Kuva-i İnzibatiye ya da Hilafet Ordusu

*MeleK*

*MeleK*

♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥
Yönetici
Kuva-i İnzibatiye ya da Hilafet Ordusu
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Sivas Kongresi'nde kurulduktan sonra hızla güçlenmesi ve yeni bir siyasal güç odağı olarak ortaya çıkması İstanbul'u ve Damat Ferit Paşa hükümetini telaşlandırmıştı. El altından desteklenen yerel ayaklanmaların sonuç getirmeyeceği ve Kuva-yı Milliye'yi bastıramayacağı anlaşılınca, düzenli bir askeri gücün oluşturulmasına girişildi. Bu askeri gücün adı 18 Nisan 1920 tarihli kararnamede Kuva-yı İnzibatiye olarak belirtiliyordu.Aynı kararname, Kuva-yı İnzibatiye'nin görevinin ve amacının Düzce, Hendek, Adapazarı dolaylarında Kuva-yı Milliye'ye karşı ayaklamış olanları desteklemek, bu bölgeleri İstanbul Hükümeti'nin etkisi altına alarak milli kuvvetleri (Kuva-yı Milliye) etkisizleştirmek olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Örgüt Harbiye ve Dahiliye vekaletlerine bağlı olacak, kolluk kuvvetlerine de yardım edecekti.Kuva-yı İnzibatiye, üç piyade alayı ve bir topçu taburundan oluşan bir tümendi. 4.000 kişilik bir askeri güce dayanan tümenin komutanlığına Süleyman Şefik Paşa atandı.

Kuva-yı İnzibatiye, daha kuruluş aşamasında zaafa uğradı.Nisan 1920 sonunda karargahıyla birlikte İzmit'e gelen Süleyman Şefik Paşa, İstanbul Hükümeti'yle beraber hareket eden ve Adapazarı - Düzce yöresinin önde gelen Abhaza beylerinden Ahmet Anzavur'la anlaşmazlığa düştü. İstanbul Hükümeti bu çatışmada açık tutum belirlemedi. Bunun üzerine Süleyman Şefik Paşa zaten derme çatma bir birlik olan Kuva-yı İnzibatiye'nin başından ayrılarak İstanbul'a döndü.

Bunun üzerine kendisine mirimiranlık (sivil paşalık) verilen Ahmet Anzavur Kuva-yı İnzibatiye'nin başına getirildi. Kuva-yı İnzibatiye, Kuva-yı Milliye'ye yönelik ilk harekatını Ahmet Anzavur komutasında Adapazarı'nda düzenledi.10 Mayıs 1920'de kenti işgal eden Anzavur kuvvetleri iki gün sonra da Kandıra'ya girdi.Amaç Geyve Boğazı'nı aşarak Eskişehir yolunu açmaktı.15 ve 17 Mayıs'ta Geyve'ye üst üste iki saldırı düzenleyen Anzavur, Ali Fuad Paşa komutasındaki 20. Kolordu birlikleri karşısında yenilgiye uğradı ve Adapazarı'na çekilmek zorunda kaldı.20. Kolordu birlikleri 23 Mayıs'ta bir karşı saldırı düzenleyerek Adapazarı ve Sapanca'yı Kuva-yı İnzibatiye'nin elinden aldı. 14 Haziran'da yeni bir saldırı düzenleyen Kuva-yi İnzibatiye gene yenilgiye uğradı.

Bunun üzerine İstanbul Hükümeti Kuva-yı İnzibatiye'nin başarısızlığını kabul ederek İstanbul'a çekilmesini kararlaştırdı.25 Haziran 1920'de de Kuva-yı İnzibatiye'nin kaldırıldığı, birliğe bağlı askerlerin terhis edildiği açıklandı.


