelerle uğraşacağım.kimse bu sözüme kızmasın,muayene ettikten sonra çocukta bir şey yok dediğimde "ya aslında yaylaya çıkacağız bir öksürük şurubu yazdırmak istiyordum" diyerek yalancı olduklarınıu ispatlıyorlar,yanlarında birer çocukla gelseler neyse,kadının 3 çocuğu varsa 3 ünü de yanına alıp muayene ettiriyor yalandan yere,dışarda bir sürü hasta,anlayışsızlık ve pişkinlikten başka bir şey değil.suratlarına bakıp yalancı diyorum açık açık,dokunmuyor bile bu onlara.
    aslında bunlara tahammül edilebilir mi ,ben mi takıntı yaptım da bu kadar büyüttüm bilmiyorum ama farkında değiller çok yoruyorlar.bitip tükenmez sandığım enerjim her fuzuli yaptığım işte çok çabuk tükeniyor.
    işe ilk başladığımda hep gülümsüyordum,şimdi şikayeini anlatan hastayı boğazlamak geliyor içimden,ama durumu harbi ajite edenler oluyor,hastanenin kapısına güle oynaya gelen kadının tam kapıdan girerken çığlıklar atarak kendini yerlere atması da neyin nesi oluıyor,böyle yapınca onu daha ciddiye alacağımı sanıyorsa yanılıyor,numaradan yapılanlar gözümüzden kaçmaz,öyle bir yerde yaşıyorum ki kocasından ilgi göremeyen kadınlar sinir krizi geçirerek geliyor,bizden ilgi bekliyor,biz ilgi yuvası değiliz,ama artık bu fonksiyonumuz da var,yani ilgilenme,sadece ilgi isteyene ilgi veriyoruz,dertlerini döktürüyor maşAllah,bakın psikologluk bir durum değil bu,bazı psikolojik rahatsızlıklar vardır onlara yardımcı olursunuz ama evdeki bir sorunu dinlemeye gelince işte orda durulmalı,bunu git arkadaşınla paylaş,doktor evine gidip sorunu da halledecek değil di mi.
    belki benim de derdim var,ama artık insanların dertlerinin sıkıntılarının hastalıklarının tüm hayatımı kaplaması ve belki benim hayatımdan daha önemli bir yer tutması -ki normalde tutamaz ama karşımdaki insan buna inanıyor- beni yordu.bu işe niye kalkıştın denilebilir,benim bu işe kalkışmam herşeye tahammül etmem zorunluluğunu mu getirdi,ben hala daha insanım,insanlıktan çıktığım gün tahammül diye bir şeye gerek kalmayacak zaten.


     
  2. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    iyi geceler
    yine ben ,yine sıkıntı

    ne zamandır hastalara uyuz davranıyordum,bunun farkındaydım ama engel de olamıyordum,hasta şuram ağrıyor dese "hadi lan ordan" deyip boğazlamak geliyordu içimden.bugün yeni bir başlangıç yapacaktım,herkese güleryüzlü davranacak,sabrım taşsa da asla kızmayacak,tatlı dille anlatacaktım.güne gerçekten iyi başladım ,iyi de bitirdim aslında.arada pürüzler çıkmadı değil.mesela sırasını beklemeden ben acilim diye polikliniğe dalan teyze gibi.ona hafif gülümseyerek gözlerimin ucuyla bir bakış attım,niyetim teyzeyi hoş bir davranışla poliklinikten çıkarmaktı,ama karşılığında "boş boş konuşma acilim bakacaksın" demez mi :( benim kafa attı yine.ben de kendi rahatsızlığını (ki dizinde ağrı var sadece) bir kalp krizi,bir felç ya da akut bir solunum sıkıntısı ile nasıl bir tuttuğunu ,poliklinikte olmasına müsaade etmediğimi,bekleyemeyecek durumdaysa dışarda bekleyen hastalardanizin alması ve sözlerine de dikkat etmesi gerektiğini söyledim.teyze söylene söylene çıktı.sırası gelip de içeri girdiğinde dua ediyordu,içimden senin yalaka dualarını istemiyorum dedim.

    yaşlı bir amca var,her beni gördüğünden tartıştığımız "kadından da doktor olur mu" diyen.usulsüz "bana şu ilacı yazacaksın " dediğinde " önce muayene ederim,gerek görürsem yazarım" lafına kıl olup söylemediğini bırakmıyor sağolsun.bugün kulak lavajı için gelmiş,beni görünce personele "ben n'apacam şimdi ,yine mi bu " diye söylendi.yarın da poliklinikte olacağımdan haberdar olmayan hizmetli ,amcaya sen yarın gel derken bütün bunları poliklinikten işiten ben " yarın da burdayım ,yarın da gelmesin " dedim.adam "karıdan doktor mu olur " deyip kafamı kızdırıyor ama nedense aniden parlayan,diklenen bu yaşlı amcaya sempati duymuyor da değilim.acaba tipik bir karadenizli olduğu için mi :)
     
