Muğla Şehir Tanıtımı | Melekler Mekanı FORUM - 29 Ağustos 2016

Muğla Şehir Tanıtımı

Konu, 'Çöplük' kısmında PaSikA tarafından paylaşıldı.

  1. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    muğla şehri muğla nın tanıtımı kötekli kampüsü muğlanın tanıtımı kötekli kampüsü
    Muğla Genel Bilgi

    Topraklarının bir bölümü Akdeniz Bölgesi’nde, bir bölümü de Ege Bölgesi’nde yer alan Muğla, kuzeyde Aydın, doğuda denizli ve Burdur, güneydoğuda Antalya, güneyde Akdeniz, batısında da Ege Denizi ile çevrilidir. Şehir merkezi Karadağ, Kızıldağ, Masa Dağı, Hamursuz Dağı ile çevrelenmiş olup, Hisar Dağı’ndan ovaya doğru yayılır. Ege Bölgesi’nin güneyinde, Anadolu’nun güneybatı köşesinde yer alan Muğla ilinin kıyıları girintili ve çıkıntılıdır. İç kesimlere doğru yüksekliği artan il topraklarını kuzeyinde, kuzeybatı-güneydoğu, doğu ve güneydoğusunda kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan dağlar engebelendirir. Oyuklu Dağı (1.892 m.), Sandras dağı (Çiçekbaba Tepesinde 2.295 m.), Boncuk Dağı (2.265 m.) ve Akdağ’ın zirvelerinden birini oluşturan Salur Dağı (2.569 m.) bu dağların başlıcalarıdır.

    İl topraklarının düzlük kesimleri oldukça azdır. Muğla, Milas, Gökova, Köyceğiz ve Dalaman Ovaları ilin başlıca düzlükleridir. Eşen Ovasının batı kesimi il sınırları içerisindedir. Tamamı küçük olan bu düzlüklerden Muğla Ovası bir gölovadır. İl kıyılarındaki girintiler Güllük Körfezi, Gökova Körfezi ve Fethiye Körfezi’dir. Çıkıntılar ise Bodrum, Reşadiye (Datça) ve Bozburun yarımadalarıdır. Bu kıyı göllerinin yer aldığı kesimlerin açıklarında tersane Adası, Karaada ve Salih Adası yer alır.

    İl topraklarını Büyük menderes Irmağı’nın kollarından Akçay ve Çine Çayı, Akdeniz’e dökülen Dalaman Çayı ve Eşen Çayı (Kocacay) sulamaktadır. Bafa Gölü’nün doğusu, Akçay üzerindeki Kemer Baraj Gölü’nün güneydeki küçük bir bölümü ve Köyceğiz Gölü il toprakları içerisinde yer alır. İlin yüzölçümü 12.851 km2, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu da 715.328’dir.

    Bir dizi Fay hattı ile tektonik çöküntünün bulunduğu kalkerlerden oluşan bir alanda yer alan il topraklarının güneydoğu kesimi önemli bir deprem kuşağı üzerindedir.

    İlin bitki örtüsü makidir. Geniş yer tutan kızılçam ormanları bazı kesimlerde kıyıdan itibaren başlar. Zeytinliklerinde geniş alanlar kapladığı ilin yüksek kesimlerinde karaçam ormanlarına zaman zaman sedir ve ardıç ağaçları da karışır. Merkez ilçe, Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye’de sığla ağacı topluluklarına sıkça rastlanır.

    Muğla’da Akdeniz iklimi etkisinde kalan kara iklimi hüküm sürmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yağışlar genellikle Kasım ve Mart ayında yoğundur. Yıllık sıcaklık ortalaması 14.9’dur.
    İlin ekonomisi turizm, tarım, hayvancılık, ticaret, ormancılık ve inşaata dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, buğday, arpa, mısır, susam çiğit, fasulye, patates, şeker pancarı, pamuk, tütün, zeytin, üzüm, kavun, karpuzdur. Bunların yanı sıra sebze de yetiştirilmekte olup, öncelikli olarak, dolmalık biber, patlıcan, pırasa, hıyar, sakızkabağı yetiştirilmektedir. İlin ikinci bir gelir kaynağı olan hayvancılık turizmin gelişmesi ile gerilemiştir. İl ormanlarındaki ağaçlandırma, kesim ve bakım çalışmaları orman işçilerinin gelir kaynağıdır. Bu ormanlardan elde edilen defne yaprağı, adaçayı, reçine ve sığla yağının bir bölümü yurtdışına ihraç edilmektedir. Yaygın biçimde arıcılık da yapılmakta olup, Türkiye’de en çok bal üreten ve balı ile ünlenen illerden biridir. Süngercilik eski önemini yitirmiştir. Turizmin gelişmesine paralel olarak balıkçılık önem kazanmıştır. Bafa ve Köyceğiz göllerinde de tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır.

    Turizmin gelişmesi ile birlikte inşaat sektöründe de büyük hareketlilik ve canlılık olmuştur. Muğla’da sanayii pek fazla gelişmemiştir. SEKA’nın Dalaman Müessesesine ait kağıt fabrikası ilin en büyük sanayii kuruluşudur. Diğer önemli sanayii kuruluşları ise,; çırçır, yün iplik ve halı atölyeleri, zeytinyağı, sabun, deterjan, çimento, tarım alet ve makineleri, kireç, yem ve süt ürünleri fabrikalarıdır. Küçük sanayiinde metal eşya, dokumacılık, orman ürünleri ve zeytinyağı üretimi yapan kuruluşlar vardır. İlin kıyı kesimlerinde tekne yapım yerleri bulunmaktadır.

    Muğla yer altı kaynakları bakımından zengin olup, mermer yatakları çok yer tutmaktadır. Merkez ilçede asbest, zımpara taşı ve linyit; Datça’da magnezit, Fethiye’de krom ve magnezit; Milas’da diyasporit, çimento hammaddesi, dolomit, zımpara taşı, demir ve linyit, Yatağan’da diyasporit, çimento hammaddesi, zımpara taşı ve linyit yatakları bulunmaktadır.

    Muğla’daki ilk yerleşimin İlk Tunç Çağında (MÖ.3500-200) kurulduğu sanılmaktadır. Batı ve kuzeybatıda denizcilik, tarım ve balıkçılıkla geçinen Anadolu kökenli Karialılar, güneydoğuda ise denizci bir halk olan ve korsanlıkla geçinen Lukalar yaşamakta idi. İlin bilinen tarihi Hititler ile başlamaktadır. MÖ.XIV.yüzyıldan günümüze ulaşan Hitit kaynaklarına göre yöre Ahhiyava adı ile anılıyordu. Antik Çağda yörenin batısı Karia, güneydoğusu da Lykia bölgesinin sınırları içerisindeydi.

    Antik Karya Bölgesinin en eski yerleşim alanlarından olan Muğla, sırasıyla Karia, Mısır, İskit, Asur, Dor, Med, Pers (MÖ.546), Makedonya (MÖ.334), Pergamon Krallığı (MÖ.189) Roma (MÖ.133) ve Bizans egemenliğinde kalmıştır. Muğla’nın eski ismi, çeşitli kaynaklarda “Mobella, Mobolia, Moğola” olarak geçmektedir.

    M.Ö. 3400 tarihinde bölgeye gelen kavmin başında “Kar” adında bir önder bulunmakta idi. Bu sebeple bölge “Karia” olarak anılmaya başlanmıştır. Karia kuzeyden Lidya, batıdan Frigya ve güneyden Lykia ile çevrilidir. Karia’nın toplu yerleşim merkezleri Muğla ve Milas’tır.

    Bu dönemde Karia bölgesi, Ege Denizi’nden gelen Yunan sömürge dalgalarına sahne olur. Birinci sömürge dalgası sonunda Datça üst ve alt Knidoslarla Bodrum yerleşim birimleri kurulmuştur. Bunların başlıcaları İassos, Halikarnassos, Knidos, Keramos, Mylasa, labranda, Telmessos, leton, Pınara Dalaman (Daldala), Fethiye (Telmessos, Tlos, Xhantos-Kınık, Patara-Minare, Tlos-Eşen) Stratoneika-Eskihisar, Nakrasa-Karakuyu ve Akassos-Bozüyük ve Tlos’ur.

    Anadolu’ya geçen Büyük İskender, M.Ö. 334’te Karia’ya Bodrum-Gümüşlük kapısından girmiştir. Büyük İskender’in Karya’ya girişinde, Karia Satrapı Ada, kardeşi Piksodaros’un isyanı üzerine Alinda’ya çekilmiştir. Ada, Alinda’da iken topraklarına giren Büyük İskender’e Alinda’nın anahtarlarını göndermiş, İskender’den kendisini “anası” olarak kabul etmesini istemiştir.Büyük İskender, Adanın bu isteğini kabul ederek Onu hem analığa, hem de Karia Satraplığı’na tekrar getirmiştir. Adanın Karia Satraplığı uzun sürmemiş, İskender’in Lykia’ya çekilmesi üzerine, kardeşi Piksodaros Adaya isyan ederek onu öldürmüş ve kendisi Karia Satrabı olmuştur (M.Ö. 333). İskender, Piksodaros’un ölümünden sonra haznedarı Philotas’ı Karia Satraplığı’na getirmiş, ancak İskender’in ölümünden sonra Karia karışıklık içine düşmüştür. Karia’da İskender’in komutanlarından Seleukos Nikator ve Pergamon Krallığı egemenliğine kadar sürecek karanlık bir dönem başlamıştır. Bu dönemden sonra Karia, Pergamon Krallığı’nın ardından da Roma egemenliği altına girmiş (M.Ö. 133), M.S. 395’te Büyük Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmasından sonra da Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu sınırları içerisinde kalmıştır.

    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra tüm Anadolu gibi Muğla yöresi de Selçukluların egemenliği altına girmiştir. Bölge, Uç Beylerinden Menteşe Bey tarafından 1284’de ele geçirilmiştir. Menteşe Bey Karia’nın içlerine uzandıkça, Bizans nüfusunun önemli bölümünün kıyılara ya da adalara kaçtığını gördü. Batı Anadolu’nun en büyük oymak reisi Germiyan Bey’e mektup yazarak, Karia topraklarına Germiyan boylarından topluluklar istemiştir. Bu isteği uygun bulan Germiyan Bey, yeni fethedilen Karia topraklarına çok sayıda tirler ve topluluklar göndermiştir. Böylece, yörenin ilk nüfusu Germiyan Türklerinden oluşmuştur. Karia adı bırakılmış, yöreye Menteşe Bey’den dolayı “Menteşe” verilmiştir.

    Yörede bir beylik kuran Menteşeoğulları yaklaşık 200 yıl boyunca burada egemenliklerini sürdürmüşlerdir. Yıldırım Beyazıt tarafından 1391’de Osmanlı topraklarına katılmış ancak, Ankara Savaşı’nın (1402) ardından Timur’un hakimiyetine girmiştir. Timur bu yöreyi tekrar menteşe Beyliği’ne vermiş, daha sonra II.Murat zamanında 1425’te yeniden Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Menteşeoğulları zamanında Yunanistan, Muğla kıyıları ve adalarına çıkmış, Rodos adasını bir süre egemenlikleri altına almışlar. Bu dönemde Rodos adasına yerleşen St. Jean Şövalyeleri Osmanlılar ve Menteşeoğulları ile savaşmışlar, Bodrum kalesini de bir süre ellerinde tutmuşlardır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1522’de Rodos Adası ve Bodrum Kalesi kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.

    XIX.yüzyıl sonlarında Aydın vilayetine bağlı Menteşe (Muğla) sancağının yönetiminde idi. Zengin krom ve zımpara taşı yataklarını o yıllarda Avrupalıların işlettiği yöre I.Dünya Savaşı’ndan sonra 11 mayıs 1919-5 Temmuz 1921 tarihleri arasında İtalyanların işgaline uğramıştır. Kurtuluş savaşı sırasında İtalya, Yörük Ali Efenin Muğla’dan , Demirci Mehmet Efenin de Nazilli’den yönlendirdikleri ulusal direniş çalışmaları karşısında silahlı bir çatışmayı göze alamamıştır. Tüm Anadolu’da mitinglerin düzenlenip direnme örgütlerinin kurulması için İzmir’den gelen telgrafa, Muğlalı Kocahan Mitingi’ni düzenleyerek cevap vermiştir. Aldığı kararların ardından Vatan Müdafaa-i Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayı Milliye’si gibi direniş komiteleri kurulmuştur. Muğlalılar, oluşturduğu direniş gruplarında yer alan gönüllerini Yunanlılara karşı Aydın cephesine göndermiş. Ege’de 57. Tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmişler.

    Ege illeri arasında Muğla işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuş. İç durumun karışıklığı, Yunanlılar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Muğla halkı işgal süresince kurnazca değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuştur. Anadolu’daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 Temmuz 1921’de geri çekilmiş ve Muğla da bu işgalden kurtulmuştur.

    Cumhuriyetin ilanından sonra tüm sancaklarla birlikte il yapılan Menteşe’nin adı Muğla olarak değiştirilmiştir.

    Muğla’da günümüze gelebilen tarihi eserler: , Bargylia, Halikarnassos, Herakleia, Latmos, İassos, Köyceğiz (Kaunos), Keramos, Knidos, Milas (Mylasa), Labranda, Letoon, Pınara, Telmessos ve Tlos İlkçağ Kent Kalıntıları, Beçin kalesi, Bodrum Kalesi, Kadızade Köprüsü, Muğla Ulu Camisi (1344), Kurşunlu cami (1494), Şeyh camisi (1565), Pazar yeri Camisi (1843), Şahidi Camisi (1848), Milas Ulu Camisi, Ahmet gazi Medresesi, Mustafa Paşa camisi, Tepecik Camisi, Hacı İlyas Camisi, Firuz Bey Camisi, Ağa Camisi, Belen Camisi, Gümüşkesen Anıtı bulunmaktadır. Ayrıca Muğla'da Türk sivil mimari örneklerinden evler vardır. Gökova, Kızıldağ, Uslu Koyu, Katrancı Koyu, Küçükkargı, Değirmenbaşı, Ölüdeniz, Gemiler Koyu, Oyuktepe, Çabucak, Günnücek, Çetibeli, Bucak, Pamucak ve Aşı İskelesi Orman İçi Dinlenme Yerleri ilin belli başlı doğal güzellikleri arasındadır.
     
