İl İl Evlilik Gelenekleri

Konu, 'Ben Evleniyorum:))' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

Etiketler:
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    19.755
    Beğenilen Mesajlar:
    601
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    ÇERKEZLERDE EVLİLİK ADETLERİ

    Çerkezlerde evlilik,uyulması zorunlu bin türlü kuralın eşlik ettiği bir törenle gerçekleşir.

    Bir Çerkez genci evlenmek mi istiyor?Yuvayı geçindirecek maddi gücü olacak,büyük kardeşi bekarsa onun evlenmesini bekleyecek,uzak ya da yakın akrabadan eş adayı seçmeyecek,mümkünse aynı köyden birini tercih etmeyecek ama evleneceği kişinin mutlaka Çerkez olmasını gözetecek. Bütün bu şartlara bir de zor beğenir olmaları eklenince Çerkezlerin neden geç evlendikleri yeterince açığa çıkıyor.Ama tüm bunları yerine getirmekte yetmiyor.Kız kaçırmadan kız istemeye,nikahtan düğüne,gelin almadan damat çıkarmaya bin türlü kural keskin bir şekilde işliyor.Belki de günümüzde o kadar keskin kurallar kalmamış olsa da bakalım önceleri Çerkez düğünleri nasıl olurmuş ve de hangi adetler uygulanırmış.

    KIZ İSTEME(LHUH)

    Çerkezlerde evlilikle ilgili konuların büyüklerle,anne ve babayla açıkça konuşulması ayıp sayılır.Bütün ilişkiler arkadaşlar,yengeler veya enişteler aracılığıyla yürütülür.
    Evlenmeye karar veren kız veya erkek,aracılarla bunu anne babasına bildirir.Düğüne kadar bütün süreç,olumsuz sonuçlanması ihtimaline karşı mümkün olduğu kadar gizli yürütülür.Erkek tarafının büyükleri toplanarak �lhuh� (kız isteme) için gidecek heyeti belirler.Bu heyette genellikle,kız tarafında sözü geçecek aile büyükleri(amcalar),dayı tarafından biri veya babanın arkadaşları yer alır.Damat adayının kendisi ve babası kız istemeye gitmez.Bu heyete kadınlar da katılmaz.Bu heyet kız tarafında yine ailenin büyükleri veya duruma göre babanın yakını tarafından karşılanır.Kızın babası bu törene katılmaz ve gelenlerle muhatap olmaz.Kızın kendisi de görünmez.İlk istemede genellikle Aile büyüklerine danışalım,görüşelim,şu gün gelin denerek olumlu cevap verilmez.Sonra da,cevap olumsuz olacaksa bu açıkça söylenmez, Biz size haber veririz. denir.

    EV GÖRME(VUNAPLHE)

    Kızın ailesi erkeğin ailesini tanımıyorsa,ekonomik ve sosyal durumunu bilmiyorsa,istemeye gelenlere Acele etmeyelim,bazı adetlerimiz var denir.Bundan anlaşılan,kızlarını nasıl bir yere vereceklerini görmek (vunaplhe/ev görme) istedikleridir.O zaman gelenler,kendilerini nerede nasıl bulabileceklerini ayrıntısıyla bildirir.Fakat vunaplhenin zamanı konuşulmaz;bunu kızın ailesi tayin eder.Bu görev,saygın,dürüstlüğüyle tanınan bir veya birkaç erkeğe verilir.Kız tarafı,habersiz giderek kim olduklarını söylemeden her tarafı titizlikle inceler.Eve,avluya,bahçeye,hayvanlara,komşularla ilişkilerine,yaşlılarının otoritesine,müstakbel kaynananın davranışlarına bakarlar.Sonuç olumluysa vedalaşırken kendilerinin vunaplhe için görevlendirildiklerini açıklar ve konuyu tekrar görüşebileceklerini bildirirler.Vunaplheden iki veya üç gün sonra erkek tarafı hediyelerle kızın ailesine bir heyet (palheyet,palheıh) gönderir.Nikah(nekihıth) için gün belirlenir.Bu gelenek bugün uygulanmıyor.Eskiden de toplumun üst sınıfları arasında uygulanmaz,aksine böyle bir talep hakaret sayılırdı.

    NİKAH(NEKİHITH)

    Nikah gelinin anne-babasının evinde yapılır.Nikah törenine damat ve gelin katılmaz,kendi adlarına vekil (vueçıl) tayin ederler.Nikahta hoca(efendi) ve damatla gelinin vekillerinden başka şahitler hazır bulunur.Tören ayakta yapılır.Eskiden herkesin bu tören sırasında mutlaka şapka giymesi bir gelenekti. �Efendi�,gençlerin vekillerinden fikir değiştirip değiştirmediklerini,vasilerinin karı-koca olmalarına razı olup olmadığını sorar.Sonra üç kez dua okur ve her defasında vekillere onay verip vermediklerini sırayla sorar.Vekillerinden cevabından sonra hoca yine dua okur ve bunu �amin� le bitirir.Nikah töreninde oyunlar ve başka eğlenceler olmaz.Nikah kıyıldıktan sonra sofra kurulur,gençler için,akrabalık için iyi dilek konuşmaları(houh) yapılır.

    DÜĞÜNE HAZIRLIK

    Nikahtan sonra kız baba evinde bir yıl veya daha fazla kalır.Bu süre içinde çeyiz ve müstakbel akrabalar için hediyeler hazırlanır.Bu dönemde genç teyzeler,halalar,gelinler,komşu kadınlar ona yeni ailesinde nasıl davranması gerektiğini,kocasının ve diğer yaşlıların karşısında ne gibi görevleri olduğunu öğretirler.İlk geceden başlayarak evlilik yaşamının gerekleri anlatılır.Evlenecek kız akrabalarının ve yakın komşularının düğünleri dışında diğer sosyal etkinliklere katılmaz.Katıldığında da evli kadınlar gibi sadece izleyici olur.Akşamları kızın yanına kız ve erkek arkadaşları gelir.Jeşşıs(gece oturması) diye adlandırılan sohbet ve eğlenceler düzenlenir.Nikahtan önce arkadaşlarıyla birlikte kızın evine rahatça girip çıkabilen damat,bundan sonra evin çok uzağından geçmek,kızın ailesinden yaşlılarla karşılaşmaktan kaçınmak zorundadır.

    BAŞLIK ALMA(VUASEIH)

    Başlık(vuase) nikah sırasında belirlenir.Eskiden başlık bedeli büyükbaş hayvanlardan ve şıperit denilen cins bir attan oluşurdu ve ailelerin durumuna göre değişirdi.Örneğin başlık bedeli 1950li yıllarda Uzunyaylada iki at,iki öküz ve 500 liraydı.Nikahtan sonra damadın akrabaları başlığı hazırlar.Başlığı almak için kız tarafından beş,altı erkek gönderilir,bunların arasında kızın amcası ve dayısı olur.Başlık görüşmeleri çok sıkı pazarlıklı geçer ve ince diplomasi gerektirir.Bugün artık başlık parası kalktı ya da sembolik olarak alınıyor.

    GELİN ALMA(NISAŞE)

    Dini nikah ve başlığın alınmasından sonra nısaşe(gelin alma) günü kararlaştırılır.Eskiden genellikle sonbaharda,hasat bittikten sonra yapılırdı.Ailenin büyüğü akrabalarına,köylülerine ,kendi arkadaşlarına haber verir.Tören,gelin alıcı sofrası(fızışe yefe) ile başlar.Törenin nasıl organize edileceği konuşulur ve gelin alıcı kafilesinin başkanı(fızışe thamade) seçilir,görevler belirlenir.Gelin alıcıya refakat için seçilen atlı gençler(fızışe şu) kendilerine gösterilen bu güveni onur sayarlar.Gelin arabası kırmızı bir örtüyle kaplanır.Arabada damadın kız kardeşi veya başka bir akrabası ve mızıkacı(pşınavo) bulunur.Arabanın çevresinde atlılar yer alır.Gelin alıcı(fızışe),günün aydınlık vaktinde yola çıkarılır.
    Gelin alıcı alayın gelinin köyünün girişinden başlayarak evin avlusuna girinceye kadar engellenmeye çalışılır.Atlı gençlerin en başta gelen görevi arabanın kırmızı örtüsünü kaptırmamaktır.Gelini evden çıkarma ve arabaya bindirme görevi damadın kardeşinin veya yakın akrabalarından bir erkeğin görevidir.Gelini oturduğu yerden kaldırmak için ğatecıpşe ve odadan çıkarmak için de aşha vubıdıpşe ödemek gereklidir.Ayrıca avludan ve köyden çıkarken gençler tarafından yolu kesilen gelin alıcıdan geçiş bedeli(kuebjedene) alınır.Gelinle birlikte genellikle yengesi,teyzesi,amca-teyze oğlu veya kızı olan gelin arkadaşı (jemheğase veya nısedekue) gelir ve kocasının evine yerleşinceye kadar onunla birlikte kalır.Eskiden uygulanan teyşerıs geleneğine göre,gelin damadın bir akrabasının veya arkadaşının evine (teyşeres) getirilir ve gelin çıkarmaya (nıseyişe,nıseyişıj) kadar orada kalırdı.Ancak uzun zamandır gelin doğrudan damadın evine getiriliyor.Voraydade şarkısı eşliğinde arabadan indirilir ve özel hazırlanmış odaya(lağune) götürülür.Bu sırada nıvoj çetsıvej denilen ilginç bir seremoni yaşanır.Damadın büyük ninesi varsa temsili olarak evden kaçar ve güzel sözlerle,vaatlerle ikna edilerek geri getirilir.

    Bir süre sonra,voraydade şarkısı eşliğinde gelini yeni akrabalarıyla tanıştırma töreni(vuneyişe) yapılır.İkinci kez,sadece kadınların katıldığı vuneyişe tsuk da yapıldıktan sonra gelin kaynanasının yanına girmekte serbest olur.

    Damat bütün düğün faaliyetleri sırasında bir arkadaşının evinde (şavuape,şavoşıpe) kalır.Sağdıç (şavakot,şavoğ) ve yardımcısı (şavokodze) gereken her şeyi yapmaktan sorumludur.Arkadaşları,düğüne gelen gençler,damadı burada ziyaret ederler ve geleneklere bağlılığını,dayanıklılığını ölçerler.Uygun bir fırsatta damat kaçırılabilir ve kurtarmalık alınarak iade edilir.Düğünün son günü,yani gelin getirildikten üç,dört gün sonra şavoyişıj (damat çıkarma) yapılır.Damat,arkadaşları eşliğinde kaldığı evden törenle kendi evine getirilir.