Nutuk'tan


Efendiler, İzmit'te de Süleyman Şefik Paşa komutasında, Hilâfet Ordusu adını taşıyan bir hain kuvvet yığınak yapıyordu. Bunun bir kısım kuvveti de, Bolu yakınlarında hurmay Binbaşı Hayri Bey komutasında âsîleri desteklemişti. Biz kuvvetle birlikteİstanbul'dan gönderilmiş birçok subay da vardı.

Hilâfet Ordusu'nun, Süleyman Şefik Paşa'dan sonra, belli başlı komutanları, Süvari Tümgenerali Suphi Paşa ve Topçu Yarbaylarından Senaî Bey'di. İstanbul'da da özel olarak kurulmuş birkurmay hey'eti vardı. Bu hey'etin başlıca komutanları da, Kurmay Albay Refik ve Kurmay Yarbay Hayrettin Bey'lerdi.

Suphi Paşa ile ilgili küçük bir hâtıramı anlatayım : SuphiPaşa'yı Selânik'ten tanırdım. Ben yüzbaşı (kolağası) iken, o daha o zaman tümgeneral ve süvari tümeni komutanı idi. Aradaki rütbe farkına rağrrıen, çok yakın arkadaşlığımız vardı. Meşrutiyet'in ilânında, ilk defa İştipdolaylarında Cumalı adında bir yerde süvari manevraları yaptırmıştı. Diğer bazı kurmaylar arasında beni de tatbikat ve manevrada bulunmaküzere davet etmişti. Kendisi Almanya'da yetişmiş çok usta bir biniciydi.Fakat askerlik sanatını anlamış bir komutan değildi. Manevranın sonunda, ben, yetkim ve rütbem elvermediği halde, Paşa'yı bütün subaylarınıönünde acı bir şekilde eleştirmiştim. Daha sonra "Osmanlı Ordugâhı" adlıküçük bir eser de yazmıştım.Suphi Paşa , gerek açıkça yaptığım üueleştirilerden ve gerek yayınlanan bu eserimden dolayı pek üzüldü. Kendisinin itirafına göre, maneviyatı kırıldı. Fakat, şahsen bana gücenmedi.Arkadaşlığımız devam etti. İşte Hilâfet Ordusu'na buldukları komutanbu Suphi Paşa'dır. Paşa, sonradan Ankara'ya geldi. Geziye çıkıyordum. İstasyonda büyük bir kalabalık içinde biribirimizle karşılaştık. Kendisine ilk sorum şu oldu : "Paşam niçin Hilâfet Ordusu Komutanlığınıkabul ettin?" Suphi Paşa, bir an bile duraklamadan : "Size yenilmek için" cevabını verdi.

Bu cevabı ile anlatmak istiyordu ki, bu görevi özel bir maksatla kabul etmişti. Suphi Paşa , öyle bir duygu içinde bulunabilir. Fakat,gerçekte, komutayı üstüne aldığı zaman kuvvetleri zaten yenilmiş bulunuyordu.

Bolu, IZüzce, Adapazarı ve İzmit dolaylarındaki bu isyan, bu defa Haziran 1920 tarihine kadar üç aydan fazla sürdü. Fakat bundan sonra,29 Temınuzda yeniden bir isyan oldu. Ancak, bundan sonra da, bu bölgede tamamen sakin kalınmış değildir. Bununla birlikte, sonuç olarak âsîlertamamiyle bozguna uğratılmış ve elebaşları, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kanunlarına teslim edilmiştir. Hilâfet Ordusu'nun Bolu yakınlarında bulunan kısmı da bozguna uğratıldı. Komutanı Binbaşı Hayrive sı ıbayları Yüzbagı A 1 i, 'Üsteğmen Şerefettin, Üsteğmen Hay rettin, Makineli Tüfek Subayı Mehmet Hayri , Tabur KâtibiHasan Lütfi , Cerrah İbrahim Ethem Efendiler'e de ötekiâsî elebaşılarına yapılan işlem uygulandı. Hilâfet Ordusu da, İzmit'tenİstanbul'a kaçmaya mecbur edildi.


ALINTIDIR
 
Üst