  2. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Tarihi

    Muğla tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. İlk çağlarda bu bölgeye Karia''lılar yerleştiği için Karia adı verilmiş. İlin bilinen tarihi ise Hitit''ler ile başlar. Hitit''ler bu bölgeye Lugga derlermiş. İmparatorluğun parçalanmasından sonra Frig''ler egemen olmuş, daha sonra Lydia''lılar bölgeyi ele geçirmişler, bu arada Dor''lar ve Ion''lar da yöreye göç etmişler. Bölge M.Ö. 546 yılında Pers''lerin, M.Ö. 334 yılında (Halikarnassos/Bodrum ve civarı) Makedonya Kralı Büyük İskender’ in, M.Ö. 189 da Bergama Krallığının, M.Ö. 133 de Roma İmparatorluğu''nun, Roma''nın ikiye bölünmesiyle de, Doğu Roma İmparatorluğu''nun hakimiyetine girmiş. Türklerin eline geçmesi Uç Beylerden Menteşe Bey tarafından 1284 de gerçekleşmiş. Bölge 1391 yılında, Yıldırım Bayezit, tarafındarı Osmanlı topraklarına katılmış, 1402 de Timur’un hakimiyetine geçmiş, Timur bu yöreyi tekrar Menteşe Beyliği''ne vermiş, daha sonra 1425 de II Murat zamanında, Menteşe Bölgesi tümüyle Osmanlı İmparatorluğu''nun egemenliğine geçmiş. Menteşe oğulları zamanında Yunanistan, Muğla kıyıları ve adalarına çıkmış, Rodos adasını bir süre egemenlikleri altına almışlar. Bu dönemde Rodos adasına yerleşen Sait Jean şövalyeleri Osmanlılar ve Menteşe oğulları ile savaşmışlar, Bodrum kalesini de bir süre ellerinde tutmuşlardır. Ancak 1522 de Kanuni Sultan Süleyman tarafından hem Rodos adası hem de Bodrum Kalesi Osmanlı İmparatorluğu’na katılmış.

    Muğla ilinin merkezi Menteşe Beyliği zamanında Milas''tı; Muğla, Osmanlı İmparatorluğu döneminde merkez olmuş.

    “Muğla” adının nereden geldiği konusunda çeşitli söylentiler bulunur. En yaygın söylentiye göre ilin adı, Selçuklu Sultanı Kılıçarslan’ın komutanlarından “Muğlu” Beyi adından gelmekte. Büyük olasılıkla burayı Muğlu Bey fethettiği için bu komutanın adı verilmiş, "Muğlu" zamanla Muğla''ya dönüşmüş. 1889 Aydın Vilayet salnamesinde rastlanan "Mobella" adı ise kentin ortaçağdaki adıdır

    Kurtuluş savaşı sırasında, Muğla ve yöresini 11 Mayıs 1919 tarihinden itibaren işgale başlayan İtalya, Menderes''in güneyinde filizlenen ulusal güçlerle pazarlık ve anlaşma yapmak zorunda kalmış. İtalya, Yörük Ali Efe''nin Muğla''dan , Demirci Mehmet Efe''nin de Nazilli''den yönlendirdikleri ulusal direniş çalışmaları karşısında silahlı bir çatışmayı göze alamamış. İşgal üzerine tüm Anadolu''da mitinglerin düzenlenip direnme örgütlerinin kurulması için İzmir''den gelen telgrafa, Muğlalı Kocahan Mitingi''ni düzenleyerek cevap vermiş. Aldığı kararların ardından Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayi Milliyesi gibi direniş komiteleri kurulmuş. 1920''de Ankara''da açılan 1. Dönem BMM''nde 6 milletvekiliyle ulusal mücadelede üzerine düşeni layıkıyla yapan Muğlalı, oluşturduğu direniş gruplarında yer alan gönüllerini Yunanlılara karşı Aydın cephesine göndermiş. Ege''de 57. Tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmişler. Ege illeri arasında Muğla işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuş. İç durumun karışıklığı, Yunanlılar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Muğla halkı işgal süresince kurnazca değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuş. Anadolu''daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 Temmuz 1921''de Muğla''dan ayrılmış. Muğla özgürlüğüne böylece kavuşmuş.
     
  3. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Nüfusu

    1927 yılından, son nüfus sayımının yapıldığı 2000 yılına kadar, Türkiye'nin nüfusu yaklaşık beş kart artış göstermiş ve 67.803.927'ye ulaşmıştır. Muğla ilinin nüfusu yaklaşık 4 kat artış göstererek, 2000 yılında 715.328'e yükselmiştir. ​

    Muğla ilinin nüfus artış hızı, yakın yıllara kadar Türkiye'nin nüfus artış hızının altında kalmıştır. 1985 yılından itibaren, il ekonomisinin lokomotif sektörü olan turizmin gelişmesi ile birlikte artan göçler sonucu, nüfus artış hızı Türkiye'nin üzerinde olmuştur.

    Muğla ilinde okuma ve yazma bilen nüfusun oranı, ülke genelinde olduğu gibi, her iki cinsiyet için sürekli artış göstermektedir.

    2000 Genel Nüfus sayımı verilerine göre Muğla ilinde issizlik oranı %4,3'tur. İssizlik oranı ilce merkezlerinde il merkezinden yüksektir. İssiz nüfusun büyük çoğunluğunu, genç nüfus oluşturmaktadır.
     
  4. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Coğrafyası

    Muğla ili Anadolulun güney-batısındadır. Güney-batisi, Fethiye körfezinden Mandalıya körfezi'ne kadar olan sahilleri kapsar. Muğla ilinin doğusunda Antalya, Burdur ve Denizli illeri, kuzeyinde Aydın ili, batısında Güllük, Gök ova ve Datça körfezleri'nin yer aldığı Ege Denizi ve güneyinde Akdeniz uzanmaktadır. Muğla ili en uzun sahil şeridine sahip olan ildir.

    Muğla'nın yaklaşık %20'si tarım arazisi olup geri kalan alanlar dağlık ve engebeliktir. Dağlar, ormanlar, süngerciliğe ve balıkçılığa son derece elverişli koylar, turistik potansiyeli yüksek ve görülmeye değer tarihsel eserleri olmasına rağmen, kara ve deniz ulaşımı yetersizliğinden sahil ilçeleri dışında kırsal karakterde bir ilimizdir.


    DAĞLAR

    Marmaris Karaağaç koyuna kadar doğu-bati uzanışlı Muğla Menteşe yöresi dağları, Ege ve Akdeniz coğrafi bölgelerinin de ayrıldığı doğal sınırlar olan Karaağaç Koyu doğusunda, Bati Toroslar'in genel çizgilerine uyarak kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanırlar. Kırıklı arazide horst görünümündeki, çok dik yamaçlarla ovalardan ayrılan dağların başlıcaları Akdağ, Göktepe Dağı, Sandras Dağı, Oyuklu Dağı, Kavak Dağı, Beşparmak ve Gökbel Dağlarıdır.

    PLATOLAR

    Muğla'da geniş alanlı platolar yoktur. Geçirimli karstik arazi nedeniyle akarsular tarafından kazınmış az engebeli düzlükler olan plato alanlarını, sadece çöküntü ve kolye ovaları kenarlarını dağlardan ayran yamaçlarda küçük araziler durumunda görmek mümkündür. Bati ve Doğu Menteşe dağları eteklerinde, Menteşe platosu ve Bacın (Milas) platosu parçalı bir görünüm taşır.

    OVALAR-VADİLER

    Muğla'da bulunan baslıca düzlükleri, kıyı çöküntü alanlarına genç alüvyonların dolmasıyla oluşmuş kıyı ovaları, karstik yapıdaki kolye ovaları (gölova) ve akarsu vadi tabanları olarak uç gruba ayırmak mümkündür:

    Esen ovası
    Selci ovası (Mandan)
    Fethiye ve Kargı ovası
    Kemer ovası
    Dalaman ovası
    Diğer kıyı ovaları (Ortaca ve Dalyan, Köyceğiz-Kargıncık, Gök ova, Marmaris-Değirmen yanı, Milas-Ören, Bodrum-Bitez, Bodrum-Akçaalan dir).
    Milas Ovası
    Muğla Ovası
    Yeşilyurt (Pisi) ovası
    Yatağan-Bozüyük ve Turgut ovası


    GÖLLER VE BARAJLAR

    Muğla ili sınırları içerisinde Köyceğiz golü, Baba (Camici) golü, Hacet (Tuzla) golü, Denizcik, Sulundur ve Koca gol doğal golleri ile sulama amaçlı Mumcular ve Geyik barajları, küçük alanlı Ula ve Kazan göletleri vardır.


    BİTKİ ÖRTÜSÜ

    Muğla ilinin iklim ve toprak koşullarına göre şekillenen doğal bitki örtüsü çok çeşitli ve zengin bir flora oluşturur. İlimizin geniş alanlarında Akdeniz iklimi özellikleri egemendir. Kıs aylarında aşırı düşük sıcaklık ve kuraklık olmaması bitkilerin gelişimi için elverişlidir. Yüksek dağlık alanlar iğne yapraklı ormanlar bulunmaktadır.

    Muğla ilinde, ekonomik değer taşıyan cam ormanları, kuzugöbeği mantarı, orkide, tavsan topu gibi bitkilerden bilinçsiz bir şekilde yararlanma yoluna gidilmiştir.

    AKARSULAR

    Menteşe yöresinde kalkerli karstik arazi çok geçirimli olduğundan, yüzünden akan akarsu gelişemez. Karamuğla ve Kanderisi gibi sel rejimli derelerin yataklarında ancak kıs aylarında su bulunur.

    İKLİMİ

    Muğla ili Akdeniz iklimi etkisinde kalmaktadır. 800 m yüksekliğine kadar olan alanlarda «Asil Akdeniz İklimi » ve daha yüksek alanlarda « Akdeniz Dağ İklimi » hissedilir. Sıcaklık değerleri, nemlilik, yağış miktarı ve hakim rüzgar yönleri yerel coğrafi koşullara göre değişmektedir.
     
  5. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla evleri

    Açık ön sofalar, avlu girişlerindeki kuzulu kapılar, ocaklar, bacalar, uzun ve geniş saçaklar, tavan süslemeleri, ahşap süslemeli verandalar, duvarlara gömülmüş dolap biçimli banyolar... Muğla evlerinin tipik birkaç özelliği.

    Özellikle Hisar dağı eteklerine doğru yoğun bir şekilde yer alan bu evler, kentsel silueti kırmızı kiremit çatı-beyaz duvar ve üzerlerinden taşan yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armoni içinde, geleneksel kunun özünü oluşturan yapılardır. Büyük çoğunluğu avlulu ve iki katlı olur. Bazılarının sofaları sonradan kapatılmış, yakın devirde inşa edilenler ise, doğrudan kapalı sofalı olarak yapılır.

    [​IMG]

    [​IMG] [​IMG]


    GENEL ÖZELLİKLERİ
    Genel özellikleri, aile mahrumiyeti anlayışının bir ürünü olarak içe dönük olmaları. Özellikle zemin katlarında sokağa penceresi olan ev yok denecek kadar azdır. Buna Karşılık avluya bakan pencerelerin çokluğu dikkat çeker ve açık, yarı açık yaşam mekanlarıyla, geniş saçaklarla zenginleştirilir. Bu nedenle, ön cephe özelliği avlu tarafından ortaya çıktığından manzara ve güneş hakimiyetini de dengelemek üzere, evler parsellerin yukarı köşelerine ve kuzeye sağır, güneye açık olarak yerleşirler. Plan tipleri, sofa ile bunun etrafında yer alan odaların bulundukları konuma ve üst kata çıkan merdivenin yerine göre değişiklikler gösterir. Üzerlerinde yer aldıkları parsellerin biçimi ve komşu binaların konumu da planların oluşumunda etkili olabiliyor. Ancak, genel hatlarıyla merdivenlerin, sofa içindeki yerlere göre ortadan ve yandan merdivenli tipler olarak sınıflama yapmak da mümkün. Ortadan merdivenlerde, üst kata çıkış binayı simetrik olarak ikiye ayırdığı gibi, farklı şekillerde de bölebilir. Ancak her iki durumda da yaygın olan uygulama, merdivenin geriye doğru sokulan bir orta sofadan çıkması ve binanın arka duvarına yaslanmış olmasıdır. Merdiven ahşaptır. Altı depo olarak kullanılır. Her iki yanında simetri hakimse birer veya ikişer oda yer alır. Sofalardan odalara girişte 45 dereceli kırılmalar bulunur. Sofalar, avlu cepheleri boyunca uzandığı gibi sadece merdivenin açıldığı ve oda girişlerinin bulunduğu orta kısımda da yer alabilir.
    Bu tiplerde de yaygın olan uygulama orta sofanın bina cephe hattının ilerisine doğru beşgen şekilde çıkma yapmasıdır. Ortadan çıkan merdivenin yapı kütlesine simetrik olarak ayırmadığı durumlarda ise sofanın bir tarafında odalar yer almakta, diğer tarafında ise yine sofanın devamı olan bir yan çık olan mekan bulunmakta. Genellikle, avluya bakan cephelerinde boydan boya sofa bulunan evlerde ise, üst kata merdivenle çıkılır. Sofanın genişliği binanın yanından çıkan merdivenin iki kolunun genişliği ile uyum içindedir. Odalar sofanın gerisinde ve yapının arka duvarına yapılmış olarak yan yana sıralanırlar. Her biri doğrudan sofaya açılır. Bu tiplerde merdiven altındaki hacmin bahçeye yakın olmasının da etkisiyle hele olarak yaygındır. Evlere, sokaklardan kuzulu kapı ile girilir. Bu kapı geniş iki kanadı olan ve bunlardan genellikle girişe göre sağ taraftakinin içinden ikinci bir küçük kapı açılan, 2.30 m. yükseklikteki avlu duvarının yüksekliği ile orantılı, çoğunun üzerinde küçük iki tarafa meyilli. kiremit örtülü, ahşap çatısı bulunan kapılardır. Avlular, yılın yedi sekiz ayı boyunca yaşanılan, evin kapalı mekanları ve sofalarıyla kullanım bütünlüğü içinde olan, genellikle kayrak taşı ile kaplı bir çoğu havuzlu iç bahçeler şeklindedir, Duvarlara yakın yerlerde ağaçlar yer almaktadır. Evin bir duvarına bitişik olarak veya yarım bir konumda tek katlı müştemilat bulunur. Müştemilat içinde evin asıl mutfağı, ocağı, kileri ve bazen de banyo yer alır. Ayrıca, temiz su havzaları da bu binanın içinde veya dışındadır. Yapılar genellikle taş veya ikinci derecede ahşaptır. Tüm taşıyıcı duvarlar, avlu duvarları, özellikle zemin katlar kireç harcı, kırma-moloz taş duvarlarla inşa edilmiştir. Çatı örtüsü olarak alaturka kiremit kullanılır. Çatı dışında duvar üstleri, ocak çıkıntılarının baca halinde daraldığı girintilerin üstleri de yağmurdan korunacak tüm çıkıntılar bu kiremitle örtülüdür. Ayrıca, bugün Muğla’nın sembolü olarak kabul edilen karakteristik bacadan alaturka kiremitlerle yapılan kendine özgü bir şapka ile kapatılmıştır.



