Formula 1'in Efsane Pilotları

  • Konbuyu başlatan Bilge Gökçen
  • Başlangıç tarihi
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Formula 1'in Efsane Pilotları
f1 ölen pilotlar formula 1 de ölen pilotlar f1 de formula 1 ölenler pilotu
AYRTON SENNA

Ayrton Senna, Brezilya'nın Sao Paolo kentinde 21 Mart 1960'da dünyaya geldi. Ünlü bir iş adamının oğlu olduğu için rahat bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirdi. Kendisi gibi Brezilya'lı ve efsane olan Pele'nin aksine o motor sporlarını tercih etti. 1979 ve 1980'de Dünya Karting Şampiyonalarında üstüste 2. oldu. Formula Ford'da ise 1981'de RAC ve TOWNSEND THORESEN ünvanlarını kazandı. 1982 yılında ise Formula 2000 Dünya Şampiyonasında 1. oldu. 1983'te 12 etaptan oluşan Formula 3 Şampiyonasında 1. oldu ve Formula 1 otoritelerinin dikkatini üstüne çekti. Formula 1'e 1984'de adımını atan Senna ilk puanını Güney Afrika GP'de altıncı olarak aldı. Senna, asıl şovunu Monaco GP'de yağmur altında 2. olarak yaptı. Bu zafer ile Lotus ile anlaşmasını Monaco'da yaptı.
Senna Lotus ile ilk GP'sini kazandı. Lotus ile 3 yıl yarışarak şampiyon olamayan Senna, 1988'de McLaren'e transfer oldu. İlk yılında takım arkadaşı Prost'u geride bırakarak, 8 GP zaferi ile ilk Dünya Şampiyonluğu'na ulaştı. 1989'da Prost'un ardından seneyi 2. olarak bitirdi. Yalnız bu sene anlaşıldı ki, Senna-Prost gibi iki 1 numaranın aynı takımda olması imkansızdı. Böylece Prost 1990'da Ferrari'ye geçti. Ama bu değişiklikten sonra 1992 ve 1993 yıllarında Senna, Williams ile başa çıkamadı ve iki sezonda 5 yarış kazandı. Senna 1994 yılında Williams'a geçti.

Senna Williams takımı ile sezonun 3. yarışına, San Marino GP'ine, başlıyordu. Bu yarış belkide Formula 1 tarihinin en talihsiz yarışı oldu. Cuma günü yapılan sıralama turları ile başladı herşey. İlk önce Rubens Barrichello ısınma turlarında kaza yaptı, tedavi edildikten sonra ertesi gün sırlama turlarına devam etti. Cumartesi günü ise Avustralya'lı pilot Roland Ratzenberger, Tamburello virajını geçtikten sonra, kontrolünü kaybedip sol taraftaki duvara 290 km/s hızla çarpıyordu. Ratzenberger, bu ağır kaza sonucu hayatını kaybetti.

Ertesi gün yarış başladığında Pedro Lamy ve J.J. Letho çarpışıp yarış dışı kaldı. Pistin temizlenmesi sırasında piste giren güvenlik aracı yarışın 7. turunda pisti terketti. Aynı tur içinde M. Schumacher'in önünde seyreden Senna, Williams/Renault'su ile saatte 308 km/s hızla Tamburello virajına girdi ve düzlüğe çıkamadan sağ taraftaki beton duvara çarptı. Kaldırıldığı hastenede geç saatlerde AYRTON SENNA....

"Yarışlar, rakiplerle mücadele benim kanımdadır, benim bir parçam ve hayatımın bir bölümüdür. Eğer sonuçta hayatıma mal olacak bir kaza geçireceksem, tek dileğim herşeyin bir anda ve hemen olmasıdır. Tekerlekli sandalyeye mahkum kalmak istemem veya hastane köşelerinde yıllarca sürünmek te istemem. Yaşayacaksam, herşeyimle ve bir bütün olarak yaşamalıyım. Yarım olarak yaşamak beni mahveder."
Senna bu sözleri ölümünden iki ay önce söyledi. O tüm zamanların en iyi pilotuydu. Çoğu kimsenin söylediklerinin aksine, O hala gelmiş geçmiş en iyi pilot. Rakiplerini düşünürsek, Mansell, Piquet, Prost. O, bu zamandaki efsane pilot veya pilotlar kadar rahat değildi.