     
  2. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    19.755
    Beğenilen Mesajlar:
    601
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    ÜSKÜP VE CİVARINDAKİ EVLİLİK ADETLERİ
    Evlilik: gelenek, görenek, töre, çevre ve ekonomik yönüyle geniş kapsamlı bir olaydır. Toplumun dini inanışları, aile ilişkileri, ekonomik durumları gibi değerler eş seçiminden evlenme törenlerine kadar uzanan evlenme olayını belirleyen başlıca faktörlerdir.

    Bilindiği üzere her ulusun yüzyıllar boyunca oluşan, gelişen, değişen, gerçekte bir anlam, bir değer katan kendi gelenek ve görenekleri vardır. Her ulus kendi gelenek ve göreneklerini değerlendirebilmelidir ki kültürel zenginliğini koruyabilsin. Ancak yaşam koşullarının değişmesinin sonucu olarak bugün eski gelenek ve görenekler büyük ölçüde aşındığı görülür. Unutulmaya yüz tutan bu gelenek ve göreneklere, düğün adetlerini de dahil edebiliriz.

    Bazı toplumlarda kız ve erkeklerin çocuk yaşta evlendirildiği görülür. “Beşik Kertliği Evlilik”, “Kız kaçırma yoluyla evlilik”, “değiş evlilik” gibi hem geleneksel yaşam gereği, hem de ekonomik nedenlerle yapılan evlilik türlerine rastlanır. Mirasın dağılmasını önlemeye yönelik olan “akraba evliliği” gibi.

    Evlenmenin bir özelliği de, toplumsal dayanışma ve düğün sahibine yardım gibi konularda yakınlaşmanın artmasıdır. Bu yazımda, Üsküp ve çevresindeki düğün adetlerinden saptayabildiklerimi diğer bazı çalışmalarında yardımıyla kaleme almaya çalıştım.

    Üsküp’te, her delikanlı, her genç kız evlenme çağına geldi mi, ona uygun bir kız bulunması için harekete geçilir. Kız hususunda bir karara varıldıktan sonra kız istenmeye gidilir. Kızı istemeye giden kişiye “Stroynik” denir. “Stroynik” (dünür) olacak kişi genelde hem erkeğin hem de kızın ortak tanıdık ya da akrabalarından biri olur. Ancak bu kız istetme işinden önce kızla ilgili bir ön araştırma yapılır.

    Kız istemeğe genellikle pazartesi ya da perşembe günü gidilir. “Stroynik”ten önce, kız görmeye, erkeğin annesi, varsa kız kardeşi, ya da yakın akrabalarından biri gider. Eğer kız ile erkek önceden birbirini tanımıyorsa yani bugünkü tabirle kız ile erkek sevgili değilse bu işe aracılık eden kişi de erkek tarafıyla birlikte gider.

    Pazartesi ya da perşembe günlerinden bir gün, ‘Stroynik” kız evine giderek biraz sohbet ettikten sonra asıl konuya girer. “Allah emriyle, Peygamberin kavliyle” diye söze başlayarak, kızı kime istemeğe geldiğini açıklar.

    Ardından erkeğin hangi aileye mensup olduğunu, ne gibi özellikleri olduğunu ayrıntılarıyla açıklar. “Stroynik” kız evinde bulunduğu süre içinde kız ayrı bir yerde oturur.

    Bundan sonra kızın ailesi erkeği tanıyanlara başvurarak onun nasıl bir aileden yetiştiğini, nasıl biri olduğunu soruşturmaya başlar. Eğer erkek hakkında olumsuz bir intibah edinilirse ‘Stroynik”in ikinci gelişinde bir sebep ortaya atılarak kendisine kızı henüz vermeye niyetleri olmadığı söylenir. Eğer erkek hakkında iyi bir intibah edinilirse, “Stroynik’ten biraz daha zaman istenilir.

    “Stroynik” üçüncü sefer geldiğinde artık söz kesilir. Sözün kesildiğini kesin bir biçimde kanıtlamak için Stroynik” kızın vermiş olduğu “söz mendilini” erkek evine götürür. “Söz mendili” kızın kendi işlediği bir mendildir. Sözün kesildiği haberinin gelmesi ile erkek evinde “cümbüş” başlar.

    Yakın zamana kadar erkek ile kız düğün gününe kadar birbirini hiç görmezlerdi. fakat önceden birbirlerini sevmiş olanlar gizliden gizliye görüşmelerini sürdürürlerdi. “Söz Kesme” aile içerisinde gerçekleşir. Söz kesmeğe bazı hediyeleri içeren süslü tepsiler- le kız evine gidilir ve söz kesilir. Dönüşte kız evinin verdiği hediyeler alınır.

    Bir süre sonra nişan günü tespit edilir. ardından nişan hazırlıkları başlar ve her iki tarafta karşılıklı olarak hediyeler hazırlar. Nişan hediyeleri olarak erkek tarafından kıza elbise, iç çamaşır, terlik ve yüzük alır. Kız tarafı da erkeğe iç çamaşırı, takım elbise, terlik, kravat, gömlek ve yüzük alır.Tüm bu hediyeler nişan tepsisine dizilir. Erkeğe gidecek hediye tepsisini kız, kıza gidecek olanı da erkek alır. Bu hediyeler dışında kız erkeğin yakınlarına bohçalıklar hazırlar. Bohçalıklar erkeğin babasına, annesine, kardeşlerine gönderilir. Bohçalara iç çamaşır, çorap, gömlek, kumaş gibi şeyler konulur.

    Aynı şekilde erkek de kızın yakınlarına bir şeyler gönderir. Tepsiler genelde kuşluk vaktinde götürülür. (Saat 14.00 gibi). Her iki ev ahalisi o gün sohbet ve eğlence içinde bir kaç saat geçirirler. Bu esnada çay. pasta, lokma, limonata vs. dağıtılır. Erkeğin yakınlarından kızlar def çalıp, türkü söylerken Kadınlar da halay çekerler. Bu arada erkeğin ablası ya da yengesi kıza getirmiş oldukları hediyeleri gösterirler. Bu arada kızın hazırlamış olduğu hediyeler de gösterilip erkeğin evine gönderilir.

    Bir süre nişanlı (1,2,3,5 ay gibi) kalındıktan sonra düğün gününün tespiti için erkeğin ailesi kız evine gider ve düğün günü kararlaştırılır. Böylece düğün hazırlıkları başlamış olur. Kızın elbiseleri terziye götürülür. Terzi, erkeğin kız kardeşi ve kimi yakınları eşliğinde kız evine gidip kızın ölçüsünü alır. Kızın elbiseleri biçilmeğe başlanır. Bu elbiseler, aslında “ilk katlar” diye adlandırılan gelinliktir. Bundan başka sabahlık ve şalvar hazırlanır. Ancak bugün bu elbiseleri hazır olarak alanlar da vardır. Elbiseler genelde Bit Pazarı denen çarşıdaki dükkanlardan alınır. Hatta durumu iyi olanlar elbiselerini (gelinlik vs.) Istanbul’dan getirirler veya alırlar.

    Düğüne bir hafta kala bu elbiseler kız evine götürülür. 0 gün kız kendi evinde arkadaşlarının yardımıyla çeyizini serer. Çeyiz; danteller, çarşaflar, peçeteler, yatak örtüleri ve değerli el işleriyle yapılmış takımlarla diğer bazı eşyalardan oluşur. Bu çeyizler serilmeden önce gelin adayı ve yakınlarınca yıkanarak ütülenir, Burada yine erkeğin yakınlarına olmak üzere bohçalıklar hazırlanır. Çeyiz üç gün kız evinde serili durur. Bu arada kadınlar ve kızlar çeyizi görmeğe gelir. Görmeğe komşular, akrabalar gelir ve gelenlere lokum ya da şeker ikram edilir.

    Pazartesi günü serilen çeyiz çarşamba günü toplanarak düzenli bir şekilde sandık ve bavula yerleştirilir. Erkek evinden bir grup adam çeyizi almak üzere kız evine gelir. Adamlar çıkarken kızın kardeşi sandık üzerine oturur ve çeyizi almaya gelenlerden para almadan da kalkmaz. Parayı alan kalkınca, çeyiz sandığı kız , evinden erkek evine götürülür. Çeyizi almaya gelenlerin her birine çorap ya da mendil hediye edilir.

    Aynı gün öğleden sonra, kızın yakınlarından bir kaç kadın çeyizi sermek üzere erkek evine gider.

    Cuma akşamı kına gecesi yapılır. Kına kızın evinde yakılır. Fakat eğlence her iki evde de olur. Kına, bir çömlek kab içinde çay ile karıştırılıp hazırlanır. o akşam kızlara yemek verilir. Hatta gelin adayının yakın arkadaşları o gece orada kalabilir. Kına yakılırken türkü söylenir. Bu söylenen türkülerle kızı ağlatırlar, çünkü bu, kızın baba evinde geçirdiği son gecedir. Kızın başı kırmızı başörtü ile örtülür.

    0 akşam şenlik (şalvar gecesi) bittikten sonra herkes dağılır. Cumartesi akşamı erkeğin evinde şenlik devam eder. Pazar günü ise “Koçi halkı” gelini almaya gider (Gelinin evi yakınsa gelini almaya gece geç saatte gidenler de vardır). Koçi halkı” (gelin alayı) gelin evine vardığında kadınlar gelinin evine, erkekler de “Konak” adı verilen eve girerler. ‘Konak” en yakın komşu (bu akrabası da olabilir) tarafından düğün nedeniyle boşaltılan evdir. Kadınlar eğlenip, türkü söylerler. Bu arada gelin yakınlarından biri şerbet dağıtır. Fakat bu şerbeti kimse içmez, çünkü gelin şerbete tükürmüştür. Bu adet gelinin evlendirilişinden dolayı küskünlüğünü belirtmek üzere yapılır.

    Daha sonra gelini çıkarmaları için “Koçi halkı emaneti isteriz” deyince gelin çıkarılır. Gelini Koçi halkı alkışla karşılar. Gelinin duvağını ilk önce erkek çocuğu açar ve çocuk gelin duvağına bir avuç çerez (leblebi, şeker) koyar. Davetli olan tüm kadınların üzerine bu çerezden atılır.

