gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Etobur Bitkiler

    Konu, 'Bitki ve Bitki Bakımı' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    türkiyedeki etobur bitkiler sinek yiyen bitki bakımı etçil bitkiler etobur böcek yiyen çiçek DOĞA HARİKASI : BÖCEK YİYEN BİTKİLER ET İLE BESLENEN BİTKİLER
    Henüz az tanınmış ve belki de doğanın en ilginç bitki grubu olan böcek yiyen bitkileri yıllardır yetiştirmekteyim ve bu konuda oldukça geniş bir koleksiyonuna sahibim.
    Bataklık ve asitli gibi besinden yoksun topraklarda yetişen bu bitkiler, zamanla besinleri toprak dışından temin etmek üzere evrime uğramışlardır. Bunun için oldukça dahiane böcek yakalama yöntemleri geliştirmişlerdir. Bu metodlar genelde aktif kapan ve pasif kapan olarak ikiye ayrılır. Aktif kapana en iyi örnek Venüs Sinek Kapanı'dır (Dionea muscipula). Bu bitkinin kapan şeklinde yaprağı içine bir böcek girdiği zaman, kapan aniden kapanarak içindeki böceği hazmetmeye başlar. Böcek bir hafta içinde tamamen sindirilerek bitkinin besin ihtiyacı karşılanır. Böceğin bitkinin kapanına cezbedilmesi için bitki aromalı bir nektar salgılar. Bu nektara kanan böcekler kapanın içine girdiklerinde kapan saniyenin otuzda biri bir hızla kapanarak böceği hapseder. Daha sonra bitki böceği hazmetmeye başlar ve bir hafta sonra geride böceğin sadece artıkları kalır. Venüs Kapanının kapan mekanizması çizimini altta görebilirsiniz.



    [​IMG]


    İkinci kapan türü de pasif kapanlardır. Bu gruba giren bitki gruplarına Sarracenia, Drosera, Nepenthes, Heliamphora, Pinguicula ve Drosaphyllum örnek gösterilebilir. Pasif kapanların iki ana türü mevcuttur. Bunların en ilginçlerinden biri eski sinek kağıtları gibi yapraklarında yapışkan bir sıvı üreten bitkilerdir. Bu bitkilerin yaprakları şekerli ve yapışkan damlacıklar üretirler. Bu damlacıkları yemek için konan böcek yaprağa yapışır ve kurtulamaz. Daha sonra yaprak böceğin etrafını sararak böceği hazmeder. Bu tür bitkilere en iyi örnek Drosera'lardır. Drosera yaprakları avını sararak hazmettiği için hem aktif hem de pasif kapan özelliklerine sahiptir.
    Diğer ve daha yaygın bir pasif kapan türü de sürahi kapan denilen türdüu. Bu tür bitkilerde (Nepenthes, Sarracenia ve Heliamphora) bitkinin birçok sürahi şeklinde kapanı vardır. Bu kapanların içi sindirim enzimleri içeren su ile doludur. Kapanın etrafında salgılanan aromalı sıvıya kanan böcekler, daha çok bu cazip yemden yemek için yavaş yavaş kapanın içine doğru ilerlerler. Ancak kapanın içinde bulunan kıllar aşağı doğru uzadığından böcek kapana girer ama bir daha geri çıkamaz. Nihayet enzimli suda boğularak bitkiye yem olur. Bu türe bağlı bazı cinslerin, özellikle Nepenthes'lerin bazen fare veya kuş kadar büyük avlar yakaladığı ve hazmettiği bilinmektedir. Altta böyle iki Nepenthes türü görülmekte.

    [​IMG][​IMG]


