Tokat Şehir Tanıtımı

Konu, 'Karadeniz Bölgesi' kısmında aSqimSin tarafından paylaşıldı.

  1. tokat şehri tokat niksar şehir merkezi tanıtımı tokatın tanıtımı




    Yüzölçümü:
    9.958 km²
    Nüfus:
    719.251 (1990)Tokat ilinin ilçeleri; Almus, Artova, Başçiftlik, Erbaa, Niksar, Pazar, Reşadiye, Sulusaray, Turhal, Yeşilyurt ve Zile'dir.

    Almus: İlçe, Almus Baraj Gölü ile mükemmel bir görüntüye ulaşmış, yeşil ve mavinin kaynaştığı cennetten bir köşe görünümünü kazanmıştır. Almus Baraj Gölünün su sporlarına uygun bir alan olması, barajda yapılabilecek olta balıkçılığı, başta Dumanlı Yaylalar zinciri ve Çatak Yaylası olmak üzere yayla turizmi için ideal yapıya sahip olan Almus doğal bir turizm cennetidir.

    Erbaa: Horoztepe Ören Yeri, Kale Köyünde bulunan Boğazkesen Kalesi, Yer Köprü en önemli tarihi yerleridir. Ayrıca Fidi Köyünde bulunan Silahtar Ömer Paşa Camii ahşap mimarinin en önemli örneklerinden biri sayılır.
    Niksar: Tokat merkezine 60 Km. uzaklıktadır.

    Niksar tamamı ile bir ören şehir konumundadır. Hitit döneminden başlayan tarihi boyunca üzerinde barındırdığı tüm uygarlıklardan kalan eserler Niksar'a daha da ilginç bir yöre haline getirmiştir.

    [​IMG]
    Danişmend Devletine başşehirlik yapan ilçede önemli ölçüde Selçuklu, Danişmend ve Osmanlı eserleri mevcuttur. Leylekli Köprü, Çöreğibüyük Camii, Ulu Camii, Niksar Kalesi, Kırkkızlar Türbesi, Danişmend Melik Ahmet Gazi Türbesi bu eserlerden bazılarıdır.
    Ayrıca dünyanın en hafif suyu olan Niksar Ayvaz Suyu da ilçenin tanıtımına önemli bir katkı sağlamaktadır.

    Pazar: Tokat'a 25 Km. uzaklıktadır. İlçe sınırları içerisinde bulunan Ballıca Mağarası ilçe turizmine önemli bir canlılık getirmiştir. Bunun yanında Selçuklu dönemlerinden kalma Pazar Köprüsü, Mahperi Hatun Kervansarayı gibi tarihi eserler ilçeye önem kazandırmaktadır.

    Sulusaray: İl merkezine 68 Km. uzaklıktadır. Günümüzde Sulusaray bir açık alan müzesi görünümündedir. Burada bulunan antik yerleşim yerinin adı Sebestapolis'dir. Sulusaray'ın MÖ. 3000 yılında Eski Tunç MÖ 2000 yılında Hitit, MÖ 1000 yılında Frigler zamanında iskan edilmiş olduğu, kazılarda ortaya çıkan pişmiş toprak eserlerle tespit edilmiş olup çıkan bu eserler Tokat müzesinde sergilenmektedir. Antik kentte sur duvarları, bir kilise kalıntısı, bir hamam ve ayrıca tabanı mozaiklerle kaplı Sağlık merkezinin varlığı tespit edilmiştir.

    Sulusaray ilçesinde bulunan kaplıca tesisleri iç turizm açısından ilçede önemli bir hareketlilik sağlamaktadır.

    Turhal: Turhal, Orta Karadeniz Bölgesinde yer alır. İlçenin etrafı dağlarla çevrilidir, şehrin ortasında Turhal kalesi yer almaktadır. Kalenin üzerinde eski bir şatodan kalma iki burç ve bir de yeraltı geçidi bulunmaktadır.

    İlçede Turhal kalesinin yanında Kesikbaş Camii, Ulu Camii, Kova Camii, Ahi Yusuf Baba, Şeyh Şehabettin, Nurullah Efendi Türbeleri bulunmaktadır.

    Zile: Hitit, Frig, Pers, Roma ve Bizans kültürlerinin yaşadığı Zile'de bugün Hititlere, Friglere, Perslere, Roma ve Bizanslılara, İlhanlı Danişmend, Selçuklu ve Osmanlılara ait tarihi eserleri görmek mümkündür. Bu eserler içerisinde Zile Kalesi, kalenin doğu yönündeki kayaların oyulmasıyla yapılan ve Roma döneminden kaldığı anlaşılan Tiyatro, Kalenin Kuzey Doğu tarafında bulunan Kaya Mezarı, Çay Pınarı, İmam Melikiddin Türbesi, Şeyh Musa Fakih Türbesi, Ulu Camii, Elbaşoğlu Camii, Çifte Hamam, Yeni Hamam, Masat Höyük, Hisar Kale, Anzavur Mağaraları, Hacı Boz Köprüsü, Koç Taşı ve Kuru Çaydaki manastır harabeleri görülmeye değer tarihi eserler arasındadır.

    Roma İmparatoru J. Sezar Zile'de yaptığı tarihi savaştan sonra başarısını ünlü " Veni, Vidi, Vici" (Geldim, Gördüm, Yendim.) şeklindeki mesajını Dünyaya buradan duyurmuştur. Bu sözünün yazıldığı taş halen Zile Kalesinde bulunmaktadır.





    Tokat


    [​IMG]

    Bilindiği gibi 19. yüzyılın ikinci yansın*da sanayinin gelişmesi, sömürgecilik ve diplomatik ilişkilerin hızlanmasına neden oldu. Bu durum ise aynı zamanda büyük devletler arasında siyasi rekabet, ekonomik çıkar çatışmaları ve anlaşmazlıkları meydana getirdi. I. Dünya savaşı öncesi karışıklıklar merkezi durumuna gelen Avrupa, adeta bir barut fıçısından farksızdı.

    Teknik üstünlük kompleksine kapılan Avrupa, Osmanlı Devleti''''ne "Hasta Adam" gözüyle bakıyor ve onu sömürülecek bir devlet; Türk Milleti''''ni de idare edilmeye muhtaç bir millet olarak görüyordu.

    Osmanlı Devleti''''ne gelince; I. Dünya Savaşından önce 1911 yılında girdiği Trablusgarb Savaşı''''nda son Afrika topraklarını İtal*ya''''ya kaptırmış, 1912-1913 yıllarındaki Balkan Savaşları''''nda aldığı mağlubiyetle de Rumeli''''deki nüfuzunu kaybetmiştir.

    Çanakkale mucizesine rağmen I. Dünya Savaşı''''ndan da yenik ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesi gibi haysiyet kırıcı bir antlaşmayı imzalamak mecburiyetinde bırakılmıştır.

    Türk Milleti''''ne esaret zinciri vurmaya yönelik mütarekenin imzalanmasıyla Osmanlı Devleti artık resmen değilse bile, fiilen yıkılmış sayılmakta idi.

    Türk Milleti, maddi ve manevi bakımdan iyice sarsılmıştı. Memlekette, açlık, sefalet, asayişsizlik ve gelecek konusunda ise ümitsizlik hakimdi.

    Ancak, bütün bu olumsuzluklara rağmen, millet egemenliğine dayalı yeni bir Türk Devle*ti kurma fikri ile yola çıkan Mustafa Kemal, Türk Milleti''''nin kurtuluşu yönünde hiç bir za*man ümitsizliğe kapılmadı. O, Türk Milletinin vatanı, bağımsızlığı, bayrağı, namusu... gibi kutsal saydığı değerleri korumada her türlü fe*dakârlıktan kaçınmayacağını çok iyi biliyordu.

    Türk Milleti''''ne olan güvenini her fırsatta ifade eden Mustafa Kemal, bilindiği gibi 19 Mayıs 1919 günü Samsun''''a çıkarak Kurtuluş Savaşımız yolunda ilk adımı atmış oldu. Samsun''''da başlayan bu yolculuk Kavak, Havza, Amasya ve Tokat istikametinde devam edecek*tir.

    Tokat, Birinci Dünya Savaşı sonlarında Sivas vilayetine bağlı bir sancak merkezi duru*munda idi. Bu tarihlerde nüfusu yüz bini aşan Tokat Sancağı''''nda, Türkler çoğunlukta, Rum ve Ermeniler ise azınlık durumunda idi. Zile, Reşadiye, Niksar ve Erbaa Tokat''''a bağlı kazalardı.

    Mondros Mütarekesi''''nin imzalandığı günlerde ve hemen sonrasında Anadolu''''da baş gösteren sıkıntı, şüphesiz Tokat Sancağı halkını da üzmüş ve gelecek hakkında endişeye düşür*müştür. Bilhassa, Tokat''''ta azınlık durumunda olan Rumların, merkezi Samsun olmak üzere Tokat''''ı da içine alan bölgede Pontus Devleti kurmak istemeleri, Tokat halkının tedirginliğini daha da artırmakta idi. Bu durum karşısında Tokat''''ta yaşayan Müslümanlar tedbir amacı ile 25 Şubat 1919 tarihinde "Karadeniz Türkleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" Tokat şubesini kurdular. Bu şubenin bir ay sonra da merkezi İstanbul''''da olan "Vilayeti Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti''''ne" bağlandığı bilinmektedir.

    Tokat Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti''''nin yaptığı hizmetler konusunda araştırmacı merhum Halis CİNLİOĞLU''''nun tespitleri şöyledir:

    Erzurum Kongresi''''ne gönderilen Rıfat Bey''''in 800 liralık yol harcını ödediler. (O zamanın Müdafaa-i Hukuk Heyeti bu parayı hiç bir yardım görmeden yalnız kendi keselerinden verdiler).

    Maraş ve izmir''''de çatışan yurttaşlarımıza "iane" toplandı. Çamaşırlar diktirildi.

    Bir yerden diğer yere taşınan "Darüleytâm" talebesine yardım edildi.

    Genci harpten dönen esirlerimizin yurtlarına kavuşmalarına çalışıldı.

    Şehir içinde yaya Kuva-yı Milliye kuruldu. Çoğu bu gibi işlere yeni atılan gençlerden ibaret olarak bu kuvvet, ihtiyat zabitleri kumandasına verildi.

    Şehir dışı için Mütevellioğlu Nuri Bey kumandasında süvari "Kuva-yı Milliye" kurul*du.

    Numara kullanan, adlarını ve sayılarını saklayan adamları vasıtasıyla olan biten işlerden haber alınmaya çalışıldı.

    Tokat Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İdare Heyeti''''nde görev alanlar: Tahir Rüştü. Hacı Hüsnü, Rıfat (Hamamcıoğlu), Nuri (Mütevelli*oğlu), Mehmet (Yağcıoğlu), Vahap (Baloğlu). İbrahim (Yoğurtçuoğlu), Fuat (Evliyaoğlu), Hacı Mustafa (Müftükâtipoğlu), Hafız Agah (Emekli Komiser), İzzet (Gençağaoğlu). Remzi (Doktor), Fehmi (Celepoğlu), Şevki (Emekli Binbaşı), Vehbi (Muhasebecioğlu) ve Salih (Bekçioğlu) beylerdir.

    15 Mayıs 1919''''da Yunanlıların İzmir''''i işgal etmeleri Tokat halkı tarafından tepkiyle karşılanır. Tokat ve kazalarında Redd-i İlhak Cemiyetleri kuruldu. Yunan işgalini protesto et*mek amacıyla da 20 Haziran 1919 günü Niksar''''da miting yapıldı. Niksar halkı nümayiş (miting) sonunda alınan kararları "Redd-i İlhak Cemiyeti Reisi Mahir" imzasıyla itilaf Devletleri temsilcileri ile A.B.D. Cumhurbaşkanı Wilson''''a gönderir. Bu kararlarda "Biz Türk olan her vatan parçasının Türk kalmasını istiyoruz. Siz de buna söz vermiş idiniz. Şimdi ise sözü*nüzde durmadığınızı görüyoruz. Anadolu''''ya uzatılacak bir tecavüz bizi öldürmek için uzatılan bir adımdır. İnsaniyet ve adalet namına suikastten vazgeçiniz." denilmektedir.

    Bu arada, 1. Dünya Savaşı''''ndan dönen ihtiyat Zabitleri Tokat''''ta "İhtiyat Zabitleri Teavün Cemiyeti" adı altında bir cemiyet kurdular. Bu cemiyeti kuranlar hem kendi aralarında yardımlaşmayı sağlamak hem de memleket davalarıyla ilgilenmek amacıyla ortaya çıkmışlardır. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti''''nin çalışmalarını yeterli görmeyen ihtiyat Zabitleri: "Memleketin derin yaralarını saracak vatanperver adamları göremiyoruz. Kuvvetli bir heyet yoktur ki, Tokat''''ı bu hususta tanıtabilsin. Kendilerini idareden aciz adamlar, bu tehlikeli zamanlarda Tokat halkım nasıl yönetecekler?" diyerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İdari Hey eti''''ne gençlerin de alınmasını istemişlerdi. Sonunda istekleri yerine getirilerek gençlerin de Müdafa-i Hukuk Cemiyeti''''ne girmeleri sağlanmıştır. Bu durum Tokat''''taki mücadele azmine daha da güç kazandırmıştır.

    9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu''''ya gön*derilen Mustafa Kemal Paşa, 26/27 Haziran 1919 gecesini Tokat''''ta geçirdi ve ertesi sabah Sivas''''a hareket etti. Mustafa Kemal Tokat''''a geldiğinde Belediye binasında şehrin ileri ge*lenleriyle bir toplantı yaparak memleketin duru*mu hakkında genel bilgi verdikten sonra Milli Mücadele''''nin kaçınılmaz olduğu konusunda Tokatlıları ikna etti. Tabii bu arada Mustafa Ke*mal Paşa''''nın bazı engellerle karşılaştığımı belirt*mek gerekir. Mesela, Sivas''''a hareketi sırasında Sivas Valisi Reşit Paşa, Mustafa Kemal''''i tevkif etmesi için özel olarak görevlendirilir. Ancak Mustafa Kemal Paşa, tedbirliliği ve ince zekâsı sayesinde bu engelleri aşmayı başarmıştır.

    23 Temmuz 1919''''da toplanan Erzurum Kongresi''''nde vatanın bütünlüğü ve milletin is*tiklâli ile ilgili kararların alındığı bilinmektedir. Bu kongreye Tokat''''tan Rıfat (Hamamcıoğlu) Bey ile Sabri Efendi (Emekli Askeri Kâtip) katılmışlardır. Rıfat Bey, kongrede yaptığı konuş*mada davalarının "Hak ve istiklal" davası olduğunu belirtmiştir. Sivas Kongresi''''ne Tokat''''tan temsilci katılmamasına rağmen, Erzurum Kongresi''''nde Temsil Heyeti üyeliğine seçilen Bekir Sami Bey''''in Tokatlı olmasından dolayı Tokat''''ın Sivas Kongresi''''nde temsil edilmiş ol*duğunu söyleyebiliriz.

    Sivas Kongresi sona erdikten hemen sonra Temsil Heyeti, Damat Ferid Paşa hükümetini istifaya zorlamak amacıyla İstanbul ile haberleşmeyi kesme kararı aldı. Alınan bu karara Tokat da aynen uymuştur. 12 Ocak 1920''''de açılan son Osmanlı Mebusan Meclisi''''nde Tokat, Ahmet ve Şevki Beyler ile Ömer Fevzi Efendi tarafından temsil edilmiştir.

    İstanbul''''un İngilizler tarafından işgal edilmesi ve İngilizlerin Meclis-i Mebusan''''ı basarak bazı Mebusları tutuklayıp sürgüne göndermeleri, diğer illerde olduğu gibi Tokat''''ta da nefretle karşılandı. Türk Milleti''''ne yapılan bu haksızlıkları protesto etmek için Tokat ve kazalarında mitingler tertip edildi. Ayrıca, bu vahim olayı kınamak amacıyla itilaf Devletleri mümessillerine telgraflar çekildi.

    İstanbul''''un işgali ve Mebuslar Meclisi''''nin dağıtılmasından sonra artık İstanbul''''un dışında yeni bir hükümet kurma fikri iyice kuvvet kazanmaya başladı. Nihayet, 23 Nisan 1920''''de Ankara''''da açılan TBMM İstanbul''''u tanımadığını ilan etmek suretiyle Türk Milleti''''nin kurtarılması görevini üzerine almış oldu. Açılan bu yeni mecliste Tokat''''ı temsil eden milletvekilleri ise; Rıfat (Hamamcıoğlu) Bey, Hamdi (Mütevellioğlu) Bey, Mustafa Vasfi (Süsoy) Bey, Nazım (Eski Harput Valisi) Bey ve İzzet (Gençağaoğlu) Bey''''dir.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi''''nin açıl*ması kararını tepkiyle karşılayan İstanbul Hü*kümeti, Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efen*di''''ye 11 Nisan 1920''''de bir fetva verdirerek bu yolla Kuva-yı Milliye ruhunu yok etmeye çalış*tı. Anadolu''''nun her tarafına duyurulan bu fetva bazı bölgelerde etkisini göstererek isyanların çıkmasına sebep oldu. Nitekim, 14 Mayıs 1920 günü Postacı Nazım adında biri, Sivas''''ın Yıldızeli kazasına bağlı Kaman köyünde isyan etti. Bu isyana karşı tedbir maksadıyla Tokat''''ta 50 kişilik Kuva-yı Milliye kuruldu. Ayrıca Köprü*başı, Niksar Yolu, Çay, Beybağı ve Erenler ma*hallelerinde dışarıdan gelebilecek bir tehlikeye karşı kuvvet bulunduruldu. Bu arada Niksar ve nahiyelerinden de yardım sağlandı.

    9 Mayıs 1920''''de Postacı Nazım Yenihan Kaymakamlığı''''na gönderdiği mektupta: "Kavak''''ta verilen söze itimadan milletçe muhafaza! sükuna karar verilmişken, 50 kişilik bir müfre*zenin sevk edilmesinden arada itimat kalmadı. İsteklerimize tahriri cevap alamaz isek muhafa*za! sükunu mevcut kuvvetimizle ihlâl edeceğiz" diyordu. Bu isyanın bastırılması için Mustafa Kemal, Zile''''de bulunan 3. Kolordu Komutanı

    Sefahattin Bey''''i görevlendirdi. Merkezi Amas*ya''''da bulunan 5. Kafkas tümeni Komutanı Yarbay Cemil Cahit (Toydemir) 3. Kolordu''''dan al*dığı emir üzerine bir tabur askeri Zile yoluyla Artova''''ya, bir başka taburu da Tokat''''tan Yıldızeli''''ne gönderdi. Ancak, gönderilen bu birlikler asiler karşısında başırılı olamadılar. Bu durumdan iyice cesaret alan asiler Zile''''yi işgal ettiler. Tümen komutanı Yarbay Cemil Cahit, Yıldızeli''''nde bulunan askeri birliğin de desteği ile Zile''''ye girdi ve burayı işgalden kurtardı. Suçlular ve asiler yakalanarak ağır şekilde cezalandırıldı. Postacı Nazım, Samsun bölgesinde yakalanarak Amasya''''ya getirildi ve idam edildi.
  2. Tokat'ın İlçeleri

    Tokat adı

    Tokat'ın Antik Bizans dönemindeki en eski adı Komano'dur. Daha sonra Evdoksia ve Dokia adlarıyla anılan şehir Arapların idaresine geçinde Dokat adıyla bilinir olmuş ve İran, Selçuk, Moğol ve Yıldırım Beyazıt'ın hakimiyeti altına girdikçe Kah-Cun, Dâr'ün-Nusret, Somaru, Dâr'ün-Nasr adlarını almış ve en son Osmanlı idaresinde Tokat adını almıştır. bir rivayete görede şehrin içinde bulunan kaleye devrin şelçuklu hükümdarının göndermiş oldugu gözlemci kalede ki nöbetçi askerler tarafından etrafı kuşatılır.selçuklu askeri bu askerleri birer tokatla bayıltır bunu gören kale komutanı Türk'ün silahsız hali buysa silahlı hali nasıl olur diyerek endişe duyar ve o askere kan dökülmeden teslim olmayı komutanına iletmesini söyler ve o askerin bu başarısından dolayı şehre Tokat ismi verilir.

