gebe
  1. Angel_tears

    Angel_tears Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    25 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.794
    Beğenilen Mesajlar:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Atatürk'ün Vasiyetnamesi

    Konu, 'Mustafa Kemal Atatürk' kısmında Angel_tears tarafından paylaşıldı.

    ATATÜRKÜN VASİYETNAMESİNİ YAZMAYA KARAR VERİŞİ Atatürk'ün vasiyetnamesini nasıl düzenlendiğini, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak şöyle anlatmıştı;
    "1938 senesi sonbaharı, Dolmabahçe Sarayı'ndayız. Bir sabah Atatürk'ün yatak odasına girdim. Büyük adam, yatağında başı biraz yüksekte arka üstü yatıyordu. Salonu solgun bir güneş kaplamıştı. Yüzü fildişi rengindeydi. Çehresi her gün biraz daha zayıflayıp uzuyor, o gök mavisi gözleri irileşiyordu.

    Ben yatağının ayak ucuna doğru, gösterdiği yere oturdum. Her zaman ki suallerini tekrarladı:

    "Ne haber?"

    O günlerde Avrupa'da siyasi hava çok bozulmuştu. Atatürk umumi endişelere ve bir takım tehlikeli belirtilere rağmen, Almanların henüz, İtalyanların ise hiç hazırlanmamış olduklarını ileri sürerek müsterih bulunuyor. O sene harp olmayacağını, ihtilafların behemahal bir pamuk ipliğine bağlanacağını, harbi ancak 1939 senesinde veya ondan sonraki senelerde beklemek lazım geldiğini söylüyorlardı.

    Son yirmi dört saat zarfında günlük meselelere dair gelen haberleri hülasa ettim. Görüşünü teyid eder mahiyette olan bu haberleri alaka ile dinliyor, ara sıra bazı şeyler soruyor ve kısa cümlelerle mütalaalar beyan ediyordu. Böyle olmakla beraber düşünceli ve heyecanlı olduğu belliydi.

    Sözlerimi bitirince sağ kolunu bana doğru uzattı. Doktorlar, kati lüzum olmadıkça kuvvet sarfetmesini yasakladıkları için hareketlerinde yardım ediyorduk. Elini tuttum, doğruldu, yatağının içinde bağdaş kurdu. Birkaç dakika denize ve karşı sahile baktı. Belliydi ki heyecanını yenmeye çalışıyordu. Gözlerini bana çevirdiği zaman, uzun kirpiklerinin ıslandığını farkettim. Bütün hastalığı boyunca yanımda gösterdiği yegane zaaf (eğer bu ulvi sükunete zaaf demek uygunsa) buydu. Sonra önüne baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı.

    "Bu yolda konuşmak benim içinde, senin için de, ağır bir şey ama başka çaremiz yoktur. Konuşmaya mecburuz çocuk. Hani seninle ara sıra bir işimizden bahsederdik. Hatta bunun içinde kanun çıkarılmıştı: Şu vasiyetname meselesi. Bugün yarın o işi bitirmeliyiz. Nasıl olsa bir gün karnımdan su alınacaktır. Ne olur ne olmaz. Bağırsaklardan biri delinebilir, başka bir arıza olabilir. Herhalde ihtiyatlı olmalı."



    ATATÜRK'ÜN VASİYETİNİ NOTERE VERİŞİ


    "Atatürk, 6 Ekim 1938 'de Noter'in getirilmesini istemişti. Noter İsmail Kunter Bey, Prof. Neşet Ömer Bey ve ben, yatak odasının altındaki bir odada huzuruna girebilme emrini bekliyorduk. Bu daveti alınca hep beraber üst kata çıktık ve yatak odalarına girdik.
    Vaziyeti şöyleydi; yataktan çıkmış, ipek bir pijama ve yine kırmızı ipek bir rob döşambr giymiş, boynuna koyu vişne renginde ipek bir eşarp bağlamıştı. Denize bakan pencerelerin önüne koydurduğu bir şezlongun üzerine oturmuş sigara içiyordu.