  3. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    olaysız bir günüm olmayacak galiba.acaba tüm huysuzları üzerime mi çekiyorum nedir?bugün yaşlı bir amca geldi.önüme yazmam için ilaçlarını döktü.ilaçları inceledim ta ki o antibiyotikle karşılaşıncaya kadar herşey normaldi.hastaya bunu neden yazdırmak istediğini,en son ne zaman kullandığını sordum ki hasta cevap vermeye tenezzül etmeden "ilaçlarımı yazacaksın" dedi."bana bunları profesör yazdı,şimdi yazacaksan yaz" diye kükredi.işte yine benim kafamın attığı nokta bu andı.dişlerimi sıktım.bir problemi varsa muayene edeceğimi ve gerek görürsem ilaç yazacağımı söyledim.o ialcı profesör yazmışmış,2 ay önce sinüzit sebebiyle kullanmışmış,sinüziti varmış (helal be,kendi hastalığının tanısını koyup kendi ilacını da seçiyor aynı zamanda) ve ben o ilacı yazacakmışım,ben kendimi ne sanıyormuşum,ne biliyormuşum,bir şey bildiğim yokmuş ne taslıyormuşum.cevabım kısa ve net oldu "çık git yazmıyorum ilaçlarını,git başkasına yazdır".
    benim günlük abuk hikayelerim sizleri ilgilendirmiyor biliyorum ama anlatmalıyım.isteyerek okumadım üniversiteyi,isteyerek çalışmıyorum,hergün büyük bir isteksizlikle gidiyorum işime,ama bu kadar ağır sözleri hakedecek bişey yapmadım,insan karşısındakini insan görür de söylemez,kıramaz da diyemez o sözleri ama nasıl da çıkıyor ağızdan bu kadar kolay.ben hiç mi bir insana hakaret etmedim,etmişimdir ama belki 1 -2 kez o da düşünülmeden değil,bilerek isteyerek söylemişimdir,üzmek için değil,tam tersine üzüldüğüm ve gerçekten hakaretimle bağdaşan bir hareketini gördüğüm için söylemişimdir ama hiçbir zaman en sonunda denenek lafı en baştan söylememişimdir.
    sonra burda bir arkadaşım var.beni bazen çileden çıkaran biri.dedikodu yapmayı sevmem ama düşündükçe bazen sinirimi bozuyor,yemek yerken her seferinde onun hesabını da ödememi ne kadar da kolay alışkanlık edinmiş.hiç bir zaman hesap tutmamışımdır ama salak değilim.ben kasaya ayrı ödeyeceğiz diyene kadar parayı uzatmıyor.hesap yaptığı için hiç hoşuma gitmiyor.yoksa paranın canı cehenneme.sohbetinden zevk aldığım insanla yediğim her yemeğin hesabını ödesem kaç yazar,öderim de,arkadaşımın da yemek parasını ödemem beni fakir de etmez,ödememem zengin de etmez ama salak yerine konmak bambaşka bir şey,buna da bile bile göz yummam arkadaşım.ayyy bir de pazarlığa girmiyor mu kasada,kendi adına konuş diyorum,kasaya dönüp indirim istemiyorum diye de ayrıca belirtiyorum,banane ya ne yediysem öderim canım,kendimi neden mudara edeyim.
     
  4. NaZMeLeK

    NaZMeLeK Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    10 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.484
    Beğenilen Mesajlar:
    10
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    özlemler diyarı
    canım yazdıklarını okudum.biraz sabırsız görünüyorsun.acaba canın bir şeylere mı sıkkın ki acısını şundan bundan çıkartmak istiyorsun?paylaşmak istersen yazışırız.canını sıkma.rahat ol sen vir meleksin.....
     
  5. fırtına

    fırtına Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.895
    Beğenilen Mesajlar:
    29
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    canım benim bulunduğun yer sana göre değil belli kasaba gibi biyerde olduğunu belirtmiştin sen sağlıkçısın büyük şehirlerde senin için çok güzel hastanelerde iş imkanı var bulunduğun yeri değiştirsen eminim daha iyi nefes alıcaksın bütün sıkıntılarında geçecek hayatının güzelliklerini bu şekilde yaşarak daha iyi anlayacaksın.
     
  6. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    söylediklerinde doğruluk payı var,aslında bu kadar sabırsız değildim,bazen küçük bir paragrafı bile okumaya tahammül edemezken hergün hastalara aynı şeyleri anlatmaktan ve aynı tepkilerle karşılaşmaktan sıkıldım.