    Muğla evlerini, temel olarak ikiye ayırmak mümkündür :
    • Türk Evleri: Özellikle Hisar dağı eteklerine doğru bir şekilde yer alan bu evler, kentsel silüeti kırmızı kiremit çatı beyaz duvar ve üzerlerinden taşan yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armonisi içinde, geleneksel dokunun özünü oluşturan yapılardır. Avlu içindeki Müştemilatlarıyla bir kullanım ve form biçimini oluştururlar. Bazılarının sonradan kapatılmış bazı yakın devirde inşa edilenler ise doğrudan kapalı sofalı olarak yapılmışlardır.
    • Rum Evleri: Kentte Rum tüccarlarının yerleşmeye başlaması ile Rum aileler Konakaltı ve Saburhane semtleri çevresinde yerleşerek kendi kültürlerine göre biçimlenen Taşevleri inşa etmişlerdir. Bu evleri Türk Evlerinden ayıran temel özellik içe kapanmış olmaları, avlu yerine sokakla bütünleşen bir cephe ve kütle nizamı göstermeleridir. Diğer ayırt edici özelliği ise
      kesme taş yapı olmalarıdır.
    Mugla evleri; ahsap iscilikleri ve tavan islemeleri ile diger evlerden cok farklidir. Eksi bir gelenek olan bu mimari yapilarin gunumuzde az da olsa Mugla yaylasinda yapimlari devam etmektedir.


    [​IMG] [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG] [​IMG]

    [​IMG]
     
  6. KızılÖtesi

    KızılÖtesi Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    28 Nisan 2008
    Mesajlar:
    3.585
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    38
    Cevap: Muğla Şehir Tanıtımı

    emeğine sağlık pasikammm
     
  7. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla yemekleri

    Zengin bitki örtüsünün oluşturduğu Muğla mutfağı, doğada yetişen her tür sebzeyi kullanmayı başarmış. Genellikle zeytinyağlıların ağırlıkta olduğu bu mutfakta zengin et yemeklerine de rastlamak mümkün.
    Ege beslenmesinin genel özelliklerini Muğla mutfağında da görmek mümkündür. Sebze ve yabanıl bitkiler, zeytinyağlılar yöre beslenmesinde önemli bir yer tutar. Bölge nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan Yörükler arasındaysa beslenmenin temel öğeleri et ve süttür. Sebze kurutma, pekmez, reçel, tarhana, keşkek yapımına dayalı ev içi beslenme geleneği, toplumsal değişime koşut bir süreç izler. Seracılığın yörede yaygınlaşmasının ardından, meyva ve sebze üretimi pazara yönelik bir nitelik kazanmıştır.
    Muğla mutfağında sebzeler yaygın olarak tüketilir...
    Baklagiller ve sebze çeşitleri Muğla mutfağının en sık rastlanan yemeklerini oluşturur. Patlıcan en yaygın kullanılan sebzedir. Kızartma, salata ve tatlılarda sık sık kullanılır. Genellikle akşam yemekleri için hazırlanan yumurtalı patlıcanda; soğan, domates önce yağda kavrulur. İçine ince ince doğranmış patlıcan eklenir. Üstüne yumurta kırılır ve ateşten alınır. Ekşili biber de yörenin özgün kızartma yemeklerinden biridir.
    Salatalarda radika, devetabanı, "gelingülü" de denen gelincik, ebegümeci gibi yabani otlar yaygın biçimde kullanılır. Bu bitkilerden bazıları ise kurutulur ve kış için saklanır. Bölgede yaygın olarak kullanılan bitkilerden biri de bakladır. Öyle ki çiçek açmadan toplanan baklanın yapraklarından dahi salata yapılır. bakla yaprakları önce tuzla iyice oğulur, sonra döğülmüş sarmısak, yağ, limon ya da korukla karıştırılır.
    Yabani otlar daha çok kavrularak yenir. Kimi zaman bunların birçoğu bir arada kavrulur. Bu tür yemekler genel olarak "ot kavurması" olarak adlandırılır. Kazayağı, turp otu, tekesakalı, kuşyüreği, sığırdili, tereotu, dalgan, devetabanı, ebegümeci, ıspanak, kişkincik, kuzukulağı, kapçık, ballık gibi bitkiler kavurmanın dışında da değişik biçimlerde tüketilir. Ya yağ, soğan ve salçayla hazırlanan sosla; ya da bulgur veya pirinçle pişirilir. Kimi zaman da üzerine ekşilik katılır.
    Sebze yemeklerinin başında bamya, börülce "karnıkara", nohut ve fasulye gelir. Bunlar genellikle zeytinyağlı olarak tüketilir. Baklagiller genel olarak etle birlikte pişirilir.
    Et yemeklerine gelince...
    Kıyı kenti olmasına karşın Muğlada balığa dayalı bir beslenme biçimi yaygın değildir. Tavuk, ciğer, "biryan" denen kuzu kapama, et kavurması ya da çiftlik kebabı Muğla mutfağında sık rastlanan et yemeklerini oluşturur. Özellikle Marmaris ilçesinde yaygın üretimi olan çam balı, yörenin özgün besin kaynaklarındandır. Kahvaltı ve öğle yemekleri arasında kullanılan baldan "çıtırmak" denen bir tatlı da yapılır. Bu tatlıda kaynatılmış bala kavrulmuş susam konur ve kalıp kalıp kesildikten sonra yenir.

    Muğla yemekleri
    Tarhana, ara ve dutmeş (çorbalar); çopur, döş, çızdırma, gürlen kebabı, sura, ballık kavurma, dövme köfte ve karın-kumbar dolması (et yemekleri); her tür balık ızgara ve buğulama, pirinçli balık (balık); hardal haşlaması, börülce kavurma, sirken otlaşı, ekşili biber, galli patlıcan (sebze); ballı kabuk, üzüm köftesi, hoşmerim, pekmez reçeli, üzüm, domates, patlıcan ve kabak reçeli (tatlılar) yöreye has mutfak kültürü ürünleri olarak tadılmaya değer lezzette yiyeceklerdir.
     
  8. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla Yemeklerinden Örnekler

    [​IMG]

    Ahtapotlu pilav
    1 ahtapot
    3 su bardağı pirinç
    5 su bardağı su
    1/2 çay bardağı zeytinyağı
    Tuz
    Karabiber


    Ahtapotu döverek temizleyip, haşlayın. Küçük parçalar halinde doğrayıp, az yağda kavurun.
    Kalan zeytinyağında pirinci kavurun. Ahtapotun haşlama suyunu, tuz ve karabiberini ilave edin. Ahtapotları da ekleyip pişmeye bırakın. Pilav demlendikten sonra servis yapın.


    [​IMG]

    Çökertme
    400 gr dana bonfile
    8 orta boy patates
    2 çay kaşığı karabiber
    2 çay kaşığı kimyon
    2 çay kaşığı kırmızı biber
    400 gr süzme yoğurt
    6 diş sarmısak
    100 gr tereyağı
    Tuz


    Sarmısağı dövün ve süzme yoğurt ile karıştırın.
    Patatesleri rendeleyin ve kurutun. Kızgın yağda kızartın.
    Kevgirle patatesleri alın. Geniş bir tabağa yerleştirin ve yayın. Üzerine süzme yoğurdu dökün.
    Bir tavada tereyağını eritin ve tuz ekleyerek bekletin.
    Etleri kömür ızgarasında pişirin. Parmak patates şeklinde kesin ve ılık bekleyen tereyağının içine atın.
    Baharatları da ilave ederek 8 dakika pişirin.
    Etleri süzme yoğurdun üstüne yerleştirin.
    Sıcak servis yapın.


    [​IMG]

    Balıklen
    1 kg dana ciğeri
    2 su bardağı sıvıyağ
    4 yemek kaşığı un
    Sos için:
    1.5 yemek kaşığı margarin
    10 diş sarmısak
    4 yemek kaşığı un
    1.5 yemek kaşığı salça
    1.5 yemek kaşığı limon suyu


    Dana ciğerini küçük parçalar halinde doğrayın. Una bulayıp tavada kızdırdığınız sıvıyağında kızartın.
    Ayrı bir kapta margarin, iri doğranmış sarmısak, un, salça ve limon suyunu kavurun. Sosunuzu hazırlayın.
    Kızarmış ciğerleri servis tabağına alın. Üzerine hazırladığınız sosu dökerek servis yapın.
     
  9. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla Türküleri

    Bodrum Hakimi

    Bodrumlular Erken Biçer Ekini
    Feleğe Kurban Mi Gittin Bodrum Hakimi
    Nasıl Astın Mefaret Hanım ipe De Kendini
    Altın Makas Gümüş Bıçak ile Doğradılar Tenini



    Şu Bodrumun Dağlarında Ceylanlar Dolaşır
    Kara Haber Mefaret Hanım Pek De Tez Ulaşır
    Hakim Hanımın Memleketi Kütahya Tavşan
    Hakim Hanım Sen Eyledin Bizleri Perişan




    Türkü Hikayesi


    İntihar eden Mefaret Hanım'ın öyküsü yarım asırdır filmlere konu oldu, türküsü Bodrum ve Milas yöresinin dilinden düşmedi ama kimse "gerçeği" bilemedi. Bodrum Hakimi, şimdi, Tolga Çandar'ın çıkardığı "Türküleri Egenin 2" albümüne adını verdi. İşte size birden fazla gerçeği olan yaşanmış bir öykü.


    Bodrumlular erken biçer ekini
    Feleğe kurban mı gittin
    Bodrum Hakimi



    Türkiye'nin ilk kadın hakimlerindendi Bodrum Hakimi. Tek görev yeri Bodrum değildi elbet, ama Bodrumlular onu öyle sevmişlerdi ki... Bu dürüst, gözüpek, "erkek gibi" hakim hanıma saygıyla karışık bir sevgi duyuyorlardı. Aslen nereli olduğu önemli değildi, "Bodrum Hakimi" idi o.


    "Mefaret Tüzün (Bodrum Hakimi) Tavşanlı 1906 - Bodrum 1954
    Türkiye'nin ilk kadın hakimlerinden olan Tüzün, 24 Eylül 1951 yılında Bodrum'da göreve başladı. Keşiflere at sırtında gidip gelen hakime hanım, cesurluğu ve girişimciliğiyle kısa zamanda yöre halkının sevgisini kazanmıştı. 1954'te kaybettiği nişanlısının ardından Tüzün'ün de beklenmedik ölümü, Bodrum'da büyük üzüntü yarattı. Bodrumlular, Hakim'e olan sevgilerini adına bir türkü yakarak yaşatmaya çalışmışlardır".



    Bodrum'da iz bırakanlar takviminde böyle tanıtılıyor Bodrum Hakimi Mefaret Tüzün. Hakkında bundan fazlasını öğrenmek de pek mümkün değil zaten. Denediğiniz zaman resmi makamlardan da Bodrum'un yaşlılarından da aynı tepkiyi alıyorsunuz: "Niye soruyorsunuz? Geçmiş zaman, ne olmuşsa olmuş bitmiş işte, öğrenip de ne yapacaksınız?" Bodrumlular söz birliği etmişçesine 43 yıldır saklıyor Mefaret Hanım'ın ölüme götüren sırrı.


    Mefaret Hanım'ın arkasından halkın yaktığı türküyü yıllar sonra seslendirip yeni albümüne alan Tolga Çandar, uzun süre bu sırrın izini sürmüş. Ama zar zor açtığı her kapının arkasında birbirinden farklı öyküler çıkmış karşısına.


    Bunlardan bir tanesine göre, Hakim Hanım Bodrum'da bir gence idam cezası vermiş. Bunun üzerine çocuğun ağabeyi onu kaçırıp Turgutreis'in karşısındaki Çatal adalarında tecavüz etmiş. Bundan çok etkilenen Mefaret Hanım da dönüşte kendisini öldürmüş.


    Anlatılan diğer öyküler ise ayrıntıları farklı olsa da Mefaret Hanım'ın ölümünün arkasında bir aşk olduğu yolunda. Bunlardan biri, "Bodrum Hakimi" filmine de konu olan öykü. Türkan Şoray'ın bütün azametiyle canlandırdığı muhteşem hakim hanımın hiçbir zor karşısında eğilmeyen başı sonunda bir aşka yenik düşüyordu. Ya sevdiği adama ölüm cezası verecekti, ya da... İkinci yolu seçti Bodrum Hakimi.


    Şu Bodrum'un dağlarında ceylanlar dolaşır
    Kara haber Mefaret Hanıma pek tez ulaşır



    Bodrum'da sıkı sıkı mühürlenmiş ağızlardan yarım yamalak dökülenler ise, hakim hanımın sevgilisinin filmdeki gibi bir suçlu değil, Bodrum'un savcısı olduğu yönünde. Ama bu aşkın Mefaret Hanım'ı neden intihara sürüklediği konusunda rivayet muhtelif. Karşılıksız değildi aşkı besbelli. Ama herhalde evlenemeyeceklerdi. Ama neden? Savcı evli miydi, ya da önce evlilik vaadettiği Mefaret Hanım'ı sonra terk mi etti... Büyük olasılıkla Bodrumlular pek sevdikleri "hakim hanım"larına böyle gayrimeşru bir ilişkiyi yakıştırmak istemediklerinden susuyorlar bu konuda, takvimlerinde bile "nişanlısı" sıfatını kullanmayı tercih ediyorlar.


    Mefaret Hanım'ın son gecesine ilişkin anlatılanlar ise daha da hazin. Milaslı Türk sanat müziği bestekarı Zeki Duygulu'nun konseri var o gece. Bodrumlular ciple Milas'ın yolunu tutuyor. Mefaret Hanım da aralarında. Ve o gece konserde bir şarkıyı tam üç kez çaldırıyor:


    Uslu dur kadınım çıldırtma beni
    Ben artık bildiğin o ten değilim
    Bir başka yağmurla ıslak mendilim
    Yeter artık ağlatma beni
    Uslu dur kadınım çıldırtma beni
    Dökülmüş yaprağım, sararmış güzüm
    Çiğli kirpiklerle yaşlıdır gözüm
    Bu gurbet ellerde ben bir öksüzüm
    Yeter artık ağlatma beni
    Uslu dur kadınım çıldırtma beni



    Bu konser Bodrumlular'ın Mefaret Tüzün'ü son görüşü oluyor. Tolga Çandar o gece kendini asan hakim hanımın ölümünün Bodrum'da ne büyük bir üzüntü yarattığını annesinden dinlemiş. O zamanlar henüz çocuk olan annesi tarlada çalışırken gelen ve mola veren otobüsü ve üstündeki cenazeyi hiç unutmamış. Yıllarca ne bu öykü düşmüş dilinden ne de Bodrum Hakimi'nin türküsü.


    Hakim Hanım'ın memleketi Kütahya Tavşan
    Hakim Hanım sen eyledin bizleri perişan



    Bu Kütahya konusu da ayrı bir muamma. Takvimde de türküde de Mefaret Hanım'ın Tavşanlılı olduğu söylense de bunun aslı yok gibi. Tavşanlı kaymakamıyla konuşan Tolga Çandar Hakim Hanım'ın bir süre Tavşanlı'da görev yaptığını, tıpkı Bodrum'daki gibi yöre halkı tarafından çok sevildiğini, giderken de gözyaşları içinde konvoylarla uğurlandığını öğrenmiş. Mefaret Tüzün'ün gerçekte Tekirdağlı olduğu sanılıyor.


    Çandar, kendisini çocukluğundan beri derinden etkileyen bu kadının peşini bırakmamaya kararlı. Elinde Bodrum kaymakamlığından zar zor edindiği sararmış bir fotoğraf var. Hakim'in sevgilisi olduğu söylenen savcıyı aramış, bulamamış, akrabalarına sormuş, öğrenememiş, şimdi Adalet Bakanlığı'nda araştırmalarına devam ediyor. Bu arada da hiç olmazsa bir türküyle bu talihsiz kadına bir selam gönderiyor.


