gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.171
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    konularına göre türküler

    Konu, 'türkülerimiz ve hikayeleri' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    düğünlerde söylenen türküler hani bu kızın hatun anası türküsü güvertede gezerken bayıldım kaldım dinle güvertede gezerken bayıldım kaldım sözleri Türküler bir fert tarafından ortaya konulan ve zamanla asil söyleyeni unutulan, şahsa veya topluma ait herhangi bir konuyu aksettiren eserlerdir. Bu konu, doğumdan ölüme kadar insani ilgilendiren ayrılık, aşk, düğün, deprem, kıtlık, sel vs. gibi felâketler, öldürme, eşkıyalık, savaş ve daha pek çok hadiseyi ve durum ihtiva eder mahiyettedir.
    Ali Rıza Yalman (Yalkin) türküleri konularına göre altı gruba ayırır. 1. Öğüt, 2. Övüt (Bir olay veya kahramanin hikâyelerinden bahseden övgü parçalari), 3. Agit, 4. Yigit, 5. Yavuk (Sevgili, güzel), 6. Yagit (Karaçor / düşman) üstüne söylenmiş türküler.[81]

    Cahit Öztelli, türküleri doğuş sebeplerine göre önce vakalı türküler (harp, isyan, kahramanlık, cinayet, eşkıyalık veya diğer hayat olayları...) ve hisli türküler (aşk, hasret, ölüm...) olarak ikiye ayırır ve şu şekilde bir gruplandırma yoluna gider:


    1. Ninniler ve çocuk türküleri

    2. Tabiat türküleri (Çoban türküleri),

    3. Aşk türküleri,

    4. Merasim / tören türküleri,

    5. Iş türküleri,

    6. Derebeyi, eşkiya ve cinsî türküler,

    7. Kahramanlik türküleri

    8. Ölüm türküleri (agitlar),

    9. Mizahî türküler,

    10. Karşilikli (muhavereli) türküler),

    11. Oyun türküleri.[82]


    Pertev Naili Boratav ise, konuya türkülerin konuları ve türkülerin kullanıldıkları yer açısından yaklaşır ve şu tasnifi yapar:


    Konularına göre türküler:


    1. Lirik türküler

    a. Ninniler

    b. Aşk türküleri

    c. Gurbet türküleri, askerlik türküleri, hapishane türküleri

    ç. Ağıtlar

    d. Çeşitli başkaca duyguluk konular üzerine türküler

    2. Taşlama, yergi ve güldürü türküleri

    3. Anlatı türküleri

    a. Efsane konulu türküler

    b. Bölgelere ya da bireylere özgü konuları olan türküler

    c. Tarihlik konuları alan türküler


    Kullanıldıkları yere göre türküler


    4. İş türküleri

    5. Tören türküleri

    a. bayram türküleri

    b. Düğün türküleri

    c. Dinlik ve mezheplik törenlere deggin türküler

    ç. Ağıt töreninde söylenen türküler

    6. Oyun ve dans türküleri

    a. Çocuk oyunlarında söylenenler

    b. Büyüklerin oyunlarında söylenenler[83]

    A.Haydar Avcı da türküleri konularına göre şöyle tasnif etmiştir:

    1. Aşk, sevda t.

    2. Gurbet, ayrılık, hasret t.

    3. Ağıt t.

    4. Ninni yapısı gösteren t.

    5. Mizahi t.- güldürücü t.

    6. Eleştiri t. ve taşlamalar

    7. İş ve meslek t.

    8. Töre ve tören t. (. düğün t., b. Kına t.)

    9. Olay t.

    10. Tarihi t.

    11. Eşkıya ve başkaldırı t.

    12. Askerlik t.

    13. Evlilik t.

    14. Karşılıklı t.-atışma t.

    15. Çocuk t.

    16. Doğa t.

    17. Hayvan t.

    18. Öğretici ve öğüt verici t.

    19. Oyun t.

    20. Hapishane t.[84]



    Bu tasniflere benzer daha pek çok araştırma yapılmıştır. Biz özellik göstermesi açısından yukarıdaki tasnifleri kaydetmeyi uygun gördük. Yapılan bütün tasnifleri göz önünde tutarak ve araştırmalarımıza dayanarak türküleri konularına göre şu şekilde tasnif ettik:


    1. Tabiat Türküleri

    2. Aşk Türküleri

    3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler

    4. Tören Türküleri

    a. Düğün Türküleri

    aa. Kına Türküleri

    ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri

    ac. Gelin Alma Türküleri

    aç. Gelin karşılama türküleri

    ad. Güvey Türküleri

    ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..)

    b. Ayin-i cem Türküleri

    c. Sayacı Türküleri

    ç. Oturak Türküleri

    5. Askerlik Türküleri

    6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler

    7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler

    8. Olay Türküleri

    9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler

    10. Satıcı Türküleri

    11. Ekin Türküleri

    12. Ramazan Davulcusu Türküleri

    13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler

    14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri

    15. Gurbet ve Hasret Türküleri

    16. Meslek ve iş Türküleri

    17. Eşkıya Türküleri

    18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)

    19. Ninniler ve Çocuk türküleri

    20. Hapishane Türküleri

    21. Mizahî Türküler

    22. Yergi Türküleri

    23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

    .................................................. ..............



    1. Tabiat Türküleri

    Türk halk şiirinde işlenen konuların başında tabiat gelir. Lale, gül, sümbül, menevşe, çiğdem gibi çiçekler; dağlar, dereler, ırmaklar, ağaçlar ve kuşlar gibi tabiata ait varlıklar çeşitli vesilelerle sik sik dile getirilir. Koku ve güzellik yönüyle çiçekler, engelleyici vasfı ile dağlar, aaa elden sevgiliye ulaşacak özellikte olan rüzgârlar veya turnalar, yanık ötüşüyle insanin duygularına tercüman olan bülbüller türkü söyleyenin meramını anlatmak için başvurduğu motiflerdir.



    DAĞLAR


    Senin yazın kışa benzer Selviye benzer meşesi

    Bir sevdalı başa benzer Del'olup aşka düşesi

    Çok içmiş sarhoşa benzer Top top olmuş menekşesi

    Duman eksilmeyen dağlar Burcu burcu kokan dağlar


    A dağlar ahulu dağlar Bağlantı

    Eşinden ayrılan dağlar



    Ben bu dağdan geldim geçtim Yükseklerde yurdun mu var

    Acı tatlı suyun içtim Şahinleyin kurdun mu var

    Ben yarimden ayrı düştüm Bencileyin derdin mi var

    Gördünüz mü bakan dağlar Gözyaşları akan dağlar


    Bağlantı Bağlantı [85]




    YAYLA TÜRKÜSÜ


    Güz gelende dağlara Yaylaların başına

    Yayla kovanlar kalır Kar yağar ince ince

    Dünyanın kanunu bu Nedense çok ağlarız

    Seven seveni alır Yayladan ayrılınca



    Yayla çimenlerine Yaylanın çimeninden

    Otur güzelim otur Doymadım ey kız senden

    Gönlün kimi severse Yer yağmurdan doyarsa

    Dünya güzeli odur Ben de doyarım senden



    Yaylanın düzlerine

    Çiçekler dizi dizi

    Seneye gelemezsek

    Gelenler ansın bizi [86]




    ÖTME BÜLBÜL


    Bülbül niçin böyle feryad edersin Yenilendi yüreğimin yarası

    Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ahla dolu yerin göğün arası

    Varıp yad elere diller dökersin Kara yerde yatar canlar paresi

    Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin



    Hey bülbül feryadın tâ arşa çıktı Öte öte üstümüzden geçersin

    Nice yanmışların bağrını yaktı Eski yeni yaraları açarsın

    Senin de yavrunu şahan mı kaptı Senin kanatların vardır uçarsın

    Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin



    TURNALAR


    İki turnam gelir aklı karalı İnme turnam inme sen bu pınara

    Birin şahin vurmuş biri yaralı Avcı tuzak kurmuş var yolun ara

    O yavruya sorun aslı nereli Cümlemizin işin Mevlâ'm onara


    Katar katar olmuş gelir turnalar Bağlantı

    Eğrim eğrimne hoş gelir turnalar


    İnme turnam inme yolda kış olur İnme turnam inme haber sorayım

    Bastığın yerler de donar taş olur Kanadın altına name sunayım

    Böyle kalmaz elbet sonu hoş olur Nazlı c:):):):):)mdan haber alayım


    Bağlantı Bağlantı

    (Eğrim eğrim : eğri büğrü, yan yan)




    2. Aşk Türküleri


    Coşkun lirizmle söylenmiş sevgi türküleridir. Daha ziyade sevgiliye duyulan özlem, kıskançlık, ayrılık, kavuşma gibi konular işlenir.Samimi lirizmin açıkça kendisini hissettirdiği bu türkülerde, genellikle sanat seviyesine ulaşılmış örnekler sergilenmiştir.