    şimdilik mecburi hizmetimi yapıyorum.mecburiyi bitirmeden özelde çalışamıyoruz veya tekrar tayin isteyemiyoruz,benim aralıkta bitiyor inşAllah,aralıktan sonra memleketime atanırım umarım

    ya ben bişeye daha sinirlendim.anlatabilir miyim :d040:

    sınır kapısında domuz gribi sebebiyle 24 saat nöbet tutuyoruz.nöbet sonrası 2 gün iznimiz oluyor.ben de çarşamba nöbet tuttum,dolayısıyla perşembe ve cuma izinli oluyorum,hafta sonu ile birleşince bir kaç gün tatil yapmış oluyorum böylece.ben de bugün yola çıktım,memleket 4 saat uzakta,memlekte doğru yol aldım otobüsteyim,bir telefon,sağlık ocağının sorumlu hekimi arıyor,yarın ilde toplantı var ,"ben gideceğim,siz de sağlık ocağına bakacaksınız ,geri dönün" diyor,ilden gelen evrakta bir doktorun gitmesi gerektiği yazıyor ama doktor ismi belirtilmemiş.önce diğer sağlık ocağına göndermişler yazıyı,ordaki doktor bir elemanım izinli diğeri nöbetçi geriye bir tek ben kalıyorum gidemem demiş yazıyı geri göndermiş.bizim doktor ise ben giderim yazı gelmiş mecburum deyip beni zorla döndürdü.halbu ki sen de desene "diğer doktor arkadaş nöbet izninde ,bir ben kalıyorum geriye ben de gidemem".bulunduğumuz ilçede toplam 10 doktor var,sendne başka gidecek kimse yok muydu toplantıya ,nasıl olur da iznimi yakarsın,şerefsiz ya,üstüne üstlük ben ona yardıma geldim oraya,geçici görevlendirme ile,kimse gitmek istemedi de hergün 15 km lik yolu gidip gelmeyi göze alarak kabul ettim.gerçekten bıktım ,pısırık bir tipim var da herkes üstüme mi geliyor ben anlamadım.
     
  7. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    herkese iyi geceler.saat sabahın neredeyse 4 ü.gece gece beni nete bağlayan şeyse gece saat 12 de adli vaka için hastaneye çağırılmam ve tekrar bu saatte evime geri dönmem ve hastanede yaşadığım küçücük ayrıntıları sizinle paylaşma isteğimden başka bir şey değil
    kaza yapan bir araçtan çıkan tek bir ölü için hastaneye gittim.saatlerce bekledik.görevli bir polis bu bekleyişler esnasında dikkatimi çekiyor,bir yerden gözüm ısırıyor ama nerden.bir süre sonra bana daha önce komşu ilçenin acilinde çalışıp çalışmadığımı soruyor,evet çalıştım dediğimde de "beni hatırladınız mı,oğlumu apandisit diye sevk etmiştiniz" diyor.
    hatırmamaz olur muyum,7 yaşında karın ağrısıyla gelen bir ufaklık.ben acilde yeniyim ve bir o kadar da acemi.çocuğun muayenesini yapıyorum tam göbek kısmında şiddetli ağrı.bana karnını dokundurtmuyor,kan testi yapıyorum,iltihabi değerler yüksek,sevk için 112 yi arıyoruz,hemen en yakın il yerimiz yok diyor,diğer ilde bulunan fakültedeki nöbetçi cerrah ise "cerrahi bir durum varsa" sevk edin diyor.karnını açıp bakmadan nerden anlayayayım cerrahi mi değil mi?neyse biz yine diğer ile gönderiyoruz.apandisit çıkıyor.daha sonra çocuğun babası ile hiç karşılaşmamamıştık.çocuğa da ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu.bugün öğrendim ve o zaman bana doğru kararı verdirttiği için Allah 'a şükürler olsun.

    neyse,ölü muayenesi problemsiz geçti ,ta ki adamın kafatasından kopan küçücük ve çentikli bir kemik parçası parmağıma batana dek.adam yabancı uyruklu.onlarda da aids ,hepatit b ve c kol geziyor.öyle korktum ki.normalde ölülerden zor kan alan ben bu sefer kolayca kanı aldım,hemen çalışıldı,negatif çıktı,çok sevindim ama negatif olması adamın mikrobu taşımadığını göstermez,pencere döneminde olabilir.Allah korusun,umarım bir problem çıkmaz.

    bulunduğum yer problemli bir yer,içki fuhuş had safhada.zaten şimdi de sabahın bu saati dışarda kavga gürültü kıyamet.içki kadar rezil bir şey görmedim,en düzgün insanı bile yoldan çıkarıyor.

    böyle melekler.içim biraz huzursuz olmakla birlikte şunu söylemeliyim ki benim için önümüzdeki aylar acaba bir problem çıkacak mı takıntısıyla geçecek,bu takıntı gerçek sonuçları elde ettiğimi düşündüğüm ana kadar devam edecem.takıntı demişken ,ben ciddi anlamda takıntılı bir insanım.bir gün de takıntılarla ilgili konuşuruz.görüşmek üzere...iyi sabahlar.....
     
