Kan uyuşmazlığı iğne tedavisi

Uzman SühaN

Administrator
Kan uyuşmazlığı iğne tedavisi
Kan uyuşmazlığı; anne kan gurubunun rh(-) ve baba kan gurubunun ise rh(+) olmasına denir. Bu durumda doğacak bebek rh(+) ya da rh(-) olabilir. Bu iki olasılıktan bebeğin rh(+) olması durumunda annenin savunma mekanizması bebeğin kan hücrelerini yabancı bir madde gibi algılayarak onları parçalamaya başlar.
Buna bağlı olarak bebekte hızlı bir alyuvar yıkımı ve dolayısıyla anne karnındaki bebekte aşırı bir kansızlık meydana gelir. Bu durum kalp yetmezliğine ve vücutta su birikmesine yol açar. Doğum sonrasında ise bebekte sarılık hastalığı görülür.


Hem annede hem de bebekte meydana gelebilecek bu rahatsızlıklar tedavi edilmediği taktirde öldürücü olabilir ya da kalıcı sakatlığa neden olabilir. Bu rahatsızlığa Eritroblastosis fetalis denir.
Eğer annenin savunma sistemi ilk kez bu durumla karşılaşıyorsa (ilk gebelik de) bebek kurtulabilir. Fakat anne vücudu bebeğin rh(+) hücrelerini tanımış olur. Gerekli önlemler alınmaz ise sonraki gebeliklerde annenin savunma hücreleri bebeğin kanındaki rh(+) hücreleri ile karşılaşır ve savunma durumuna geçer bu durumda bebeğin hayatı tehlike altına girmiş olur.


1.jpg








Bu durumu önlemek için yapılması gereken annenin rh(+) hücrelerine karşı antikor üretmesini engellemektir. Bu nedenle kan gurubu rh(-) olan anne ile kan gurubu rh(+) olan babadan meydana gelen fetusada rh uyuşmazlığını önlemek için gebe anneye 28. Haftada anti-D iğnesi yapılmalıdır.
Dünyaya gelen bebek eğer rh(+) ise ona da ilk 72 saat içinde mutlaka anti-D iğnesi yapılmalıdır. İlerleyen gebeliklerde dünyaya gelen bebeklerin kan gurubu rh(+) ise anti-D iğnesi tekrar dozları ilk 72 saat içerisinde mutlaka yapılmalıdır.
Bunun dışında gebeliğin her hangi bir döneminde düşük, küretaj, dış gebelik, amniosentez, kordosentez sonrasında ilk 72 saatte anti-D iğnesi yapılmalıdır.
Bu konuda toplum genelinde gerekli eğitimler verilerek anne adayları bilinçlendirilmeli ve gebelik dönemlerinde mutlaka rh uyuşmazlığı yönünden değerlendirilmelidir.

Anne adayının kan grubunun doğumdan önce bilinmesi bir zorunluluktur. Şayet anne adayı kan grubunu doğru ifade etmeme olası bulunan bir belgeye sahipse yeniden kan grubunun tespiti için test yapılmalı.

Kan grubunun bilinmesi doğacak kan uyuşmazlığı durumlarına karşı önlem almak için oldukça önemli. Bunun örneklerinden biri anne Rh (-), baba Rh (+) olduğunda doğacak bebeğin, Mendel Kanunlarına göre, babanın genetik yapısına bağlı olarak (heterozigot veya homozigot) %50 veya %100 Rh (+) olarak dünyaya geliyor olması. Babanın, kan grubunu belirleyen genleri nasıl düzenlendiği bilimsel araştırmalarda saptanamadığından, annenin Rh (-), babanın Rh (+) olduğu her durumda genel olarak bilinen, klasik "kan uyuşmazlığı" veya "Rh uyuşmazlığı" olduğu var sayılıyor.

Dünyaya gelen bebek gerçekten Rh (+) ise, kanı çok az miktarlarda bile olsa annenin kanına karışırsa tehlikeli bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü annenin bağışıklık sistemi kendi kırmızı kan hücrelerinden farklı olan, bebeğin kırmızı kan hücrelerine karşı antikor denilen maddeler oluşturuyor.

Klasik kan uyuşmazlığı durumlarında annenin antikorları ikinci gebelikte, bebek dolaşımına çocuk eşinden (plasenta) geçerek kan hücrelerini öldürmeye başlıyor. Ne kadar büyük oranda antikor geçerse, bebeğin anne karnında, kansızlığa bağlı kalp yetmezliği ve buna bağlı ölme riski o kadar artar. Hem anneyi hem de bebeği korumak için en uygun çözüm, annenin bağışıklık sistemi bir kez uyarıldıktan sonra geri dönülmez bir şekilde yabancı kırmızı kan hücrelerine karşı antikor ürettiğinden, bu uyarının hiç oluşmaması sağlamak.

Bu uyarılma işlemi ilk doğumda %1 oranında oluşabiliyor. Ancak her uyarının doğumla gelmesi söz konusu değildir. Bu yolun dışında, kan uyuşmazlığı, yanlış kan nakli, kan ile bulaşmış cerrahi aletler ile girişim veya enjeksiyonlara bağlı olarak meydana gelebiliyor.

Bu nedenle Rh (-) olan her anne adayı, hamilelik sürecinin başında anti-Rh antikorlar açısından araştırılmalıdır (İndirekt Coombs Testi.)

Kan uyuşmazlığının en önemli tedavisi korunma olduğundan aşağıdaki kurallara uyulmalı:

• Hamilelik döneminin başında eşlerin kan grupları tespit edilmeli.
• Anne ve baba adaylarında Rh uyuşmazlığı varsa indirekt coombs testi uygun aralıklarla tekrarlanmalı.
• Gerekli görüldüğü takdirde ilk gebelikte 28. haftada erken korunma iğnesi (Rh hiper immün globulin) yapılabilir.
• Bebeğin kan grubu Rh pozitif ise; sonraki bebekleri korumak için antikor üretimini engelleyecek Rh hiperimmunglobin enjeksiyonu 72 saat içinde yapılmalı.
• Annenin duyarlı hale gelmiş olması bebeği riske sokar. Bu nedenle hamileliğin ilerleyen aylarında; kandaki antikor düzeyleri kontrol edilir. Antikor düzeyi yüksekse, özel testlerle bebeğin sağlığı mutlaka bir perinatoloji kliniğinde takip edilmeli ve uygun tedavi yapılmalı.
• 3 aydan büyük düşüklerde immunglobulin uygulaması tam doz yapılmalı. İlk 3 ay içinde 6 - 8 haftadan sonra ceninde kırmızı kan hücreleri oluşmaya başladığından düşük doz hiperimmünglobulin (koruyucu iğne) yapılması uygun olur.
• Tıbbi nedenlerle veya isteğe bağlı olarak kürtajlarda Rh hiperimmunglobulin müdahaleden önce uygulanmalı, operasyon mümkünse vakum ile yapılmalı.
 
Üst