gebe
  1. ESDE

    ESDE Hamiş Melek

    Kayıt:
    9 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    710
    Beğenilen Mesajlar:
    204
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    FRANSA

    Tedavülden Kalkan Atasözleri

    Konu, 'Kişisel Gelişim' kısmında ESDE tarafından paylaşıldı.

    tedavul, kalkan, eski, atasozu, osmanli konularini incelemektesiniz
    Sevgili Melekler,

    Sinasi, “Durûb-i Emsâl-i Osmaniye” adlı eserinin önsözünde atasözünü “Durûb-i emsâl ki hikmet-ül-avâmdır. Lisanında sadır olduğu bir milletin mahiyet-i efkârına delalet eder” ifadesiyle tanımlıyor. Demek ki atasözleri, ait olduğu milletin değer yargılarının, hayat anlayışının, fikrî ve kültürel yapısının halk diliyle hikmet kalıplarına dökülmesidir. Öyle ki, uzun paragraflarla anlatmak zorunda kalacağınızı bir

    konuda Hızır gibi imdada yetişir, meramımızı en kısa ve veciz bir cümleyle anlatma bahtiyarlığına erdirir.
    Bazen imdat, bazen nasihat, bazen inceden bir dokundurmadır, ama mutlaka ve her zaman bir yaranın merhemidir.

    [​IMG]





    Fakat her şeyin baş döndürücü bir hızlılık kazandığı ve bir o kadar da tüketilip içi boşaltıldığı günümüzde, dillerde vird-i zebân gibi dolaşsa da gönüllerdeki tahtından edilen bir çok atasözü var maalesef. Hatta ‘dervişin fikri neyse zikri de odur’ darb-ı meseli hükmünce, bazıları gönülden ırak olduğu için artık dile de getirilmez olmuş.

    Eh, bunca girizgâhtan sadede gelip bugünlerde “out” durumda olan atasözlerine bir göz atalım.
    Efendim, atasözleri bir milletin değerlerinin aynasıdır demiştik. Mesela, eskiler kanaatkârlığı, israf etmemeyi, iktisadı eldekini değerlendirmeyi benimseyen bir anlayışa sahip imişler ve demişler ki; “Sakla samanı, gelir zamanı” veya “Ak akçe kara gün içindir.”
    Simdilerde ise tüketim devlerinin sloganlarından geçilmiyor. “Bu ne modası geçmiş söz öyle! Bunca ürünü bu kafa yapısıyla elden çıkarmak ve yerine yeni ürünleri pazarlamak imkânsız.” O halde bunları yer ile yeksân edecek bir parola lazım:
    -Eskisini at, yenisini götür,
    -Simdi al, sonra öde,

    -Bir yerine üç tane al.
    “Ayağını yorganına göre uzat” ise çoktan tarih olmuş, yerine insanı en zayıf yerinden vuran bir slogan almış: “Daha fazlasını iste!”
    Değerli okuyucular, değişim rüzgârları öyle hızlı esiyor ki; çelik kapılı, pimapenli, çeşit çeşit izolasyonlu evlerimizin içine girip aile değerlerini de alt üst etmekten geri kalmıyor.
    Naçizane bir süredir Bizim Aile dergisine yazıyorum. Son çalışma “Eş seçimi” ile ilgiliydi ve bir atasözü geldi aklıma “Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al” ve bu yazının vücuda gelmesine ilham teşkil etti.
    Atasözünde sıkı bir aile terbiyesine atıfta bulunulur. Yani bir kızın ahlâkını, edep ve terbiyesini, yetiştirilme tarzını merak ediyorsan ailesine, hususiyle de –en esaslı mürebbisi- annesine bakacaksın. Doğru ve bir o kadar da haklı bir tespit muhakkak, ama düşünmeden edemiyorum; anneler bile eski terbiye metotlarını “banal bulup kendilerine yeni yeni vizyonlar oluştururken, kız, annesinin hangi halinden örnek alacak da şahsiyeti ve dünya görüşü ona göre şekillenecek.”
    Dünyevîleşme çarkları anneleri de, kızları da parmağında döndürüyor besbelli. Nesilden nesile anneden kıza miras kalan terbiye, edep kurallarını sahiplenmiş olanlar da dışarıdan sinsi bir reklâm sloganlığı eşliğinde küçümseniyor; “Siz hâlâ annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz?”
    Bugünlerde modern bir (atasözü!) türemiş durumda, vefasızlığa vurgu yapan; “Vefa mı, o da ne; İstanbul’da bir semt adı.”
    Eskilerde vefayı anlatan belki binlerce sözden sadece biri “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” hatır-gönül gütmeyi, kadirşinaslığı, velev ki kızdıracak, gücendirecek bir şeyler yapmış olsun, iyiliklerine karşı nankörlük edilmemesi gerektiği ve insan değeri bilmenin insanı nasıl yücelteceğinin ve daha ne faziletleri bu küçücük cümle uhdesine almışken, bir bakıyorsunuz ortalık birbirinizin sırlarını ifşa edip, kendini temize çıkartmaya çalışan “Kendisini severim ama…” diye başlayıp ona ait ne kadar kusur varsa saymayı bir marifet telakki eden “akl-ı evveller”den geçilmez oldu.
    “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” sözü malum aynı çatılar altında bunca birbirine yabancılıktan daha yüzün bile görmemiş, selamını zaten almamış komşunun kapısına dayanıp herhangi bir şey istemek –yok canım- ütopyadan başka bir şey olmasa gerek.
    Yine eskiden, eskiden diyorsak da milattan ve tarih öncesi dönemlerden bahsetmiyoruz.Sunun şurasında yirmi sene öncesine kadar, fazla konuşmak ayıp yerli yerince konuşmak esas, sayılırdı. Hele hele büyüklerin meclisinde küçüklere söz verilse bile edeplerinden bir iki kelamı zor çıkarırlardı ağızlarından küçükler. İnanın abartmıyorum. Bizim kuşak bile böyle büyüdü. Sonra dendi ki “Ne öyle bizi susturdular, konuşturmadılar. Gençler kendilerini ifade etsinler! Eh bu doğruydu doğru olmasına da bu kez de konuşma sohbet eyleminden ‘çoklu monologa’ dönüşüverdi.” “Söz gümüş ise sükût altındır”, “Taş yerinde ağırdır” sözleri mıymıntılığın, uyuşukluğun göstergesi olur ve küçümsenir hale geldi.
    Devir imaj devriydi ve bu devirde kendinin reklâmını iyi yapan kazanıyordu. İş öyle çığırından çıktı ki, Ercan Saatçi’ye bile bu şarkını sözlerini ettiriverdi:
    “Konuşuyoruz ama ne’ce konuşuyoruz/ Konuşuyoruz ama anlaşamıyoruz!”
    Değerli okuyucular, sakın yanlış anlaşılmasın, yazının gayesi battı balık yan gider, devran da böyle gelmiş böyle gider, dedirtmek değil elbette.
    Dünyevileşme, modernizm, bireysellik (her ne ise) dediğimiz gelişmelerin yaptığı tahribatı bir de atasözleri üzerinden vermeye çalışmaktır.
    Yine eskiler demişler ki efendim; “Kılavuzu karga olanın burnu çamurdan çıkmaz” misali, ne kadar sağdan yaklaşırlarsa yaklaşsınlar, parıltılı ve pırıltılı gelseler de, kıymet vermeyiz. Zira elimizde paha biçilmez mücevherler kıymetinde kılavuzlar olduğu için de rotayı şaşırmaz ve sırat-ı müstakimden ayrılmayız evelallah…