SENNA'nın bazı istatistikleri :

Katıldığı GP: 162
Kazandığı GP: 41
Bitiremediği GP: 53
Pole Pozisyonu: 63
Podyum: 80
Topladığı Puan: 615
En Hızlı Tur Zamanı: 19
Yarıştığı tur sayısı : 8225
Yarıştığı kilometre : 37970
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

ALAIN PROST

Prost aslında bir futbolcu olmayı istiyordu ancak gençliğinde bir kart yarışçısı oldu ve iyi bir karar verdi. Ve “biraz vahşi olması”yla ünlendi. 1975’te Winfield School’daki Volant Elf yarışmasına katıldı. 1976’da Formula Renault serisine geçti. Domine ettiği French Formula Renault Championship’te yeteneklerini gösterme imkanı buldu. 1977’de Formula Renault Europe şampiyonu oldu ve 1978’de Renault ile Formula 3’te yarışmaya başladı.

Martini şasisi ile yarıştığı ilk yıl oldukça kötü geçti. Ancak 1979 yılında French Formula 3 ve European Formula 3 şampiyonu olmayı başardı. Yıl sonunda McLaren takımı için testlere başladı ve 1980’de sözleşme yaptı. İlk iki yarışında puanlar almayı başardı ama üçüncü yarış olan Güney Afrika GP’sinin sıralamalarında bir süspansiyon arızası yaşadı ve kazada bileğini kırdı. Bu sebeple Long Beach’teki yarışı kaçıran Prost, Belçika’da tekrar pistlere döndü. İngiltere ve Hollanda’da yapılan yarışlarda puanlar kazandı ancak sezon sonunda iki yarışta daha süspansiyon sorunu yaşadı. Bunların üzerine McLaren’den ayrılma kararı alan Prost Renault Sport ile anlaştı.

1981 sezonunda Hollanda ve İtalya’da kazandı ve Dünya Şampiyonası’nı beşinci sırada tamamladı. 1982 sezonuna iki galibiyetle başlamasına karşın teknik sorunlar nedeniyle sezonu dördüncü sırada tamamladı. 1983’te Fransa, Belçika, Britanya ve Avusturya galibiyetleri ile şampiyonluğa çok yaklaştı ama sezon sonunda Brabham-BMW ekibinin atağı Prost’un şampiyonluğunu engelledi. Renault Prost’u takımdan yolladı ve McLaren’in yeni yönetimi Prost’a yeni bir teklif sundu. Niki Lauda ile takım arkadaşı olduğu bu dönemde sadece hızlı olarak şampiyonluk kazanılamayacağını öğrenmiş oldu. Brezilya, San Marino, Monte Carlo, Almanya, Hollanda, Nurburgring ve Portekiz’de galip gelmesine rağmen sadece yarım puan ile Lauda’ya geçildi( Lauda sadece beş yarış kazanmıştı. ).

1985 sezonu Prost’a ilk şampiyonluğunu getirdi. McLaren-TAG ile beş yarış kazandı ve 1986’da ikinci şampiyonluğunu iki Willams-Honda pilotu Nigel Mansell ve Nelson Piquet karşısında elde etti.1987 yılında McLaren-TAG yeterince rekabetçi değildi ama Prost üç yarış kazanarak sezonu dördüncü sırada bitirdi. 1988 sezonunda Ayrton Senna ile Honda takımında takım arkadaşıydılar. Bu ikili sezonu tamamen domine etti Prost yedi yarış kazanmasına rağmen, sekiz yarış kazanan Senna’ya geçildi.

McLaren Honda’nın üstünlüğü 1989’da da sürdü ancak Suzuka’daki son yarış şüpheli bir kazaya sahne oldu. Prost, takım arkadaşı Senna’ya şikanda çarparak şampiyonluğu kazandı. Bu ilişki 1990’da daha fazla zedelendi. Prost Ferrari’ye geçme kararı aldı ve takımın yeniden doğuşuna liderlik etti. Beş yarış kazanmasına rağmen şampiyonluğu Senna’ya kaybetti. Suzuka GP’sinin start’ında tarih tekerrür etti, ancak bu defa şampiyonluk sırası Senna’daydı.