    Kentin tarihçesi

    Tokat sahip olduğu doğal kaynakları ve konumu itibariyle tarih boyunca çeşitli imparatorluk, devlet ve beyliklerin iktidar mücadelesinin ortasında yer almış bir ilimizdir. Zengin tarihi birikimi bugün dahi il sınırları içinde geçmişe ait çeşitli kalıntılarla varlığını belli etmektedir.
    Hititler, Frigler, Persler, Hurriler, Mitannilerin yerleştiği kent bu medeniyet ve kavimlerin bıraktığı eserlere de ev sahipliği yapmaktadır.


    Tokat merkez belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Tokat
    Beldeler:
    Köyler:
    • • Acıpınar • Ahmetalan • Akın • Aktepe • Akyamaç • Akyurt • Alanköy • Altıntaş • Aluç • Aşağıfırındere • Avşarağzı • Aydınca • Aydoğdu • Bağbaşı • Bakışlı • Ballıdere • Batmantaş • Bedirkale • Beşören • Binecek • Boyalı • Bozatalan • Bulaköy • BüyükbağlarÇamağzı • Çamaltı • Çamdere • Çamlık • Çatalkaya • Çayören • Çerçi • Çerdiğin • Çökelikkışla • Çördük • Çöreğibüyük • Çubuklu • Daylıhacı • Dedeli • Dereağzı • DerekışlaDereyaka • Dodurga • Döllük • Efeköy • Ekincik • Eskiköy • Gaziosmanpaşa • Gökçe • Gökdere • Gölcük • Gözova • Güğümlü • Gülpınar • Günçalı • Günevi • Güzelce • Güzeldere • Halilalan • Hanpınar • Hasanbaba • İhsaniye • Kabakboğazı • Kabatepe • Karakaya • Kargın • Kargıncık • Kervansaray • Keşlik • Kılıçlı • Kızık • Kızılkaya • Kızılköy • Kızılöz • Killik • Kocacık • Kömeç • Küçükbağlar • Musullu • Mülkköy • Nebiköy • Ormanbeyli • Ortaören • Pınarlı • Saltık • Sarıtarla • Semerci • Sevindik • Sırçalı • Söngüt • Şehitler • Şenköy • Tahtoba • Taşlıçiftlik • Tekneli • Uğrak • Ulaş • Yakacık • Yatmış • Yayladalı • Yazıbaşı • Yelpe • Yenice • Yeşilyurt köyü
  3. Tokat'tan kareLer

    [​IMG]
    Alipaşa Hamamı


    [​IMG]
    Yazmahane


    [​IMG]


    [​IMG]




    [​IMG]



    [​IMG]





    [​IMG]



    [​IMG]


    [​IMG]
    Yazmacılar çarşısı



    [​IMG]


    [​IMG]
    Tahtabaskı kalıpları



    [​IMG]
    Sofra örtüsü


    [​IMG]
    Tokat kebabımız




    [​IMG]

    [​IMG]
    Kalemiz


    [​IMG]
    TAşköprü


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]
    Alipaşa camii

    [​IMG]
    Alipaşa camii



    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]
    Ballıca mahallesi



    [​IMG]
    gözleme yapılışı




    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]



    [​IMG]
    Saat kulesi



    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]
  4. Niksar/Tokat Resimler ve Tarihi

    Karadeniz Bölgesi’nde, Orta Karadeniz Bölümü’nün iç kesiminde, Tokat iline bağlı bir ilçe olan Niksar, kuzeybatısında Erbaa, güneybatısında Tokat, güneyinde Almus, güneydoğusunda Başçiftlik, kuzeyinde Akkuş ilçeleri ile çevrilidir. İlçe topraklarının kuzey ve kuzeydoğusunu Canik Dağları, güneyini de Köse Dağları engebelendirir. Canik Dağları ilçenin kuzeyini olduğu gibi kaplar. Canik Dağlarının Niksar ilçe toprakları içinde en önemli dorukları ise, batıdan doğuya doğru Gölağa (1.502 m.), Keltepe (1.794 m.) ve Somun Tepesi (1.780 m.)’dir. İlçe topraklarındaki bir diğer önemli dağ Dönek Dağı (1.820 m.)’dir. Dönek Dağı’yla başlayan dağ sırası, Kelkit Vadisine paralel olarak batıya doğru uzanır. Ayrıca Canik Dağlarının yüksek kesimlerinde Karadeniz’e paralel uzanan platolar bulunmaktadır.

    Tarihi



    Tarih, tabiat ve kültürün kaynaştığı Niksar; Hitit, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz cazibe merkezi olmuş coğrafi ve jeopolitik konumu, iklimi ve verimli toprakları ile Anadolu’nun ender yerleşim merkezlerindendir.

    Pers İmparatorluğunun sona ermesiyle kurulan Pontus Krallığı döneminde Caberia adıyla anılan Niksar, tabiatın zenginliği, ürünlerinin bolluğuyla dikkat çekmiştir. Sayfiye alanlarına, pek çok tapınak, saray ve yerleşim birimi inşa edilmiştir. M.Ö.72 yıllarında Romalılarla Pontuslular arasında cereyan eden Mithridat savaşlarının üçüncüsü Niksar’da yapılmış, şehir Romalıların eline geçmiştir.

    Niksar, Romalılar döneminde Diospolis, Sebaste ve Neocaeserea gibi isimlerle anılmıştır. Bugün kullanılan Niksar adının, Neocaeserea’dan kısaltıldığı görüşü ağır basmaktadır. 1672 yılında Niksar’a gelen Evliya Çelebi ise Seyahatnamesi’nde; “Bu Niksar’ın doğrusu Nik Hisar; yani iyi hisar olup hafifletmek suretiyle yanlış olarak Niksar denir.” demektedir.

    Roma İmparatorluğunun M.S. 395 yılında ikiye bölünmesiyle Niksar, Bizans’ın egemenliğine girdi. XI.yy. da Türklerin Anadolu’ya yaptıkları akınlarda 1067 yılında Alparslan’ın komutanlarından Afşin Bey tarafından fethedilmiş, ancak 1068 yılında tekrar Bizans’ın eline geçmiştir. Malazgirt Savaşı sonrasında ise Artuk Bey tarafından fethedilen Niksar, tekrar elden çıkmıştır(1073).

    Niksar’ın asıl fatihi Danişmendli Devleti’nin kurucusu olan Melik Danişmend Gümüştekin Ahmet Gazi olmuştur.Danişmend Gazi fetihten sonra Niksar’ı sahil Rumları’na karşı mücadelede kendisine hem bir üs hem de bu devletin başkenti yapmıştır. Danişmendliler döneminde Niksar ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir.
    1175’te II. Kılıçarslan zamanında Selçuklu topraklarına katılan Niksar, Moğol istilası ile 1341’de önce Eretna Devleti’nin, daha sonra da Tacettinoğulları Beyliği’nin hakimiyetine girmiş ve bu beyliğin merkezi olmuştur. 1387 yılında Niksar’ı ele geçiren Kadı Burhaneddin’in bir savaşta öldürülmesi üzerine bölge halkı Yıldırım Beyazıt’tan yardım istemiş ve Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Süleyman Çelebi Niksar’ı 1398’de Osmanlı topraklarına katmıştır.

    Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferi, Yavuz ve Kanuni’nin doğu seferleri sırasında uğradıkları tarihi şehir, Osmanlılar’ın son yıllarında Tokat sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak varlığını sürdürdü.

    Tarihi geçmişinin simgesi olarak Roma,Bizans,Selçuklu,Danişmendli ve Osmanlı Devletlerinden kalma pek çok eser hala şehrin tabi bir parçası olarak ayaktadır.İstiklal Savaşı sırasında Rum ve Ermeni çetelerinin baskılarıyla karşılaşan Niksar, diğer taraftan memleketimizi işgal eden düşmanlara karşı, 16 haziran 1919’da İzmir’in işgalini protesto amacıyla; Anadolu’daki ilk mitinglerden birini gerçekleştirerek Cumhuriyetten bugüne kadar varlığını sürdürmüştür.
  5. Tokat'ın İlçeleri

    Almus, Tokat

    Koordinatlar: 40°22′00 36°55′00
    [​IMG]


    Tokat İli Siyasi Haritası Harita
    [​IMG]


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu x[1] (6.197) İlçe nüfusu x[2] (6.197) Yüzölçümü 750 km² Rakım 832 metre Koordinatlar 40°22′00 36°55′00 Posta kodu x Alan kodu 60900 İl plaka kodu 60 Yönetim İl Tokat Kaymakam x Belediye başkanı x İlçe kaymakamlık site Almus Almus Orta Karadeniz Bölgesinde Tokat İline bağlı 36 km mesafede bir ilçe olup, doğusunda Reşadiye İlçesi ve Sivas İli Hafik İlçesi, batısında Tokat İli kuzeyinde Niksar İlçesi, güneyinde Sivas İli bulunmaktadır. Başlangıçta köy ve nahiye iken idari taksimatta bucak merkezi olmuş, 1 Mart 1954'te ilçe olmuştur.
    Almus ilçesi ceviz büyüklüğündeki vişnesi ile ünlüdür. Yakın zamana kadar yaklaşık 30 yıllık bir geçmişi bulunan "Almus vişne festivali" yapılırdı. İlçenin sosyoekonomik yaşamında ve tanıtımında önemli bir yer tutan bu festival son bir kaç yıldır yapılmamaktadır.

    Coğrafi özellikleri

    Kuzey Yarım Küresinde, Enlemi: 40 derece, 22 dakika, Boylamı: 36 derece 55 dakikadır. Yüzölçümü 750 km² olup, 832 rakımlıdır. Almus‘un iklimi Karadeniz in tesiri altında kalan sahalarla Orta Anadolu‘nun kara iklimi yanında geçiş teşkil eder. Yağış genellikle aylara dağılmıştır. Ortalama olarak yağış 5442 mm'dir. Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs aylarında maksimum dereceye yükselir. En az yağış düşen aylar Temmuz ve Ağustos’dur. Baraj yeri İlçenin en verimli arazileri üzerinde bulunmaktadır. Vadinin aşağı kısımlarına doğru kaya mütecanis massif ve ince taneli andezidik lavlardan müteşekkildir. Bu andezitler genellikle kütle halinde olup, üst kısımlarına doğru iyice tabakalaşmış, lav akıntıları breş, konglemera ve tüfleri ihtiva etmektedir. Almus Baraj Gölünde su tutulmayı Ekim 1966 da başlanmış olup yüzölçümü 3130 ha'dır

    Tarihi

    “Fatih Sultan Mehmet devrinde Rum eyaletinin bir kısmında mevcut seraskerliklerin Şöylece dağıldığı görülmektedir. Amasya müstakil bir seraskerlik bölgesi sayıldığı halde, 1972 kayıtlarına göre Tokat-Yıldız-Tozanlı ile birlikte tek bir seraskerlik GAVURNİ-KAFİRNİ (Şimdiki Almus) ayrı bir seraskerlik görülmektedir.
    Eyalet‘i Rum’daki l5.asır kalelerinden bahsedilirken Tozanlı Nahiyesinde bir kale kaydı bulunmaktadır. Burasının Akarçay (Meğelli) Kasabası yaylasının üzerinde bulunan ve AKINCI KALESİ diye adlandırılan yer olması kuvvetle muhtemeldir. Yukarıdaki kayıtlara göre Almus‘un bulunduğu mıntıka yani Tozanlı'nın mevcudiyetini 1453’den öncelerine kadar götürmek mümkün olabilmekte, bundan öncelerine ait devirler hakkında kayda dayanan bilgi bulunmamaktadır.
    Bugün ilçe hudutları dahilinde eski tarihe ışık tutacak kalıntılara, topraktan pişmiş mezar lahitleri, küp kırıklarına rastlamak mümkün olmaktadır. Buna göre Almus ve civarının Bizans ve ondan öncesi Roma İmparatorluğu devirlerinde meskun bir alan olduğu söylenebilir. Yerleşme alanlarının daha ziyade dere civarlarına veya tepelere dağıldığını kalıntıların buralarda bulunuşu teyit etmektedir.
    Kültür Bakanlığı tarafından 1984 yılında yayınlanmış olan "Türk Yer Adları Sempozyumu Bildirileri 11-13. Eylül 1984- Ankara" adlı eserde verilen bilgiye göre; Edebiyat Tarihçisi Prof. Dr. Fuat KÖPRÜLÜ etimoloji üzerine bir yazısında Almus ilçesinin bu isminin Bulgar (itil) Türklerinin hükümdarları olan Almış Han'dan geldiğini ileri sürmektedir ki, bu görüş konuyla ilgili olarak dikkate alınması gereken temel bilimsel görüştür.

    Turizm

    Tokat İli dahilindeki Turizme en uygun bölge Almus İlçesi'dir. İlçenin hemen yanıbaşındaki Baraj gölü geniş yüzölçümü ve kıyılarını çevreleyen Ormanlar ile bir tabiat harikasıdır. İlçede konaklama tesisleri bulunmaktadır. Göl kıyıları kamp yapmaya da uygun bulunmaktadır. Gölde doğal olarak yetişen sazan türleri ve yayın gibi balıklar yanında, çiftliklerde yetiştirilen alabalık temin etme imkanıda mevcuttur. Göl amatör olta balıkçılığına açık olup, amatör balıkçılardan herhangibir ücret alınmamaktadır. Göl su sporları içinde uygun bir ortam oluşturmaktadır.
    Almus ilçesi Yayla ve dağcılık turimi içinde çok uygun doğal şartlara sahiptir. Özellikle ilkbahar ve yaz mevsiminde ilçeyi çevreleyen yayla ve dağlarda el değmemiş bakir bir doğayı yaşama imkanı bulabilirsiniz. Piknik ve mangal için çok uygun açık alanlarda tamamen doğal beslenme ile yetiştirilmiş kuzu ve dana etlerinden tadabilirsiniz. Dilerseniz gölün hiçbir sanayi artığı bulunmayan sularında yetişen balıklardan ızgara yapabilirsiniz.
    Çok ucuz ve unutamayacağınız bir tatil yapıp ülkemizin bu pek bilinmeyen, el değmemiş coğrafyasını keşfetmekten kesinlikle pişman olmayacağınız söylenebilir.


    Almus belde ve köyleri
    İl:
    Tokat ● İlçe Merkezi: Almus
    Beldeler: Almus · Akarçay · Ataköy · Bağtaşı · Cihet · Çevreli · Dikili · Gölgeli · Görümlü · Kınık · Ormandibi




    Artova, Tokat


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 16,246[1] (2000) İlçe nüfusu 5,610[2] (2000) Yüzölçümü x km² Koordinatlar
    Posta kodu x Alan kodu 0 İl plaka kodu x Yönetim İl Tokat Kaymakam x Belediye başkanı x Artova, Tokatın bir ilçesidir. Tokat il merkezine 38 km.uzaklıktadır. Son nüfus sayımına göre 2000 yılı nüfusu 5610 kişidir. 1 Haziran 1944'te ilçe olmuştur.
    İlçenin kuzeyinden 20 Km. uzunluğunda kaplama bir kara yolu ile Sivas-Tokat karayoluna ulaşılır. Buradan Tokat İline 18 km mesafede olup, güneyindeki 17 km mesafelik karayoluyla Yeşilyurt ve 29 km lik karayolu ile Sulusaray İlçesine ulaşım sağlanmaktadır.
    İlçeye bağlı 27 köy ve 1 beldenin toplam nüfusu 10.636, İlçe Merkez ve Köy nüfus toplamı ise 16.246 dır. İlçe merkezi nüfusunda 1990-2000 yılları arasında %21.1 artış olmasına rağmen, 1990-2000 yılları arasında köy nüfusunun toplamında %19.8 oranında bir azalma görülmektedir. İlçe Merkez ve köylerinin genel olarak 1990-2000 yılları arasında toplam nüfusunda %8.2 lik bir azalma söz konusudur.
    Bazı tarihi kaynaklar Artova İlçesinin kuruluşunun Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferine dayandırmaktadırlar. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde “ ......... Şimale doğru giderek Çamlıbel dağından, Sivas eyaleti toprağında mahsulü çok, mamur ve müzeyyen kasaba misali köylerden geçtik. Arıkova (Artova) kasabasına geldik. Oradan da yine şimale giderek Şeyh Nusrettin Tekke-sine uğradık” kaydı bulunmaktadır.
    2005 yılından itibaren ilçenin dönüm noktası sayılan Çimento Fabrikasıyla yenibir atılım hamlesiyle ilçe son iki yıl içerisinde iyi bir ilerme hızına erişmiş olup artık dışardan göç almaya başlamıştır. Hayvancılık sektöründede ilerleme içerinde oldundan dolayı ilerleyen tarihlerde Tokat`ın en gözde ilçeleri olmaya aday.

    Artova belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Artova





    Başçiftlik, Tokat


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu x[1] (2000) İlçe nüfusu x[2] (2000) Yüzölçümü 130 km² Koordinatlar
    Posta kodu x Alan kodu 0 İl plaka kodu x Yönetim İl Tokat Kaymakam x Belediye başkanı x Başçiftlik, Tokat ilinin bir ilçesidir.
    Başçiftlik İlçesi coğrafi konum olarak Kelkit Çayı bir eşkenar üçgenin tabanı kabul edilirse, Reşadiye-Niksar tabana bitişik köşeleri, Başçiftlik'te taban karşısındaki köşede yer alır. Diğer bir ifadeyle Başçiftlik, Kuzeyinde Ordu iline bağlı Aybastı ilçesi, doğusunda Reşadiye ilçesi, güneyinde Niksar İlçesiyle çevrilmiş olup, yaklaşık toplam 130 km² 8217;lik mülki sınıra sahiptir. Yaklaşık olarak 37 derece, 17 dakika doğu meridyenleri ile 40 derece, 28 dakika kuzey enlemleri arasında yer alır. Başçiftlik Canik dağları üzerindeki havzanın batı kısmında yer alır. Bu havza doğuya gidildikçe genişler. Yörede İskevsür ovası olarak adlandırılan bu havzada yaklaşık 15&;e yakın köy ve kasaba yer alır. Bu havzanın kuzey ve güney kısımları canik dağlarının yüksek tepeleri ile kaplıdır. Denizden yüksekliği 1425 metre olan Başçiftlik 8217;in batısında büyük Çal tepesi, kuzeyinde Çartıl, Sivrilce güneyi ise Karaçam ormanlarının bulunduğu yüksek tepelerle çevrilidir. Doğusu düzlük alanlarla kaplıdır. Bu düzlük Bereketli ve Bozcalı Kasabalarına kadar devam eder.

    Tarihi

    İlçenin İlkçağ ve kuruluş tarihi ile ilgili yeterli ve kesin bilgi bulunmamaktadır. Yörede Arkeoloji kazıları ve yüzey araştırması yapılmamıştır. İlçenin kuruluşu ile ilgili bazı söylentiler bulunmaktadır. Ancak bunlar da belgelere dayanmamaktadır. Bir söylentiye göre ilçe, Fatih Sultan Mehmet’in (1461) Trabzon Rum-Pontus Devleti’ne açtığı seferden sonra kurulmuştur. Bir diğer söylentiye göre de Niksar ilçesinin doğusundaki Ayvazönü Mevkiine yakın bir yerde kurulmuştur. Nitekim o zamanki Başçiftlik mezarlığı da aynı isimle anılmaktadır.
    Niksar çevresindeki bataklıklardan ve sivrisineklerden rahatsız olan halk doğuya doğru giderek ormanlık ve akarsuların bulunduğu bugünkü Başçiftlik ilçesinin olduğu yere yerleşmişlerdir. Bunlar geri döndüklerinde “Öyle bir yer bulduk ki, otu sümbül, kuşu bülbül” diye methetmişlerdir. Bunun üzerine köy halkından öncelikle beş hane, ardından da diğerleri buraya gelmiştir. Bu beş haneden ötürü de Beşçiftlik ismi bu yerleşime yakıştırılmış, zamanla bu isim Başçiftlik’e dönüşmüştür.