    Türkü, Bodrumlular'ın yaktığı bir ağıt ama Milaslı radyo sanatçısı Nazmi Yükselen onu TRT repertuvarına girecek şekilde düzenlemiş ve 60'lı yıllarda plağa okumuş. İşin ilginç yanı, Tolga Çandar Yunan adası Kos'ta da dinlemiş bu türküyü. Hemen sormuş "bu ne?" diye, "karşıda yaşanmış bir öykü" demişler. Şimdi Tolga Çandar'ın sesiyle yeniden hayat buluyor "Bodrum Hakimi"nin öyküsü. Çok sade, tek bir bağlamayla, kırk yıl uzaktan yürekleri dağlamaya devam ediyor:


    Nasıl astın Mefaret Hanım ipe de kendini
    Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini




    Çökertme
    Çökertme'den Çıktım Da Halil'im
    Aman Başım Selâmet,
    Bitez De Yalısına Varmadan Halil'im
    Aman Koptu Kıyamet.

    Arkadaşım İbram Çavuş
    Allah'ıma Emanet,

    (Bağlantı)
    Burası Da Aspat Değil Halil'im
    Aman Bitez Yalısı,
    Ciğerime Ateş Sardı,
    Telli Kurşun Yarası.

    Güverte De Gezer İken
    Aman Kunduram Kaydı,
    İpekli Mendilimi Halil'im
    Aman Mor Rüzgâr Aldı.

    Çakır Da Gözlü Gülsüm'ümü
    Aman Kolcular Aldı,

    Bağlantı

    Gidelim Gidelim Halil'im
    Çökertme'ye Varalım,
    Kolcular Gelirse Halil'im
    Nerelere Kaçalım.

    Teslim Olmayalım Halil'im
    Aman Kurşun Sıkalım,

    Bağlantı ​


    Türkü Hikayesi

    Memleketin keşmekeş içinde olduğu, işgal ordularının yurdu parsellediği yıllardı.Ege ‘de Yunan var.Eli silah tutan tüm gençlerin bellerinde pistov, ellerinde Rus filintası, sırtlarında yatakları, dağları, taşları, ovaları mesken tuttukları yıllar...Küçük Menderes ‘ten, Köyceğiz'e, Denizli ‘den Bodrum'a her karış toprakta onların alın teri.

    Bir yandan işgalcilerle boğuşuyorlar, bir yandan da devletin seçip gönderdiği yöneticilerle.Bir yandan düşmanı kovalarken diğer yandan da işbirlikçilerle boğuşuyorlar.İşte o yıllarda Halil adlı yiğit bir delikanlı vardı.Mertti.İyi silah kullanır, üç kuruşluk mevkiye boyun eğmezdi.Çam yarması gibi, kaşı gözü ,eli yüzü düzgün, cesurdu.Yiğitliği de dillerdeydi.Bir de “Bodrum kaymakamı” vardı.Halk düşmanı , astığı astık, kestiği kestik.İstanbul ‘un da gözde adamı.Adına da “Çerkez Kaymakam “ derlerdi.Halk arasında “Kalleş Kaymakam” Bir eli yağda bir eli balda.Sandal sefaları, gece alemleri...Etrafında etek öpenler, fedailik yapanlar...Milletin kıtlıktan kırıldığı günlerde yağlı ballı yemeklerle donatılmış sofralar...

    Bir de güzelliği tüm yörenin dilinde Çakır Gülsüm vardı.Bitez yalısında otururdu.Sahilde şipşirin bir köy.Köyün yakınlığından adına “Bitez yalısı” demişler.Herkes güzel Gülsüm ‘ü yiğit Halil ‘e yakıştırıyordu.Gülsüm adı Halil ‘le beraber anılırdı.Bunca dillenen güzellik Bodrum Kaymakamının kulağına da ulaşmıştı.Etrafındaki dalkavuk çömezler kaymakamın kulağını doldurmuşlar.”Gülsüm güzel kız.Saraylara layık.Halil gibi baş kaldırmış bir eşkıyanın eline düşerse yazık olur.Sen evet de on Gülsüm getirelim sana.Zaten Halil dağda, çetelerle dolaşıyor.” diyerek şişirmişler.Amaçları kaymakama yaranmak, hem de çıkarlarına taş koyan Halil ‘e zarar vermek...

    Çerkez Kaymakamın ‘ın çok hoşuna gitmiş bu düşünce .Hem güzel Gülsüm'e sahip olacak, hem de büyüklerinin kulağına gitmiş bir efenin nişanlısını kaçırıp daha da yaranacak onlara.Kaymakam Bitez yalısına göndermiş kolcularını.Bir feryat, bir figan sarıp sarmalıyıp götürdüler Gülsüm ‘ü.Gülsüm ‘ün apar topar içine atıldığı sandal kıyıdan uzaklaşmak üzereyken çökertme tarafından hızlı hızlı gelen sandal göründü.Sandalın kürekleri kanat gibi açılıp kapanıyordu.Bir yanda kaymakam kolcularının sandalı bir diğer yanda da Bitez yalısına girdi girecek olan Halil'in sandalı.Yanında en güvendiği arkadaşı İbrahim Çavuş.İbrahim Çavuş asılmış küreklere, Halil ise ayakta gözünü siperlemiş eliyle kolcuları gözlüyor.Millet sahile dökülmüş yürekleri ağzında seyrediyor onları.

    Halil'in sandalı uçuyor gibi.İki sandal burun buruna geldi vuruşma başladı.Patlayan silah sesleri.Ve ardından Gülsüm'ün figanı.İbrahim Çavuş'un figanı. İbrahim Çavuş kapanmış sandala haykırıyordu.”Gitti.Yiğit Halil gitti.Vurdular Halil'i.Kalleş Kaymakamın adamları vurdu Halil‘i.

    Kolcuların sandalı Bodrum'a hızla Gülsüm ‘ü götürürken, Halil'in sandalı da ağır ağır sahile yaklaşıyordu.Sonra sandaldan çıkardılar Halil'i.Oluk oluk kan akıtordu. İbrahim Çavuş'un kollarında verdi son nefesini.Sonra kalabalığı bir uğultu sardı.Bir hıçkırık, bir gözyaşı seli.Bunların arasından da yanık içli bir ses yükseldi.Ağlayan,ağlatan...
     
  10. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla türküleri

    Ferahidir Gızın Adı
    Ferahi'dir Gızın Adı Ferahi
    Yar Yandım Aman
    Esmer Yarim De
    Haydi Yandım Ferahi


    Türkmen Kızı Katarlamış Mayayı
    Yar Yandım Aman
    Esmer Yarim De
    Haydi Yandım Ferahi

    Rinni Rinna Rinni
    Rinna Rinanay Rinanay Da
    Aman Da Yandım Ferahi

    Demirciler Demir Döver Tunç Olur
    Öf Yar Yandım Aman
    Esmer Yarım De
    Haydi Yandım Ferahi

    Sevip Sevip Ayrılması Güç Olur
    Öf Yar Yandım Aman
    Esmer Yarim De
    Haydi Yandım Ferahi

    Türkü Hikayesi
    Şu bizim Milâs, tarih boyunca iki uygarlığa başkentlik etmiştir. İlkin Halikarnassos'tan (Bodrum'dan) önce Karya Krallığına; daha sönra da Menteşe Beyliğine.

    Menteşe beylerinden Yakup'un oğlu İlyas, av meraklısı, dağlar sevdalısıymış. Silahını omuzladığı gibi, dağlara düşermiş. O dağ senin, bu dağ benim. Hani, bizim Muğla'mızın dağları da dağdır ha. Adam, avcı olmasa bile aç kalmaz Muğla dağlarında. Mevsimine göre çıntar (mantar) toplar, közde kebap edip yer. Mersindi, çilekti, geyik elmasıydı, haruptu, incirdi; doyurur karnını. Sözün akışını değiştirmiyelim; İlyas Bey'den anlatıyorduk: Bu İlyas Bey, bir ilkyaz günü Muğla dağlarında av ardında koşuyormuş. Göktepe dolaylarında olacak; dünya güzeli bir Yörük kızına rasgelmiş. Bilinir ki; Yörükler yazı yaylada, kışı yazıda (ovada) geçirirler. İlyas Bey; bu becene(ıssız) dağ başında bir güzeller güzeliyle karşılaşınca şaşırmış:

    - İn misin, cin misin? diye sormuş. Kız:
    - Ne in'im, ne cin! Sencileyin bir insanım.
    - Peki, ne arıyorsun bu dağ başında?
    - Kuzularımı, oğlaklarımı güderim. Ya sen?
    - Ben mi? av avlayıp kuş kuşlardım ki; bugün bahtım karşıma seni çıkardı. Adın ne senin?
    - Ferayi.
    - Ferayi. Ferayi. Ferayi...
    - Benim Türkmen adımı Beyenmedin yalım "galiba"?
    - Yoo. Çok Beyendim de, Beyendiğimden, düşürmem adını dilimden.
    - Ya senin adın ne? Neyin nesi, kimin fesisin?
    - Adım İlyas. Yakup beyin oğlu.
    - Ooo. Beyimizin oğlu beyimiz onurlandırmış obamızın konduğu yerleri. Ne mutluluk canımıza. Hadi, çadırımıza buyur da, bir tas ayran sunayım sana. Açsındır, çökelek çıkarayım.

    İlyas Bey, Ferayi'nin sunduğu çökeleği bazlamaya sarıp yemiş, tas tas ayran içmiş. Bir yadan da, Ferayi'yle evlenmeyi kafasına koymuş, içini açmış:

    - Benle evlenir misin Ferayi?
    - Bunu anam-atamla konuşman gerek bey..

    İlyas Bey dönmüş Milas'a. Anasına iletmiş kararını:

    - Ana can, hep, benim evlenmemi ister durursun değil mi?
    - Hemde nasıl! Hayrola, buldun mu yoksa gönlünün sultanını?
    - Buldum ana. Senden dileğim odur ki; dileğimi bey babama açasın.
    - Olur oğul. Kim ki gelinimiz olacak kız?
    - Göktepe'de oba kurmuş Yörük kızı Ferayi.

    Yakup bey, adamlarından birkaçını yanına alıp, varmış, Ferayi'nin obasına. Hoş-beşten sonra da çıkarınış ağzında baklayı:

    - Gelişimiz şundandır ki; diye söze başlamış... "Bahçenizdeki gülü dermeye geldik, sizinle kardeşlik olmaya geldik... Oğlum bir Beyenmiş Ferayi'yi, ben iki Beyendim..."

    Bey bu, sözü buyruktur. Ferayi'nin babası da mırın-kırın etmemiş:
    - Civan oğlun İlyas'a kız vermek, obamıza şan verir, demiş.

    Düğün hazırlıklarına tezelden başlanması kararlaştırıldıktan sonra konuklar daha oturmamışlar. Muştuyu İlyas'a ve halka vermek için, Milâs'a doğru yola koyulmuşlar.

    Onlar obadan uzaklaşırken, Ferayi'nin ağabeyi Mıstık dönmüş sürüyü yaylatmaktan. Neler olup bittiğini sormuş babasına. Babası:
    - Obamızın başına devlet kuşu kondu oğul! diye girmiş söze; "Yakup Beyoğlu İlyas Bey, bacın Ferayi'ye gönül koymuş ki; babası Ferayi'yi istemeye gelmiş..."

    Mıstık:
    - O İlyas olacak beyoğlu Ferayi'yi nerde görmüş? demiş ve "Anlaşılan Ferayi onunla yavuklanmadan (nişanlanmadan) görüşmüş. Ben bunu ar ederim. İlyas kendine başka kısmet arasın" diye eklemiş. Nice ısrar etmişlerse de, "nal" demiş, "mıh" dememiş Mıstık.

    - Ferayi, bakmış ki başka yol yok; haber salmış İlyas Bey'e:
    "- Beni falan gün Kanlı Kapuz'un (kanyonun) ağzında bekle. Ben çeyizimi sarı mayaya (dişi deveye) yükler gelirim. Ordan da kaçarız birlikte..." İlyas Bey, atlamış atına, kavil (buluşma) yerine doğru yola düzülmüş. Gelin görün ki; Mıstık sezmiş olan biteni. İzlemiş Ferayi'yi. Kanlı Kapuz'un başında yakalamış. "Demek İlyas'la kaçacaksın ha?" diyerek, çekmiş bıçağını, delik-deşik etmiş biricik bacısını. Sonra da kendini, kapusun kara derinliklerine atmış. İlyas bey kavil yerinde, çeyiz yüklü sarı mayayı başıboş görünce, yüreği ağzına gelmiş. Az sonra da Ferayi'nin, al kanlar içindeki ölüsünü bulmuş. Bunun üzerine İlyas Bey ne yapmış, bilmiyoruz. Bildiğimiz bir yey var: Halk usta, bu acılı öyküyü türküleştirmiş, dünya durdukça çığrılsın; sevenlerin arasına kimse girmesin diye:

    Ferayidir gızın adı Ferayi de yandım aman
    Esmer yarim de aman da Ferayi
    Türkmen de gızı,katarlamış mayayı of yandım aman
    Esmer yarim de aman da mayayı
    Ninni ninna,ninni ninnana,nininih,ninaynam
    Aman da aman Ferayi
    Demirciler demir döğer,tuncolur öf yandım aman
    Esmer yarim de aman da tuncolur
    Sevip sevip ayrılması,gücolur öf yandım aman
    Esmer yarim de aman da gücolur



    Karaova düğünü
    Karaova'ya Vardım Güle Oynaya,
    Aziz Arkadaşımı Güvey Koymaya.
    Acımadın Mı Murat Beni Vurmaya,
    Al Kanlar İçinde Kabre Koymaya.


    Vurma Murat Yakışmaz Senin Şanına,
    İnsan Eniştesinin Kıyar Mı Canına.
    Karaova Düğünü Gece Kuruldu,
    Varır Varmaz Güveyin Adi Soruldu.

    Pehlivanlar Meydana Çıktı Soyundu,
    O Zaman Hacı Gümüş Oğlu Vuruldu.
    Vurma Murat Yakışmaz Senin Şanına,
    İnsan Eniştesinin Kıyar Mi Canına

    Türkü Hikayesi
    Şu Karova'nın adını neden tutup "Mumcular" a çevirdiler, bilmiyorum. Bir bilen çıksa da açıklasa. Türküye geçmiş ad değişir mi?

    Yıllar önce, Karaova'da bir düğün varmış. Düğün için, Bodrum, Milas, Yatağan ve Muğla köylerindeki hatırlılara - tanıdıklara okuntu (davetiye) yollanmış. Düğün sahibi adına, Sabuncu Salih efendi, Kafaca köyüne uğramış. Hem Hacı Gümüşoğlu Hüseyin'e, hem de onun kayınçosu (kayınbiraderi) Murat'a birer okuntu vermiş.