    KAYNAK : Zeynep Çakır


     
Tedavülden Kalkan Atasözleri konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kadına kalkan eller kırılsın!

    Kadına kalkan eller kırılsın!

    Türkiye'de her 3 dakikada bir kadın şiddete uğruyor... Emniyet Genel Müdürlüğü 2005 ve 2006'yı kapsayan suç istatistiklerini açıkladı: Kadınlara karşı şiddet içerikli 333 bin 237 suç işlendi. 113 bin 724 kadın suç mağduru oldu. Bu olaylarda toplam 1985 kadın öldü. Türkiye'de son 2 yılda kadınlara karşı şiddet içerikli 333 bin 237 suç işlendiği ve toplam 113 bin 724 bin kadının suç mağduru...
  2. atasözleri

    atasözleri

    İnanç, göremediklerine inanmaktır. Bu inancın ödülü ise, inandıklarını görmektir. Eti tadan çoban köpeğinden hayır gelmez. Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı. Cesaret zafere...
  3. Kalkan Haşlama Hollandez

    Kalkan Haşlama Hollandez

    MALZEMELER 4 kişi için 8 dilim kalkan balığı ½ su bardağı süt 1 çorba kaşığı tuz 10 su bardağı su Sos için: 10 adet ezilmiş tane karabiber 1 çorba kaşığı ince kıyılmış soğan 1 kahve fincanı sirke 2 çorba kaşığı su 4 yumurta sarısı 500 gr eritilmiş suyu alınmış tereyağı ¼ tatlı kaşığı tuz ½ limonun suyu HAZIRLANIŞI Su, tuz ve sütü bir tencereye koyup bir kere kaynatın. Balıkları ekleyip ağır...
  4. Hakan Altun - Tedavül

    Hakan Altun - Tedavül

    Nerde canim ask nerde Eser kalmadi sevgimden Sana karsi rahatsam Inanki bu yüzden Bitti diyorsam bitti Beni arayip durma Sonra kalbin kirilir Nedenini hic sorma Anlasana güzelim yari yolda kaldin sen Yaklasik bir senedir tedavülden kalktin sen
  5. Kalkan Villa Kiralama

    Kalkan Villa Kiralama

    Bitez Turizm'den Türkiye'nin eşsiz tatil beldelerinden Kalkan'da uygun fiyatlarla özel havuzlu tatil villaları kiralama fırsatı. Portföyümüzde bulunan lüks tatil villalarımızda %10'a varan indirimlerle hayalinizdeki yaz tatilini ailenizle birlikte geçirme olanağını kaçırmamanızı öneriyoruz. Ayrıntılı bilgi için websitemizi ziyaret ediniz. : www.biteztourism.com

Sayfayı Paylaş