    İdari durumu

    İlçe merkezi 1968 yılına kadar köy merkezi olarak, 1968 yılından sonra da belediye teşkilatının kurulmasıyla kasaba olarak örgütlenmiştir. 1990 tarihinde ise ilçe olmuş, kaymakamın atanmasıyla teşkilatlanmaya başlamıştır.
    İlçede bir adet merkez belediyesi, 3 mahalle ve bağlı 8 köy 2 kasaba bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla Alanköy, Asar, Aydoğmuş, Dağüstü, Erikbelen, Sarıağıl, Şahnalan ve Yeşilçam köyleridir.Kasabaları ise Karacaören ve Hatipli Kasabalarıdır.
    İlçenin kurulmasından bu yana İlçede; henüz teşkilatı bulunmayan daireler Adliye ve Emniyet Teşkilatı ile Askerlik Şubesidir. İlçenin kuruluşu ile beraber “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” ve "Başçiftlik İlçesi Köylere Hizmet Götürme Birliği" kurularak faaliyete geçirilmiştir.
    Ayrıca İlçede bir banka şubesinin bulunmaması hem ilçe halkı hem de başta Maliye teşkilatı olmak üzere bütün kamu kurumlarını olumsuz yönde etkilemektedir.
    İlçedeki İdari birimlerle halk arasında herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Genel olarak asayişe müessir olayların olmaması ve halkın kamu hizmetlerine katkısı dilek, ve şikayetlerini rahatlıkla yönetim kademelerine iletmeleri olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Bölge halkı kanunlara saygılı, devlet büyüklerini, amir ve memurlarını seven ve sayan munis tabiatlı, yardım seven kişilerdir

    Sosyal durumu

    İlçe kırsal bir bölge olduğundan sürekli göç veren bölge konumundadır. Ancak yapılan nüfus sayımları sırasında İlçe nüfusuna kayıtlı olup, başka bölgelerde oturan insanların ilçemize gelerek, nüfus artış hızına pozitif yönde etki ettikleri görülmektedir. İlçemizde sanayi sektörü olmadığından genç nüfus büyük kentlere göç etmekte ve ilçede yaşayan nüfus her geçen gün azalmaktadır. Kalan nüfus genelde yaşlı ve kadın nüfustur. Önümüzdeki yıllarda istihdama yönelik çalışmalar yapılamayıp aynı hız ile göç devam ederse on yıla kadar bu gün yaşayan nüfusun yarısına düşeceği tahmin edilmektedir.
    İlçe kırsal bir bölge olduğundan sürekli göç veren bölge konumundadır. Ancak yapılan nüfus sayımları sırasında İlçe nüfusuna kayıtlı olup, başka bölgelerde oturan insanların ilçemize gelerek, nüfus artış hızına pozitif yönde etki ettikleri görülmektedir. İlçemizde sanayi sektörü olmadığından genç nüfus büyük kentlere göç etmekte ve ilçede yaşayan nüfus her geçen gün azalmaktadır.
    Kalan nüfus genelde yaşlı ve kadın nüfustur. Önümüzdeki yıllarda istihdama yönelik çalışmalar yapılamayıp aynı hız ile göç devam ederse on yıla kadar bu gün yaşayan nüfusun yarısına düşeceği tahmin edilmektedirİlçe kırsal bir bölge olduğundan sürekli göç veren bölge konumundadır. Ancak yapılan nüfus sayımları sırasında İlçe nüfusuna kayıtlı olup, başka bölgelerde oturan insanların ilçemize gelerek, nüfus artış hızına pozitif yönde etki ettikleri görülmektedir. İlçemizde sanayi sektörü olmadığından genç nüfus büyük kentlere göç etmekte ve ilçede yaşayan nüfus her geçen gün azalmaktadır. Kalan nüfus genelde yaşlı ve kadın nüfustur. Önümüzdeki yıllarda istihdama yönelik çalışmalar yapılamayıp aynı hız ile göç devam ederse on yıla kadar bu gün yaşayan nüfusun yarısına düşeceği tahmin edilmektedir Türkiye için ve Başçiftlik'e has olarak, hayvancılığın geliştirilmesi ve eski seviyesine getirilmesi ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacaktır. Mera hayvancılığı için eşsiz bir alanı vardır. İlçe çevresi için de bu söylenebilir. Koyun ve sığır sayısı bugün için çok az olmakla beraber geliştirici çalışmalara önem verilmektedir.
    Başçiftlik merkezinde, Karacaören, Alan ve Dağüstü köylerinde 20.000'e yakın koyun ve 8000'e kadar da sığır mevcuttur. Bu arada et tavukçuluğu "Koy-Tür" tipi denemelerde yapılır. Arıcılık, ilkbahar ve yaz ayları için, Başçiftlik ve yaylaları, özel bala müsaittir.
    Çayır ve otlaklar Başçiftlik ve Karacaören için Türkiye'de örnek gösterilecek durumdadır. Ayrıca buralarda sulu tarım da oldukça yaygındır. Meyvecilik azdır, daha çok Güney'de ki köy gruplarında oldukça yaygındır. Armut ve elma yetiştiriciliğinden söz edilebilir.
    Toprağı bereketlidir". Ortalama rakımı 1,400 m olan Başçiftlik, bu yüksekliğe rağmen oldukça bereketli topraklara sahiptir. "Katırbeli" nin bir yanı, "Kümbet Kırı"na kadar uzanır. Burası hayvancılığa çok müsait, kekik karışımı çimenlerin işgalindedir. Bu geniş alan, hayvancılık ve arıcılık için bulunmaz bir hazinedir. Patates yetiştiriciliği Baçşiftlik içinde söylenir.
    Sebze olarak herkes kendi ihtiyacının bir kısmını karşılamakta ve bunun yanında fasulye ve lahana ekimi de yapılmaktadır. İlçe ve bağlı köylerinde mevcut (50.000) dekar arazinin yaklaşık 33.185 Da.da buğday, 4.867 Da.da arpa, 5.241 Da.da patates, 5.494 Da.da fiğ, 882 Da.da mısır, 353 Da.da nohut, 278 Da.da yeşil fasulye tarımı yapılmaktadır. İlçemizde bitkisel üretimin sınırlı yapılmasından dolayı hayvancılık ön plana çıkmıştır. Bu gün itibarıyla ilçemizde 7500 adet büyükbaş 8.000 adet küçükbaş hayvan varlığı mevcuttur.
    Başçiftlik ekonomisi %30 nispetinde halıcılığa dayanmaktadır. 1971 yılında gerçekleştirilen halıcılık çalışmaları büyük bir ivme kazanarak çevreye dağılmış, hatta ilçemize yakın vilayetlere ve bölgelere dağılmış büyük bir iktisadi potansiyel oluşturmuştur. İlçemiz halıcığının hızı 1990 Körfez krizinden sonra gerilemiştir. İlçemiz de daha önceki yıllarda ekonomi %75 halıcılığa dayalı iken bu gün %30 seviyelerine gerilemiş, buna paralel olarak da İlçemiz ekonomisi zayıflamıştır. Önceki yıllarda İlçemiz merkezinde 1200 olan tezgah sayısı bu gün 300 civarlarına inmiştir. Dolaysıyla halı üretimi de gerilemiştir. Halıcılığın gerilemesinde 3 ana unsur etkisini hala devam ettirmekte olup, bunlar malzemede bozulma imalatta bozulma ve ihracatta tıkanma şeklinde kendini göstermektedir. Buna rağmen ilçemiz halıcığın merkezi olma hüviyetini korumaktadır. Üretilen halıların %95”i ihraç malıdır.


    Başçiftlik belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Başçiftlik





    Erbaa, Tokat


    Koordinatlar: 40°30′00 36°30′00

    1111 km² Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu x[1] (2000) İlçe nüfusu 58,200[2] (2000) YüzölçümüRakım 248 metre Koordinatlar AHMET YENİHAN 40°30′00 36°30′00 Posta kodu 60500 Alan kodu 0356 İl plaka kodu 60 Yönetim İl Tokat Kaymakam SABRİ BAŞKÖY Belediye başkanıYerel yönetim site ERBAA KAYMAKAMLIĞI ::.ERBAA KAYMAKAMLIĞI www.erbaa.gov.tr.:: (YAPIM AŞAMASINDA) İlçe kaymakamlık site ERBAA Erbaa: Tokat ilinin bir ilçesidir.

    Erbaa adı

    "Erbaa" kelimesi, Arapça olup "dört" anlamına gelmektedir. Resmi kayıtlarda 18. yüzyılın başlarından itibaren Erbaa adının kullanıldığı görülmektedir. Bir ara bu kelime "Nevahi-i Erbaa" şeklinde kullanılmıştır. O dönemlerde Niksar Amasya arasında en önemli yerleşim brimleri; Erek, Karayaka, Sonusa (Uluköy) ve Taşabat (Taşova) idi. Nüfus yönünden ancak birer nahiye büyüklüğünde ve aynı bölgede olmalarından hepsine birden Nevahi-i Erbaa yani "dört nahiye" deniliyordu. Hatta tahakkuk eden vergiler de bu isimle kaydediliyordu. H.1256/M.1840'da, Erbaa adıyla maruf dört nahiyenin (Erek: Karayaka, Sonusa, Taşâbat) vergisi 47ı243 kuruş olarak resmi evraka geçmiştir. Buna göre Erbaa; Erek, Karayaka, Sonusa ve Taşâbat'ın genel bir adı olmuş, dördü birden sanki bir kaza (ilçe) görünümünü almıştır. Hatta resmiyette Kaza-i Erbaa tabiri de kullanılmıştır
    Erbaa ilçesi orta Karadeniz Bölgesinde Tokat iline bağlı olup Yeşil ırmak Havzası üzerinde kurulmuş şirin bir ilçedir. Matematiksel konumu 40,15, ve 40,45 enlem dairesi ile 36,15 ve 36,45 boylamları arasında olup, yüzölçümü 1111 km² dir. Konumu itibari ile Karadeniz ve İç Anadolu bölgeleri arasında bir geçiş alanıdır. Kuzeyden Samsun’un Çarşamba ilçesi ile Ordu ilinin Akkuş ilçesi, batıdan Amasya’nın Taşova ilçesi, doğudan Tokat’ın Niksar ilçesi güneyden Tokat merkez ve Güneybatıdan Turhal ilçesi ile çevrilidir. İlçenin üzerinde bulunduğu ovanın Kuzeyinde Canik Dağı içerisinde değerlendirilen Karınca dağı, Güneyinde Sakarat ve Boğalı dağları, doğu ve batısında da bu dağların uzantıları bulunmaktadır. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 248 m.dir.

    Dağları

    Erbaa’nın kuzey kısmında yer alan Karınca dağı ile Güneyindeki Sakarat ile Boğatlı dağları aynı zamanda içerisinde oluşmuş, bu dağlar Kuzey Anadolu dağ silsilesi içerisinde bulunmaktadır. Bu dağlar oldukça engebeli olup, profilleri asimetrik konumdadır. Dağların ortalama yüksekliği 1000 m. ile 1500 m arasında değişmektedir.

    Ovaları

    Erbaa ovası bir elips biçiminde olup, 32 km uzunluğunda, 10 km genişliğindedir. Yüksekten bakıldığında eski bir su birikintisinin bıraktığı düz bir alanı andırır. Ova yaklaşık olarak doğu-batı istikametinde, paralel olarak uzanan faylar arasında kalmış, birbirlerinden eşiklikle ve boğazlarla ayrılmış, boğum boğum bir diziliş gösteren, tabanı krater alüvyonları ile örtülmüş bir fay olup, çöküntü ovası görünümündedir.

    İklimi

    Erbaa’da mevsimler tüm hükmünü icra edemeden birbirinden diğerine geçmektedir. Bu durum bölgenin iklim tipinin belirlenmesini zorlaştırmaktadır. Kimi coğrafyacılara göre Erbaa’da kara iklimi ile ılıman iklim arasında kalan geçit iklimi olduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle bölgede kışlar yağışlı ve ılık geçmektedir. Erbaa da en uzun mevsim Sonbahardır. Yazın en sıcak aylar temmuz ağustos ayları olup 36-39 derecedir. Kışın en soğuk aylar ocak ve şubattır. Ortalama sıcaklık 3-5 dereceye kadar düşmektedir. En fazla yağış mayıs ayında olup yıllık ortalama 580 mm, en az yağış ağustos ayında olup 8.03 mm olarak tespit edilmiştir. Ortalama nispi nem %59 olup en yüksek değerler %66'ya kadar çıkmaktadır. İlçenin iklimi son yıllarda çevrede yapılan barajların etkisiyle ılımanlaşmıştır.

    Bitki örtüsü

    Erbaa bölgesi iklim özelliklerinden dolayı çok çeşitli bitkilerin yetişmesine müsaittir. Genellikle bölgede hakim olan bitki türü orman fermantasyonlarıdır. İlçenin kuzey kısmında orman örtüsü 300 m. den başlar ve ilk sıralamalarda bir takım makilik ortamlarda yabani zeytin ağaçları, dişbudak ve kestane ağaçlarına rastlanır. Arazi yükseldikçe kızıl çam, meşe, gürgen, kayın gibi türler görülür.
    Karınca dağı eteğinde Çatalan bölgesinde Akdeniz iklimi etkisinde yetişebilen “Lübnan sediri “ağaçlarına da rastlanmaktadır. Koruma altında bulunan bu bölge güzelliği ve ekonomi değeri bakımından dünya çapında tanınmaktadır.

    Suları

    Kelkit Irmağı, Tozanlı Irmağı, Karakuş çayı, İmbat Deresi, Keçeci Deresi, Tanoba Deresi, Hasan Uğurlu Barajı'dır.

    Toprak yapısı

    Toprağın doğal yapısı, jeoljik olarak daha ziyade ikinci zamanın (Kretase) devri ile üçüncü zamanın başlangıcı olan Miyosen, Ologosen devirlerinde teşekkül etmiştir. Genelde üçüncü zaman yaşlı olarak kabul edilir. Arazi filiş, kalker ve konglo meralardan oluşmaktadır. Toprağın rengi kırmızı ile kahverengi arasında değişir. Toprak çeşidi itibariyle yarı nemli iklim bölgelerinin toprakları içerisinde yer alır. Ovanın kurak olan kısımlarında, özellikle güneydeki alçak dağ yamaçlarında topraklar açık kahverengi "Step" toprağına benzerken, daha nemli olan kuzeydeki alçak dağ yamaçlarında topraklar açık kahverengi "Step" toprağına benzerken, daha nemli olan kuzeydeki alçak dağ yamaçlarında renkleri kırmızılaşır. Buralarda yer yer nemli iklim şartları altında oluşan ve "Terra Roza" denilen kırmızı topraklara rastlanır.

    1943 depremi

    Şu ana kadar Erbaa'nın yaşadığı yıkıcı depremlerin sonuncusu 1943 yılının Kasım ayında meydana gelmişdir. Şiddetinin azlığı nedeniyle bu depremde hasar çok az olmuştur. Kasaba merkezi 4, Merkez nahiyesi 6, Karayaka nahiyesi 2 olmak üzere toplam 12 hadisesi olmuştur.
    Deprem Hattındaki Erbaa Türkiye deprem haritası incelendiğinde topraklarımızın %92'sinin değişiklik deprem tehlikesi ile karşı karşıya olduğu, nüfusumuzun da %95'inin bu bölgelerde yaşadığı belirlenmiştir.


    Erbaa belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Erbaa






    Niksar, Tokat

    Koordinatlar: 40°35′00 36°58′00


    [​IMG]


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu x[1] (2000) İlçe nüfusu 90.672[2] (2000) Yüzölçümü 955 km² Koordinatlar 40°35′00 36°58′00 Posta kodu 60600 Alan kodu 0356 İl plaka kodu 60 Yönetim İl Tokat Kaymakam Uğur TURAN Belediye başkanı İdris ŞAHİN Niksar, Orta Karadeniz Bölümünün iç kesiminde yer alan Tokat ilinin bir ilçesidir. Niksar 1891 yılında belediyelik olmuştur. Toprak bakımından ilin beş büyük ilçesinden birisidir.

    Tarihte Niksar

    Pers İmparatorluğu’nun sona ermesiyle kurulan Pontus Krallığı döneminde Caberia adıyla anılan Niksar; Sayfiye alanlarına pek çok tapınak, saray ve yerleşim birimi inşa edilmiştir. M.Ö. 72 yıllarında Romalılarla Pontuslular arasında cereyan eden Mithridat savaşlarının üçüncüsü Niksar’da yapılmış ve şehir Romalıların eline geçmiştir.
    Niksar, Romalılar döneminde Diospolis, Sebaste ve Neocaeserea gibi isimlerle anılmıştır. Bugün kullanılan Niksar adının, Neocaeserea’dan kısaltıldığı görüşü ağır basmaktadır. 1672 yılında Niksar’a gelen Evliya Çelebi ise Seyahatname’sinde;
    “Bu Niksar’ın doğusu Nik Hisar, yani iyi hisar olup hafifletmek suretiyle yanlış olarak Niksar denir” demektedir.
    Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395 yılında ikiye bölünmesiyle Niksar, Bizans egemenliğine girmiştir. XI. yy.da Türklerin Anadolu’ya yaptıkları akınlarda 1067 yılında Alp Arslan’ın komutanlarından Afşin Bey tarafından fethedilmiş, ancak 1068 yılında tekrar Bizans’ın eline geçmiştir. Malazgirt Savaşı sonrasında ise Artuk Bey tarafından fethedilen Niksar, 1073’te tekrar elden çıkmıştır.
    Niksar’ın asıl fatihi Danişmendli Devleti’nin kurucusu olan Melik Danişmend Gümüştekin Ahmet Gazi olmuştur. Danişmend Gazi fetihten sonra Niksar’ı sahil Rumlarına karşı mücadelede kendisine hem bir üs hem de bu devletin başkenti olarak seçmiştir. Bu dönemde Niksar ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir.
    1175’te II. Kılıçaslan zamanında Selçuklu topraklarına katılan Niksar, Moğol istilası ile 1341’de önce Eretna Devleti’nin daha sonra da Tacettinoğulları Beyliği’nin hâkimiyetine girmiş ve bu beyliğin merkezi olmuştur.
    1387 yılında Niksar’ı ele geçiren Kadı Burhaneddin’in bir savaşta öldürülmesi üzerine bölge halkı Yıldırım Beyazıt’tan yardım istemiş ve Yıldırım Beyazıt’ın oğul Süleyman Çelebi 1398’de Niksar’ı Osmanlı topraklarına katmıştır.
    Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferi, Yavuz ve Kanuni’nin doğu seferleri sırasında uğradıkları tarihi şehir, Osmanlıların son yıllarında Tokat Sancağı’na bağlı bir kaza merkezi olarak varlığını sürdürdü.
    Tarihi geçmişinin simgesi olarak Roma, Bizans, Selçuklu, Danişmendli ve Osmanlı Devleti’nden kalma pek çok eser hala şehrin tabii bir parçası olarak ayaktadır. İstiklal Savaşı sırasında Rum ve Ermeni çetelerinin baskılarıyla karşılaşan Niksar, diğer taraftan memleketimizi işgal eden düşmanlara karşı, 16 Haziran 1919’da İzmir’in işgalini protesto etmek amacıyla Anadolu’daki ilk mitinglerden birini gerçekleştirerek Cumhuriyetten bugüne kadar varlığını sürdürmektedir.
    20 Haziran 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine Tokat’taki ilk miting Niksar’da yapmıştır. Binlerce kişinin katıldığı miting sonunda Redd-i İlhak Cemiyeti Reisi Hacı Mahir Bey’in imzası ile İtilaf Devletleri temsilcilerine aşağıdaki metinle telgraf çekilmiştir.
    “Niksarlılar; hukukun hamisi olduğunu iddia eden Wilson’a ve diğer devletlere müracaat ediyoruz. Artık bizim feryadlarımıza kulak tıkamayınız. Bizim tamamiyeti mülkiyemize mevcudiyeti milliyemize tecavüze devamı kasdediyorsanız en kısa yol bizi öldürmektir. Geliniz, öldürünüz. Biz Türk olarak en küçük vatan parçasının Türk kalmasını istiyoruz, siz de buna söz vermiştiniz. Şimdi ise sözünüzde durmadığınızı görüyoruz. Anadolu’ya uzatılacak bir tecavüz bizi öldürmek için uzatılan bir adımdır.”