    O sıralar Hüseyin'le Murat'ın araları iyiden iyiye açıkmış. Ama, "Kol kırılır, yen içinde kalır"; geçimsizliklerini elden - günden gizleyip, al atlarına binip, Karaova'ya doğru birlikte yola koyulmuşlar. Geceyi Milas'ta bir handa geçirmişler. Bir anlatışa göre, Murat, silahını handa unutmuş. Yolda eniştesi Hacı Gümüşoğlu Hüseyin'e durumu anlatıp:

    -Dönüp alsak mı silahı? demiş. Hüseyin:
    -"Murat", demiş, "Biz cenge değil, çengiye gidiyoruz. Varsın kalsın silah. Dönüşte alırız..."

    Düğün evine yaklaştıklarında, davullar karşıya çıkmış. Hacı Gümüşoğlu bir çeyrek altın fırlatmış davulcuya, Murat'sa, bir yarım altın.. Hüseyin buna içerlemiş. Öfkesini açığa vurmak istememiş ama, Murat'a "Gelme olduğum yere" demekten de kendini alıkoyamamış.

    Hüseyin'i bir odaya,kaynı Murat'ı başka bir odaya almışlar.İçkiler içilmiş, köçekler oynatılmış. Alem sabaha dek sürmüş.

    Ertesi gün kuşluk vakti güreş tutulacakmış. Meydan hazırlanmış. Su lengerleri, yağ kazanları getirilmiş. Pehlivanlar çıkmış meydana, soyunmuşlar. Davulcular da almışlar yerlerini. Halk, pehlivanların çevresinde halka olmuş. Varıp, Hacı Gümüşoğluna:

    -"Ağam, güreşi senin başlatmanı istiyoruz", demişler. Hüseyin :
    -"Bekleyin", demiş, "Ben gelmeden çalmasın güreş davulu." Pehlivanlar da, halk da sıkılmaya başlamış. Tam bu sırada Murat, hakem kuruluna yaklaşmış; onlarla bir-iki fısıldaştıktan sonra:
    -"Eey ahali!" diye bağırmış, "Güreşi başlatıyorum. Davulcular, vurun güreş davulunu!.."
    Davulcular çalmak istemedilerse de, Murat'ın ısrarı karşısında, "Herhalde bir bildiği vardır" diyerek, vurmuşlar tokmaklarını. Ayaktan üç çift kispet döverken, davul sesini duyan Hacı Gümüşoğlu öfkeyle kalkıp alana gelmiş, Önüne çıkan ilk çifti ayırıp tokatlamaya kalkışınca, Murat işe karışmış:
    -"Ben başlattım güreşi, çekil alandan!" Hüseyin:
    -"Bana bugüne bugün Hacı Gümüşoğlu derler, sen kim oluyorsun da güreşi başlatıyorsun?" deyince Murat, bıçağını çektiği gibi:
    -"Al işte, bundan böyle bana da "Murat Efe" desinler"...
    Murat delik - deşik etmiş eniştesini. Ablası "ela gözlü" Şefika'yı dul, yeğeni Fettah'ı da yetim bırakmış.
    Murat, Hüseyin'i öldürdüğü zaman ablası:
    -"Naha Murat", diye ilenmiş, "İdam edildiğini ya da öldüğünü görürsem, boğadan kurban keseceğim!..."

    Erkek güzeli olduğu söylenen Murat, yıllarca Muğla hapishanesinde yatmış. Eniştesini öldürdüğü günden sonra gerçekten "Murat Efe" diye anılır olmuş. Murat Efe, birkaç yıl önce öldü. Söylentiye bakılırsa, ablası, adağını unutmamış ve kocasını öldüren kardeşi öldüğü gün, boğadan kurban kesmiş.

    "1967 Muğla II. Yıllığı" nı hazırlayan Kaya Müştakhan, "Karaova Düğünü" türküsünün öyküsünü sorduğu küçük bir kız çocuğunun:

    -"Anlatamam, heyecanlanırım", dediğini yazar.

    İşte, böylesine etkilemiş Murat Efe'nin, eniştesi Hacı Gümüşoğlu Hüseyin'i vurması halkı. Öyle olmasaydı, ardından yakılan türkü bugün hala halkın dilinde dolaşır mıydı?



    Ormancı Türküsü
    Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya
    Bay Mustafa çağırdı, dam oynamaya,
    Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı,
    Söz dinlemez Ormancı, çekmiş kafayı


    Aman Ormancı, canım Ormancı
    Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

    Gevenes' in ortasında, değirmen döner,
    Değirmenin suları, dağından iner,
    Ormancı'ya atılan kurşun, Tevfik' e döner,
    Tevfik' in feryatları, yürekler deler,

    Aman Ormancı, canım Ormancı
    Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

    Gevenes' in suları hoştur içmeye,
    Üstünde köprüsü var, gelip geçmeye,
    Tevfik' imi vurdular, hiç mi hiç yere,
    Yazık ettin Ormancı, köyün iki gencine

    Aman Ormancı, canım Ormancı
    Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

    Türkü Hikayesi
    Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Gevenes köyünde Mustafa Şahbudak adın da, 1922 yılında bir efe doğar. Babası ağadır, dolayısıyla Mustafa da bir ağa çocuğudur. Mustafa hiddetli bir kişiliğe sahiptir. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli en yakın canciğer arkadaşıdır. Herke bu ikilinin arkadaşlığına gıpta ile bakar Neredeyse her akşam köy kahvesinde bu iki arkadaş dama maçı düzenlerler iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar, kahvedekiler tarafından ilgi ile izlenir. Çünkü bu olayların mükafatını, izleyiciler almaktadır. 1946 yılı, Temmuz ayının sıcak bir gününde bu arkadaşlığa kan damlar, öfke seli karışır. Uğursu hadise cezaevinde sonuçlanarak, elli beş yıldır söylenegelen bir drama dönüşür.

    Sıcak bir temmuz günü Mustafa Şahbudak, her zamanki gibi yine köy kahvesi ne gider. O sırada kahveye Muhtar Tevfik Cezayirli'yi görmeğe, Yatağan ilçe Milli Eğitim Müfettişi ile tahsildar gelmiştir. Muhtar olmadığı için misafirleri her zaman olduğu gibi, Mustafa Şahbudak ağırlama görevini üstlenir. İki misafiri alıp yemeğe götürür. Döndüklerinde Muhtar'ı kendilerini bekler görürler. O gün iki misafirden izin isteyip, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında orman memuru, Mehmet İn, çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu olan Çiftlik köyünde yangın olmuştur. 1946 seçimlerinin evrakları Yatağan'a gönderilecektir. Seçim evrakını Yatağan'a, köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı ise, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için, bekçiyi Muhtar'dan ister. Muhtar:
    -Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem der. Bunun üzerine Ormancı ile Muhtar arasında, bir tartışma başlar. Muhtar en sonunda:
    -Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et, der.
    Ormancı kahveye girip tekrar geri döner, gelir. Dama masasını bir yumrukta darmadağın eder. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve Ormancı'ya bir tokat atar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, adamı alıp sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı oradan bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın tahammül sınırını daha da zorlar. Yerinden kalkar, Ormancı'nın üzerine yürür. Ormancı Mehmet'in, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ın sol kolunun pazısından yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak Ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. İşte ne olursa, o an olur!

    Muhtar, Ormancı'nın ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa Bey tetiği çoktan çekmiştir... Ormancı bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atış üzerine Mehmet in, yere düşer.

    Arka cebinde tabaka olduğu için, ona hiç bir şey olmaz. Bu arada ne yazık ki, Mustafa Şahbudak, kaza kurşunu ile dostu Tevfik'i vurur. O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i, tahta bir sal üzerinde Muğla devlet hastahanesine götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey'e:

    Babamın selamı var, bu adamı iyileştir. der.
    Veli Bey:
    -O ölecek, önce senin kolunu saralım. der. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak:
    -Ben ölüyorum hakkını helal et. der.
    Mustafa:
    -Hayır, sen ölmeyeceksin! derken ağlamaya başlar. Aslında orada herkes efelerin ağlamadığını bilir. Ancak Mustafa, arkadaşının bu durumuna dayanamamıştır.
    Gerçekten de biraz sonra Tevfik, hayata gözlerini kapar. Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için polise teslim olur, Bu olay üzerine dört yıl ceza yer. Ceza. evindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak Ormancı'ya kini gittikçe artar. Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Ormancı, tayin ister.
    Kavaklıdere Orman Müdürlüğüne atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında, kendi memleketi olan Marmaris'te ölür.
    Mustafa Şahbudak cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğla merkeze yerleşir.

    Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşını Muhtar Tevfik Cezayirli'yi tek
    kurşunla öldürdüğünde arkada yirmi beş yaşında bir eş ve üç çocuk bırakır. Muhtar'ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayınca birkaç yıl sonra aklı dengesini yitirir. Oğlanın biri İzmir'e yerleşir. Diğer oğlanla kız, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam etmekteler.

    Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa'ya bir gün arkadaşları, Tahir Usta adında bir değirmenciden bahsederler. Bu değirmenci, annesinin akrabasıdır. Değirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. İşte Gevenes köyünde yaşanan bu acı olay da bu kişi tarafından bestelenmiştir. Düğünlerde okunan, herkesin diline düşen türkü ''Ormancıdır.'' Bir gün, radyodan duyduğu bu türkü ile unutmak istediği olayları, tekrar yaşar gibi olur. Radyoyu kapatır, bu türküden çok incinmiştir.
     
  11. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla halk oyunları

    Muğla ili halk oyunları, tür yönüyle incelendiğinde “Zeybek” türü içerisinde yer almaktadır.
    Zeybek oyunları dokuzlu aksak tartım üzerine kurulmuş yiğitlik, mertlik, dürüstlük ve kendine güvenin anlatımını belirten oyunlardır. Bu oyunlar tartım yönüyle incelendiğinde;
    1-Ağır Zeybekler (çok ağır-ağır-yarı ağır)
    2-Yürük (kırık, kıvrak) Zeybekler (kıvrak-çok kıvrak) olmak üzere sınıflandırılabilir. Muğla'da ise yerleşim alanlarının özelliklerinden dolayı hem ağır, hem de yürük zeybekleri bulmamız mümkündür.
    İlk çıkışında bireysel olarak oynanan bu oyunlar, oyunun kurgu ve anlatımından dolayı ikili, dörtlü ve daha çok sayıda gruplarca da günümüzde oynanmaktadır. Doğal ortamında kadın ve erkek bir arada oynamaz.
    Muğla Zeybek Oyunları gelenekselliği içerisinde ele alındığında iki bölümden oluşmaktadır.

    1-Gezinleme: Uzun hava tabir edilen gurbet veya açış aşağı eşliğinde ya da oyun ezgisi ile oyuncunun efevari bir şekilde meydanı dolaşmasıdır. Bu bölüm oyuna ısınma bölümüdür.

    2-Oyun: Bu bölümde oyuncu başlangıçta ellerini yere sürer.

    Bunu yapmaktaki amacı; ellerinin terini kurutarak, parmaklarının oyun anında iyi çıtlamasını sağlamaktır. (Bazı kaynaklarda ise; Türklerin eski inanç sistemi gereği, yerden alıp göğe verme şeklinde anlatılmaktadır.) Ezgi ile birlikte oyuna girilir. Bu esnada; kolsuz, kollu ve sekmeli düz, dönme, çapraz, diz çökme, bacak çelme, eşme, atik, sıçrama, seksek, ileri ve geri gibi figür ve salımlar kullanılarak oyun sürdürülür. Oyun süresince kollar yukarı kaldırılır ve parmak çıtlatılır. Zeybek oyunları geleneksel oynansa da oyuncu, figür ve adımları sergilerken bir çember çizmek zorundadır.
    Bir kişi oynarken, onun izni olmaksızın üstüne oyuna kalkmak yöre kurallarına göre, oynayan kişiye yapılabilecek en büyük saygısızlık olarak kabul edilmektedir. Yöre geçmişinde bu davranış sonucu ölümle sonuçlanan olayları görmemiz mümkündür. Bu gelenek ise halen sürmektedir. Bu nedenle ildeki düğün ve eğlencelerde zeybek oynamak isteyenleri, bir sıra ve disiplin içerisinde oyuna davet etme işi, adına “Meydancı” veya “Yasakçı” denilen kişilerce yapılır.
    Oyun anında erkeklerce; “haydi efeler, efeler, este, hayda, hoppa” kadınlarca da; “este, haden kızlar” gibi coşturucu komutlar kullanılır.
    Muğla'da kadınların oynadıkları zeybek oyunları, erkeklerinki gibi ağır değil, biraz daha hareketlidir. Figürlere gelince; kollar erkeklerdeki gibi omuz hizasından yukarı kalkmaz. Sadece parmak uçları, en fazla kulak memeleri hizasına gelecek kadar yukarı kaldırılır. Kadın oyunlarında figürler karmaşık ve zengin değil, daha basit ve kısırdır. Figür ve adım tekrarı çoktur. Erkeklerdeki gibi gezinleme yapılmaz. Dönmeler daha basit ve seridir. Tavır daha yumuşaktır. Oyunlarda neşe ve coşku vardır. Oyunlara eşlik eden çalgılar farklıdır.
     