    KALENİN ARDINDA


    Kalenin ardında üç ağaç incir Kalenin ardında bir taş olaydım

    Elimde kelepçe boynumda zincir Gelene geçene yoldaş olaydım

    Çekme zincirleri kollarım incir Bacısı güzele kardaş olaydım


    Atma bu taşları ben yaralıyam Bağlantı

    Elalem al giymiş ben karalıyam


    Kalenin ardında ben gördüm onu Kaleden kalaye şahin uçurdum

    Mavidir şalvarı beyazdır donu Ah ile vah ile ömrüm geçirdim

    El ne derse desin ben sevdim onu Yar bize gelende şerbet içirdim


    Bağlantı Bağlantı

    (don : elbise)



    KÂTİP


    Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur

    Kâtibimin setresi uzun eteği çamur

    Kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur


    Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır

    Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır



    Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum

    Mendilimin içine lokum doldurdum

    Ben kâtibi arar iken yanımda buldum


    Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır

    Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır




    3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler


    Tarih boyu Asya, Avrupa ve Afrika'nın pek çok kısmında atıyla koşmadık yer bırakmayan Türk milleti, zaferden zafere koşarken yahut imkânsızlıklar yüzünden yaşanılan mağlubiyetler sırasında duygularını, heyecanlarını ve coşkularını da türkülerle dile getirmiştir. Ordudaki asker şairlerin, şiir ve türküleriyle askeri coşturup onları zafer için yüreklendirdiği nice türkü tespit edilemediği için maalesef günümüze kadar gelememiştir. Bu türkülerden bir kısmı adı unutulmuş şairlere aittir, bir kısmı ise, başta Köroğlu olmak üzere halk hikâyelerinden alınmıştır. Bu bakımdan teknik yönden biraz daha kuvvetlidirler. İnsanın içinde coşkun hareketlenmelere yol açan bu türkülerin bazıları oyun havası niteliğindedir. Yiğitlik edası taşımaları bakımından bu türkülerin marş olarak da söylendiği vakidir.



    BUDİN*


    Budin dedikleri Aksu'yun başı Cephane tutuştu aklımız şaştı

    Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı Selatin camisi havaya uçtu

    Çerkes bayraktardır şehitler başı Askerin yarısı hep şehit düştü


    Geldi küffar aldı kale-i Budin'i Geldi küffar aldı kale-i Budin'i

    Aldı budin kalesini geçti bedeni Aldı budin kalesini geçti bedeni



    Budin'in üstüne doğdu bir yıldız Budin dedikleri çepçevre meşe

    Aldı hain küffar on iki bin kız Kurdunu kuşunu doyurduk leşe

    Kimi kadı kimi müftü müderris Hüngür hüngür ağlar Genç Ali Paşa


    Aman padişahım imdat umarız Geldi küffar aldı kale-i Budin'i

    İmdatsız kaleye imdat bekleriz Aldı budin kalesini geçti bedeni



    Budin'in içinde biz üç kız idik

    Altun kafes içre besli kuzuyduk

    Küffarın eline lâyık değildik


    Geldi küffar aldı kale-i Budin'i

    Aldı budin kalesini geçti bedeni[87]




    HAVADA BULUT YOK


    Havada bulut ok bu ne dumandır Kışlanın önünde redif sesi var

    Mahlede ölüm yok bu ne şivandır Varın bakın çantasında nesi var

    Şu Yemen elleri ne de yamandır Bir çift kundurayla bir de fesi var


    Adı Yemen'dir gülü çemendir Bağlantı

    Giden gelmiyor acep nedendir

    Burası Muş'tur yolu yokuştur

    Giden gelmiyor acep ne iştir



    Kışlanın önünde üç ağaç incir Kışlanın önünde sıra söğütler

    Kolumda kelepçe boynumda zincir Yüzbaşı binbaşı asker öğütler

    Zincirin yerleri ne yaman sancır Yemen’e gidenler baba yiğitler


    Bağlantı Bağlantı



    Kışlanın önünde bir sürü kazlar Mardin kapısı’nda kelek bağlanmış

    Ayağım yalnayak yüreğim sızlar Yemen’e gidenler yürek dağlamış

    Yemen’e gidene ağlıyor kızlar Analar babalar kara bağlamış


    Bağlantı Bağlantı[88]


    (redif : Yedekte bekletilen orta yaş sınıfından ihtiyat kuvveti)




    ESTERGON KALASI


    Estergon kalası su başı durak

    Kemirir gönlümü bir sinsi firak

    Gönül yar peşinde yar ondan ırak


    Akma Tuna akma ben bir dertliyim

    Yar peşinde koşar kara bahtlıyım



    Estergon kalesi su başı kaya Estergon kalesi su başı hisar

    Kemirir gönlümü aşk denen belâ Kâfir bayrağını burcuna asar

    Çektiğimi hoş gör gel etme cefa Baykuşlar çığrışır bülbüller susar


    Bağlantı Bağlantı


    Estergon kalesi su başı kale Estergon kalesi papazla doldu

    Göklere ser çekmiş burçları hele Ay tutuldu güneş bulta girdi

    Biz böyle kaleyi vermezdik ele Neneler karadan yaslar bağladı


    Bağlantı Bağlantı [89]




    PLEVNE


    Tuna nehri akmam diyor Düşman Tuna’yı atladı

    Etrafımı yıkmam diyor Karakolları yokladı

    Şanı büyük Osman Paşa Osman Paşa’nın kolunda

    Plevne’den çıkmam diyor Beş bin top birden patladı



    Tuna nehri akar gider Kılıcımı çaldım taşa

    Etrafını yıkar fider Taş yarıldı baştan başa

    Şanlı Gazi Osman Paşa Şanı büyük Osman Paşa

    Moskofları kırar gider Askerinle binler yaşa



    Kahpe Moskof kesti yolu Bakın hele Balkanlara

    Almak ister İstanbul’u Boyanmış hep al kanlara

    Plevne bir toprak kala Benziyor Türk askerleri

    Düşman sarmış sağı solu Ateş saçan volkanlara



    Kapandı plevne yolu Irmak gibi aksın kanı

    Düşman sardı sağı solu Bu uğurda verir canı

    Askerim yok cephanem yok Plevne’den çıkmam diyor

    Yetiş Süleyman Paşa kolu Türk’ün yüce kahramanı



    Türk’e pusu kurdu Moskof Ağustosta açtı cengi

    Bunca yiğit vurdu Moskof Görülmemiş daha dengi

    Osman Paşa karşı durur Tuna’ya çok kan döküldü

    Almak ister yurdu Moskof Kıpkırmızı oldu rengi [90]




    SARI ZEYBEK


    Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır

    Yağmur yağar silahları ıslanır

    Deli gönül birgün olur uslanır


    Yazık olsun telli doru şanına

    Eğil bir bak mor cepkenin kanına



    Şu dağları kara duman bürüdü

    Üç yüz atlı beş yüz yaya yürüdü

    Sarı Zeybek bu dünyada bir idi


    Yazık olsun telli doru şanına

    Eğil bir bak mor cepkenin kanına[91]




    4. Tören Türküleri


    Türk milleti köklü geleneklerine bağlı bir mellettir. Tarihin her devrinde, mevsim ve şartlara göre sıksık bir araya gelip eğlence düzenleyen halk, bu arada türküler söyleyip, oyunlar oynar. Çoğu yörelerde oyun ve türkü içiçedir. Oyunlar herhangi bir saz eşliğinde olabileceği gibi, sazsız da olabilir.


    Toplu yapılan törenler sırasında söylenen türküler, kendi aralarında çeşitlilik gösterir. Bunları şöyle gruplandırabiliriz:


    a. Düğün Türküleri

    aa. Kına Türküleri

    ab. Baş Öğme Türküleri

    ac. Gelin Alma Türküleri

    ad. Güvey Türküleri

    ae. Oyun Türküleri

    b. Ayin-i cem Türküleri

    c. Sayacı Türküleri

    ç. Oturak Türküleri



    a. Düğün Türküleri


    Düğünler daha ziyade insanların boş zamanlarına denk getirilerek yapılır. Bu da yaz tatiline veya kırsal kesimlerde iş bitimi mevsimi olan sonbahara rastlar. Düğün, folklorumuzda önemli bir yere sahiptir. Çünkü sünnet, askerlik ve evlenme hayatın önemli dönüm noktalarıdır. Bu yüzden halkımız düğünlere ayrı bir değer verir.


