gebe
  1. destina_

    destina_ Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    4 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    139
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    Kahrın da hoş, lütfun da hoş...

    Konu, 'Denemeler Hikayeler' kısmında destina_ tarafından paylaşıldı.

    Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;
    “Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

    Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!
    Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.

    “Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

    “Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.

    Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.

    “Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:

    “Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”

    Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

    “Henüz değil!”

    “Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”

    Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

    “Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”

    “Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.

    “Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.

    “Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

    “Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”

    “Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.

    Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

    “Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

    “Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”

    Ona “Evet” dedim.

    Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”

    “Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

    Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.

    Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.

    Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.

    Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.

    Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.

    Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”

    Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

    “Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!

    Bana zarar vereceğini düşündüm.

    Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.

    Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.

    Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…

    Teşekkür ederim.”

    * * * * * *

    Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acıdaki hikmeti görelim.

    Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek


    _alıntı_

     
Kahrın da hoş, lütfun da hoş... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Dana

    Dana

    Bakınız; Sığır.Çevrenizdekilerin ve yakınlarınızın saygısını, sevgisini ve güvenini kazanıp, para açısından ferahlığa kavuşacağınız anlamındadır. Dana almak bol kazanç ve saygı görmek demektir. Çevrenizdekilerin ve yakınlarınızın saygısını, sevgisini ve güvenini kazanıp, para açısından ferahlığa kavuşacağınız anlamındadır. Dana almak bol kazanç ve saygı görmek demektir. Dana sağlıklı ve güçlü...
  2. Dama

    Dama

    Rüyada dama oynadiginizi görmek, bu günlerde yerinizi baska bir yerle degisecegine isarettir. Damada yenildiginizi görmek, ücret veya kazancinizin azalacagina; sizin yendiginizi görmeniz ise artacagina isarettir. Rüyada dama oynamak, batil seylerle ugrasmaya delalet eder. Ebu Sait El-Vaiz'e göre: Rüyada dama oynamak, günlerini bos ye-re harcamaya, hayale dalmaya, ticarette zarara, serefte...
  3. Murat Kekilli - Kahrında Hoş Lutfunda Hoş

    Murat Kekilli - Kahrında Hoş Lutfunda Hoş

    Hoştur bana senden gelen Kahrında hoş lütfunda hoş Ya gonca gül yahut diken Kahrında hoş lütfunda hoş Gelse cemalinden vefa Yahut celalinden cefa İkiside şu gönlüme sefa Kahrında hoş lütfunda hoş Ağlatırsan zarı zarı Eğer isterisen diyarı Yok layık görürsen bana narı Narında hoş nurunda hoş __________________
  4. hoş aksesuarlar

    hoş aksesuarlar

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  5. lutfun da hoş ilahisi

    lutfun da hoş ilahisi

    Ey padişah-ı lemyezel Ey kadir ü hayyü ezel Ey lutfu çok kahrı güzel Lutfun da hoş kahrın da hoş! Ağlatırsın zarı zarı Eğer göstermezsen yarı Layık görür isen narı Narın da hoş nurun da hoş! Hoştur bana senden gelen Ya gonca gül yahut diken Ya bir hilal yahut kefen Lutfun da hoş kahrın da hoş! Gelse cemalinden vefa Yahut celalinden cefa İkisi de cana safa Lutfun da hoş kahrın da hoş! Gerek...

Sayfayı Paylaş