    Son düzenleme: 23 Temmuz 2009
  8. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    iyi geceler

    değerlendirmek gerekirse günüm;benimle ilgili bir meselede,daha önce yazılmasını kararlaştırdığımız bir dilekçeyi bugün sekretere yazıldı mı diye sorduğumda bana 'sabahtan beri neden söylemiyorsun' diyene kadar ortalama bir gündü.eve gittim ama içim rahat etmedi.ben o adamın kimseye öyle bir tavır takındığını görmedim.aldım telefonu elime,aradım şahsı,azarlar gibi konuşmanız hiç hoş değildi dedim.böyle bir sebepten telefonda konuşmak belki gereksizdi ama içimdeki öfke,mutsuzluk anında kayboldu ve çok rahatladım.

    ilk defa tavla oynadım,öğrenirken yaptığım acemilikler bunu bana öğreteni çileden çıkardı,nerdeyse boğazlıyordu beni,bir an iyi ki çocuğu değilim diye düşündüm,ama adam tavla turnuvasında şampiyon olmuş,ee ben de ilk defa oynuyorum,biraz beceriksiz olayım lütfen.

    takıntılardan bahsedecektim değil mi?aslında benim yaramdır takıntılarım.7 yaşından beri çektiğim bir çile.belki öncesi de vardı ama en acı verenini o zaman yaşadım.7 yaş böylesine ciddi bir yükün altna girmek için bence küçük bir yaş.aklınıza dünyada olabilecek en kötü şeyleri getirin,bir de bu kötülükleri yapabildiğinizi düşünün,hayal edin demiyorum,en kötü düşünceye inanır olabileceğinizi,en kötü şeyi yapabilecek potansiyeliniz olduğunu,bunun çok kötü bir şey olduğunu bildiğiniz ve asla yapmayacağınıza veya düşünmeyeceğinize inandığınız halde bir türlü bu kötülüğü yapabilir miyim ya da bunu gerçekten düşünebilir miyim saplantısından kurtulamadığınızı hayal edin.obsesif olmayanlara saçma gelecek bir şey,ama obsesif olanın hayatını karartıyor,dünyada cehennemi yaşatan bir şey,sanki deriniz etinizden ayrılıyor,iç organlarınız yer değiştiriyor,beyninizdeki hücreler eriyip yerini kara bir dumana bırakıyor.bazen beyninizin yok olmasını istiyorsunuz ama tersine kara duman sizi yoruyor ve saplantıya daha da saplantılı hale getiriyor.ben hiç farkına varmamışım ama benim hayatım baştan aşağı obsesyon ve kompülsiyonlarla dolup taşıyormuş meğer.sabah yataktan kalkmamdan itibaren evden çıkana kadar yaptığım herşeyin sırası aynı,her gün gittiğim yol aynı,selam verişim aynı,hastaya soru sorarken izlediğim yol aynı,yazdığım kalem aynı.şimdi normal bir insanda da böyle olabilir fakat benim bu saydıklarımda bir farklılık yapmam kabul edilemez bir şey,bende sıkıntı yapma olasılığı yüksek.mesela reçeteye önce hastanın adını soyadını,ardından tarihi protokol numarasını,ardından kaşeyi,sonrasında ilaçları en son da tanıyı yazıyorum,çok nadir bu sıra değişir,değiştiğinde de içten içe sıkılırım.eğer tabakta pilav varsa kaşığın konvex kısmını kullanarak pilavı güzelce düz bir ova gibi tabağın içine yayıyorum.tek bir yerde bir tepecik olsa düzeltiyorum,aynısını tabağa attığım çekirdek kabukları için de yapıyorum.arkadaşlar rahatsız oluyorlar ama ben yine de bir süre sonra farkında olmadan bu hareketi yapmaya başlıyorum.işin ilginci artık bazı kompülsif hareketlerimin saçma olmadığını düşünüyorum,mesela bazen elimi tırnaklarımla kazıyarak yıkamam gibi,bir zamanlar kurtulmak için elimden geleni yaptım.şimdi ise elimin gerçekten ancak böyle temizlenebileceğine inanıyorum ve aşırı olduğunu bildiğim halde elimi kazımak rahatsız etmiyor.kompülsiyonlar tolere edilebiliyor bir yere kadar,ya obsesyonlar.obsesyonlara bağlı yaşadığım anksiyete sırasında hissettiğim tek duygu şu:yeryüzünde cehennem varsa işte ben şuan ordayım.her türlü obsesyonu yaşadım,dünyada ne çeşit obsesyon varsa yaşadım.bazen daha ne olabilir ki derken beynim yenisi türetmekte zorlanmıyor.ben şu hayatta beynim kadar başka bir şeyden korkmadım.dehşet bir şey,en olmazı düşündürecek kadar dehşet.hiçbir zaman sitem etmedim,bana verilene her zaman razı oldum,ama söz konusu obsesyonsa işler değişiyor,herşeyi yaradan Allah'ın neden bunu da var ettiğini gerçekten anlamıyorum,ceza için desem dini obsesyonları insanların yaşamasına göz yumması için bir sebep olmalı.bunu sitem olarak yormayın ,ama o kadar içinden çıkılamaz durumlar neden var edildi,bir amacı var mıydı,sınanmak demeyin,çünkü asla bir insanın bu şekilde sınanacağına inanmıyorum,eğer öyleyse ya çok büyük bir suç işledik ya da büyük bir sınava tabi tutuluyoruz.