1991’de takımı eleştirdiği gerekçesi ile Ferrari’den gönderildi. 1992 için bir koltuk bulmak için çok geç olmuştu fakat 1993’te Williams-Renault ile geri dönüş yaptı.

Bu sezonda 7 yarış kazandı ve dördüncü kez Dünya Şampiyonu oldu ve toplam galibiyet sayısını 51’e çıkardı. Bu sayı o dönemin rekoruydu.1994 yılında emekli olma kararı aldı. Williams Ayrton Senna ile sözleşme yaptı. Prost McLaren-Peugeot takımı için testlere katıldı ancak yarışmama kararı aldı.

Fransa televizyonuna yorumcu olarak katılan Prost ayrıca Renault’da özel yetkili oldu ve Renault için bir motor sözleşmesi yapmaya çabaladı. Bunda başarısız olan Alain Renault’dan ayrılarak McLaren Mercedes takımında danışman olarak görev aldı. Aynı zamanda Peugeot ile anlaşma zemini aradı ve Şubat 1997’de Ligier’I satın alarak Peugeot ile 1998-2000 yılları arasında 3 yıllık bir sözleşme yaptığını açıkladı. Ligier takımından kendisine miras kalanlar Olivier Panis, Shinji Nakano , Mugen-Honda motorları ve Bridgestone lastikleriydi.

Çok kolay bir sezon olmadı ama JS45 iyi iş yaptı ve Kanada GP’sine gelindiğinde Panis Dünya Şampiyonası’nda üçüncü sıradaydı ancak yaptığı kazada iki bacağını birden kırdı ve direksiyonu Jarno Trulli’ye bırakmak zorunda kaldı. İtalyan pilot iyi işler yaptı, Avustralya GP’sinde motoru arıza yapana dek lider gitti. Panis Eylül ayında geri döndü ve bir puan kazandı.

İlk gerçek Prost şasisi pek başarılı olmadı. Araba hiç rekabetçi değildi ve 1998 sezonu hayal kırıklığı oldu. 1999 yılında AP02 kötü bir araba değildi ama Peugeot motoru çok büyük ve çok ağırdı.

2000 sezonu tamamen felaketti ve Prost-Peugeot ortaklığı bozuldu. Sonunda Prost, takımı Diniz Ailesi’ne sattı. Prost pilotluğu kadar parlak bir yöneticilik gösterememişti. Takım 2002 başında tamamen kapandı.
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

ALBERTO ASCARI

1920’lerde Alfa Romeo takımının yıldızı olan ve 1925’te Montihery’de ölen Antonio Ascari’nin oğlu olan Alberto, bir gün babasını geçebilmek isteğini içinde taşıyordu. Yarış kariyerine motorsiklet yarışları ile başladı ve 22 yaşında arabalara geçti. 1940’ta ilk defa Millie Miglia’da yarıştı. Ancak patlak veren İkinci Dünya Savaşı sebebiyle kariyerine ara vermek zorunda kaldı ve 30 yaşına kadar hiç yarışmadı.


Gigi Villoresi’nin desteği ile 1948’de babasının eski takımı Alfa Romeo’ya katıldı. 1949’da Maserati’ye gitti ve daha sonra Villoresi ile beraber Ferrari’ye katıldı. Alfa Romeo’nun iki yıllık hakimiyetinin ardından Ferrari F500 esas önemsenmesi gereken güç haline geldi. 1952 ve 1953’de Ascari rüzgarı vardı. 1952’de katıldığı tüm yarışları kazandı ve dokuz yarışlık galibiyet serisi rekoru halen kırılamadı.

İki Dünya Şampiyonluğunun ardından Ascari için işler çok iyi gitmedi. Lancia takımına katıldı ve tek galibiyet Mille Miglia’da geldi. Takımın F1 için hazır olmadığı belli oldu. Ascari bir Maserati arabası ile birkaç başarısız yarış daha çıkarmak zorunda kaldı. Sezon sonuna doğru Lancia D50 geldi ve Ascari bu araba ile ilk yarışında İspanya’da pole pozisyonu elde etti ancak lider götürdüğü yarışı teknik arızalar sebebiyle kazanamadı.