    Gelin bu arada yakınlarıyla görüşüp ağlamaya başlar. Gelinle görüşenler gelme para verir. Bu arada “Koçi halkı” arabalara biner, bu arabaların hepsi çiçeklerle süslüdür. Eskiden ise gelin almaya faytonla gidilirmiş. Faytonu çeken atlar çiçeklerle süslenip üzerlerine kumaş atılırmış. Bugün sadece daha kırsal yerleşim yerlerinde atlar kullanılır. Atlar da süslenir ve köyün etrafı davul zurna eşliğinde gezilir (Stvetova köyünde olduğu gibi).

    Gelini de arabaya alan “koçi halkı” erkeğin evine doğru yol alır. “Koçi halkı” arasından bir araba erkeğin evine daha çabuk varır ve diğer arabaların yola çıktığını haber verir. Bu haberi getirene “müjdeci” denir. Müjdeciye gelinin çeyizinden bir takım dantel hediye edilir.

    “Koçi halkı” güvey tarafından kapıda beklenir. Gelin arabası evin önüne varınca, güvey arabanın üzerine tabakla çerez atar ve tabağı elinden fırlatır. Bu tabağı yakalayan, kaynanadan para almadan geri vermez.

    Güvey, arabaya binip gelinin yanına oturur. Gelinin koltuk altında Kur’an vardır. Gelin arabadan indirilirken arabanın kapısı önünde bakır bir tepsinin içine su dökülür ve bu tepsi içine gelin basar. Bunun anlamı, evliliğin su gibi tertemiz, doğrusu sorunsuz geçmesidir. Arabadan inen gelin kapı eşiğini şerbete batırdığı parmaklarıyla üç defa dokunur. Bunun anlamı da hayatlarının tatlılık içinde geçmesidir. Gelin eve ilk adımını atarken sağ ayağıyla atmaya dikkat eder. Gelin ile güvey birkaç dakikalığına odalarına girerler. Kadınlar ise kapı önünde türkü söyleyip kapıyı yumruklarlar. Odadan çıktıklarında damat erkeklerin, gelin de kadınların arasına alınır ve eğlence devam eder.

    Pazar akşamı yemek verilir. Bu yemeğe hoca da davet edilir. Hocanın oturduğu sofraya damadın da oturması gerekir ve buna “hoca sofrası” denir. Ancak bu adet günümüzde herkes tarafından uygulanmamaktadır. Yemek yenildikten sonra güveyin gerdeğe girme sırası gelir. Güvey gerdeğe girdiği sırada arkasına yumruk yememek için halk arasından koşarak ayrılır.

    Güvey odaya girince gelin odada tek başına bekler. Güvey odaya girdikten sonra birbirlerine “ hoş geldin” derler. Gelin damadın elini öper. Güvey gerdeğe girmeden önce gelinin duvağında namaz kılar. Bu namazla ilgili bilgiler düğünden önce aileleri tarafından çocuklara verilir. Gerdek öncesi yatakta küçük bir erkek çocuğa takla attırılır ki çocukları tez ve erkek olsun.

    Ertesi gün sabah erkenden kızlar türkü söyleyip def çalarlar, gelinin dışarı çıkmasını beklerler. Gelin oda dan çıkınca kaynana odaya girip “nişan” ister. Bu nişan gelinin bakire olup olmadığını kanıtlar. Fakat damat gelinin bakire olmadığını önceden biliyorsa o zaman gelinin gönderilmesi söz konusu değildir. Kimi zaman da erkeğin gerdeğe girememesi olayı görülür ve gerdeğe girmesi ertesi akşama ya da ondan sonraki akşamlara ertelenir.

    Gelin odadan çıkınca kadınlara ve kızlara başörtü ya da çorap dağıtılır. 0 sabah, gelinin annesine, kadınlardan biri tarafından “simit poğaça” (bazı yerlerde o gece kullanılan çarşaf) götürülür. Bu gelinin bakire olduğunu kanıtlar.

    Kaynata ile kaynana ise geline o sabah altın takılı takarlar (bilezik, yüzük, kolye, küpe vb.). İki gün sonra salı günü dernek denilen toplantı yapılır. 0 gün gelinin yakınları olan kadınlar gelir. Dernek’e gelenler içinde yeni gelin var ise o da gelinliğiyle gelir. Gelinin annesi baklava getirir. Kadınları kapıda damat karşılar ve baklava getirenlere para verir. Damadın yakınlarının da katıldığı bu günde lokum, çay, pasta, boğaça, baklava. limonata ikram edilir. Gelinin annesi geline takı takar. Gelin herkesin elini öper.

    Cuma günü yine erkek evine gelinin kız arkadaşları gelir. Eğer kız kardeşi varsa kız kardeşi de takı takar.

    Pazartesi günü ise gelinin yakınları toplanır, gelin de getirdiği bohçaları onlara dağıtır. Bohçaları dağıtırken önce kaynanaya, eltiye, görümceye ve sırasıyla diğerlerine verirken önce el öper, bohçayı ellerine verir ve yine el öper.

    Pazar günü, damat kaynananın evine yemeğe davet edilir. Buna “kaynananın elinin öpülmesi” denir. Yemek yenildikten sonra çaylar içilir ve sohbet edilir.

    Haftaya, pazar günü, gelinin babası damat evine bazı yakınlarıyla birlikte yemeğe davet edilir.

    Düğün gününden üç hafta sonra gelini üç akşam annesi misafir eder. Buna “pırviçe denir. Beş hafta geçince, gelin baba evine beş geceliğine misafir götürülür.

    Üsküp ve çevresindeki bu evlenme adetlerini Türkiye’ye göç etmiş olanlarda da görmek mümkün olmakla birlikte bazı adetlerin uygulanmadığı görülür.

     
  3. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    19.755
    Beğenilen Mesajlar:
    601
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    ANTALYA İLİ EVLİLİK ADETLERİ
    Kız İstemede Mendil Düğümleme : Gelinlik çağına gelen genç kızlara çevrede dünürcü gelinir.Bu dünürcüler bir tane olabileceği gibi aynı anda birden fazla da olabilir.Kıza gelen dünürcülere kız babası düşüneceğini söyler.Kız babası kıza doğrudan doğruya kiminle evlenmek istediğini soramadığı için bir kadın tarafından kıza kaç tane taliplisi varsa o kadar ayrı renkte mendil getirilir.Bu mendillerin kime ait olduğu da söylenir.Kızın kime gönlü varsa o kişiye ait mendili düğümler ve böylece kiminle evlenmek istediğini belirtir.

    Düğün :Babası oğlunu çağırır,oğlan diz çökerek oturur.Baba oğlum falan adamın kızını sana isteyeceğim,git kızı uzaktan gözet der.Oğlan kızı beğenirse arkadaşlarıyla babasına haber gönderir.Oğlan babası iyi konuşan ,ağzı laf yapan bir komşusu ile dünüre gider.Oturup uzun uzun sohbet ederler.Olan tarafı çekingen davrandığı için bir türlü konuya giremez.Ziyaretin sonuna yakın komşusu Allahın emri üzeri Peygamberin Kavli üzeri oğlumuz falancaya sizden hısımlık diliyorum der.Kız babası başını eğerek sonra cevap veririz biraz düşünelim der.Daha sonra ikinci bir ziyaret gerçekleştirilir.Geçen günkü sözümüz ne oldu diyerek söze başlanır.Kız babası yine başını eğerek cevap vermek istemez,düşünelim der.Oğlan babası yine cevap alamadan geri döner.Çünkü kız evi naz evidir.Kız evine üçüncü ziyarette maddi duruma göre hediye (Baklava,çikolata) alınarak götürülür.Oğlan babası bu kez biz geldik gitmeyiz,kuzu kurban kabul etmeyiz,bu kızı Allah yazdıysa gelin almak isteriz der.Eve getirilen hediye kız evi tarafından kabul edilirse oğlan evini görmeceye (kız ile oğlanın biribirini görmesi) çağırır.Kız ile oğlan görüştükten sonra kız babası yakın bir akrabası vasıtasıyla kızının fikrini sorar.Kız babam bilir derse gönlü var demektir.Bundan sonra söz kesilir.Arkasından oğlan tarafı nişan ister.Nişandan sonra bir gün alırlar ve kızın evine kesene (Kıza altınını,elbisesini ve çeyizini götürmek)giderler.Kesene kızın çeyizini evine serer.Kesene Perşembe günü gider düğün cumartesi akşamı kına ile başlar.Kına gecesi gelinin tüm tanıdıkları ve arkadaşları gelerek gelini giydirip süslerler.Gelin odaya gelince alkışlanır ve oturmadan oynatılır.Bundan sonra meydan genç kızlara kalır.Ve uzun bir süre söyleşirler.Birbirlerini överler,türkü söylerler.Oyun faslı bittikten sonra sıra geline kına yakmaya gelmiştir.Kına yakılmadan önce kız anasından şöyle izin istenir.

    Kız mısırdan kınan geldi mi?
    Kız annesi duydu mu?
    Çağırın gelsin öz anasına
    İzin versin kınasına

    Geline kına yakmadan önce abdest aldırılır.Genç kızlar tarafından büyük bir leğende kına yoğrulur.Yoğrulan kınanın üzerine mum yakılır.Kına ilk olarak ,annesi tarafından gelinin eline sürülür.Daha sonra genç kızlar kına türküsünün eşliğinde birbirlerine kına yakarlar.

    Gelin söyler:
    Ak elime mor kınalar yakarlar
    Baba evinden el evine atarlar.
    Ana söyler:
    Var git kızım güle güle
    Göz yaşını sile sile

    Gelin söyler :
    Sabah erken kalkarım
    Elim kına yıkarım
    Anne,baba ve kardeşlerim artık sizi çok özlerim.

    Kız anası söyler:
    Var git kızım güle güle
    Göz yaşını sile sile

    Oğlan tarafı Pazar günü gelin alıcı gelerek gelini alırlar.
     