    Suda yaşayan tek böcek yiyen ailesi aktif kapanlı olan Utricularia'dır. Bu bitkilerin çoğu türü tamamen suyun altında yaşarlar ve küçük su böcekleriyle beslenirler.
    Böcek yiyen bitkiler sanılanın aksine dünyanın kutuplar dışında hemen her yerinde bulunabilir. Nepenthes türü bitkilerin yalnız tropikal bölgelerde yetişmesine karşın Sarracenia ve Dionea türleri yalnızca Kuzey Amerika''a bulunur. Drosera'lara ve Pinguicula''lara çok daha yaygın bir bölgede rastlanır.
    Böcek yiyen bitkileri dünyaya ilk tanıtan kişi evrim teorisinin yaratıcısı Charles Darwin'dir. Darwin, 1875'teki "Insectivorous Plants (Böcek Yiyen Bitkiler)" kitabında bu bitkilerin olağanüstü özelliklerinden bahsetmiş ve bu bitkilere ilk ilginin doğmasına neden olmuştur. Darwin kitabında "Bitkiler, genelde yırtıcı hayvanların tersine insan üzerinde pasif ve barışçıl bir etki yaratırlar. Bu bitkilerin böylesine etçil ve yırtıcı bir rol üstlenmeleri şaşırtıcı ve biraz da doğa dışı ve birşey" diye bahseder.
    Ülkemizde de böcek yiyen bitkilere rastlanır. Türkiye'de yetişen böcek yiyen bitkiler Pinguicula balcanica (Uludağ ve Toros dağlarının sulak yerlerinde), Pinguicula crystallina (Güneydeki dağlarda kireç mağaraları civarında), Utricularia ailesinden de tüm Avrupa cinslerine Türkiye'deki göl ve göletlerde rastlamak mümkündür. Son olarak Adrovanda vesiculosa türünün yaşama alanı içinde Türkiye'nin de olmasına rağmen bu türe ülkemizde rastlandığına dair herhangi bir belge yoktur.
    Günümüzde, birçok ülkede Böcek Yiyen Bitki klüp ve derneklerinin bulunmaktadır. Bu bitkilerin birçok türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı için bu türlerin korunması için özel çaba harcanmaktadır.Hatta dünyanın birçok ülkesinde böcek yiyen bitkiler devlet koruması altındadır. Örneğin Amerika'da bulunan birçok Sarracenia türünün toplanması veya zedelenmesi CITES anlaşması çerçevesinde federal bir suçtur.


     
  2. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
  3. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Böcek-sinek yiyen bitkiler...