    Tarihi eserleri


    • Talazan Köprüsü
    • Çöreğibüyük Camii
    • Ulu Cami
    • Yağıbasan Medresesi
    • Melikgazi Türbesi
    • Kırgızlar Kümbeti
    • Akyapı Kümbeti
    • Kolag Kümbeti
    • Leylekli(Yılanlı) Köprü
    • Hüseyingazi Köyündeki Kaya Mezarı

    Coğrafi Konum

    ve bu iki dağın arasında ise Niksar'ın rakımı ortalama 350 metre olup kuzeyinde Canik Dağları, güneyinde Dönek DağıNiksar Ovası yer almaktadır. Canik Dağları Karadeniz’e paralel uzanan platolarla kaplıdır. Bu platolardan Çamiçi Yaylası yalnız Niksar’ın değil Tokat’ın da en önemli yaylalarındandır.
    Akarsular bakımından oldukça zengin olan Niksar topraklarını Kelkit Çayı ve bu çayın irili ufaklı kolları sular. Kelkit Çayı’nın suladığı ve taşıdığı alüvyonlarla bereketine bereket kattığı Niksar Ovası, Karadeniz Bölgesi’nin en önemli ovalarından birisidir.
    Tarım arazisi bakımından elverişli bir ovaya sahip olan ilçenin %53’ü orman ve fundalıklarla, %12’si çayır ve meralarla kaplıdır. İlçe topraklarının %32’si ekilip dikilirken, yalnızca %3’ü tarıma elverişli değildir.
    Niksar’ın kuzeyindeki yüksek kesimlerde kayın, çam, gürgen, ladin; alçak kesimlerdeki düzlüklerde kavak ve söğüt; ovada otsu bitkiler; vadilerde ise meyvelikler bitki örtüsünü oluşturur.
    ve Dağ ve ormanlarda yaşayan başlıca av hayvanları sansar, tavşan, kurt, tilki, vaşak, ayıdomuzdur. Kuş türleri içinde ise keklik, yaban ördeği ve bıldırcın önemli yer tutar.
    Niksar’da Orta Karadeniz Bölümü iklimiyle, İç Anadolu İklimi arasında bir geçiş iklimi görülür. Kışlar genellikle ılık ve yağışlı, yazlar sıcak geçer. Her aya yağış alan ilçenin yıllık yağış ortalaması 475,2 mm, yıllık sıcaklık ortalaması ise 14,7 °C’dir.

    Ekonomik ve sosyal hayat

    ve cevizdir. İlçede ekonomik hayat geniş ölçüde tarıma dayalı olmakla birlikte, son yıllarda sanayide de önemli ölçüde ilerlemeler kaydedilmiştir. Kelkit ırmağının suladığı Niksar ovası tümüyle tarıma ayrılmıştır. Ayrıca Karadeniz ile İç Anadolu arasında bir geçit bölgesinde yer alan ilçede iklim şartları da tarımsal üretime elverişli bir ortam yaratır. Ekime elverişli alanların % 37,8 gibi büyük bir bölümünde tahıl üretimi yapılmaktadır. İlçede tahıl üretimi yapılan alanları sırasıyla meyvelikler, endüstri bitkileri, sebzelikler ve baklagil üretimi yapılan alanlar izlemektedir. İlçede yetiştirilen başlıca tahıllar; buğday, arpa ve mısırdır. Bunun yanında şekerpancarı, tütün, ayçiçeği, patates ve mahlep gibi sanayiye hammadde olan ürünlerde üretilmektedir. İlçede en çok yetiştirilen meyveler; üzüm, elma, kiraz, şeftaliCevizin Niksar’da önemli bir yeri vardır. İlçe ekonomisine büyük bir katkı sağlayan ceviz, kırım atölyelerinde içleri çıkarıldıktan sonra genellikle yurtdışına satılmaktadır.
    Niksar orman varlığı açısından Tokat’ın en önemli ilçesidir. Tokat’taki ormanların % 48,9’u Niksar ilçesi sınırları içerisinde kalır. Niksar’da büyük ölçüde kavak üreticiliği de yapılmaktadır.
    Çamiçi Yaylası ile yayla turizminin önemli merkezlerinden biri olma yolunda ilerleyen Niksar geçimşte düzenlemiş olduğu Yayla Şenlikleriyle bu konuda önemli adımlar atmıştır.
    Önceleri daha çok tarıma ve küçük sanayiye dayanan sanayi yapısı günümüzde büyük ölçüde gelişme göstermiş, başta gıda, konfeksiyon, dokuma ve ağaç işleme sanayiinde birçok işyeri kurularak önemli ölçüde istihdam sağlayan teşebbüsler haline gelmiştir.
    Dünyanın en yumuşak ve içimi en leziz olan Niksar Ayvaz Suyu’nunda ilçe ekonomisine büyük bir katkısı vardır. Dolum tesislerinde şişelenen sular yurdun her bölgesine dağıtılmaktadır.


    Niksar belde ve köyleri
    İl: Tokat • İlçe Merkezi: Niksar
    Beldeler: Gökçeli • Günebakan • Gürçeşme • Kuyucak • Özalan • Serenli • Yazıcık • Yolkonak

    Köyler:
    Akıncı • Akgüney • Alçakbel • Araköy • Ardıçlı • Arıpınar • Arpaören • Ayvaköy • Ayvalı • Bayraktepe • Beyçayırı • Boğazbaşı • Boyluca • Budaklı • Buzköy • Büyükyurt • Bozcaarmut • Bilgili • Calca • Camidere • Cerköy • Çatak • Çayköy • Çengelli • Çiçekli • Çimenözü • Dalkaya • Derindere • Direkli • Edilli • Eryaba • Esence • Eyneağzı • Geritköyü • Geyikgölü • Gözpınar • Gökçeoluk • Güzelyayla • Güdüklü • Günlüce • Gülbayır • Güvenli • Hacılı • Hanyeri • Hasyer • Haydarbey • Hüseyingazi • Işıklı • Kapıağzı • Karabodur • Karakaş • Kaşıkçı • Korulu • Kumçiftlik • Kümbetli • Kiracı • Kızıldere • Köklüce • Mahmudiye • Mercimekdüzü • Mezraa • Muhtardüzü • Musapınarı • Mutluca • Oluklu • Ormancık • Osmaniye • Örenler • Özdemir • Pelitlik • Sarıyazı • Sorhun • Tahtalı • Tamlar • Sulugöl • Şahinli • Şeyhler • Teknealan • Tepeyatak • Terzioğlu • Umurlu • Ustahasan • Yakınca • Yalıköy • Yarbaşı • Yeşilhisar • Yeşilkaya • Yeşilköy • Yeşilyurt







    Pazar, Tokat


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 5300[1] (2000) İlçe nüfusu 5300[2] (2000) Yüzölçümü x km² Koordinatlar
    Posta kodu x Alan kodu 0 İl plaka kodu x Yönetim İl Tokat Kaymakam x Belediye başkanı Şerafettin Pervanlar Pazar, Tokat ilinin bir ilçesidir.



    GENEL TANITMA Pazar İlk çağlarda Kral Yolu, sonralarında İpek Yolu üzerinde bulunması dolayısıyla sürekli istila,tahrip,yağma ve isyanlara sahne olmuştur.
    Tabii güzelliklere sahip olması, bol suları, verimli arazileri önemli bir yerleşim yeri olmasını sağlamış ve istilacıların iştahını kabartmıştır.
    Tokat’ta, Turhal ve Zile’ye olan yakınlığı dolayısıyla Pazar’ın tarihi Tokat ile özdeşleşmiştir.
    Antik dönemde Kazovanın ismi DAZİMON, DAZİMONTİS’dir. Yeşilırmağın adı İRİS, Pazar Adasının adı CELLARİON, Erkiletin adı ise ARCHALİS’dir.
    Pazar sonraları Türklerin eline geçince KAZABAD, KAZOVA, AYNA PAZARI, AYNALI PAZAR, EĞRİŞEHİR,AVNİBEY PAZARI, AYAN PAZARI gibi isimlerle de anılmıştır.
    Pazar M.Ö. 3000-2000 yıllarda Hat İmparatorluğu sınırları içindeyken;
    M.Ö. 2000’li yıllarda Orta Asya’dan gelen kavimlerin etki alanında kalıyor.
    M.Ö. 1200-700’lü yıllarda Friğ egemenliğinde,
    M.Ö. 8. asırda Kimmer ve İskitlerin istilasında,
    M.Ö. 7. asırda Medler hakimiyetinde,
    M.Ö. 6.asırda Persler hakimiyetindedir.(546)
    M.Ö. 4. asırda Büyük İskender İmparatorluğu sınırları içinde.(336)
    M.Ö. 323-100 arası Aryaratlar ve Rum Pontus arasında sürekli el değiştirmiştir.
    M.S. 395-1071 Bizanslıların elindedir.
    1068-1071 yılları arasında Melik Ahmet Gazi Danişment tarafından fethedilmiştir. 1142 yılına kadar Danişmentlerdedir.
    1142 yılında Nizamettin Yağıbasan hakimiyetindedir.(Danişment Gazinin oğlu, Mehmet Gazinin kardeşi)
    1144 yılına kadar Selçuklu Hükümdarı II. Kılıçarslan ile Bizans İmparatoru Manuel arasında sık sık el değiştirmiştir.
    1144 yılında Konya Selçuklularına bağlanıyor.
    1256’da İlhanlıların eline geçiyor.
    1285’de Muiniddin Pervane Bey’in eline geçiyor. Moğol saldırılarıyla yıkılıp yağmalanıyor.
    1335’de Eretna Bey, 1381’de Kadı Burhaneddin’in eline geçiyor. 1388’de Kadı Burhaneddin Pazar’dan geçip Turhal’ı muhasara ediyor.
    1392’de Osmanlı hakimiyetine giriyor.
    1403’de eşkıya İnaloğlu Pazar’ı mesken tutup, çevreyi yağmalıyor. Çelebi Mehmet ve Kutlu Paşa kuvvetleri ile aynı yıl eşkiyalar dağıtılıyor.
    1403’de Tokat Emiri Fahrettin Beyazıt Moğol isyancıları ile Beyobasında çarpışırken öldürülüyor. Emirdede diye bilinen yere bir Roma Timilüsü üzerine defnediliyor.
    1473 yılında Uzun Hasan Pazar’ı yağmalıyor. Fatih Sultan Mehmet Pazar’da Şehzadeleri Beyazıt ve Mustafa ile birleşip, Otlukbeli savaşına gidiyor.
    1505-1507 yıllarında Şah İsmail Pazar ve çevresini zabdediyor.
    1514’de Yavuz Sultan Selim Amasya-Artova yolu ile Pazar’dan geçip, Kemah’ı zabdetmeye gidiyor.
    1559-1561’de Şehzade Beyazıt Pazar’da av bahanesiyle hazırlık yapıp kardeşi Sarı Selim’in kışkırtmalarıyla babasına isyan etti ve çarpışarak İran’a geçti.
    1561’de Kanuninin 3. veziri Pertev paşa Pazar’da Şarkikarahisar Bey’i İlyas Bey’e İran Şahına verilmek üzere hediyeler ve name verdi.
    1622 Abaza Mehmet Paşa Pazar’dan geçip Zile-Amasya-Çorum istikametine gitti.
    1656 yılında Evliya Çelebi Tokat’tan Pazar’a gelip, yolculuğuna devam etti. Pazar’ ın Ayna Pazarı diye isimlendirilerek 150 akçalı Kadısı, Sipahisi, Kethuda yeri, Yeniçeri Serdarı, Şehit Subaşı vardır diye tanıtmıştır.
    1880 yılında Pazar kaza iken nahiye oldu, nahiye olmadan Kazova kazası diye tanınıyordu.
    Pazar-Tokat yolu üzerinde bulunan Anadolu Selçuklu eserlerinin en güzellerinden Kervansaray (1238) halen yıkık ve harap vaziyettedir.
    İlçemiz Merkezinde bulunan Çınar ağacı H.1300 (M.1884) yılında Beyoğlu Mehmet Ağa tarafından dikilmiştir.
    Pazar 19.06.1987 gün ve 3392 kanunla 04.07.1987 tarihinden itibaren İlçe Merkezi olmuş ve 01.08.1988 tarihinden itibaren faaliyete geçmiştir
    COĞRAFİ DURUM
    Pazar İlçesi 40 derece 18 dakika enleminin ve 35 derece 06 dakika boylamının kesiştiği yerdedir.
    Tokat-Turhal karayolundan 5 km içeride ve Tokat’tan 25 km. uzaklıktadır.
    İlçenin yüzölçümü 276 km2 dir.
    İlçe Merkezi 623 m rakımındadır.
    İlçenin kuzeyinde Turhal İlçesi,
    Güneyinde Artova İlçesi,
    Batısında Turhal ve Zile İlçeleri,
    Doğusunda ise Tokat ili yer almaktadır.
    İlçenin güneyinde Artova İlçesiyle sınırı dağlık bir bölgedir. Kuzeyin ise Yeşilırmak ve Kazova ile çevrilidir.
    İlçe köylerinin 6 adeti dağlık, kıraç ve ormanlık arazide, 9 adeti ise ovadadır.


    BİTKİ ÖRTÜSÜ
    İlçede mevcut ormanlık alanının toplamı tahminen 70 hektardır,açıklık alan ise tahminen 100 hektardır.
    İlçede 106 hektar kültür arazisi bulunmaktadır.


    AKARSULAR
    İlçenin sulama suyu kaynağının önemli bir bölümü Yeşilırmak teşkil etmektedir. Köse dağından çıkan Yeşilırmak 365.km.de Almus barajına ulaşır. Daha sonra Tokat’tan geçerek İlçemize girer, buradan Turhal ve Amasya’ya giren Yeşilırmak Samsun’dan Karadeniz’e dökülür. Uzunluğu 468 km. dir.
    İKLİM
    Pazar İlçesi Karadeniz İklimi ile Orta Anadolu’nun kara iklimi arasında geçit bölgededir. İlçe rutubetli rüzgarlara maruz kalması nedeniyle ılıman bir iklim sürmektedir.
    İlçede yağışlar genellikle aylara dağılmış bulunmaktadır.
    Ortalama yıllık ısı kışın 3-5, yazın ise 13.35 derece arasında değişmektedir.


    NÜFUS DURUMU
    2000 Yılı Nüfus Sayımına göre İlçenin toplam nüfusu 20.295.- kişidir. Bunun 5.301 kişisi İlçe merkezinde , 14.994 kişisi ise köy ve kasabalarda oturmaktadır.
    Yerleşim birimlerinin nüfusları şöyledir.
    Yerleşim Biriminin Adı Nüfus Hane İlçe Merkezi 5.301 Üzümören Kasabası 6.800 Dereköy Kasabası 1.993 Bağlarbaşı Köyü 2.094 309 Ballıca Köyü 72 10 Beşevler Köyü 92 15 Çayköy Köyü 362 90 Çiftlikköy Köyü 509 89 Dereçaylı Köyü 345 73 Doğançalı Köyü 197 33 Kaledere Köyü 379 115 Menteşe Köyü 182 55 Ocaklı Köyü 469 89 Ovacık Köyü 109 24 Ovayurt Köyü 579 118 Tatarköy Köyü 362 60 Taşlık Köyü 157 49 Tepeçaylı Köyü 293 84 TOPLAM 20.295


    EĞİTİM VE KÜLTÜR DURUMU:
    İLKÖĞRETİMOKULLAR:
    İlçe Merkezinde (4) Kasaba ve köylerde (15) olmak üzere (19) ilköğretim okulu mevcuttur.
    Bunların hepside devlete ait binalarda eğitim ve öğretimi yürütmektedir.
    Bu ilköğretim okullarında İlçe Merkezinde (34) Kasaba ve köyler de ise (88) derslik olmak üzere (122) derslik mevcuttur. Kasaba ve köylerde (16) öğretmen lojmanı vardır.
    Öğretmen durumu ise İlçe merkezi, Kasaba ve köyler olmak üzere toplam (161) öğretmen görev yapmaktadır.
    Öğrenci sayısı ise (2717) olup, Bu öğrencilerden(313)’si taşımalı sistemdedir.
    ORTA DERECELİ OKULLAR: İlçede (1) Çok Proğramlı Lise, Üzümören Kasabasında (1) Çok Proğramlı Lise bulunmaktadır. Bu okullarda (36) öğretmen ve (372) öğrenci mevcuttur. İmam-Hatip Lisesi inşaatı dernek tarafından halkın katkılarıyla yapılmış olup, atıl durumda bulunmaktadır. Selçuklu Öğrenci Yurdu 1997 yılında faaliyete geçmiştir.
    YAYGIN EĞİTİM FAALİYETLERİ:
    İlçede; (1) Biçki Dikiş, (2) Makine Nakış, (2) Bilgisayar, (2) ÖSS Hazırlıkları, (5) LGS Hazırlık, (1) Güreş, (1) Kalorifer Ateşçiliği ve (1) Yetiştirme kursları açılmış olup, bu kurslara toplam (1.150) kursiyer devam etmektedir.
    İlçede Yüksek okul, Fakülte ve Akademi yoktur.
    İlçede basımevi yoktur.
    İlçede sinema yoktur.
    İlçede Pazar Spor Kulübü ve Avcılar Spor Kulübü adı altında iki amatör kulüp vardır.
    İDARİ DURUM İlçemizde (2) kasaba, (15) köy bulunmaktadır. İlçe merkezinden başka (2) kasaba Belediye teşkilatı kuruluşu mevcut olup, halen faaliyetini sürdürmektedir.
    İlçe merkezi (2) Mahalleden (6) Mahalleye ayrılmıştır. Bu mahallelerde bulunan meskenlerin çoğu ahşap ve iyi durumda değildir.
    İlçemizde genel olarak tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları faaliyetlerini sürdürmekte olup, Adliye Teşkilatı 2004 yılında kapatılmıştır.
    SOSYAL DURUM:
    İlçe Merkezinde konut sorunu bulunmakta, halk şimdiye kadar kendi oturacağı konuttan başka kiralık konut yapmamıştır, şu anda İlçede konut sorunu bulunmakta ve faaliyete geçen dairelerin bir kısım personeli Tokat ve Turhal’a gidiş-geliş yapmaktadırlar. Yakın zamanda bir yapı kooperatifi kurulmuş, ancak faal değildir.
    İlçenin eğlence yerlerinin bulunmaması nedeni ile halkın tek eğlencesi televizyon olmaktadır.
    İlçe merkezinde (25) Yataklı Tedavi Kurumu hizmet vermekte olup ihtiyaçları henüz giderilememiştir. İlçe Merkezinde (2), Kasabalarda (1)’er Sağlık Ocağı bulunmaktadır. Hastanede (5), 1 Nolu Sağlık Ocağında (2), 2 Nolu Sağlık Ocağında (1),Üzümören Sağlık Ocağında (2) ve Dereköy Sağlık Ocağında (1) olmak üzere (11) Pratisyen Hekim görev yapmaktadır.
    EKONOMİK DURUM :
    İlçemizin ekonomisi tarıma dayalıdır. Nüfusun % 95’i tarımla uğraşmakta olup, üretimin büyük bir kısmını tarla ve bağ-bahçe tarımı teşkil etmektedir. Sanayi gelişmemiştir. İlçemizde tarım ürünlerini işleyen 1 adet atıl durumda Salça fabrikası, 2 adet Un fabrikası 2 adet de yem fabrikası bulunmaktadır. Tarım ürünlerinin satış fiyatlarının yükselmesi ve pazarlama probleminin çözülmesiyle çiftçilerimizin gelişmiş tarım alet ve ekipmanların kullanmaktadır. Tarım İşletmeleri genelde aile işletmesi şeklindedir. Tarımın yanında hayvancılık ve arıcılık da İlçe ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır.
    BANKALAR: İlçemizde halen bankacılık gelişmemiş, eskiden beri bulunan T.C. Ziraat Bankası İlçede tek banka olarak faaliyet göstermektedir.
    İlçemizde belediye tarafından 1995 yılında birincisi düzenlenen Ballıca Mağarası Güreş Festivali şenlikleri yapılmakta iken bu şenlikler durdurulmuştur.
    İlçede 1 Esnaf Kefalet Kooperatifi, 1 Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile 2 adet Tarım Kredi Kooperatifi, 1 Konut Yapı Kooperatifi faaliyetlerini sürdürmektedir.
    ULAŞTIRMA VE ALTYAPI:
    İlçe merkezi karayolu olarak, doğudan batıya bir asfalt yol üzerindedir. TCDD. Samsun Sivas hattı Turhal İlçesinden geçmektedir. Bu demir yolu Zile, Artova İlçeleri ile Amasya iline bağlantı kurmaktadır. İlçe merkezi karayolu olarak Tokat ilinin ve Turhal ilçesine asfalt bir yolla bağlıdır. İlçenin ana caddesi asfalt olup, bunun dışında diğer cadde ve sokaklar kaldırım ve stabilize yollardır.
    İlçemizin civar İl ve İlçelere olan uzaklıkları şöyledir.
    Pazar- Tokat : 25 km.
    Pazar- Turhal : 29 km.
    Pazar- Zile : 35 km.
    Pazar- Artova : 37 km.
    İlçemizde halen hava ve demiryolu ulaşımı yoktur.
    İlçeye bağlı köy yollarının 11 adeti asfalttır.1996 yılı içinde kısmen asfalt olan köy yollarının asfalt çalışmalarına başlanılmıştır. İlçenin iklim şartları itibariyle kışın ağır geçmesinden dolayı bozulan köy yolları Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünce onarılmaktadır.
    İlçe merkezinde bir P.T.T. Merkez Müdürlüğü mevcut olup,bütün köylerde çok aboneli otomatik telefon vardır. İlçe şehirler arası ve milletler arası otomatik görüşmeye açıktır.
    İlçede T.R.T. Kurumu 1,2 ve 3. Kanal radyosu dinlenmekte ve TV. 1,2,3. yayınları ve özel TV.’lerin çoğunluğu izlenmektedir.
    ELEKTRİK:
    İlçe merkezinde önceki yıllarda yapılan elektrik şebekesi mevcut olup,yeterlidir.
    İlçeye bağlı bütün köylerde elektrik vardır.
    SU:
    İlçenin su ihtiyacı yeni içme suyu ilavesi ile kısmen giderilmiştir. Yazın sıcak aylarda su azlığından mezbahane yanında açılan kuyudan motopompla takviye edilmektedir.