  4. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    19.755
    Beğenilen Mesajlar:
    601
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    KARS İLİ EVLİLİK ADETLERİ



    Nişan

    Beh ile kararlaştırılan nişan tarihinde, oğlan evi behdekinden daha büyük bir kalabalıkla kız evine gider. Kız tarafı da kendi tanıdık ve akrabalarını nişana çağırır. Nişana çağırılanlar çoğunlukla kadınlardır. Nişanda masraf daha çoktur. Oğlan tarafı birkaç kat elbise buna göre ayakkabı bir o kadar çamaşır birkaç tane baş örtüsü, küpe, altın bilezik vs. götürür. Ayrıca kız tarafına pirinç, çay, şeker ve bir yada birkaç koyun oğlan tarafından götürülür.

    Nişanda davet edilenler de hediye götürürler veya para verirler. Eğer kız ve oğlan aynı köyden ise, öğleden önce gidilir. Öğle yemeği yenir ve merasim başlar. Yemekten hemen sonra oğlanın annesi nişan için gelen eşyaları misafirlere gösterir. Beh’de olduğu gibi şeker ve meyve dağıtılır.

    Bundan sonra akrabalardan bir kadın, kızı konukların yanına getirir. Gelin olacak kızın utanmaması için ilk önce bu akraba kadın konuklara hoş geldin der. Eğer genç ise el öper. Sonrada kız bütün konukların ellerini öper. Oğlan tarafından gelenler bu el öpme sırasında getirdikleri hediyeyi kıza verirler. Kızın yerine, yanında dolaşan kadın hediyeleri toplar. Artık bundan sonra nişan merasimi sona ermiştir.
    Eğer evlenecek olanlar ayrı ayrı köylerden ise, bir gece kalınır ve ertesi gün öğlen yemeğinden sonra aynı şekilde merasim yapılır. Sıra hona gelmiştir. Hon nişan karşılığıdır. Yani kız nişanlandıktan sonra kız tarafı oğlana nişan götürür ki buna hon denir. Honda kız tarafı kıza hediye getirenlerin her birine bir çift çorap, bir mendil ayrıca kete veya çörekle beraber oğlana da maddi şartlara göre elbiselik, çamaşır, çorap, mendil ve benzerini götürür. Birde nişan yüzüğü vardır.
    KIZ YANI (BAYRAMÇALIK) :
    Bayramçalık, dini bayramlarda erkek tarafından kız evine götürülen gelinlik , kıza ait hediyelerdir. Hediyenin cinsi ve miktarı erkeğin maddi durumuna göre değişir.
    Bu vesile ile gelin bir kez daha görülmüş olur. Bir de uzun zaman tatlı bir hatıra olarak kalan (kız yanı) olayı vardır. Erkek nişanlısını görmek için bir gece seçer. Bu arada kız tarafından olan erkeklerin duymamasına dikkat edilir. Ayrıca kız yanına gidecek olan erkek yanına, kız evininde iyi tanıdığı bir arkadaşını alır.
    Bu yabancı aracılığı ile güveyi adayı nişanlısını görür,ki bu olaya kız yanı denir. Birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilen nişanlılık süresince bu “Kız yanı olayı” birkaç defa eder. Aslında nişanlısı olan kendisini evli sanmaktadır.

    DÜĞÜNE KADAR :
    Önce kız ve oğlan tarafları tekrar toplanırlar. Düğün eşyası maddi duruma göre değişse de normal olarak elbiselikler, çamaşırlar, ayakkabılar, gümüş kemer, altın (ayrıca beşibirlik) çeyiz sandığı, dikiş makinesi, halı, yatak yüzü v.s olur. Bu eşyalar kız ve erkek tarafından birer kişiyle pazara inilerek beraber alınır. Ayrıca pazara gidenlere de düğün eşyası içinde hediye almak adettir. Bir de , düğün birkaç gün kala kız evine gönderilir. Yiyecek maddeleri birkaç sığır veya koyun, yağ,pirinç,kuru üzüm çay şeker vs.dir.

    Nihayet oğlan ve kız evleri düğün için misafirlerini çağırırlar bu misafirlere “Atlı” denir. Atla gelip gelmemeleri söz konusu değildir. Her iki ev kendi misafirlerine bir çay ikram ederler. Buna atlı çayı denir. Bu çayda düğünün tarihi de belirlenmiş olur. Bazı yerlerde “Atlı”tabiri sadece oğlan tarafından kız tarafına gidenler için söylenilir. Başka köylerden gelen atlılar düğün olan köydeki evler tarafından misafir edilir. Atlı çayından sonra herkes kendi misafirini götürür. Bundan sonra evine götürdüğü atlının her şeyinden ev sahibi sorumludur. Bu durum her iki tarafta, yani hem oğlan, hem kız evinde aynıdır. Bu sırada kız ve oğlan evlerinde köyün gençleri doğal olarak kız evinde kızlar, oğlan evinde de erkekler toplanırlar. Gelin atlanıncaya kadar eğlenilir ve her gün toplanılır. Bu gençleri toplu halde köyün hemen bütün evleri misafirliğe davet ederler. Böylece evden eve dolaşıp dururlar. O kadar ki bir günde beş altı defa dolaşırlar . Bu olaya da bey gezmesi denir.

    Gelin ve damadın bir sağdıcı bir solducu olur. Sağdıç ve solduçlar gelin ve damadın yakın arkadaşıdırlar hiçbir zaman gelin ve damadın yanından ayrılmazlar. Kars’ın bazı bölgeleri vardır ki gelin ve damat düğün önceki sağdıçların evinde kalırlar. Böyle yerlere örnek olarak Kars’ın Büyükboğatepe köyü verilebilir. Düğünden bir gün önce “KIZ ŞAHI” kalkar. Şah oldukça ilginçtir. Ağaçtan yapılan, beşlik ağaç, ya da ağaç çıta arasına bunları dik tutmak için çakılan birkaç çıtadan ibarettir. Bunun etrafı meyvelerle bezenir. Meyveler ipe dizilmiş ve daha sonra Şah, a yerleştirilir. Şah’ın hazırlanması ve bütün masrafı sağdıca aittir. Yukarıda belirtildiği gibi düğünden bir gün önce ve akşam ezanından sonra kız şahı kalkar. Sağdıcın evinin önünden kalkan şahın önünde çubukçu bulunur. Bunun görevi şahdan meyve kaçırılmasına engel olmaktır. Çünkü bu şahdan meyve vs. kaçırıp sağdıca getiren , sağdıçtan bahşiş olarak para alır. Ayrıca yine şahın önünde, dirgen ucuna geçirilmiş bir tezek yanar halde gider. Güvey ortada, sağdıç sağında solduç ise solunda yürür. Elleri mendille bağlanmış ve mumu konmuş haldedir. Devamlı olarak silahla ateş edilir. (Dostun dostluğuna, düşmanın korluğuna hele bir Allah) koro halinde “Allah birde deyin üç olsun, düşmanın ömrü puç olsun, here bir Allah” diye bağırırlar. Yine bu arada devamlı olarak havaya ateş edilir. Bu arada şahın önünü kesenler de vardır. Bunlara ya kendileriyle görüşerek biri çıkarılır veya bahşişlerini isterler. Böyle hallerde çubukçu müdahale edemez. Böylelikle şah kızın evine kadar gelmiştir. Tam kapıda davul zurna çalar ve oyunlar oynanır. Şah içeriye girdikten sonra köyün genç kızları ve gelinleri, sağdıcı ve solducu içeri alırlar.

    Gece kız evinde gelin ve genç kızlara, oğlan evinde ya da oğlan sağdıcının evinde güvey ve arkadaşlarına kına konulur. Kına ilkin evlenecek olanın eline konur. Kına konmadan gelin ve güveyin ellerine kına koyarlar. Kına koymak adeti de vardır. Ele konan para yoksul bir çocuk tarafından üç defa eli sıyırarak alınır. Bundan sonra bütün orada bulunanlar ellerine kına koyarlar. Kına koymak sevinç işaretidir.
    Ertesi gün artık düğün bütünüyle başlamıştır. Bir yandan gelin hazırlanır, bir yandan davul çalar. Öğleye doru gelin atlanır. Gelinin atlanması demek oğlanın evine hareket etmesi demektir. Gelinin yanına yengeler (Biri Kız Yengesi Birde Düğün Eşyasıyla beraber gelen oğlan yengesi) ve ayrıca birkaç kadın,kız vardır. Bu sırada köyün gençleri atlara biner gelin arabasıyla beraber hareket ederler. Bir de müjde yastığı götüren vardır. Bu gelinden önce gider kız evinden aldığı bu yastığı oğlan evine götürür ve kendisine bir çift çorap ve başka bir şey hediye edilir.
    Gelin kapıya gelince yine çalgılar çalınır, bir kazan üzerine bir çay tabağı konur, gelin bunu ayağıyla kırar ve içeri gider. Gelin içeri girmeden evvel ayağına bir kurban kesilir. Akşam ezanından sonrada aynı şekilde oğlan sağdıcının evinden oğlan şahı kalkarak oğlan evine gelir. Böylelikle gelin ve damat aynı eve gelmiş olurlar. Gece erkeklere bir koyun kesilir. Buna döşgarı adı verilir. Yemek yenildikten sonra para toplanır. Bu paralar kız yengesine verilir. Böylelikle düğün sona ermiş olur.

    Düğün Gelenekleri

    Evlenme çağı kesin bir rakamla ifade edilmez. Ancak erkeklerde 18-23, kızlarda 15-19 olduğu söylenebilir. Kızlarda evlenme isteğini bildirme gibi bir sorun yoktur. Çünkü evlenme teklifini erkekler yaparlar. Evlenme isteğinde bulunan erkek, ya anasına (Annesine) ,kız kardeşine (Bacısına) yada tanıdık veya akraba olan bir kadın isteğini açar. Bu aracılarla evin büyüğüne isteğini açar. Evin büyüğüne bu haber gittikten sonra, erkeğin ev içindeki çekingen, küskün tavrı devam eder. Kabul edilip edilmediği de aynı aracılardan öğrenilir.
    KIZ GÖRME KIZ BEĞENME :
    Bunun için en müsait zamanı düğünler hazırlar. Eğer erkeğin istediği kız kendi köyünden ise böyle bir şeye lüzum yoktur. Başka köylerden ise kız ve oğlan çeşitli aracılar vasıtasıyla düğünlerde uzaktan uzağa tanışırlar birde evlenmeden önce kız görmeye gitmek vardır ki, erkek yanında birkaç kişi olduğu halde kız evine gider. Burada amaç kızı görmektir. Kız eğer kabul ediyorsa erkeğe çeşitli vesilelerle gönünür.