    Düğünlerde eğlenme ve oyun başta gelir. Bu ortamı ise, genellikle bu işi meslek edinmiş mahalli sanatçılar sağlar. Hareketli türkülerle davetliler eğlendirilirken yerine göre uzun hava ve yanık ezgili türkülerle "of çektir"ilir, hatta gözyaşı döktürülür. Hüzünlü havalar içinde de en başta kına, baş öğme ve gelin alma türküleri gelir.



    aa. Kına Türküleri


    Türklerde düğün geleneğinin en fazla önem verildiği safhalardan birisi kına gecesidir. Kız evinde kına yakılacağı zaman geceye iştirak edenlerin duyguları doruğa ulaşır. Zira, bu sırada yanık ezgi ile kına ağıdı söylenir. Yöre neresi olursa olsun, kına türkülerinin / ağıtlarının ortak özelliği hepsinin de lirizm yüklü olması ve yanık ezgi ile söylenmesidir. Kına türkülerinin, insanın duygulanmasına sebep olan bir başka yönü de türkü metnindeki sözlerin orijinalliğidir. Bu türkülerde, kader ve baht konusu ön planda tutularak, geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceler ve duygular ele alınır.


    Ülkemizde, muhtelif yörelerde bu türkülere ve bu türküleri söylemeye; kına ağıtı, gelin ağıtı, ağıt havası, gelin ağlatma havası, gelin savusu, savu sağmak, gelin türküsü, gelin yası ve okşama[92] Ülkenin her yerinde kısmen farklı gelenekler içerisinde yapılan kına gecelerinde, farklı sözlerle söylenen kına türkülerinin ortak yönü, hepsinin de yanık ezgili olmasıdır. Bunun sebebi ise, ayrılık ve yukarıda söylediğimiz hususlardır.



    SİVAS KINA GECESİ TÜRKÜSÜ


    Çaktılar çaktılar çakmak taşını

    Kurdular kurdular düğün aşını

    Sesleyin gelinin bey kardaşını


    Şen anam şen anam evin şen olsun

    İşte ben gidiyom evin gen olsun



    Ocağa koydular yufka sacını Ocakta kaynıyor helva tavası

    Başıma koydular yufka tacını Dışarda çalıyor düğün havası

    Çağırın çağırın kız kardaşını İçerde ağlıyor kızın anası


    Bağlantı Bağlantı



    Hepisi hepisi birden geldiler Baban Bursa’ya vardı mı

    Dolu gibi dolu eve doldular Bursa kumaşı aldı mı

    Anamı ağlatıp beni aldılar Gelin oluyor duydun mu


    Bağlantı Bağlantı



    Tuz kabını kardaş tuzsuz koyarlar Elek içinde valası

    Koc’evi koc’evi ıssız koyarlar Kâğıt içinde kınası

    Anayı babayı ıssız koyarlar Hani bu kızın anası


    Bağlantı Bağlantı



    Güveyi güveyi bahçede gezer Biner atın iyisine

    Fesine fesine püsküller dizer Çıkar yolun kıyısına

    Güveyi güveyi gelinden güzel Söyleyin bey dayısını


    Bağlantı Bağlantı



    Güveyi güveyi giydiği atlas Ana hamama vardın mı

    Atlasa atlasa iğneler batmaz Yunduğu yeri gördün mü

    Güveyi güveyi Allah’tan korkmaz Gelin olduğum bildin mi


    Bağlantı Bağlantı



    Baba çarşıya vardın mı Gelinciler geldiler

    Gezdiğim yerleri gördün mü Atlarına bindiler

    Bana bir şey aldın mı Gelini alıp gittiler


    Bağlantı Bağlantı



    Sırtımı verdiğim duvarlar

    Elimi yuduğum pınarlar

    Sallanıp gezdiğim odalar


    Bağlantı


    Genellikle bentler halinde olan kına gecesi türkülerinin dörtlüklerle hatta beyitlerle söylenmiş şekilleri de vardır. Aşağıda kaydettiğimiz iki örnek bu şekilde vücuda getirilmişlerdir. Yapısı dörtlük olan ağıtlar ekseriya mani tipindedir. Beyitlerle söylenen ağıtlarda her beyit kendi arasında kafiyelidir.



    KINA TÜRKÜSÜ


    Bu kıza gerek bir ana Bu kıza gerek bir baba

    Ağlayalım yana yana Ağlayalım kaba kaba

    İki gözüm hatun ana İki gözüm aslan baba

    Gelin oldum gidiyorum Dayanamam kötü dile



    Bu kıza gerek bir bacı Ana kızın çok mu idi

    Ağlayalım acı acı Bir kız sana yük mü idi

    İki gözüm hatun bacı Kırılası emmilerim

    Vermen beni gurbet ele Hiç oğlunuz yok mu idi



    Baba kadanı alayım Atladım geçtim Tuna’yı

    Sakalına tel olayım Ağ ele yaktım kınayı

    Kapında köle olayım Ağlatman hatun anayı

    Verme beni gurbet ele Gider de geri gelirim



    Atladım geçtim eşiği Gidiyorum elinizden

    Sofrada buldum kaşığı Kurtulayım dilinizden

    Evimizin yakışığı Yeşil başlı ördek olsam

    İşte bindim gidiyorum Sular içmem gölünüzden



    Elimi yuduğum arklar Kara koyun meler gelir

    Belimi verdiğim dutlar Dağı taşı deler gelir

    Silip süpürdüğüm yurtlar Kız anadan ayrılınca

    İşte koyup gidiyorum Gör başına neler gelir



    Evimizin önü kavak Kuru yere kazık çaktın

    Dalın kırdım ufak ufak Batar gider demedin mi

    Elim kına yüzüm duvak Gurbet ele bir kız verdin

    İşte koydum gidiyorum Yiter gider demedin mi



    Evimizin önü kazlar Emmimoğlunun inadı

    Yel estikçe dalın düzler Keklik kafese tünedi

    İzin verin eşi kızlar Kurban olam hatun teyzem

    Kıza kına yakıcıyık Duyanlar bizi kınadı[93]




    KINA TÜRKÜSÜ


    Kız kına yakmaya geldik yakmaya Sabah seni göçürürler yurdundan

    Yüzüğün takmaya geldik takmaya Anan baban deli olur derdinden



    Dünürlerim geldi kondu tarlaya Ağla kızım ağla bugün günündür

    Kılıçları yıldız gibi parlaya Sağ yanından tutan ağa kaynındır



    Altın tas içinde kınan ezerler Dola dola buyük eve doldular

    Ak gerdana inci mercan dizerler Büyük evin küçük kızın aldılar



    Ağla kızım ağla metin olasın Atladı geçti eşiği eşiği

    Yüksektir soyları hatun olasın Sofrada kaldı kaşığı kaşığı



    Tuzun küleğini tuzsuz koyan kız Çamura taş atma batar da gider

    Anayı babayı ıssız koyan kız Irağa kız verme iter de gider

    .....................

    Ağır yayığını yaydığım ana





    Yaldız tereğini dizdiğim ana [94]

    ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri

    Gelin türkülerinin bir başka çeşidi de baş öğme türküleridir. Bunlar, kına türkülerinden farklı ortamlarda dile getirilirler. Çeşitli yörelerde gelin öğme, kız öğme, duvak türküleri olarak da bilinen bu türküler, gelin evden ayrılmadan birkaç saat önce, giydirilirken ve süslenirken birkaç kadın tarafından söylenen türkülerdir. Yapı ve muhteva olarak kına gecesi türküleri / ağıtları ile benzerlik gösterirler. Genellikle bentler halindedirler.

    Sivas İlbeyli yöresinde tespit ettiğimiz gelenek ve baş öğme türkü şu şekildedir:

    Gelin evden ayrılacağı zaman iki kadın tarafından başı bağlanır. Kadınlardan birisi gelini giydirir, başını bağlar, diğeri de alını-yeşilini verir. Bu sırada içeri kimse alınmaz. Gelini giyindirip süsleyen kadınlar bir yandan da ağlaya ağlaya baş öğme türküsünü söylerler. Nihayet baş bağlanır. Kadınlar geline sarılıp tekrar ağlarlar. Bu arada gelinin başını bozmamaya dikkat ederler.