Lancia 1955 yılında iyi bir noktadaydı. Ascari’nin en büyük rakibi Juan-Manuel Fangio sezonun ilk üç yarışını, Mercedes-Benz ile kazanmıştı. Monaco’da Ascari yaptığı hata sonucu limana çarptı ancak bir zarar görmedi. Bu olaydan bir hafta sonra, Monza’da Ferrari’nin bir spor arabası için test sürüşü yaparken şimdi ismini taşıyan virajda yaptığı kazada öldü. Kazanın hiçbir görgü tanığı yoktu ve hiçbir zaman kesin olarak açıklığa kavuşturulamadı.
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

KEKE ROSBERG

Keke ilk yarış deneyimini Formula Vee serisinde yaşadı. Ardından Formula 2’ye geçti ve 1978’deki yağmurlu Silverstone International Trophy yarışında Theodore-Ford ile galibiyete ulaştı.

1980 ve 1981’de Fittipaldi takımı adına yarıştı ancak ikinci sezonun ortalarında ayrılmaya karar verdi. Paul Ricard’da Williams testlerine katılmaya yetecek kadar dikkat çekmeyi başarmıştı.

Alan Jones'un emekliye ayrıldığı bu dönemde Rosberg direksiyonu kaptı. Carlos Reutemann ile takım arkadaşıydı ve ikinci pilot rolünü üstlenmesi bekleniyordu ama Arjantinli pilot iki yarış sonra sporu bırakınca takım liderliği görevi Keke’nin oldu. 1982 sezonunda Cosworth motorlu Williams FW08 ile şampiyonluğa uzandı. Bu sezonda sadece bir yarış kazanabildi. Sıradışı bir sezondu, çünkü hiçbir yarışçı iki yarıştan fazla kazanma başarısı gösteremedi.

1986 sonunda emekli oldu ve birkaç yıl Mika Hakkinen’in kariyerine yol gösterdi. Sonraki yıllarda Almaya’daki yarış takımlarına katıldı. 2002’de Gary Paffett ile Almanya F3 şampiyonluğunu kazandı. Şu dönemde, Formula BMW serisini kazandıktan sonra Williams adına yarışan oğlu Nico Rosberg’in kariyeri ile ilgileniyor.
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

NİKİ LAUDA

Lauda ailesinin desteğiyle motorsporlarına başladı. March ile 1971'de Formula 1'e başlayan Lauda 1974 yılında Ferrari'ye geçti ve Jackie Stewart'ın boşalan tahtına oturarak yarışlar kazanmaya başladı.

1974 yılı şampiyonluğunu tecrübe eksikliği ve aceleciliği yüzünden kazanamasa da 1975 yılında etkileyici bir şampiyonluk kazandı. 1976 yılında sezonu lider götürürken Nurburgring'de yaptığı kaza sonrasında 6 hafta pistlerden uzak kaldı ve sezon sonunda 1 puan farkla şampiyonluğu kaçırdı.

İkinci sırada başladığı yarışta Ferrari'sinin kontrolünü kaybeden Niki Lauda hızla savrularak bariyerlere çarptı, yanmaya başlayan araba tekrar pistin ortasına doğru geldi ve Lauda'yı takip etmekte olan pilotların önüne çıktı, Guy Edwards Lauda'ya çarpmaktan kurtulduysa da Harald Ertl ve Brett Lunger Lauda'ya çarptılar. Bu üç pilot hemen arabalarından çıkıp Lauda'nın yardımına koştular, Lauda arabadan çok ciddi yanıklarla çıkarıldı ve yakındaki bir hastanede ilk müdahale yapıldıktan sonra Mannheim'daki üniversite hastanesine nakledildi. Niki Lauda birkaç gün yaşam savaşı verdikten sonra, yüzünde kaza anını hiç unutturmayacak izlerle ayağa kalkmayı başardı.
Ölüme bu kadar yaklaştıktan sadece 6 hafta sonra Lauda'nın piste dönme kararı takdir edilecek bir hareket olsa da basın bu olaya gereğinden fazla ilgi göstermekteydi. Tüm abartılara karşı Lauda o üstün gerçekçiliğini hiç terk etmedi. O sene Fuji'deki Japonya GP'ine çıkmama kararı alan Lauda şampionluğu kaybetti. Lauda yarışa çıkmama nedeni olarak iyileşmekte olan gözlerinin iyi durumda olmadığını belirtmişti. Bu kararı sonrası takım yönetiminden olumsuz tepkiler alacağını bilmesine rağmen, altı hafta içinde yarışmaya karar verirken gösterdiği cesareti, Fuji'de yarışmamak için de göstererek kararlılığını ortaya koydu.