    ELÇİ GİTME – SÖZ KESME :
    Eyçi, Anadolu’daki Dünür karşılığıdır. Elçilik bir sanattır. Her kişinin elçilik yapamayacağı kanaatinin yaygın olduğu Kars’ta, bu iş için seçilenler Köyün büyükleri sayılmış kişilerdir. Elçi ne kadar çok tanınmış olursa, etki ve sonuç o kadar iyi olur. Yalnız ne olursa olusun elçiler arasında erkeğin yakın akrabaları ve babası bulunur. Kız tarafının ister olumlu ister olumsuz olsun gelen elçileri adet icabı iyi karşılaması gerekir.

    Önce havadan sudun konuşmalar yapıldıktan sonra elçilerden biri (normal olarak en yaşlı ve sayılır olanı) “Allahın Emri, Peygamberin kavli ile kızınız ......................yı oğlumuz .....................’a istiyoruz” der. Çoğunlukla düşünmek için kız tarafı izin ister. Eğer niyetleri kesin olarak olumsuz ise, o zaman kocalık kızımız yok, sizin yitiğiniz bizde değil, başka yerde arayın gibi klasik sözlerle karşılık verilir. Eğer kız tarafının niyetleri olumlu ise, şirni (tatlı) yemek günü kararlaştırılır. Karalaştırılan günde oğlan tarafı şeker, kolonya ve meyve getirerek oradakilere ikram eder. Çoğu zaman pey (beh) de bugün yapılır. Bu halde kız tarafına armağanlar ve bir yüzük getirilir.

    Yalnız, asıl elçiler gitmeden kadınlar kendi aralarında gidip gelerek karşı tarafın niyetini öğrenirler. Ayrıca elçilerin kız tarafından beğenilen kimseler olmasında da bu arada dikkat edilir. (Beh) düğün öncesinin en önemli olaylarındandır. Kız ve oğlan tarafları kız evinde toplanırlar. Meyve, kolonya, kalağa (Başörtüsü) götürülür. Oğlan tarafı ayrıca baş örtüsünün bir köşesine bir miktar para bağlar. Bu para başlığın bir kısmıdır.

    Kadın ve erkekler ayrı ayrı odalarda toplanırlar. Erkeğin babası, büyük kardeşi veya yakın akrabalarından biri yüzük takmak üzere kızın bulunduğu yere gider. (bazen de kız erkeklerin bulunduğu yere getirilir). Kızın parmağına hayır dualarla yüzüğü taktıktan sonra boy görmesi verilir.

    Boy görmesi, maddi duruma göre verilen bir miktar paradır. Ayrıca kızı getirene de bir miktar para bahşiş verilir. Eğer evlenecek kız bütün misafirin huzuruna çıkıyorsa yine aynı merasim yapılır. Boy görmesini de yine bir kişi verir.

    Behde yapılan diğer önemli iş ise başlık konusunun tamamen halledilmesi ve düğün bilhassa iki dini bayram arasında gelmemesine dikkat edilir. İki bayram arası her nedense uğursuz sayılmaktadır. Muharrem ayı da düğünün olmayacağı bir aydır. (Kerbelâ vak” asında ötürü).

    Ayrıca kıza alınacak eşyaların bir kısmı da bu sırada tespit edilir. Kesim kesmeğe bazı yerlerde kalın pazarlığı denir.
     
  5. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    19.755
    Beğenilen Mesajlar:
    601
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    ŞIRNAK İLİ EVLİLİK ADETLERİ
    Düğün Geleneği

    Şırnak taki evlenmelerin çoğunluğu görücü usulü ile yapılır. Ancak bazıları da ya düğünlerde veya bir sokakta birbirlerini görüp beğenenlerde olmaktadır. Erkek, beğendiği kızı istemek üzere durumu annesine bildirir. Annede uygun bir zamanını seçip, durumu babaya açıklar. Kızın ailesi kendileri için uygun görürlerse, kızı isteme kararını birlikte alırlar. Genellikle kendileri için zararlı olmayan ihtiyar bir kadını veya erkeği aracı olarak gönderirler. Kadın ise durumu kızın annesine, erkek ise durumu babasına açıklar. Genelde aracı kadın olur. Bu kadın kızı ve ailesini, dilinin döndüğünce ikna etmeye başlar. Kızın annesi durumu beyine anlatır.Bu arada aracıya bir süre verilir.Kız babası da çoğunlukla erkek kardeşlerine danışır, birlikte karar alırlar. İkinci kez gelen aracıya, uygun görülmüşse “Allah nasip etti ise olur” diye söylenir. Eğer uygun görülmediyse, ya “Kızımız daha küçüktür” veya “ onu amcasının oğluna verdik” veya” annesi yalnızdır,evde çalışacak başka birimiz yok,ağabeyi de henüz evlenmedi”, gibi uygun bahane ile reddedilir.Eğer kızın ailesi erkek evini ve ailesini uygun görmüşlerse aracıya,falan gün gelip istesinler diye cevap verirler.Bundan sonra “yol açma” safhası başlamıştır.Yol açmada,erkek ailesi,kendilerine yakın buldukları kişileri,kızın evine gitmek için çağırırlar.Kız evine haber verilir ve akşam hep birlikte giderler.
    Önce erkeğin annesi durumuna uygun olarak aldığı ya bir çift veya bir tek bileziği veya başka bir takıyı, gelini olacakları kızın eline takar, daha sonra erkeğin diğer yakınları beraberlerinde getirdikleri takı ve paraları kıza takarlar.
    Bundan sonra getirilen şekerler Fatiha ve salavatlar eşliğinde dağıtılır. Böylece artık kız resmen bağlanmış ve nişanlanmış olur. Bundan sonra başlık kesme safhası başlamıştır. Erkeğin babası en yakın süre içerisinde hazırlığını tamamlayarak, kızın babasına haber göndererek, başlık kesme ziyaretine izin alır. Kızın babası bir gece belirler ve bildirir. Başlık kesme gecesi için çoğunlukla 2 çuval şeker,10-15 kg çikolata, 10-15 kg lokum alıp hazırlanır. Erkeğin babası, dost ve tanıdıklardan 10-15 kişiye çağırtır. Birini, başlık kesme pazarlığı için tayin eder ve başlık için hazırladığı paraları ona teslim eder. Kızın babası da kendisine yakın bulduğu 5-10 kişiyi çağırır. Kız babası da bir pazarlıkçı tayin eder ve asgari sınırı ona söyler. Bu şekilde erkek tarafı kızın babasının evine gelir.Bir iki latifeden sonra pazarlık başlar.Nihayet ortak bir sınır belinlenir ve Fatiha ile pazarlık biter ve şekerler dağıtılır. Erkek tarafının pazarlıkçısı kendisine teslim edilen parayı karşı tarafa verir. Bu pazarlığın haricinde, erkek tarafı durum ve itibarına uygun bulduğu bir miktar parayı anne sütü karşılığında kızın annesine verilmek üzere karşı tarafa verir.
    Bundan sonra çeyiz hazırlama safhası başlar. Genellikle çeyizin tamamını kız tarafı hazırlar. Çeyiz tamamlanınca, erkek tarafı kızın babasından düğün için gün ister. Kız tarafı gün verir. Belirlenen günden bir hafta önce nişan takma merasimi olur. Yine iki torba şeker, çikolata, lokum ve aile yine durumuna uygun bir takıyı götürüp, kıza takarlar. Ertesi hafta belirlenen düğün gününden iki gün önce erkek tarafı bütün dost ve tanıdıklara bir elçi göndererek, düğünün olacağını haber verir ve ertesi gün düğün başlar. Genellikle Cumartesi günü başlar, Pazar gecesi kına götürülüp, gelinin ellerine sürülür. Ve yine bir altın takılır.
    Pazar günü ikindi namazına kadar düğün yapılır, halaylar çekilir. Halaylarda ve oynanan oyunlarda kadın ve erkekler bir arada oynarlar.İkindi namazından sonra ,düğün alayı kızın evinin önüne gider.Gelin süslenmiş bir vaziyette bir odaya kapatılır.Erkek tarafından tespit edilen bir yetkili, Pışder (kapı arkası) pazarlığı yapar.Varlığına uygun düşen bir parayı tekrar kız tarafına verir ve piresar (Tecrübeli mihmandar) gelinin kollarından tutup,ya arabaya veya ata bindirirler.Gelin alayı büyük bir konvoyla büyük cadde ve yollardan geçirilir.Bu arada zılgıtlar çekilir.Erkek tarafı da bu ara hazırlık yapmıştır.Damat damın üzerine çıkar,damadın her yanında sağdıçlar bulunur.Gelin damat hizasına geldiğinde damadın ayakları önünde bulunan para karıştırılmış toprağı gelinin kafasına döker.İlk ders manasına gelir.Ondan sonra,daha önce damat yakını olan bir aile,damadı misafir eder.O gece sabaha kadar o evde çeşitli eğlenceler düzenlenir.Damadın dost ve akrabaları damadın selamlığına gelirler.Yani ilk gece damat kendi evinde yatmaz.Ertesi günün sabahı damat kendi evine getirilir.Öğleye kadar düğün devam eder ve biter.Bundan sonra gelinle damadın dini nikahı kıyılır.Bundan sonraki günlerde,yardım maksadı ile selamlık olur.Damat tarafından dost ve yakınları durumlarına uygun düşen bir parayı gelinin selamlığına getirirler. Böylece damat tarafının üstlendiği yük bir nebze hafifler.

     
  6. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    19.755
    Beğenilen Mesajlar:
    601
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    ADANA İLİ EVLİLİK ADETLERİ

    EVLENME

    Bireyin yaşamındaki geçiş dönemlerinden biri de evlenmedir. Adana ve çevresinde, görücü usulü, anlaşarak, beşik kertme, levirat (kocası ölen kadının kayımbiraderiyle evlendirilmesi), kız kaçırma ve akraba evliliklerine rastlanır. Özellikle kız kaçırma ve akraba evlilikleri bölgede dikkati çekecek kadar çoktur. Evlenemeyen gençler, kısmetlerinin açılması için çeşitli yollara baş vururlar. Bunlardan bazıları, hocalara giderek kilit açtırma, muska yazdırma, dört yol ağzında çeyiz açmadır .