    Pazar belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Pazar
    Beldeler:
    Köyler:
    Bağlarbaşı • Ballıca • Beşevler • Çayköy • Çiftlikköy • Dereçaylı • Doğancalı • Kaledere • Menteşe • Ocaklı • Ovacık • Ovayurt • Taşlık • Tatarköy • Tepeçaylı







    Reşadiye, Tokat


    Koordinatlar: 40°31′00 37°06′00



    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu 16.389[1] (2000) İlçe nüfusu 101.775[2] (2000) Yüzölçümü 1.162 km² Koordinatlar 40°31′00 37°06′00 Posta kodu x Alan kodu 0356 İl plaka kodu 60 Yönetim İl Tokat Kaymakam Ferhat Kurtoğlu Belediye başkanı Rafet ERDEM Reşadiye arazisi içerisinde yer alan bir , Anadolu'nun orta kesiminde Kızılırmak yayı içinde kalan KapadokyaTokat ilçesidir. Kelkit Irmağı'nın kenarında, E 80 karayolu üzerindedir.

    Tarihi

    Eski Kapadokya arazisi elden ele geçmiş, değişik milletler bu arazide medeniyetler kurmuşlardır. Sırasıyla Hititliler, Persler, Makedonyalılar, Mithridat, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Danişmendliler, Kadı Burhanettin ve Akkoyunlular bu bölgede hüküm sürmüşlerdir. Sonraları da bu arazi Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyetine geçmiştir.
    Reşadiye’nin eski ismi olarak bilinen İskefsir’in tarihi 15. yüzyıla kadar gitmektedir. Bu bölgeden geçerek Erzurum’a giden yine aynı güzergahtan İstanbul’a dönen meşhur Türk gezgini Evliya Çelebi Seyahatname'sinde bu bölgeden bahsetmektedir. O yüzyıllarda Doğu ile Batı arasında kara ulaşımının yapıldığı Şark Yolu diye adlandırılan yolun Reşadiye’den geçtiği Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde belirtilmektedir. Bu yol üzerinde eskiden kalma büyük mezarlıklar halen mevcuttur.
    Reşadiye’nin coğrafi özellikler bakımından çam ormanlarıyla kaplı olması, kışın sert geçen iklim koşullarından fazla etkilenmemesi, köylerin konumuna göre merkezi bir yerde olması, sağlığa yararlı kaplıcalarının bulunması, Kelkit Vadisi üzerindeki Şark Yolunun buradan geçmesi ilçe merkezi olarak seçilmesini etkileyen nedenlerdir.
    1939 yılında 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece sabaha karşı tarihte Erzincan Depremi olarak da bilinen deprem Reşadiye ve köylerinde etkili olmuş ve bu depremde Reşadiye’de ayakta tek bir bina kalmamıştır. Bu haliyle ilçe merkezi ve köyleri uzun bir süre kendi kaderine terk edilmiştir. Köylerle birlikte toplam 2100 kişinin öldüğü resmi kayıtlarda mevcuttur.[kaynak belirtilmeli] Zamanın Tokat valisi İzzeddin Çağpar, ilçe Kaymakamı Necati Gökmoğol ve oluşturulan kurulun uzun tartışmaları sonucu yeni Reşadiye’nin yerleşim yeri eski yerleşim yerinin kuzeyine dağ eteğine kaydırılmıştır.
    1966 yılından sonra zamanın idarecilerinin yoğun çalışmaları ve Reşadiye halkının da katkılarıyla yeni bir atılım ve yapılanma ortaya çıkmış, önce maddi sorunlar aşılıp, günün şartları içinde son derece önemli yatırımlar gerçekleşmiştir.
    1970’li yıllarda tüm Türkiye’de olduğu gibi Reşadiye de yurt dışına çok sayıda işçi göndermiştir. Bu işçiler kazançlarını ilçelerine aktarmışlar böylece ilçe merkezi hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir.
    Bugüne kadar Reşadiye’de Romalılara, Bizanslılara ve Türklere ait çeşitli seramik eşya, sikke, yayla ve köylere yayılmış tarihi mezarlar bulunmuştur. Köylerde yer yer bozulmuş kale kalıntılarına rastlanır. Çoğunun temel harabeleri kalmıştır. Göllüköy, Çamlıkaya, Saraydüzü, Kalecik, Mengen Kalesi, Kaledüzü, Kızılcaören, Turaç Köyü yaylasında Bizans dönemine ait olan ve sonraları Müslümanların da defnedildiği tarihi bir mezar alanı vardır.

    İstatistiki bilgiler


    • Kuruluş yılı: 1906
    • Toplam nüfus: 101.775 [kaynak belirtilmeli]
    • İlçe nüfusu: 16.389 [kaynak belirtilmeli]
    • Yüzölçümü: 1.162 km²
    • Belediye sayısı: 15
    • Köy sayısı: 77

    Coğrafi bilgiler

    Reşadiye, Orta Karadeniz Bölümünde yer alır. Doğusunda Koyulhisar ve Mesudiye; batısında Niksar ve Başçiftlik; kuzeyinde Aybastı ve Gölköy; güneyinde Almus ve Doğanşar ilçeleri bulunmaktadır.
    Coğrafi olarak 400 31' kuzey enlemleri ile 370 06' doğu boylamları arasında bulunmaktadır.
    Kelkit Irmağı kıyısında kurulmuş bulunan Reşadiye'nin en yüksek tepesi 2.183 metre ile Erdem Baba Tepesi'dir. Bunu, Küçük Erdem Tepesi (2.113 metre), Kabaktepe (2.037 metre), Çal Tepesi (2022 metre), Mektep Tepesi, Tömbük Tepesi ve Lalelik Tepesi izler. Bu yüksekliklerin tümü Günüş Dağı'nda bulunmaktadır.
    İlçenin arazi yapısının dağlık olması nedeniyle geniş ovası bulunmamaktadır. Ancak ovacık, meydanlar, yazı ve düzlükleri ekim ve dikime müsaittir. Reşadiye ilçesi yaylalar yönünden oldukça zengindir. 44 yaylanın içerisinde en çok bilinen yaylası Selemen yaylasıdır.
    İlçede kenarında kurulduğu Kekkit Çayı dışında Tozanlı Çayı, Delice Çayı, Tombalak, Köy ve Reşit dereleri mevcuttur. Ayrıca doğal güzellikler bakımından zengin olan Zınav, Göllüköy, Gödölöş, Kurt, Gındıralı, Mehmetbey ve Sülük gölü de Reşadiye'nin coğrafi zenginlikleridir.

    İklim

    İklim bakımından İç Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinin geçiş noktasında bulunan Reşadiye'de, yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve sert geçmektedir. İlçe merkezinin kış aylarında fazla kar tutmamasına karşın yüksek rakımdan oluşan ilçe genelinde kış şiddetli geçmektedir.

    Demografi

    2000 yılı nüfus sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 20.295 kişidir. Bunun 14.994 kişisi ilçe merkezinde, kalanı ise köy ve kasabalarda oturmaktadır.


    Reşadiye belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Reşadiye
    Beldeler:
    Köyler:
    • Abdurrahmanlı • Akdoğmuş • Altıparmak • Bağdatlı • Bayırbaşı • Beşdere • Bostankolu • Çakırlı • Çakmak • Çakraz • Çambalı • Çamlıkaya • Çatköy • Çavuşbeyli • Çayırpınar • Çınarcık • Dalpınar • Danişment • Darıdere • Doğantepe • Dolay • Dutdibi • Elmacık • Esenköy • Eskituraç • Eymir • Eyüp • Gökçesüleymanlı • Gökköy • Göllüköy • Gurbetli • Gülburnu • Gülkonak • Güllüce • Gündoğan • Gündoğdu • Güneygölcük • Gürpınar • Güvendik • Güzeldere • Hallaçlı • Hebüllü • Işıklar • İbrahimşeyh • İslamlı • İsmailiye • Kabalı • Kapaklı • Karacaağaç • Karataş • Karlıyayla • Karşıkent • Kaşpınar • KavaklıdereKeçiköy • Keteniği • Konakköy • Köklü • Kuyucak • Kuzgölcük • Muratkaya • Öküzlü • Özlüce • Saraykışla • Sarıyayla • Sazak • Taşlıca • Toklar • Tozanlıfındıcak • Uğurlu • Uluköy • Umurca • Yağsiyan • Yenituraç • Yeşilyurt • Yoğunpelit • Yuvacık






    Sulusaray, Tokat


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu x[1] (2000) İlçe nüfusu x[2] (2000) Yüzölçümü x km² Koordinatlar
    Posta kodu x Alan kodu 0 İl plaka kodu x Yönetim İl Tokat Kaymakam x Belediye başkanı x Sulusaray (Sebastopolis) Tokat il merkezine 69 km, Artova İlçe merkezine 30 km, Yeşilyurt İlçe merkezine 11 km uzaklıkta, 20 Mayıs 1990 tarihinde Yeni İlçe olmuş yerleşim yeridir. İlçe etrafı dağlarla çevrili bir ova üzerinde, Çekerek ırmağı kenarındadır.
    Antik Sebastopolis kentinin kuruluşu henüz kesin olarak bilinmemektedir. Bazı kaynaklarda M.Ö.1. Yüzyılda kurulmuş olduğu kayıt edilmektedir. Roma İmparatoru Trajan zamanında (M.S. 98-117) Pontus Galaticus’la, Polemoniacus eyaletlerinden ayrılarak Capadokia eyaletine dahil edilmiştir. Bu konudaki kitabe Capadokia Valisi Arrian adına şehrin ileri gelenleri ve halkı tarafından dikilmiştir.
    Sebastopolis kelime olarak Yunancadır.Sebasto;büyük,azametli; polis; şehir anlamında olup, Büyük azametli şehir demektir.Bazı kaynaklarda Heraclepolis olarak geçmektedir ki bu konuda şehrin kuzeyindeki Çekerek Irmağı üzerinde kurulu köprüde bir kitabe yer almakta olduğu belirtilmektedir. Heraclepolis, Herakles şehri anlamına gelmektedir. Heracles Yunan ve Roma mitolojisinde gücü kuvveti simgeleyen yarı tanrı bir varlıktır.Bu anlamı ile Sebastopolis ile aynı manayı ifade eder.

    SULUSARAY (SEBASTOPOLİS)

    Sulusaray Sebastopolis hakkında Vitali CUİNET (1880-1892) yılları arasındaki gezi ve incelemsinden “La Turquie d’Asie Geographie Administrative Statistique desctriptive et Raisonnee de Chaque province de L’Asie Mineure” adlı eserinde. Sulusaray Pompe tarafından kurulmuştur. Mithridat Eupator’un savaşlar sonucu Pompe’ye yenilip Sulusaray’ı yakıp yıktığı zaman kendisi tarafından tekrar burasını imar edip Nicopolis ve Sebastopolis şehri olarak kurduğunu, halen toprak altında kalan kent Timur Anadolu’ya geldiğinde halkın kendisine karşı koymaları nedeniyle tekrar yakılıp yıkıldığı zannedilmektedir. Bu harabeler üzerine kurulan Sulusaray ilçesi ismini her halde saray harabeleri arasından kaynayan kükürtlü bir sudan almaktadır. Önceki yıllarda düzenli kazı ve kurtarma çalışması yapılmamıştır. Ancak 1987 yılında Tokat Müze Müdürlüğünce yapılan kurtarma ve sondaj kazıları sonucunda elde edilen verilerle daha önce ortaya çıkmış bulunan mimari parçalar değerlendirildiğinde kentin Hellenistik, Roma ve Bizans döneminde önemli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır.
    Comana Pontika da (Antik Tokat) yapılan yüzeysel araştırmalar sonucu elde edilen buluntular ile büyük benzerlik göstermektedir. İlçemizde 1987 yılında yapılan kazılar esnasında bulunan tarihi eserlerin bir kısmı Tokat Müzesinde sergilenmektedir. Bir kısmı ilçemizde bulunan açık hava müzesinde muhafaza edilmektedir.
    Sulusaray İlçesi daha önce Mart 1921 de Tokat’a bağlı merkezi olarak mülki taksimatta yer almıştır. 1923 depreminden sonra Sulusaray’ın büyük hasar görmesi ile İlçe merkezi Sulusaray’dan alınarak Tokat iline bağlı Çamlıbel Bucağına nakledilmiştir. Bir süre sonra 1 Haziran 1944’de Artova’ya nakli yapılarak İlçe merkezi mülki taksimat’ta yerini Artova’ya bırakmıştır.
    Daha sonra Sulusaray 04 Temmuz 1987 tarihinde Yeşilyurt İlçe olması ile Yeşilyurt’a kasaba olarak bağlı kalmıştır. 20 Mayıs 1990 tarih ve 20523 Sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanan 3644 sayılı kanunla 12.08.1991 tarihinde Kaymakam Fatih DAMATLAR’ın göreve başlaması ile İlçe olarak fiilen ve resmen faaliyetine başlamıştır.

    TARİHİ ESERLER


    TAPINAK

    Kentin kuzey doğusunda sur duvarlarına yakın yerde kazılar sonunda çıkarılan durumu ile doğu–batı yönünde yarım daire biçiminde büyük bir apsisli, güney tarafında dıştan köşeli, içten yarım daire formlu daha küçük apsisli bir yapıdır. Duvarlar blokaj sistemle işten ve dıştan taş arasında moloz malzeme ile örtülmüştür. Tapınağın kazısı tamamen tamamlanmamış olduğundan kime adandığı tespit edilememiştir.

    HAMAM

    Antik kentin doğu tarafındadır. Yapılan kazılar sonucunda ön planda toprak zeminli yangın izi görülen, moloz taş duvarla bölüm açığa çıkartılmıştır. Daha sonra kesme taşlarla gerçekleştirilmiş iç kısımlara doğru üçer kademe yapan iki ayakla, bu ayakların arasında konumlandırılmış iki sütun kaidesi vardır. Kaidelerden biri halen yerinde olup, diğeri köylüler tarafından yerinden alınmıştır. Halen duvarlarında kükürt izleri bulunan hamamın antik çağda bugün ilçenin 3 km güneybatısında faaliyetini sürdüren kaplıcanın suyu ile çalıştığı kuvvetli bir ihtimaldir.

    ŞEHİR SURLARI

    Kentin doğusunda yapılan kazılarda l7 m. Boyunda açığa çıkartılan duvar kalıntısı çok büyük blok kesme taşlarla harç kullanılmadan gerçekleştirilmiştir. Duvarı destekleyen iki adet dörtgen payanda görülmektedir. Ayrıca duvar yüzeyinde iki adet mazgal açıklık bulunmaktadır.

    SEBASTOPOLİS AÇIK HAVA MÜZESİ

    1987 yılında sondaj ve kurtarma çalışmaları sırasında Tokat Müzesi Müdürlüğünce çıkarılan mimari parçaların ve diğer tarihi eserlerin uygun bir yerde sergilenmesi kararlaştırılmıştır. İlçe Belediyesinin gösterdiği ve şu andaki Hükümet Konağının yanındaki uygun görülen bir alanda eserler toplanarak yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine sunulmuştur.<geldiler, gezdiler,hayrankalıp,döndüler

    COĞRAFİ YAPISI-YERİ

    Sulusaray ilçesi Orta Karadeniz Bölgesi içerisinde bulunan Tokat Vilayetine bağlı bir ilçedir.Doğusunda Yeşilyurt ilçesi – Batısında Yozgat ili Kadışehri ilçesi- Güneyinde Sivas ili Yıldızeli ilçesi – Kuzeyinde Artova ilçesi toprakları ile sınır komşudur. İlçemiz Sulusaray ekvator olarak 40 derece enlem 36 derece boylam paralellerindedir. Nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 4483’dür. Tokat il merkezine uzaklığı 69 km dir. En yakın ilçe Yeşilyurt ilçesi olup, uzaklığı ise 11 km'dir.

    YÜZEY ŞEKİLLERİ


    YÜKSEK BÖLÜM (dağlar ve yaylalar)

    Genel olarak engebeli bir yüzeye sahiptir. İlçenin en önemli dağı hemen kuzeyinde yeralan ve Çekerekten başlayarak Tokat’a kadar uzanan Deveci dağlarıdır. Sulusaray Deveci dağı eteğinde ve Çekerek ırmağı üzerinde geniş ve verimli ovaya sahip bir yerdir.Çevresinde yüksek ve sarp dağlar bulunmaktadır. Deveci dağlarının yüksekliği yaklaşık 2000 metre civarındadır.

    Yaylalar

    İlçemizin dahili sınırları küçük olduğundan, belli başlı vadileri ve yaylaları olmamasına rağmen yöremizde İç Anadolu iklimi görüldüğünden yazın havası sıcak olur.Yüksek yerlerde ise çevre genelde ormanlarla kaplıdır.Suları soğuk ve berraktır.Kışları ise serttir.

    ALÇAK BÖLÜM (ovalar)

    Sulusaray genelde ovalarla kaplı verimli topraklara sahip küçük bir ilçemizdir. Çekerek ırmağı güzergahı ilçe merkezi yakınından geçişi çevreye büyük canlılık katmaktadır. Aynı zamanda ovanın sulaması da buradan temin edilmektedir. Ayrıca Çekerek ırmağı Sulusaray ilçemize şirin ve yeşil ilçe görünümü vermektedir. Belli başlı başkada ovası yoktur.

    AKARSULAR

    Sulusaray ilçesinin en büyük akarsuyu Çekerek ırmağıdır. Bu ırmağın çıkış noktası Çamlıbel eteklerinden bir kolu başlar, diğer bir kolu Artova ilçesi istikametinden gelerek Yeşilyurt ilçesi sınırlarında birleşir ve topluca Sulusaray ovasından geçerek Yozgat Çekerek ilçesi olarak devam eder. Ufak dere ve çaylarda mevcut olmaktadır. Tarımla iştigal eden çiftçilerimiz bu sulardan faydalanmaktadır

    METEOROLOJİ DURUMU

    Meteoroloji istasyon memurluğumuz l965 yılından l989 yılına kadar yağış istasyonu olarak hizmet vermekte iken, ilgili memurun emekli olmasıyla l989 yılında istasyonumuzun faaliyeti kapatılmıştır. 1992 yılında tekrar açılarak şu anda meteoroloji memurluğu küçük klima istasyonu olarak hizmet vermektedir.