Bu olaylı sezonun ardından 1977'de Lauda tekrar şampiyon oldu ve sezonun sonunda Brabham Alfa Romeo'ya geçmek için Ferrari'den ayrıldı. 1979 yılında ani bir kararla pistlerden ayrılacağını Kanada'da açıkladı.

Pistlerden ayrıldıktan sonra LaudaAir adlı havayolu şirketini kuran Niki Lauda, 1982 yılında McLaren takımında yarışmak üzere pistlere geri döndü. Ve sanki hiç gitmemiş, hiç ara vermemiş gibi kazanmaya başladı. İki yıl sonra, tecrübeli pilot Alain Prost'un takım arkadaşı olarak McLaren'e gelmesiyle Lauda'nın hırsı ve hızı daha da arttı. Lauda, o sezon Prost'un yarım puan önünde şampiyonluğu göğüsledi. Bu fark, Formula 1'de, şampiyonluk getiren en az fark olarak tarihe geçti.

1985 yılında Formula 1'de yarışmayı bırakan Niki Lauda havayolu şirketini daha da geliştirdi, 1992 yılında eski arkadaşı Luca di Montezemolo Ferrari'de dizginleri eline alınca Lauda'da Ferrari'de danışman olarak rol aldı. Danışmanlığı süresince kendine özgü olan açık sözlü, acımasız eleştirel tavrını yerleştirmeyi başardı.

Nurburgring'deki kazadan sonra yüzünde oluşan izleri hiç çekinmeden taşımaya devam eden Lauda, aslında o izlerin arkasında bilgisayar gibi keskin bir zeka ve tam bir kararlılık saklıyor.

Bu özellikleri ona 3 dünya şampiyonluğu kazandırdı ve bir havayolu şirketi inşa ettirdi.
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

MARIO ANDRETTI

Mario Andretti’nin hayat hikayesi, klasik Amerikan Rüyası’nın tüm niteliklerine sahipti. İkinci Dünya Savaşı’nın ilk aylarında Trieste yakınlarında doğan Andretti, 1955’te Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmeden önce, hayatının ilk yedi yılını, savaş nedeniyle ülkesini terkeden ailesi ile birlikte mülteci kamplarında geçirdi.

Çocukluğu Mille Miglia’da Alberto Ascari’yi izleyerek geçen Andretti’nin yarışma isteği de bu şekilde ateşlendi. Andretti, 1965’te ilk olarak Indianapolis 500 yarışına katıldı ve dört yıl sonra bu yarışı kazandı. 1968’de Lotus 49B ile Watkins Glen’deki US Grand Prix’inde pole pozisyon kazanan Andretti, ilk Grand Prix zaferini 1971’de Güney Afrika’da bir Ferrari’nin direksiyonunda elde etti.

Tüm zamanların en yetenekli ve çok yönlü pilotlarından biriydi. Düzenli olarak F1, Champcars zaferleri kazandı. 1978’de Lotus 79 ile Dünya Şampiyonluğu’nu kazandı ve 1982 yılının sonuna dek aralıklarla F1’de yarışmaya devam etti. 1993 yılında son Champcar yarışını Phoenix, Arizona’da kazandı. 60’ıncı yaşını kutladığı 2000 yılında halen Le Mans’ta viraj alıyordu.