    Bataklık ve asitli gibi besinden yoksun topraklarda yetişen bu bitkiler, zamanla besinleri toprak dışından temin etmek üzere evrime uğramışlardır. Bunun için oldukça dahiane böcek yakalama yöntemleri geliştirmişlerdir. Bu metodlar genelde aktif kapan ve pasif kapan olarak ikiye ayrılır. Aktif kapana en iyi örnek Venüs Sinek Kapanı'dır (Dionea muscipula). Bu bitkinin kapan şeklinde yaprağı içine bir böcek girdiği zaman, kapan aniden kapanarak içindeki böceği hazmetmeye başlar. Böcek bir hafta içinde tamamen sindirilerek bitkinin besin ihtiyacı karşılanır. Böceğin bitkinin kapanına
    cezbedilmesi için bitki aromalı bir nektar salgılar. Bu nektara kanan böcekler kapanın içine girdiklerinde kapan saniyenin otuzda biri bir hızla kapanarak böceği hapseder. Daha sonra bitki böceği hazmetmeye başlar ve bir hafta sonra geride böceğin sadece artıkları kalır. Venüs Kapanının kapan mekanizması çizimini altta görebilirsiniz.
    İkinci kapan türü de pasif kapanlardır. Bu gruba giren bitki gruplarına Sarracenia, Drosera, Nepenthes, Heliamphora, Pinguicula ve Drosaphyllum örnek gösterilebilir. Pasif kapanların iki ana türü mevcuttur. Bunların en ilginçlerinden biri eski sinek kağıtları gibi yapraklarında yapışkan bir sıvı üreten bitkilerdir. Bu bitkilerin yaprakları şekerli ve yapışkan damlacıklar üretirler. Bu damlacıkları yemek için konan böcek yaprağa yapışır ve kurtulamaz. Daha sonra yaprak böceğin etrafını sararak böceği hazmeder. Bu tür bitkilere en iyi örnek Drosera'lardır. Drosera yaprakları avını sararak hazmettiği için hem aktif hem de pasif kapan özelliklerine sahiptir.
    Diğer ve daha yaygın bir pasif kapan türü de sürahi kapan denilen türdüu. Bu tür bitkilerde (Nepenthes, Sarracenia ve Heliamphora) bitkinin birçok sürahi şeklinde kapanı vardır. Bu kapanların içi sindirim enzimleri içeren su ile doludur. Kapanın etrafında salgılanan aromalı sıvıya kanan böcekler, daha çok bu cazip yemden yemek için yavaş yavaş kapanın içine doğru ilerlerler. Ancak kapanın içinde bulunan kıllar aşağı doğru uzadığından böcek kapana girer ama bir daha geri çıkamaz. Nihayet enzimli suda boğularak bitkiye yem olur. Bu türe bağlı bazı cinslerin, özellikle Nepenthes'lerin bazen fare veya kuş kadar büyük avlar yakaladığı ve hazmettiği bilinmektedir. Altta böyle iki Nepenthes türü görülmekte.
    [​IMG]
    Suda yaşayan tek böcek yiyen ailesi aktif kapanlı olan Utricularia'dır. Bu bitkilerin çoğu türü tamamen suyun altında yaşarlar ve küçük su böcekleriyle beslenirler.
    Böcek yiyen bitkiler sanılanın aksine dünyanın kutuplar dışında hemen her yerinde bulunabilir. Nepenthes türü bitkilerin yalnız tropikal bölgelerde yetişmesine karşın Sarracenia ve Dionea türleri yalnızca Kuzey Amerika''a bulunur. Drosera'lara ve Pinguicula''lara çok daha yaygın bir bölgede rastlanır.
    Etobur bitkilerin yaprakları, en ilginç özelliklere sahip olan yapraklardandır. Kese, huni veya ibrik gibi şekillere sahip olan bu yapraklar böcek yakalayabilir, böceklere yuva olabilir veya su depolayabilirler.
    Pinguicula (Yağ Çanağı)
    Etobur bitki, böcek gibi canlıları çeken, yakalayan, öldüren ve daha sonra da avını parçalayarak faydalı bölümlerini sindiren bitkidir. Birçok bitki bu aşamaların bazılarını uygular. Mesela bazı çiçekler böcek, kuş gibi dölleyicileri kendilerine çekerler. Orkide, su zambakları gibi bazı bitkiler ise böcek gibi dölleyicileri kısa süre için tuzağa düşürürler ama bu bitkilerin hiçbiri bu hayvanları yemezler. Bu böcekleri sadece döllenmek için kullanırlar. Kısacası bunlar etobur bitki değildir; çünkü etobur bitki olmak için bitkilerin bu canlıları sindirmeleri gerekmektedir.
    Etobur bitkiler, avlanırken yapraklarını kullanırlar. Bunlardan en ilginç olanı Dischidia rafflesiana isimli bitkidir. Bu bitki tam olarak etobur sayılmasa da, etobur bitkilerin uyguladığı yöntemlerden bir kısmını uygular. İbrik şeklindeki yapraklarıyla karıncalara yuva işlevi gören bu bitki çok kalabalık koloniler halinde yaşayan karıncaları yemez. Ancak onları besler ve karıncaların artıklarından elde ettiği nitrojeni besin olarak kullanır. Karıncalar ise hem hazır bir yuvayı kullanmış hem de bitkiye zarar veren canlılar bertaraf etmiş olurlar. Ayrıca Dischidia'nın keselerinde biriktirdiği su, kesenin iç yüzeyinde bulunan ek kökler tarafından emilerek kullanılır hale gelir.
    Etobur bitkilerden olan Pinguicula (yağ çanağı) gibi bitkiler yapışkan ve kaygan yüzeyli yapraklarıyla üzerlerine konan böcekleri ipliksi bir salgının içine alırlar. Bu salgının içinde bulunan protaz, lipaz ve asit fosfataz gibi enzimler böceği parçalayarak, böceğin sindirilmesini sağlarlar.
    Aktif yapışkan yapraklara sahip olan Drosera, uçları yapışkan ve kırmızı bir tür pigment içeren uzun ve kısa tüyleriyle avlanır. Yaprağın ortasında bulunan kısa tüylere dokunan böcek, bu sinyalin uzun tüylere iletilmesiyle tuzağa düşmüş olur. Yaprak, bir elin avuç içine kapanması gibi katlanır ve böceği sindirir.