    nesye obsesyon bir tabudur aslında,insanın kendine bile itiraf edemediği.ben itiraf ettim mi,hayır,o kadar söylenmemiş şey var ki.sadece şunu söyleyeyim,bir insnan hiç olur olmaz bir düşünce yüzünden sıkıntı yaşadığını söylerse anlamaya çalışın demiyeceğim çünkü bu anlaşılması güç durum için anlayışlı olmanızı bekleyemem,sadece yargılamayın.
     
  9. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    uzun bir aradan sonra merhaba

    burası benim günlüğüm gibi bir şey olmuş.her gün yazmasam da yaşadıklarımı özetliyor.ilginçtir ki bu siteye ait hissediyorum kendimi ,buraya yazmayı özlüyorum.

    şimdilerde geçici görevle başka bir yerde çalışıyorum.ama bana 3 ay denilmesine karşın 3 ay tamamlanalı 15 gün oluyor. kalmamdaki tek sebep diğer doktorun "ben yalnız çalışamam" demesi.bana en fazla 3 ayın yolluğunu verecekler.bu fazladan oraya gittiğim günlerin yolluğunu vermeyecekler.yani hayrına gidiyorum oraya.ama gel gör ki diğer doktorun bunu çok da fazla anladığını sanmıyorum.bu da üzüyor beni.iki tane muayenehanemiz var.birinde sadece ilaç yazılıyor diğerinde muayene yapılıyor.dönüşümlü yapıyoruz bu işleri.ben muayene tarafındayken yeri geliyor ona yardım olsun diye ilaç da yazıyorum.ama ben ilaç tarafında olup da işimi bitirdikten sonra birazcık dinlenmek maksadıyla yukarı kata çıksam kendisi de yukarı çıkıp bana dik dik bakıp hasta var aşağıda diyor.halbu ki ben ona hiçbir zaman böyle davranmadım.ne zaman bana dün geç yattım ya da tus çalışıyorum dese ben ona isterseniz gidebilirsiniz,ben hastalara bakarım desem de uyanamadığım için sağlık ocağına gitmediğim bir gün telefonuyla uyandığım zaman bana halen daha gelmediniz demesi beni gıcık ediyor.erkeklerin daha centilmen olması gerekirken tam tersi bir durum yaşanıyor.neymiş oranın temposu fazlaymış tek başına çalışamazmış.ya hastaları bitiriyoruz erkenden ,bazen sıkılıyoruz sağlık ocağında.geçen sene de bir buçuk ay kadar çalışmıştım orda tek başıma.öğlen iki ye kadar 140 hasta bakmış oluyordum.ve günlük baktığım hasta sayısı 150 nin altına düşmüyordu hiç.ama bu durumdan şikayetçi olmamıştım hiç.görevimdi ve yapmalıydım.ama bu sene bu rahatlıkta yalnız çalışmam diyor ya deli ediyor beni.ben ne kadar gülünç olduğunu ispatlamak için bunları anlatıyorum ama keyfine düşkün beyefendimiz tek başına çalışmak istemiyormuş.merkez sağlık ocağında ben tek başıma kalsaydım o o kadar yolu ben yalnız kalmayayım diye her gün gelip gider miydi?şerefsiz şerefsiz şerefsiz.
    tek şerefsiz doktor değil.hastalara da bir o kadar gıcığım.hakkaten şunu anladım ben ne kadar yırtınırsam yırtınayım benim söylediğimin o erkek doktorun söylediği kadar kıymeti yok hastaların gözünde.hasta iki gün önce bana sorduğunu diğer doktora da dün sordu,benim verdiğim cevabın aynısını verdi doktor,ama erkek doktorun cevaplarına sanki ilk kez duyuyormuş ve yeni tatmin olmuş gibi karşılık veriyor ya buna deli oluyorum.

    kadın olmak çok zor.herkes size şüpheli gözüyle bakıyor.bu her konuda öyle.istediğiniz kadar namuslu istediğiniz kadar işi bilen istediğiniz kadar hamarat istediğiniz kadar ekmeği taştan çıkaran olun,yaptığınızın bir kıymeti yok.bir kadın kazandığıyla evine dönerken bir sepet dolusu şey götürsün bunun bir anlamı yoktur,ama bir erkek akşam iş dönüşü evine bir ekmek götürsün "way be,çalıştı,kazandığıyla evine ekmek götürüyor" derler.neden yaptıklarımız bu kadar kıymetsiz.