    BAŞÖĞME TÜRKÜSÜ

    Duvak alın köşk a(ğa)cına ulaştı
    Kavim kardeş kuzu gibi meleşti
    Bu ayrılık hep kızlara bulaştı

    Ben gidem ben gidem evin şen olsun (Bağlantı)

    Yaranım yoldaşım ağzım tatl’olsun

    Babam kıratını çaya bağlasın
    Kırat kişnedikçe anam ağlasın
    Anamın kızı var beni neylesin

    Hayvah hayvah ben anamdan ayrıldım (Bağlantı)

    Eşim kızlar ben sizlerden yad oldum

    Sel önünden devşirirler odunu Gelinciler salınarak geldiler
    Yiyen bilir leblebinin tadını Dolu gibi avlumuza doldular
    Bilemedik gelin kızın adını Anamın elinden beni aldılar

    Bağlantı Bağlantı

    Anamı anamı benim anamı Anam kirmenini alsın eline
    Sancı tutsun nikâh kıyan imemı Babam dağarcığın sarsın beline
    Çarşamba gecesi yaktım kınamı Çıksın baksın gurbet elin yoluna

    Bağlantı Bağlantı

    Yıldız Dağı derler bir dağ ışılar Atlar vurdular yaldızlı gemler
    Geyik kuzusunu almış moşular Anamın gününde sürdüğüm demler
    Ben’anamdan ayırdılar komşular Sabah olur götürürler zalimler

    Bağlantı Bağlantı

    Atlar eğerlendi bineğin ister Dolu geldi dereleri coşurdu
    Kuşlar havalandı döneğin ister Kâdir Mevlâ’m tebdilimi şaşırdı
    Anası babası konağın ister Kara yazı gurbet ele düşürdü

    Bağlantı Bağlantı

    Görünüyor bizim elin taşları Görünmüyor bizim elin söğüdü
    Yaslı yaslı ötüşüyor kuşları Ben gelirken ekipleri yog idi
    Anamın babamın ihmal işleri Kirildi mi bizim elin yiğidi

    Bağlantı Bağlantı

    Kapları yuyamam elim yağ olur Tuz küleklerini tuzsuz koyan kız
    Irafa koyamam elim yorulur Anayı babayı issiz koyan kız
    Dışarı çıkamam kaynım darılır Evini barkını sessiz koyan kız

    Bağlantı Bağlantı

    Gurbete gidenin bağrı taş gerek
    Altı arap atlı beş kardaş gerek
    Her zaman her daim gönlü hoş gerek

    Bağlantı[95]


    ac. Gelin Alma Türküleri

    Düğün günü gelin kızın evden ayrılması ani, gerek kız gerekse orada bulunanlar için oldukça acili bir andır. Bu sırada hayaller, hatıralar, beklentiler, ayrılık ve ümit gibi duyguları hep birbirine karışır. Bir yandan zurnanın yanık yanık çalan gelin alma havası, bir yandan da söylenen türküler herkesi hüzünlü bir havaya sokar.

    Gelin alma türkülerinde, her ne kadar lirizm hakim ise de öğüt niteliğinde mesajlar da bulunur.

    DÜNÜRCÜLER GELDİ

    Dünürcüler geldi sıra sıra dizildi
    Altın tas içinde kınam ezildi
    Alnımıza böyle yazı yazıldı

    İşte ben giderim şen olsun eviz

    Ben gittikten sonra gen olsun eviz

    Çegile taş atma batar da gider
    Uzağa kız verme (anam) iter de gider
    Anayı babayı (anam) atar da gider

    Bağlantı

    Elimi attım asma terekler
    Belim yasladığım asma direkler
    Ahırda iniler çifte medekler

    Bağlantı (Özbek, 412-413)

    (gen : geniş, çegil : tahil yigini, terek : raf, medek : manda, manda yavrusu)



    aç. Gelin Karşılama Türküleri

    Trabzon’da, perşembe günü gelin evden alınır, oğlan evine getirilir. Bu sırada yörede “gelin karşılama” havası olarak bilinen türkü okunur.


    GELİN KARŞILAMASI


    Hoş geldin âdem ilen Hoş geldin hoş oturdun
    Uğurlar kadem ilen Dolu bade getirdin
    Yar seni beslemeli Bu aftos meclisidir
    Cevizli badem ilen Ne getirdin oturdun


    Hoş geldin hanemize
    Dert saldın yaremize
    Senin gibi bir güzel
    Girmiştir aremize[96]



    ad. Güvey Türküleri

    Her ne kadar gelinle ilgili türkülerimiz çoğunlukta ise de yurdun muhtelif yörelerinde güveyiler / damatlar için de söylenen türkülerimiz vardır. Gelin türküleri gibi yanık ezgi ile söylenmezler.


    GÜVEYİ TÜRKÜSÜ

    Yatsıya varmadan güveyi koyarlar
    Zengini zengine arar da bulurlar
    Öksüzün nikâhın yolda kıyarlar
    Yatsıya varmadan güveyi koyarlar

    Yar yardan ayrıldı
    Yar bana darıldı
    Vah vah küstü darıldı

    Dereden dereye urgan gererler
    Urganın üstüne yorgan sererler
    Güzeli candan severler
    Çirkini baştan savarlar

    Haydi boylu güzelim
    Nereleri gezelim
    Vah vah dağlara gidelim (Özbek, 416)


    ae. Oyun Türküleri

    Kültürümüzde oyun ve müzik içiçedir. Oyunlar, yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Halay, bar, horon, zeybek bunlardan bazılarıdır. Oyunlar genellikle davul-zurna, bağlama, kemençe, cümbüş, keman, ud, kanun, tef, darbuka, klarnet gibi sazlar eşliğinde oynanır. Bu arada türküler söylenir. Kimi yörelerde ise (Yozgat gibi...) sazsız oyunlar vardır. Oyuncular yan yana yahut karşı karşıya geçerek türkü söyleyip, müziğin yapısına göre çeşitli figürlerle oyunlarını sergilerler. Bunların çoğu mani katarlarıyla vücuda getirilmiştir. Ayrıca bir olay sonrası ortaya çıkmış oyun ve türkü sözlerinin de var olduğunu da unutmamak gerekir. TRT Repertuarındaki türküler içinde oyun türküleri bir hayli yekün tutar.

    MİSKET (Ankara)

    Güvercin uçuverdi
    Kanadın açıverdi (ben yandım aman)
    Elin oğlu değil mi (aman aman)
    Sevdi de kaçıverdi

    A benim aslan yarim
    Dağlara yaslan yarim
    Dağlar cefa götürmez
    Sineme yaslan yarim

    Güvercinim uyur mu
    Çağırsam uyanır mı (ben yandım aman)
    Misket orda ben burda (aman aman)
    Buna can dayanır mı

    A benim hacı yarim
    Başımın tacı yarim
    Eller bana acımaz
    Sen bari acı yarim [97]

    ŞEKER OĞLAN

    Kayada gezen oğlan Kayadan bakan oğlan
    Edası güzel oğlan Kâkülü sarkan oğlan

    Beni sana vermezler Gece gelme gündüz gel

    Sar'altın kazan oğlan Horozdan korkan oğlan

    Aman şeker oğlan Bağlantı
    Yandım şeker oğlan
    Anasına küsmüş
    Damda yatar oğlan

    Kayaya koydum kutu
    Herkes yarine mutu
    Gelinler tatlı yesin
    Kaynana semizotu

    Bağlantı[98]



    İĞDELİ GELİN
    Kız pınar başında testi doldurur Kız pınar başında yatmış uyumuş
    Testinin kulpuna şahin kondurur Elâ gözlerini uyku bürümüş

    Kız senin bakışın beni öldürür Evvel küçük imiş şimdi büyümüş


    Derdimin dermanı iğdeli gelin Bağlantı

    İğdesin aldırmış sevdalı gelin



    Evlerinin önü bulgur sokusu Evlerinin önü iğde değil mi

    Sokudan geliyor yarin kokusu İğdenin dalları yerde değil mi

    Kendi küçük ama cilve kutusu Benim sevdiceğim burda değil mi


    Bağlantı Bağlantı[99]