Andretti pistlerde bulunmayı sürdürdü ve oğlu Michael’in takımı için 2003 yılında testlere katıldı ama büyük bir kaza, O’nu artık durması gerektiğine ikna etti yine de bu durum O'nu yarış dünyasından uzaklaştırmadı. Şu anda, Aralık 2006’da Honda için testlere katılan torunu Marco Andretti’nin kariyerine yön vermesine yardımcı oluyor.
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

EMERSON FITTIPALDI

Popüler Brezilyalı’nın Avrupa’ya ilk gelişi 1969 yılında Formula Ford yarışları ile gerçekleşti. Jochen Rindt’in Monza antrenman turlarında yaptığı kazada yaşamını yitirmesinin ardından Team Lotus’un bir numaralı koltuğunda 1970 İtalya Grand Prix’inde yarıştı.

Bu zamandan 1980’de F1 pistlerinden emekli olana dek 144 yarışa katılan Fittipaldi bunların 14’ünde zafere ulaştı. 1972’de Lotus takımıyla ve 1974’te McLaren takımıyla şampiyonluk yaşadı. Hassasiyeti ve yaklaşımları ile kendine özel bir yer edindi.

1975’in sonunda McLaren’den ayrılan Emerson, büyük kardeşi Wilson’ın yeni kurduğu ve Brezilya merkezli şeker ve alkol üreticisi Copersucar tarafından sponsorluğu üstlenilen F1 takımı Fittipaldi Automotive takımına katıldı. Bu acele karar onun F1’deki pilotluk kariyerini çok çabuk bitirmesine neden oldu. 1978 Brezilya GP’sindeki ikincilik Fittipaldi takımının parlak anlarından birisiydi ama takım 1982 yılında faaliyeti durdurdu.

1980lerin ortasında Emerson Amerika’ya gitti ve burada WIT Indycar takımı adına yarıştı. Sakatlanan Chip Ganassi’nin yerine Patrick Racing ekibine katıldı ve 1980lerin sonu ile 1990ların başında bu takımda kaldı. 1989 ve 1993’te Indianapolis 500 yarışını kazandı ve 1989 yılında CART şampiyonu oldu. 1990 yılında Penske takımına katılan Fittipaldi 1995 yılına dek bu takımla yarışlar kazandı. Yıl sonunda Roger Penske ve Carl Hogan yeni bir takım olan Penske Hogan Racing takımını kurdu ve Fittipaldi bu yeni takıma geçti. Sezon ortasında Michigan International Speedway’de kötü bir kaza geçirdi ve omurlarından biri kırıldı.

Emerson 1997 sonbaharında bir ciddi sakatlık daha yaşadı. Araraquara, Brezilya’da kendisinin sahip olduğu mevye tarlasının yakınlarında sürüş yaparken bir hafif uçağa çarptı ve bunun sonunda Fittipaldi’nin yarış kariyeri tamamen son buldu. Fittipaldi sporla bağlantısını koparmadı ve Brezilya’daki CART televizyon haklarını aldı. 2003 yılında spora dönüşünü açıkladı ve CART serisinde mücadele edecek olan Fittipaldi-Dingman Racing takımında 29 yaşındaki iş adamı James Dingman ile ortaklık yaptı.
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

JOCHEN RINDT

Jochen Rindt 1964’te F2 arabaları için Crystal Palace’da yapılan London Trophy yarışındaki zaferiyle uluslararası yarış sahnesine çıktı. Graham Hill, Jim Clark ve Danny Hulme gibi yarışçıları geride bıraktığı bu yarış Rindt’e Grand Prix yolunu açtı.

1965’te Cooper ile anlaştı. Üç yıl boyunca iyi sürüşler göstermesine karşın hiç galibiyet alamadı. 1968’de Rindt, Brabham-Repco takımına geçti. Ancak sezon teknik arızalarla gölgelendi. Sonuç olarak 1969’da Colin Chapman’ın Lotus takımına geçti. Rindt ilk GP galibiyetini 1969 sezonunun sonlarında ABD’de kazandı.