    anneler erkek çocuklarına hizmet ediyor,babalar erkek çocuklarının flörtlerinden gurur duyuyor.ama gel gelelim kadınlara,cinsellikle ilgili kötü ne varsa bize yamanmış,sanki tüm bu kötülükleri üzerimizde taşıyoruz.kadının o.... su var ama kimse erkeğin de o..... su var demiyor.kadın sevdiği bir adamla cinselliği evlilik dışı paylaşsın hemen damgalanıyor ama erkek sevmediği bir çok kadınla bu işi yapsın hiçbir şey olmuyor.bir gün nöbetimde bir kadın getirdiler.kadın geliniyle kavga etmiş,gelini polise şikayet etmiş.polis de kaynanayı adli rapor vermem için bana getirdi.kadın gelinini kötülüyor.bir yandan da evlenenli 11 ay oldu,daha oğluma karılık edemedi,diyor
    düşündüm sonra,c**nsellik ayıp,düşünmek ayıp,işve ayıp,cilve ayıp,erkek arkadaşın varsa da evlenene kadar elini tutmak yasak,sırnaşmak yasak vs vs.evlendikten sonra da erkek cilve yapmayan sevgi sözcükleri söylemeyen ,sarılmayan eşinden dert yanar.hele ilk gece yaşanan problemlere bir yere kadar tahammül edilir.sonrası erkek bunu anasına anlatır,anası da gelini için karılık etmiyor der.hiç adil değil.başından beri.11-12 yaşından itibaren salgılanan hormonlara ve vücudumzdaki değişikliklere deyim yerindeyse meydan okuyoruz.bence hiç sağlıklı bir şey değil ama yapıyoruz bunu.sonra da way anasını sen niye karılık etmiyorsun.

    şu dünyaya türkiyede bir erkek olarak gelmek isterdim.bütün pislikleri yapacak ama bunlardan yine alnım ak çıkacaktım.burda hemşire hanımlardan birinin kocası yıllar evvel aldatmış karısını.evliler halen daha,yaşayıp gidiyolar.kadın bunu bile bile yaşamaya devam etmiş.ordaki herkes biliyor bunu.ama gelin görün ki herkes ahbaplık ediyor adamla.muhtemelen "erkek işte,yaptı bir hata"diyorlardır.peki ya kadın aynı şeyi yapmış olsaydı.kim bakardı onun yüzüne.barındırılar mıydı kadını orda.diyorum ya benim en büyük şansızlığım türkiyede erkek olmamak.

    neyse aslında yazıya sinirli bir havayla başlamamıştım.özlemle ve yazma isteğimin yoğunluğuyla girişmiştim yazmaya ama yine sinirlenecek bir şey buldum kendi kendime gecenin bu vakti.neyse...hepinize iyi geceler.
     
  10. seerose

    seerose Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    21 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.880
    Beğenilen Mesajlar:
    61
    Ödül Puanları:
    48
    Şehir:
    yurt disi
    Canim isiniz zor kolay gelsin,halamin kizida sinir kapisinda nobet tututyordu domuz gribinden dolayi ve mecburi hizmetini yapali cok oldu,evli cocugu var,fakat yinede yeri gelince sinrida gorevli oluyor.Sana gore olmasada yasadigin yer,daha sakin ve sabirli ol,kimse sana uymaz,kimse senin gibi dusunemez,sende onlar gibi dusunemezsin,belki sende onlara ters geliyorsun.Hayat biraz tuaf iste ne yapacaksin.Kimi nasil degistireceksin...
     
  11. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    ahh ahhh bu gece kurtardınız benden , ya 2 saat uğraştım yazayım diye,meğer sistemden çıkmışım çoktan ,,haberim yok,yazdıklarım boşa gitti.neyse yine dertliydim ama tam yazarken uleyyynnn dememle birlikte aklıma yaban geldi.Allah ım o ne replikler öyle.eminim benim gibi tiryakisi çoktur.face te videolarını tekrar tekrar izliyorum.süper yapmışlar.

    bana gelince ezikleri oynuyorum bu aralar.artık kaderci olmaya karar verdim,başıma gelen herşeye kaderim buymuş diyerek razı olacam.ben bu hallere düşecek adam mıydım uleyyynnnnnn .
     