    BİRİNİ DE YAVRUM BİRİNİ

    Birini de yavrum birini Çiftini de yavrum çiftini

    Harmana serdim kilimi Geliver de çifteli çifteli

    Takıver de zillerin birini Takıver de zillerin çiftini


    Dönüver de maydan senindir Bağlantı



    Üçünü de yavrum üçünü Merdini de yavrum merdini

    Yaylada gördüm göçünü Kim bilir kimin derdini

    Takıver de zillerin üçünü Takıver de zillerin dördünü


    Bağlantı Bağlantı[100]




    ÇÖKERTME (Muğla)


    Çökertme’den çıktım (Hallil’im aman) başım selamet

    Biaaa de yalısına varamadan (Halil’im aman) koptu kıyamet

    Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ına emanet


    Burası da asbat deyil (Halil’im aman) Biaaa yaylası

    Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası



    Güverteden gezerken (Halil’im aman) kunduram kaydı

    İpekli de mendilimi (Halil’im aman) ürüzgâr aldı

    Çakır da gözlü Gülsüm’ü kolcular aldı


    Bağlantı



    Gidelim Halil’im (Halil’im aman) Çökertme”ye varalım

    Kolcular görürse (Halil’im aman) nere kaçalım

    Teslim olmayalım Halil’im ateş açalim


    Bağlantı[101]




    ÇAYDA ÇIRA YANIYOR


    Çayda-çıra yanıyor Çayda-çıra yüz çıra

    Ay tutulmuş sanıyor Yandılar sıra sıra

    Yavaş oyna güzelim Gelin keklik ben avcı

    Herkes seni tanıyor Giderim ardı sıra



    Ay tutulmuş kararmış Hayda-çıra yanıyor

    Gelin hanim sararmış Humar göz uyanıyor

    Nine mumları getir Fitil çifte yara bir

    Oğlun hulku daralmış Yürek mi dayanıyor



    Çayda-çıra yakarım Yanar çayda-çıralar

    Yar yoluna bakarım Kızlar oyun sıralar

    Bir yüz görümlüğüne Gelin hanim gelince

    Beşi-birlik takarım Tefçi alır paralar [102]

    (hulk : bogaz)




    b. Ayin-i cem Türküleri

    Ayin-i Cem, galat olup asli Aynü'l-Cem' dir[103]. Ayin-i Cem yahut Aynü'l Cem Toplanti Töresi demektir.


    Alevî-Bektaşî toplantılarında yapılan bu törenler, tarikate birinin yeni girmesi veya bir ulu kişinin anılması vesilesi ile düzenlenir. Cemlerde kurbanlar kesilir, içki içilir, sazla deyişler, nefesler söylenir ve sema (semah) yapılır[104]. Töreni, “yol, sürek, töre” denilen kaideler çerçevesinde, pir veya mürşid diye bilinen “Dede” ler yürütür.

    Cemin belli bir yerinde okunan deyiş, buyruk ve nefesleri “sazandar” lar söylerler. Bazı köylerde cemler, dedenin saz çalması suretiyle başlar. Cemlerde Bektaşî şairlerinin şiirleri icra edilir. Bu şiirler, tarikatin düşünce, inanç ve dünya görüşünü yansıtan nutuk, devriye, nefes.. gibi şiirlerdir. Bektaşi şiirlerinde konulardan şunlar ağırlıktadır: Hz. Ali, On İki İmam ve menkıbeleri, Bektaşî Velileri ve menkıbeleri, Bektaşîliğe ait inançlar, Bektaşî erkan ve âdetleri, dünyaya bağlılık şiirleri[105].


    Cem sırasında okunen ezgili parçaların hemen hemen hepsinin sahibi bellidir. Bu parçalar daha ziyade, Şah Hatayi, Nesimi, Seyyid Seyaaaaah Nizamoğlu, Kul Himmet ve Pir Sultan'a ait eserler olduğundan yani anonim olmadıklarından buraya örnek almıyoruz.



    c. Sayacı Türküleri


    Saya (Gezme-Günü-Bayramı) koyunların kuzulamasından elli gün kadar önce, İç Anadolu'da ve bilhassa Doğu Anadolu'da yaşatılan geleneklerdendir. Saya töreni sırasında çocuklar grup halinde toplanır. İçlerinden birini çoban seçip elini yüzünü siyaha boyarlar. Başına keçeden yapılmış uzun külah örterler. Göğsüne omuzuna irili ufaklı çanlar takarlar. çoban salınarak, sağa sola yatarak yürür. Grup olan çocuklar, ev ev dolaşır. Çoban, uğradıkları evin kapısı önüne yatar; un, bulgur, yağ, pekmez, şeker, bal, üzüm, incir, peynir veya para alıncaya kadar kalkmaz. Toplanan malzemelerden pilav, yemek ve helva yapılır ve bunlar topluca yenilir. Saya dolaşırken, uğranılan evlerde aşağıdaki türkü okunur.




    SAYA TÜRKÜSÜ


    Hey hayadan hayadan Aman karabaş koyun

    Yılan çıktı kayadan Karlı dağlar aş koyun

    Acımızdan gelmedik Ay karanlık gecede

    Töremiz var sayadan Çobana yoldaş koyun



    Elli günü sayasın

    Gümbür gümbür yayasın

    Foşur foşur sağasın

    Şu oğluma (Şu kızıma) diyesin


     
  2. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.171
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113
    Ce: konularına göre türküler
    BAHÇEDE BARIM KALDI



    Bahçede barım kaldı Bizim bayram ne zaman

    Hayvada narım kaldı Elli gün kaldı heman

    Ana bacı el atın Elli gün gelsin geçsin

    Hurcunum yarım kaldı Sevinir uşak çoban



    Elli günü say otur Dildökümü bin olsun

    Karmala kuzu getir Veren evler şen olsun

    Kentin ağa bacısı Sevindirin bizleri

    Bizlere azık getir Gününüz ağ gün olsun



    Veren eller sağ olsun

    Damağınız çağ olsun

    Sayacıyı sayanın

    Oğlu kızı çoğ olsun [107]


    (bar : meyve, hurc : heybe, karmalamak : elle kavrayıp kaldırmak, dildökümü : "Kuzu ayı" denilen Mart, damak : aaaf, lezzet, huzur, çağ : sevinç, neş'e)



    ç. Oturak Türküleri


    Anadolu’da halk dayanışma, yardımlaşma, kaynaşma ve dostluk kurup pekiştirmek amacıyla zaman zaman bir araya gelirler. Bu ekseriya ekim ayından bahara kadar icra edilir. Toplantılara, muhtelif yörelere göre farklı isimler verilir. Sözgelişi; Çankırı, Gerede’de sohbet, fırıttım, Safranbolu, Bartın, Kütahya, Kastamonu, Bolu ve Konya’da muhabbet, gezek, sıra, perde, arfane, birikme, oturak, Van’da oturmak, Ankara’da cümbüş, Antalya ve Isparta’da kef, aaaif, Balıkesir Edremit’te oda teşkilatı, Dursunbey’de barana / sohbet sözleri verilen adlardan bazılarıdır.[108] Barana /Oturak toplantısına gelecek olanda sağlam kişilik aranır. Söz ve yaşayışıyla toplumda kendisine yer etmiş kişiler bu toplantıda sık sık bir araya gelerek sohbet eder, oyunlar oynar, türküler söylerler.


    Aşağıya kaydettiğimiz Sohbet Övme Türküsü söylenen türkülerden biridir. Bu türkü ile sohbete son verilir ve bir sonraki sohbetin kimin evinde kalacağı tayin edilir.


    SOHBET ÖVME TÜRKÜSÜ


    Uzunçarşı baştan başa Eşeğim gelir odundun

    Keklik seker taştan taşa Yemeğin yenmez tadından

    Geçmiş olsun (...) Paşa Yahnisi koyun budundan


    Sevdiğim bir o sardığım bir o Bağlantı

    Olacak sohbet senindir

    Senindir gerçek senindir



    Papuçların muştası Kızıl üzüm turşusu

    Karşısındadır ustası Yüzüne vurmuş ekşisi

    Bunlar saraylı hastası (...) Bey’in has komşusu


    Bağlantı Bağlantı



    Koyun gelir kuzu ile Uzunçarşı baştan başa

    Ayağının tozu ile Keklik seker taştan taşa

    On beş ahbap sözü ile Kadem ola (...) Paşa


    Bağlantı Bağlantı[109]




    5. Askerlik Türküleri


    Askere yolcu etme, sıladakilerin gözleri yolda asker beklemeleri, askerlerin aaakereyi iple çekmeleri, seferberlik türküleri, asere gidip gelmeyen yiğitler için söylenmiş türküler bu çerçevede ele alınabilir.