    İKLİM

    İlçemiz Karadeniz Bölgesine bağlı olup, meteor olarak stratejik olması nedeniyle hem İç Anadolu bölgesi iklimi, hem de Karadeniz iklimi hakimdir.Ekvator olarak (40 derece) enlem (36 derece) boylam paralellerindedir. İstasyonumuzun yüksekliği l034 metre olup, iklim olarak yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve sert bir iklim hakimdir. Yağışlar kış ve ilkbahar aylarında olur. Yazları yağış çok az Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında az yağış kaydedilir.
    Rüzgar en çok Kuzey doğudan poyraz rüzgarı eser. Bu rüzgar serin ve nemlidir. Güneyden esen lodos ikinci derece esen rüzgardır. Bazen çok sert esip fırtınaya dönüşür. Haziran-Temmuz aylarında sık görülür. Temmuzda ki esintileri ziraat bakımından çok tehlikelidir. Halk dilinde ters yel denilen bu rüzgar ekili hububat ve baklagillerde döllenme zamanı olduğu için yakıcı esintisi bitkilere çok zarar verir. Bazen de ilçemizde fırtınaya ve kasırgaya dönüştüğü müşahede edilmiştir.geniş bilgi için.ilcesi.com


    Sulusaray belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Sulusaray
    Beldeler:
    Köyler: • Alanyurt • Alpudere • Arpacıkaraçay • Balıkhisar • Ballıkaya • Bayazıt • BuğdaylıÇime • Ilıcak • Selimiye • Uylubağı







    Turhal, Tokat


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu x[1] (2000) İlçe nüfusu x[2] (2000) Yüzölçümü 911 km² Rakım 493 metre Koordinatlar
    Posta kodu 60300 Alan kodu 0356 İl plaka kodu 60 Yönetim İl Tokat Kaymakam Sadettin Yücel Belediye başkanı Ali Gözen Yerel yönetim site [www.turhal.bel.tr] Turhal, Tokat ilinin bir ilçesidir. 60.000 'e(2007) dayanan merkez nüfusuyla Turhal Karadeniz Bölgesi'nin en büyük ilçesi,Türkiye'nin ise en büyük ilçelerinden biridir.

    Tarihi

    Yeşilırmak havzasında, Karadeniz bölgesinin orta bölümünün yerleşime en müsait yerinde kurulan Turhal ,İç Anadolu'yu Karadeniz'e , Doğu Anadolu'yu batıya bağlayan yolların kesiştiği yerde kurulmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki nüfusuyla küçük bir yerleşim yeri iken 1944 yılında ilçe olan Turhal ; bugün yüzbini aşan nüfusu, konumu ekonomik yapısı ile ülkemizin en hareketli yerleşim yerlerinden birisi haline gelmiş, adı geleceğin vilayetleri arasında geçer olmuştur.
    Antik çağlarda Pontus Galatikus, ustus polemoniakus, Komona Pontik gibi adlarla anılmış olan Turhal'ın tarihinin binlerce yıl ötelere gittiği anlaşılmaktadır. M.Ö. 3000 yıllarında Mezapotamya'da yaşayan Sümer alfabesi ile yazılmış iki kitabenin Turhal Kalesinde bulunduğundan söz edilmesi, Turhal'ın tarihinin 5000 yıl önceye gittiğini göstermektedir. Kesin olmamakla beraber Turhal, Kasiura, Gayura, Turnalit isimleri taşımıştır.
    Turhal Binlerce yıldan beri ilgi odağında olmasının neticesinde sayısız savaşların sonucunda farklı yönetimlerde kalmıştır. M.Ö. 745 yıllarında Asurlular M.Ö. 7000 yılarında Kimmerler, M.Ö. 612 yıllarında Medler, M.Ö. 546 yıllarında ise İran asıllı Persler bu çevreyi (yöreyi) yönetimleri altına almışlardır. İskender'in ortadoğu seferi ardından büyük bir baskı dönemi yaşayan Anadolu eyaletleri, komutanlar arasında bölüşülmüş; Pers soylularından Ariaretes, Gaziura'yı (Turhal) başkent yapmıştır. Bizans sınırları içerisinde olduğu yıllarda küçük bir yerleşim birimi olan Turhal, Beylikler döneminde Eratna Beyliği sınırları içinde idi. 1399'da ilk kez Osmanlıların eline geçti. Ankara savaşından sonra Timur'un çekilmesi ile birlikte 1413'te kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı. 19. yy'ın II. yarısında yöreyi etkileyen en önemli olay göçmenlerin gelişi idi. 1854-1878 Kırım savaşı, 1855-1859 Şeyh Şamil ayaklanması ve 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Anadolu'ya gelen Balkan ve Kafkas göçmenlerinin bir bölümü Turhal yöresine yerleştirilmişlerdir. Mütareke ve milli mücadele yıllarında Turhal, M.Kemal'in önderliğinde tüm varlığını ortaya koymuş, Kurtuluş Savaşında yüzlerce şehit vermiştir.
    Zengin ve engin bir tarihe sahip olan bu güzel ilçe, Cumhuriyet döneminde de önemli ünlere olaylara şait olmuştur. Yurt ekonomisinde de önemli bir yere ve paya sahiptir. Temeli 1933'te dönemin Sanayi Bakanı Celal Bayar tarafından atılan ve açılışı 1934 yılında İsmet İnönü tarafından yapılan ve dünyanın en kaliteli şekerini üreten Turhal(Muammer Tuksavul) Şeker Fabrikası, Turhal Makina Fabrikası yöreye hayat vermiştir. Son yıllarda konfeksiyon (tekstil) alanında gerçekleşen yatırımlar, Antimuan madeni, Kevser süt ve yem fabrikaları ülke ve ilçe ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır

    Coğrafyası

    Turhal, Karadeniz Bölgesinin, Orta Karadeniz Bölümünde yer almaktadır. Turhal 40'-18' kuzey enlemi ile 36'-06 Doğu boylamının kesiştiği yerdedir. Yüzölçümü 911 km² dir. Şehir merkezi rakımı 493 tür. Yeşilırmak vadisinde bulunan Turhal ilçesi ; etrafı dağlar ve yüksek tepelerle çevrili 3 km genişliğinde 9 km uzunluğunda bir ova üzerinde bulunmaktadır. Çevredeki belli yükseltiler Kesicik Tepe (1450 m), Kamalı Çal Tepe (1200 m), Mercimek Tepe (1201 m) Yeşilırmak Havzasında her yönden önemli olan Turhal Çöküntü alanı, Yeşilırmak ve ve yeşilırmaka karışan yan derelerin getirdiği malzeme ve aleviyonların birikmesinden meydana gelmiştir. Ovada ki yükseltiler batıdan itibaren sıralanan İskele Tepe, Kale Tepe, Varvara Tepesi, Eğer Tepe dikkati çeker.
    Kuzeyinde Amasya ili Erbaa ilçesi, güneyinde Pazar ilçesi, batısında Zile ilçesi, doğusunda Tokat il merkezi yer almaktadır. Tokat'a uzaklığı 46 km dir. Turhal nüfusu itibariyle Tokat ilinin en büyük ilçesidir. Türkiye'nin en uzun akarsularından biri olan Yeşilırmak Turhal'ın şehir merkezinden geçmektedir. İlçede mevcut ormanlık ve fundalık alanların toplamı 40,386 hektar, tarım alanlarının toplamı 35,380 hektar, çayır ve meraların toplamı 8908 hektar, tarım dışı arazilerin toplamı 6426 hektardır.

    İklim

    Turhal iklim özelliğinde; denize olan uzaklığın ve yükseltinin etkisi önemlidir. İlçemizde orta Karadeniz iklimi ile iç Anadolu bölgesi iklimi arasında bir geçiş iklimi görülür bu nedenle genelde ılıman bir iklime sahiptir. Genel olarak yaz mevsimi alçak alanlarda sıcak ve kurak yüksek yerlerde serin geçer. Yeşilırmak vadisi boyunca iç kesimlere ulaşana Karadeniz'in nemli havası beklenmedik zamanda yağışa dönüşebilir. Kış mevsimi soğuk ve kar yağışlıdır. Kuzeyden güneye yükseltinin artması nedeniyle önemli farklılıklar görülür. Güneye doğru kış mevsimi daha sert bir karakter gösterir. En soğuk aylar ocak, şubat en sıcak aylar temmuz ve ağustos dur. Yıllık ortalama sıcaklık 12-9 derecedir. En az yağışı yaz mevsiminde alan Turhal da yıllık yağış miktarı 413,3 mm dir. Yaz aylarında poyraz kuzeyden eserken, bazen güneyden sam yeli rüzgarı eser. Kışın kuzeybatıdan karayel kuzeyden yıldız eser ilk baharda ise lodos görülür.
    Geçiş bölgesi iklim özelliklerini Taşıması nedeniyle, Turhal ve çevresinde, Karadeniz iklim özelliklerini yansıtan ormanlar (çam, kayın, ceviz, çınar, meşe, kızılcık, dağ kavağı vb) görülür. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde ise bozkır bitki örtüsünün çeşitleri hakimdir. Genel olarak her iklim türünde görülen tarım ürünleri yetiştirilebilir.

    Ulaşım

    Samsun-Amasya'dan gelip Turhal'dan geçerek Tokat'a giden karayolunun Milli Mücadele ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki önemini unutmamak gerekir. Atatürk 26 Haziran 1919'da Turhal'a eski Amasya yolu güzergahından gelmiş, bucak Md. Nazif Engin ve Hacı Mustafa Lütfi Bilgen'e Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurulması emrini vermiş ve Tokat'a hareket etmiştir. 18 Ekim 1919, 25 Eylül 1924, 18 Eylül 1928 ve 22 Kasım 1930'da Atatürk karayolu ile Turhal'a uğramıştır.
    7 Kasım 1933 yılında Bakan M.Celal Bayar, Turhal Şeker Fabrikası'nın temel atma töreni için, karayolundan Turhal'a gelmişledir.

    Havayolu

    Turhal'a 25 km yakında bulunan Tokat Hava Alanı ile bağlantısı önemli bir avantajdır.

    Karayolu

    Turhal dan Türkiye'nin her yerine, Türkiye'nin her yerinden Turhal'a kara yolu ile ulaşım çok kolaydır. Turhal'daki otobüs işletmelerinin Türkiye'nin her yerine her gün seferleri vardır. Aynı zamanda Türkiye'nin her yerinden de buraya otobüs kaldırılmaktadır.Özellikle büyük şehirlere aynı gün içinde değişik saatlerde bir çok sefer yapılmaktadır.

    Demiryolu

    İnsanlığın hizmetine sunulduğu günden bu yana gelişen değerde önemi artmıştır. Demiryolu Turhal'ın ekonomik ve sosyal yaşantısında önemli bir yer tutar. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkeyi baştan başa "Demiryolu ağı ile döşeme projesi"nden ilçemiz de hissesine düşeni almıştır.
    23-08-1928'de Turhal Demiryolu İstasyonu açılmıştır. Bu demir yolunun da önemli yolcuları olmuştur. G.Mustafa Kemal, 22 kasım 1930'da Tokat'tan Turhal'a gelerek kendisini bekleyen özel trenle Turhal tren istasyonundan Amasya'ya hareket etmiştir Turhal Nüfus Tokat sancağına bağlı bir bucak merkezi iken 1923 mülki taksimatında da Tokat vilayeti sınırları içinde bucak olarak yer almıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kale etrafında kümelenmiş, 6 mahallesi ve nüfusu 3000 civarında bir yerleşim yeri iken 1934 yılında şeker fabrikasının hizmete girmesinden sonra her alanda önemli gelişmeler kaydeden Turhal, 1942 yılında ilçe olmuştur. Köylerden, ilçelerden, illerden yoğun bir göç alarak 100 bine ulaşan nüfusu ile 40 vilayetten büyük bir ilçe haline gelmiştir. Dünün küçük kasabası, bugünün 30 mahallesi ile geniş bir alana yayılmış; Yeşilırmak’ın her iki yakasında genişlemeye devam etmektedir. Şeker fabrikası yapılıncaya kadar geçen süre zarfında Turhal’ın nüfusu net olarak bilinmemekle beraber yeterli gelişme ve nüfus artışının olmadığı ortadadır. Ancak 1935 yılı itibariyle 5687 olan nüfusun yıllar itibariyle hızlı bir artış gösterdiği görülmektedir


    Turhal belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Turhal








    Yeşilyurt, Tokat


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu x[1] (2000) İlçe nüfusu x[2] (2000) Yüzölçümü x km² Koordinatlar
    x Posta kodu x Alan kodu 0 İl plaka kodu x Yönetim İl Tokat Kaymakam x Belediye başkanıTokat ilinin bir ilçesidir. İlçe nüfusu gün geçtikçe artmakta ve ilçeye olan göç oranı yükselmektedir. Adı gibi yeşil ve şirin bir ilçedir. Tokat'a 56 km uzaklıkta olup Sivas ve Yozgat il sınırlarına yakındır. İç turizm merkezlerine (kaplıca, yayla vb.) yakın olması, ilçe halkı açısından büyük bir avantajdır. İlçe hızla gelişmektedir. "Çıkrıklı Ömer Hoca'yı tanımadan onun ne kadar büyük bir alim olduğunu anlayamazsınız" diyen Atatürk, Yeşilyurt ilçesine bağlı Çıkrık kasabasına gelmiş ve hocayı ziyaret etmiştir. Çıkrıklı Ömer Hoca'nın mezarı da Çırdak'tadır.ilçenin web sayfasi Tokat Yeşilyurt , sohbet sayfasi ise sohbet, chat, sohbet odaları, sohbet chat, sohbet arkadaşlık, muhabbet dur.
    İlçeye bağlı 3 kasaba olup bunlar Çıkrık, Ekinli ve Kuşçu kasabalarıdır. Kuşçu kasabasının websitesi Tokat Yeşilyurt KuÅ�çu Ä°lköÄ�retim Okulu - dur


    Tokat ilinin Yeşilyurt ilçesine bağlı belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Yeşilyurt
    Beldeler:
    Köyler:
    Büğet • Çırdak • Damlalı • Doğanca • Doğlacık • Ekinli • Karacaören • Karagözgöllüalan • Karaoluk • Kavunluk • Sekücek • Sivri • Yağmur • Yeniköy







    Zile, Tokat


    Turkiye'de yeri Bilgiler Şehir nüfusu x[1] (2000) İlçe nüfusu x[2] (2000) Yüzölçümü 1512 km2 km² Koordinatlar
    Posta kodu 60400 Alan kodu 356 İl plaka kodu 60 Yönetim İl Tokat Kaymakam Mehmet Eriş Belediye başkanı Murat Ayvalıoğlu Yerel yönetim site Zile Belediyesi Zile: Tokat ilinin 70 km batısında yer alan Zile ilçesinin doğusunda Turhal ilçesi, güneyinde Artova ilçesi ve Yozgat iline bağlı Kadışehri ilçesi, batısında Yozgat ilinin Çekerek ilçesi ve Amasya'nın Göynücek ilçesi, kuzeyinde ise Amasya ili bulunmaktadır. Tokat ilinin en büyük ilçelerinden olan Zile ilçesi coğrafi konumu itibariyle 40 derece 19 dakika kuzey enlemi, 35 derece 45 dakika doğu boylamı arasında yer almaktadır. Zile, Tokat Karadeniz bölgesinin orta Karadeniz bölümünde yer alan il. İl toprakları 35° 27’ ve 37° 39’ doğu boylamları ile 39° 52’ ve 40° 55’ kuzey enlemleri arasında kalır. Kuzeyden Samsun, doğudan Ordu, güneyden Sivas ve Yozgat, batıdan Amasya illeriyle çevrilidir. Trafik kod numarası 60’tır. Karadeniz Bölgesi Tokat il merkezine 70 km. uzaklıkta olup, Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden birisidir. M.Ö. 50 yıllarında yaşayan ve coğrafyanın piri sayılan Amasya'lı Strabon, bu şehrin Ninova Melikesi meşhur Semiramis tarafından M.Ö. 1600 yıllarında kurulduğunu kaydeder. Bu tarihi kayda göre Zile'nin 4000 yıllık tarihi bir geçmişi bulunmaktadır. Tarih boyunca çeşitli kültürlerin etkisi altında kalan Zile, son olarak Türklerin eline geçene kadar Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma ve Bizans kültürlerinin tesiri altında kalmıştır. Zile'nin jeostratejik konumu sebebiyle, Zile'de kültürel ve siyasi bakımdan Latin, Rum, Pontus, Arap, Türk ve yerli halkları arasında hızlı ve canlı bir tarih yaşanmıştır. XI. y.y.'da Danişment daha sonra Selçuklu Türklerinin, bilahere İlhanlıların, Ertana Oğullarının ve nihayet 1355'de Kadı Burhaneddin'in eline geçen Zile, 1397'de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Tarihi kral yolu üzerinde bulunan Zile'de tarihin en büyük muharebelerinden biri cereyan eder. Roma diktatörlerinden Sezar, II. Pharneke ile Zile ovasında M.Ö. 47 yılında yaptığı savaşı kazanır ve Roma'lı dostuna tarihteki en kısa mektubu veciz bir ifadeyle Zile'den gönderir. VENI ' VIDI ' VICI (GELDIM ' GORDUM ' YENDİM). Zile ismi tarih boyunca çeşitli değişikliklere uğramıştır.
    Yüzölçümü 1512 km² olan ilçenin denizden yüksekliği 710 metredir. Güneyden doğu batı istikametinde uzanan ve en yüksek tepesi 1892 metre olan Deveci Dağları, kuzeyden yine doğu batı istikametinde uzanan yüksek tepelerle çevrili olan Zile bir ovanın orta yerinde yükselen höyüğün çevresinde kurulmuştur. Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir.
    Güvercin çalı, Hüseyin Gazi Tepesi ve Sivriçal bu ovada belli başlı engebelerdir. İlçe sınırları içerisinden geçen Çekerek Irmağı önemli bir su kaynağı olmakla beraber yararlanılamamaktadır. Çalışmaları sürdürülen Süreyya Bey Barajı tamamlandığında, ilçe topraklarının büyük bir kesiminin sulanabilmesi mümkün olacaktır. Zile'nin coğrafi bölge taksimatında Orta Karadeniz Bölgesi'nin güneyinde bulunması ve İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyine komşu olması nedeniyle her iki bölgenin de iklim özelliklerini taşır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar özellikle kar yağışlı ve soğuk geçer. Yağmurlar ise daha ziyade ilkbahar sonlarına kaymış olmakla birlikte sonbaharın ilk aylarında da görülür. Bu nedenle Zile'de genel olarak Karadeniz - İç Anadolu arası iklim tipi hakimdir.