  12. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    durup dururken aklıma saçma şeyler geliyor.eğer kızım olursa burcu yay yükseleni aslan olsun isterim.yay burcu kızları güzel sempatik özgürlüklerine düşkün ve zeki oluyor.aslan ise dikkat çekicidir.bence mükemmel bir kombinasyon.en son isteyeceğim ise oğlak olmasıdır.hayatımda gördüğüm en sıkıcı burç.sürekli,an be an yarış halinde ve kendini ispatlama derdinde olan bir burçtur.bunu normal konuşurken bile farkedersiniz.normal konuşamazsınız zaten yine bir şeyleri ispatlama veya kabul ettirme dürtüsü vardır,asla zevkli bir sohbet geçiremezsiniz.şimdi ben bir oğlağım,bu benden bir itiraf.ama burcumun özelliklerini taşımıyorum,keşke taşısaymışım dediğim de olmuştur,çünkü ben neyim hangi burcum ,hiçbir şeye uyduğum yok,ama yine de oğlakları anlayabilecek insan da benim.oğlaklarla benzeyen tek bir şey var bana ait,o da oğlakların çok çetin eğitildiği.nedense hayat bazılarına bütün güzellikleri altın tepside sunarken oğlak bunları elde etmek için çok uğraşır.gerçekten çocukluğu zor ve çetin geçen oğlakların.yayları o yüzden severim,aramızda 1 ay fark olmasına rağmen nasıl da bizden bu kadar farklı olabiliyorlar.hayattan nasıl tat alınacağını biliyorlar anasını satayım.ama bunu oğlaklar bilmez.bir oğlak en küçük şeyi bile gözünde büyütür.nedendir bilmem.ah çocukluğum ah.anlatsam anlamazsınız ki.oğlaklar evet belli yerlere gelirler,sözleri dinlenir insanlar olurlar vs vs.ama sorun bakalım kaç oğlak hayatını yaşamışıtr,bir an olsun hayatın tadını çıkarmıştır.bir yay burcu eğlenirken anlarsınız eğlendiğini ve sizi de eğlendirir ama bir oğlak öyle değildir,güler ama gülüşü de buz gibi.yayı karşına al seyret,hareketleri öyle doğal ve içtendir ki,oğlak istediği kadar içten davransın ,asla içindekileri tam olarak yansıtamaz,hep buz hep soğuk.isterdim yay olmayı.küçüklüğümden beri hep dert etmişimdir nasıl davranacağımı ve davranmam gerektiğini ama yay bunu derrt etmez.o içinden geldiği gibi davranır ama bunu yaparken de yeterince doğal ,güzel ve sevimli görünür.yayları sevmeyen ve onlara hayran olmayan insan yoktur.
     
  13. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    bu akşam çenem düştü.anlatmak da anlatmak istiyorum.nedense akşamdan beri duygularım ordan oraya atlıyor,önce sinirlendim,sonra eğlendim,sonra belki kıskandım :( sonra da aklıma kardeşim geldi.düşünüp düşünüp üzülürüm.aklıma ona nasıl davrandığım gelir.bazen çok acımasızca davrandım.onu çocukken en masum zamanlarında hatırlıyorum.offf offfff,olan olmuş ama yine de gerçekten vicdanımın sızladığı tek konudur.Allah tan yaptığım her hata için beni cezalandırmasını diliyorum,acaba azabım diner mi cezalarımı çekersem.bazen keşke ablası olmasaydım diyorum.bazen çok salakça davranırdım.ya dövmezdim ,sadece gereksiz yere sert davrandığım zamanlar olurdu.geçen gün rüyama girdi.ben saçından tutup bir güzel pataklıyorum.o ise aslında o kadar üzgün gözlerle bakıyor ki,(uyandıktan sonra hatta şimdi bile hatırlarım o bakışları,yüreğimi delip geçiyor),gözleri doluyor çok kısa bir süre ama üzüntüsünü gizlemeye çalışıyo, gülüyor.Allah ım.rüyamda nasıl bu kadar rahat hareket edebildim bilmiyorum.uyanınca gecenin bir yarısı düşünmek bile istemiyorum,ama obsesif ben ,düşünmeden edemiyorum ki,o bakışlar,alt tarafı bir rüya ama gerçekte de o bakışları ben gördüm mü diye bir soru aklımdan geçiveriyor,benim yüzümden bile olsa o bakışlar hayatta bir kez olsun gözlerinden geçmişse eğer,Allah beni cehennemin en kuytu köşesine atsın.dünyanın en kötü şeyini de yapsa severim ben keratayı,hem de çok.ama niye gecenin bir yarısı geliyor ki aklıma.yarın işe gitmek zorundayım.uyumam lazım.bence psikiatrislerin,obsesyonun tedavisi için,aklına gelen düşünceyi kovmaya çalışma aksine rahatça düşün önerisine kesinlikle katılmıyorum.çünkü bunu defalarca denemiş biri olarak kesinlikle söyleyebilirim ki işe yaramıyor.ya ben obsesyonlarla iç içe yaşadığım için bunun da bir obsesyon olup olmadığı konusunda bir fikrim yok ama onsesyonlarım bende nasıl bir anksiyete yaratıyorlarsa bu da öyle bi anksiyeteye sebep oluyor.ama tamam kestim düşünmüyorum artık.
     