    Kız istemeye giderken ağzı laf yapan,ağzı lafa yakışacak kişilerle gidilir. İlk istemede kız verilmez. Ancak, ikinci veya üçüncü istemeden sonra kız verilir. Kız verilince iki aile arasında "küçük tatlı", "ağız tatlısı" yenir. Bu arada kıza alınacak takılar, eve alınacak eşyalar, başlık veya anaya verilecek süt hakkı konuşulur. Eskiden "yedi hacet" adı verilen; bir çift Adana burması bilezik, yüzük, küpe, elbise-ayakka-bı-giyecekler, başlık parası, halı-kilim, yatak-yorgandan oluşan eşya, takılar ve başlık parasının oğlan tarafından verilmesi kesin kuraldı .Bugün bu adla anılmasa da, yine de bunların çoğu yerine getirilmektedir. Daha sonra eş dost ve akrabaların katılımıyla eğlencenin de olduğu büyük tatlı yapılır. Büyük tatlı töreni yapanlardan çoğu nişan yapmaz. Gerek büyük tatlıda gerekse nişanda atkı, atkın ya da kırkım adı verilen takı ve hediye merasimi yapılır.

    Adana ve çevresinde, söz, nişan ve düğünde yapılan bütün masraflar oğlan evi tarafından karşılanır. Kız tarafı ise, kızına çeyiz verir, isterse takı takar. Kız tarafının yapacağı yatağın, yorganın ve yastıkların pamuğunu oğlan evi gönderir. Düğüne davet okuntuyla yapılır. Okuntu davet edilecek kişinin ağırlığına göre; kibrit, çay bardağı, mendil, çorap, gömlek ve elbiselikten oluşur. Oğlan tarafı kız tarafının da dağıtacağı okuntulukları alır ve kız evine verir. Düğün yemekleri; yüksük çorbası, ekşili köfte, davul aşı (etli dövme pilavı), etli kuru fasulye, pilav, patlıcan dolması veya yaprak sarmasından oluşur.

    Düğün, pazartesi veya perşembe günü oğlan evine bayrak dikimiyle başlar. Bayrağın ucuna ayna, soğan, portakal takılır. Pazar günü gelinin gelmesi ve bayrağın indirilmesiyle düğün sona erer. Pazartesi günü de duvak yapılır. Bayrak, gerdek gecesi damat veya sağdıç tarafından, aynaya nişan alındıktan ve aynanın kırılmasından sonra indirilir.

    Köylerde yapılan bazı düğünler kesimlidir. Kesimli düğüri'lerde, davulcular gelen konukları karşılar, konuğun ikramını yapar, konuğun önünde çeşitli figürler yaparak ondan para alır. Konuklar "caba", "çaba" adı ile anılan bu parayı düğün sahibine verilmek üzere davulculara bırakırlar. Bu tür düğünlerde, düğünü yönlendiren, çoğunlukla akrabadan biri olan ve abdal ağası adı verilen kişidir.

    Düğünün başladığı gün veya ertesi gün, kız evinden alınan çeyiz oğlan evine götürülür. Kız evinden çeyiz çıkarılmadan önce, çeyizde bulunanların tümü tek tek bir kâğıda yazılarak çeyiz senedi hazırlanır .Çeyiz senedi taraflar ve şahitler tarafından imzalanır, muhtar tarafından mühürlenir. Daha sonra, kırmızı kurdelelerle bağlanmış yorganlar, yataklar, yastıklar, mutfak eşyaları, beyaz eşyalar görülecek şekilde üzerinde bayrak asılı kamyona yerleştirilir. Halılar kamyonun yan taraflarından sarkıtılır, davul zurna eşliğinde Baraj'a gidilir, çeyiz sudan geçirilir. Çeyizi ***ürenler ve almaya gelenler burada oyunlar oynayıp, halaylar çekerler.

    Şehirdeki düğünlerde gelin hamamı geleneğine rastlanır. Hamam tasları ve zılgıtlar eşliğinde, hamamda geline kına yakılır. Hamama gidenlerin her biri gelini yıkar, türküler söylenir, oyunlar oynanır. Hamamda konuklara kebap veya kısır, meyve ve içecek ikram edilir.

    Adana ve çevresinde kına gecesi törenleri, ekonomik ve kültürel değişime bağlı olarak, eskiye oranla küçülmüştür. Eskiden, âşıklarla türküler söylenerek kız evine gelen kmacılara, kız evi tarafından çeşitli oyunlarla zorluklar çıkarılırdı. Kınacı, et satırı veya balta, telis çuvalı parçası, eskimiş süpürge ve ayna olarak da ekmek sacı ile sözde "tıraş" edilir, oyunlar çıkarılır, gelenlere bilmeceler sorulur, bilemeyen kı-nacı ağaca asılır ya da cezadan kurtulmak için para verirdi .Akşam dışarıda ateş yakılır, ateşin ebesi ateşe yaklaşmak isteyenlerle mücadele eder, bu arada herkes ebeyi düşürmeye çalışırdı .Ateşin etrafında oyunlar oynanır, halaylar çekilir, âşıklar türküler söyler, atışmalar yapardı .Gelinin yengesi ile damadın yengesi oyunlar çıkarır, tazı-tavşan oyununu oynarlardı .

    Günümüzde köy düğünlerindeki kına gecesi törenlerinde, az da olsa bu geleneklere rastlıyoruz. Kına gecesi, cumartesi günü veya gecesinde yapılır. Oğlan evi kızın giyeceğini, kınasını, çerezi ve mumları, kına davarıyla birlikte davul zurna eşliğinde kız evine getirir .Kız evine gelirken, yolda, kız evi tarafından hazırlanmış çeşitli oyunlarla ve zorluklarla karşılanır. Kına, gelinin yengeleri veya bahtı açılmamış bir kız tarafından yoğrulur. Köfte şekline getirilen kınalar tepsiye dizilir. Üstlerine mumlar dikilir, mevsim çiçekleri serpilir. Genç kızlar kına tepsisini, kına türküleri eşliğinde, başları üstünde ortaya getirirler. Tepsi başlarında, gelinin etrafında oynarlar. Gelin oturtulur, başına kırmızı şifon örtülür, kına türküleriyle övülür, geline öğütler verilir. Gelin ne kadar çok ağlarsa, o yıl o kadar bereket olacağına inanılır. Gelinin başı üstünde "kelle şeker" kırılır. Gençler şekeri kapışırlar. Şekerden bir parça ayrılır, gerdek gecesi bununla gelin ve damat için şerbet hazırlanır. Gelin oyuna kaldırılır. Daha sonra geline kına yakılır. Gelinin avcuna kına yakılırken para konur. Tepsideki kınalar, gençler tarafından kısmetlerinin açılması için kapışılır. Oğlan evinde de kına yapılır. Buradaki kına, gece geç saatlere kadar sürer. Güreşler tutulur, ateşler yakılır, oyunlar oynanır, yüzük yarışı yapılır .Damadın serçe parmağına kına yakılır. Erkeklerden biri kadın kılığına girer, çeşitli muziplikler yapar, eğlenirler .

    Kınadan sonra kırkım töreni başlar. Kırkım ya da atkın adı verilen bu tören, nişanda ve kına gecesinde kız evinde, gelinin oğlan evine geldiği gün de oğlan evinde yapılmaktadır. Kız ile oğlan masanın başına getirilir. Koluna bir yazma veya havlu bağlanmış bir erkek "atkın"ın ya da "kırkım"ın başladığını ilan eder. Oğlan tarafının en yakmıyla atkın başlar. Sonra, kız tarafına sıra gelir. Parayı atan veya hediyeyi veren kişinin adı yüksek sesle oradaki topluluğa duyurulur. Nişanda ve kınadaki kırkımda, daha ziyade mutfak eşyaları ve para verilmekte, toplanan para ile kızın çeyizinin eksikleri tamamlanmaktadır. Oğlan evinde yapılan kırkımda ise, daha çok para armağanı yapılmaktadır.

    Düğünün son günü gelin alma veya gelin çıkarma günüdür. Oğlan tarafı gelin almaya süslenmiş arabalarla ve davullarla gider. Eskiden gelin atla ***ürülürdü. Gelinin bineceği at, çevrenin en gözde atı olurdu. Atın başı kız tarafının hazırladığı şifon ve peşkirlerle süslenirdi. Kızın dokuduğu nakışlı heybe atın üstüne atılırdı. Gelinin ve atın başına ayna takılırdı. Gelinin evinden çeyizler develere yüklenir, develer gelin alayı ile birlikte giderdi. Develere takılan çanlar devenin yürüyüşünün ahengiyle çalardı8. Gelin alayı yolda giderken, kız evi tarafının hazırladığı çeşitli oyunlar ve zorluklarla karşılaşır. Tıpkı kınada olduğu gibi gelin alma gününde de oğlan evi epeyce zorlanır. Bahşiş almadan geçmelerine izin verilmez. Gelen oğlan evi, gelin çıkıncaya kadar oyunlar oynar, halaylar çekerler. Kızın akrabaları, kızı öven veya ona öğütler veren türküler söylerler. Erkek kardeşler kıza "kuşak" bağlar. Gelin ana babası ve kardeşleriyle vedalaştıktan sonra ana evinden uğurlamr.

    Bu arada, oğlan evinden gelini almaya gelen yakınları, yeni evlilerin muratları olsun diye, kız evinden çiçek çalar. Evlilikleri uzun ömürlü olsun diye, bakır kap çalar .Kız kısmetini de beraberinde ***ürsün diye bir tabak bir kaşık çalar . Kız gittiği eve çivi gibi bağlansın diye çivi çalar.Kız tarafı, gelinin gittiği evde kısmeti bol olsun diye, eline bir parça ekmek verir .

    Gelin oğlan evine gelince arabadan hemen inmez. Arabanın üstüne bir tepsi konur ve "kırkım" başlar. Önce kaympeder verir, indirmelik bağ, bahçe, hayvan olabilir. Ardından oğlan evinin yakınları para veya altın verirler. Gelin arabadan iner. Kaynana ve kayınpeder çekilmekte olan halaya katılırlar. Kaynana, gelinin başına arpa, leblebi, kuru üzüm, bozuk para atar. Gelin evin eşiğine gelince eline verilen bardak veya şişe veya testiyi kırar. Böylece gelinin kalp kırmayacağına,evliliğinin dağılmayacağına . inanılır. Yağ-bal sürülmüş yaprağı veya mayalı hamuru kapıya yarım yarım, içeriye kaynananın kolunun altından girer .Yanına bir kız bir erkek çocuk getirilir. Bunlar, oklava ile gelinin duvağını açarlar .Gelinle damat odaya girer, getirilen şerbeti yarım yarım içerler. Dışarıda oyunlar devam eder.