  12. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Festivaller

    Mahalli Kutlama Adı : Domates Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Kumluova
    Kutlama Tarihi : Mayıs
    Süre : 3 Gün

    Mahalli Kutlama Adı : Uluslararası Marmaris Yat Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Marmaris
    Kutlama Tarihi : Kasım
    Süre : 5 Gün
    Mahalli Kutlama Adı : Uluslararası Marmaris Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Marmaris
    Kutlama Tarihi : Haziran

    Mahalli Kutlama Adı : Fethiye Çocuk Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Fethiye
    Kutlama Tarihi : Eylül
    Süre : 1 Hafta
    Mahalli Kutlama Adı : Gulet Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Marmaris
    Kutlama Tarihi : Ekim
    Süre : 3 Gün
    Mahalli Kutlama Adı : Ortaca Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Sarıgerme – Dalyan
    Kutlama Tarihi : Haziran
    Süre : 4 Gün

    Mahalli Kutlama Adı : Badem Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Datça
    Kutlama Tarihi : 18 – 21 Ağustos
    Süre : 4 Gün
    Mahalli Kutlama Adı : Bodrum Çevre Filmleri Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Bodrum Kalesi – OASİS
    Başladığı İlk Tarih : 1997
    Kutlama Tarihi : Nisan
    Süre : 7 – 10 Gün
    Mahalli Kutlama Adı : Yat Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Marmaris
    Kutlama Tarihi : Değişik Tarihlerde
    Süre : 7 – 10 Gün

    Mahalli Kutlama Adı : I. Lagina Tanıtma ve Kültür Sanat Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Yatağan

    Mahalli Kutlama Adı : Kavaklıdere Kültür ve Sanat Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Kavaklıdere
    Kutlama Tarihi : 16 Ağustos
    Mahalli Kutlama Adı : Dalyan Turizm Caretta Caretta Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Ortaca
    Kutlama Tarihi : 1 – 3 Temmuz
    Süre : 3 Gün
    Mahalli Kutlama Adı : Kültür ve Sanat Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Datça
    Kutlama Tarihi : Ağustos

    Mahalli Kutlama Adı : Kültür ve Sanat Festivali
    Kutlamanın Yapıldığı Yer : Türkbükü
    Kutlama Tarihi : Eylülün 1. Haftası
     
  13. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla Üniversitesi

    [​IMG]

    Üniversitemiz, 03 Temmuz 1992 tarihinde 3837 sayılı Kanun ile kurulmuştur. Üniversitemizin kuruluşunda Fen-Edebiyat, Su Ürünleri Teknik Eğitim ve İktisadî ve İdarî Bilimler Fakülteleri, Fen ve Sosyal Bilimler Enstitüleri, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu yer almıştır. Muğla’daki ilk yüksek öğrenim birimleri ise 1975 yılında Ankara İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisine bağlı olarak kurulmuş, 1982 yılında ise Dokuz Eylül Üniversitesine bağlanmış olan Muğla İşletmecilik Yüksekokulu ile 1989 yılında Dokuz Eylül Üniversitesine bağlı olarak kurulmuş olan Muğla Meslek Yüksekokuludur.Üniversitemizin kurulmasıyla Muğla İşletmecilik Yüksekokulu İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesine, Muğla Meslek Yüksekokulu da Üniversitemize bağlanmıştır.
    Sosyal İmkanlar:

    [​IMG]

    Üniversitemiz öğrencilerinin önemli bir kısmı yerleşke içinde yer alan Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait 1337 kişilik kız ve 1300 kişilik erkek öğrenci yurtlarından yararlanmaktadırlar. Yurt hakkı kazanamayan öğrenciler ise özel girişimcilerin işlettikleri yurt ve pansiyonlarda kalmakta veya ev kiralamaktadırlar. Yurtlarda kuaför, lostra, terzihane, oyun salonu, kütüphane, hobi odaları, masa tenisi, bilardo, satranç ve çeşitli spor faaliyetlerinin yapılabileceği salonlar ile çalışma salonları mevcuttur.Ortaca, Fethiye ve Ula’daki öğrencilerimiz ise bu ilçelerde bulunan yurtlardan yararlanmaktadırlar.
    Üniversitemiz Merkez Kampusünde Öğrenci Sarayı, Türk Evi, Mavi Çatı gibi seçkin mekânlarda öğrencilere hizmet verilmektedir. Öğrenciler Öğrenci Sarayında tabldot, alakart, ekonomik menü; Türk Evinde pide, ızgara, lahmacun türleri; Mavi Çatıda hafif gıda seçenekleriyle öğle ve akşam yemeği ihtiyaçlarını uygun fiyatlarda giderebilmektedirler. Kentin merkezinde yer alan Meslek Yüksekokulu ve Kötekli girişinde bulunan Beden Eğitimi ve Yüksekokulu ile İlçelerdeki yüksekokul ve meslek yüksekokullarımızda da kantin ve kafeterya hizmetleri verilmektedir.
    Üniversitemiz öğrencilerinin muayene ve tedavileri Sağlık Merkezimizde yapılmaktadır. Merkez bünyesinde bulunan Laboratuvar, Acil, Diş Polikliniklerinin yanı sıra Psikolojik Danışma ve Rehberlik Biriminde bütün öğrencilere hizmet sunulmaktadır. Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yararlanma imkânı olmayan öğrencilerin tedavi giderleri üniversite tarafından karşılanmakta; Sağlık Merkezinde sorunları giderilemeyen öğrenciler Muğla Devlet Hastanesi ile çevre illerdeki üniversitelerin Tıp Fakültelerinin Araştırma ve Uygulama Hastanelerine sevk edilmektedir. Ayrıca kentimizde bulunan tam donanımlı bir özel hastane de hizmet vermektedir.

    [​IMG]

    Üniversitemizde her bir sınıfa en az bir öğretim üyesi akademik danışman olarak atanmaktadır. Akademik danışmanlar, öğretim hayatınız süresince ders alma, sınavlar, üniversite ile ilgili kurallar ve eğitim-öğretimle ilgili diğer konularda öğrencilere yol göstermektedirler.
    Sıtkı Koçman Vakfı ve Muğla Üniversitesi Geliştirme Derneği tarafından başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilerimize öğretim yılı süresince burs verilmektedir. Ayrıca, Üniversitemizde her yıl başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere öğle yemeği yardımı yapılmaktadır. İhtiyaç sahibi başarılı öğrenciler, burs için eğitim-öğretimin başlamasının ardından bir ay içinde adı geçen birimlere başvurabilirler.Üniversitemiz öğrencileri, kantin ve kafeteryalarımızda yarı zamanlı çalışma olanağına da sahiptirler.
    Adres: Muğla Üniversitesi Rektörlüğü 48000 Kötekli/Muğla
    Telefon:0 252 211 10 00
    Faks: 0 252 211 10 24

    Yabancı Dil Öğretimi

    [​IMG]

    Muğla Üniversitesinde dileyen öğrenciler kontenjan dahilinde bir yıl süreli 30 haftalık Yabancı Dil Hazırlık Programına kayıt olabilirler. Programa katılmak isteyen öğrenciler dönem başında açılan Yeterlilik ve Düzey Belirleme Sınavına girmelidirler.
    Teknik Eğitim Fakültesi; Elektronik ve Bilgisayar Öğretmenliği Bölümü, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Rekreasyon Bölümü, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Seyahat ve Konaklama İşletmeciliği bölümü ile Meslek Yüksekokullarının Dış Ticaret, Turizm ve Seyahat İşletmeciliği, Radyo ve Televizyon Yayımcılığı, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programlarında Yabancı Dil Hazırlık Programı zorunludur.
    Eğitim-Öğretim yılı başında yapılan İngilizce Yeterlik Sınavını başaranlar ya da Üniversitenin eş değerliğini kabul ettiği (son iki yılda alınmış olmak şartıyla) TOEFL, TWE, IELTS, FCE, CPE sınavlarının birinden başarılı olduğunu veya KPDS sınavından en az 60 aldığını kanıtlayanlar hazırlık programından muaf tutulurlar ve kazandıkları bölüme doğrudan kayıt yaptırabilirler.

    [​IMG]


    Zorunlu Yabancı Dil (İngilizce) Hazırlık Programında başarısız olan öğrencilerin, birinci sınıfa kayıtları yapılır. Ancak bu öğrencilerin mezun oluncaya kadar Üniversitede açılacak muafiyet sınavında başarılı olmaları gerekir.
    Zorunlu Yabancı Dil Hazırlık Programını başarıyla bitiren ve Yabancı Dil Yeterlik ve Düzey Belirleme Sınavında 60 ya da üzerinde not alan öğrenciler ön lisans ve lisans eğitim-öğretim programlarıyla birlikte Seçmeli Yabancı Dil Destek Programına devam edebilirler.

    _____________________________FAKÜLTELER__________________________________
    Eğitim Fakültesi:
    Muğla Üniversitesi Eğitim Fakültesi 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş ve 13.07.2000 tarih ve 24108 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak tüzel kişilik kazanmıştır.
    İlköğretim Bölümü, Türkçe Eğitimi Bölümü, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü (Tezsiz Yüksek Lisans ), Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanlar Eğitimi Bölümü (Tezsiz Yüksek Lisans), Eğitim Bilimleri Bölümü (Tezli-Tezsiz Yüksek Lisans), Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümlerinden olusmaktadır.
    Fakültemizin derslikler bloğunda bulunan 105 m2lik bir sınıfımız Teknoloji Sınıfı olarak düzenlenmektedir. Fen Bilgisi Laboratuarı için hazırlık çalışmalarına başlanmıştır.
    Adres:Muğla Üniversitesi Kampüsü S Blok 48100 Kötekli/Mugla
    Telefon :0 252 223 80 02 - 0 252 223 80 03
    Faks :0 252 223 84 91

    Fen Edebiyat Fakültesi:


    [​IMG]

    Üniversitemiz 2 Temmuz 1992 tarih ve 3837 sayılı kanunla kurulmuş ve 10 Kasım 1992’de Prof.Dr.Ethem Ruhi FIĞLALI’nın kurucu Rektör olarak atanmasıyla tüzel kişilik kazanmıştır.
    Fen Edebiyat Fakültesi; Rektör Prof.Dr. Ethem Ruhi FIĞLALI’nın Dekanlığını bizzat üstlenmesiyle faaliyete geçmiştir. 1993-1994 öğretim yılında Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları ve Matematik bölümlerine öğrenci alınmış, daha sonra 1994-1995 öğretim yılında İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri, Sosyoloji, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri, 1995-1996 öğretim yılında Biyoloji Bölümü, 1997-1998 öğretim yılında Fizik ve Kimya bölümleri, 2000-2001 öğretim yılında Felsefe bölümünde eğitim-öğretim başlamıştır.
    1993-1994 Eğitim-Öğretim Yılında Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları ve Matematik Bölümleri olmak üzere iki bölümü faaliyete geçirilerek öğrenci alınmıştır. Halen Matematik, Biyoloji (I. ve II. Öğretim), Fizik, Kimya, İstatistik, Türk Dili ve Edebiyatı (I. Ve II. öğretim), Sosyoloji, Tarih, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları, Felsefe bölümlerinde Eğitim Öğretim Faaliyetleri sürdürülen Fakültede; öğrencisi bulunmayan Arkeoloji, Sanat Tarihi, Batı Dilleri ve Edebiyatları, Mütercim Tercümanlık, Psikoloji bölümleriyle birlikte toplam 17 bölüm bulunmaktadır.
    Adres:Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi 48000 Kötekli/Muğla
    Telefon :0 252 223 86 56
    Faks :0 252 223 86 56

    İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi:

    Fakültemiz, 21 Ocak 1975 tarihinde Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne bağlı olarak Muğla İşletmecilik Yüksekokulu adı ile kurulmuş, 1982 yılından itibaren Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Muğla İşletmecilik Yüksekokulu olarak faaliyetlerine devam etmiş olup; 1992’de kurulan Muğla Üniversitesi’nde adı ve bağlantısı değiştirilerek İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine dönüştürülmüştür.Lisans düzeyinde eğitim öğretim yapan fakültemizde, 1992-1993 eğitim-öğretim yılında sadece İşletme Bölümü bulunurken 1993-1994 eğitim-öğretim yılında İktisat Bölümü ve bu bölümlerin ikinci öğretimleri devreye girmiştir. 1995-1996 eğitim-öğretim yılında Kamu Yönetimi Bölümü açılmıştır. Fakültemizde halen İşletme, İşletme İkinci Öğretim, İktisat, İktisat İkinci Öğretim ve Kamu Yönetimi Bölümlerinde eğitim öğretim faaliyetleri devam etmektedir. 1999-2000 eğitim-öğretim yılından itibaren ikinci öğretimler kaldırıldığından 1.sınıflara öğrenci kabul edilmemiştir. Ancak 2001-2002 eğitim-öğretim yılı başından itibaren İktisat, İşletme ve Kamu Yönetimi Bölümlerinin ikinci öğretimlerine tekrar öğrenci kabul edilmiştir.
    Fakültemiz bünyesinde bulunan Çalışma ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Bölümü, Maliye Bölümü ve Uluslararası İlişkiler Bölümlerinde ise henüz eğitim öğretim yapılmamaktadır.
    Fakültemiz, bilim ve teknolojinin hızla değiştiği, dolayısıyla ekonomik ve sosyal değişimin de kaçınılmaz olduğu çağımızda, Türkiye’nin ve dünyanın değişen ve gelişen ekonomik, sosyal, sosyal,teknolojik olaylarını takip etmek, uygulamak, bu alanda ihtiyaç duyulan iyi eğitim almış yönetici ve uzmanları yetiştirmek amacını taşımaktadır.

    [​IMG]

    Fakültemizde fiilen görev yapan akademik personel sayısı 1992’de 31 iken 2003 yılında 78 ulaşmıştır. Bu personelden 7 araştırma görevlisi 2547 sayılı kanunun 35.maddesi uyarınca başka üniversitelerde öğrenimlerini sürdürmektedir. 1 Yardımcı Doçent 2547 sayılı kanunun 39.maddesi uyarınca Yurt dışında, 3 Yardımcı Doçent 2547 sayılı kanunun 38.maddesi uyarınca başka kurumlarda görevlendirilmişlerdir. 19 Araştırma Görevlisi ise Enstitü kadrosunda olup, 2547 sayılı kanunun 13/b-4 maddesi uyarınca Fakültemizde görev yapmaktadır. Fakültemizde fiilen 17’i personel, 7 de Vakıf personeli görev yapmaktadır.
    Fakültemizde kuruluşundan bugüne kadar 7 Dekan görev yapmıştır.Fakültemiz 1999-2003 yılları arasında 6 katlı derslik bloğu, 6 katlı idari blok ve 2 şer katlı 2 adet amfi bloğundan oluşan 16980 m² kapalı alana sahip binalarda eğitim-öğretimini sürdürmüş, 2003-2004 eğitim-öğretim başından itibaren ise Sayın Sıtkı KOÇMAN tarafından yaptırılan 2 katlı derslik bloğu ve 3 katlı idari bloktan oluşan 7383 m² kapalı alana sahip binalara taşınmıştır.