    Son düzenleme: 1 Ekim 2009
  14. seerose

    seerose Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    21 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.880
    Beğenilen Mesajlar:
    61
    Ödül Puanları:
    48
    Şehir:
    yurt disi
    OOOO canim,okudukca ben bunaliyorum,neden kendine bu kadar yukleniyorsun anlamiyorum,Herkez insan,hatalar,yanlislar,dogrular,aci,keder,sevinc vs hepsi var,hepside bizim icin.Insan oldugumuz icin varlar.Eger insanlar senin dedigin gibi hatalari icin cezalandirilsalar inanki,kimse bu cezalardan kurtulamaz.Gecenlerde arabamin canimi cocuklar kirmis,otoparkteyken yoneticiyi gordum soyledim,onlar cocuk dedi evet cocuk,isin kisaca ozeti bu,onlar cocuk.Sonrada ekledi bundan iki uc gun once bir arabanin aynisi ,kirilmasin diye kapatirken kirdim dedi,halbuki iyilik yapmaya calismisti.Hersey bizim elimizde degil iste,aynayi kirmak degildi amaci fakat kirildi,ne yapsin simdi? Hersey seninde elinde degil,bazi seyler istesende istemesende olacagi varsa olur.
     
  15. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    yine merhaba

    uzun zamandır düşünmeye çekindiğim bilinçaltımda saklı tuttuğum şey,dün itibariyle,bunun bilincine vardığımdan beri beni fazlasıyla rahatsız eden ve şuana kadar nasıl olur da farketmediğim için şaşırtan bir düşünce halini alıverdı.farkına varmamı sağlayan şey okuduğum kitaptı : "uçurtma avcısı".

    emir le kendimi kıyaslamayacağım.çok farklıyız ama ortak bir noktamız var.ben hep gülümseyen kimseyi kırmayan hep alttan alan halimle alsında iyi bir insan değil iyilik ve sevgi dilenen biriymişim.tıpkı emirin de babasından sevgi ve iyilik dilendiği gibi.evet,şunu söyleyebilirim ki,para için insanlara el uzatan dilenciler gibi ,ben de sevgi ve iyilik için el uzatıyorum.sevgi dilenmek kötü mü ! değil tabi ki ama hoş da değil.hasan nın yaptığı gibi karşılıksız sevgi ve iyiliği unutmuşum,nasıl çıkmış aklımdan ya da ruhumdan !

    karar aldım.emir değil hasan gibi olmak için.kitabı okumayanlar için tavsiye ederim.kitapta kış öyle anlatılmış ki,yazı seven ben yaşadığım eski karlı kışları hatırlar ve özler oldum.avuçta hareket ederken eli kanatan uçurtma ipinin verdiği acıya rağmen yaşanılan mutluluk,hasan'ın kendiliği,karşılık beklemeyen hali ve kış mevsimi,bu kadar güzel mi anlatılır,son zamnalarda okuduğum tadına doyulmaz bir kitap.uzun zamandır okurken hayalimde de canlandırabildiğim tek kitap
     
süperyedili'nin sıkıntısı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Çimentoda Fiyat Sıkıntısı

    Çimentoda Fiyat Sıkıntısı

    TÜRKİYE Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan İğnebekçili, 2003-2007 yılları arasında çimento fiyatlarındaki artışın sanılanın aksine enflasyon rakamlarının çok altında kaldığına dikkat çekerek, "Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2002 yılı baz alındığında çimento fiyatlarındaki artış, enflasyonun yaklaşık 23 puan altında kaldı. Geçen yıl da ortalama...
  2. avatar sıkıntısı çekenler için avatarlar

    avatar sıkıntısı çekenler için avatarlar

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  3. Büyükanıt'ın 'telekulak' sıkıntısı

    Büyükanıt'ın 'telekulak' sıkıntısı

    Yaşar Büyükanıt, insanların artık birbiriyle telefonda bile konuşmaya korkar hale geldiğini söyledi. Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Beykent Üniversitesi'nde ''PKK Terörünün Gelişimi, Bugünü ve Geleceği Bağlamında Önlemler'' konulu konferansta konuştu. Büyükanıt, emekli bir asker olduğunu, buradaki sözlerinin tamamen kişisel görüşlerini yansıttığını ve hiçbir...
  4. tatil sıkıntısı :S

    tatil sıkıntısı :S

    ne kadar tatil iyi desek bile sıkıntı ortağı oluyor.Ev işleri,yemek,dersler,okul... hepsini tatilde atlatmak isterken birde yeni bir iş daha çıkıyo :( annemin temizlik aşkı...:hasta: ''tatilin keyfini çıkarmak istiyorum dokunma bana'' desemde işe yaramıyo ve kendimi temizliğin ortasında buluyorum :S :shootout: Havalar soğuk ve evden dışarı çıkamamak ayrı bir dert gezme hevesim kalmıyo bu...
  5. can sıkıntısı

    can sıkıntısı

    bazen canım sıkılıo henüz 12 yaşındayım n yapmalıyım

Sayfayı Paylaş