gebe
  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.238
    Beğenilen Mesajlar:
    598
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    Gelinliğin Tarihçesi

    Konu, 'Ben Evleniyorum:))' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

    kraliçelerin gelinlikleri gelinliğin tarihçesi eski ingiliz kıyafetleri ortaçağ kadın kıyafetleri victoria dönemi Her genç kızın hayallerini süsleyen gelinliğin tarihçesine bakalım birazda...
    [​IMG]

    Gelinlik kelimesinin İngilizce karşılığı olan "bridal" kelimesi Orta Çağ'da yapılan evlilik partileri ile ortaya çıkmıştır. İngilizce “al” kelimesi “party” kelimesinin eş anlamlısıdır. Bu kelimenin Türkçe karşılığı "parti" dir. "Bride" kelimesi de İngilizce bir kelimedir ve Türkçe karşılığı "gelin" dir. Günümüzde popüler moda terimleri arasında yer alan bridal "bride-al" dan gelmektedir.

    Dünya genelinde beyaz gelinliğin hikayesine kısaca değinelim. Eski Mısır'da gelinler üzerlerine kat kat pileli beyaz renkte keten kumaş giyerlerdi. Yunanistan'da ise beyaz renk kutlamayı temsil ettiği için gelinler mutluluklarını belirtmek amacıyla düğünlerinde beyaz kumaştan yapılmış kıyafetler giyerlerdi. Roma'da evlilik ve doğum tanrısına ithafen gelinler beyaz kaftana bürünürlerdi. Eski Roma'da evlenecek olan genç kızların giydikleri gelinliklerin rengi sarıydı. O dönemlerde; evli kadınların yüzünü örten peçe evli ve bekar kadınların ayırt edilmesi amacıyla kullanılırdı. Evliliğe ilk adımını atacak olan gelinlerde giydikleri sarı renkli gelinlikle birlikte ilk kez sarı renkte bir gelinlik peçesi takarlardı. Ortaçağda ise gelinliğin rengine çok fazla önem verilmemiştir. Gelinlik kumaşının kaliteli ve gösterişli olması gelinliğin renginden çok daha fazla önem taşımaktaydı.

    Gelinlikte renk olarak beyazın kullanılması ise 16. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Bir düğünde beyaz kıyafet giydiği kayıtlara geçmiş ilk gelin 1499 yılında XII. Lois ile evlenen İngiltereli Anne'dir. Günümüzdeki gelinlik modelleri ise temelini 1854 yılında Kraliçe Victoria'nın Prens Albert ile evlenirken giydiği tamamen beyaz saten kumaştan oluşmuş 5.5 metre kuyruğu olan gösterişli gelinliğinden almaktadır. Modern batı geleneği ile ortaya çıkan beyaz gelinlik modası ilk olarak kendini Queen Victoria-Albert of Saxe-Coburg’un düğününde göstermiştir. Kraliçe Victoria beyaz bir gece elbisesi ile bu geleneğin bilinen öncüsü olmuştur. Bu dönemde kraliyet ailesi gelinlerinin gümüş renginde gelinlik giymeleri bir gelenekti. Kraliçe Viktoria bu gelenekten farklı olarak düğününde kendi beğenisine uygun beyaz bir gece kıyafeti giymiştir. Bu düğünden sonra İngiliz ve Fransız sanatçılar ve yazarlar gelinlikte beyaz rengin masumiyetin ve saflığın simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. Böylece; beyaz gelinlik gelin adayları tarafından daha fazla benimsenmiş ve daha fazla tercih edilir hale gelmiştir.

    Doğu kültürünün iki büyük temsilcisi Çin ve Hindistan’da geçmiş dönemlerde evlilik kıyafeti olarak kırmızı renkli uzun giysiler kullanılmıştır. Son dönemlerde ise Hindistan’da “sari” denen kırmızı renkte bir düğün kıyafeti ve Çin’deki şans getiren kırmızı renkli evlilik kıyafeti yerini bilinen beyaz gelinliğe bırakmaktadır.

    Beyaz gelinliklerin ilk mekanları saraylardır. Hayatın gelenekler ve efsanelerle birlikte daha yoğun yaşanmak olduğu saraylardan doğan beyaz gelinlikler zamanla birçok kadın tarafından farklı bir tarz farklı bir duruş olarak algılamıştır. Böylece; beyaz gelinlikler 1800'lü yılların ortalarından itibaren İngiltere Saraylarından Osmanlı Saraylarına kadar tüm dünyada yaşam buldu. O zamanlarda erdem sahibi olmak gibi bir anlam içermeyen sadece zenginlik ve bolluğu ifade eden beyaz gelinlikler zamanla tüm dünyada kabul ve beğeni görmeye başlamıştır.