    İktisat, İşletme, Kamu Yönetimi, Çalışma Ekonomisi, Master ve Doktora Programları ile eğitimini sürdürmektedir.
    Adres:Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 48000 Kötekli Muğla
    Telefon :(Dekan ) 0 252 211 13 60 - (Dekanlık Sekreteri )0 252 211 13 61
    (Fakülte Sekreteri) 0 252 211 13 66 - (Öğrenci İşleri) 0 252 211 14 49
    Faks :0 252 223 80 04

    Su Ürünleri Fakültesi:

    Fakültemiz, 3 Temmuz 1992 tarih ve 3837 sayılı kanunla kurulmuş, Ağustos 2003 yılında yapılan Dekan atanmasıyla tüzel kişilik kazanmış olan Fakültemizin amaçları; Dünya standartlarında, eğitim, araştırma,uygulamalar ve bunların oluşturduğu sinerjik işbirlikleri ile su ürünleri sektörüne hizmet ederek güçlü, dinamik, sorun çözücü, ortak aklın gücüne inanan, akademik kadrosu, çalışanları ve öğrencileriyle toplumun gelişimine katkıda bulunan saygın ve öncü bir kurum olmak,
    Dünya standartlarında, çağdaş, üretken bilim insanlarının rehberliğinde gerçekleştirilecek eğitim-öğretimle; Atatürk ilke ve inkîlapları ışığında, çağdaş, ülkesinin ve insanlığın çıkarlarına öncelik veren, toplumun gelişimine katkı sağlayacak coşku ve bilinçte, sosyal, doğal ve tarihi çevresine saygılı, örnek ve öğretici davranışlar kazanmış, bilimsel ve analitik düşünen, sorun çözme bilgi ve becerileri gelişmiş, bireysel gelişimini sürdürebilecek potansiyeli kazanmış, işbirliğini önemseyen, saygı, sevgi ve hoşgörülü davranışlarıyla insanlara hizmet etmeyi görev edinmiş Su Ürünleri Mühendisleri yetiştirmek,
    Zengin su ürünleri potansiyeli olan Muğla ve yöresini, uluslar arası platformda hak ettiği konumuna getirmekte öncülük etmektir.
    Su ürünleri sektöründe nitelikli ve uluslararası alanda çalışabilecek su ürünleri mühendisleri yetiştirmek, su ürünleri sektör temsilcilerinden oluşan bir danışma konseyi oluşturarak; eğitim, araştırma vb. çalışmaları gereksinimlere göre yapmak, Muğla il ve ilçelerinin su ürünleri potansiyeli ile hak ettiği örnek ve aranan konuma gelmesine katkı sağlamak amacıyla ilgili kişi ve kurumların sinerji oluşturacak birlikteliğine öncülük etmek, sektörden gelen talepler doğrultusunda işgücünün niteliklerinin artırılması amacıyla sektöre yönelik eğitim programları sunmak ve su ürünleri sektörü ile ilgili konularda kongre, panel, seminer düzenleyerek sektörün daha iyi anlaşılmasını ve sorunlarının belirlenmesini sağlamaktır.
    BÖLÜMLER: Su Ürünleri Fakültesi bünyesinde, Temel Bilimler Bölümü, Yetiştiricilik ve Hastalık Bölümü ve Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü yer almaktadır.
    Adres: Muğla Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi 48000 Kötekli /Muğla
    Telefon 0 252 211 18 86

    Teknik Eğitim Fakültesi:

    [​IMG]

    Teknik Eğitim Fakültesi, 3 Temmuz 1992 tarih ve 3837 sayılı kanunla kurulmuş, şubat 1995 yılında yapılan Dekan atanmasıyla tüzel kişilik kazanmıştır. Halen Mobilya ve Dekorasyon Eğitimi ve Elektronik ve Bilgisayar Eğitimi Bölümü adli iki bölümle hizmet vermekte olup altı tane de açılmayı bekleyen bölümü vardır.
    Ülkemizin iyi yetişmiş teknik personele ihtiyacı yadsınamaz. Halen yeterli düzeyde teknik eleman bulamayan kamu ve özel sektörün kaliteli eleman açığı, meslek eğitimi veren orta öğretim seviyesindeki eğitim kuruluşları ve çıraklık eğitimi ile karşılanmaya çalışılmaktadır. Endüstrinin ihtiyacı olan teknik ara elemanlar ise 2 ve 4 yıllık yüksekokullardan mezun olanlarca karşılanmaktadır.
    Lisans düzeyinde Eğitim-Öğretim yapan Fakültemizde,1996-1997 Eğitim-Öğretim yılında Mobilya ve Dekorasyon Eğitimi Bölümü , 2000-2001 Eğitim-Öğretim yılında Elektronik ve Bilgisayar Eğitimi Bölümü faaliyete başlamıştır.
    Adres:Muğla Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi 48000 Kötekli /Muğla
    Telefon :0 252 223 86 12
    Faks :0 252 223 85 11

    Yukarrıda adı geçen fakültelerin yanı sıra Güzel Sanatlar Fakültesi,Mimarlık veMühendislik Fakülteleri ile eğitimini sürdürmektedir.

    ________________________________ENSTİTÜLER_______________________________

    Fen Bilimleri Enstitüsü:

    03/07/1992 tarih ve 3837 sayılı Kanun’un ek 25/e maddesi uyarınca kurulmuş, 1994 yılında eğitim-öğretim çalışmalarına başlamış ve halen tezli yüksek lisans programında 11 anabilim dalı, (Biyoloji, Çevre Bilimleri, Elektronik ve Bilgisayar Eğitimi, Enerji, Fizik, İlköğretim(Fen Bilgisi Öğretmenliği), İstatistik, Kimya, Matematik, Mobilya ve Dekorasyon Eğitimi, Su Ürünleri);
    Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanlar Eğitimi Anabilim Dalında 4 programda, (Biyoloji Öğretmenliği, Fizik Öğretmenliği, Kimya Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği) eğitim-öğretim faaliyetlerine devam etmektedir.
    Enstitüler, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda belirlendiği şekli ile üniversitelerde fakültelerde ve ilgili bilim dallarında lisansüstü eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama yapmak amacıyla kurulan yükseköğretim kurumlarıdır.1994-1995 yılında Yabancı Dil Hazırlık programı vererek eğitim - öğretime başlamış olup, 2001-2002 eğitim öğretim yılından itibaren yabancı dil hazırlık programı kaldırılarak, öğrencinin ders aşamasına geçebilmesi için ÜDS, KPDS ve benzeri ulusal ve uluslar arası geçerliliği olan dil sınavlarından 40 ve buna eşdeğer puan almış olma zorunluluğu getirilmiştir.Anabilim Dallarımız ilgili Fakültelerin laboratuvar ve teknik imkanlarından yararlanmaktadır.Enstitümüz, Üniversitemiz Kötekli Kampüsünde bulunan Teknik Eğitim Fakültesinin 4. katında idari hizmet vermekte olup, eğitim öğretim faaliyetleri ilgili Fakültelerde anabilim dallarına tahsis edilen kısımlarda sürdürülmektedir.

    Adres:Muğla Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Teknik Eğitim Fakültesi 4. Kat Kötekli Kampüsü 48000 Muğla
    Telefon:0 252 211 16 81
    Faks:0 252 223 83 52

    Sosyal Bilimleri Enstitüsü:

    [​IMG]

    2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda belirlendiği şekli ile enstitüler üniversitelerin fakültelerinde ve ilgili bilim dallarında lisansüstü eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama faaliyetlerini yürüten yükseköğretim kurumudur.Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 30.07.1992 tarih ve 3837 sayılı Kanun’un ek 25/e maddesi uyarınca kurulmuş 1993 yılında eğitim-öğretim faaliyetlerine başlamıştır.
    Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerini, Muğla Üniversitesinin vizyon ve misyonu ile belirlenmiş ilkeleri ve uluslar arası bilimsel ve akademik ölçütleri temel hedef alan ve lisans üstü eğitim vermek amacıyla oluşturulmuş üniversitenin temel bir organıdır.
    Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Teknik Eğitim Fakültesi 4. Kat Kötekli Kampüsü 48000 MUĞLA
    Telefon :0 252 211 16 91 / 1691
    Faks:0 252 211 16 92

    ______________________________YÜKSEKOKULLAR_____________________________

    Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu:

    Üniversitemiz’in Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü iken, 2l Temmuz 1995 gün ve 22350 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 95/7044 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2809 sayılı Kanun’un ek 30. Maddesine göre Üniversitemize bağlı, Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu olarak kurulmasına karar verilmiştir.
    Dört yıllık eğitim ile öğrencilerimiz öğretmenlik hakkını elde etmekle birlikte, Rekreasyon bölümü ile turistik yörelerimize hizmet verebilirler. Antrenörlük bölümü ile de çeşitli takımların antrenör ihtiyacını karşılayabilirler. Spor Yöneticiliği bölümü ile ülkemizin çeşitli birim ve kademelerinde yönetici olarak görev alabilirler. Ayrıca Üniversitelerin ilgili birimlerinde ve akademik kadrolarında da görev alabilirler.
    Egzersiz Fizyolojisi Laboratuvarı.
    Adres:Muğla Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Kötekli Kampüsü 48000 MUĞLA
    Telefon:0 252 2238009 - 0 252 2238250
    Faks: 0 252 2238348

    Fethiye Sağlık Yüksekokulu:

    2002/2003 Eğitim-Öğretim yılında 41.425 m2 kampüs alanı içinde Sağlık Yüksekokulumuz 2.684 m2 üzerine bodrum+3 kat olarak inşa edilmiştir. Toplam 10 derslik 3 laboratuar bulunmaktadır.
    2002/2003 Eğitim-Öğretim yılında toplam 30 öğrenciyle öğretime başlamıştır. 2003/2004 Eğitim-Öğretim yılında Hemşirelik bölümünün yanında Sağlık Memurluğu bölümü 30 öğrenciyle öğretime açılmıştır. Halen Hemşirelik ve Sağlık Memurluğu bölümü mevcuttur.
    Yüksekokulumuzda Bilgisayar, Tıbbi Laboratuar olmak üzere iki laboratuar ve öğrencilerin meslek esasları uygulaması yapmaları için maketlerin ve hasta yatağının bulunduğu bir uygulama odası bulunmaktadır.

    Muğla Sağlık Yüksekokulu:

    [​IMG]

    Yüksekokulumuz Sağlık Hizmetlerinde verimliliği arttırmak amacıyla I. Ulusal Sağlık Kongresinde belirlenen hedefler doğrultusunda "Sağlık Eğitimini Yeniden Yapılandırma Projesi" kapsamında 10/10/1996 tarih ve 96/8655 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurulmuştur. Sağlık Yüksekokullarının Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık Meslek Lisesi binalarında faaliyet göstermesi için Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu arasında 22/11/1996 tarihinde imzalanan protokol ile mevcut bina 19/12/1999 tarihli Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü yazısı ile 20 yıllığına Üniversitemize devredilmiştir.Yüksekokulumuz 04/02/1997 tarihinde okul müdürü atanması ile tüzel kimlik kazanmıştır. Protokol hükümleri çerçevesinde 10/03/1997 tarihinde bina ve demirbaşları teslim alınarak 1997-1998 Eğitim-Öğretim yılında Hemşirelik Bölümü ile I. Eğitim-Öğretim faaliyetlerine başlamıştır. 1998-1999 Eğitim-Öğretim yılında Sağlık Memurluğu Bölümü açılmıştır. Halen iki bölüm halinde eğitim-öğretim faaliyetlerine devam etmektedir. Binanın şehir merkezinde olması ve Sağlık kuruluşlarına yakın olması büyük avantajdır. Bölümler : Hemşirelik Bölümü ve Sağlık Memurluğu Bölümleriyle gerekli olan işgücünü karsılamaktadır.
    Adres: Muğla Üniversitesi Muğla Sağlık Yüksekokulu Orhaniye Mah. Haluk Özsoy Cad. 48000/ MUĞLA
    Telefon :0 252 214 12 43
    Faks :0 252 212 47 55

    Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu:

    Üniversitemizin 3 Temmuz 1992 tarih ve 3837 sayılı kuruluş kanununda bulunan Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu eğitim vermektedir.
    2001-2002 eğitim-öğretim yılında Seyahat İşletmeciliği ve Konaklama İşletmeciliği bölümlerinde öğretime başlanmıştır. 2002-2003 eğitim-öğretim yılından itibaren, her iki bölüme de İkinci Öğretim öğrencisi alınmaya başlanmıştır.
    Muğla Üniversitesi
    Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Kötekli Kampüsü 48000 MUĞLA
    Telefon:0 252 223 211 18 46
    Faks :0 252 223 91 64

    ________________________MESLEK YÜKSEKOKULLARI____________________

    Dalaman Meslek Yüksekokulu:

    [​IMG]

    Dalaman Meslek Yüksekokulu 1999-2000 Eğitim Öğretim Yılında Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programı ve Seyahat ve Tur İşletmeciliği Programları ile Ortaca Meslek Yüksekokulunda eğitim ve öğretim faaliyetine başlamıştır. Yüksekokulumuz, 2002-2003 Eğitim Öğretim Yılı faaliyetlerine SEKA Dalaman İşletme Müdürlüğü bünyesinde bulunan ve Dalaman Belediyesi tarafından Yüksekokul alanı olarak ilan edilen binalardan oluşan bugünkü yerleşkesinde devam etmeye başlamıştır.
    Adres:Muğla Üniversitesi Dalaman Meslek Yüksekokulu Atakent Mah.Gazi Bulvarı 48770 Dalaman/Muğla
    Telefon 0 252 6976525 / 0 252 6976526
    Faks :0 252 6976345

    Fethiye Ali Sıtkı Mefharet Koçman Meslek Yüksekokulu:

    Fethiye Kaymakamlığı, Fethiye Belediye Başkanlığı ve Muğla Üniversitesi Rektörlüğü arasında 08/12/1997 tarihinde imzalanan protokol ile Fethiye’de Meslek Yüksekokulu açılması öngörülmüş, Protokol gereği Muğla Üniversitesi Rektörlüğü gerekli girişimleri yaparak Fethiye Meslek Yüksekokulu’nun 1998-1999 Eğitim-Öğretim Yılı’nda Turizm ve otelcilik Programı ile Seracılık ve Süs Bitkileri Yetiştiriciliği olmak üzere iki programla faaliyete geçmesini sağlamıştır. Fethiye Kaymakamı Sayın Mustafa KARSLIOĞLU’nun girişimleri ile 11/06/1999 tarihinde Patlangıç Mahallesinde temeli atılan Yüksekokulumuzun 3800 m² kullanım alanlı esas hizmet binası, hayırsever işadamı Sayın Sıktı KOÇMAN, Fethiye Ticaret Odası ve diğer hayırseverlerin nakdi yardımları ile hızla tamamlanmış ve Ocak 2000’de taşınmıştır. Sayın Sıtkı KOÇMAN’ın Yüksekokulumuz binasının yapımına katkıları ve özellikle gençliğin eğitimine verdiği önem nedeniyle Yüksekokulumuz ismi Fethiye Ali Sıktı Mefharet Koçman Meslek Yüksekokulu olarak değiştirilmiştir.
    Telefon :0 252 612 85 65 - 0 252 612 85 66
    Faks :0 252 612 84 32

    Milas Sıtkı Koçman Meslek Yüksekokulu:

    [​IMG]

    Milas Meslek yüksekokulu, 1995-1996 eğitim-öğretim yılında Milas ilçesinde Restorasyon Programı ile faaliyete başlamıştır.
    1996-1997 Eğitim-Öğretim yılında Halıcılık, Turizm ve Otelcilik, Takı Tasarımı ve Süstaşları İşlemeciliği Programları, 2000-2001 Eğitim-Öğretim yılında ise Turizm ve Otelcilik (İÖ) ile Halıcılık (İÖ) programları faaliyete geçmiştir. Milaslı hayırseverlerden Halil GÜMÜŞEL ve Halil Özler, Özler iş hanının üst kısmını beş yıllığına Meslek Yüksekokulumuza bedelsiz olarak kiraya vermişlerdir. Milaslı hayırsever vatandaşların katkısıyla temeli atılan ve devletin imkanları ile tamamlanamayan Milas Meslek Yüksekokulu binasının yapımını karşılık beklemeden Mayıs 2001 tarihine kadar bitirme taahhüdünde bulunan ve işin tamamlanması için gerekli olan 512.553.658.812. TL. tutarındaki bedeli Muğla Üniversitesi Sıtkı Koçman Vakfına ayıran hayır sever iş adamı Sayın Sıtkı KOÇMAN’ın ismi Meslek Yüksekokulumuza verilmiştir.
    Yüksekokulumuzda Teknik programlar olarak Restorasyon, Halıcılık, Takı Tasarımı ve Süstaşı İşlemeciliği programları bulunmaktadır. İktisadi ve İdari programlarda ise Turizm ve Otel İşletmeciliği, Muhasebe, İşletmecilik ve Pazarlama bölümleri bulunmaktadır.
    Adres:Muğla Üniversitesi Milas Sıtkı Koçman Meslek Yüksekokulu Atatürk Mahallesi TKİ Lojmanları Arkası Beçin Beldesi 48200 Milas / MUĞLA
    Telefon :0 252 515 12 01 - 0 252 515 12 02
    Faks :0 252 515 12 00

    Muğla Meslek Yüksekokulu:

    Yüksek Okulumuz 1989-1990 Eğitim-Öğretim Yılında Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne ait binada eğitim-öğretime başlamış olup, Kasım 1992’de Üniversitemizin kurulmasıyla Muğla Üniversitesi’ne bağlanmıştır.

