gebe
  1. Ariza

    Ariza Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2009
    Mesajlar:
    1.432
    Beğenilen Mesajlar:
    85
    Ödül Puanları:
    0

    Umudu Düşlemek!

    Konu, 'Denemeler Hikayeler' kısmında Ariza tarafından paylaşıldı.

    Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onuseyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan,spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lükssayılmazdı ama, küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...
    Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola
    koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:

    - 'Küçüüük!' diye seslendi.' Ayakkabı almayı düşündün
    mü? Bu seneki modeller bir hârika!'

    Çocuk, ona dönerek:

    - 'Gerçekten çok güzeller!' diye tebessüm etti, 'Ama
    benim bir bacağım doğuştan eksik'.

    - 'Bence önemli değil!' diye atıldı adam. 'Bu dünyada
    her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli ek****
    kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya vicdanı.'

    Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı
    sürdürdü:

    - 'Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik
    olsa idi.'

    Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru
    yaklaşıp:

    - 'Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?'
    - 'Çok basit!' dedi, adam. 'Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hâttâ sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler...'

    Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işâret ederek:

    - 'Baktığın ayakkabı, sana yakışır!' dedi. 'Denemek ister misin?'
    Çocuk, başını yanlara sallayıp:
    - 'Üzerinde 30 lira yazıyor' dedi, 'Almam mümkün değil ki!'

    - 'İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!' dedi adam, 'Bu durumda 20 liraya düşer. Zâten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.'
    Çocuk biraz düşünüp:
    - 'Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!' dedi, 'Onu kimalacak ki?'
    - 'Amma yaptın ha!' diye güldü adam. 'Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.'Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
    - 'Üstelik de öğrencisin değil mi?' diye sordu.

    - 'İkiye gidiyorum!' diye atıldı çocuk, 'Üçe geçtim sayılır.'
    - 'Tamam işte!' dedi adam. '5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!'

    Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek

    - 'Benim satış işlemim bitti!' dedi, 'Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.'
    - 'Şaka mı yapıyorsunuz?' diye kekeledi çocuk, 'Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?'
    - 'Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş...' dedi adam,
    'Antika eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder.
    ' Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rûyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rûya. Adamın, heyecandan
    terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
    - 'Bana göre 20 lira yeterli.' dedi. 'İndirim
    mevsimini başlattınız ya!'
    Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına
    bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu.
    Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir
    mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu.
    Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak
    bir tebessümle teşekkür edip:
    - 'Babam haklıymış!' dedi. 'Sakat olduğum için
    üzülmeme hiç gerek yok! demişti.'





    * Her Rüzgar Savuracak Bir Toz bulur,
    * Her Hayat Yaşanacak Bir Can Bulur,
    * Her Umut Gerçekleşecek Bir Düş Bulur
    * Bulunmayacak Tek Şey Senin Benzerindir


     
Umudu Düşlemek! konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Umudunu Kaybetme

    Umudunu Kaybetme

    Filmin Türü Drama Orijinal Adı The Pursuit of Happyness Yapımcı Firma Columbia Pictures Yapım Yılı 2006 Yapım Ülkesi ABD Orijinal Dili İngilizce Filmin Süresi 117 dakika Resmi Sitesi Dağıtıcı Firma Warner Bros Vizyon Tarihi 02.03.2007 Filmin Konusu . Chris Gardner (Will Smith) zeki ve yetenekli ancak...
  2. umudum _imkansızım

    umudum _imkansızım

    UMUDUM-İMKANSIZIM İLK AŞKIMSIN İLK SEVDİĞİMSİN HERŞEYİMDE İLKİMSİN KEŞKE SONUMDA OLSAN! KALBİM İLK SENİN İÇİN ATTI, ELLERİM İLK SENİN ELLERİNİ TUTU, GÖZLERİM İLK SENİN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKTI. GÖZLERİM SENDEN BAŞKASINI GÖRMEK İSTEMİYOR, ELLERİM SENDEN BAŞKASININ ELLERİNİ TUTMAK İSTEMİYOR, DUDAKLARIM SENDEN BAŞKASININ İSMİNİ ANMAK İSTEMİYOR, YÜREĞİM SENDEN BAŞKASINA YANMAK İSTEMİYOR,...
  3. Baharlı Umudum...

    Baharlı Umudum...

    “Güzel olan hiçbir şey eskimez.” dedi dostum. İncecik bir sızı duydum, sustum... Gözlerimi kapayıp kana kana içtim kelimelerini. Eskimiyordu hiç, biliyordum... Senin gözlerimde hiç eskimediğin, eskimeyeceğin gibi... Ben seni bulmak için tüm dünyayı dolaşabilirdim ama sen buldun beni. Bende kaybettiğim beni... Uzansam sana, dokunmak bir şey değil yanmaktan korkuyorum....

Sayfayı Paylaş