    [​IMG]

    16. ve 17. yüzyıllarda gelinler evlilik törenlerinde daha çok en iyi kıyafetlerini kullanmışlardır. Gelinle düğünlerinde giydikleri kıyafetler için göz alıcı ve çeşitli renklerde ve dokularda kumaş kullanmışlardır. Yeşil haricinde hemen her renk olan bu kıyafetleri günlük yaşamlarında da kullanmaya devam ediyorlardır. Sadece soyluların düğünleri için özel kıyafet yaptırma lüksü vardı. 19. yüzyıla kadar soylu ailelerden gelen gelinler gümüş ve kırmızı renklerin hakim olduğu lüks kumaşlardan yapılmış gelinlikler giyerlerdi.

    Gelinlik tarihi boyunca çeşitli kültürlerde gelinlikler her zaman dikkat çekici farklı olarak tasarlanmıştır. Günümüzün beyaz gelinlikleri birçokları için iyi ahlak ve doğruluk ifadesinin işareti olmasının yanısıra hala derin ve kabul görmüş bir gelenek halinde yaşamaktadır. Dünyanın dört köşesinde milyarlarca genç kız henüz evlenebileceği bir eş ile karşılaşmadan kendisini hayalindeki muhteşem bir beyaz gelinlik içinde düşlemektedir.

    Gelinlikle birlikte evliliğin simgesi olan yüzük takma geleneği ise eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır'da yaşayanlar daire ve halka şeklindeki cisimlerin başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanırlardı. Düğünde takılan yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Daha sonra bu inanç gelenek halini aldı ve Romalılar vasıtası ile tüm dünyaya yayıldı. Yapılan arkeolojik kazılarda o dönemlere ait düğünlerde takılan çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.

    Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Her ne kadar artık modern tıp sayesinde damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyorsa da yüzüğün takılacağı parmak herkes tarafından bir gelenek benimsenmiştir.


     
Gelinliğin Tarihçesi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Tenisin Tarihçesi

    Tenisin Tarihçesi

    ben tenısın oyunları tenisin tarihçesi Bir çok mağra resimleri, hedef oyunları oynayan insanlar resmeder. Tarih öncesi yazıtlarda ise insanların birbirlerine top attıkları bazı oyunlardan sözedilir. Zaman geçtikçe insanlar ve oynadikları oyunlar daha gelişti ve karmaşıklastı.Gerçek tenis bin yıl kadar önceye dayanır. 1874'te Binbaşı Walter Clapton Wingfield bu oyunda zengin olabilme...
  2. dansın tarihçesi...

    dansın tarihçesi...

    Dans, insanın yeryüzündeki yaşamı kadar eskidir. Dansın sanat olarak ortaya çıkışı ise, Rönesans döneminde gerçekleşmiştir. 20. yüzyıl sınıfsal farklılıkların giderek ortadan kalktığı bir çağ olmuş ve 1920?lerden sonra ortaya çıkan müzik ve dans akımları, gramafon, radyo ve sinema gibi iletişim araçlarının icadı ile yaygınlaşmıştır. Böylelikle vals, tango, fokstrot, swing vb. pek çok müzik...
  3. kemanın tarihçesi

    kemanın tarihçesi

    kemanın tarihçesi kemanın icadı keman çalan bayana ne denir keman icadı geçmişi Keman'ın ilk kez nerede yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte , ortaçağda İngiltere'de Fiddle , Almanya'da Fiedel İtalya'da Lira da Braci , Fransa'da Viel adlarıyla kullanılan yaylı çalgılar Keman'ın atası sayılır. Lavignac , Keman'ın Türklerin Kemençe'i guz (Oğuz Kemençesinden)alındığını yazar. Bazı...
  4. Avusturalya'nın Tarihçesi...

    Avusturalya'nın Tarihçesi...

    avusturalyanın yemekleri avusturalyanın özellikleri avustralya kıyafetleri oyunları avustralya nın oyunları Öncelikle şunu belirtmek istiyorum... Canım ülkem benim çok seviyorum ve sizlerlee geçmişini paylaşmak istedim... Herkesin gidip görmek istediği bir ülke... Avustralya yerlilerinin nüfusunun, Avrupalıların kıtaya yerleşmeye başladığı sıralarda 350.000 civarı olduğu tahmin edilmektedir....
  5. Baharatın tarihçesi

    Baharatın tarihçesi

    baharatların tarihçesi baharatlar hakkında bilgiler bilinmeyen gerçekler hepsi burada melekler Baharatın tarihçesi de nerden çıktı diyebilirsiniz meleklerim ama bugün söylemesi ayıp bol salçalı bir makarna yaptım.Sever misiniz bilmem ama içine çeşit çeşit baharat koydum.Kimyon sumak karabiber nane herbişeyden attım.Öyle lezzetli olduki,acı biber salçası da vardı içinde mmmhh yani :) Merak...

Sayfayı Paylaş