gebe
  1. ..αѕi_мєℓєk..

    ..αѕi_мєℓєk.. Banned

    Kayıt:
    23 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    343
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    meleklerin yanından..(=

    ahh aşk :(

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında ..αѕi_мєℓєk.. tarafından paylaşıldı.

    LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYUN MELEKLERİM.. Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu,
    öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere,
    bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı
    otobüse bindiler.

    Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti
    bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah
    otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.

    Delikanlı arkadaşında kaldığı için o
    duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini
    görebilmek için,her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki
    o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir sure
    sonra...
    Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu...
    Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki
    yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor
    getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da
    hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka
    hesabında
    para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale
    getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki...

    Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü...
    Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman
    çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek,
    bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk
    yerine,sevgilerini büyüttüler...

    "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve
    adama "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...
    Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir
    tanem,kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci
    rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok
    sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu
    notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet
    çiçek,kimi
    zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
    karşılaşırdı...

    Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....

    Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep
    birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların
    ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam,
    hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın
    da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.
    Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap
    durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne
    dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev
    yaparız.
    Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları
    kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin
    de ben hiç hayır diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp
    kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun,burası
    bizimdir artık...."

    Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu
    adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
    Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra,
    kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu
    görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu.
    Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı
    ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı:
    "Canım,o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."

    Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da
    çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
    söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur
    anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve
    sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton
    duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

    Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği
    arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım"
    diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
    karşısındaki
    restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen.
    Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."

    "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca
    yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi
    gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve
    peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı
    hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde
    ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

    Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona
    sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar
    etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa
    geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve
    bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak
    isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...

    İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına
    kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.
    Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen
    yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri
    geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin
    alması için dua ediyordu.

    Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile,
    kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle
    uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle
    geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen,içeri girmeme
    izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın.
    Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey
    göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen
    yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir
    senelik ömrü kaldğını.
    Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek
    isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden
    sevgilisi rolünü oynamamı istedi.
    Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya
    yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının
    karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama
    olmadı.
    Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu
    kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını
    biliyordu kadın.
    Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu
    açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt
    duruyordu kutuda.
    İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem"
    diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç
    vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim."
    "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum."
    "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda
    bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

    "Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta
    martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."


     
  2. SpeciaL16

    SpeciaL16 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Eylül 2009
    Mesajlar:
    31
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Duygusal ve anlamlı ellerine sağlık,,, =)
     
  3. toto

    toto Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    19 Eylül 2009
    Mesajlar:
    47
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    çok kotu oldum yaaaa :(
     
  4. ceunselor

    ceunselor Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    17 Eylül 2009
    Mesajlar:
    32
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Bu hikayeyi çok duymuştum. Üzücü bir hikaye. Paylaşımın için teşekkürler...
     
  5. :osqe:

    :osqe: Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    14 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    509
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    yavrusunun yanında:)
    ayy çok güzeldi bı tuhaf oldum ya sağol
     
  6. herşeyimsin

    herşeyimsin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    12 Eylül 2009
    Mesajlar:
    97
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    elinize sağlık,ders alınması gerekilen bi yazı olmş..
     
ahh aşk :( konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. İlk Aşk ((ahh ahh))

    İlk Aşk ((ahh ahh))

    14 yaşında erkek çocuklarla takılan kendi erkekmiş gibi sanan küçük bir kızım o kadar erkeksi takılıyorum ki abimlerle bilye oynamalara maçlarda tezahürat yapmay falan gidiyorum.Birgün sıcak bir yaz günü yani okul takımın maçı var ve abim kuzenim o maçta oynıycaklar ben gitmezsem olur mu hiç :huhe: Gitmiştim herşey çok güzeldi bizim takımın çocukları süper maç yapıyorlar ama gol atamıyorlar...
  2. Aşk ahh aşkk..

    Aşk ahh aşkk..

    Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan,için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir ise yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o bahaneler bulmaya hazırdır.Hani ağzınla kus tutsan Bu... kusun kanadı neden beyaz değil?diye bir soruyla bile...
  3. ahh ahh

    ahh ahh

    kızlarr çook tuaf ben 21 yaşındayım 3 yıl önce onu tanıdığım zaman o olmazsa ölürüm zannediyodum 3 yılım bom boş geçti hergünüm ağlamaklı hiçbirşey canımı bukadar yakmadı nelerden vazgeçtim neleri göze aldım ama hata yaptığımı anladım itiraf edim ona hissettiğim şey sevgi bile değilmiş ilk olduğu için ne olduğunu anlamamışım boş yere zamanımı ona harcamışım şimdi iyi ki diyorum iyi ki...
  4. Ahh Aşk Ahh

    Ahh Aşk Ahh

    Hangimizin hayatında yer yokki AŞK'a... Hangimizin yüreğinin sökmedi ki yerinden... :asigim: İşte yapmayı çok istediğim ama bir türlü yapamadığım şey:D:D:utan::utan:

Sayfayı Paylaş