    ASKER YOLU BEKLERİM


    Asker yolu beklerim

    Günü güne eklerim

    Sen git yarim talime de

    Ben burayı beklerim


    Mendilimde gül oya

    Gülmedim doya doya

    Asker yolu beklerim de

    Günleri saya saya



    Pilav bişirdim yavan (da) Sucu sucu suyunan

    Üstüne kıydım soğan Soğan acısıyınan

    Yatağına uzanmış (da) Küsüdüm de barıştım

    Uyan askerim uyan Yarin bacısıyınan


    Bağlantı Bağlantı[110]


    ASKER UĞURLAMA TÜRKÜSÜ


    Asker bayrağını kuma dikmişler Bizim bayrağımız kanlı yazılı

    Küçücük yarimi asker etmişler Üzerinde ay yıldızı dizili

    Almışlar gitmişler bilmem n’etmişler Askere gidenler körpe kuzulu

    Güle güle hasret benden yar sana Güle güle hasret benden yar sana



    Kapıda bağlıdır kınalı koçum Yaptıralım kahveleri hanları

    İzine gelirsen yar senin için Kaldıralım kasaveti gamları

    Sinemde saklıdır verdiğin saçın Dolanır da yar sılaya gelirse

    Güle güle hasret benden yar sana Kestiririm çifte kurbanları [111]



    BİR MEKTUP YAZDIM

    Bir mektup yazdım da posta almadı Tel çekmiştim giden ayın üçüne

    Cevap beklemeye sabrım kalmadı Cevap gelmez korku düştü içime

    Firar edecektim param kalmadı Karıştır çantayı bir bak içine

    Sevdiğimden mektup var mı postacı Sevdiğimden mektup var mı postacı



    Trenin yolları demir değil mi Ömrümün kervanı tünele daldı

    Askere verilen emir değil mi Sandım ki gönlümün gülleri soldu

    Çileye katlanmak ömür değil mi En fazla yarimi göresim geldi

    Sevdiğimden haber var mı pastacı Sevdiğimden haber var mı postacı [112]




    6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler


    ÇİĞ KÖFTE


    Çiğ köfteler ne acı Çiğ köfte dama kaçtı

    Ayran bunun ilacı Ayran peşine düştü

    Çok yoğur gelin bacı Çok yedim karnım şişti

    İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte



    Çiğ köfteyi yoğuran Çiğ kögtenin bulguru

    Yemez bunu doyuran Boğazdan geçmez kuru

    Bol ayran taze soğan Bacım ayranın duru

    İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte



    Servi kavak uzun uzun

    Yaprakları düzüm düzüm

    Ev sahibi ik gözüm

    İlle canım çiğ köfte [113]




    7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler


    HOROZ


    Horoz değil katır idi Horoz değil kuzu idi

    Dağdan odun getirirdi Mahallenin kızı idi

    Her işleri bitirirdi Bir köylünün sözü idi


    Kuşum civcivi cak oldu Bağlantı

    Çil horozum yok oldu



    Tekkesi var elim gibi Kırk tavuğun kocasıydı

    Kanadı var kilim gibi Piliçlerin babasıydı

    Ayağı var belim gibi Mahallenin hocasıydı


    Bağlantı Bağlantı



    Sabahtan erken kalkardı Horozumu şaşırdılar

    Kuyruğu dala dikerdi Odamdan dama aşırdılar

    Yedi köye hükmederdi Suyuna bulgur pişirdiler


    Bağlantı Bağlantı



    Horoz değil deve idi Çimenlerde yayılırdı

    Ön dişleri geve idi Tilki görünce bayılırdı

    Yedi tavuğu sever idi Çok ünlüydü sayılırdı


    Bağlantı Bağlantı



    Bu horoz değil de arslan Çil horozum yağlı idi

    Su içerdi altın tastan Şam dalında bağlı idi

    Yeni ayrıldındı dosttan Çil horozun oğlu idi


    Bağlantı Bağlantı [114]




    PİŞİGE VURDUM TAŞINAN


    Pisige vurdum taşınan

    Gözleri doldu yaşınan

    Kebabı yuttu şişinen


    Ev harabın pişiği

    aaaharabın pişiği

    Pisik de değil kendisi

    Ay havar havar havar

    Onların kastı bende var

    Hastayım vay başım döner



    Pisiğin gözleri ala Pisigin gözleri sarı

    Başına yığmış beş bela Kavurmayı etmiş yarı

    Beşinden de bir kala Pastırmaya degme bari


    Bağlantı Bağlantı[115]


    (pisig / pişig : kedi)




    SIÇAN TÜRKÜSÜ


    Bizim sıçan rafta gezer Bizim sıçan takır tukur

    Pissiğin bağrını ezer Sanırsın bir nallı katır

    Bulgura karanfil dizer Fakat bilmez gönül hatır

    Hatırl’olmuş bizim sıçan Hatırl’olmuş bizim sıçan



    Bizim sıçan evlenici

    Parası çok hak verici

    Dükkânlardan un alıcı

    Çalgıc’olmuş bizim sıçan[116]




    8. Olay Türküleri



    Türkülerin pekçoğu herhangi bir olay sonrası ortaya çıkmıştır. Gurbet, hasret, ölüm, öldürme, felâketler, sevinçler vs gibi çeşitli olayların her biri, bir türküye konu olmuştur. Sayısız örnekleri olan olaya bağlı türküler, şayet hikâyesi biliniyorsa, insanlar üzerinde daha fazla etki bırakırlar.



    YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE



    Malkara köylerinden olan Zeynep, uzak bir köyden olan Ali isminde bir delikanlıya verilir. Zeynep, yedi yıl baba evine hasret kalır. Yüksek bir tepeye çıkıp içinin acısıyla derdini dile getirir ve şunları söyler:


    Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

    Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler

    Annesinin bir tanesini hor görmesinler


    Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

    Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim



    Babamın bir atı olsa binse de gelse

    Annemin yelkeni olsa açsa da gelse

    Kardeşlerim yollarımı bilse de gelse


    Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

    Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim


    Zeynep yataklara düşer. Baba evine haber gönderilir. Anası-babası altı günlük yolculuktan sonra kızlarının yanına ancak gelebilirler. Ne çare ki, kızları ölüm döşeğindedir. Zeynep, anası babasıyla hasretini giderdikten sonra, son nefesi verir.[117]




    9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler


    ÇİĞDEM DER Kİ BEN ELÂYIM


    Çiğdem der ki ben elâyım Nevruz der ki ben nazlıyım

    Yiğit başına belâyım Sarp kayalarda gizliyim

    Hepisinden ben alâyım Mavi donlu gök gözlüyüm

    Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı


    Al baharlı mavi dağlar Bağlantı

    Yarim gurbet elda ağlar



    Lale der ki hey hey tanrı Sümbül der ki boynum uzun

    Benim boynum neden eğri Yapraklarım düzüm düzüm

    Yardan ayrı düştüm gayrı Beni ak gerdana dizin

    Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı


    Al baharlı mavi dağlar Bağlantı[118]

    Yarim gurbet elda ağlar


    Bu türkünün bir varyantı da şu şekildedir:


    Lale der ki ben laleyim Yasemin der boynum uzun

    Kanadım altı karayım Çiçeklere yoktur sözüm

    Cümle çiçekten alâyım Kibarlardır iki gözüm

    Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler



    Nergis der ki ben nazlıyım Çiğdem der ki ben alâyım

    Sarp kayalarda gizliyim Yiğit başına belâyım

    Mavi donlu gök gözlüyüm Hepisinden ben alâyım

    Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler



    Menevşe der hey hey tanrı Beyaz gül der ben beyazım

    Benim niye boynum eğri Gece gündüzden ayazım

    Yardan ayrı düştüm gayrı Cümle çiçeklerden azam

    Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler



    Pembe gül der ben güzelim Reyhan eydür sözüm haktır

    Yanakta bade süzerim Cümle çiçekler ahmaktır

    Kibar ellerde gezerim Hepimiz de bir topraktır

    Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler [119]



    MADIMAK


    Madımak bitti m’ola Madımağın alları

    Yolları tuttu m’ola Tuttu m’ola yolları

    Ela gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor

    Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri


    Ah madımak madımak Bağlanatı

    Yar madımak madımak

    Dön de bir yol beri bak



    Madımak kurutmadım Madımak biter oldu

    Yar seni unutmadım Yolları tutar oldu

    Hatırını saydım da Kömür gözlü sevdiğim

    Üstüne yar tutmadım Gözümde tüter oldu


    Bağlantı Bağlantı[120]




    10. Satıcı Türküleri


    KİLCİ TÜRKÜSÜ


    Saçın temizliği ve bakımı için kullanılan killer, Anadolu’da yeşil veya kırmızı renkte kil satılırdı. Kilciler, eşeklerine yükledikleri killeri mahallelerde, bilhassa kadın hamamları önlerinde, türküler söyleyerek killerini daha kolay satma imkânı bulurdu.