    Bütün bitkiler belirli oranda hareket ederler; ancak etobur bitkilerin hareketleri oldukça hızlı ve etkilidir. Bitkilerin kas sistemleri olmadığına göre bunu nasıl başarmaktadırlar? Bu iş için etobur bitkiler iki ayrı mekanizma kullanırlar. Birincisi, Venüs bitkisinde görülen ve su basıncının değişmesiyle harekete geçen mekanizmadır. Yaprak üzerindeki tüylere dokunulunca harekete geçen bu sistemde, iç duvarda bulunan hücreler suyu dış hücrelere transfer ederler. Bu, yaprağın bir anda kapanmasını sağlar. İkinci tür hareket ise, hücre gelişimiyle desteklenmiştir.
    [​IMG]
    Bu bitki ise içine giren böcekleri aniden kapattığı kapağı ile yakalar. Burada da yine çok açık bir tasarımın olduğunu görmek, akılcı bir insan için zor değildir. Bitkinin uyarı sisteminin yanında, yapraklarının kapanmasını sağlayan mekanik sistem de son derece mükemmel bir yaratılıştadır. Bitki içindeki hücreler elektriksel uyarı alır almaz bünyelerindeki su dengelerini değiştirirler. Yaprakların oluşturduğu kapanın iç tarafındaki hücreler bünyelerindeki suyu bırakıp çökerler. Bu olay havası alınmış bir balonun sönmesine benzer. Kapanın hemen dışındaki hücreler ise aşırı su alarak şişer. Böylece insanın kolunu hareket ettirmesi için bir kasın gevşerken ötekinin kasılmasına benzer şekilde, kapan kapanır. İçerde hapsolan sinek ise her çırpınmasında tüylere tekrar tekrar değerek, elektriksel itmenin tekrar oluşumuna ve dolayısıyla da yaprağın daha sıkı kapanmasına neden olmaktadır. Bu arada kapanın yüzeyindeki hazım bezleri de uyarılmaktadır. Uyarı sonucunda bezler sineği yavaşça eritecek sıvıyı salgılamaya başlarlar. Böylece bitki, protein bakımından hayli zengin bir çorba haline gelen sineğin peltesini kullanarak beslenir. Sindirimin sonunda ise, tuzağını kapanmasını sağlayan mekanizma tersine işleyerek kapanın açılması sağlanır.
    Güneş gülü Sundew'in dokunaçları ise, ava doğru bükülür; çünkü dokunaçların bir tarafındaki hücreler, dokunacın diğer tarafındaki hücrelerden daha fazla büyümüşlerdir. Bu tuzakta çiçeğin üzerindeki duyargaların ucundan salgılanan maddelerin yaydıkları kokuyla dokungaçlara gelen böcek buradaki yapışkan maddeye yakalanır. Bu andan itibaren tuzak harekete geçirilmiş olur, ortadaki kısa duyargaların dış tarafında bulunan daha uzun duyargalar bir kafes gibi böceğin üzerine kapanırlar. Böcek bu tuzağın içinde çeşitli enzimler kullanılarak sindirilir.
    [​IMG]
    Bir bitkinin böcek yakalamak için özel bir tuzak hazırlamasının ne anlama geldiğini bir an için düşünelim. Herşeyden önce bir bitki, neden alışılmışın dışında bir beslenme türü geliştirerek, böcekleri avlama ihtiyacı hissetmiş olabilir?
    Evrimciler, etobur bitkilerin de diğerleri gibi tesadüfen gelişen doğa olayları sonucunda böyle bir özellik kazandığını öne sürerler. Ancak, bir bitkiye nasıl bir olay tesadüf etmelidir ki, bu bitki çok hızlı hareket eden yapraklara, böcekleri sindirebilen enzimlere sahip olsun? Dahası, her etobur bitki, içinde bulunduğu koşullara uygun olan farklı özelliklere sahiptir. Bunun için örneğin Drosera bitkisinin usta bir avcı olmadan önce belirli aşamalardan geçmesi gerekir. İlk önce etrafta dolaşan böcekleri, sinekleri tespit etmeli ve bu canlıları özel bir laboratuvar testinden geçirdikten sonra, bunların zayıf yönlerini, hangi kokulardan ve renklerden etkilendiklerini, anatomik yapılarını ve onları nasıl sindirebileceğini kararlaştırmalıdır.
    Daha sonra, bu böceklerin dolaştıkları bölgeyle ilgili bir keşif yapıp nerede yerleşmesi gerektiğini tespit etmelidir. Ancak bundan sonra daha da zor bir aşamayla karşılaşır. Kendi kimyasal ve biyolojik yapısını elde ettiği verilere göre değiştirmesi gerekmektedir. Yani bitkinin hem rengini değiştirecek kimyasal pigmentlere, hem kokusunu değiştirecek salgı bezlerine ihtiyacı vardır. Ayrıca sineğin içine düştüğü zaman kurtulamayacağı bir tuzak tasarlamalıdır. Bunun için gerekli mühendislik çalışmalarını yaptıktan sonra yapışkan tüyler, kaygan bir yüzey ve dibi su dolu bir çanak, bu tuzağı tamamlayan bir kapak ve tuzağı harekete geçiren anahtarları tek tek tasarlamalıdır. Bu arada böceği nasıl sindireceğini de düşünmeli ve bu iş için gerekli enzimleri kullanmaya karar vermelidir.
    Yukarıdaki senaryonun akıl ve mantık dışı olduğunu her akıl sahibi insan bilir. Tüm bitkiler gibi etobur bitkiler de ne bir beyne, ne göze, ne de akla ve şuura sahiptir. Böyle karmaşık bir tasarım, değil bir bitki, konunun uzmanı olan bütün bilim adamlarının biraraya gelmesiyle bile meydana getirilemez. Bu üstün tasarımı çok açıkça anlaşılacağı gibi, örneksiz yaratan, sonsuz bir ilim ve güç sahibi olan Allah var etmiştir. Yeryüzündeki en akıllı canlı olan insan bile örneksiz hiçbir şey yaratamaz. Ressam gördüklerini çizerken, bilim adamı da ancak var olanı inceler. Oysa, sonsuz bir gücün sahibi olan Rabbimiz, hiçbir örnek edinmeksizin yaratandır. Bu gerçeği Allah, Kuran'da şöyle belirtmiştir:
    "Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi, 117)
     