    Gerdekten önce özne övme yapılır. Bekâr arkadaşları damadı alır, gezdirir, eğlendirirler. Sağdıçlar damadı ortaya alır, boyunu poşunu mertliğini manilerle överler. Çeşitli oyun ve şakalarla damat giydirilir. Daha sonra, türküler söyleyerek, manilerle eve getirilir, sırtı yumruklanarak içeriye sokulur.

    Gerdeğin ertesi günü duvak günüdür. Bu günde duvak mevlidi okunur. "Çarşaf günü", "çarşaf mevlidi" olarak da anılır. Köylerde duvak günü öğle öncesinde toplanılır. Konuklara bu gün için kesilen davardan öğle yemeği ikram edilir. Kasaba ve şehirlerde, öğleden sonra toplanılır, gelenlere bisküvi-lokum-pasta ikramı yapılır. Son zamanlarda, özellikle şehir merkezinde, duvak, düğünün üçüncü günü yapılmaktadır. Duvak gününe kadınlar çağrılır, bu günde yaygın olarak mevlit okutulur. Mevlidin ardından, kızın oğlan evi bireyleri için getirdiği bohçalar konuklara gösterilir ve sahiplerine verilir. Kaynana gelinin kendisi için hazırladığı mindere oturtularak, kaynana bohçasından giydirilir. Duvağa gelenler gelinin evini gezerler, daha önce hediye getiremeyenler, hediyelerini bugün getirirler. Duvakta, gelen konuklara boncuklu tülbent verilir.

    Duvak gününde de çeşitli davranış kalıplan görülür. Bunlardan bazıları: Gelinin başına duvağı örtülür. Bu duvağı, bir oğlan ve bir kız çocuğu alıp, kaçırır, damattan bahşiş alır .Ortaya bir yastık konur. Gelin yastığın etrafında üç kez döndürülür. Yönü kıbleye çevrilir, diz çöktürülür .Mevlitten önce, ortada bir sehpa üzerine, tuz, şeker, gül suyu ve şerbet konur. Mevlit bittikten sonra, okunmuş tuz ve şeker gelin tarafından tadılır, sonra bu tuz ve şeker, gelinin evdeki tuz ve şekerinin içine eklenir. Ardındangelin, bir dilek tutar ve sehpayı üç kez salavat getirerek kaldırır .Eskiden, duvak günü gelin, sabah erkenden kalkar, düğünde kesilen davarların paçalanyla paça çorbası pişirir, gelen konuklara bu çorbadan ikram edilirdi.
     
  7. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    19.755
    Beğenilen Mesajlar:
    601
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    BAYBURT İLİ EVLİLİK ADETLERİ

    DÜĞÜNLER

    KIZ iSTEME : Evlenme çağına gelen oğullarını evlendirmeye karar veren ailede, oğlanın annesi akrabalarından birkaç kişiyi de yanına alarak evlenme çağında kızı olan evlere veya tavsiye edilen kız evlerine giderek kızlarına bakarlar. Baktıkları kızlarda güzellik, güzel ahlak, el becerisi ve benzeri meziyetler ararlar. Özellikle kız bakmaya sabah erken gidilir, kızın tertip, düzenine ve çalışkanlığına bakılır. Kız beğenilirse ayrıca yakınlarıyla birkaç defa gidip baktıktan sonra istemeye gidilir. Oğlanın annesi ve yakınları kızı annesi ve yakınlarından isterler. Eğer kızın ailesi verme taraftarı değilse, kızımız küçük diyerek işi geçiştirirler. Kızı verme taraftarı iseler kızın annesi bir kaç gün müsaade isteyerek babasına ve büyüklerine soracağını belirtir. Oğlan tarafı bir kaç gün sonra tekrar giderek kızı ailesinden bir kez daha isterler. Kızın annesi "Allah yazmışsa ne diyelim "diyerek işi erkeklere bırakır. Bu durum kızın verildiğine işarettir. Oğlan tarafından bir grup erkek kızın babasını ziyarete giderek bir de kızı babasından isterler. Babası da kızı verecekse "Allah yazmışsa ne diyelim, her iki tarafa da hayırlı uğurlu olsun" der. Bunun üzerine kız istemeye giden erkekler kızın babasından pusula (kız için oğlan tarafından isteklerini belirten liste) isteyerek, kızın babasının yanından ayrılırlar. (Bu pusulaya aynı zamanda kesirde denir) Kız tarafı Altın, Mobilya, En (Elbiselik kumaş) ve varsa diğer isteklerde bulunur. Oğlan tarafı pusulayı fazla bulursa, istekler üzerinde anlaşmaya çalışılır, anlaşamazlarsa bu iş biter. Anlaşılır veya direk kabul edilirse, kahve içme günü tespit edilir. Kahve günü sabahı oğlan tarafı şeker, kolonya, lokum, sigara ve kahve gönderir. Kız tarafının tespit ettiği bir mahalle odasında kahve içmek için erkekler toplanır. (Buna aynı zamanda Tatlı kahve denir) Burada oğlan tarafının yaşlı temsilcileri kızı tekrar isterler, kız tarafı da verdiklerini belirttikten sonra kahve içilir. Şeker, lokum ikram edilir. Sonra bir tepsinin içinde oğlanın babasına veya ailenin büyüğüne tekrar bir kahve daha gelir. Oğlanın babası veya ailenin büyüğü kahveyi içtikten sonra ikram yapan gençlere verilmek üzere tepsiye bahşiş bırakır. Sonra topluluk huzurunda Kız ve Oğlan vekili hocanın yanına oturarak dini nikah yapılır. Dua edilir ve topluluk dağılır.

    NİŞAN : Nişan günü tespit edildikten sonra oğlan tarafından bir kaç kişi kızı ve yanına bir yakınını da alarak çarşıya çıkarlar. Nişan için gerekli olan Malzemeler, nişan ve nikah kıyafetleri, hamam takımı, Ayakkabı, çanta, terlik ve kızın yakınlarına hediye v.s. alınır. Alınan bu eşyalara nişan selesi denir. Bu nişan selesi oğlan evinde serilir komşu ve yakınlara gösterildikten sonra kız evine gönderilir. Gelen sele kız evinde tekrar serilerek komşulara ve yakınlara gösterilir Nişan günü oğlan tarafı kız tarafına gider önce yemek yenir, sonra kızın yüzüğü ve takıları takılır eğlenilir ve topluluk dağılır.Kız tarafı oğlanın yakınlarına tatlılık olsun diye nişana gelenlerle bir tepsi baklava gönderirler. Nişandan sonra kız tarafı gelen nişan selesinin karşılığı olarak damat ve yakınlarına. hediye gönderirler. Buna, nişan selesinin geri dönmesi denir. Bir müddet sonra oğlan tarafı peştimbal hamamı yapar. Hamamda gelen davetlilere kız tarafından çörek, oğlan tarafından da meyve dağıtılır, eğlenilir ve oynanır.

    Nişanlılık süresi içinde tespit edilen bir gün, kız evine nikah memuru götürülerek kız, oğlan ve her ikisinin şahitleri huzurunda sade bir törenle resmi nikah yapılır. Tatlı kahve ile düğün arasına eğer Ramazan rast gelirse: ramazanın on beşinci gecesi oğlan tarafından bir gurup, kız tarafına gider altın ve hediyeler götürür eğlenilir ve sahur yemeği yenilerek dönülür buna on beşi denir. Ramazan Bayramında altın hediye v.s. gönderilir. Kurban bayramında ise koç süslenir, koçun boynuna lira, bilezik veya beşlik takılır, diğer hediyelerle birlikte kız tarafına gönderilir.

    DÜĞÜN : Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra, kız ve bir yakını alınarak çarşıya çıkılır. Gelinlik, çeşitli kıyafetler, ayakkabı,terlik kızın annesine "süt hakkı" adı altında bir hediye ve ayrıca yakınlarına da değişik hediyeler alınır. Alınan bu eşyalar ayrıca çeşitli enler (Elbiselik kumaş), çerez, kına ve pusuladaki altınlar önce oğlan tarafında gösterilir, sonra sandığa konularak kız evine gönderilir. Kıza giden çerez küçük paketler halinde hazırlanarak kız evi tarafından sandığa bakmaya gelenlere dağıtılır. Düğünden 15 gün öncesinden başlayarak kız, yakınları tarafından yemeğe alınır ve bu yemeklerde çeşitli eğlenceler yapılır, buna "kınaya çıkarma" denir. Düğünden bir kaç gün önce kızın çeyizi yakınları ve arkadaşları tarafından yıkanır, ütülenir ve serilir. Sonra çeyiz yakınlara ve komşulara gösterilir, toplamada önce oğlan tarafının büyükleri, mahallenin muhtarı, hocası kız evine giderek bütün eşyaların fiyatlarını tespit ederek bir liste çıkarırlar,buna "çeyiz yazma" denir. Giden guruba şerbet ikram edilir. Yazılan çeyiz toplanır, sandığa yerleştirilir ve eşyalarla birlikte sandıkta oğlan evine götürülür (Sandık evden çıkarılmadan kız tarafında bir çocuk sandığın üzerine oturarak bahşiş alır.) Gelen çeyiz kız tarafından gelen hanımlarca kızın geleceği eve serilir, yerleştirilir.