    KİLCİ TÜRKÜSÜ


    Hamamın kapısı keçeli Hamamın kapısı tahta

    Hamamcı yüzü peçeli Yüzüğümüz kaldı tasta

    Kilci oğlan gel içeri Kilcinin eşeği hasta


    Kil isteyen hanımlar Bağlantı

    Kil alan var mı



    Eşeğimin boynu çanlı Eşeğimin burnu huzzem

    Dört ayağı gümüş nallı Gel oğlan yanıma uzan

    Hamamcı pek fakir hallı (Şimdi) gelir aramızı bozan


    Bağlantı Bağlantı


    Kimi zaman kilci ile kadınlar birbirlerine karşılık verirler.


    Kadınlar: Kilci:


    Kilci emmi gel buraya Eşeğim varmaz oraya

    Bir batmanı kaç liraya Bir oraya bir buraya

    Düşman girmesin araya Üç batmanı beş paraya


    Bağlantı Bağlantı


    Kilci emmi işte hamam Ben bir fakir kilci oğlan

    Tasım tarağım tamam Hamamcıya denk olamam

    Gitme sensiz duramam Sonra ne der annen baban



    Bağlantı Bağlantı[121]



    11. Ekin Türküleri


    Divriği’de Ekin yolan / biçen kişilerin daha iyi çalişmasi için güzel sesli olanlar tarafindan söylenen türkülerdir. Karşilik olarak söylenen bu türkülere “çifte” denir.


    Ağarmış arpası fiği kurumuş

    Benim yarim dere dere yorulmuş

    Ey yar benim gönlüm sana vurulmuş

    Gel otur yanıma yar n’olur n’olur



    Akşam olup gölge köye dönünce

    Saçinin ucuna belik örünce

    Ekin bitip irgat köye dönünce

    Biraz da dertleşek yar n’olur n’olur



    Su yolunda ben o yare kavuştum

    Yar aşagi ben yukari savuştum

    Kaç gündür küsülüyüm o yar ile

    Öptüm yanagindan yine bariştim [122]



    12. Ramazan Davulcusu Türküleri


    BESMELEYLE ÇIKTIM YOLA


    Besmeleyle çiktim yola Yagmur yagar dolu dolu

    Selâm verdim saga sola Uzaktir Kabe’nin yolu

    İki gözüm Hasan Efendi Bu aylarda oruç tutan

    Ramazan şerifleriniz mübarek ola Allah’ın sevgili kulu



    Evlerinin önü iğde Davuluma vurdum turayı

    İğdenin dalları yerde Dolandım geldim burayı

    Ratip Efendi’yi sorarsan İki gözüm Tahir Efendi

    mavi boyalı yeni evde Bugün bırakmam bu sırayı [123]



    13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler


    HEKİMOĞLU


    Hekimoğlu derler benim aslıma

    Aynalı martin yaptırdım kendi neslime



    Hekimoğlu derler ufak bir uşak

    Bir omuzdan bir omuza on arma fişek



    Konaklar yaptırdım mermer direkli

    Hekimoğlu dediğin de aslan yürekli



    Konaklar yaptırdım döşedemedim

    Ünye Fatsa bir oldu da baş edemedim



    Ünye Fatsa arası Ordu da kuruldu

    Hekimoğlu dediğin o da vuruldu [124]




    14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri


    BİR OF ÇEKSEM


    Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır

    Bugün posta günü canım sıkılır



    Ellerin mektubu gelmiş okunur

    Benim yüreğime hançer sokulur



    Bir of çeksem karşıki dağlar iniler

    İflah etmez bu dert beni yeniler [125]




    BURÇAK TARLASI


    Sabahınan kalktım südü pişirdim

    Südün köpüğünü yar yar yere taşırdım

    Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım

    Ah ne yaman da zorumuş burçak tarlası

    Burçak tarlasında yar yar gelin olması



    Sabahınan kalktım ezan da sesi var

    Ezan sesi değil burçak yası var

    Sorun şu adamın kaç tarlası var

    Bağlantı



    Elimi salladım değdi dikene

    İlahi kayınbaba ömrün tükene

    İntizar ekerim burçak ekene

    Bağlantı



    Elimin kınasın ezdirmediler

    Gözümün sürmesin süzdürmediler

    Burçak tarlasında gezdirmediler

    Bağlantı [126]




    HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI


    Hastane önünde incir ağacı annem ağacı

    Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı

    Baştabib geliyor zehirden acı annem vay acı

    Garip kaldım yüreğime derdoldu annem derdoldu

    Ellerin vatanı bana yurdoldu annem yurdoldu



    Mezarımı kazın bayıra düze annem vay düze

    Yönünü çevirin sıladan yüze annem vay yüze

    Benden selâm söylen sevdiğimize sevdiğimize

    Bağlantı[127]




    15. Gurbet ve Hasret Türküleri


    KIŞLANIN ÖNÜNDE


    Kışlanın önünde bir yeşil direk Çarşıdan aldım da el kadar astar

    Çalınır çalgılar dayanmaz yürek Nerde güzel görsem kocası asker

    Sılaya varmaya çok ömür gerek Beşikte yavrular babasın ister

    Sılaya gel nazlı yarim sılaya Bağlantı



    Sabahtan sabaha okunur ezan

    Okumak bilemem okuyam yazam

    Yaz mektup sevdiğim postaya bırak

    Bağlantı [128]



    HASRET TÜRKÜSÜ


    Her zaman ağladım ben de burada İndiğin yere de dikersin direk

    Ben ölürsem sen erersin murada Hey zalim gurbetlik koymadı yürek

    Yavrular babasın ister sılada Türkiye değil ki yolunu bilek

    Durma yarim durma gel sılamıza Bağlantı



    Sarardı benzim de kalmadı kanım

    Kalkmıyor gönlümden kederim gamım

    Gurbet elde gezer o nazlı yarim

    Bağlantı[129]



    16. Meslek ve İş Türküleri


    BERBER VER AYNAYI BAKAYIM


    Berber ver aynaya bakayım Berber dükkânı kilidi

    Üstüme güller takayım Akşamdan gelen kim idi

    Güzel isen gel bakayım Vallahi berber değildi

    Aman berber Bağlantı

    Göğsü mermer

    Yanağı aller

    Dudağı baller of

    Berber bayıldı Leylâ’m



    Berber dükkânı bucakta Berber dükkânına vardım

    Rakısı kaynar ocakta Sol kolumdan bir kan aldım

    Berber güzeli sıcakta Neşteri gördüm bayıldım

    Bağlantı Bağlantı[130]



    ÇULHA TÜRKÜSÜ


    Ayağımın altı çukur Donluğumun yüzü aktır

    Makarası Kur’an okur Dokumanın kalbi paktır

    Çulhalar Fatiha okur Çulhalara Fatiha haktır

    Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık



    Masaramda ip uzanır Çıkrığımın iği demir

    Bilmeyen canlar özenir Eğirelim gınır gınır

    Çulhalar altun kazanır Bu iş bize Hak’tan emir

    Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık



    Çıkrığımın alt direği

    Üstüne yağar kırağı

    Gözümün nazlı çırağı

    Ne helâldir bu çulhalık [131]




    17. Eşkıya Türküleri


    ALİ EFE


    Al’efe’nin evleri konağa yakın

    Yağla martinini de Al’efem koluna takın

    Kamalı geliyor kendini sakın

    Al atı var kır atı var yol mu da dayanır

    Kama yarasına da Al’efem can mı da dayanır



    Kuyalanın altından eğildim geçtim

    Sağ yanımdan vuruldum Al’efem sol yana düştüm

    Ben bu eşkiyaliktan dünden aman vazgeçtim

    Baglanti



    Kuyalanin altinda inden aman evim var

    Aliverin martinimi Al’efem benim kimim var

    Soma kazasında aman benim yarim var

    Bağlantı [132]



    18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)


    Bkz. Kitabımızın Ağıt bölümünün Ağıt-Türkü bahsi.