    Bizi görünce hafifçe kımıldandı: "Buyrunuz.." dedi.

    Tam karşısına koydurduğu sandalyelerde üçümüze de yer gösterdi. Hatırımda kaldığına göre Noter İsmail Kunter Bey ile, yeni çıkmış olan Noter Kanunu ve İstanbul'daki noterler üzerine görüştü. Getirilen kahvelerin içilmesini bekledi. Sonra önündeki sigara masasının koyduğu kapalı zarfı aldı:

    " Bu benim vasiyetnamemdir. İcap ettiği zaman muamelesini yaparsınız..." diyerek zarfı notere verdi.


     
  2. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Cevap: Atatürk'ün Vasiyetnamesi
    Ellerine sağlık canım
     
  3. ece_ece

    ece_ece Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    1 Ocak 2009
    Mesajlar:
    664
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Aydın
    Cevap: Atatürk'ün Vasiyetnamesi

    Paylaşım için teşekkürler meleğim
     
Atatürk'ün Vasiyetnamesi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Atatürk'ün daveti

    Atatürk'ün daveti

    İngiliz Lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.ingiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan türk elindeki tepsiyi devirir.herkes büyük bi şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, atatürk ingiliz lorduna dönerek: 'HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR'
  2. Atatürk'ün kardeşleri

    Atatürk'ün kardeşleri

    atatürkün kardeşlerinin isimleri atatürkün kardeşlerinin adı adları hayatı atatürk ün isimleri Tarihte bilinmeyen bir şey yoktur aslında... Bizim bilmediklerimiz vardır yalnızca... Bize anlatılmayan, bizden saklanan... Ya da farkında olunmayan... Cemal Kutay, yıllar önce Siyaset Meydanı'nda gençlere sorduğunda kimse bilememişti o sorunun cevabını: Atatürk kaç kardeşti? "Altı"...
  3. Rus Çarı I. Petro'nun Vasiyetnamesi

    Rus Çarı I. Petro'nun Vasiyetnamesi

    RUS ÇARI I. PETRO(1625-1725)’ NUN 1725 YILINDA YAZDIĞI VASİYETNAMESİ (1738Yılında Açıklanmıştır.) Bütün evlatlarım, birbirini takiben, Avrupa ülkelerinde hükümran olacaktır., zira Avrupa’nın bütün devlet kuruluşları köhnemiş ve ihtiyarlamıştır. Fakat Rus Saltanatı inkişaf halindedir, biz bu inkişafı aklımızla bulmuşuz. Gelecek nesillerimizin elinde bir “talimat” niteliğinde olsun diye, ben...
  4. Atatürk'ün Motosikleti

    Atatürk'ün Motosikleti

    Yukarıda görülen motosiklet avrupadaki araştırmalar göre 1931 model olup, ruhsatinda 1934 model yazmaktadir. Atatürk bu motosiklete son yillarinda binmis olup istanbul gezilerine katilmistir. Sahip oldugu motor dünyada üretilen ilk motorlar arasindadir (motor ve sase numarasi 3 sayilidir). Motorda hersey orjinal olup sadece rektefeden gecmesi gerekmektedir. rektefeden gecmesi halinde...
  5. İnternette dolaşan Ş. Ahmet Vasiyetnamesi nedir?

    İnternette dolaşan Ş. Ahmet Vasiyetnamesi nedir?

    1950’de Şeyh Ahmet Vasiyetnamesi diye, İslam harfleri ile yazılı küçük bir risale okumuştum. Daha sonra bu risale kağıtlara basıldı. Şimdi internet çıkınca, misyonerler tarafından tekrar yayılmasına çalışıldığı görülüyor. Okuyucularımızın bu bayat hurafeye alet olmaması için tekrar yazmak zorunda kaldık. Zamanla bu yazı duruma göre değiştirilmiş. Eskiden bunu yazana Türbe bekçisi deniyordu....

Sayfayı Paylaş