    Düğünden iki gün önce gelin hamamı yapılır. Hamamdan sonra gelin kız sağdıcının evine gider o gece sağdıcın evinde yatar, eğlenir oyunlar oynanır. Ertesi gün kızın evine gidilir ve o gece kız evinde baş örme (Kına gecesi) yapılır. Yemekler yenir, oyunlar oynanır, eğlenilir. Bu arada gelin içeriye girer yengelerden biri gelinin ayağına ayak eni serer, gelin ve sağdıçlar ellerinde mumlar, büyüklerle ve oğlan evinden gelenlerle görüşür ve kenara çıkar. Ayak eni toplanır baş sağdıca sağdıç eni asılır. Kaynana ve oğlan evinden bir kaç kişi geline para ve pul serperler, takılar takılır. Bitince takan kişi arkaya geçerek gelinin başını tutar ve kaynana baş parası verir. Oğlan tarafından gelenlerden, baş sağdıca el parası toplanır, oyunlar oynanır eğlenilir. Oğlan evi izin ister gider. Oğlan evinin genç kızlarından bir kaç tanesi kalır. Eğlenceye başlanır. Geç saatte gelin kızın eline, sağdıcı tarafından kına yakılır, kına yakımı sırasında gelinin ağlaması gelenektir. Türküler söylenerek özellikle gelin ağlatılır. Kına gecesi türkülerinden örnekler:

    Atladım atladım çıktım eşiği

    Kırılsın kırılsın kızlar beşiği

    Kaldırın softadan kızın kaşığı

    Sen anam, sen babam, kınam kutlu olsun

    Hem orda, hem burda, dilim tatlı olsun

    Yeşil kınam bakır tasta yoğrulsun

    Benim elim ak mendile sarılsın

    Güleç yüzüm, tatlı dilim sorulsun

    Sen anam, sen babam, kınam kutlu olsun

    Hem orda, hem burda, dilim tatlı olsun

    Gelin arkadaşlar kınam ezilsin

    Anam bacım başucuma dizilsin

    İlk ayrılık gözürnden yaşlar süzülsün

    Sen, anam, sen babam, kınam kutlu olsun

    Hem orda, hem burda, dilim tatlı olsun

    Diye devam eden türküler söylenir, oyunlar oynanır. Kız evinde kına gecesi olurken, oğlanın baş sağdıcının evinde de sağdıç gecesi yapılır. Sağdıç yemeği yenir, oyunlar oynanır, eğlenilir. Sabah namazından sonra hamama gidilir, hamam çıkışı yan sağdıcın evinde kahvaltı yapılır ve eve gelen berber, damadı ve sağdıçları tıraş eder. Tıraştan sonra kız tarafından gelen bohçadaki kıyafetler giyilir, düğün için hazırlanan yere sağdıçlar tarafından damat götürülür, düğün yemeği yenir, barlar oynanır ve eğlenilir.

    Mahallenin ileri gelenleri, tanıdıklar ve akrabalar, gelini almak için arabalarla dünürcü giderler. Giden dünürcülere kız tarafında şerbet ikram edilir. Dünürcülerden gençlere şerbet parası toplanır. Kızı evinden çıkarırken kardeşi kapıyı tutar ve ona kapı parası verilir. Topluca Allahaısmarladık denir ve gelin arabaya bindirilir. Gelin eve girerken ayağının altına bardak konularak kırdırılır, yüzüne ayna tutulur, kolunun altına kuran verilir, başına damat tarafından para ve çerez serpilir.


    Gelin içeri alındıktan sonra damat arkadaşları ve sağdıçlar tarafından davul zuma eşliğinde getirilir. Kapının önünde bir süre oynadıktan sonra damat içeri atılır, dışarıda kalan arkadaşlarına kız tarafından gelen kurabiyeler dağıtılır, daha sonra topluluk dağılır.
     
  8. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    19.755
    Beğenilen Mesajlar:
    601
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    BALIKESİR İLİ EVLİLİK ADETLERİ

    DÜĞÜN

    Günümüzde artık kırsal kesimde uygulanan bu adetler gün geçtikçe azalmakta ve çağa yenik düşmektedir.Kırsal kesimde uygulanan evlilik aşamaları şöyledir:

    Görücü usulüyle kız beğenilir.Erkek tarafı yakınlarından birkaç kişi dünür olarak görevlendirilir.Dünürler iki kez kız evine giderler.Birincide iyi karşılanırlarsa ikinci gidişte kızı isterler ve söz kesilir.Söz kesmeye "el öpme" denir.Kız evine oğlan evinden yiyecekler ve giyecekler hediye olarak gönderilir.Kız evinde verilen davette oğlan evi hazır bulunur ve söz kesimi gerçekleşir. Perşembe veya Pazar gününe rastlayan bir gün için nişan tarihine karar verilir.Nişanda maddi güce göre her iki tarafta hediyeler alır ve nişanda bu hediyeler takdim edilir.

    Oğlan evi düğün yapmaya karar verdiğinde kız evine haber gönderir.Karşılıklı düğün hazırlıkları başlar.Kızın yengeleri kız tarafını,oğlanın yengeleri oğlan tarafını düğüne davet ederler.Buna "düğüne okuma" denir.Düğünün başladığı gün kadınlar arası eğlence yapılır ve buna "ikindi kınası" denir.Erkekler keşkek döğer,kına gezdirir ve misafirleri ağırlar.Bütün bunlar damadın yakın arkadaşı "sağdıç" ve arkadaşları tarafından yapılır.Bir de bayraktar vardır.Bu kişi düğün konvoyunun önünde Türk bayrağını taşıyan kişidir.İkinci gün "oturma" adı verilen eğlenceler yapılır.Bu günün akşamında da "Kına Gecesi" gerçekleştirilir.Düğünün ikinci günü davetli evlerden davul zurna eşliğinde hediyeler toplanır.

    Düğün eğlencelerinde kızlar ve erkekler ayrı evlerde toplanarak oyunlar oynanıp,maniler söylenir. Düğünün son gününde "Gelin Çıkarma" yani gelin alma gerçekleşir.Günün sabahında damadın arkadaşları toplanıp başta bayraktar ve arkasında konuklar ve akrabalarla kız evine giderler.Çalgılar eşliğinde kız evinden dışarı çıkar ve gelinin başına bereket gelmesi amacıyla buğday sepilir.Böylece damat evine getirilir.Bu arada kızın çeyizi de bu düğün kervanıyla birlikte veya daha önce erkek evine taşınır. Gelin erkek evine geldikten sonra odasına çıkarılır.Camide yatsı namazını kılan ve arkadaşları tarafından eve getirilen damat çeşitli şakalarla birlikte gerdeğe girer.Birkaç gün sonra da kız evi ve erkek evinin ziyaretleriyle evlilik töreni sona erer.
     
  9. Misafir Melek

    Misafir Melek Forum Okuru

    vayyyyy

    ben karadenızlıyım sevgılım urfalı sımdı ıstemeye gelıcekler 15 gun sonra okurken daraldım bunlar olursa nasıl evlenecez bız anlamadım valla ama emegıne saglık
     
  10. yelizsemra

    yelizsemra Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    12 Aralık 2009
    Mesajlar:
    8
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    akdeniz
  11. kurabiye79

    kurabiye79 Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    300
    Beğenilen Mesajlar:
    138
    Ödül Puanları:
    43
    Şehir:
    konya
    teşekkürler canım konyalı olarak yazını okudum ve çok beğendim
     
  12. ebosum

    ebosum Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    14 Kasım 2010
    Mesajlar:
    22
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    paylaşım için teşekkürler
     
  13. twins

    twins Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    1 Kasım 2010
    Mesajlar:
    416
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    ay ne kadar çok adet var ya kıy nikahı iki oyna sonra doğğru evine:))
     
  14. sudembeyaz

    sudembeyaz Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    6 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    3.543
    Beğenilen Mesajlar:
    122
    Ödül Puanları:
    63
    pasimm ellerine sağlıkk peki AĞRI :deli:
     
  15. cns_01

    cns_01 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    377
    Beğenilen Mesajlar:
    95
    Ödül Puanları:
    0
    böyle türkiye daha dogrusu il olarak bunca farkli gelenekler varken - yabanci biriyle evlenilse ne olurdu acaba?! :S
     
İl İl Evlilik Gelenekleri konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Muş ili gelenekleri

    Muş ili gelenekleri

    muş gelenekleri muştaki aşiretler muşun gelenekleri muş aşiretleri muşun aşiretleri Muş ve çevresinin sosyal hayatında geleneksel yapı hâkimiyeti sürmektedir. Tarihe bakıldığında Türk Devlet geleneğinin en köklü ve en belirgin yapısı olan aşiret unsuru özelliğini halen korumaktadır. Zira Türk devletleri Tarihinde, aileler birleşip obaları; obalar birleşip aşiretleri; aşiretler birleşip...
  2. Çankırı iline ait gelenekler

    Çankırı iline ait gelenekler

    çankırı gelenekleri çankırının gelenekleri çankırının gelenek ve görenekleri çankırı düğün adetleri adetleri Çankırı'nın merkez ilçesi dahil, köy ve kasabalarında Türk Milli Kültürü yaşatılmakta olup köy ve kasabalarında genel olarak "kapalı toplum" özelliği görülmektedir. Öyle ki Çankırı köylerinde halen köy odaları bulunmakta, geleneksel Türk misafirperverliği*nin en güzel...
  3. Kars ilimize ait gelenekler

    Kars ilimize ait gelenekler

    kars ilimiz müjde yastığı örnekleri müjde yastığı karsın gelenekleri kars gelenekleri Doğum Yörede çocuk, kısmet-bereket olarak nitelenmektedir. "Kız bereket, oğlan devlet" deyimi yaygındır. Bu anlayış ise çok çocukluğu ve çocuğa ilgiyi artırmaktadır . İlk çocuk erkekse "baca sökme" denen gelenek uygulanır. Komşu çocukları bacaya çıkarak kiremitleri kaldırır yada toprak...
  4. Konya ilimize ait gelenekler görenekler

    Konya ilimize ait gelenekler görenekler

    patlıcan nasıl kurutulur konyanın gelenek ve görenekleri kabak nasıl kurutulur erik konya nın gelenek ve görenekleri EVLENME Hayatın üç önemli geçiş safhasından biri olan evlenme, pek çok gelenek ve göreneklerle donatılmıştır. Üzerinde en fazla durulacak olan konu düğünlerdir. Çok geniş bir konu olan düğünleri, bölümlere ayırarak incelemek gerekir. KIZ İSTEME Oğlunun evlenmesine karar...
  5. Artvin İli Gelenek Görenekleri

    Artvin İli Gelenek Görenekleri

    artvin gelenek ve görenekleri horon kıyafetleri nelerden oluşur horondaki figürler neyi temsil eder ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ YÖRESEL YEMEKLER: Artvin yöresinde, mutfak geleneği çok zengindir. Süt ve süt ürünlerinden yapılan yemekler; peynir kuymağı ve kaymak kuymağı. Sebzelerden ve kır otlarından yapılan yemekler; dağ pancarı, kuş yemeği, gımı, yaban semiz otu, ebegümeci bazı otlardan...

Sayfayı Paylaş