    [​IMG]


    1994-1995 Eğitim-Öğretim Yıllarını mülkiyeti Üniversitemize ait Kötekli Köyü girişindeki binada gerçekleştiren Yüksek Okulumuz, 1996-1997 Eğitim-Öğretim Yılı başında Muğla İl Özel İdaresi tarafından Turizm (TUREM) Eğitim Merkezi olarak yaptırılan Eğergediği Mevkiindeki binaya, 2000-2001 Eğitim-Öğretim Yılı başında ise Kötekli Kampüsü içerisindeki Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından yaptırılan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin boşaltmış olduğu binaya taşınmış ve eğitim-öğretime bu binalarda devam etmiştir. 2003-2004 eğitim-öğretim Yılı başında şehir merkezinde yer alan yeni hizmet binasına taşınan Yüksek Okulumuzda halen onbir normal, onüç ikinci öğretim Programımızla eğitim-öğretime devam edilmektedir.

    Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama-Büro Yönetimi ve Sekreterlik-Elektrik-Çocuk Gelişimi-Endüstriyel Elektronik -Dış Ticaret -Harita-Kadastro -Muhasebe-İnşaat -Radyo ve Televizyon Yayımcılığı -Makine -Turizm ve Otel İşletmeciliği -Mobilya-Dekorasyon-Turizm ve Seyahat İşletmeciliği -Otomotiv alanlarında eleman yetiştirmektedir.
    Adres:Muğla Meslek Yüksekokulu Orhaniye Mahallesi İskender Alper Caddesi No:13 48000 Muğla
    Telefon :0 252 212 40 02 - 0 252 212 40 03 -0 252 212 40 04
    Faks :0 252 212 40 05

    Ortaca Meslek Yüksekokulu:

    [​IMG]

    Yüksekokulumuz 1994-1995 Eğitim-Öğretim yılında Üniversitemiz önderliğinde Ortaca halkının büyük desteği ile bir apartman binasında Turizm Otelcilik Programı ve Seracılık Programı olarak 38 öğrenci ile eğitim ve öğretime baslamıştır. 1995-1996 yılında Seracılık Programından 16 ögrenci ile ilk mezunlarını veren okulumuz 1996-1997 öğretim
    yılında da Turizm Otelcilik Programından 14 öğrenci ile ilk mezunlarını vermiştir. 1997-1998 Eğitim-Öğretim Yılı başında Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Ethem Ruhi FIGLALI’ nin büyük çabasıyla şu anki hizmet binasına taşınan okulumuz fiziki olanaklarıyla yöreye yeterli hizmet verecek noktaya hızla ilerlemektedir. 1998-1999 Eğitim Öğretim yılında yörenin ihtiyaçlarını göz önüne alan Üniversite Senatosunun kararı ile , Su Ürünleri ve Bahçe Ziraatı ile Turizm Otelcilik Programı’nın II. öğretim Programını devreye sokularak mevcut program sayısını 5’ e ulaştırmıştır. 1999-2000 Eğitim Öğretim Yılı’nda Peyzaj Teknikerliği Programı ile Dalaman Meslek Yüksekokulu’na ait Seyahat ve Tur Işletmeciliği ile Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programlarının da Yüksekokulumuz bünyesine aktarılmasıyla mevcut program sayısı 8’ e ulasmıştır. 2000-2001 Eğitim Öğretim Yılında yörenin ihtiyaçlarını göz önüne alan Üniversite Senatosu kararıyla Peyzaj Teknikerliği ile Seyahat ve Tur Isletmeciliğinin 2. Öğretimlerini de devreye sokarak mevcut program sayısı 10’ a çıkarılmıstır. 2002-2003 Eğitim ve Öğretim yılında Dalaman Meslek Yuksekokulunun açılması ve ikinci öğretim programlarının kapatılması ile Aktif Program sayımız 5 e inmiştir. 2003-2004 Eğitim Öğretim Yılı’nda ise Dalaman Meslek Yüksekokulu’na ait Seyahat ve Tur İşletmeciliği programı yeniden Yüksekokulumuz bünyesine katılmıştır.

    Adres: Muğla Üniversitesi Ortaca Meslek Yüksekokulu Dalyan Yolu Üzeri Ortaca/ Muğla
    Telefon :0 252 282 56 19
    Faks :0 252 282 25 75

    Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu

    Yüksekokulumuz Sağlık Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı arasında 10 Eylül 1992 tarihinde imzalanan protokol ile açılmış, 14/12/1992 tarihinde Yüksekokul Müdürünün atanması ile tüzel kişilik kazanmıştır. 18 Ocak 1993 tarihinde Hemşirelik Programı ile eğitim- öğretime başlayan yüksekokulumuzda 1994-1995 eğitim- öğretim yılından itibaren Optisyenlik Programı da açılmıştır. Sağlık şurası kararları doğrultusunda Hemşirelik, Sağlık Memurluğu ve Ebelik eğitiminin liseye dayalı lisans düzeyine çıkartılması ve Bakanlar Kurulu kararıyla Sağlık Yüksekokullarının açılması sonucu 1997-1998 eğitim-öğretim yılında Hemşirelik Programına öğrenci alınmamıştır. Hemşirelik Programı 1998-1999 eğitim-öğretim yılında son mezununu vererek faaliyetine son verilmiştir. Yüksekokulumuz 2001-2002 eğitim-öğretim yılında Tıbbi Laboratuvar Programının açılmasıyla, halen Optisyenlik ve Tıbbi Laboratuvar Programında eğitim- öğretim faaliyetini sürdürmektedir.
    Optisyenlik ve Tıbbi Laboratuvar Programlarıyla eğitim vermektedir.
    Adres:Muğla Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Orhaniye Mah. Haluk Özsoy Cad. 48000/ MUĞLA
    Telefon :0 252 212 04 26
    Faks 0 252 212 09 52

    Ula Ali Koçman Meslek Yüksekokulu:

    [​IMG]

    Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 02.05.1994 tarihli kararıyla kurulan Ula Ali Koçman Meslek Yüksekokulu, 1994-1995 eğitim-öğretim yılında, Arıcılık ve İklimlendirme-Soğutma Programı olmak üzere iki programla eğitim-öğretime başlamıştır. Yüksekokulumuz 23.05.2000 tarihinde yeni binasına taşınarak program sayısını altıya çıkarmış olup halen faal olan programlarımız aşağıda belirtilmiştir.
    Yüksekokulumuz Muğla merkezine 15 km uzaklıktadır.Muğla merkez ile ulaşım Ula Belediyesi tarafından işletilen otobüslerle sağlanmaktadır. Otobüsler her yarım saatte bir Ula-Muğla, Muğla-Ula arasında hizmet vermektedir.
    Aders:Muğla Üniversitesi Ula Ali Koçman Meslek Yüksek Okulu 48640 ULA / MUĞLA
    Telefon :0 252 242 22 08
    Faks :0 252 242 30 09


    Datça Meslek Yüksekokulu,Köyceğiz Meslek Yüksekokulu,Yatağan Meslek Yüksekokulu da Muğla üniversitesi bünyesindeki Meslek Yüksekokullarıdır.
     
    Son düzenleme: 4 Temmuz 2008
  14. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla Resimleri

    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  15. PaSikA

    PaSikA Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    21.256
    Beğenilen Mesajlar:
    596
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Muğla-Bodrum

    Tarihi

    Halikarnassos'ta (Bodrum‘un eski adı) M.Ö. 484 yılında doğan ve "Tarihin Babası" olarak bilinen Herodotos'a göre günümüz Bodrum yerleşim bölgesinde yer alan ilk şehir Karya ve Leleg'ler zamanında yerleşim alanı olarak görmekteyiz.Daha sonra Dor'lar bu bölgeye yerleşmişlerdir ve Halikarnassos antik kentinin isminin kulanılmakta olduğunu görmekteyiz.Halikarnassos M.Ö. 386 yılında Persler‘in egemenliğine girmiştir.

    Halikarnassos en parlak devrini M.Ö. 378 - 353 yılları arasında yaşamış olan Mausolos'un,Karya bölgesinin başkentini o zamanki adıyla Mylasa,şimdi Milas olan şehirden buraya taşıyınca yaşamıştır.Dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum bu dönemde Kral Mausolos‘un anısına kızkardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia II.tarafından yaptırılmıştır.

    Bodrum M.Ö. 193 Romalıların eline geçmiş ancak bu dönemde önemli bir gelişme göstermemiştir. M.S. 395 yılında Bizaslıların, M.S. XI yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. I. Haçlı Seferi sırasında Bizanslıların, XIV. yüzyılda tekrar Türklerin eline geçmiştir. 1415 yılında Rodos Şövalyelerinin eline geçmiştir. 1523 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde tekrar Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra adı Bodrum olarak değiştirilmiştir.

    Coğrafi Durumu

    Kuzeyde Güllük, Güneyde Gökova Körfezi'nin çevrelediği Bodrum Yarımadası’nda yeralan ilçemizin Milas İlçesi ile kara sınırı vardır. İl merkezine uzaklığı 115 km.dir. 557 km² alana sahip olan ilçe Yeryüzü şekilleri bakımından engebeli ve iç kesimleri ovalık, kıyıları çok girintili ve çıkıntılı, toprak yapısı itibariyle çok fazla kalker içerikli alanlardan oluşur.İlçenin kıyı uzunluğu 86 deniz milidir. En yüksek yeri Mazı köyü sınırları içerisinde bulunan Yaran Dağı (873 m)dır.

    İklim itibariyle Ege ve Akdeniz iklimlerinin sentezinden oluşan bir özelliğe sahiptir. Yarımada olarak mikro klima alan özelliği gösterir. Yaz aylarında hiç nem bulunmaz. Kış aylarında ise nem oranı oldukça düşüktür. Yaz ayları sıcak ve kurak, kış ayları oldukça ılık ve yağışlıdır. 1970 yılından bu yana kar yağışı 2004 yılı Şubat ayında meydana gelmiş ve kar kalınlığı ortalama 5 cm.yi bulmuştur.

    Yarımada bitki örtüsü olarak çok belirgin bir şekilde ikiye ayrılmıştır. Bodrum-Milas karayolunun batısında yer alan kısımda bitki örtüsü yer yer çalılık ve fundalıklar ile yörede " çeti " tabir edilen dikenli otlarla kaplıdır. Karayolunun doğusunda yer alan kısım iğne yapraklı kızıl çam, yabani çilek, mersin ve sandal ağaçlarıyla kaplıdır. İlçenin % 61.3’ü orman sayılan alanlardandır. İlçede düzenli akarsu yoktur. Mumcular Beldesinde bulunan Sulama Göleti ise sulama ve içmesuyu amaçlı kullanılmaktadır.

    Turizm

    Bodrum plajlarıyla, gece hayatıyla, Bodrum Kalesi ile tüm dünyada bilinen Turizm merkezlerinden biridir. İlçe merkezindeki plajın yanında Gümbet, Turgutreis, Yalıkavak, Gümüşlük, Yalıçiftlik, Türkbükü gibi bugün belde olmuş eski köylerdeki plajlar yeşille mavinin en güzel birleştiği yerler olarak bilinir. Yat turizmi ilçede gelişmiştir.

    Bunların dışında çok eski dönemlerden beri bu bölgede yerleşim olması dolayısıyla pek çok tarihi kalıntı vardır. Bunlardan bazıları: Termera, Mindos, Telmissus, Pedesa, Antik Tiyatro, Mausoleion, Göktepe ve Mindos Kapısı'dır
     
Muğla Şehir Tanıtımı konusuna benzer içeriklerimiz
  1. Bartın Şehir Tanıtımı

    bartın şehri bartında gezilecek yerler bartında ne yenir bartının tanıtımı cideye nasıl gidilir Yüzölçümü: 2.140 Km² Nüfus: 205.834 (1990) Bartın, Batı karadeniz'de doğal güzelliği, plajları, tarihi yapıları, mağralarıyla ilgi çeken bir ildir. İLÇELER: Bartın ilinin ilçeleri; Amasra, Kuruçaşile ve Ulus'tur. Amasra: Şehir merkezi, Bartın'ın kuzeyinde dik yamaçları Karadeniz'le buluşturan...
  2. Karabük Şehir Tanıtımı

    karabük şehir karabük şehir merkezi şehri sehri tanıtımı Karabük Genel Bilgi Karadeniz Bölgesi’nde, bir il merkezi olan Karabük’ün, kuzeyinde Bartın, kuzeydoğu ve doğusunda Kastamonu, batısında Zonguldak, güneydoğusunda Çankırı, güneybatısında Bolu ili bulunmaktadır. İl topraklarının güneyini Bolu Dağlarının doğu uzantıları ile Demiroluk Dağları engebelendirmektedir....
  3. Yozgat İli Şehir Tanıtımı

    yozgat şehri yozgat nasıl bir yer ili tanıtımı ın tanıtımı yozgatın 66 YOZGAT ( Kod : 354 ) Vali Amir ÇİÇEK Valilik 212 10 10 İl Emn. Md. 212 10 75 İl Jn. Kom. 212 10 42 Bld. Bşk. 212 10 13 İlçe Sayısı 13 Belediye Sayısı 65 Köy Sayısı 575 Yüzölçümü 14.123 Nüfusu 682.919 ENEL BİLGİLER Yozgat, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında geçiş noktası oluşturmaktadır. Anadolu'nun en...
  4. Kırşehir İli Şehir Tanıtımı

    kırşehir neyi meşhur kırşehirin tanıtımı kırşehirin neyi meşhur nesi kırşehir tanıtımı 40 KIRŞEHİR ( Kod : 386 ) Vali M.Lütfullah BİLGİN Valilik 213 11 25 İl Emn. Md. 213 10 18 İl Jn. Kom. 213 11 55 Bld. Bşk. 212 19 55 İlçe Sayısı 6 Belediye Sayısı 30 Köy Sayısı 233 Yüzölçümü 6.570 Nüfusu 253.239 GENEL BİLGİLER Binlerce yıldır çeşitli uygarlıklara sahne olan Kırşehir ili, yalnız...
  5. Kahramanmaraş Şehir Tanıtımı

    kahramanmaraşın tanıtımı Yüzölçümü: 14.327 km²Nüfus: 892.952 (1990)Doğu Akdenizde bulunan Kahramanmaraş, dondurması ile ünlü bir ildir. Kahramanmaraş, mağraları Eshab-ı Keyf Külliyesi, yaylaları ile önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. İLÇELER Kahramanmaraş ilinin ilçeleri; Afşin, Andıran, Çağlayancerit, Ekinözü, Elbistan, Göksun, Nurhak, Pazarcık ve Türkoğlu'dur. Elbistan: İl...

Sayfayı Paylaş