    19. Ninniler ve Çocuk türküleri


    Bkz. Kitabımızın Ninni bölümünün Ninni-Türkü bahsi.



    20. Hapishane Türküleri


    MUHPUSHANE HAVASI


    Ne zalımdır mahpushane havası

    Çocuklar ağlıyor ister babası

    Adımıza verdiler idam cezası

    Mahpushane seni yapan kör olsun

    Kör olsun da ik’elleri kırılısın



    Akşam olur firengiler vurulur

    Gardiyanlar önümüze kurulur

    Anama beni ziyaretten yorulur

    Bağlantı[133]



    HAPİSHANE İÇİNDE


    Hapishane içinde yayılır kazlar

    Bayramdan bayrama çalınır sazlar

    Çok kışlar geçirdim gelmiyor yazlar

    Düştüm ben bir zindana yanar döner ağlarım

    Demir parmaklıklardan boyun büker ağlarım



    Hapishane içinde bir mermer direk

    Kimimiz yüzbirli kimimiz kürek

    İdam cezasına dayanmaz yürek

    Bağlantı



    Hapishane içinde ötüşen kuşlar

    Hayırdır inşallah gördüğüm düşler

    Herkes sevdiğine canlar bağışlar

    Bağlantı



    Hapishane suyu içinden akar

    Arkadaşlar gelmiş kapıdan bakar

    Gardiyan darılır canımı yakar

    Bağlantı



    21. Mizahî Türküler


    İSTANBUL’DAN GELİRKENE


    İstanbul’dan gelirkene Sıçanın evleri var

    Iras geldim sürüsüne Yer altında yolları var

    Öldürdüm ben birisini Çıplak çıplak dölleri var

    Davul çektim derisine Müflis olmuş fındık sıçan



    Eline almış hızarı Sıçanımın alnı sarı

    Beline sokmuş keseri Kavurmamı etti yarı

    Çıkmış ambarın yukarı Pastımadan umma barı

    Usta olmuş fındık sıçan Onu da umdun fındık sıçan



    Duvara soktum parayı Sıçan kazan ağzı açar

    Usandım arayı arayı İçinden yağlısın seçer

    Çaldırdım yedi lirayı Karanfil biberi saçar

    Kumar oynar bizim sıçan Aşçı m’oldun fındık sıçan




    ÇEKİRGEM UÇAR GELİR


    Çekirgem uçar gelir Çekirgemin kanadı

    Kanadın açar gelir Kanı yere damladı

    Dümbek de boylu çekirgem Dümbek de boylu çekirgem

    Dalgalı yeşilim Dalgalı yeşilim

    Ekini biçer gelir Arpa buğday komadı



    Çekirgem geldi taşa

    Yazılan gelir başa

    Dümbek de boylu çekirgem

    Dalgalı yeşilim

    Düğünüm kaldı kışa [134]




    22. Yergi Türküleri


    Anonim nitelikteki mizahi türkülerin sayısı çok azdır. yaygın olarak bilinen pekçok türküler Gevherî, Dertli, Ruhsatî ve Seyranî gibi âşıklara aittir. Örnek olması bakımından biz bunlardan bir tanesini kaydediyoruz.


    ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE


    Telli sazdır bunun adı Venedik’ten gelir teli

    Ne ayet dinler ne kadı Ardıç ağacından kolu

    Bunu çalan anlar kendi Be Allah’ın sersem kulu

    Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde



    Abdest alsan aldın demez İçinde mi dışında mı

    Namaz kılsan kıldın demez Burgusunun başında mı

    Kadı gibi haram yemez Göğsünün nakışında mı

    Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde



    Dut ağacından teknesi DERTLİ gibi sarıksızdır

    Kirişten bağlı perdesi Ayağı da çarıksızdır

    Behey insanın teresi Boynuzu yok kuyruksuzdur

    Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde[135]




    23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler


    Muhteva itibariyle tecrübe ve öğüdü yansıtan özellikte olduğu için yaşname, nefes, ilahi gibi dini nitelikli türkülerle yaşname ve feleğe sitem tarzında söylenmiş türküleri bu alana dahil edebiliriz. Yergi türkülerinde olduğu gibi pekçoğunun sahibi bellidir. Bir örnekle yetinelim.


    YAŞ TÜRKÜSÜ


    Mevlâ’m bir adama çocuk verince İkisinde sarhoş gibi dolaşır

    Bahçede bitmiş bir fidana benzer Üç yaşında her nesneye uluşarı

    Büyüyüp de bir yaşına girince Dört yaşında gördüğüne sataşır

    Sanki kokulu güldana benzer Beş yaşında kaşlar kemana benzer



    Altısında kendi söyler düşünü On yaşında gonca güldür açılır

    Yedisinde değiştirir dişini On birinde ab-ı hayat saçılır

    Sekizinde bahta koyar işini On ikide boyu beli seçilir

    Dokuzunda taze bostana benzer On üçünde gözler mestana benzer



    On dördünde güzelliğin bağıdır On sekizde belli eder ârını

    On beşinde gören aklın dağıdır On dokuzda gözetir şikârını

    On altıda yiğitliğin çağıdır Yirmisinde kendi bulur yarini

    On yedide sanki ceylana benzer Zincirin koparmış aslana benzer



    Yirmi beşte bıyıkları burulur Kırk yaşında gazel dökülür bağlar

    Otuzunda akan sular durulur Kırk beşinde günahlarına ağlar

    Otuz beşte günahları sorulur Ellisinde oğullara bel bağlar

    Ateşe atılmış pervan a benzer Dağ başına çökmüş dumana benzer



    Elli beşte sızı iner dizine Yetmişinde gördükleri düş olur

    Altmışında duman çöker gözüne Yetmiş beşte artık çöker kış olur

    Altmış beşte hiç bakılmaz yüzüne :):):):)eninde badem gözler yaş olur

    Ahreti gözetir süphana benzer Yolunu yitirmiş kervana benzer


    en beşte artık beli bükülür Doksan beş yaşına girip aşınca

    Biter ömrü takatı gücü sökülür Ölüm korkusu gelip yaklaşınca

    Doksanında hep dişleri dökülür İnsanoğlu yüz yaşına varınca

    Geldi geçti şimdi yalana benzer Sanki savrulmuş harmana benzer



    kaynak:uslanmam

     
konularına göre türküler konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ezgİlerİne GÖre TÜrkÜler

    Ezgİlerİne GÖre TÜrkÜler

    ezgilerine göre türküler ezgilerine göre türkü çeşitleri yörelere türküler çeşitli yörelere ait Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması...
  2. Konularina GÖre TÜrkÜler

    Konularina GÖre TÜrkÜler

    yiğitlik türküleri konularına göre türküler konularına göre türkü çeşitleri türkülerin konuları tören türküleri Türküler bir fert tarafından ortaya konulan ve zamanla asil söyleyeni unutulan, şahsa veya topluma ait herhangi bir konuyu aksettiren eserlerdir. Bu konu, doğumdan ölüme kadar insani ilgilendiren ayrılık, aşk, düğün, deprem, kıtlık, sel vs. gibi felâketler, öldürme, eşkıyalık,...
  3. Yapilarina GÖre TÜrkÜler

    Yapilarina GÖre TÜrkÜler

    boyuna bak boyuna bak yosmanın yosmanın yapılarına göre türküler çıra çaktım yanmadı türküsünün yöresi çıra çaktım yanmadı yöresi Türkülerin belirli bir şekli yoktur. İki mısralı türküler olabildiği gibi koşma, mani tarzında yahut bentlerle kurulmuş türküler de vardır. Koşma yahut mani olarak bildiğimiz şekiller türkü nağmesiyle söylendiğinde adı geçen şiirlerden ayrılır. Çünkü halk, ezgi...
  4. yapılarına göre türküler

    yapılarına göre türküler

    Türkülerin belirli bir şekli yoktur. İki mısralı türküler olabildiği gibi koşma, mani tarzında yahut bentlerle kurulmuş türküler de vardır. Koşma yahut mani olarak bildiğimiz şekiller türkü nağmesiyle söylendiğinde adı geçen şiirlerden ayrılır. Çünkü halk, ezgi ile söylediği parçaları türkü olarak niteler. Koşmalar bilindiği gibi söyleyeni belli şiir türleridir. Ne var ki, halkın benimsediği...
  5. ezgilerine göre türküler

    ezgilerine göre türküler

    ezgilerine göre türküler Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması esastır. (Türk halk müziğinin en bariz özelliklerinden birisi; yapısında...

Sayfayı Paylaş