  4. queLatee

    queLatee Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    3 Ekim 2007
    Mesajlar:
    76
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Cehennem
    Cevap: Etobur Bitkiler

    İnsan bile yer bu uzak durmak lazım:D
     
Etobur Bitkiler konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bitki

    Bitki

    Her tür yeşil bitki hayır ve iyiliğe; güzel kokulu bitkiler üzüntü, keder, şiddet ve yoksulluktan kurtulmaya, bekar için evlenmeye, evli için çocuğa, ümit edilen şeylerin ve beklentilerin gerçekleşmesine, Yaprakları yemeğe katılan güzel kokulu bitkiler ssürekli sevince, hoş rızka ve ticarete, Bitkileri gereksiz yere yolmak ve koparmak üzüntüye delalet eder.Rüyasında yeşil bitkiler görmek,...
  2. Bitkiler

    Bitkiler

    Bitkiler gerek görünümleri gerekse ekosistemdeki fonksiyonları ile birer tabiat harikalarıdır.Bitkiler insanlar için birer şifa kaynağı olup bir çok türü ilaç sanayiinde kullanılmaktadır. Şu an yaşamımız için gerekli oksijenin tamamı bitkiler tarafından üretilir.Eğer bitkilerin gerçekleştirdiği fotosenaaa enzimlerinden bir tanesi bile olmasaydı şu an yeryüzünde hiçbir canlı...
  3. Bİtkİler

    Bİtkİler

    BİTKİLER • Fotosensez yapan ototrof canlılardır. • Yarı parazit bitkiler (ökseotu) fotosentez yapar, fakat su ve mineralleri konaktan alır. • Tam parazit bitkiler (cinsaçı) fotosentez yapmaz. • Bitkiler üremelerine göre sınıflandırılır. A) ÇİÇEKSİZ BİTKİLER • Sporlarla ürerler. tezgenez görülür. • Kök, gövde ve yaprak yoktur. • İletim demeti eğreltilerde ve damarlı çiçeksiz bitkilerde...
  4. Kadınlar otobur, erkekler etobur

    Kadınlar otobur, erkekler etobur

    Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar, bu kez yeme alışkanlıkları açısından araştırıldı. İki cins arasındaki temel fark etçil ve otçul olmaları. Ama kendi içindeki menüleri bile uyuşmadı. Kadın ile erkek arasındaki farklar, bu ikilinin var olduğu günden bu yana gündemde. Aslında bu birbirlerini tamamlayan kadın ve erkeğin her neden ise birbirlerini bütünledikleri yönler değil de hep...
  5. Bitki diyeti

    Bitki diyeti

    bitki diyeti, zayıflama, incelme, diyetleri, önerileri tavsiyleri, bilgiler ve dahası burada arkadaşlar Zayıflamak için herşeyi denediniz, geriye kaldı zayıfla etkili ürünler mi? Size zayıflamaya yardımcı ürünleri önermiyoruz, bunun için sadece bitkileri denemeli, bitki diyeti yapmalısınız diyoruz Melek'ler. Bitkilerin şifa verici gücünü çok iyi biliyoruz. Ancak bu gücü doktor ve...

Sayfayı Paylaş