Ardından 1970 sezonunda Monaco’da son virajda kazandığı yarışla atağa geçti, kullanmakta olduğu Lotus 72 iyi bir arabaydı ve bu sezonda dört yarış daha kazandı. Rindt Monza’daki İtalya GP’sinin antrenman turlarında yaşamını yitirdi ve o sezon Motorsporları tarihine “öldükten sonra” şampiyon olan ilk pilot olarak adını yazdırdı.
spacer.gif
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

Jody Scheckter

22 yaşında McLaren kokpitine geçen Jody yüksek araba kontrol yeteneği ve cesareti ile döneminin gelecek vaadeden genç yarışçılarındandı. Ancak Jody, F1 kariyerine 1973 Britanya GP’nin ilk turundaki kazası sebebiyle bir süre ara vermek zorunda kaldı.

1974 yılında Tyrrell takımına geçiş yaptı. Jackie Stewart’ın emekliye ayrıldığı dönemdi ve bir önceki sezonun sonunda Francois Cevert’in ölümü gerçekleşmişti.

1976 sonuna kadar Tyrrell takımında kaldı ve bu süre zarfında 6 tekerlekli P34’ü kullandı. Bu ilginç araba tek galibiyetini İsveç GP’nde kazandı ve Jody 1976’da şampiyonada üçüncü oldu.

Ardından Wolf takımına geçti ve 1977 sezonunu Niki Lauda’nın ardında ikinci olarak bitirdi. 1979 yılında Ferrari ile şampiyonluğa ulaştı. 1980’de emekliye ayrıldıktan sonra ABD’ye giden Jody, FATS isimli bir sektöre girdi, ateşli silahlar için eğitim simülasyonu üretimi yaptı. Daha sonra şirketi büyük bir paraya sattı ve dikkatini iki oğlunun yarış kariyerlerine yöneltti.
 
Bilge Gökçen

Bilge Gökçen

Yeni Üye
Üye
Ce: Formula 1'in Efsane Pilotları

GIUSEPPE FARINA

İlk FIA Formula 1 Dünya Şampiyonu Giuseppe Farina döneminin popular sürücülerinden biri değildi. Siyaset bilimleri dalında doktora yapan Farina zengin bir gençlik geçirdi ve 1932’de yarışmaya karar verdi. Aşırı derecede cesur olmasıyla tanındı. Ancak bu durum birçok kaza yapmasına ve kariyeri boyunca hastaneleri düzenli olarak ziyaret etmesine neden oldu. Birçok sürücünün kazalarda öldüğü bir dönemde çok sayıda kazadan sağ olarak kurtuldu ve “yokedilemez” bir görüntü çizdi.


Farina’nın iki rakibinin ölümüne de sebebiyet verdiği çeşitli kazalar yaptığı konuşuldu. Enzo Ferrari’nin 1983 yılında yazdığı “Piloti, che gente…” isimli kitabında Farina’nın suçluluğunu reddettiğine dair söylentiler mevcut. İtalyan amatör sürücüleri arasında çabuk yükselen Farina 1930’larda Maserati ile yarıştı. 1938 ve 1939 sezonlarında Alfa Romeo’da yarıştı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Farina kendi Maserati arabası ile yarıştı ve daha sonra Alfa Romeo’ya tekrar davet edildi. Jean-Pierre Wimille’nin 1949 başında ölmesi ile takıma liderlik etti. 1950’de Dünya Şampiyonu olduğunda çok büyük üstünlük kurdu. Ancak mücadele 1951’de kızıştı ve Juan-Manuel Fangio sezonu şampiyon olarak kapattı. Bunun üstüne Farina, Ferrari takımına geçti. Fakat bu takımda kendisini Alberto Ascari’nin gölgesi altında buldu. 1955 sonuna dek yarıştı ve emekliye ayrıldı. Birçok büyük kazadan kurtulan Farina, 1966 Fransa GP’sini izlemeye giderken geçirdiği kazada yaşamını yitirdi.
 

Benzer İçerikler

meleklerin sultanı
Cevaplar
1
Görüntüleme
1K
efgh950
E
Bilge Gökçen
Cevaplar
0
Görüntüleme
766
Bilge Gökçen
Bilge Gökçen
T
Cevaplar
0
Görüntüleme
18K
T
T
Cevaplar
0
Görüntüleme
2K
T
Üst