    Tarihçe

    Osmanlı İmparatorluğu'nun eyalet yönetiminde "Eyaleti Suğra" ya bağlı olan Zile, Sivas vilayetinin Tokat Sancağı'na bağlı bir kaza merkezidir. Geçmişi hakkındaki mevcut birçok kayıtların yanında, yapılan arkeolojik araştırmalar gösteriyor ki ilçe Tunç ve Demir Çağları'ndan beri iskana açıktır. Amasyalı ünlü coğrafyacı - tarihçi STRABON'a göre Zile, NİNOVA (Asur Krallığı'nın başkenti) melikesi SEMİRAMİS tarafından kurulmuştur. Semiramis, güzel bir cariye iken BELH şehrinin kuşatılması sırasında gösterdiği dirayet ve yiğitliği sonucunda, Asur Hükümdarı NİNUS' un takdirini kazanmış ve onunla evlenmiştir.
    M.Ö. 1916 yıllarında kocası NINUS'u zehirleyerek Asurların yönetimini ele geçirmiştir. Bu hesaba göre Zile 4000 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. Zile kalesinin (Anadolu’da bilinen tek dolma kaledir) Roma kumandanı SULLA tarafından yaptırılmış olması veya burada AMANOS Mabedi'nin bulunması ve muhterem anlamına gelen SİLLA denmesinden dolayı, Zile'nin ismi zamanla ZELA - ZİLE şeklini almış olabilir. Tarihçi CHARLES TEXIER'e göre, STRABON eserinde ZELA'dan bahseder. Hüseyin Hüsamettin Efendi'nin Amasya Tarihi'nde bu yerleşim yerinin Togait Hükümdarı HARKAR HAN tarafından önemli bir yer haline getirildiği, muhterem anlamına gelen SILAY adının verildiği zamanla ZELA - ZİLE şekline dönüştüğü yazılıdır. Ali Danişment Tarihi'nde, Mirkatel Cihad'da Zile'den "KIRKIRİYE" diye bahsediyor.
    Evliya Çelebi Seyahatnamesi'ne göre "1643" burada halı ve kilim dokumacılığının ileri gitmesinden dolayı şehrin bu adı aldığı belirtilmektedir. Kısaca; Zile isminin nereden geldiği hakkında kesin bir hüküm vermek mümkün değildir. Ancak, Amasyalı STRABON'un tarihçi ve coğrafyacı olması ve Zelitis - Zela ismini eserinde kullanması, bu kelimenin çok eskiden beri kullanıldığı izlenimini vermektedir. Ayrıca, Zile'nin 29 km güney doğusundaki Maşat Höyük'de bulunan belgelerin incelenmesi sonucunda, Ord. Prof. Şevket Aziz KANSU ve aynı buluntulara dayanarak Şemsettin GÜNALTAY, Anadolu isimli eserinde Eti Medeniyeti'nin bugünkü Zile'ye kadar yayıldığından bahsetmektedirler. Bu durumda Zile, Maşat Höyük kazılarında bulunan tabletlerden elde edilen bilgilere göre; Orta Anadolu'da başlayıp kuzey doğuda Yeşilırmak havzası boyunca sıralanmış Hitit yerleşim merkezlerinden biri olan "ANZILlA" olmalıdır.
    Zile hakkında NINOVA ve Asurlular döneminin sonu ile ilgili bilgiye sahip değiliz. Yalnız M.Ö. 548 tarihinde Anadolu, dolayısıyla Zile Pers hakimiyeti altına girmiştir. Persler Yeşilırmak havzasına çok önem verip, tarihi Kral Yolu'nu buradan geçirmişlerdir. I. DARİUS zamanında Anadolu'nun en büyük eyaleti olan Kapadokya ikiye bölünmüş ve Zile kuzeyindeki Pontus Kapadokyası içinde yer almıştır. Persler Zile'de kendi Tanrıları Olan ANAİTİS "ANAHİTA" ANOS ve ANADATES'e ait bir ateş tapınağı inşa etmişlerdir.
    Bu mabet çevresinde her yıl son baharda yapılan geleneksel "SAKAİA" şenlikleri düzenlemeye başlanmıştır. Büyük İskender'in Pers Hükümdarı DARIUS'u Granikos (BİGA) Çayı kenarında M.Ö. 334 tarihinde yenmesi ile Anadolu Makedonya İmparatorluğu'nun eline, dolayısıyla ilçe de İskender'in eline geçmiştir. Büyük İskender'in M.Ö. 323'de Babil'de ölmesi üzerine kumandanları arasında çıkan harplerde General Ornets, Kapadokya'yı haliyle de Zile'yi idaresi altına almıştır. Çıkan bir takım karışıklıklardan sonra Kapadokya bir müddet bağımsız kalmış, kısa bir süre sonra zamanın Pontus Kralı MİHRİDATE VII. Kapadokya Kralı Arbaran VIII.'i mağlup ederek Kapadokya'yı eline geçirmiştir. (Mihridat büyük lakabı ile anılır. Çok bilgilidir. Tarihçiler bunun 22 lisan bildiğinden bahsederler.)
    Bu olay üzerine Kapadokyalılar Roma'dan yardım istemişlerdir. Roma'dan gelen SULLA komutasındaki kuvvetli bir ordu Mihridat'ı mağlup ederek Kapadokya'yı ele geçirmiştir. Mihridat eniştesi Diyarbakır Kralı Tifran'dan yardım istemiştir. SULLA'nın Roma'ya dönmesi, M.Ö. 78'de ölmesi üzerine Mihridat yeniden Romalılar'a savaş açmıştır. M.Ö. 67 yılında Amiral TRİARİUS ile Mİhridates Zile'ye 5 km uzaklıktaki Skotios "bugün Altıağaç denilen mevkii" civarında karşı karşıya gelirler. Ancak savaşın galibi uzun bir süre belli olmaz. Triarius'un mağlup olması ile Mihridates'in Anadolu'da başlayan ikinci hakimiyeti de uzun sürmez. Roma Kumandanı POMPEYUS "POMPEYS" güçlü Mihridates'i M.Ö. 67 tarihinde ağır bir şekilde yenerek, ordusunu tamamen yok edip, Pontus ülkesini işgal etmiştir. Mihridates bunun üzerine M.Ö. 63 yılında intihar eder (İçtiği zehir etkisiz kaldığı için, kendisini bir askere öldürtür). Roma ile Pontus arasında yapılan ve yıllarca süren savaşlar sırasında asker ve sivil olmak üzere her iki taraftan on binlerce insanın ölmesi bölgenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
    Mihridates'in ölümü üzerine yerine geçen oğlu II. PHARNAKE "Farnas" Ro hakimiyetini kabul eder. Bir müddet sonra Kayser'le Pompeis arasında çıkan ihtilaftan istifade ederek Roma'ya karşı ayaklanır. Bunun üzerine Roma diktatörlerinden YUL ÇESAR "Jül Sezar" orduları ile Suriye üzerinden Anadolu'ya oradan da Zile'ye gelir. PHARNAKE daha önce babasının Amiral Triarius'u yendiği yer olan bugünkü Altıağaç denilen yerde Jül Sezar ve ordusu ile karşılaşır. (Zile'ye 5 km mesafedeki Yünlü Köyü'nün karşı yamaçları veya yayla yolu ile Yünlü Köyü arasındaki bir yer olmalıdır).
    Çok çetin ve kanlı bir savaş olur. Sezar'ın ordusu büyük zayiat verirse de sonuçta II. Pharnake ağır bir yenilgiye uğrar. Zafer Sezar'ındır. Sezar uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, 5 saat gibi kısa bir süre içerisinde elde ettiği zaferin sevincini Zile'den Roma'ya bildirir. Zile'de ilâhi törene nail olan Sezar'ın, kısa ama anlamı büyük olan bu mektubundaki "VENİ - VİDİ - VİCİ" "GELDİM - GÖRDÜM - YENDİM" sözlerini silindirik mermer bir taşa yazdırır. Yakın zamana kadar Zile Kalesi'nde olduğu bilinen bu taşın, çalınması neticesinde nereye götürüldüğü bilinmemektedir.
    M.Ö. 44 yılında Sezar'ın ölümünden sonra Pontus Kralı SENA kısa bir müddet için Zile'ye hâkim olmuşsa da Zile ve çevresi yeniden Romalılar'ın eline geçmiş ve uzun yıllar Roma'nın eyalet merkezi olmuştur. M.S. 241 yılında Sasani Hükümdarı ARDA ŞIRINOĞLU ŞAPUR Romalılar'a harp açmış, Urfa civarında Valeryus'u yenerek Kilikya "Adana" Kapadokya ve Arap Yarımadası'nın büyük bir kısmına sahip olmuştur.
    Bizans ile İran "Sasaniler" arasında zaman zaman el değiştiren yöre sonuçta 1071 yılına kadar Bizanslılar'ın elinde kalmıştır. İstanbul'u almak maksadıyla Hicri 34 yılında "Hicri 47 yılında, H. 52, H. 97, H. 121, H. 159, H. 171 " yıllarında yola çıkan İslam Orduları Anadolu'dan geçerken, genelde Zile, Amasya ve Çorum yolunu izlemişler, geçici de olsa birçok yeri ele geçirmişlerdir. Bu arada birkaç defa müslümanların hâkimiyetine geçen Zile, bu orduların çekilmesi ile yeniden Bizansların eline geçmiştir.
    İlçede ve çevresinde bilinen birçok yatırların bu orduların ve Danişmentlilerin mücahit ve kumandanlarına ait oldukları sanılmaktadır. İlçe 1071 yılında Melik Ahmet Danişment Gazi tarafından Bizanslılar'dan alınmış, bu tarihten günümüze kadar da Türk yurdu sınırları içinde kalmıştır. İlim ve medeniyete çok büyük hizmetleri olan Danişmentliler'in ilçemizde izleri halen devam etmektedir. Danişment eserlerinin çoğunluğu kaybolmuş olmakla birlikte ilim irfan sahibi olan, yıllarca zaviye ve medreselerde hizmet veren Danişment Hükümdarı Melik Ahmet Gazi'nin şeyhülislâmı olan, bugün halk arasında Davunlu Dede olarak bilinen zatın mezarı. Alaca Mescit Bala Mahallesi Sakarya Caddesİ üzerinde bulunmaktadır. Ayrıca halk arasında Minareyi Kebir Mahallesi'ndeki Dürmelik Sokağı'nın adının Danişment Gazi ile ilgili olduğu söylenmektedir.
    1174 yılında Anadolu Selçukluları'ndan İzzettin II. Kılıçaslan Sivas ve çevresini zaptederek Türk-Danişment Devleti'ne son vermiştir. Bu tarihten itibaren Zile Selçuklular'ın eline geçmiştir. II. Kılıçaslan, sağlığında memleketi oğulları arasında pay etmiş, fakat Tokat hükümdarı olan Süleyman kardeşlerini mağlup ederek Anadolu birliğini sağlamıştır. Şairleri, edipleri ve bilim adamlarını koruyan bu zat zamanında, Zile'de bir çok ilmi eser meydana getirilmiş, mevcut medreselere ilâveler yapılmıştır.
    Zile, Orta Karadeniz Bölgesi'nde Tokat il merkezine 67 km uzaklıkta olup, Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. M.Ö. 50'li yıllarda yaşayan ve coğrafyanın pîri sayılan Amasyalı Strabon; bu şehrin Ninova Melikesi Semiramis tarafından M.Ö. 1600 yıllarında kurulduğunu kaydeder. Bu tarihî kayda göre Zile'nin 3600 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır.
    M.S. XI yy.'da Danişmend, daha sonra Selçuklu Türkleri'nin, bilâhare İlhanlılar'ın, Ertanoğulları'nın ve nihayet 1335'te Kadı Burhanettin'in eline geçen Zile, 1397' de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
    3600 yıllık uzun geçmişi içinde Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma ve Bizans kültürlerinin tesiri altında kalan Zile'de bugün çeşitli devirlere ait olmak üzere Hititler'e, Selçuklular'a, Frigler'e, Persler'e, Romalılar'a, İlhanlılar'a, Danişmendliler'e, Ertanlılar'a ve Osmanlılar'a ait tarihi eserleri görmek mümkündür.
    Tarihi eserler içinde Zile Kalesi, kalenin doğu yünündeki kayaların oyulmasıyla yapılan ve Roma döneminden kaldığı anlaşılan tiyatro (anfitiyatro), kalenin kuzey doğu tarafında bulunan Kaya Mezarı, Çay Pınarı, İmam Melikiddin Türbesi, Şeyh Musa Fakih Türbesi, Ulu Cami, Elbaşı Camii, Çifte Hamam, Maşat Höyük, Namlı Hisar Kale, Anzavur Mağaraları, Hacı Boz Köprüsü, Koç Taşı ve Kuruçay'daki Manastır Harabeleri görülmeye değer yerler arasındadır.
    Zile ismi tarih boyunca Zela, Zelitis, Zelid, Anzila, Gırgıriye (Karkariye), Zeyli, Silas olarak çeşitli değişikliklere uğramıştır.
    1872 yılında kaza merkezi, 1923 mülkî ve idarî taksimatında Tokat iline bağlı ilçe statüsüne kavuşan Zile, 1855 ve 1922 yıllarında iki büyük yangın geçirmiştir. Düz bir ova üzerinde kurulmuş olan Zile'nin hemen önünde Yeşilırmak'ın bir kolu olan Hoton Deresi geçmektedir.
    Zile’nin jeostratejik konumu sebebiyle, Zile’de kültürel ve siyasî bakımdan Lâtin, Rum, Pontus, Arap, Türk ve yerli halkları arasında hızlı ve canlı bir tarih yaşanmıştır. XI. y.y.'da Danişment daha sonra Selçuklu Türkleri'nin, bilâhare İlhanlılar'ın, Ertana Oğulları'nın ve nihayet 1355’de Kadı Burhaneddin’in eline geçen Zile, 1397’de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
    Evliya Çelebi bu yöreyi gezip gördükten sonra meşhur Seyahatname'sine şunları kaydeder "Bu havası hoş şehrin dört tarafında bahçe ve bostanlar içinde sular akar. Bu bahçelerde bülbüllerin ötüşü, insan ruhuna sefa verir. Meyveleri lezzetli olup, her tarafa hediye olarak göderilir. Her bağında, birer köşk, havuz, fiskiyeler ve çeşitli meyveler bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplere dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, deryadil, haluk, selim ve halim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar. İyi geçinirler. Hayırlı yapılar yaptırmaya hevesleri çoktur. Cami, saray, köşk ve imaretleri o kadar metin ve güzel olur ki, buralara girenler hayran olurlar. Şehir genişlik ve ucuzluk bir yer olup dünya yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında halkının nimetleri boldur. Hacı Bektaş Veli'nin hayırlı ve bereketli dualarıyla bu eski tarihî şehir, ÂLİMLER KONAĞI - FAZILLAR YURDU ve ŞAİRLER YATAĞIDIR".

    Milli Mücadele Dönemi

    Atatürk'ün Samsun'a çıkışından 5 ay sonra Zile'den padişaha telgraf çekilerek bağlılık belirtildikten sonra Ferit Paşa Kabinesi'nin yurt çıkarlarını koruyamadığı, bu kabineye milletin güveninin kalmadığı, yurdun güvenliğe kavuşmasını sağlamak için bu hükümetin hemen görevden uzaklaştırılarak yeni bir hükûmetin iş başına getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın başından sonuna kadar Millî Mücadele sırasında Zile halkı Kuvva-i Milliyeciler'in yanında yer almıştır.
    Postacı Nazım kendisini kanunun kovuşturmasından kurtarmak amacıyla saklanmak için Yıldızeli civarındaki köylerden birine gelerek, adres değiştirmiştir. Yıldızeli, Akdağmadeni arasındaki köylerde dolaşarak İstanbul Hükümeti lehine propaganda yapmaya başlar. İlk isyan telkilâtını bu bölgede kurar. Kurduğu kuvvete Halife Ordusu adını takmış, Yozgat Beyleri ve Çapanoğulları ile temasa geçmiştir. İsyancıların Boğazlıyan başarısı bazı isyancıların Zile etrafında genişleme heveslerini arttırmıştır.
    Bunun üzerine 3 Haziran 1920'de Çorum Müfrezesi 130 kişilik bir kuvvetle Zile'ye isyancıların üzerine gönderilmiştir. Postacı Nazım'ın 150 atlı, 200 piyadelik üstün gücü karşısında müfreze kaleye savunmaya çekilmiş ve 5 gün isyancılara karşı direnmiştir. 7 - 8 Haziran 1920'de 200 kişilik birlik Zile'nin doğusundaki Bağlarpınarı Köyü'ne gelir. Asi kuvvetler geri çekilmek zorunda kalır. Şehirde kıstırılan asilere 11 Haziran günü teslim olmaları için müddet verilir. Asilerden teslim olmaları ile ilgili beklenen cevap gelmediği için millî güçler mecburen Zile'yi bombalamaya başlarlar. Akşama doğru her taraftan teslim olmak için bayraklar çekilir. Yakalananlar ve ve bunlardan 50 kişi askerî mahkemeye verilir ve 22 kişi ölüm cezası ile cezalandırılır. Asiler çekilirken Zile'de büyük bir yangın olur ve şehrin üçte ikisi tamamen yanar. Zile isyanı olarak bilinen olaylar aslında Zile dışında gelişen isyan hareketleridir. Zile'nin ele geçirilmesi söz konusu olup, hareket yanlışlıkla Zile halkına maledilmiştir.

    Ekonomi

    Bugün merkez nüfusu 50.000, 116 adet köyüyle birlikte 110.000'i aşan Zile’nin başlıca geçim kaynakları tarım, hayvancılık ve ticarettir. 1989'da Zile Meslek Yüksekokulu ve 1997'de Zile Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu'nun kurulmasıyla yurdumuzun çeşitli yörelerinden yükseköğrenim için gelen 1.000 civarındaki genç nüfus şehre sosyal ve ekonomik açıdan ayrı bir canlılık getirmektedir. Zile Meslek Yüksekokulu'nun bulunduğu kampüs alanı içerisine, temelinin atılması programa alınmış olan Zile Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu'na ait Uygulama Oteli'nin (özellikle Ankara ve Yozgat tarafından gelip) Zile'de ticaret ve turizm amaçlı konaklayacak olanlar için ideal olacağı düşünülmektedir.
    Zile'nin üzüm bağları, meyve bahçeleri, özellikle pekmezi, leblebisi ve kirazı meşhurdur. Zile bağ ve bahçelerinde yetişen mahsülat ve kuru bakliyat - tahıl ürünlerinden yapılan yerel yiyecek ve içeceklerin sayısı oldukça fazladır. Beyaz pekmez, duru pekmez, salça, sucuk, pestil, bat, sarma, yaprak salamurası, çeşitli komposto ve konserveler, leblebi ve kuru yemiş çeşitleri Zile'nin yemek kültürünün önemli birer parçasıdır. Her yıl yapılan "Kiraz Festivali", "Asırlık Zile Panayırı", "Güreş Müsabakaları", "Büyük Baş Hayvan Yetiştirme Yarışmaları" önemli sosyal ve kültürel faaliyetlerdendir. Zile'nin "İl Olma", "Zile - Alaca - Ankara Karayolu Projesi" ve "Yeni Organize Sanayi Bölgesi Projesi" olmak üzere üç büyük projesi bulunmaktadır. Zile Belediyesi'nin gayretleriyle gerek Zile - Turhal yolu gerekse Zile - Alaca - Ankara Karayolu Projesi İmar Bakanı'nın da katıldığı bir törenle 2000'li yıllarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
    Zile'de pekmez imalâtçılığı, salça, un, naylon çuval, endüstriyel makine, ziraat aletleri, mobilya, ısıcam, mermer işlemeciliği, lâstik ayakkabı, tuğla ve toprak sanayii üzerine sanayi kuruluşları ve fabrikalar bulunmaktadır. İlçede orta öğretim düzeyindeki eğitim hizmetleri de nicelik ve nitelik bakımından oldukça yüksek düzeydedir. Orta öğretim düzeyinde Anadolu Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi, bünyesinde Süper Lise bulunan Zile Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Teknik Lise, Andolu Kız Meslek Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi bulunmaktadır.
    Halk genelde tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Vatandaşlar arasında az da olsa ticaret ve sanayi alanında uğraşanlar da bulunmaktadır. İlçede son zamanlarda, özellikle 1996 yılından sonra sanayi alanında kayda değer gelişmeler yaşanmaya başlamıştır. İlçede un ve yem sanayii, tekstil ve sentetik sanayii, elektrik dinamoları, muhtelif sanayi makinaları, cam ve toprak sanayii, tarım âlet ve makinaları, her türlü plâstikten mamul ayakkabı, mobilyacılık, muhtelif gıda ve temizlik maddeleri alanlarında 55 küçük ve orta ölçekli işletmede üretim yapılmaktadır.
    Sulanabilir arazinin az olması, sanayi yatırımının olmayışı nedeniyle bilhassa köylerden büyük kentlere, özellikle İstanbul ve Turhal'a yerleşmek üzere göçenlere ve mevsimlik işçi olarak gidenlere rastlanmaktadır. Yüzölçümü itibarıyla 151.200 hektar alana sahip olan ilçemizde tarım modern yöntemlerle yapılmaktadır. Nüfusun % 60'ı tarımla uğraşmaktadır. % 80'i kıraç olan tarım arazisinin bir bölümü Boztepe, Belpınarı ve Koçaş Göletleri'nden sulanmaktadır.
    İlçede ve köylerde ormandan yakacak olarak faydalanılmasının yanısıra yakın zamana kadar evlerin yapımında orman ürünlerinin kullanılması ve bilinçsiz kesim ormanların yok olmasına neden olmuştur. Akabinde bilinçsiz avlanma nedeniyle de yörede bol olan av hayvanlarına da az rastlanılmaktadır. Orman ve av hayvanları katliamının yeni neslin pırlanta gençleri önderliğinde önleneceği umulmaktadır.
    Zile Orta Karadeniz Bölgesinin tahıl ambarı merkezi konumundadır. Üretilen tarım ürünlerinden buğday, arpa, nohut, mercimek, fiğ gibi ürünler özellikle ihraç edilmek üzere Samsun ve Mersin limanlarına gönderilmektedir. İlçemizde en fazla yetiştirilen sanayi ürünlerinden şeker pancarı komşu ilçe Turhal Şeker Fabrikasına, Yağlı tohumlar Kooperatifi tarafından alınan ayçiçeği işlenmek üzere Merzifon ve Elazığ fabrikalarına gönderilmektedir.
    Şehrin, ekonomik hayatında önemli yer tutan tarım ürünlerinin başlıcaları; Buğday, arpa, nohut, mercimek, fiğ, fasulye, patates, soğan, sanayi ürünlerinden şeker pancarı ve ayçiçeğidir.
    Yakın zamana kadar halk arasında bağ kaynatma olarak tâbir edilen hemen hemen her aile tarafından kış hazırlığı içinde yapılması gelenek haline gelen duru pekmez (esmer ve sıvı olur) ve çalma pekmez, köme (cevizli sucuk) bugün eskisi kadar yapılmamaktadır. Ancak Zile Pekmezi adıyla ticari amaçlı sanayi üretimine başlanılmıştır.
    En az pekmezi kadar meşhur olan ve yöreye has ananevi usullerle yapılan Zile leblebisinin yapılması da iki usta dışında terkedilmiştir. Bugün yapılan leblebiler hazır olarak Tavşanlı, Çorum ve Eskişehir'den gelmektedir
    Eğitim ve kültür seviyesi, oldukça iyi durumda olan ilçe merkezinde %100'e yaklaşan okur-yazar oranı köylerde %90'ın üzerindedir. Buna neden olarak da, Zile'de eğitim-öğretimin Danişmentlilere kadar uzanması ve Danişmentlilerden bu yana yörenin önemli bir kültür merkezi durumunda olması ile ilgili olduğu sanılmaktadır. 1871 tarihli Sivas Salnamesine (Yıllığına) göre Zile'delO müderris, 88 medrese öğrencisi, 12 okul ve 267 öğrencinin olduğundan bahsedilmektedir. 1898 tarihli Maarif Salnamesine göre Zile'de 40 öğrencinin öğrenim gördüğü bir rüşdiye mektebi bulunduğu anlaşılmaktadır.

