AyRıLıĞıNI sUyA yAzDım...

AyRıLıĞıNI sUyA yAzDım...
Orada yüreğimin kıyısında, sen vardın gittin....
Bir gülüş vardı, bir tebessüm hayat vardı sanki, bir çeşme vardı, suyunu içmeye doyamadığım yani sen vardın gittin...
Terk ettin beni bir çare bırakıp...
Bir tek ben kaldım bu koca şehirde bir tek ben ve yalnızlığım...
Beni ve her atışında can çekişen, sensiz kalbimle bıraktın...
Oysa ben de hayatın bir ucundan tutunmak istiyordum..
Benim de düşlerim vardı mutluluğa dair..
Hem biliyor musun ? Bütün masum düşlerimde sen vardın..
Kocaman özlemlerim sınırlandıramadığım hayallerim senin içindi.
Ellerimi açıp, dualar fısıldadım ikimiz adına sen geldin, bir kor gibi düştün avuçlarıma. duyduğum acıyla ıslandı avuçlarım ve yandı ellerim..
Yandı benliğim yandı kül oldu benliğim ve her şeyim..
Ama yinede orada yüreğimin kıyısında sen vardın gittin...
Ve biliyor musun? Artık hayallerle süsleyemiyorum, duygularımı...
Onların yerini artık, suskunluğum, göz yaşlarım aldı..
Ve gittin işte..
Bir tek yüreğim kaldı gururlu ve ayakta.
Oysa hiç bir şey senin kadar, boşluk bırakmamıştı bende.
Ya da kimse senin gibi bırakmamıştı, beni hiçliğin kötürüm kollarına...
Ve şimdi ben, hayallerimden düşerken, hayat bulayım diye, hayatın dikenli tellerine tutunuyorum, ellerim kanıyor..
Alıştım ki artık bu ayrılığa kan bulaşmamalıydı diyorum çaresiz..
Ve sen, evet sen sevmeyi bilenleri kan tutmaz diyorsun beni de kan tutmuyor ya..
Şimdilerde ben yıldızların, ne dediğini anlamıyorum artık..
Bulutlarda bana küsmüş sanki.
Senden sonra güneşte doğmadı zaten, karanlıklardayım hala..
Göz pınarlarımdan yaşlar boşalırken, onlar yanımda yok, eşlik etmiyorlar artık..
Bütün mevsimler hazan şimdi benim için..
Hep sonbaharı yaşıyorum, bazense ilkbahar..
Yani hasat zamanı hüzün biçiyorum, belki de yıllardır yetiştirdiğim hüznümü..
Her başaktan iri ve dolgun hüzünler çıkarıyorum...
Onlar bana ben onlara gülümsüyorum bilmem..
Belki de hüznü seviyorum..
Çaresiz mahkum olduğum, çare diye her seferinde tutunduğum hüznü..
Şimdilerde enkaza dönmüş, bir duvar gibiyim..
Yanımda kimseler yok gölgelenmiyor kimseler..
Harabeliğim ürkütüyor belki, üzerlerine düşmemden, yıkılmamdan korkuyorlar.
Sonra sen düşüyorsun aklıma gözlerin, bakmaya doyamadığım gözlerin...
Hatırlıyorsun değil mi? Hep sana söylerdim ya, saatlerce gözlerine baksam, ellerini tutsam ve ellerin terlese avuçlarımda bu bana yeter demiştim değil mi?sana....
Gittin...
Yoksun artık 'var' değilsin..
Belki de hiç olmayacaksın, belki de çoktan unuttun beni..
Ama biliyor musun? Ben seni hep rüyalarımda görüyorum kaç gece uykumu bölüp uyandığım oldu gerçek diye..
Ama değil işte...
Ve düşüyorsun gene aklıma taşralığımız düşüyor, yani sıradanlığımız..
Ve gençliğimiz düşüyor..
Hani o istatistiklerde dahi belirtilmeyen ve ne uğruna olduğunu bilmediğimiz, heba edilmiş gençliğimiz..
Hani o görüldüğü zaman, dudak bükülen çoğunluğumuz..
Sevgimiz...
Hani o yok sayılmalarımız, kabul edilmeyişlerimiz...
Sahi, biz ayrılığı suya yazardık değil mi? Çünkü yazı suda, su da yazıda çabuk kaybolurdu..
Çünkü ayrılık yazısı kaybolunca suda, ayrılığımızda bitecek, kaybolacak sanırdık..
Ya da sen beni hep kandırdın, çocukça saflık işte, kimseler aldırmazdı hani.
</I>
alıntı
 
Üst