evimin huzuru

evimin huzuru
Evim ve ben Mola'dayız...

Bu sabah yağmurla uyandım. Uzun zamandır beklediğim bir güzellikte yağıyordu. Sadece sokakların değil, içimin de temizlendiğini hissettim, ruhuma iyi geldi. Birkaç haftadır alışılmış mekan yazıları yazmakta çok zorlanıyorum. Alışveriş listeleri ile başlayan “yazın balkon keyfi yapın”, “kışın sıcak bir atmosfer yaratın” diye başlayan yazıları ben çook yazdım siz de bıkmadan okudunuz. Hala da yazıyorum ve işe yaradıklarına dair inancım da yok olmadı, ama belki de son dönemlerde yaşadıklarımdandır, ev kavramına bakışım oldukça değişti.
Sizin için ev nasıl bir anlam taşır bilemiyorum. İşten eve yorgun gelince dinleneceğiniz, tüm günü çocuklarınızla geçireceğiniz, bol bol misafir ağırlayacağınız ya da sadece akşamdan akşama girip pek de ne olup bittiği ile ilgilenemediğiniz bir yer olabilir.
Her ne ifade ederse etsin, hepimiz arada bir onun için alışveriş etmeyi seviyoruz. Kanepeyi bir duvardan diğerine çekmeyi sehpanın üstündeki bibloları değiştirmeyi mutfağa yeni bir örtü almayı da…
Hiç olmadı, biraz mum, biraz çiçek yeni bir hava gelsin diye uğraşıyoruz.
Bunlar çok şey de değiştiriyor gerçekten. Vazoya taze konmuş bir çiçeğin yaydığı enerji her zaman bir başkadır; ya da küçücük bile olsa özene bezene alınan yepyeni bir eşyanın yaratacağı mutluluk...
Ben geçen gün evime dört tane pencere önü çiçeği aldım, zannedersiniz ki bir bahçe yarattım, gidip gelip yapraklarını temizledim vitamin ekledim, hatta daha iyi görünsünler diye pencerenin önünde duran koltuğun yerini bile değiştirdim.
Birkaç zamandır evin içinde acaba ne yapsam neyi değiştirsem diye düşünürken bir süre bu çiçeklerle uğraşmak çok iyi geldi ve şimdi o da bitti. Devamlı eşyaların yerini değiştirmek, ihtiyaç olduğuna kendimi de inandırıp küçük alışveriş turlarına çıkmak son buldu. Vitrinde yine çok şeyi beğeniyorum, ama konu almaya gelince orada durabilmeyi öğrendim.
Neden derseniz, gerçekten evimin ruhunun biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğunu fark ettim. Benim hızlı tempomla o da çok fazla yoruluyordu, ve birlikte paylaşarak değil artık o ayrı ben ayrı ama da birlikteymiş gibi yaşıyorduk. Yaşamınızda en uzun beraberliğiniz evinizledir, hiç düşündünüz mü?
Şimdi bizim biraz mola verme zamanımız geldi. O da ben de ne istediğimize karar verinceye kadar.
Evde nasıl mola verilir diyeceksiniz?
Çok basit aslında: kendinize vakit ayırarak..
Kendinize vakit ayırdığınızda evin her bölgesinde keyif alanları yaratırsınız. Enerjiniz yenilenir, ve dört bir köşeye yayılır. Gündelik hayatın keyfi evde akmaya başlar, yaşanan ve nefes alan bir ev oluşmaya başlar.
Devamlı parlatılan gümüşler, yenilenen aksesuarlar, değiştirilen örtüler, devamlı yeri değişen kanepeler yoktur artık. Televizyon açılır, bazen sadece müzik çalar. Kahve kokusu , - hem de en sevdiğinizden - mutfaktan öbür odalara yayılır. Banyoda daha çok zaman geçirir, gerçekten tazelendiğinizi, yenilendiğinizi hissedersiniz. Vücut bakımı daha çok ilginizi çeker. Farklı banyo kokuları, tuzları, yağları denersiniz.
Yemek yeme alışkanlıklarınızda fark oluşur. Televizyon önünde atıştırılan sandviçler yerine daha önce denemediğiniz ya da uzun zamandır belki de tadını unuttuğunuz yemeklerin kokusu eve sinmeye başlar.
Hatta daha çok ve farklı içecek tüketirsiniz. Sanmayın ki mevsim yaz ve daha çok susuyoruz, sadece mola verdik ve ruhumuz dinleniyor, unuttuğu tatları hissederek.
Daha önce pek de ilginizi çekmeyen şeyler bir anda hoşunuza gitmeye başlar, farklı televizyon kanalları izlersiniz, eliniz kitaplıktaki çok uzun yıllardır okumadığınız bir kitaba gider, eski bir arkadaşınızı aramak gelir içinizden, kanepede oturduğunuz yerinizi değiştirirsiniz ( kanepeyi değil ! ), “acaba benim eskiden ne hobim vardı, boş zamanımda ne yapardım “ diye düşünürsünüz, ama sadece yüzünüzde hoş bir gülümseme oluşmasına izin verir ve dinlenmeye devam edersiniz.
Ta ki, bir sabah kalkıp, evinize bakıp onu gerçekten çok sevdiğinizi hissedip, kapıdan çıkarken eve yapacağınız bir alışveriş listesinin uzun zamandır oluşmadığını fark edinceye kadar.
Yaşamda zaman zaman bir şeyleri akışına bırakmak, ya da isterseniz mola vermek deyin, insana iyi geliyor. Hani “durdurun dünyayı inecek var” derler ya, işte biraz öyle. Çok abartarak değil tabii ki, kendinize vakit ayırırken, evinizin ihtiyaçlarını yine unutmayın, yine alışverişe çıkın, ama sizin ruhunuzdan geçenle onunkinin aynı olmayabileceği gerçeğini hep hatırlayın.
Bunları neden bize anlattın diye merak edenler için : gerçekten işe yaradığını hissediyorum, ve gerçekten şu an ben ve evim bir mola verdik…
Sevgilerimle
Dr. Mimar Lerzan Aras
 
Üst