    Ulaşım

    Orta Karadeniz Bölgesinde bulunan Zile, Turhal-Tokat (65 km) yolu ile iç ve Doğu Anadolu'ya, Zile-Turhal (22 km) Amasya yolu ile Samsun ve Ankara'ya, Zile-Çekerek (55 km)-Yozgat yolu ile Ankara ve İç Anadolu'ya bağlanmaktadır. Bu şehirler arası yollar tamamen asfalttır. 11. 8. 1930 yılında hizmete açılan Sivas-Samsun demir yolu ilçenin 5 km yakınındaki istasyon Mahallesinden geçmektedir. Şehirler arası yollar ve belediyelik olan kasabaların dışındaki köy yolları stabilizedir.
    'Kışı ağır geçen ilçenin birkaç köyü hariç diğer köyleri ile ulaşım her mevsimde sağlanmaktadır. Köy yollarının bakım çalışmaları her mevsim sürdürülmektedir.
    PTT'nin milletlerarası ve şehirler arası görüşmelere açık 6100 abonelik telefon santralı vardır. Ayrıca İstasyon Mahallesinde ve Yeni Sanayi Sitesinde birer PTT Şubesi bulunmaktadır.Yıldıztepe Kasabasında 500, Evrenköy Kasabasında 300, Güzelbeyli Kasabasında 300, Yalınyazı Kasabasında 300 abonelik, Reşadiye Köyünde 250 abonelik telefon santralleri mevcut olan ilçenin, bazı köylerinde PTT Acentesi olmak üzere bütün köylerinde 1143 abonmanı vardır. Ayrıca, İlçemizin bütün köylerinde ve mahallelerinde elektrik bulunmaktadır. İlçemizde imar faaliyetleri 1964 yılında başlatılmış, geçirdiği birkaç değişiklikten sonra 1985 yılında bugünkü imar planı uygulamaya konmuştur.

    Sosyal durum

    5 kasaba, 110 köy, 24 mahalle ve 5 mezrası bulunan ilçe köylerinin genelde yerleşim konusunda bir sorunu mevcut olmayıp, yaz, kış köylere ulaşım tümüyle sağlanmaktadır.
    Zile İlçe merkezinde evler, yakın zamana kadar kerpiç ağaç karışımı ahşap bir stilde yapılmakta idi. Bugün bu evlerin büyük çoğunluğu koruma altına alınarak "sit alanı" haline getirilmiştir. Ancak son yıllarda yurdumuzun her yerinde görüldüğü gibi, şehrimizde de ahşap mimarî stildeki evlerin yanında, betonarme ve çok katlı apartmanların yapımı da her geçen gün artarak devam etmektedir.
    İlçede geçmişte çok yaygın olan geleneksel aile tipi son yıllarda çekirdek aile tipine dönüşmeye başlamıştır. Ancak bazı köylerde ataerkil aile yapısı halen devam etmektedir.
    Örf ve adetlerine oldukça bağlı olan ilçe halkının akraba ilişkileri ve sosyal yaşamlarındaki yardımlaşma gelenekleri halen sürmektedir. Bu birleşme ve dayanışmayı bilhassa düğünlerde, seçimlerde ve ölümlerde görmek mümkündür. Zile halkı gelenek ve göreneklerine, örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlı, kapalı bir kenttir. Günümüze kadar bu yapının devam ettirilmesinde rol oynayan en önemli faktörlerden birisi de Zile'nin göç alan değil göç veren bir kent konumunda olmasıdır. Zile'den dışarıya göç olayı yaşanmaktadır. Bugün Türkiye'nin neresine giderseniz gidin mutlaka Zileli ile karşılaşırsınız. Turhal ilçesinin % 40'ı Zileli'dir. En fazla göç Turhal'a olmaktadır.
    İlçe ve köylerinde genelde tek evlilik söz konusu olup, yaygın olan görücü usulü evlilik ve düğün yapma âdeti halen devam etmektedir. Kız istemeden gelin almaya kadar geçen sürede yöresel özellikler gösteren birçok âdetler, günümüzde her alanda görülen gelişmelere ve değişmelere rağmen önemini ve özelliklerini hala korumaktadır. Yakın zamana kadar alınan başlık parası genelde kaldırılmıştır. Günlük kıyafet olarak giyilmeye devam edilen yöresel özellikler taşıyan giysiler, bazı köylerde otantik yapısı içinde yaşamaya devam etmektedir.
    İlçede 850 kişilik bir sinema salonu mevcut olup, tiyatro ve konserler burada icra edilmektedir. 4000'e yakın günlük gazete ve dergi satışı yapılan ilçede 3 tane mahallî gazete (Özhaber, Zile Postası, Gündem) çıkarılmakta, ilçe ve çevresine yayın yapan 1 tane yerel televizyon kanalı (Zile TV), 2 tane radyo kanalı (Asena Önder FM, Umut FM); ayrıca ilçe halkının sık ziyaret ettiği 1 tane haber portalı (Zile Haber) bulunmaktadır.
    İlçe ve köylerinde undan yapılan helle çorbası, erişte, makarna, baharda çevreden toplanan ve şifaniyetiyle yenilen kaba pancar ve madımak yemekleri en çok bilinen yöresel yemeklerdir. Ayrıca bazı köylerde de çerkez pastası, hıngel, çılbır, kuskus ve haşıl yemekleri meşhurdur. Sonbaharda yabani kuşburnu meyvesinden yapılan ve tıbben sağlık için birçok yararları olduğu bilinen kuşburnu reçeli, kansızlığa iyi gelen duru pekmez, çökelekli, ev ziyaretlerinde, piknik de ve kadın hamamlarında mutlaka yapılıp yenilen Zile Bat'ı ilçe halkı ile özdeşleşmiştir.
    İlçe ile ilgili resim ve daha detaylı bilgilere Zile Belediyesi'nin Zile Belediyesi adresinden ulaşabilirsiniz.


    Zile belde ve köyleri
    İl: Tokat ● İlçe Merkezi: Zile
  6. YöreseL TürküLer

    Niksar’ın önünde koyun yazısı
    Fadik'i sorarsan ana kuzusu
    Böylemiydi anlımızın yazısı
    Düzenin çoğ imiş nazlı Fadik'im

    Sarı saman gibi sararttın beni
    Acı kahve gibi kararttın beni
    Varıyom dedin de aldattın beni
    Düzenin çoğ imiş nazlı Fadik'im



    Kalenin bedenleri
    (Yar yar yar yandım)
    Koyverin gidenleri
    (Ninanay canım ninanay nay)
    Koyverin gidenleri
    (Ninanay yarim de ninanay nay)
    İpek bürük bürünmüş
    (Yar yandım ninanay nay)
    Niksar'ın fidanları
    (Ninanay canım ninanay nay)
    Niksar'ın fidanları
    (Ninanay yarim de ninanay nay)

    Hopa nina ninanay ninanay nay
    Ninanay canım da (yarim de) ninanay nay

    Kaleden iniyorum
    (Yar yar yar yandım)
    Çağırsan dönüyorum
    (Ninanay canım ninanay nay)
    Çağırsan dönüyorum
    (Ninanay yarim de ninanay nay)
    Aşkından kibrit oldum
    (Yar yandım ninanay nay)
    Üfürsen yanıyorum
    (Ninanay canım ninanay nay)
    Üfürsen yanıyorum
    (Ninanay yarim de ninanay nay)

    Hopa nina ninanay ninanay nay
    Ninanay canım da (yarim de) ninanay nay

    Entarisi aktandır
    (Yar yar yar yandım)
    Ne gelirse Hak'tandır
    (Ninanay canım ninanay nay)
    Ne gelirse Hak'tandır
    (Ninanay yarim de ninanay nay)
    Benzimin sarılığı
    (Yar yandım ninanay nay)
    Yare ağlamaktandır
    (Ninanay canım ninanay nay)
    Yare ağlamaktandır
    (Ninanay yarim de ninanay nay)

    Hopa nina ninanay ninanay nay
    Ninanay canım da (yarim de) ninanay nay







    Nezük (Ellere Mi Kaldın)


    Oktap belinde çıktım hava soğudu
    Aradım Sivas elini Nezük yoğ idi
    Eninde sonunda edeceğin bu muydu
    Ellere mi kaldın kız kara gözlüm

    Oktap boğazından bir posta çıktı
    Vidalı kelepçe kolumu sıktı
    Cıngıllı'nın Hüseyin evimi yıktı
    Ellere mi kaldın kız kara gözlüm



    "Yayla Çiçeği Misin Balam"

    Yayla çiçeği misin balam
    Yuvarlanda gel bana
    gelin misin kız mısın da
    Vurulacağım sana

    Hop nina ninanay ninay da ninanay
    Yarda nina ninanay ninananay
    Hop nina ninanay nina nininay
    Yavrum ninna ninanay nini naynay

    Yaylanın yolundayım balam
    Gürgenin dalındayım
    Anam beni sorarsa da
    Gızların yanındayım

    Hop nina ninanay ninay da ninanay
    Yarda nina ninanay ninananay
    Hop nina ninanay nina nininay
    Yavrum ninna ninanay nini naynay

    Yaylaların yoğurdu balam
    Seni kimler doğurdu
    Seni doğuran ana da
    Balınan mı yoğurdu

    Hop nina ninanay ninay da ninanay
    Yarda nina ninanay ninananay
    Hop nina ninanay nina nininay
    Yavrum ninna ninanay nini naynay



    YENİ HAMAMDAN ÇIKTIM

    Yeni hamamdan çıktım sağdır selamet
    Evi böğün evi önünde koptu kıyamet
    Yüzbaşıoğlu de ki bu ne alamet

    Seherde açılan güllerin solsun
    Bize tuzak kuran Allah’tan bulsun

    Maduru dereleri dardır geçilmez
    Merker suyu soğuk bir dem içilmez
    Deli Mehmet gibi yiğittin geçilmez

    Seherde açılan güllerin solsun
    Bize allık eden Allah’tan bulsun


  7. Diyorlar Bizde

    Düzgün mısmıldır, baş örtüsü bürük
    Lahana kelem, dağ armudu çördük
    İştaha mada, azcığa eccük
    Alkışa da çepik diyorlar bizde

    Merdiven badaldır, sebze de zavzu
    İğneye biz derler, dibeğe sohu
    Sitil kovadır, ceket ise sahu
    Sedire de makat diyorlar bizde

    Behni yem yeridir, arazi yazu
    Eme haladır, abla ise abu
    Balçığa lığırt, ev duvarına çandu
    Civcive de cücük diyorlar bizde

    Banyo yapmak yunmak, bol ise foltak
    Hindi culluktur, sac ekmeği cızlak
    Patatese gostil, sahiye essah
    Kızılcığa zoğal diyorlar bizde

    Takunya nalindir, çok bilmiş çepil
    İçi boş küftür, çabuk kızan çitil
    Şubat’a guçuk, yatağa mitil
    Belkiye ellam diyorlar bizde

    Biber issot, aceleci hetelek
    elbise urbadır, sırıksa herek
    Fasulye çiğit, raf ise terek
    Muşmulaya töngel diyorlar bizde

    Koşmak seğirtmektir, boğaz ise ümük
    Keh uçurumdur, kısa boylu gündük
    Aşgana mutfak, pis boğaza sümsük
    Çınara kavlağan diyorlar bizde

    Ağleş dur demek, çirkin işe gaşmer
    Ahacuk iştedir, göz etmek işmar
    Yufkaya işkefe, salçaya pelver
    Mandaya da kömüş diyorlar bizde

    Azıcık bi dıhım, tatsıza sasuk
    Boduç su kabıdır, ayran da katık
    İşkembeye mimbar, çiviye de mıh
    Bileziğe kol bağı diyorlar bizde
  8. Niksar yöresine ayit ßir yemek

    [​IMG]

    BAKLALI YAPRAK DOLMASI
    Malzemeler:
    200 gr. et.
    300 gr. bakla.
    1 çay bardağı buğday yarması,
    1 çay bardağı sıvı yağ,
    2 orta boy soğan,
    bir çorba kaşığı nane.
    1 tatlı kaşığı tuz,
    1.5 su bardağı su,
    1 demet may-donoz,
    limon,
    yarım kilo üzüm yaprağı.

    Yapılışı :
    Yarım saat sıcak suda bekletilip kabukları soyulmuş olan baklalar ince ince doğranır. bir kaba konur. sırayla ince ince doğranmış et , buğday yarması , yağı rendelenmiş soğanlar, nane, reyhan biberleri, tuzu ince kıyılmış maydonozu hepsi karıştırılır. 1.5 su bardağı suyla salça sulandırılır. içine karıştırılır.Bunların hepsi çiğ olarak yapılır.Birbirine karıştırılan malzemeler yapraklara sarılarak bir tencereye konur. bir saat pişirilerek servis yapılır.
  9. Tokat Yaprak Sarması

    Tokat Yaprak Sarması


    Tokat'ın Meşhur Zeytinyağlı Yaprak Sarması

    Zeytinyağlı yaprak sarma
    KAÇ KİŞİLİK: 8-10
    HAZIRLAMA SÜRESİ: 30 dk
    PİŞME SÜRESİ: 30 dk

    Malzemeler:


    500 gr asma yaprağı

    2 su bardağı dolmalık pirinç

    1 çay bardağı zeytinyağı

    1 soğan

    2 tatlı kaşığı dolmalık fıstık

    2 tatlı kaşığı kuşüzümü

    Tuz, karabiber, nane

    Hazırlanışı:
    * Pirinci yıkayıp ılık suda ıslatın ve 30 dakika bekletin. Süzüp durulayın. Soğanı soyup kıyın.

    * Zeytinyağını tencereye alıp soğanı ekleyin. Biraz pembeleştirip süzülmüş pirinci ilave edin. 1-2 dakika kavurun. Fıstık, üzüm, tuz ve baharatı ilave edip karıştırın, ocaktan alın.

    * Asma yapraklarını tuzlu kaynar suda sararıncaya kadar haşlayıp süzgece alın.

    * Bir tepsinin içinde yaprakları tek tek açarak hazırladığınız iç malzemeden ortalarına ekleyip sigara şeklinde sarın. Tencereye dizip üzerine bir tabak kapatın. 2 su bardağı ılık su ilave edip ağır ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Kapağı kapalı olarak soğumaya bırakın.

    * Sarmaları servis tabağına alıp üzerine 1 kaşık sızma zeytinyağı gezdirin. Limon dilimleriyle süsleyip servis yapın.

    [​IMG]
  10. HaLk OyunLarı

    Tokat yöresi halay bölgesinden sayılıp nice halayın türküleri de vardır. Lorki, bu yörede oynanır. Şah İsmail Ceng-i Harbisi gibi oyunsuz türküleri, oyunlulardan ayrıdır. Kurbiyet (komşuluk) dolayısıyla bilhassa Karadeniz'den gelmeliği açık olan tek tük unsurlar dışında Tokat ve yöresi kendi mahfûz'tı (koruduğu unsurlar) bakımından da oyunlarca zengindir.

    Tokat'ta yürütülen halaylar daha ziyade Ağırlama ve Yeldirme kısımlarının birleşmesinden meydana gelmektedir. Sin sin oyununa burada Simsim denir.

    Semağ oyunu da halaylar gibi Ağırlama ve Yeldirme bölümlerinden meydana geliyor. Sema'ya kalkanlar, tabii ve aleni tarikatlarda 2-10 kişi olabiliyordu. Gözcü, kadın ve erkeklerden iyi sema edenleri kaldırır ve niyaz (selam, dua) alır. Bazı yerlerde erkek kadının, bazı yerlerde de kadın erkeğin elini öper, niyaz alır, sonra aşık çalıp söyler ve oyun başlarmış diyen olduysa da buradaki çeşitlemelerde de birer şaşırtmaca takdiği sezinleniliyor.

    Tokat'ın oyunlu toplantılarında bir veya iki bağlama yahut çöğür, bir bağlama ile bir keman çalınır, tef kullanılmazmış.

    Arguvan Zamahı'nın Ağırlama kısmı beş vuruşlu (Türk aksağı gibi) ölçüde, Yeldirme kısmı ise çift vuruşludur. Kırat'ın Ağırlaması Arguvan'ın Ağırlaması gibidir, fakat Yeldirmesinde figürler ayrılır. El çırpmalar vardır. Sözlü ezgisinin usulü çift vuruşludur. Gönüllüler Zamahının Ağırlaması 9 vuruşlu, Yeldirmesi beş vuruşlu. İki tartım da tabiatıyle aksaktı. Reşadiye'den Tiyeba, Almus'dan Levke köylülerine, Zile'nin de Iğdır bucağına bağlı Ağca Keçili köyünde ve o yörede ezgiler 2,5 ve 9 vuruşluydu. Ezgilerin kendilerine göre ayrı bir edası vardır.

    Samahlar, Ağırlamalarında bazı halay figürleri andırsa da Yeldirmeleri apayrı bir karakter taşıyor. En çok beş vuruşlu olan, yani o yolda gösterilen bu hızlı oyun kısmında Samah edenler aksak tartıma hiç şaşırmaksızın bağlı kalabilirler.

    Tokat'ın Levke yöresinde çeşitli halaylar bilhassa herkesçe seyredilebilen oyunlardır; Garhın, Üçayak, Hanım Kızlar, Diley vs. Omuz halayı da çekerler ki her yerde yoktur. Birkaç oyuncunun omuzlarına birkaç oyuncu çıkar. O şekilde, iki katlı bir halka halinde oynarlar.

    Ellih, Alaçam, Sarsıl gibi zamah oyunları da vardır.

    Dede Oyunu: makyajlı, ayrı giyimli, yardımcı malzeme kullanan köy açık hava temsillerindendir. Cümlesine (hepsine) davul zurna eşlik eder

Sayfayı Paylaş